<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><channel><title>BirGun.net</title><link>https://www.birgun.net</link><description>Birgün Gazetesi resmi internet sitesi. Gündemden en son haberler, yazar yazıları, yorumlar ve röportajlar.</description><language>tr-TR</language><ttl>5</ttl><lastBuildDate>Sun, 15 Mar 2026 08:15:45 +0300</lastBuildDate><image><title>BirGun.net</title><url>https://static.birgun.net/images/birgun-logo-dark.png</url><link>https://www.birgun.net/rss/home</link></image><atom:link rel="self" type="application/rss+xml" href="https://www.birgun.net/rss/home"/><item><title><![CDATA[Barış Akademisyenleri’nin iadesine kapı aralandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/baris-akademisyenlerinin-iadesine-kapi-aralandi-699644</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/baris-akademisyenlerinin-iadesine-kapi-aralandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/baris-akademisyenlerinin-iadesine-kapi-aralandi-699644</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Danıştay 5. Daire, barış akademisyenlerine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olmadığı yönündeki önceki yorumları fiilen ortadan kaldıran bir içtihat oluşturdu. Geniş heyetle yapılan değerlendirmede, AYM kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu vurgulanırken ihraç akademisyenlerin göreve dönüşünü engelleyen istinaf mahkemesi kararı bozuldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Danıştay 5. Daire, barış akademisyenleri hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcı olmadığı, ihraç akademisyenlerin göreve dönemeyeceği yönündeki hükmünü bütünüyle etkisiz kılan bir içtihat oluşturdu. </p>
<p>Daire, 5 ay arayla daireden aynı konuda iki farklı karar çıkması nedeniyle geniş heyetle toplanarak konuyu görüştü. </p>

<p>T24’ün haberine göre, başkan ve yedi üyenin katıldığı müzakerede, istinaf mahkemesince mesleğe dönmesi yerinde bulunmayan ihraç akademisyen hakkındaki karar bozuldu. Çoğunluk oyuyla alınan kararda, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasının zorunluğu olduğu vurgusu yapılarak, sadece bildiriyi imzalayanların mesleğe dönüşleri konusunda artık farklı bir yorum yapılmasına ihtiyaç olmadığı vurgulandı. </p>
<p>Kararda, devlete sadakat yükümlülüğü ve örgütlere iltisak konusunda ilginç bir değerlendirme yapılarak, AYM kararlarına uyulmaması örneği verildi ve AYM kararlarına uyulmamasının devlete sadakat yükümlülüğüne aykırı bir davranış olsa da örgüt ve yapılarla iltisak anlamı taşımadığı vurgulandı.  </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 08:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Rahimden rejime sorgulama]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/rahimden-rejime-sorgulama-699643</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/rahimden-rejime-sorgulama.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/rahimden-rejime-sorgulama-699643</guid><category>Kültür Sanat</category><description><![CDATA[Ankara Devlet Tiyatrosu’nun ‘Doğum’ oyunu siyasi iktidarın beden üstündeki tahakkümünü sorguluyor. Kadın bedeni distopik metnin merkezine yerleşiyor .]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tuğçe Çelik </strong></p>
<p>İranlı yazar Mahana Narimani’nin kaleme aldığı Doğum, Ankara Devlet Tiyatrosu repertuvarında distopik bir kurgu üzerinden güncel nüfus ve aile politikalarını tartışmaya açan çarpıcı bir metin olarak öne çıkıyor. Türkçeye Arezou Nosouhi ve Aslı Önal çevirisiyle kazandırılan, Cem Sel’in rejisini üstlendiği tek perdelik oyun yaklaşık 45 dakikalık süresine rağmen yoğun bir deneyim oluşturuyor. Yapım, Ankara’daki temsillerinin yanı sıra özel bir gösterimle Mecidiyeköy Büyük Salon’da da sahnelendi. Sahnenin ortasına konulmuş bir havuzun içerisindeki dört hamile kadın, videoların döndüğü ekranlar, 360 derecelik seyirci yerleşimiyle izleyiciyi kuşatan eser, bugünün siyasi iktidarının doğum politikalarıyla ilişkisini sorgulamaya açıyor. </p>

<p>Sahnede hamile kadınları Cansunur Şimşek, Didem Aygün, Gizem Eskiduman ve Çilem Avunç Sağlam canlandırırken, otoriteyi temsil eden karaktere Derya Keyf hayat veriyor. Eser, doğum sürecini biyolojik bir olay olmaktan çıkarıp yönetsel bir prosedüre dönüştüren bir sistem tasviri kuruyor. Hamileliğinin son evresindeki kadın karakterler, kapalı ve denetimli bir değerlendirme sürecinden geçirilirken sahnedeki gerilim ideolojik bir zemin de kazanıyor. Böylece metnin merkezine şu soru yerleşiyor: Yaşamın başlangıcına ilişkin karar bireye mi, aileye mi, devlete mi, yoksa bir üst kurula mı aittir? </p>
<h2>‘ÜÇ ÇOCUK’ SÖYLEMİ</h2>
<p>Oyunun kurduğu distopik yapı Türkiye’de son yıllarda güçlenen doğurganlık ve aile merkezli politik söylemlerle birlikte düşünüldüğünde daha katmanlı bir anlam kazanıyor. AKP iktidarı döneminde sıkça dile getirilen “üç çocuk” çağrıları ve “Aile Yılı” vurguları, üremeyi ve aile yapısını kamusal hedef alanına yerleştiren bir söylem kuruyor. Bu dil doğrudan hukuki bir zorunluluk üretmese de makbul aile, makbul ebeveynlik ve makbul gelecek tasavvurunu tanımlayan güçlü bir yönlendirme yaratıyor. </p>
<p>Doğum, tam da bu norm üretiminin ileri bir aşamasını, yani normun ölçme ve eleme mekanizmasına bağlanmasını distopik bir büyütme tekniğiyle sahneye taşıyor. Teşvikten denetime uzanan hattın sertleşmiş bir modelini kurarak güncel sloganların kendisini değil, o sloganların dayandığı yönetim mantığını tartışmaya açıyor. </p>
<h2>KAMUSAL MESELE</h2>
<p>Oyun, politik tiyatronun klasik sorusunu yeniden hatırlatıyor: İktidar yalnızca yasalarla mı işler, yoksa bedenlerin ve hayatların yönetimi üzerinden mi kurulur? Yani devletin yalnızca toprakları değil, nüfusu; yalnızca hukuku değil, yaşamın kendisini yönetmeye yönelmesi mümkün müdür? Doğum tam da bu kırılma noktasını sahneye taşır: Rahim bir anda kamusal bir meseleye dönüşür. </p>
<p>Bu açıdan bakıldığında oyun yalnızca bir distopya anlatısı değildir; aynı zamanda beden politikaları üzerine kurulu bir düşünce deneyidir. Kadın bedeni, sahnede hem biyolojik hem siyasal bir alan olarak görünür hâle gelir. Karakterlerin karşı karşıya kaldığı prosedürler yalnızca bireysel bir kaderi değil, iktidarın yaşam üzerindeki tasarruf iddiasını da temsil eder. </p>
<p>Rejide tercih edilen kapalı alan hissi, konuşma ritmi ve kesintili karar anları bireyin sistem karşısındaki pazarlık gücünü sürekli sorgulatıyor. Soğuk işleyen mekanizma ile kırılgan insan bedeni arasındaki karşıtlık, oyunun hem görsel hem düşünsel omurgasını oluşturuyor. Seyirci açısından ise gerilimi ve bilinmezlik duygusu yüksek bir oyun ortaya çıkıyor. Sahneye yerleştirilen ekranlar ve oyuncuların kurduğu ritim, birden fazla uyaran yaratarak izleyiciyi sürekli tetikte tutuyor. Görsel ve işitsel katmanların üst üste binmesi, sahnedeki gerilimli atmosferi daha da yoğunlaştırıyor. Oyun, bugünün siyasal söylemlerinin cisimleşmiş distopik bir versiyonunu sahneye taşıması bakımından yoğun bir gerilim hattı kuruyor. </p>
<p>Aile ve doğum söylemini kutsal bir toplumsal görev anlatısından çıkarıp politik bir müzakere alanına taşıyan Doğum, 24, 25, 26 ve 28 Mart tarihlerinde Ankara'daki Akün Sahnesi'nde seyircilerin karşısında olacak. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 07:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Krizin faturasını ödemeyeceğiz]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/krizin-faturasini-odemeyecegiz-699642</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/krizin-faturasini-odemeyecegiz.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/krizin-faturasini-odemeyecegiz-699642</guid><category>Çalışma Yaşamı</category><description><![CDATA[Sırma Halı’da 400 işçinin ücret gaspına karşı başlattıkları direnişin 6’ncı gününde konuşan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, talepler karşılanmazsa fabrika önünde çadır kurulacağını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Antep Başpınar’da bulunan Organize Sanayi Bölgesi’nde, tekstil sektöründe yaşanan krizin faturası, işverenler tarafından emekçilere kesiliyor. </p>
<p>Başpınar’da işçi kıyımlarıyla, iş kazalarıyla gündemden düşmeyen Sırma Halı, yeniden ücret gaspıyla gündemde yerini aldı. İki yılı aşkın süredir çalıştırdığı işçilere maaşlarını geç veren ve sefalet zammı dayatan, AKP’ye yakınlığı ile bilinen Hanifi Şireci’nin firmasında, yaklaşık 400 işçinin iş bırakma eylemi 6’incı gününde de sürüyor. İşçilerin örgütlü olduğu BİRTEK-SEN’in (Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, yarına kadar talepler karşılanmaz ise fabrika önüne çadır kurulacağını duyurdu. </p>

<h2>SORUNLAR HER YIL AYNI</h2>
<p>Sırma Halı’nın işçi kıyımı her yıl defalarca eylemler yapılmasına rağmen sürüyor. 2024’ün Kasım ayında bir yıldır zamanında ödenmeyen ücretler nedeniyle işçiler iş bırakmıştı. 2025’in Şubat ayında, Şireci’nin sefalet zammı dayatmasına karşı işçiler üretimden gelen güçleri kullanıp, üretimi durdurmuştu. </p>
<p>Sırma Halı’da sistematikleşen işçi kıyımı hakkında, bölgede uzun zamandır sendikal faaliyetler yürüten Türkmen, BirGün’e değerlendirmede bulundu. Sırma Halı’nın yaklaşık 2,5 yıldır işçilere uyguladığı politikaların değişmediğini, işçilerin 2,5 yılda yaklaşık 10 defa iş bırakma eylemi yaptığını belirten Türkmen, “İşçiler ücretleri geç ödendiği için, zamanında ödenmediği için daha önce de defalarca iş bıraktı. Bu eylemler bazen bir gün sürdü, bazen iki gün, üç gün sürdü. İki yıla yakın bir süredir her ay maaşlar geç ödeniyor” dedi. </p>
<h2>İŞÇİ DEVAMLI OYALANDI</h2>
<p>İşverenin “Gelin çalışın, aylıklarınızı yatıracağız" laflarına işçilerin artık inanmadığını, işçiyi oyaladıklarını söyleyen Türkmen, işçilerin ‘Bizim alacaklarımızı yatırın, tüm alacaklar hesaplara yatmadan kesinlikle çalışmayacağız’ dediğini aktardı. İşverenin günlerdir direnişi bölmeye çalıştığını, mesajlarla, tutanaklarla tehdit ettiğini kaydeden Türkmen, “Fabrikada üç bölüm var, işveren bu bölümleri bölmeye çalışıyor. İşçiler şu ana kadar birliğini bozmadan direnişe devam etti. Bu birlik devam ettiği sürece BİRTEK-SEN olarak bu mücadeleyi sonuna kadar destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı. </p>
<h2>KRİZ BAHANE EDİLİYOR</h2>
<p>“Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Antep’te de tekstil iş kolunda bir daralma ve krizden bahsediliyor. Bu bahaneyle pek çok iş yerinde işçilerin ücretleri geç ödeniyor, zamanında ödenmiyor. Bu kriz, bu daralma meselesi işçilerin ücretlerini, tazminatlarını ve birikmiş alacaklarını ödememenin bahanesi olamaz. Sırma Halı işçilerinin de mücadelesi başarıyla bitene kadar devam edecek” diyen Türkmen, son olarak talepleri sıraladı: “İşçilerin içeride birikmiş ücretlerinin yatırılması, artık bundan sonra işçilerin aylık ücretlerinin zamanında ve gününde ödenmesi, zam farklarının yatırılması ve içeride birikmiş alacaklarının tamamının yatırılarak işçilerin iş başı yapmasını istiyoruz.” </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 07:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[30,5 milyar TL aktarıldı: İktidar, şirketlerin kasalarını aydınlattı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/30-5-milyar-tl-aktarildi-iktidar-sirketlerin-kasalarini-aydinlatti-699641</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/30-5-milyar-tl-aktarildi-iktidar-sirketlerin-kasalarini-aydinlatti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/30-5-milyar-tl-aktarildi-iktidar-sirketlerin-kasalarini-aydinlatti-699641</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Enerji Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin %67’si elektrik şirketlerine aktarıldı. Bakanlığın 2025’teki 45,2 milyar TL’lik harcamasının 30,5 milyar TL’si, “genel aydınlatma faturası” için elektrik şirketlerine ödenen paradan oluştu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Elektrik dağıtım işi 2013 yılında tamamen özel sektöre devredildi. </p>
<p>Elektrik dağıtım şirketleri yıllar içinde kârlarını artırmayı sürdürürken yurttaşlar fahiş faturalarla karşı karşıya kaldı, bakım zafiyetleri yangınlara neden oldu, kamu kaynakları patronlara akıtıldı. </p>

<p>Elektrik dağıtımında özelleştirme, kamunun bütçesini de altüst etti. Özelleştirmelerin ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın bütçesinin büyük bir bölümü elektrik dağıtım şirketlerine gönderildi. </p>
<h2>MALİ YAPI ALTÜST</h2>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na 2025 yılında 45 milyar 292 milyon 163 bin TL ödenek verildi. Bakanlık, 2025 yılı bütçesinin 45 milyar 237 milyon 274 bin TL’sini kullandı. 2025 yılında gerçekleştirilen 45,3 milyar TL’lik harcama, ekonomik olarak sınıflandırıldı. Bakanlığın verilerine göre, 30,5 milyar TL ile en büyük harcama kalemi, “Mal ve Hizmet Alım Giderleri” kalemi oldu. </p>
<p>Enerji özelleştirmeleri nedeniyle mali yapısı altüst olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın, “Mal ve Hizmet Alım Giderleri” harcamalarının detayları da dikkati çekti. Buna göre, 2025 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 30,5 milyar TL’lik mal ve hizmet alım giderinin tamamına yakını, elektrik dağıtım şirketlerine ödenen paradan oluştu. </p>
<h2>KABARIK FATURA</h2>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2025 yılına yönelik mali verilerine göre, sokak ve caddelerin aydınlatılması karşılığında şirketler, kamuya 36 milyar 534 milyon 135 bin TL’lik fatura kesti. Faturanın 30 milyar 379 milyon 143 bin TL’si, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinden karşılandı. </p>
<p>2025 yılında kamudan 36,5 milyar TL aktarılan elektrik dağıtım şirketlerine 2021-2025 döneminde yapılan ödemeler ise yıllara göre şöyle sıralandı: </p>
<p><strong>2021</strong>: 2,9 milyar TL </p>
<p><strong>2022</strong>: 10,4 milyar TL </p>
<p><strong>2023</strong>: 23,6 milyar TL </p>
<p><strong>2024</strong>: 32,5 milyar TL </p>
<p><strong>2025</strong>: 36,5 milyar TL </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 07:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yankee Go Home]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/yankee-go-home-699640</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/yankee-go-home.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/yankee-go-home-699640</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[İran’a saldıran ABD ve İsrail’e tepkiler dünyanın dört bir tarafında sürerken Artvin’deki yürüyüşte de emperyalist saldırganlığa son verilmesi istendi. Eylemde “Halkların nasıl yaşayacağına ABD’den karar verilemez” denildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ </strong></p>
<p>Artvin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etti.</p>
<p>DİSK, KESK, TMMOB, Tüm-Bel-Sen, 78’liler Derneği, SOL Parti, CHP, Halkevleri ve TKP’nin oluşturduğu platform Atapark’ta bir araya gelerek Halitpaşa Kavşağı’na yürüdü. </p>

