Zenginlik başa bela
Nerden çıktı bu mal meselesi, hatırlayalım... Kendileri her ne kadar bu yakıştırmadan rahatsız oluyorlarsa da, kamuo
Nerden çıktı bu mal meselesi, hatırlayalım... Kendileri her ne kadar bu yakıştırmadan rahatsız oluyorlarsa da, kamuoyunda hükümete yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi 23 Ocak günü sürmanşetten 'Unakıtan bombası' başlıklı bir haber yayınladı. Veli Toprak'ın haberine göre Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bir siyasi liderin hesabında 'muazzam' para olduğunu söylüyordu.
Haberde ismi verilmese de, kastedilen kişinin Deniz Baykal olduğu açık seçik belliydi.
Tabii ortalık karıştı. Birincisi, Maliye Baka-nı'nın herhangi bir yurttaşın malvarlığını uluorta açıklaması kanuna aykırıydı. İkincisi, Deniz Baykal hesabında böyle bir para olmadığını, bakanın yalan söylediğini iddia ediyordu.
Bu durum karşısında Unakıtan haberi yalanladı. Yeni Şafak güç durumda kaldı. İki türlü güç durumda kaldı; ya yalan haber yapmışlardı, ki gazetenin 12'nci kuruluş yıldönümünün kutlandığı günlerde büyük itibar kaybı olurdu... ya da haberleri doğruydu ama Başbakan Erdoğan'ın her şart altında sahip çıktığı en gözde bakanını, 'Kemal abi'yi karşılarına almışlardı. Nerden baksanız iki durum da hoş değil!
Sonrası daha hazin.
Sermaye yapısı ve kadrosu itibarıyla hükümete yakın olmasına rağmen, başka birçok gazeteyle mukayese edildiğinde daha nesnel, daha sağduyulu, daha derinlikli bir haber-yorum çizgisi izleyen Yeni Şafak, mal varlığı tartışmasında, deyim yerindeyse sapır sapır döküldü.
***
Başbakan Erdoğan'ın, o malum salı günü AKP grup toplantısında yaptığı ve haber kanallarından canlı yayınlanan meşhur mal varlığı konuşmasını hatırlayacaksınız. Hani şu, CHP'nin dünyada banka sahibi tek parti olduğu.
Atatürk'ünvasiyetnamesini yerine getirmediği vb iddiaları gündeme getirdiği, ama asıl konuya, yani kendi mal varlığına hiç değinmediği konuşmaya...
Benim kişisel kanaatim, o konuşma Başbakan Erdoğan'ın siyasi hayatı boyunca yaptığı en zayıf konuşmaydı. Adeta köşeye sıkışmış, demagoji yaparak çıkış arayan, ama bunu yaparken hamasetle karışık belden aşağı vurma üslubunu öne çıkaran bir görüntü verdi. İnsana, "galiba kendi mal varlığıyla ilgili bir sıkıntısı var" diye düşündüren bir konuşma...
Zaten ertesi gün, bu konuda Erdoğan'ı eleştiren tüm çevrelerin ağzı kulaklarındaydı. Ma-şetler, yorumlar, Başbakan'ın bu kez fena çu-valladığı noktasında mutabıktı.
Ama Yeni Şafak ne yaptı? Sekiz sütuna manşet: 'Mal varlığı resti'. Altında Erdoğan'ın alnının terini silerken bir fotoğrafı. Uzun uzun yazmayayım; güya Erdoğan CHP'yi köşeye sıkıştırmış, gelin sadece siyasetçilerin değil, herkesin mal beyanlarını şeffaflaştıralım demiş falan filan... Haberin içini üç de köşe yazısı süslüyor: Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu ve Mehmet Ocaktan.
Koru ve Bayramoğlu, aynı açıdan bakmışlar meseleye... Mal varlığı tartışmaları yersizdir, siyasi sistemi zedeler! (Haydi Fehmi Koru neyse de, Ali Bayramoğlu'nun Başbakan Erdoğan'ın mal varlığı meselesine buradan bakması, üzücü. Bütün diyeceğin bundan ibaretse bari yazma diyesi geliyor, insanın...)
Gazetenin Genel Yayın Koordinatörü Mehmet Ocaktan'ın yazısı ise evlere şenlik! Ocaktan, Deniz Baykal'ı bu tartışmanın içine kim sü-rüklediyse yanlış yapıyorlar, bu işten onlar zararlı çıkar, diyor... Pes doğrusu! Kendi gazeten 'Unakıtan bombası'diye manşet atıyor, malvarlığı meselesi gündeme giriyor, Baykal'ı bu tartışmanın içine kim itti diye yazı yazıyorsun. •**
Takip eden günlerde de durum farklı değildi. Önce Baykal'ın mal varlığını açıklamaktan kaçtığını manşet yaptılar, Baykal açıklayınca bu kez eşinin mal varlığını gizlediğini iddia ettiler vb. Köşelerde yazılanlara girmeyeceğim. Onlar da benzer bir minval üzre sürüp gidiyor.
Yeni Şafak,esasen kendi başlattığı tartışmanın altında kaldı. Bizler de bir kez daha gördük ki, bu ülkede bağımsız gazeteciliğin sınırları, iktidarla kurduğun ilişkinin sınırları kadardır. Önce tükürdüğünü yalatırlar, sonra zevahiri kurtarmak için çırpınır durursun. İçlerinden bir kişi de çıkıp, "Yahu ne var bunda, Başbakan'ın mal varlığı niye sır olsun, açıklasın ve bu konu kapansın. Diğerleri açıklayamazsa, bu da onların ayıbıdır" diyemedi.
Bitirirken bir noktanın altını çizmek isterim. Siyasi parti lider ve yöneticilerinin kişisel mal varlıklarını açıklamaları beni zerre kadar tatmin etmez. Sizi de etmemeli. Beni ilgilendiren, sadece onların servetleri değil, eşlerinin, kardeşlerinin, çocuklarının mal varlığı... Mesut Yıl-maz'ın mal varlığını bilmenin bir anlamı olur muydu, Turgut Yılmaz'ınkini bilmeden...
Öyleyse, Erkan Mumcu'nun aynı zamanda 'kasası' olan kardeşi Mustafa Mumcu'nun, Mehmet Ağar'ın kardeşi Yunus Ağar'ın, Tayyip Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan'ın mal varlıkları da açıklanmalı... Zaman içinde nasıl bir seyir izlediğini bilmeliyiz. Eşlerinin ve çocuklarının da... Tabii servetlerinin kaynağını da açıklamak zorundalar. Diğer türlüsü palavra!