<h2>İKTİDARI UYARIYORUZ</h2>
<p>Yürüyüşün ardından yapılan açıklamayı platform adına Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş okudu. Açıklamada, “Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez” denildi. Açıklamada, "7 Ekim’den bu yana Gazze’de gerçekleştirilen soykırım, Lübnan ve Yemen’e yapılan bombardımanlar ve Suriye’de sağladıkları rejim değişikliği ile BOP’un gereği olarak emperyalizmin sonsuz çıkarı ve Siyonizm’in yararı amaçlanmaktadır. Bölge halklarının payına ise yıkım, yağma ve ölüm düşmektedir” ifadelerine yer verildi. </p>
<p>Emperyalist müdahaleciliğin tüm bölgeyi ateşe attığının belirtildiği açıklamada şöyle denildi: "Siyasi iktidarı uyarıyoruz. Sakın ola ülkemizi bir oldu bitti ile bu savaşın içine sürüklemeyin. NATO üslerini kapatın. Ülkemizin çıkarı barıştadır. Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez. İran ın geleceğine İran halkı karar verecektir. Bu emperyalist sistemin yarattığı yıkım ve yağmadan, üzerimize yıkılmaya çalışılan karanlıktan çıkış ancak halkların birleşik mücadelesi ile emperyalizm ve onun Siyonist maşasından kurtuluşla mümkündür.” </p>
<h2>BU HİKÂYEYİ BİLİYORUZ</h2>
<p>Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem de şunları söyledi: "Bu hikâyeyi biliyoruz. Bu hikâyenin öncesini de sonrasını da biliyoruz. Amaç, Ortadoğu’daki ulus devletleri parçalamak. Graham Fuller, yani Amerikan emperyalizminin kitabını yazan şahıs da bunu söylemişti. O filmin senaryosu da yıllar öncesinden yazılmıştı. Bugün buna direnenler yarın barışın güvercini olacaklardır. Sizin bildiğinizi size söylemek abesle iştigaldir." Savaş ülkenin pek çok yerinde de çeşitli kurum ve yapılar tarafından da protesto edilmeye devam ediliyor.  </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 06:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yeşilçam, Karaperde: Suphi Kaner’in önlenebilir ölümü]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/yesilcam-karaperde-suphi-kanerin-onlenebilir-olumu-699638</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/yesilcam-karaperde-suphi-kanerin-onlenebilir-olumu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/yesilcam-karaperde-suphi-kanerin-onlenebilir-olumu-699638</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[Suphi Kaner, sinemamızın önde gelen komedi oyuncularından biriydi. Otuz yaşında intiharıyla son bulan kısa yaşam öyküsü, yıldızlığı taşıyamayarak depresyona girmesiyle açıklanıp rafa kaldırıldı. Oysa öyküsünü emek-sermaye çatışması ekseninde okumak pekâlâ mümkün.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ayşecan Ay</strong></p>
<h2>HAMALLIKTAN AKTÖRLÜĞE…</h2>
<p>Suphi Kaner, 1933’te İstanbul’da dünyaya gelir. Babasının erken yaşta vefatı nedeniyle küçük yaşta çalışmaya başlar. Ayakkabı tamirciliği, elektrikçilik, marangozluk gibi işlerin ardından sinemada fındık fıstık satar. Sonraları sinemada yer göstericiliği yapmaya başlar. Eyüp Halkevi’nde sahneye çıkar. Sahne tozunu yuttuktan sonra soluğu Yeşilçam’da alır. Yapım şirketlerinin yazıhanelerinde, film setlerinde çalışmaya başlar. İşin “hamallığını” yaparken işi de öğrenir. </p>
<p>Kaner ilk olarak 1952’de kamera önüne geçer. 1959’da Ender Hanım’la evlenir, Aşkın ve Taşkın adında ikizleri olur. 1960 ve 1961’de onlarca filmde rol alır, ilk başrolünü ise 1962’de Gol Kralı Cafer filminde oynar. Doğal oyunculuk yeteneği ve zengin mimik yelpazesiyle nihayet kendini göstermiş, halk onu bağrına basmıştır. Kaner bununla yetinmeyip filmlerinde senaristlik ve yönetmenlik yapar. Daha da ileri gidip arkadaşı Kadir Savun’la birlikte Azim Film’i kurarak yapımcılığa adım atar. </p>

<p>Aynı dönemde içkiyle arasına mesafe koymak için kendi meşrebince çaba sarf etmektedir. Gazeteye şöyle ilan verir: “Sayın seyircilerim ve meslektaşlarım… 24.11.1961 tarihinden itibaren, on yıldan beri devamlı olarak içtiğim içkiyi, gerek sıhhatim ve gerekse dostlarıma karşı davranışlarımın anormalleşmesi bakımından bıraktım… Bundan böyle, her kim beni içki içerken veya içkili görürse kendilerine tarafımdan 1000 TL’sı ödenecektir. Hürmetlerimle.”  </p>
<h2>DİZGİNSİZ BÜYÜME</h2>
<p>Bu sırada devlete göre sinema yalnızca vergi alınacak ve sansürlenecek bir alandır. Böylece sektör, para kazanmaktan başka bir amaç gütmeyen sermayenin insafına bırakılır. Ülke dağıtım bölgelerine ayrılır; seyircinin beklentileri gişeyi, gişe hasılatı ise bölge işletmecilerinin yapımcılardan talep ettiği filmleri belirler. Filmler bu siparişler üzerine çekilir; hangi “formül” tutarsa para getirmeyene dek tekrarlanır. Bu süreçte rağbet gören, dolayısıyla sürekli film çeken oyuncular yıldızlaşır. Bir yandan hayran kitleleri oluşur, bir yandan kaşeleri yükselir. </p>
<h2>SENDİKA: “FİLM OYUNCULARI GİREMEZ”</h2>
<p>Devlet, sinemadaki çalışma koşullarını düzenlemeye uzun yıllar yanaşmaz. Hiçbir iş kanununa tabi olamayan sinema oyuncuları serbest çalışan gibi kendi sigortalarını kendileri öderler. Başlarına bir şey geldiğinde yapımcı sorumluluk kabul etmez. Güvencesizdirler. Yıllar içinde örgütlenme girişimleri elbette olur, ancak bu örgütlerin üyeleri ya salon işletmecileri, yapımcılar ve film ithalatçıları ya da teknisyenlerdir. </p>
<p>1958’den itibaren sahneye Prodüktörler Cemiyeti girer. Yapımcıların kurduğu ve 1960’larda sektördeki iktidarını genişletme savaşına giren, fakat gücü bölge işletmecilerine yetmediğinden oyuncuları hedef alan bu birlik, özellikle 1963’e damgasını vuracaktır.  </p>
<h2>1963 YAZI</h2>
<p>Birlik 22 Haziran 1963’te, bir film yıldızının yılda en fazla altı filmde oynayabileceğini buyuran bir açıklama yayımlar, çok geçmeden yıldız sistemini eleştiren bir başka açıklama yaparlar. Film bütçesinin çoğunun yıldızların ücretine ayrıldığını, bu nedenle filmlerin kalitesinin düştüğünü öne sürerler, ancak Nijat Özön’e göre bu dönemdeki yüksek yapım maliyetlerinin başlıca sebebi yıldız oyunculara ödenen paralar değil, “kervan yolda düzülür” anlayışıyla iş yapma, diğer bir deyişle çekim senaryosu veya iş takvimi olmadan iş yapılmasıdır.  </p>
<p>Yapımcılar bu kaçak dövüş iktidar mücadelesinde güç gösterisi yapmak için Suphi Kaner’i seçer. Kaner ibret teşkil edebilecek kadar büyük bir yıldız; daha önce intihar girişiminde bulunduğu ve alkol sorunu bilindiği, ayrıca alt sınıftan geldiği için, cemiyet nazarında küçük ve kolay bir lokmadır. Meşum 1963 yazında Pesen Film’in sahibi Nevzat Pesen, Kaner’i cemiyete şikâyet eder: “Aktör Suphi Kaner, Pesen Film Şirketi ile akd ve imza ettiği 14.7.1963 tarihli mukavelesinde oynamayı kabul ettiği rolü filmin yarısında filmi bırakarak film şirketini maddi, manevi zararlara sokmuş ve anlaşma için Pesen Film’den bir miktar da para almıştır. Bu meseleden doğan ihtilafı halletmek için idare kurulumuzun yapmış olduğu mükerrer davetlere de icabet etmemiştir. Bahis konusu ihtilaf halledilinceye kadar aktör Suphi Kaner’e iş verilmemesini rica ederiz”. [Ender Hanım, eşinin hiçbir görüşme daveti almadığını söyleyecektir.] </p>
<p>Suphi Kaner’den, kadınları röntgenleyen Pencere Cemil adlı bir karakteri oynaması istenmiştir. “Beni ‘röntgenci’ rolüyle seyircilerimin karşısına çıkarmak istediler. Onu fark edince terk ettim. Beni seven seyircilerimin hanımlarına ben kötü gözle asla bakamam. Rol bile olsa bakamam” diyen Kaner’in açıklaması bugünden bakıldığında pek fazla anlam ifade etmeyebilir. Dolayısıyla söz konusu dönemde Yeşilçam seyircisinin oyuncular ile oynadığı rolleri özdeşleştirdiğini akılda tutmakta fayda var. Peki madem bu karakteri oynamak istemiyordu, en başta film sözleşmesini neden imzaladı? Rolü sözleşme aşamasına gelmeden reddetmemiş olması, Nijat Özön’ün eleştirisiyle örtüşür niteliktedir. Muhtemelen sözleşme imzalanırken ortada bir senaryo yoktu ve Kaner, oynaması istenen rolü belki de bilmiyordu.  </p>
<p>Cemiyet, bu açık boykot çağrısından sonra üyelerine bir yazı daha göndererek Kaner’e filmlerinde rol vermemelerini ve 1 Eylül itibariyle, Kaner’in rol aldığı hiçbir filmi sinemalarında göstermemelerini ister. </p>
<p>Suphi Kaner 24 Ağustos’ta elinde bu son açıklamayla yürürken arkadaşı Afif Yesari ile karşılaşır. Yesari onu evine davet eder, akşam birlikte yiyip içerler. Kaner, “Beni öğlen 12’den önce uyandırmayın” diyerek 11’de yatmaya gider ve üç kutu Nembutal içerek intihar eder. Durum öğlen fark edilip hastaneye kaldırılsa da 25 Ağustos akşam saatlerinde yaşamını yitirir. 27 Ağustos’ta Şişli Camii’nden kalkan cenazesi protestolara sahne olur. Cenazenin ardından, Orhan Günşiray, Göksel Arsoy gibi rol arkadaşları seslerini yükseltir; kadın oyuncular istismar ifşalarında bulunur. Ne var ki bu cesurca isyanların soluğu uzun olmaz, devran dönmez.  </p>
<h2>NEYİN BEDELİ?</h2>
<p>Sinema emekçilerinin çalışma koşullarına yönelik eleştirilerini sindirmeye çalışan cemiyet esasen dernek statüsündedir ve sahip olmadığı bir güç dayatmaya kalkışmıştır. Mimlediği oyuncuları görüşmeye çağıran, kendinde soruşturma ve cezalandırma hakkı gören cemiyet hukuka tamamen aykırı bir şekilde insanları çalışma hakkından mahrum edecek kadar ileri gitmiştir. </p>
<p>Suphi Kaner 1961 yılında Sinema dergisine verdiği bir röportajda, bir önceki sezonda yirmi sekiz filmde rol aldığını, bu filmlerin bir kısmında gece gündüz demeden çalışmaya zorlandığını, başkalarının hayatını canlandırırken kendi hayatını ihmal ettiğini ve bu durumun ona ruhsal olarak zarar verdiğini anlatır. Öyle görünüyor ki yapımcıların oyuncuları istismar ettiklerine dair eleştirilerini dile getirmesi, bununla kalmayıp kendi yapım şirketini kurması onu iyice hedef tahtasına koymuştur. </p>
<p>Suphi Kaner’in kısa yaşam öyküsü ve önlenebilir ölümü, son dönemde yayımlanan kıymetli araştırmalar sayesinde karanlıkta kalmaktan, resmî söylemden devşirilen kılıfı içinde örtbas edilmekten nihayet kurtuluyor.  </p>
<p>Yazının uzun versiyonu ZeplinArt Dergisi’nin Ağustos 2024 tarihli 7. sayısında yayınlanmıştır. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 06:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Havalanmak keyfî, iniş mecburidir” | Uçan Köfteci ve Kurtuluş üzerine]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/havalanmak-keyfi-inis-mecburidir-ucan-kofteci-ve-kurtulus-uzerine-699637</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/havalanmak-keyfi-inis-mecburidir-ucan-kofteci-ve-kurtulus-uzerine.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/havalanmak-keyfi-inis-mecburidir-ucan-kofteci-ve-kurtulus-uzerine-699637</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[Uçan Köfteci’de gündelik hayatın akışında varlığı her zaman duyumsanan devletin Kurtuluş’taki düşük rütbeli ve belli belirsiz tezahürü filmin odağının kardeş kavgası, iktidar savaşı ve insan psikolojisi olması ile açıklanamıyor. Buna ikna olsak bile sorun bitmiyor, çünkü Emin Alper’in bir önceki filmi Kurak Günler’in hikâyesini besleyen, anlatının gücünü oluşturan rüyalarla, sanrılarla bezeli gergin atmosferi de Kurtuluş’ta yalnızca atmosfer olarak kalıyor ve bir şeyhin yükselişini temellendirmeye yetmiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ece Vitrinel</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta vizyona üç bol ödüllü yerli film birden girdi.</p>
<p>Altın Portakal’dan yedi ödülle dönen Seyfettin Tokmak’ın Tavşan İmparatorluğu, dünya prömiyerini Rotterdam Film Festivali’nde yaptıktan sonra katıldığı festivallerde özellikle oyuncusu Nazmi Kırık’ın performansıyla öne çıkan Rezan Yeşilbaş’ın Uçan Köfteci’si ve Emin Alper’in Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ile ödüllendirilen Kurtuluş’u. Son ikisi üzerine birkaç kelam etmek isterim.  </p>

<h2>“UÇMADAN ÖNCE UÇMAYI ÖĞREN”</h2>
<p>Kısa filmi Sessiz ile 2012 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü kazanan Rezan Yeşilbaş ilk uzun metrajının hikâyesini Diyarbakır’da seyyar köftecilik yapan Kadir Arslan’ın gerçek hayattaki uçma tutkusundan esinlenerek oluşturmuş. Fakat film 6 Şubat depremlerinde ailesiyle birlikte ölen Kadir Arslan’ın gerçek hikâyesi değil.</p>
<p>Yeşilbaş bu gerçek hikâyeyi belgesele de dönüştürmeye hazırlanırken Uçan Köfteci’nin Kadir’i, Kadir Arslan’ın ismini, mesleğini ve uçma tutkusunu ödünç almış kurmaca bir karakter olarak kendi hikâyesini yaşıyor. Fakat ne mizahi unsurlarla örülü bu hikâye tek bir kişinin takıntısından ibaret, ne de Kadir’in uçma hayalinin sıkıntı yarattığı tek adres aşkla bağlı olduğu karısı Azize.   </p>
<figure class="image"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/havalanmak-keyfi-inis-mecburidir-ucan-kofteci-ve-kurtulus-uzerine.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Rezan Yeşilbaş’ın Uçan Köfteci’si.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>Mizah ve aşk demişken köfteci Kadir’in Gülen Gözler’in Fikret’e aşık Vecihi’sine benzer bir karakter olmadığını da hatırlatayım. Sophie’nin Dünyası’nı okuyup hayatı değişen, uçmadan önce uçmayı öğrenme girişimini Nietzsche’den alıntıyla temellendiren, okuyan, sorgulayan Kadir çok farklı tonda bir filmin, faili meçhul cinayetleri konu alan Gelecek Uzun Sürer’in (Özcan Alper, 2011) korsan film satıcısı Ahmet’i andırıyor daha çok. DVD’lerini bavulda taşıyan, bisikletle dolaşan, geçmişinden uzaklaşmak, yersiz yurtsuzlaşmak isteyen Ahmet gibi seyyar köfteci de hareket halinde. Derin film kültürüyle “CİNAMED” olarak tanınan ve Diyarbakır Sinematek temsilcisi olarak tanıtılan Ahmet çayhanede düzenli toplu gösterimler düzenleyip yakın çevresine de kimi zaman işkence olarak algılanacak ölçüde kendi zevki doğrultusunda filmler izletirken, Kadir belki daha az insanı bilgisi ve sorularıyla darlıyor, hatta derdinden anlayacak birkaç kişi de buluyor ama o da “gereksiz” bulunan okumaları ve “uyumsuz” addedilen huyları ile çevresinin dalga konusu oluyor. Ahmet’i evinde, filmin genç yan karakteri Kuto ile birlikte Angelopuolos’un Ulis’in Bakışı’nı izlerken gördüğümüz sahnede şöyle der Kuto: “Ya Ahmet abi bu ne zulüm! Gitmemi istiyorsan giderim.” Köfteci Kadir ailesinin çekirdek bölümüyle mutlu olduğu evinden gitmek istemese de uzaklaşmak istediği şeylerin neler olduğunu kavrıyoruz hızlıca. Yeşilçamvari ve pek de güçlü olmayan yan hikâye filmin biraz ayağına dolansa da fark etmiyor. Muhafazakâr aile örgütlenmesi, ranta dayalı kentsel dönüşüm, nefes aldırmayan kontroller, sadece uçmanın yasak değil paraşütün renginin de sorun olduğu bir coğrafyayı ardında bırakmaya çalışıyor Kadir.  </p>
<p>Uçan Köfteci bu yönüyle sinema tarihimizin en nevi şahsına münhasır filmlerinden Kutluğ Ataman’ın 2009 tarihli Aya Seyahat’ini de çağrıştırıyor. Parodik bir sahte belgesel olan Aya Sehayat’te gerçek uzmanlar 1957’de Erzincan’ın bir köyünde cami minaresinden yaptıkları roketle aya gitmeye çalışan köylülerin bu yolculuğu nasıl tasarlamış ve bu uğurda neler yaşamış olabileceklerini yorumlar. Kadir’in pek de güven vermeyen paramotorundan çok da farklı olmayan minarenin etrafında köy enstitülerinden Sputnik’e, muhafazakarlık, modernleşme, köksüzleşme, göç, sınıf ayrımı ve küreselleşmeye dair bir anlatı örülür. Coğrafya kader olmadığı gibi uçma arzusu ve ihtiyacı da bireysel değildir. Gerçek dünya, içinde yaşanılan dönem o kadar gayriinsanidir ki biraz da delirmek, uçmak gerekir. Fakat Aya Sehayat’te bir havacılık uzmanının hatırlattığı gibi maalesef “havalanmak keyfî, iniş mecburidir.” Biz de bu pasla bastığı topraktan özgürleşmeye çalışanların değil toprağı ele geçirmeye çalışanların hikâyesinin anlatıldığı Emin Alper’in Kurtuluş’una dönelim.   </p>
<h2>KURTULUŞ NEREDE?</h2>
<p>Emin Alper’in beşinci uzun metrajı Kurtuluş iki aşiret arasındaki toprak çatışmasını konu alan bir gerilim. Korucu Hazeran aşiretinin yıllar önce terk etmek zorunda bırakıldıkları köylerine geri dönen Bezarilerle girdiği mücadelenin seyri ise Hazeran aşiretinde iki kardeş arasında yaşanan iktidar mücadelesinin kazanına bağlı. Yeşilbaş gibi Alper de filminde gerçek bir olaydan yola çıkarak kurmaca bir hikâye anlatmış. Ve filmin Berlin Film Festivali’ndeki prömiyerinden itibaren gelen Kürt temsiline ve iki Kürt köyü arasında yaşanılanların bağlamından kopartılıp Habil ile Kabil çatışmasına indirgenmesine dair eleştirileri Alper tam da bu eksende karşılıyor, herhangi bir coğrafyada geçebilecek evrensel bir hikâye anlatmaya çalıştığını, cevabını aradığı şeyin bir insan topluluğunun başka bir insan topluluğuna en canavarca şeyleri nasıl yapabildiği sorusu olduğunu belirtiyor. Peki bu gerçekten mümkün mü?  </p>
<p>Nurdan Gürbilek’in “tekil anın çözümlemesinden bütünün kristalini keşfetmek” diyerek çok zarif bir şekilde tanımladığı gibi mikrodan bütüne gitmek her zaman mümkündür ve sinema da bunu yapma konusunda oldukça mahir. Fakat Kurtuluş’a dönersek, nasıl seyyar köfteci Kadir’in ayaklarını kesmek istediği toprak herhangi bir coğrafyada değilse ve burada uçmaya çalışmak başka yerde uçmaya benzemiyorsa, bir köyde korucu olarak kalmış ve zorunlu olarak göç edenlerin arazilerine yerleşmiş bir aşiretin içindeki iktidar kavgası da herhangi bir coğrafyada geçmiyor. Uçan Köfteci’de gündelik hayatın akışında varlığı her zaman duyumsanan devletin Kurtuluş’taki düşük rütbeli ve belli belirsiz tezahürü filmin odağının kardeş kavgası, iktidar savaşı ve insan psikolojisi olması ile açıklanamıyor. Buna ikna olsak bile sorun bitmiyor, çünkü Emin Alper’in bir önceki filmi Kurak Günler’in hikâyesini besleyen, anlatının gücünü oluşturan rüyalarla, sanrılarla bezeli gergin atmosferi de Kurtuluş’ta yalnızca atmosfer olarak kalıyor ve bir şeyhin yükselişini temellendirmeye yetmiyor. Paranormale fazlaca yaslanıp bağlamı da ortadan kaldırdığınızda geriye kalan, bir grup insanın (bize söylendiği için kimler olduklarını biliyoruz) başka bir grup insana (onların da kim olduklarını biliyoruz) kadınların da kışkırtmasıyla yaptığı korkunç şeyler oluyor, bu korkunçluğun nedenlerine dair bir fikir ya da hissiyat değil. Gerçeküstüne başvurup toplumsal gerçekliğe dair bir şey söylemeyi birkaç gün sonra verilecek Oscar’larda aday olduğu kategorilerden pek azından ödülle döneceğini tahmin ettiğimiz Sinners başarıyor oysa. Emin Alper’in de huzursuzluğun filmini yapmakta çok başarılı bir yönetmen olduğuna şüphe yok. Kurtuluş her şeye rağmen güçlü girişi, temposu ve bu gergin atmosferi ile kendini izletiyor. Hâlâ vizyondayken sinemada izleyiniz. Geçen hafta vizyona giren Uçan Köfteci bu hafta İstanbul’da hiçbir salonda gösterilmiyor. Buna katılmayanlar da olacak biliyorum ama sinemamızın kurtuluşu biraz da bu filmlerin salonlarda izlenmesinden geçiyor. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 06:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Savaşın seyri 72 saatte değişti]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/savasin-seyri-72-saatte-degisti-699635</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/savasin-seyri-72-saatte-degisti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/savasin-seyri-72-saatte-degisti-699635</guid><category>BirGün Pazar</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yusuf Tuna Koç</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın 16. gününü geride bıraktık. Doğrudan Hamaney başta olmak üzere İran’ın üst düzey liderlerine yönelik suikast operasyonunun ardından İran bölgedeki Amerikan üslerini ve İsrail’i vurarak karşılık verdi.</p>
<p>Gelinen noktada ise müzakere sürecinde son derece tavizkar olan İran, savaşı sürdürme konusunda daha kararlı bir hale gelirken, Washington’un ise soru işaretlerinin arttığı konuşuluyor.</p>

<p>Üstelik, tüm dünya kamuoyunda ABD-İsrail’in emperyalist saldırganlığına tepkiler tırmanarak büyüyor. 7 Ekim’den bu yana soykırımla, işgalle, suikast ve darbelerle önü alınamaz biçimde ilerleyen emperyalizmin maskesi her gün biraz daha düşerken, İran’da bu kez sahada da işler yolunda gitmiyor. </p>
<p>ABD-İsrail’in İran’a müdahalesini, emperyalist saldırganlığın ekonomi politiğini, İran toplumunun yaklaşımını, Kürt grupların durumunu ve Türkiye’de iktidarın tavrını; uluslararası ilişkiler öğretim üyesi Mehmet Ali Tuğtan ile konuştuk. </p>
<p><strong>28 Şubat’ta başlayan ve bugün 14. gününe giren savaşta gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? ABD’nin artık savaştan çıkmak istediğine dair çeşitli kulisler var. Sizce savaş uzayacak mı, yoksa doğrudan sonuç alacak bir müdahaleye mi dönüşecek? </strong></p>
<p>İsrail’in niyetiyle ilgili bir soru işareti yok ama ABD’nin niyeti konusunda var. Bu savaşı başlatan ve nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın kârlı çıkacağını hesaplayan taraf İsrail. Ancak ABD açısından durum farklı. ABD için bu savaş kendi savaşı değil. Stratejik planlama açısından kötümser, gerçekçi ve iyimser senaryoların hangisinin Amerikan çıkarlarına hizmet edeceği konusunda, en azından Trump ya da yönetimi düzeyinde bir netlik olduğunu düşünmüyorum. ABD bu savaşa müdahil olarak göğüslediği zararlara değecek bir karşılık elde edecek mi? Bu sorunun cevabı Amerikan tarafında net değil. İyimser senaryo şuydu: İlk 72 saatte yapılacak bir “kafa koparma harekâtı” başarılı olursa kârlı çıkılacaktı. Bu olmadı. Başarısız olunca şimdi bu işten çıkmanın yollarını arıyorlar. Dolayısıyla ABD mümkün olduğu kadar hızlı biçimde, daha fazla zarar görmeden bu savaştan çıkmak istiyor. </p>
<p><strong>ABD’yi doğrudan savaşa iten ana sebep neydi? İsrail’in zorlaması mı? </strong></p>
<p>İsrail, savaşa girmeden önce Amerikan tarafını ilk 72 saat içinde başarılı olacak bir “kafa koparma operasyonuna” (decapacitation) inandırdı. Bu başarısız olduğu andan itibaren Amerikan tarafında tereddüt ve plansızlık gözlemleniyor. Günlük olarak savaş amaçlarına ilişkin farklı açıklamalar yapmaları tesadüf değil. İsrailliler Amerikalıları bu işin Venezuela’daki gibi kolay halledileceğine inandırdılar. Bu aslında Ukrayna’da savaşa girerken Putin’in yaptığı hataya benziyor. “72 saatte Kiev’i alırım, rejimi değiştiririm” diye düşündü ama olmadı. Sonuçta yıllardır süren bir savaşa dönüştü. </p>
<p><strong>ABD savaştan çekilebilir mi? </strong></p>
<p>İran’ın şu anda “kaybet-kaybet” savaşına razı olmuş görünmesi ABD’yi zorluyor. 12 Gün Savaşı sırasında İran’ın altyapısının tahrip olması ve ekonomik kayıplar nedeniyle barış zemini oluşmuştu. Ancak şu anda İran “sonuna kadar savaşırız, müzakere etmeyiz” diyor. </p>
<p>İkinci zorluk şu: İsrail savaş uzadıkça İran’a daha fazla zarar verdiği için kârlı çıkıyor. Bu nedenle İsrail savaşın hemen bitmesini istemiyor. Trump ise panik halinde bu işten nasıl çıkacağını hesaplıyor. </p>
<h2>İRAN SURİYE’DEN FARKLI</h2>
<p><strong>Savaş öncesi müzakere sürecinde çok daha ılımlı ve tavizkar bir İran vardı. Bugün ise “kaybet-kaybet” savaşına zorlayacak noktaya nasıl gelindi? İran’ın tavrı neden değişti? </strong></p>
<p>İlk 72 saatte yapılan “kafa koparma” girişiminin İran tarafında yarattığı ciddi ve haklı bir öfke var. Diplomatik müzakereler sürerken, görüşmeye çağrılan devlet adamlarının hava saldırısıyla öldürülmesi uluslararası hukukun hiçbir yerine sığmaz. Ölenler sıradan görevliler değil, ülkenin en üst düzey isimleri ve dini lideri hayatını kaybetti. Bu İran’da çok büyük bir öfke yarattı. </p>
<p>İkinci olarak, bu operasyon başarısız olunca İran tarafı savaşı belli parametreler içinde sürdürebileceğini ve kayıpları absorbe edebileceğini gördü. Buna karşılık ABD’ye ve Körfez müttefiklerine kabul edemeyecekleri bedeller ödetebileceğini fark etti. Bu noktadan sonra savaşla ilgili bütün hesaplamalar değişti. </p>
<p><strong>Savaşın başından itibaren İran içindeki Kürt örgütlerinin müdahil olacağı, ABD’nin bu seçeneği değerlendirdiği iddiaları vardı. Son bir haftada ise Duran Kalkan, Murat Karayılan gibi isimler buna karşı açıklamalar yaptı, sahada da bir hareketlilik olmadı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? </strong></p>
<p>Beş Kürt grubunun ortak mücadele açıklaması ve CIA’nin bu grupları eğitip donattığına dair iddialar var. Bu tür opsiyonlar ancak ilk 72 saatte hedefledikleri operasyon başarılı olur ve İran içinde genel bir kaos çıkarsa anlamlı olurdu. İran gibi 100 milyona yakın nüfusu olan, ciddi bir konvansiyonel ordusu ve Devrim Muhafızları bulunan bir ülkeyi, dışarıdan sızacak gruplarla yerinden etmek lojistik olarak mümkün değil. Dolayısıyla bu opsiyon, ilk aşama başarısız olunca anlamını yitirdi. Kürt gruplar da kendileri için intihar görevi olacak bir işe girmek istemiyorlar. </p>
<p><strong>Türkiye’ye röportajı yaptığımız saat itibariyle üçüncü kez roket düştü. Milli Savunma Bakanlığı sakin bir açıklama yaptı. Bu durumun tekrar eden bir hale gelmesi bir provokasyon mu, öyleyse kaynağı sizce hangi taraf? </strong></p>
<p>İran’ı rasyonel bir aktör olarak varsayarsak Türkiye’yi savaşa çekmek İran açısından akıl dışı olur. İran da çeşitli kanallardan Türkiye’yi savaşa çekmek istemediğini ifade ediyor. Bu nedenle Türkiye’ye düşen füzelerin merkezi hükümetin doğrudan iradesiyle atılmadığını varsayıyoruz. Ancak bir olur, iki olur, üç olur; bu devam ederse Türkiye’nin tavrı değişir. İran’ın bu tür olayları engelleme sorumluluğu var. Aksi takdirde Türkiye kendi savunma önlemlerini almak zorunda kalır. </p>
<h2>ANKARA ABD’NİN İSTEKSİZLİĞİNİN FARKINDA</h2>
<p><strong>Irak ve Suriye savaşındaki tutumuna kıyasla hükümet İran konusunda neden daha tarafsız bir konumda duruyor? </strong></p>
<p>Türkiye, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını istemiyor. Ancak şu an İran’ın ölümcül bir tehdit oluşturduğunu düşünmüyor ve nükleer programın silah üretim aşamasında olmadığı kanaatinde. Ayrıca bu savaşa ABD’nin İsrail tarafından sürüklendiği ve net bir stratejik amaç ortaya koyamadığı görülüyor. Bu nedenle Türkiye daha mutedil davranıyor. Irak ve Suriye’den alınan dersler var. Her iki vakada da Türkiye ağır bedeller ödedi. İran’daki bir kaos Türkiye için çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle Türkiye ihtiyatlı yaklaşıyor. </p>
<p><strong>İran bu iki haftada beklenenden daha güçlü bir tepki verdi. Fakat uzun vadede, bu  savaşın ardından İran Direniş Eksenini yeniden toparlayabilir mi? </strong></p>
<p>Bunu beklemiyorum. İran, sadece bu savaşta değil; önceki 12 Gün Savaşı’nda, Suriye’de rejim değişiminde, Lübnan’daki saldırılarda ve Gazze sürecinde bölgedeki vekil güçlerinin önemli kısmını kaybetti. Bu aşamadan sonra 7 Ekim öncesindeki kadar etkili bir jeopolitik güç olması düşük ihtimal. </p>
<p>İsrail’in stratejik hesabı da buydu: Bu savaş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın İran’ın gücü kırılacak. Savaş uzadıkça daha fazla kırılacak. İsrail bu nedenle ABD’yi savaşın içinde tutmak ve mümkün olduğu kadar çok aktörü savaşa çekmek istiyor. Türkiye’nin bu aktörlerden biri olmasını istemiyor ve umarım da olmaz. </p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis.jpg' alt='ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632'>ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 06:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Amerikan saldırganlığı sermayenin yeni tercihi]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/amerikan-saldirganligi-sermayenin-yeni-tercihi-699634</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/amerikan-saldirganligi-sermayenin-yeni-tercihi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/amerikan-saldirganligi-sermayenin-yeni-tercihi-699634</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[1980 sonrası dönemde finans kapital neoliberal küreselleşmenin başlıca itici gücü haline geldi. Bugün ise teknoloji sermayesi askerileşmiş Amerikan kapitalizminin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yusuf Tuna Koç</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın 16. gününü geride bıraktık. Doğrudan Hamaney başta olmak üzere İran’ın üst düzey liderlerine yönelik suikast operasyonunun ardından İran bölgedeki Amerikan üslerini ve İsrail’i vurarak karşılık verdi.</p>
<p>Gelinen noktada ise müzakere sürecinde son derece tavizkar olan İran, savaşı sürdürme konusunda daha kararlı bir hale gelirken, Washington’un ise soru işaretlerinin arttığı konuşuluyor.</p>

<p>Üstelik, tüm dünya kamuoyunda ABD-İsrail’in emperyalist saldırganlığına tepkiler tırmanarak büyüyor. 7 Ekim’den bu yana soykırımla, işgalle, suikast ve darbelerle önü alınamaz biçimde ilerleyen emperyalizmin maskesi her gün biraz daha düşerken, İran’da bu kez sahada da işler yolunda gitmiyor. </p>
<p>ABD-İsrail’in İran’a müdahalesini, emperyalist saldırganlığın ekonomi politiğini, İran toplumunun yaklaşımını, Kürt grupların durumunu ve Türkiye’de iktidarın tavrını; siyaset bilimci Seyhan Erdoğdu ile konuştuk. </p>
<p><strong>ABD’nin kısa süre içinde Venezuela’nın ardından İran’la da sıcak çatışmaya girmesi emperyalizmin günümüzdeki karakteri hakkında ne söylüyor? Bu saldırgan yönelim geçici bir kriz konjonktürünün sonucu mu, yoksa emperyalist sistemde daha kalıcı bir yapısal dönüşüme mi işaret ediyor? </strong></p>
<p>Emperyalizm emekçi sınıflar ve çevre ülkeler üzerindeki sömürü ağını yalnızca ekonomik araçlarla değil, aynı zamanda doğrudan ya da dolaylı zor kullanımıyla örer. Bu nedenle askeri müdahaleler ve savaşlar emperyalist sistemin tarihsel işleyişinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. </p>
<p>Bugün yaşanan gelişmelerin özgünlüğü, bu saldırgan yönelimin neoliberal küreselleşme döneminin sınırlarına gelinmiş bir tarihsel momentte tekrar ortaya çıkmasıdır. 2008 küresel mali krizinden sonra dünya kapitalizmi ekonomik, toplumsal, ekolojik ve siyasal gerilimlerin eşzamanlı biçimde derinleştiği bir çoklu kriz dönemine girmiştir. Bu kriz yalnızca finansal bir dalgalanma değil, neoliberal birikim modelinin yapısal sınırlarına ulaşmasının bir ifadesidir. Refah devletinin gerilemesi, emeğin güvencesizleşmesi, sağlık ve eğitim gibi kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması ve artan eşitsizlikler neoliberal düzenin toplumsal meşruiyetini ciddi biçimde aşındırmıştır. Bu tabloya eşlik eden politik kriz ise siyasal liberalizmin zayıflaması, yeni faşizm eğilimlerinin güçlenmesi, lümpenleşmenin yaygınlaşması, yasadışı ekonominin büyümesi ve devletin çıkar gruplarınca ele geçirilmesi gibi süreçlerle karakterize olmaktadır. </p>
<p>Bu çoklu kriz ortamına ABD’nin hegemonya mücadelelerinin sertleşmesi eşlik etmektedir. Günümüzde küresel güç rekabeti yalnızca askeri alanda değil, küresel kapitalizmi örgütleyen temel altyapılar üzerinde yürütülen çok katmanlı bir mücadele biçimini almıştır. Teknolojik üstünlük, küresel finans sistemi üzerindeki hakimiyet, enerji kaynaklarının kontrolü, kritik minerallerin ve stratejik hammaddelerin denetimi, küresel tedarik zincirlerinin yeniden düzenlenmesi ve ticaret yollarının güvenliği bu mücadelenin başlıca alanlarını oluşturmaktadır. </p>
<p>Özellikle yarı iletkenler, yapay zekâ, veri altyapıları ve dijital platformlar gibi stratejik teknolojiler üzerindeki rekabet bu güç mücadelesinin ekonomik ve teknolojik boyutunu daha da keskinleştirmiştir. Bu alanlar yalnızca ekonomik rekabetin değil, aynı zamanda askeri kapasitenin ve jeopolitik gücün de belirleyici unsurları haline gelmektedir. </p>
<p>Tarife savaşları, yaptırımlar ve tedarik zincirlerinin jeopolitik risklere göre yeniden düzenlenmesi ekonomik rekabet ile jeopolitik mücadele arasındaki bağın giderek güçlendiğini göstermektedir. Bu süreçte askeri güç de yeniden merkezi bir rol kazanmaktadır. Sürekli savaşlar, askeri müdahaleler ve vekâlet savaşları hegemonya mücadelelerinin önemli araçları olarak kullanılmaya devam etmektedir. </p>
<p>Dolayısıyla ABD’nin İran’la sıcak çatışmaya girmesi yalnızca geçici bir kriz momentinin sonucu olarak değerlendirilemez. Bu gelişme kapitalizmin çoklu kriz ortamında derinleşen hegemonya mücadelelerinin ve küresel güç dengelerini yeniden şekillendirme çabalarının bir parçasıdır. Bununla birlikte henüz yeni ve kalıcı bir düzenin ortaya çıktığını söylemek mümkün değildir. Neoliberal küreselleşme çözülme sürecine girmiştir; ancak onun yerine geçecek yeni bir birikim rejimi henüz tam olarak şekillenmemiştir. Bu nedenle günümüz, eski düzenin çözülmeye başladığı fakat yeni düzenin henüz doğmadığı tarihsel bir geçiş dönemine işaret etmektedir. </p>
<h2>İRAN SAVAŞI HEGEMONYA HAMLESİ</h2>
<p><strong>İran’a yönelik savaş yalnızca bölgesel hegemonya ile mi ilgili? Ekonomik ve politik nedenleri var mı? Sizce hedeflenen nihai sonuç nedir? </strong></p>
<p>İran’a yönelik savaş yalnızca belirli bir ülkeye karşı askeri üstünlük kurma ve bölgenin doğal kaynaklarına el koyma çabası olarak değerlendirilemez. Bu savaş daha geniş ölçekte ABD emperyalizminin küresel hegemonya mücadelesi içinde stratejik konumunu güçlendirmeye yönelik bir hamle olarak görülmelidir. </p>
<p>İran enerji kaynakları bakımından son derece zengin bir bölgenin merkezinde yer almakta ve Orta Doğu’daki güç dengelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle İran üzerinde kurulacak askeri ve siyasi baskı yalnızca bölgesel bir üstünlük sağlamaz; aynı zamanda küresel enerji akışları ve stratejik ticaret yolları üzerinde daha geniş bir kontrol imkânı yaratır. Enerji kaynaklarının ve enerji geçiş yollarının denetimi emperyalist güçler açısından yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir araçtır. </p>
<p>Ayrıca İran’a yönelik savaşın arka planı enerji jeopolitiği ile sınırlı değildir. ABD’nin yürüttüğü hegemonya mücadelesi aynı zamanda küresel finans sistemi, teknolojik üstünlük ve tedarik zincirlerinin kontrolü üzerinde yoğunlaşmaktadır. Özellikle Çin’in teknolojik ve ekonomik yükselişi bu mücadelenin merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle Orta Doğu gibi enerji rezervleri, ticaret yolları ve askeri üs ağları bakımından stratejik bölgelerde yürütülen askeri müdahaleler yalnızca bölgesel değil, küresel güç dengelerini etkileyen hamleler olarak değerlendirilmelidir. </p>
<p>Öte yandan kriz dönemlerinde kapitalist sistemin birikim sorunlarına verilen yanıt biçimlerinden biri olan savaş ekonomisi günümüzde çok daha geniş bir ölçekte işlemektedir. Askeri harcamaların artması, silah üretimi ve askeri teknolojilere yapılan yatırımlar büyük sermaye grupları için yeni birikim alanları yaratmaktadır. </p>
<p>Joe Biden 15 Ocak 2025’teki veda konuşmasında şöyle diyordu: “Bugün Amerika’da, demokrasimizi, temel hak ve özgürlüklerimizi ve herkesin ilerlemesi için adil bir şansı kelimenin tam anlamıyla tehdit eden aşırı zenginlik, güç ve nüfuza sahip bir oligarşi şekilleniyor. Biliyorsunuz, Başkan Eisenhower veda konuşmasında askeri-sınai kompleksin tehlikelerinden bahsetmişti. Altmış yıl sonra, ülkemiz için gerçek tehlikeler oluşturabilecek bir teknoloji-sanayi kompleksinin potansiyel yükselişi konusunda da aynı derecede endişeliyim.”  </p>
<h2>OLİGARŞİK İTTİFAKIN  ASKERİLEŞMESİ</h2>
<p>Gerçekten de ABD emperyalizminin oligarşik bir sermaye ittifakı temelinde askerileştiğini görüyoruz. Bu eğilim, ABD’de Savunma Bakanlığı’nın adının “Savaş Bakanlığı”na çevrilmesiyle de sembolleşmektedir.  </p>
<p>Bu gelişmeler emperyalizmin iç yapısında önemli dönüşümlere işaret etmektedir. Teknoloji sermayesi, finans kapital ve ulusal güvenlik bürokrasisi arasında simbiyotik bir ilişki gelişmekte; bu üçlü Amerikan kapitalizminin yeni hegemonik blokunu, “evrenin yeni efendilerini”  oluşturmaktadır. ABD’de Pentagon ile teknoloji şirketleri arasındaki ortaklıkların derinleşmesi, yapay zekâ sistemlerinin istihbarat ve hedefleme süreçlerine entegre edilmesi ve hiper ölçekli bulut altyapılarının askeri kullanım için geliştirilmesi bu dönüşümün önemli göstergeleri arasında yer almaktadır.  </p>
<p>Tarihsel olarak farklı sermaye fraksiyonları, devletin stratejik yönelimleriyle birleşerek hegemonik konuma yükselmiştir. 19. yüzyılda demiryolu şirketleri ABD’nin genişlemeci devlet projesinin merkezinde yer alırken, 20. yüzyıl ortasında otomotiv, enerji ve savunma şirketleri devletin ekonomik ve askeri yapılanmasını biçimlendirdi. 1980 sonrası dönemde finans kapital neoliberal küreselleşmenin başlıca itici gücü haline geldi. Bugün ise teknoloji sermayesi askerileşmiş Amerikan kapitalizminin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. </p>
<p>Dolayısıyla İran’a yönelik savaş yalnızca bölgesel jeopolitik hesaplarla açıklanamaz. Bu savaş ABD emperyalizminin küresel hegemonya mücadelesi ile birlikte ekonominin askerileşmesi ve askeri harcamalar üzerinden yeni birikim alanları yaratılmasıyla da ilişkilidir. </p>
<p>Sonuç olarak İran’a yönelik savaşın nihai hedefi tek başına askeri bir zafer değildir. Asıl amaç ABD emperyalizminin küresel hegemonya mücadelesi içinde stratejik konumunu güçlendirmek, enerji ve jeopolitik alanlarda denetimi artırmak, küresel güç dengelerini kendi lehine yeniden şekillendirmek ve askeri harcamaların genişlemesi yoluyla kapitalist ekonominin kriz dinamiklerine geçici çözümler üretmektir. </p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis.jpg' alt='ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632'>ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 06:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD’yi savaşta İsrail tutuyor]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/abdyi-savasta-israil-tutuyor-699633</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/abdyi-savasta-israil-tutuyor.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/abdyi-savasta-israil-tutuyor-699633</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[Bu kez saldırılar sadece rejimi değil, İran’ın kendisini hedef alıyor algısı oluştu. Örneğin 165 kız çocuğunun hayatını kaybetmesi. Ekonomik altyapının hedef alınması. Tarihi eserlerin, üstelik UNESCO koordinatları verilmiş olmasına rağmen vurulması. Bu durum İran milliyetçiliğini konsolide etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yusuf Tuna Koç</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın 16. gününü geride bıraktık. Doğrudan Hamaney başta olmak üzere İran’ın üst düzey liderlerine yönelik suikast operasyonunun ardından İran bölgedeki Amerikan üslerini ve İsrail’i vurarak karşılık verdi.</p>
<p>Gelinen noktada ise müzakere sürecinde son derece tavizkar olan İran, savaşı sürdürme konusunda daha kararlı bir hale gelirken, Washington’un ise soru işaretlerinin arttığı konuşuluyor.</p>

<p>Üstelik, tüm dünya kamuoyunda ABD-İsrail’in emperyalist saldırganlığına tepkiler tırmanarak büyüyor. 7 Ekim’den bu yana soykırımla, işgalle, suikast ve darbelerle önü alınamaz biçimde ilerleyen emperyalizmin maskesi her gün biraz daha düşerken, İran’da bu kez sahada da işler yolunda gitmiyor. </p>
<p>ABD-İsrail’in İran’a müdahalesini, emperyalist saldırganlığın ekonomi politiğini, İran toplumunun yaklaşımını, Kürt grupların durumunu ve Türkiye’de iktidarın tavrını; akademisyen Arzu Yılmaz ile konuştuk. </p>
<p><strong>28 Şubat’ta başlayan ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşının bugün itibariyle 14. gününe girdik. Fakat hala sonuçları ve niyetleri açısından bir belirsizlik var gibi görünüyor. ABD tarafından “bu kadar direnç beklemiyorduk, daha hızlı sonuç bekliyorduk” şeklinde yorumlar gelmeye başladı. Siz bugün gelinen durumu nasıl görüyorsunuz? ABD açısından sonuç almaktan uzak bir tabloyla mı karşı karşıyayız? </strong></p>
<p>Zaten savaşın ilk aşamasında da söylemiştim, son 13 gün içinde ağırlık kazanan genel görüş de bu oldu: Amerika bu savaşa belirlenmiş, net bir stratejiyle girmedi. Bunu anlamak zor değildi. Çünkü daha 3 ay önce Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni yayımlayan ABD yönetimi, Ortadoğu’ya silahlı müdahaleyi düşündüğünü gösteren bir çerçeve ortaya koymamıştı. Bunun ötesinde, savaşın ilk gününde Pentagon’un, Savunma Bakanı’nın ve Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı açıklamalar ile Trump’ın sosyal medya paylaşımları arasında çelişkiler vardı. Bu bile net bir strateji eksikliğini gösteriyordu. Bugün 14. günde geldiğimiz noktada bunu daha net söyleyebiliriz ve ABD şimdi bu savaştan kolay bir çıkış yolu arıyor. Bu mümkün olacak mı olmayacak mı ayrı mesele. Ama şunu da eklemek gerekir: Bu savaşı isteyen ve net bir stratejik hedefi olan taraf İsrail’di. İsrail’in hedefi de İran rejimini yıkmak. Sadece bu savaşta değil, 12 Gün Savaşı’nda da İsrail’in ABD’yi müdahil olmaya zorladığını biliyoruz. Dolayısıyla 12 Gün Savaşı’nda ABD’yi bir şekilde müdahil eden İsrail, bugün de ABD’yi bu savaşın ortağı haline getirdi. Şimdi ABD’nin kendi iç dinamikleri üzerinden bu durumdan çıkmasına İsrail izin verir mi, bunu bilmiyoruz. Ama şunu söyleyebiliriz: İran’ın askeri kapasitesi hafife alındı. 12 Gün Savaşı’nda gördük ki mesele yalnızca nükleer silah değil; İran’ın balistik füze kapasitesi de çok ciddi bir tehdit İsrail için. Hatırlarsanız o dönemde Trump  “İsrail bana teşekkür etsin, ben kurtardım” dedi tam da bu nedenle. O yüzden de o tarihten itibaren yürüyen müzakerelerde balistik füzelerin sınırlandırılması nükleer müzakerelerin parçası haline gelmişti. Bugün geldiğimiz aşamada ise sadece rejimin liderlik düzeyinde otoriteyi tahkim etmesi değil, aynı zamanda teslimiyet ya da müzakereye kapı kapatan bir direniş kararı vermesi ve askeri kapasitesinin hafife alınamayacağını göstermesi söz konusu. İran’ın coğrafyası büyük, nüfusu büyük. İran milliyetçiliği yükseliyor. Fakat İran’da bugün rejiminin ve rejimi destekleyen tarafların tutumunu bana kalırsa sadece İran milliyetçiliği ile açıklamak mümkün değil. Zira temel motivasyonun kaynağının milliyetçilikten çok Şii fanatizm olduğu görünüyor. Bu bir dayanıklılık testi. Üç taraf için de bir dayanıklılık testi. Elbette askeri kapasite karşılaştırıldığında, dünyanın en büyük askeri gücü olan ABD ve Ortadoğu’nun en güçlü hava gücüne sahip İsrail karşısında İran’ın eninde sonunda yenileceği düşünülebilir. Ama zamanın uzaması başka sonuçlar doğurur. Örneğin iç kamuoyu desteğini sürdürmek açısından ABD ve İsrail zorlanacaktır. Bu aşamada savaşın uzamasının getireceği maliyetler belirleyici olacaktır. </p>
<h2>HALK REJİMİN DEĞİL ÜLKENİN HEDEF ALINDIĞINI DÜŞÜNÜYOR</h2>
<p><strong>İran aslında müzakerelerde daha tavizkar bir görüntü veriyordu. Müdahale bekleniyordu ama ağır bir saldırı olmasına rağmen, hem kadrolar açısından hem de ciddi kayıplar yaşanmasına rağmen içeride beklenen türden bir çözülme olmadı. Öte yandan da bu 13 günde İran’da binden fazla insan öldü. Aralık ayında da ciddi eylemler vardı. Müdahale sonrası içeride ciddi bir konsolidasyon sağlandı belki ama bu şekilde dış baskıyı ne kadar sırtlayabilir? </strong></p>
<p>Dikkatinizi çekmek isterim, İran’ın Hürmüz’ü asla riske atmayacağı söyleniyordu. Çünkü uzun yıllardır ağır ambargolar altında olan, ekonomisi zayıflamış bir İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını riske atmasının kendi bindiği dalı kesmek olacağı düşünülüyordu. Ama görünen o ki İran’ın böyle bir korkusu yok. Son 13 günlük dönemde bu durumu anladık. İkincisi, sözünü ettiğiniz kitlesel eylemler meselesi. Burada bana kalırsa sürpriz bir taraf yok. 12 Gün Savaşı’nda da benzer bir beklenti vardı. Netanyahu doğrudan İran halkına ayaklanma çağrısı yapmıştı. Ama İran halkı o zaman da rejimi yıkmaya dönük bir ayaklanmaya kalkışmadı. Zira İran rejimin sahip olduğu askeri güç yerinde ve orda bir çözülme yok. Bu durumda sivil bir ayaklanma yine katliamla sonuçlanır.  </p>
<p>12 Gün Savaşı’nın hemen ertesinde Irak Kürdistanı sahasında İranlılarla yaptığım saha çalışmasında şunu gördüm: Birincisi, Amerika’nın niyetinin net olmadığı düşünülüyordu. İkincisi, sadece hava saldırılarıyla bir rejimin yıkılamayacağına inanılıyordu ve ortada bir kara gücü yoktu. Bugün geldiğimiz noktada da aynı durum büyük ölçüde geçerli. Amerika’nın ne istediği hâlâ muğlak. Yine hava saldırıları var ama kara operasyonuna dair bir işaret yok. Dolayısıyla 12 Gün Savaşı’nda ayaklanma olmamasının nedenleri hâlâ geçerli. </p>
<p>Ama bu savaşta farklı bir boyut daha var. Bu kez saldırılar sadece rejimi değil, İran’ın kendisini hedef alıyor algısı oluştu. Örneğin 165 kız çocuğunun hayatını kaybetmesi, ekonomik altyapının hedef alınması ve en son tarihi eserlerin, üstelik UNESCO koordinatları vermiş olmasına rağmen vurulması…Bu durum belli İran milliyetçiliğini konsolide etti. Rejim hedef alınırsa evet belki kitlesel bir dinamik oluşur. Ama ülkenin kendisi hedef alınıyor algısı oluşunca başka bir dinamik gelişti. Bugün birçok insanın “hedef rejim değil, ülkenin yıkılması” duygusuna kapıldığını görüyoruz. Bu da ayaklanma ihtimalini zayıflatıyor. İkinci bir faktör de rejim taraftarları açısından. Sonuçta 47 yıllık bir rejimden bahsediyoruz. Bu rejimin bir toplumsal zemini var. O zemini oluşturan ideolojik yapı ise Şii fanatizmi. Bugün Kerbela ruhu üzerinden tetiklenen bir ideolojik zemin var. Hamaney’in doğrudan hedef alınmış olması bu zemini güçlendirdi. Kerbela ruhu yeniden mobilize oldu. Dolayısıyla bir tarafta Amerika’nın ne istediği belirsizken, hava operasyonlarıyla sonuç alınamayacağı düşünülürken ve saldırılar ülkenin kendisini hedef alıyor algısı oluşmuşken; diğer tarafta da rejim tabanı Şii fanatizmi üzerinden yeniden mobilize olmuşken, bir ayaklanma çıkmaması anlaşılır. Bu koşullar devam ettiği sürece de çıkmayacağını tahmin edebiliriz. </p>
<h2>ABD ÇEKİLİRSE SAVAŞIN SEYRİ DEĞİŞİR</h2>
<p><strong>Sahada somut bir gerçekliği yok gibi görünüyor ama savaşın ilk günlerinde CNN bir rapor yayınlayarak ABD’nin İran’daki Kürt güçlerini örgütleyeceğini iddia etti. Son dönemde kara operasyonu seçeneği tartışılırken Kürt grupların adı geçti. Karayılan, Duran Kalkan gibi isimlerden ise aksi yönde açıklamalar geldi. İran’daki Kürt grupların savaşın tarafı olmaması gerektiğine dair çağrılar yapıldı. Sizce böyle bir ayaklanma ya da silahlı kalkışma ihtimali var mı? </strong></p>
<p>Bu savaş çıkmadan önce, önce beş, sonra altı İran Kürt partisi 1979’dan sonra ilk kez geniş bir koalisyon oluşturdular. Bu önemli çünkü 1979’dan sonra ciddi bölünmeler yaşanmıştı. Bu koalisyonun içinde KDP (İran Kürdistan Demokrat Partisi), PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi), Komala (Kürdistan Emekçiler Topluluğu) gibi partiler var. Bir de PJAK var. Fakat ABD ve İsrail ile işbirliği konusunda bu partiler arasında bazı farklılıklara dikkat çekmek yerinde olur. ABD ile askeri eğit-donat çerçevesinde ilişki kurmuş olan partiler KDP-İran ve PAK’tır. Bu ilişki yeni değil. 2014’te IŞİD’e karşı kurulan koalisyona kadar gider. ABD, Irak Kürdistanı’nda IŞİD’e karşı mücadele kapsamında bu partilerle askeri eğitim verdi. Bu önemli bir ayrıntı ve genellikle gözden kaçıyor. Fakat bu ilişki PJAK’ı ve Komala’yı kapsamıyor. Bugüne gelirsek, PAK, 12 Gün Savaşı sırasında çok açık biçimde “İsrail’le iş birliğine hazırız, İran’da Molla rejimini yıkmak istiyoruz” dedi. Kürdistan Demokrat Partisi İran ise o savaşta bu kadar açık bir pozisyon almadı. Bu savaş çıkmadan önce oluşturulan koalisyonun ortak metninde rejimin yıkılması, İran’da demokratik sistem kurulması ve Kürt bölgesinin özerkliği hedefi yer aldı. Bu siyasi bir hedef. Ama askeri bir hedef olamaz. Zira  bu partilerin askeri kapasitesi İran rejimini yıkmaya yetmez. Bunu netleştirelim. Dolayısıyla bu partiler üç şey talep ettiler: Siyasal güvenceler, hava desteği, hava savunma garantisi ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin güvenliği. Özellikle hava savunma sistemi konusu kritik. Çünkü İran’ın doğrudan bu partilerin bulunduğu kampları vurduğunu biliyoruz. 2022’den itibaren İran bu kampları açıkça hedef aldı. 2023’te Bağdat ile Tahran arasında yapılan sınır güvenliği anlaşması gereği bazı kamplar boşaltıldı. Yani bu partiler zaten İran’ın doğrudan hedefi durumundaydı. Bugün de öyle ve dolayısıyla hava sahasının güvenliği talebi kritik.  </p>
<p>Ancak, ABD’nin net bir garanti vermediği, savaşın uzayacağının ortaya çıktığı, hatta ABD’nin zaman zaman geri adım atma sinyali verdiği bir aşamada bu partilerin İran’a karşı doğrudan askeri bir hamle yapmalarını beklemek rasyonel değil, ki onun için beklemedeler.   </p>
<p>Bir de Kürdistan Bölgesel Yönetimi faktörü var. Bu partiler fiilen Irak Kürdistanı sahasında konuşlu. İran’a karşı açık bir savaşa girerlerse, Kürdistan Bölgesel Yönetimi kendisini bu işten uzak tutamaz. Bu da Erbil’i doğrudan hedef haline getirir. Zaten Amerikan, Fransız, İtalyan, BAE ve Katar büyükelçiliklerinin hedef alınması riskin büyüklüğünü gösterdi. Dolayısıyla savaşın geldiği aşamada Kürt partiler “bekle-gör” pozisyonu aldılar. Ayrıca zamanlama önemli. ABD’nin bu işten çekilme eğilimi gösterdiği, İsrail’in ise “ben devam edeceğim” dediği bir aşamada Kürt partilerin “biz İsrail’le hareket ediyoruz” demesi beklenemezdi. Çünkü o durumda savaşın çerçevesi değişir. İran–İsrail savaşı olur. ABD çekilirse Kürtlerin İsrail’le açık pozisyon alması bölgedeki diğer fay hatlarını da harekete geçirir. Bu nedenle ben bu pozisyonu, örneğin “Bahçeli bir şey söyledi, aynısını söyleyelim” diye alınmış bir tavır olarak değil, savaşın seyrine uygun rasyonel bir zamanlama tercihi olarak görüyorum. </p>
<h2>TÜRKİYE PASİF AKTÖR</h2>
<p><strong>Türkiye’ye üçüncü defa roket düşme hadisesi yaşandı. Öte yandan Ankara savaşın başından beri daha bağımsız bir tutum alıyor gibi görünüyor. Üslerin kullanımı konusunda da 12 Gün Savaşının aksine aktif bir pozisyon alınmadı. Roket düşme haberleri konusunda da çok net açıklamalar gelmedi. Akla yatkın bir durum gibi gelmese dahi görünen tabloya baktığımızda İran Türkiye’yi savaşa mı çekmek istiyor, yoksa Körfez ülkelerine yaptığı gibi karşılık mı veriyor? </strong></p>
<p>İran şu ana kadar Tel Aviv’e attığı füze sayısından daha fazlasını Birleşik Arap Emirlikleri’ne attı. Dolayısıyla bu durumu Türkiye’ye özel bir savaşa çekme girişimi olarak okumak bana göre yersiz. Körfez ülkeleri de iki haftadır ateş altında, üstelik Türkiye’den çok daha fazla saldırıya maruz kalmış durumda.  Aslında İran açısından Türkiye çok kritik bir sınır. Ekonomik olarak soluk alabileceği önemli bir kanal. Bu aşamada Türkiye’yi karşısına almak İran için rasyonel olmaz. Aynı şekilde İsrail’in de Türkiye’yi savaşa çekmek isteyeceğini düşünmüyorum. İsrail İran sahasında Türkiye’yi kedisine ortak etmek istemez. Ama şunu da söylemek gerekir: Kürecik başından beri İran’ın radar sistemleri açısından dikkatle takip ettiği bir yer. Dolayısıyla bu üs konuşlandığı günden beri İran’ın gündeminde. İncirlik malum. O sebeple tıpkı bölgedeki diğer Amerikan üsleri hedef alındığı gibi Türkiye’de hedef alınıyor ama kesinlikle daha dikkatli bir ölçüde. Her ne ölçüde olursa olsun, bugün Türkiye’nin aktif olmasa da bu savaşın pasif bir tarafı konumuna geldiğini söyleyebiliriz artık. Doğrusu ABD ile son bir haftada gelişen ilişkilere bakınca, örneğin Halkbank davasının sonuçlanması, F16’ların teslimi ve hatta F35 programına geri dönüşün Temmuz’da gerçekleşecek NATO zirvesi öncesinde gündeme geleceğine ilişkin haberler, bu savaşta pekala aktif bir taraf haline gelebileceği de düşünülebilir. Zira bu savaş birilerinin postalı İran’a girmeden bitmeyecek, belli.  </p>
<p><strong>Geçtiğimiz çeyrek asırda bölgemizde Irak Savaşı’nı ve Suriye’ye müdahaleyi gördük. Bugün İran ile birlikte düşündüğümüzde her üçü de Türkiye’de aynı hükümet döneminde oldu. Irak’ta tezkere çıkaramadılar ama Suriye’de Türkiye çok daha aktifti. Bugün İran’da neden daha pasif bir tutum alıyorlar? </strong></p>
<p>Türkiye’nin tavrını anlamak açısından önemli bir soru. Türkiye Esad rejimini yıkmak konusunda hevesliydi. Esad’ı ayakta tutan Molla rejimine karşı neden aynı heves yok? Çünkü İran’da rejim yıkılır ve Batı’yla uyumlu bir yönetim gelirse Türkiye’nin jeopolitik konumu sarsılır. 1979’dan beri NATO üyesi Türkiye, Ortadoğu’da önemli askeri ve stratejik avantajlar elde etti. Enerji yolları, ticaret yolları açısından önemli bir konum kazandı. Eğer İran Batı’yla ittifak haline gelirse Türkiye’nin bu ayrıcalıklı konumu zayıflar. İkincisi, Türkiye Suriye sahasını domine edebileceğini düşündü. Suriye’nin coğrafyası, nüfusu ve tarihsel arka planı İran’la kıyaslanamaz. Sonuçta Suriye bir Osmanlı toprağıydı diye baktı iktidar. Fakat İran ne askeri olarak ne nüfus olarak ne de tarihsel arkaplan üzerinden Suriye ile kıyaslanamaz. İran rejimi yıkıldığında Türkiye’nin İran sahasına nüfuz etme kapasiyesi çok sınırlı. Üçüncüsü ise Kürt meselesi, tabii. Suriye’de malum yıllarca  “terör koridoru” söylemi tutturuldu. Irak Kürdistanı ve Suriye Kürdistanı arasında bir hat oluşmasından duyulan ciddi bir rahatsızlık vardı Ankara’da. Eğer buna İran Kürdistanı da eklenirse bu Ankara açısından mevcut riskin büyümesi demektir. Ve rejim değişikliği her halükarda İran Kürdistanı’nın statüsünde bir değişimi tetikleyecktir. Bu Türkiye’nin istemeyeceği bir durumdur. Bu üç temel nedenle Türkiye’nin İran’da rejim değişikliğini istememesi anlaşılabilir. Ancak, Türkiye bu savaşı istemese de önünde sonunda rejimin düşeceği beklentisi Türkiye’yi daha aktif bir tutum almaya itebilir. </p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis.jpg' alt='ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632'>ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 06:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD-İran savaşında 16. Gün: Emperyalist saldırganlığa karşı direniş]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/abd-iran-savasinda-16-gun-emperyalist-saldirganliga-karsi-direnis-699632</guid><category>BirGün Pazar</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yusuf Tuna Koç</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın 16. gününü geride bıraktık. Doğrudan Hamaney başta olmak üzere İran’ın üst düzey liderlerine yönelik suikast operasyonunun ardından İran bölgedeki Amerikan üslerini ve İsrail’i vurarak karşılık verdi.</p>
<p>Gelinen noktada ise müzakere sürecinde son derece tavizkar olan İran, savaşı sürdürme konusunda daha kararlı bir hale gelirken, Washington’un ise soru işaretlerinin arttığı konuşuluyor.</p>

<p>Üstelik, tüm dünya kamuoyunda ABD-İsrail’in emperyalist saldırganlığına tepkiler tırmanarak büyüyor. 7 Ekim’den bu yana soykırımla, işgalle, suikast ve darbelerle önü alınamaz biçimde ilerleyen emperyalizmin maskesi her gün biraz daha düşerken, İran’da bu kez sahada da işler yolunda gitmiyor. </p>
<p>ABD-İsrail’in İran’a müdahalesini, emperyalist saldırganlığın ekonomi politiğini, İran toplumunun yaklaşımını, Kürt grupların durumunu ve Türkiye’de iktidarın tavrını; akademisyen Arzu Yılmaz, uluslararası ilişkiler öğretim üyesi Mehmet Ali Tuğtan ve siyaset bilimci Seyhan Erdoğdu ile konuştuk. </p>
<p>***</p>
<h2>ARZU YILMAZ İLE SÖYLEŞİ</h2>
<h2>ABD’Yİ SAVAŞTA İSRAİL TUTUYOR</h2>
<p>Bu kez saldırılar sadece rejimi değil, İran’ın kendisini hedef alıyor algısı oluştu. Örneğin 165 kız çocuğunun hayatını kaybetmesi. Ekonomik altyapının hedef alınması. Tarihi eserlerin, üstelik UNESCO koordinatları verilmiş olmasına rağmen vurulması. Bu durum İran milliyetçiliğini konsolide etti.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/abdyi-savasta-israil-tutuyor-699633' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/abdyi-savasta-israil-tutuyor.jpg' alt='ABD’yi savaşta İsrail tutuyor'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/abdyi-savasta-israil-tutuyor-699633'>ABD’yi savaşta İsrail tutuyor</a></div>
</div>
</div>
</div>

<p>***</p>
<h2>SEYHAN ERDOĞDU İLE SÖYLEŞİ</h2>
<h2>AMERİKAN SALDIRGANLIĞI SERMAYENİN YENİ TERCİHİ</h2>
<p>1980 sonrası dönemde finans kapital neoliberal küreselleşmenin başlıca itici gücü haline geldi. Bugün ise teknoloji sermayesi askerileşmiş Amerikan kapitalizminin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/amerikan-saldirganligi-sermayenin-yeni-tercihi-699634' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/amerikan-saldirganligi-sermayenin-yeni-tercihi.jpg' alt='Amerikan saldırganlığı sermayenin yeni tercihi'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/amerikan-saldirganligi-sermayenin-yeni-tercihi-699634'>Amerikan saldırganlığı sermayenin yeni tercihi</a></div>
</div>
</div>
</div>

<p>***</p>
<h2>MEHMET ALİ TUĞTAN İLE SÖYLEŞİ</h2>
<h2>SAVAŞIN SEYRİ 72 SAATTE DEĞİŞTİ</h2>
<p>İsrail’in niyetiyle ilgili bir soru işareti yok ama ABD’nin niyeti konusunda var. Bu savaşı başlatan ve nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın kârlı çıkacağını hesaplayan taraf İsrail. Ancak ABD açısından durum farklı. ABD için bu savaş kendi savaşı değil. Stratejik planlama açısından kötümser, gerçekçi ve iyimser senaryoların hangisinin Amerikan çıkarlarına hizmet edeceği konusunda, en azından Trump ya da yönetimi düzeyinde bir netlik olduğunu düşünmüyorum. ABD bu savaşa müdahil olarak göğüslediği zararlara değecek bir karşılık elde edecek mi? Bu sorunun cevabı Amerikan tarafında net değil. İyimser senaryo şuydu: İlk 72 saatte yapılacak bir “kafa koparma harekâtı” başarılı olursa kârlı çıkılacaktı. Bu olmadı. Başarısız olunca şimdi bu işten çıkmanın yollarını arıyorlar. Dolayısıyla ABD mümkün olduğu kadar hızlı biçimde, daha fazla zarar görmeden bu savaştan çıkmak istiyor.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/savasin-seyri-72-saatte-degisti-699635' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/savasin-seyri-72-saatte-degisti.jpg' alt='Savaşın seyri 72 saatte değişti'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/savasin-seyri-72-saatte-degisti-699635'>Savaşın seyri 72 saatte değişti</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hatırlatmalar: 16 Mart katliamının yıldönümünde “filmler” ve gerçekler!]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/hatirlatmalar-16-mart-katliaminin-yildonumunde-filmler-ve-gercekler-699631</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/hatirlatmalar-16-mart-katliaminin-yildonumunde-filmler-ve-gercekler.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/hatirlatmalar-16-mart-katliaminin-yildonumunde-filmler-ve-gercekler-699631</guid><category>BirGün Pazar</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Politika Kolektifi</strong></p>
<p>16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi önünde faşistler tarafından atılan bir bomba ile 7 öğrenci yaşamını yitirdi, 100’den fazla öğrenci ise yaralandı. Ülkücü Ali Yurtaslan, öğrencilerin üstüne atılan bombayı bugünlerde propaganda filmi çekilen Abdullah Çatlı’nın temin ettiğini öne sürmüştü. </p>
<p>12 Eylül darbesine giden yolda gerçekleşen katliamlardan en önemlilerinden biri olan 16 Mart katliamının 48. yıldönümüne gelirken, belli gruplar ve kimi “sanatçılar” Abdullah Çatlı belgeselinde boy gösteriyor. Sonrasındaki yaşamında kirli ilişkileriyle gündeme gelen ve Susurluk kazasında yaşamını yitiren Çatlı’nın da örgütleyicilerinden olduğu 16 Mart Beyazıt katliamı, tarihe geçen kontrgerilla destekli faşist saldırılardan birisidir. Bombalı saldırı, aynı zamanda 1978-80 arasında göreceğimiz toplu katliamların ilkidir. </p>

<p>16 Mart’a gelinen süreçte yaşanan olaylar, esasen bu türden faşist saldırıların da habercisiydi. 1977 Haziran seçimlerinde birinci çıkan CHP, güvenoyu için mecliste çoğunluğu ancak milletvekili pazarlıkları sonucunda Ocak 1978 yılında alarak hükümet kurabildi. Henüz Haziran seçimleri öncesinde, yükselen devrimci hareketin önünü alabilmek için gerçekleştirilen provokasyonlar artmış, 1 Mayıs 1977 katliamı bu anlamda bir milat olmuştu. 1 Mayıs katliamının ardından devrimci öğrencilere ve aydınlara karşı düzenlenen suikastlar yükselişe geçti. 1978 Mart ayı ile toplu katliamlar gündeme gelmeye başladı. Bu katliamlardan ilki 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampüsünde gerçekleştirildi. Faşist saldırılara karşı okula toplu halde gelip giden öğrencilerin üzerine bomba atıldı. Olay yerinde 5 kişi hayatını kaybederken, 31’i ağır olmak üzere 100’den fazla öğrenci yaralandı. Daha sonra park eden arabaların arasına mevzilenmiş dört saldırgan otomatik silahlarla kaçışanlara ve yaralılara yaylım ateşinde bulundu. Yaylım ateşi sırasında da birçok kişi kurşunların hedefi oldu. Yaralılardan ikisinin de sonraki günlerde can vermesiyle ölü sayısı 7’ye çıktı. </p>
<p>Katliamda, öğrenciler Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl, Murat Kurt yaşamını yitirdi, 50’den fazla öğrenci yaralandı. Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Orhan Çakıroğlu, Mehmet Gül, dönemin MHP İstanbul İl Başkanı Kazım Ayaydın ve Ahmet Hamdi Aksoy gözaltına alındı. Sıddık Polat ise Elazığ’da yakalandı. Bombayı atan Zülküf İsot, itiraf etti ve teslim olacağını söyledi. Zülküf İsot’u, daha sonra ülkücü Latif Aktı öldürdü. İtirafçı Ali Yurtaslan ise öğrencilerin üstüne atılan bombayı Abdullah Çatlı’nın temin ettiğini öne sürdü. </p>
<p>Olaydan önce böyle bir katliamın yapılacağının 10 gün öncesinden polise bildirildiği ortaya çıktı. POL-DER İstanbul şube başkanı Kâzım Bilir 23 Mart 1978 günü bu bilgiyi gazetelere açıkladı ve buna ilişkin yazının fotokopisini basına dağıttı. Toplum Zabıtası Müdür vekili Murat Azmioğlu tarafından 8 Mart 1978 günü Emniyet müdürlüğüne gönderilen yazıda; Solcu gruba mensup öğrencilerin fakülteye gelmeye devam etmeleri halinde 8-10 gün içerisinde üzerlerine dinamit atılacağı bildirilerek, gerekli tedbirlerin alınması rica ediliyordu. </p>
<p>Dilekçenin ortaya çıkmasıyla İçişleri Bakanlığınca ihbarın doğru olduğu kabul edilerek ihbarın değerlendirilip, değerlendirilmediğinin araştırdığı bildirildi. Sonrasında buna dair hiçbir işlem yapılmayarak, katliamında üzeri örtülmüş oldu. </p>
<p>Katliamın ardından yaşananlar ise tam manasıyla bir hukuk skandalıydı. Üniversite polis noktası amiri Reşat Altay’ın, diğer günlerde olduğu gibi 16 Mart günü de üniversitenin Süleymaniye’ye açılan kapısından çıkmak isteyen öğrencilere izin vermeyerek saldırının olacağı kapıdan çıkmaya zorladığı ve patlamanın ardından saldırganları yakalamak üzere harekete geçen polislere, "Durun. Koşmayın" şeklinde talimat verdiği yönündeki iddialar bugün bile tazeliğini koruyor. Hrant Dink cinayetiyle adı bir kez daha gündeme gelen Altay, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevindeyken Dink suikastı soruşturması kapsamında, "yapılan ihbarı değerlendirmediği" gerekçesiyle görevden alındı. </p>
<p>Tüm bu katliamların esas nedeni bugün yaşadığımız karanlığa taş döşemekti. 1965’ler sonrasında yükselen devrimci toplumsal muhalefet hareketine karşı siyasal İslamcı ve milliyetçi faşist hareketler örgütlendirildi. Amerika’nın soğuk savaş planı içinde örgütlenen; Komünizmle Mücadele Dernekleri ve sonrasında Türkeş’in Komando kamplarında eğitilen bu güçlerin temel görevi ülkede yükselen toplumsal muhalefetin bastırılması oldu. Bugünlere kadar iktidarını sürdüren islamcı faşist diktatörlüğün tarihinden çıkarabildiği tek kahramanı da hayatı uyuşturucu tacirlerine ayakçılık yaparken sona eren Çatlı olabilir ancak. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Laikliği savunmak da sınıfsaldır]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/laikligi-savunmak-da-sinifsaldir-699630</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/laikligi-savunmak-da-sinifsaldir.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/laikligi-savunmak-da-sinifsaldir-699630</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[Laiklik, emekçiler için sadece bir üst yapı kurumu değil, emeğin özgürleşmesi, sınıf bilincinin dinsel sislerden arınması, sömürünün ortadan kaldırılması ve doğrudan kendi kaderini tayin etme mücadelesinin ön koşuludur. Laikliği savunmak, emeği savunmaktır.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gökhan Bulut</strong></p>
<p>Türkiye’de laiklik tartışması genelde çarpık bir eksende yürütülüyor. Konu çoğu zaman “Atatürkçüler ile İslamcılar arasında bir yaşam tarzı çatışması” olarak sunuluyor. Oysa laiklik meselesi kültürel tercihlerin ötesinde, doğrudan doğruya sınıf ilişkileriyle bağlantılıdır. Laikliği yalnızca hukuki bir düzenleme ya da bireysel inanç özgürlüğü meselesi olarak görmek, onun toplumsal işlevini görünmez kılar. Gerçekte laiklik, sınıf mücadelesinin hem ideolojik hem ekonomik zeminidir. </p>
<p>Kapitalizm, yoksullaştırdığı ve değersizleştirdiği emekçileri, geçimlerini sağlamak ile değerlerini savunmak arasında tercih yapmaya zorlar. Burada iktidarlar devreye girerek geçimlerini her gün yeniden sağlamak zorunda olanlara bazı değerler empoze eder ve bunların, emekçilerin kendi değerleri olduğuna inandırır. Bu sınıfsal illüzyonun toplumsal karşılığını anlamak için, sınıfların dönüşümü ile laiklik algısı arasındaki bağı kurmak gerekir. </p>

<h2>SINIFLAR DÖNÜŞÜRKEN</h2>
<p>Laiklik tartışmasının Türkiye’de aldığı biçimleri anlamak için sınıfsal “orta sınıfların” yaşadığı dönüşüme bakmak iyi olur. AKP öncesi “eski” orta sınıflar için laiklik, tarihsel olarak sahip oldukları kültürel ve siyasal moral üstünlüğün bir güvencesi olarak da işlev görüyordu. Bu nedenle onların laiklik savunusu çoğu zaman kaybedilen bir konuma karşı geliştirilen nostaljik bir sınıfsal refleks gibi de işliyor. </p>
<p>Buna karşılık AKP’nin yeniden düzenlediği sınıfsal kompozisyonda ortaya çıkan “yeni” orta sınıf farklı bir karakter taşıyor. Bu kesimlerin değeri büyük ölçüde piyasada satılabilir nicel becerilerle ölçülüyor. Bu durum onları görünürde ayrıcalıklı kılarken aslında daha güvencesiz ve kaygan bir konuma yerleştiriyor. Alt sınıflardan gelerek bu konumlara yükselen birçok kişi için dinselleşmenin güç kazandığı dönemler aynı zamanda kendi sınıf atlama hikâyelerinin yaşandığı yıllardır. Bu nedenle laiklik talebi, AKP’nin yükselttiği orta sınıflar için çoğu zaman “eski düzenin dili” gibi ve kendi sınıfsal konumlarına bir tehdit olarak algılanıyor.  </p>
<h2>“DİN DÜŞMANLIĞI” DA SINIFSALDIR</h2>
<p>Öte yandan, tüm toplum için geçerli bir eğilim ve süreç var. Dine dayandırılan düzenlemeler ve örgütlü ilişkiler (cemaatler, tarikatlar vs.) arttıkça din, gündelik inançlardan çıkarak sosyolojik eğilimlere dönüşmeye başlıyor. Bireylerin zihnindeyken afyon (ağrı kesici) olan din, sosyolojik eğilim olmaya başlayınca, ağrı kesici olmaktan çıkıp siyasal narkoza dönüşüyor. Artık özel alandaki din, yerini kamusal alandaki din temsillerine ve bunlara inanışa bırakıyor. Bir süre sonra da bu temsiller (kişiler, kurumlar, yapılar vb.) asıl dinin yerini almaya başlıyor. </p>
<p>Dolayısıyla da dinleşmiş kurum, kişi ve örgütlerin karşısında siyasal ve ekonomik hakların talep edilmesi, din düşmanlığı görünümü alıyor. Örneğin, devletin dinden arındırılmasını talep etmek, kamu işlerinde dini inanışların esas alınmaması gerektiğine inanmak; tarikatlara, cemaatlere, dinsel örgütlenmelere karşı çıkmak, dini kullanan siyasi figürlerin herhangi bir icraatını eleştirmek bile, kişiyi “din düşmanı” haline getirebiliyor. </p>
<h2>SADECE SİYASAL VE İDEOLOJİK DEĞİL EMEK SÜRECİNDE VE EKONOMİK</h2>
<p>Bu koşullarda laiklik, “marjinal” ve “tuzu kuru” insanlara ait bir kültürel tercih gibi sunularak, yoksullaştırılmış ve muhafazakârlaştırılmış geniş emekçi sınıflar laiklikten uzaklaştırılıyor. Bu oldukça sınıfsal bir illüzyondur da. Oysa laiklik işçi sınıfı açısından sanıldığından çok daha önemli ve çok daha kendilerine ait bir değerdir. Laiklik, dinin emek sürecine yerleştirilerek sömürüyü artıracak somut bir aygıt olarak kullanılmasını da engeller. Laiklik, emekçiler için sadece bir üst yapı kurumu değil, emeğin özgürleşmesi, sınıf bilincinin dinsel sislerden arınması, sömürünün ortadan kaldırılması ve doğrudan kendi kaderini tayin etme mücadelesinin ön koşuludur. Laikliği savunmak, emeği savunmaktır. </p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol-699628' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol.jpg' alt='19 Mart’ın bugüne çağrısı: Muhalefet için yeni bir ritim, birleşerek yürüyecek yeni bir yol'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol-699628'>19 Mart’ın bugüne çağrısı: Muhalefet için yeni bir ritim, birleşerek yürüyecek yeni bir yol</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Lawfare Örneği Olarak 19 Mart-I: Taktikler, stratejiler ve siyasi etkileri]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/lawfare-ornegi-olarak-19-mart-i-taktikler-stratejiler-ve-siyasi-etkileri-699629</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/lawfare-ornegi-olarak-19-mart-i-taktikler-stratejiler-ve-siyasi-etkileri.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/lawfare-ornegi-olarak-19-mart-i-taktikler-stratejiler-ve-siyasi-etkileri-699629</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[Bir yargılamanın temelini oluşturan gerçeği ortaya çıkarma hedefi, zaman zaman yasallığı da peşine takarak, silinip gitmiş; geriye salt yargı bürokrasisi kalmıştır. Zira bu davalar Nazi lideri Joseph Goebbels’in sözü olan “bu adam gitmeli” tespitiyle başlar; kişiden suça, suçtan iddianameye hareket eder.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ayşegül Kars Kaynar</strong></p>
<p>Demokratik gerileme ve yükselen yeni otokratik rejimler tartışmalarında, otokratların birbirlerinden öğrendikleri ve iktidarlarını uzatmak için benzer güzergahlar yarattıkları vurgulanır. Hukuk darbesi (lawfare teriminin Türkçeleştirilmesi konusunu bir sonraki yazıya bırakıyorum) ve bilhassa bunun yargısal biçimi, anlaşıldığı kadarıyla bu ortak güzergahlardan biri olmayı başardı.</p>
<p>Buna göre, seçimlerde yerleşik iktidarın karşısına çıkacak olan güçlü adaylar, kritik dönemlere denk getirilen soruşturmalar ve mahkumiyetlerle, seçimlerden diskalifiye ediliyor. Malezya’nın muhalefet lideri Enver İbrahim, 2015 yılında beş yıl hapis cezasına çarptırılarak 2018 genel seçimlerine katılması engellendi.</p>

<p>Brezilya’da Lula da Silva yolsuzluk gerekçesiyle 2017’de dokuz buçuk yıl hapis cezasına mahkum edilerek Ekim 2018’de yapılan genel seçimlerde aday olmasına izin verilmedi. Pakistan’da ana muhalefet partisinin lideri Şahbaz Şerif, 2018’de ulusal seçimlerden kısa süre önce yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandı ve on yıl hapis cezasına mahkum edildi. Ekvador’da 2021 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı Andrés Arauz Galarza’ya ceza soruşturması başlatıldı. Tunus’ta 2024 seçimleri öncesinde en az sekiz muhalefet adayı tutuklandı ya da mahkum edildi. Önde gelen isimlerden Abir Musi iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ana muhalafet partisinin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025’de diplomasının iptal edilerek adaylıktan diskalifiye edilmesi ve hemen ertesi gün tutuklanmasıyla Türkiye, işte bu listeye eklenmiş oldu.    </p>
<p>Hukuk darbesi denilen olguda hukuki teknikler savaş taktikleri, ceza davası açmak ise siyasi rakibe saldırı stratejisi niteliğini almıştır. Yukarıda bahsi geçen uluslararası örneklerde de tespit edilebileceği üzere sürecin değişmeyen özellikleri, yargıç ve savcıların özel olarak görevlendirilmeleri, soruşturmaların “manidar” zamanlarda başlatılması ve tutuklama tedbirinin kural haline gelmesidir. Amaç, seçimlerdeki rakibi sadece siyaseten öldürmek (itibarsızlaştırarak toplumsal desteğini azaltmak ve siyasal alandan sürmek) değil, aynı zamanda rakibin hukuki ölümünü gerçekleştirmektir (aday olma ya da görevini yürütme ehliyetini elinde almak).  </p>
<p>Hukuk darbesi ifadesi, içinde “hukuk” kelimesini barındırmasına karşın, hukukilik ile bir bağı yoktur; hatta bu olgunun özü anti-hukuktur. Yargısal hukuk darbeleri de bir yargılama pratiği değildir. Bir yargılamanın temelini oluşturan gerçeği ortaya çıkarma hedefi, zaman zaman yasallığı da peşine takarak, silinip gitmiş; geriye salt yargı bürokrasisi kalmıştır. Zira bu davalar Nazi lideri Joseph Goebbels’in sözü olan “bu adam gitmeli” tespitiyle başlar; kişiden suça, suçtan iddianameye hareket eder.  </p>
<h2>19 MART’TA KULLANILAN YASAL TAKTİK VE STRATEJİLER</h2>
<p>İmamoğlu’nun yargılandığı İBB Davası’nda, uluslararası literatürde yargısal hukuk darbesinin klasik örneklerinde görülen, tipik hukuki taktikler kullanılmıştır. Bunlardan en göze çarpanları kısaca şu şekildedir:   </p>
<h2>• SAVAŞ MEYDANI VE FORUM SEÇİMİ</h2>
<p>Hukuk darbesinin istenen sonucu doğurması için belirli bir yargısal ya da idari merciin seçilmesine “savaş meydanı seçimi” denir. İstanbul’da 2019 yerel seçimlerinde bu savaş meydanı YSK iken, 2024 yerel seçimleri sonrasında hukuk darbesi yargısal bir biçime bürünmüş ve ceza mahkemelerine taşınmıştır. Yargısal hukuk darbesinin ayırt edici özelliği ise, siyasi rakibe karşı açılan davaların, çeşitli hukuki gerekçelerle tekrar tekrar aynı yargıç veya savcının önüne düşmesidir. Uluslararası özel hukuktan alınan ve forum/mahkeme seçimi olarak adlandırılan bu durum kendiliğinden gerçekleşmezse, doğal hakim ilkesi ihlal edilerek yargılama yetkisi bilinçli şekilde yeniden düzenlenir. Nitekim 30 Ekim 2024’te CHP yönetimindeki belediyeleri hedef alan operasyonlar Akın Gürlek, 8 Ekim 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandıktan sonra başlamış ve Aziz İhsan Aktaş soruşturmasının temelini oluşturan gizli tanık ifadeleri bu atamadan sonra alınmıştır.   </p>
<h2>• MADDİ TEMELİ OLMAYAN SUÇLAMALAR VE DUYUMA DAYALI DELİLLER</h2>
<p>İBB iddianamesinde yer alan suçlamalar, maddi delillerle desteklenmemekte, büyük ölçüde gizli tanıkların ifadelerine dayanmaktadır. Çoğu varsayımsaldır, spekülatiftir, açık hatalar içermektedir ya da aslında suç olmayan eylemleri konu almaktadır. Davada toplam on beş gizli tanık vardır. On yedi sanık için gizli tanık ifadeleri dışında hiç bir delil yoktur. Bazı gizli tanıklar, iddia edilen suçlara dair doğrudan bilgi sahibi olmadıklarını açıkça belirtmiştir.   </p>
<h2>• MUHBİRLER (ETKİN PİŞMANLAR)</h2>
<p>Türk Ceza Hukuku’nda “etkin pişmanlık” olarak geçen olgu suç işleyen kişinin, diğer failleri ihbar etmesi ve onlara karşı delil sunması karşılığında cezasının azaltılmasıdır. Muhbirlerin sağladığı delil, hukuken sorunlu kabul edilmektedir; çünkü ceza indirimi vaadi, sahte itiraflar veya dayanaksız suçlamalar yapılmasını teşvik eder. İBB Davası’nda 42 şüphelinin etkin pişmanlıktan yararlanmak için başvurduğu, bunlardan 39’unun serbest bırakıldığı basına yansımıştır. En bilinen muhbir Aziz İhsan Aktaş’tır. Yolsuzluk soruşturmasının yurt çapında CHP yönetimindeki belediyelere genişlemesinin ardında, Aktaş’ın ifadeleri vardır. Diğer bir muhbir olan Hüseyin Gün’ün ifadeleri de İmamoğlu’nun casusluk suçlamasıyla ikinci kez tutuklanmasına yol açmıştır.  </p>
<h2>• TUTUKLU YARGILAMA</h2>
<p>19 Mart sürecinde tutuklu yargılama tedbiri yeterli gerekçe gösterilmeden, şüphelilerin kaçma veya davaya müdahale etme riskini destekleyen herhangi bir delil sunulmadan, seyahat yasağı veya ev hapsi gibi daha hafif önlemler göz ardı edilerek orantısız biçimde uygulanmış ve uzatılmış; böylece adeta norm haline gelmiştir. İBB davasında, 402 şüpheliden 105’i tutuklu yargılanmaktadır. Basına yansıdığı üzere tutukluluk bir pazarlık aracı olarak kullanılmış; serbest bırakılma vaadi, itiraf almak için bir baskı mekanizması haline gelmiştir. Tutuklamalar-muhbirlik-yeni tutuklamalar zinciri 19 Mart yargısal hukuk darbesinin en temel stratejisidir.  </p>
<h2>• DİKEY VE YATAY AŞIRI SUÇLAMA</h2>
<p>Dikey aşırı suçlama, suç isnadının gerçekte olan olaydan daha ağır olması durumudur; verilen ceza, fiilin ağırlığıyla uyumlu değildir. Bu durum İmamoğlu’na açılan hakaret davalarında hem hapis cezası hem de siyasi yasak talep edilmesinde belirgindir. Örneğin Ahmak Davası’nda İmamoğlu Aralık 2022’de iki hapis ve dört yıl siyasi yasak cezası almıştır. Ayrıca Temmuz 2025’te Gürlek’e yönelik eleştirileri nedeniyle İmamoğlu’na bir yıl hapis cezası ve siyasi yasak verilmiştir.  </p>
<p>Yatay aşırı suçlama ise tek bir suç için birden fazla suç isnadı yapılmasıdır. Aynı fiil için yolsuzluk, kar amacıyla suç örgütü yönetmek, kara para aklama, rüşvet almak, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma gibi çeşitli suçlamalar yapılması bu kapsamda değerlendirilir. Sadece İBB davasında İmamoğlu, 143 ayrı suçla yargılanmaktadır. Savcılar toplamda 849 ile 2.430 yıl arasında hapis cezası talep etmiş ve mahkeme, tüm 143 suçlamanın görülmesinin yaklaşık 12 yıl sürebileceğini belirtmiştir.   </p>
<h2>• HUKUK DARBESİ’NİN SİYASİ ETKİSİ</h2>
<p>Muhalefet liderlerini hedef alan hukuk darbesi pratiğinin nihai amacı toplumsal değişimdir. Hukuk darbesi, ceza hukukunun teknik araçlarının stratejik olarak seferber edilmesi yoluyla yürütülen, uzun vadeli bir toplumsal dönüşüm mücadelesidir. Hem Lula da Silva hem İmamoğlu vakalarında görüleceği üzere, bir muhalefet liderinin seçimlere katılmasının veya kamu görevinde bulunmasının engellenmesi yalnızca bir bireyin siyasi kariyerine müdahale etmek değil; çok partili sistemi ve siyasi katılımı anlamsızlaştırmak, temsili siyasetin temelini kazımak ve demokratik yönetimden kalan son unsur olan rekabetçi seçimlerden de feragat etmek demektir. Bu nedenle 19 Mart hukuk darbesinin siyasal rejim üzerindeki etkisi seçimsizleştirme ya da hegemonik otoriterliğe geçiş olarak ifade edilmiştir. Doğru ancak betimleyici ve yüzeysel kalan bu tespit için şunları söyleyerek bitirelim: Vuku bulmakta olan seçimsizleştirme, vuku bulmuş olan anayasasızlaştırma ve parlamentosuzlaştırma ile birleştiğinde 19 Mart sürecinin kümülatif etkisinin siyasi rejim ile sınırlı kalmadığı açıktır. Türkiye’de devlet değişmektedir ve devlet tartışması bizi sadece yasallığı, hukukun üstünlüğünü, temsil mekanizması ve seçimleri değil; bunların meşruiyetini, egemenliği ve kurucu iktidarı tartışmaya çağırmaktadır. </p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol-699628' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol.jpg' alt='19 Mart’ın bugüne çağrısı: Muhalefet için yeni bir ritim, birleşerek yürüyecek yeni bir yol'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol-699628'>19 Mart’ın bugüne çağrısı: Muhalefet için yeni bir ritim, birleşerek yürüyecek yeni bir yol</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[19 Mart’ın bugüne çağrısı: Muhalefet için yeni bir ritim, birleşerek yürüyecek yeni bir yol]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol-699628</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/19-martin-bugune-cagrisi-muhalefet-icin-yeni-bir-ritim-birleserek-yuruyecek-yeni-bir-yol-699628</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[Belli oranda bir zorunluluk olarak -ve iktidarın da baskısının sonucunda- mücadelenin giderek sadece bir kişinin Cumhurbaşkanı olması ya da bir partinin iktidara gelmesiyle sınırlanması, 19 Mart’ta harekete geçen geniş toplum kesimlerini ve farklı muhalefet dinamiklerini harekete geçirebilme kapasitesini zayıflatıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Politika Kolektifi</strong></p>
<p>19 Mart mevcut iktidara karşı birikmiş muhalefet dinamiklerinin, birleşik bir gücünün sahneye çıktığı bir direniş hareketi olarak gerçekleşti.  </p>
<p>Beyazıt’tan yürüyen gençlerin açtığı yol, farklı eğilimlere sahip olan muhalefet dinamiklerini ortak bir mücadelede birleştirdi. Sokakta kendine yer açan bu muhalefet gücü, seçimleri göstermelik hale getirecek bir operasyon karşısında gerçekleşirken, tek adam rejiminden kurtulma iradesinin ve arayışının bir göstergesiydi.  </p>

<p>***</p>
<p>Mevcut kurumsal (parlamenter) sistem içerisine sıkışmış etkisiz muhalefeti sınırlarının aşan bu hareket kazanmanın hangi yoldan olacağının da bir işaret fişeği oldu. Açık ki bir azınlık iktidarı olarak varlığını sürdürmeye çalışan AKP ve MHP, muhalefeti etkisizleştirme ve parçalama üzerine ikili bir siyaset izliyor. Böyle bir siyaset ABD-İsrail haydutluğu içinde Orta Doğu’da şekillendirilen yeni düzenle iç içe geçerek geliştiriliyor. Suriye’de HTŞ’nin iktidara taşınmasıyla Türkiye bölgede daha fazla etkinleştirildi. İran’a saldırılarla büyütülen ateş çemberi de Türkiye’yi adım adım içine çekiyor. İktidar bu gelişmeleri aynı zamanda bir iç cephe tahkimatı olarak da ifade ederek muhalefeti baskılama ve seçimlerin böyle bir ortam içinde yapılmasının da zemini haline getirmeye çalışıyor.  </p>
<p>Böyle bir ortamda ve yüksek yargıdan MİT ve orduya kadar bütün baskı güçleri tekeline almış bir iktidara karşı mücadele elbette farklı muhalefet dinamiklerinin birlikteliğini zorunlu hale getiriyor.  </p>
<p>19 Mart bu anlamda bugüne böyle bir birleşik, dayanışmacı ve sorumlu muhalefet hareketinin çağrısı olarak da değerlendirilmeli.  </p>
<p>***</p>
<p>CHP kuşkusuz ki 19 Mart ve sonrasında, bugün mahkemelerde de devam eden bir direnme mücadelesi sürdürüyor. Bu elbette ki önemli olmakla birlikte, önümüzdeki dönemin sadece bu eksendeki bir mücadeleyle sınırlandırılmasının kazanmak için yetmeyeceği de açık olmalı.  </p>
<p>Belli oranda bir zorunluluk olarak -ve iktidarın da baskısının sonucunda- mücadelenin giderek sadece bir kişinin Cumhurbaşkanı olması ya da bir partinin iktidara gelmesiyle sınırlanması, 19 Mart’ta harekete geçen geniş toplum kesimlerini ve farklı muhalefet dinamiklerini harekete geçirebilme kapasitesini zayıflatıyor.  </p>
<p>Bugün hala bir biçimiyle içinde bulunduğumuz 19 Mart sonrası sürecini örgütlemek, muhalefete yeni bir ritim kazandırmak ve yeni bir yol açmak önümüzdeki en önemli görev olarak öne çıkıyor.  </p>
<p>Böyle bir mücadeleyi öncelikle, tek adam rejimine karşı çoklu dinamikleri kapsayacak bir muhalefet hareketi içinde siyaseti halkın özne olduğu bir zeminde kurgulamak gerekiyor.  </p>
<p>Bu şekilde toplumun da şimdi iktidarın süreç diyerek oyalamaları eşliğinde, her tür gerici kesimin gerçekleştirdiği ataklarla toplum sindirilmeye bir biçimde uyuşturularak, adeta tüm muhalefet güçleri en baştan yenilgiye kabullenmeye doğru zorluyor.  </p>
<p>Bunun karşısında toplumun çok geniş kesimlerinin mücadeleleri de hız kesmeden sürüyor. Emeklilerden işçilere, 8 Mart’ta sokakları dolduran kadınlardan üniversite kapılarında direnmeye devam eden gençlere kadar birçok mevzide mücadele sürüyor. Ancak bu mücadeleler halen parçalı ve kendi lokal sınırları içindeki hak mücadelelerini sürdürmeye çalışıyor. Böyle yaygın devrimci direniş dinamiklerinin, toplumsal mücadele örgüt ve inisiyatiflerinin hayatlarımızı, özgürlüklerimizi, geleceğimizi birlikte savunacağımız ortalıklar içinde yan yana gelmesinin yollarını arayarak bir yol açabiliriz.  </p>
<p>19 Mart’ta sokakları dolduran milyonların, barikatları aşa aşa yürüyen gençlerin çağrısı da bu… Etrafımızı kuşatan kötülüklere, sınır tanımaz bir haydutlukla ateş, barut ve kanla örülmüş yıkımlara karşı duracaksak, laikliği savunmanın dahi suç sayıldığı bir ülkeyi değiştireceksek ve kaderimizi tek kişinin elinden alabileceksek bunun başka bir yolu yok…  </p>
<p>Tekel’lerden Gezi’lerden geçilerek, sokaklardan kampüslerden yürünerek, 19 Mart’ta meydanlarda birleşerek büyüyen muhalefet güçleri bunun başaracağımız en büyük göstergesi ve umut kaynağımız olmaya devam ediyor. </p>
<p>***</p>
<h2>AYŞEGÜL KARS KAYNAR YAZDI: LAWFARE ÖRNEĞİ OLARAK 19 MART-I: TAKTİKLER, STRATEJİLER VE SİYASİ ETKİLERİ</h2>
<p>Bir yargılamanın temelini oluşturan gerçeği ortaya çıkarma hedefi, zaman zaman yasallığı da peşine takarak, silinip gitmiş; geriye salt yargı bürokrasisi kalmıştır. Zira bu davalar Nazi lideri Joseph Goebbels’in sözü olan “bu adam gitmeli” tespitiyle başlar; kişiden suça, suçtan iddianameye hareket eder.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/lawfare-ornegi-olarak-19-mart-i-taktikler-stratejiler-ve-siyasi-etkileri-699629' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/lawfare-ornegi-olarak-19-mart-i-taktikler-stratejiler-ve-siyasi-etkileri.jpg' alt='Lawfare Örneği Olarak 19 Mart-I: Taktikler, stratejiler ve siyasi etkileri'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/lawfare-ornegi-olarak-19-mart-i-taktikler-stratejiler-ve-siyasi-etkileri-699629'>Lawfare Örneği Olarak 19 Mart-I: Taktikler, stratejiler ve siyasi etkileri</a></div>
</div>
</div>
</div>

<p>***</p>
<h2>GÖKHAN BULUT YAZDI: LAİKLİĞİ SAVUNMAK DA SINIFSALDIR</h2>
<p>Laiklik, emekçiler için sadece bir üst yapı kurumu değil, emeğin özgürleşmesi, sınıf bilincinin dinsel sislerden arınması, sömürünün ortadan kaldırılması ve doğrudan kendi kaderini tayin etme mücadelesinin ön koşuludur. Laikliği savunmak, emeği savunmaktır.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/laikligi-savunmak-da-sinifsaldir-699630' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/laikligi-savunmak-da-sinifsaldir.jpg' alt='Laikliği savunmak da sınıfsaldır'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/laikligi-savunmak-da-sinifsaldir-699630'>Laikliği savunmak da sınıfsaldır</a></div>
</div>
</div>
</div>

<p>***</p>
<h2>HATIRLATMALAR</h2>
<h2>16 MART KATLİAMININ YILDÖNÜMÜNDE “FİLMLER” VE GERÇEKLER!</h2>
<p>16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi önünde faşistler tarafından atılan bir bomba ile 7 öğrenci yaşamını yitirdi, 100’den fazla öğrenci ise yaralandı. Ülkücü Ali Yurtaslan, öğrencilerin üstüne atılan bombayı bugünlerde propaganda filmi çekilen Abdullah Çatlı’nın temin ettiğini öne sürmüştü.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/makale/hatirlatmalar-16-mart-katliaminin-yildonumunde-filmler-ve-gercekler-699631' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-makale/2026/03/15/hatirlatmalar-16-mart-katliaminin-yildonumunde-filmler-ve-gercekler.jpg' alt='Hatırlatmalar: 16 Mart katliamının yıldönümünde “filmler” ve gerçekler!'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/makale/hatirlatmalar-16-mart-katliaminin-yildonumunde-filmler-ve-gercekler-699631'>Hatırlatmalar: 16 Mart katliamının yıldönümünde “filmler” ve gerçekler!</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Samandağ’daki beton santralı projesine mahkeme freni]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/samandagdaki-beton-santrali-projesine-mahkeme-freni-699639</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/samandagdaki-beton-santrali-projesine-mahkeme-freni.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/samandagdaki-beton-santrali-projesine-mahkeme-freni-699639</guid><category>Güncel</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ </strong></p>
<p>Hatay, 6 Şubat depremlerinin ardından, formaliteye dönen ÇED süreçleriyle kurulan beton santralları ve taşocakları nedeniyle adeta zehir saçan bir şantiyeye döndü. Samandağ Atatürk Mahallesi’indeki beton santralı ise bunlardan yalnızca biri. </p>
<p>Son olarak bölge halkı, Samandağ’da Hatay Valiliği Çevre İl Müdürlüğü’nün Gürkal İnşaat tarafından, yapılması planlanan hazır beton üretim santralı için "ÇED kapsam dışı" kararına karşı işlemin iptali istemiyle Hatay 4. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Mahkeme, dava konusu işlemin iptaline hükmetti.</p>

<p>Mahkeme kararında, aynı projeye ilişkin daha önce verilen "ÇED gerekli değildir" kararının Hatay 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği hatırlatıldı. Bu kararın ardından şirketin üretim kapasitesini düşürerek yeniden başvuru yaptığı ve bu başvuru üzerine il müdürlüğü tarafından "ÇED kapsam dışı" kararı verildiği belirtildi. Kararda, önceki yargı kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporlarında santralın çevre, tarım alanları ve yerleşim yerleri üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildiği ifade edildi.  </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yapay zekâ, savaşı çoktan korkunç bir noktaya getirdi]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/yapay-zeka-savasi-coktan-korkunc-bir-noktaya-getirdi-699627</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/yapay-zeka-savasi-coktan-korkunc-bir-noktaya-getirdi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/yapay-zeka-savasi-coktan-korkunc-bir-noktaya-getirdi-699627</guid><category>BirGün Pazar</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>David Moscrop - jacobin.com</strong></p>
<p>Yapay zeka destekli savaş, 20. Yüzyılın endüstriyel savaş taktiklerinde köklenen bir mantığa genişliyor: insanları veri setlerindeki noktalar olarak görecek uzaklıkta bir mesafe. ABD İran ile savaşında yapay zeka kullanıyor. Ordu, veri derlemede çeşitli YZ sistemleri kullandığını, inisiyatif aldırmadıklarını ve sadece enstrüman olarak kullandıklarını iddia ediyor. Amerika Merkezi Komutanı Brad Cooper, YZ sistemlerinin silahlı kuvvetlere yardımcı olduğunu, “saniyeler içerisinde devasa miktarlarda veri içerisinden seçim yaparak liderlerimizin düşmanın karşılık verebileceğinden daha hızlı şekilde akıllıca kararlar alabildiklerini” söyledi. </p>
<p>Yapay zeka hedef tespitinin ve ateş açmanın hızını artıracak; dolayısıyla savaşın, ölümün, yıkımın ve ardından gelen her şeyin temposunu da hızlandıracaktır. Cooper, son kararın insanlar tarafından verildiği konusunda ısrar ediyor. Ama bu, amaçlandığı kadar güven verici değil. Yakın tarihli bir rapor şöyle diyor: “Operation Epic Fury için hedefler, Ulusal Jeo-Uzamsal İstihbarat Ajansı’nın Maven Smart System adlı sistemi yardımıyla belirlendi. Bu sistem gözetleme ve istihbarat verileri dahil olmak üzere çeşitli veri noktalarını bir araya getiriyor ve bilgileri karar vericilerin kullanabileceği bir gösterge panelinde sunabiliyor.” </p>

<p>Buna rağmen bize yapay zekâ araçlarının hedefleri “doğrudan üretmediği” söyleniyor; yalnızca “askeri istihbarat için potansiyel ilgi noktalarını belirliyorlar.” Bu, bilginin kararları etkilemediğini söylemeye benziyor. Sanki bir komutanın önüne konan istihbaratın saldırı emrinin nereye verileceğiyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi. </p>
<p>Eğer İran’daki Şecere Tayyebeh ilkokulunun 28 Şubat’ta bombalanması, bir yapay zekâ aracının eski askeri istihbaratı Maven sisteminin paneline “entegre etmesinin” sonucuysa, bu durum yapay zekânın görünürde insanlara ait olan “son karar”ı fiilen şekillendirdiği anlamına gelir. Cooper’ın askeri personelin hâlâ kokpitte olduğu yönündeki rahatlatıcı açıklaması doğru olabilir. Ama hedefleme sistemlerinin içine yapay zekâyı dahil etmek ve onun önerilerine göre hareket etmek, insanlar tetiği çekmeye devam etse bile fiilen yapay zekâ destekli askeri karar alma anlamına gelir. </p>
<h2>SAVAŞ KÜÇÜK EKRANA GELDİĞİNDE</h2>
<p>Amerika’nın son savaşında yapay zeka sistemlerinin kullanılması bazılarına 1990–91 Körfez Savaşı’nı hatırlatabilir. Bu çatışma tarih kitaplarında belki büyük bir savaş olarak görülmeyecek, ama televizyonlardan gerçek zamanlı izlediğimiz bir savaştı: yeşil ışıklarla parlayan ekranlar ve aniden beliren patlamalar. CNN’in 24 saatlik yayınlarında sürekli yer aldı. 1990’ların başında hem savaş teknolojilerinde hem de iletişim alanında ortaya çıkan yeni yöntemler bir şeylerin değiştiğini gösteriyordu. Savaş hem uygulanış biçimi hem de tüketilişi bakımından daha uzak ve daha insanlıktan arındırılmış bir hâl almıştı. Yüzlerce kilometre öteden fırlatılan seyir füzeleriyle yürütülüyor, halka ise neredeyse bir video oyunu görüntüsü gibi sunuluyordu. İnsan, geri dönüşün artık mümkün olmadığı hissine kapılıyordu. Bu ne olursa olsun, geri dönüşü olmayan bir yolun başlangıcıydı. </p>
<p>Tarihçi Eric Hobsbawn, Aşırılıklar Çağı adlı kitabında yirminci yüzyılda modern savaş teknolojilerinin ve büyük ölçekli çatışmaları mümkün kılan bürokratik sistemlerin savaşı kökten değiştirdiğini yazmıştı. Bu gelişmeler, mesafe gücü sayesinde daha önce mümkün olmayan bir topyekun savaş biçimini ortaya çıkarmıştı. Savaşta mesafenin amacı stratejik ve taktik avantaj sağlamaktır; yani bir tür örtü, daha iyi bir konum ve sürpriz yaratmaktır. Ama nihai etkisi ayrıştırmadır. Şiddet, hatta kitlesel şiddet, eylemi gerçekleştiren kişinin yaptığı şeyin doğrudan fiziksel sonuçlarından uzak olduğu bir mesafe üzerinden gerçekleştiğinde, şiddet kişiliksiz ve gerçekdışı hâle gelir; hatta sanal bir şeye dönüşür. Bir video oyunu oynamak gibi. Tetiğe bas, joystick’i yukarı it ve ekrandaki pikseller kaybolurken gününe devam et. Akşam yemeğine zamanında eve dön, belki birkaç tur Call of Duty oyna. </p>
<p>Yapay zekanın insan aklı ve yok etme kararı arasına koyduğu mesafe hepimizi korkutmalı. Yaratacağı felaketlerin sınırı olmayabilir. Başka diğer tüm özelliklerinin yanında, insan tarihi teknoloji kullanarak birbirini yok etmenin tarihidir. Bugün bu meziyetin ötesine geçtik, yalnızca fiziksel imhanın merhametsiz verimliliği açısından değil, yıkımı daha kolay yöneten, meşrulaştıran, olayların öncesinde, sırasında ve sonrasında bununla yaşamayı kolaylaştıran doğası sebebiyle de. </p>
<p>Hobbsbawn’ın 1914’ten 1991’e kadar süren “kısa” yüzyıla dair uyarısında olduğu gibi: “Yüzyılımızın en büyük acımasızlıkları, uzaktan komuta edilen kararların, sistemlerin ve düzenlerin şahsi olmayan biçimleridir, özellikle de sonradan özrü dilenebilen operasyonel gereklilikler olarak meşrulaştırılabiliyorsa.” Hobbsbawn kısa yüzyılın endüstriyel katliamının acımasızlıklarını tespit ederken haklıydı. Bizim düşünmemiz gereken sorun, bu acımasızlık Yapay Zekanın karar verilebilirliğinin yarattığı yeni mesafe sayesinde yoğunlaştığında nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacağımız. </p>
<p><em><strong>Çeviren: Göksu Cengiz </strong></em></p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Neoliberal cehennemde umudu yeşertmek]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/neoliberal-cehennemde-umudu-yesertmek-699626</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/neoliberal-cehennemde-umudu-yesertmek.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/neoliberal-cehennemde-umudu-yesertmek-699626</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[“Gürcistan’ın bağımsızlık sonrası tarihinde ilk defa işçi sınıfından insanların hapse atıldığı bir dönemle karşı karşıyayız. Arkadaşlarımız daha iyi çalışma şartları, maaşlara zam ve iş güvencesi talep ettikleri için hapse atıldılar. Bunun yanı sıra çevreyle ilgili problemler de var, hükümet birçok yerde doğayı ranta açıp HES’ler inşaa etmeye çalışıyor. İnsana ve doğaya bu tarz saldırıların devam edeceğini bildiğimiz için Gürcistan’daki tüm ilerici güçlerle iş birliği yöntemleri bulmaya çalışıyoruz.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fatih Erdoğan</strong></p>
<p>Gürcistan’ın post Sovyet siyasi ortamında sosyalizm fikrini tekrardan yeşertmeye çalışan yeni ve genç birkaç örgütten biri olan Khma (Ses) Hareketi, Rustaveli caddesinde aynı zamanda “işçi sınıfı kafesi” olarak da adlandırdıkları “Praktika” isimli kafeyi atölyeler, tartışmalar, film gösterimi ve pankart boyamak gibi birçok etkinlik için kullanıyor. Kafe, Khma hareketinin yanı sıra Mayıs Öğrenci Hareketinin evi olarak da kullanıyor.  </p>
<p>Gürcistan’daki protestoları, Khma Hareketi’nin çalışmalarını ve siyasi değerlendirmelerini hareketin üyeleri Tata Verulashvili, Giorgi Kartvelishvili ve Giorgi Khasia ile konuştuk. </p>

<p><strong>Khma Hareketi’nin odaklandığı kampanyalar nedir? </strong></p>
<p>Okullarda ücretsiz öğünler şimdilik bir numaralı önceliğimiz diyebiliriz. Üç yıldır bu kampanya üzerine çalışıyoruz ve bunu politik bir talep olarak yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Araştırmalar yapıyor, edindiğimiz bilgileri yaygınlaştırıyor ve bu talebi gündeme taşımak için yeni müttefikler ve yollar arıyoruz. Şimdilerde de bu talebi yeni ve yasal bir zeminde tekrardan oluşturup mecliste bir yasa haline gelmesi üzerine çalışıyoruz.  </p>
<p>Bundan önce kiracıları evden çıkarmalar, ilaç sektörü ve emekli borçları üzerine kampanyalarımız da oldu. Evden çıkarmalar tam olarak bir kampanyaydı diyemeyiz ama oldukça ilgilendiğimiz bir meseleydi. Yıllar önce hükümet dalga halinde birçok kiracıyı evinden çıkaracağını duyurdu ve kiracı haklarını savunan diğer mahalleli ve kurumlarla iki yıl boyunca dayanışma içerisinde olduk. </p>
<p>Diğer bir kampanyamız ise ilaç sektörü ve sektördeki ilaç ve hizmet fiyatlarını uçuran tekelleşme üzerineydi. Üçüncü kampanyamız ise banka sektörü, özellikle emeklileri hedef alan borçlar üzerineydi. Banka emeklilere borç verip emekli maaşlarının bir kısmına el koyarak geri ödeme alıyordu. Bu borçları dağıtan aynı özel banka ise emekli, gazi, engelli gibi birçok kamu harcamasının dağıtımından sorumlu olan bankaydı. Konu üzerine odaklandığımızda bankaların emeklilerin yaşlarından ve sağlık sorunlarından adaletsiz bir şekilde yararlanarak inanılmaz biçimde dolandırıcılık yaptığını keşfettik.  </p>
<p>Bu kaotik siyasi durumun içinde yapısal bir düşünce stili geliştirmek istiyoruz. Bu yüzden Terry Eagleton’ın “Marx Neden Haklıydı?” ve Samir Amin’in “Liberal Virüs” gibi kitaplarını çeviriyoruz.  </p>
<h2>ORTAK MÜCADELENİN YOLLARINI ARIYORUZ</h2>
<p>Gürcistan’ın bağımsızlık sonrası tarihinde ilk defa işçi sınıfından insanların hapse atıldığı bir dönemle karşı karşıyayız. Arkadaşlarımız daha iyi çalışma şartları, maaşlara zam ve iş güvencesi talep ettikleri için hapse atıldılar.  </p>
<p>Bunun yanı sıra çevreyle ilgili problemler de var, hükümet birçok yerde doğayı ranta açıp HES’ler inşaa etmeye çalışıyor. İnsana ve doğaya bu tarz saldırıların devam edeceğini bildiğimiz için Gürcistan’daki tüm ilerici güçlerle iş birliği yöntemleri bulmaya çalışıyoruz. İşçilerin, sendikaların, gençlerin, vatandaşların ve çevre mücadelesi içerisindeki insanların katıldığı forumlar düzenlemeye çalışıyoruz. </p>
<p><strong>Herkes uzun bir süredir Gürcistan’daki protestolarından haberdar ancak bilgiler kısıtlı. Bu protestolarda sol ne kazandı? Ne gördünüz? </strong></p>
<p>Aslında birçok şeyi kaybettik. İki yılı aşkın süredir sürekli eylem, gözaltı, baskı ve alevlenme döngüsü devam ediyor. Bu süre içerisinde birçok konunun askıya alınması ve gündeme odaklanılması zorunlu oluyor.  </p>
<p>İşçileri ve diğer haklarını arayan gruplara destek olmak için bankaları ve ofisleri işgal ettiğimiz eylemler artık devlet tarafından daha sert baskılarla karşılanacak olsa bile tekrar cüret edeceğiz. Sıfırdan başlayıp daha iyi bir temel kurmaya çalışıyoruz. </p>
<p>Bu protestoların ardından insanlar politize oldu mu? </p>
<p>Birçok politik terimin bu süreç içerisinde liberal gruplar, muhalefet bileşenleri veya STK’lar tarafından içlerinin boşaltıldığını gördük. Ancak belki de bu grupların arkasından sürüklenen insanlar eylemlerin bir performans değil bir süreç olduğunu görmüşlerdir. İnsanlar bu tür somut talebi olmayan eylemlerden sıkılıp daha farklı yöntemlere ihtiyaç olduğunu, bir adım ileri gidilmesi gerektiğini anlamış olabilirler.  </p>
<h2>SOMUT TALEPLERİ LİBERAL EĞİLİM REDDEDİYOR</h2>
<p>Süren eylemlerin kötü olduğunu söylemiyoruz; birçok gazeteci, şair veya eylemci hala hapiste. Bu insanları tabii ki destekliyor ve onlar için özgürlük istiyoruz. Eylemlere diğer Avrupa Birliği ülkelerinin sahip olduğu bir somut talebi, örneğin işsizlik maaşını yaygınlaştırmaya çalıştığımızda böyle taleplerin eylemlerin arkasındaki liberal eğilim tarafından reddedildiğini görüyoruz. Bu gruplar Avrupa’nın yararları yerine sadece Avrupa hayaline odaklanıyor. Bunlara rağmen protestoların kitlesi çok belirgin şekilde gençlerden ve yoksul kesimlerden oluşuyor. İstediğimiz şey bu kesimlerin hedefleri, planı ve pratiği de belirlemesi. </p>
<p><strong>Üniversitelerde durum nasıldı? Boykotlar var mıydı? </strong></p>
<p>Birçok öğrenci tutuklandığında üniversitelerde bir boykot örüldü ancak ilerleyen süreçte bu durum materyal taleplere ve kazanımlara dönüşmedi. Her zaman şimdi vakti değil, dış güçlere yarar, vatanımız için sokaktayız gibi bahanelerle işçi sınıfına yarayacak talepler yok sayılmaya çalışıldı. </p>
<p><strong>Protestolar sırasında veya sonrasında, 8 Mart ve 1 Mayıslara katılım nasıldı? Bunlar Türkiye’de toplumsal muhalefet için önemli belirteçler olabiliyor. </strong></p>
<p>1 Mayıs’a hiçbir etkisi olmadı. İşçi bayramının kutlanışı bağımsızlıktan birkaç sene sonra bırakıldı ve tatil bile değil. Bazı kesimler buna tamamen reddedilmesi gereken bir Sovyet mirasının parçası olarak bakıyorlar. 8 Mart’a katılım da hemen hemen aynıydı.  </p>
<p><strong>Bahsettiğiniz üzere Gürcistan’da birçok işçi ve çevre direnişi var, bu meselelerde durum nedir?  </strong></p>
<p>Bu mücadeleleri birleştirmeye çalışıyor, birbirimizin eylemliliklerine katılmaya çalışıyoruz. Namakhvani’de Türkiyeli bir şirketin inşa etmeye çalıştığı HES’e karşı direnen yöre halkıyla Giatoura’da greve çıkan manganez madeni işçilerini buluşturmuştuk. Bu direniş HES projesinin iptaliyle zafere ulaştı. 2021 yılında birçok grev vardı ve bu grevlerin hepsi HES eylemlerine zaman zaman dahil oldu. Ancak genel olarak geniş veya uzun soluklu bir dayanışma sağlanamıyor. Ortak platformların veya sendikaların yoksunluğu ortaklaşmayı zor kılıyor. </p>
<p>Gürcistan coğrafyasının nehirleri ve irtifası Doğu Karadenizle hemen hemen aynı ve bu potansiyeli sonuna kadar kullanmak istiyorlar. Namakhvani’de ENKA enerjinin inşa etmeye çalıştığı gibi birkaç HES daha çoktan planlandı. Balda kanyonu da diğer birçok doğal güzellik gibi HES’lere ve özelleştirmelere karşı bir direniş alanı olmuştu. Altyapı projelerine karşı değiliz ancak iktidar partisi Gürcü Hayali ile iş birliği yaparak kamu kaynaklarının çalınmasına, çevre katliamlarına karşıyız. Elektrik fiyatları halkın lehine düşmeyecekse bu kadar santrali yapmanın ne anlamı var? </p>
<h2>TÜRKİYE’DEKİ NEOLİBERALİZM BÖLGEYİ ETKİLİYOR</h2>
<p><strong>Ortadoğu üzerine etkinlikler düzenlediğinizi gördüm, bu atölyeleri nasıl düzenliyorsunuz? 19 Mart isyanı sırasında Tiflis’teki eylemlerin videoları Türkiye’de sık sık gündem oluyordu, siz de Türkiye’nin siyasi durumunu da tartışmalarınıza gündem ediyor musunuz? </strong></p>
<p>Daha çok akademiden insanları davet etmeye çalışıyoruz, örneğin İran konusunda bölgeyi çalışan tarihçilerden ülkenin yapısını, siyasetini ve ilerici güçlerin durumunu anlamaya çalışıyoruz. Burada sık sık tartışmalar düzenliyor ve dünya siyasetine dair hemen hemen her şeyi ve bunun Gürcistan üzerinde nasıl etkileri olacağını tartışıyoruz.  </p>
<p>Türkiye’deki durum tabii ki bizi ilgilendiriyor. Türkiye’nin seçtiği ekonomik yol Gürcistan’ı doğrudan etkiliyor. Birçok komşu ülke ile aynı ekonomik koridorun parçası haline geliyoruz, Türkiye doğrudan bir komşu olduğu için daha da önemli oluyor. Bu iki ülkedeki neoliberalizm birbirinden güç alıyor, etkileniyor. Bölgedeki gelişmelere jeopolitik bir çerçeveden bakıyoruz. Ortadoğu’daki diğer sosyalistlerle daha fazla dayanışma ve bilgi aktarımına önem veriyor, kendimizi bu konuda daha donanımlı hale getirmek istiyoruz. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Meteoroloji il il uyardı: Gök gürültülü sağanak bekleniyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/meteoroloji-il-il-uyardi-gok-gurultulu-saganak-bekleniyor-699636</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/meteoroloji-den-saganak-uyarisi-1.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/meteoroloji-il-il-uyardi-gok-gurultulu-saganak-bekleniyor-699636</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Meteoroloji, 15 Mart hava durumu raporunu yayımladı. Rapora göre 19 il için sarı kodlu uyarı yapılırken; İstanbul, Adana, Antalya, Hatay, Mersin, Konya, Nevşehir, Amasya, Tokat, Trabzon, Diyarbakır, Antep, Siirt ve Urfa'da sağanak ve gök gürültülü sağanak, Erzurum, Kars, Malatya ve Van'da ise karla karışık yağmur ve kar yağışı bekleniyor. Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik beklenmiyor, mevsim normalleri üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Doğu Karadeniz ile İstanbul'un kuzeyi, Antalya'nın doğusu, Samsun, Tokat ve Amasya çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Yağışların, Güneydoğu Anadolu, Doğu Akdeniz, Bingöl, Bitlis, Muş, Van'ın güneyi, Hakkari ve Şırnak çevrelerinde kuvvetli olmak üzere yağmur ve sağanak, yüksek kesimlerde kuvvetli karla karışık yağmur ve kar yağışı şeklinde olması bekleniyor.</p>

<p>Rüzgarın, Güneydoğu Anadolu'nun güneyi ile Hatay’da fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Gece ve sabah saatlerinde iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don ile Marmara ve iç kesimlerde pus ve yer yer sis bekleniyor. </p>
<p><strong>HAVA</strong> <strong>SICAKLIĞI</strong>: Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmiyor, mevsim normalleri üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>RÜZGAR</strong>: Genellikle kuzeyli, yurdun doğusunda güney ve doğulu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Güneydoğu Anadolu'nun güneyinde güney ve güneydoğu, Hatay’da batı ve güneybatı yönlerden fırtına şeklinde (50-80 km/sa, Hatay'da yer yer 90 km/sa) esmesi bekleniyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/meteoroloji-il-il-uyardi-gok-gurultulu-saganak-bekleniyor.png" alt=""></p>
<h2>UYARILAR</h2>
<p><strong>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: </strong>Yağışların, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz'de kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak, Bingöl, Bitlis, Muş, VanHakkari ve Şırnak çevrelerinde kuvvetli karla karışık yağmur ve yükseklerinde kuvvetli kar yağışı şeklinde olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p>
<p><strong>KUVVETLİ RÜZGÂR UYARISI: </strong>Rüzgârın, Güneydoğu Anadolu'nun güneyinde güney ve güneydoğu, Hatay’da batı ve güneybatı yönlerden kuvvetli rüzgar ve fırtına şeklinde (50-80 km/sa, Hatay'da yer yer 90 km/sa) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p>
<p><strong>TOZ TAŞINIMI UYARISI:</strong> Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu'da yer yer toz taşınımı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p>
<p><strong>ÇIĞ VE KAR ERİMESİ UYARISI:</strong> Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunmaktadır.</p>
<p><strong>SARI KODLA UYARI YAPILAN İLLER: </strong>Adana, Adıyaman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Antep, Hakkari, Hatay, Mersin, Maraş, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Van, Batman, Şırnak, Kilis ve Osmaniye.</p>
<h2>BÖLGELERDE HAVA</h2>
<p><strong>MARMARA</strong><br>Parçalı ve çok bulutlu, İstanbul'un kuzey ilçelerinin hafif yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde yer yer sis ve pus bekleniyor.</p>
<p><strong>EDİRNE</strong> °C, 15°C<br>Parçalı ve çok bulutlu</p>
<p><strong>İSTANBUL </strong>°C, 12°C<br>Parçalı ve çok bulutlu , kuzey ilçeleri hafif yağmurlu</p>
<p><strong>KIRKLARELİ </strong>°C, 13°C<br>Parçalı ve çok bulutlu</p>
<p><strong>KOCAELİ </strong>°C, 14°C<br>Parçalı ve çok bulutlu</p>
<p><strong>EGE</strong><br>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.</p>
<p><strong>A.KARAHİSAR </strong>°C, 14°C<br>Parçalı ve az bulutlu</p>
<p><strong>DENİZLİ </strong>°C, 20°C<br>Parçalı ve az bulutlu</p>
<p><strong>İZMİR</strong> °C, 16°C<br>Parçalı ve az bulutlu</p>
<p><strong>MANİSA</strong> °C, 17°C<br>Parçalı ve az bulutlu</p>
<p><strong>AKDENİZ</strong><br>Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Doğu Akdeniz ile Antalya'nın doğusunun aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgârın, Hatay’da batı ve güneybatı yönlerden fırtına şeklinde (50-80, yer yer 90 km/sa) eseceği tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>ADANA</strong> °C, 15°C<br>Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>
<p><strong>ANTALYA </strong>°C, 22°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, doğusunun aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı</p>
<p><strong>HATAY </strong>°C, 12°C<br>Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>
<p><strong>MERSİN</strong> °C, 15°C<br>Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>
<p><strong>İÇ</strong> <strong>ANADOLU</strong><br>Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin güney ve doğusunun aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.</p>
<p><strong>ANKARA </strong>°C, 14°C<br>Parçalı bulutlu</p>
<p><strong>ESKİŞEHİR</strong> °C, 15°C<br>Parçalı bulutlu</p>
<p><strong>KONYA </strong>°C, 11°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı</p>
<p><strong>NEVŞEHİR </strong>°C, 13°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı</p>
<p><strong>BATI KARADENİZ</strong><br>Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.</p>
<p><strong>BOLU </strong>0°C, 14°C<br>Parçalı bulutlu</p>
<p><strong>DÜZCE </strong>3°C, 14°C<br>Parçalı bulutlu</p>
<p><strong>KASTAMONU </strong>-2°C, 14°C<br>Parçalı ve az bulutlu</p>
<p><strong>ZONGULDAK</strong> 5°C, 9°C<br>Parçalı bulutlu</p>
<p><strong>ORTA ve DOĞU KARADENİZ</strong><br>Parçalı, zamanla çok bulutlu, Doğu Karadeniz (Giresun haric) ile Samsun, Tokat ve Amasya çevrelerinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus, yer yer sis bekleniyor. Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde yüksek kar örtüsüne sahip eğimli alanlarda çığ ve kar erime tehlikesi bulunmaktadır.</p>
<p><strong>AMASYA </strong>°C, 18°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı</p>
<p><strong>SAMSUN </strong>°C, 14°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı</p>
<p><strong>TOKAT</strong> °C, 20°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı</p>
<p><strong>TRABZON</strong> °C, 13°C<br>Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı</p>
<p><strong>DOĞU ANADOLU</strong><br>Çok bulutlu, bölgenin batısının yağmur ve sağanak yağışlı, doğusunun karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Bingöl, Bitlis, Muş, Van'ın güneyi, Hakkari ve Şırnak çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Bölgenin doğusunda buzlanma ve don olayı bekleniyor. Bölgenin doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ ve kar erime tehlikesi bulunmaktadır.</p>
<p><strong>ERZURUM </strong>°C, 6°C<br>Çok bulutlu ve aralıklı karla karışık yağmr ve kar yağışlı</p>
<p><strong>KARS </strong>°C, 2°C<br>Çok bulutlu ve aralıklı kar yağışlı</p>
<p><strong>MALATYA </strong>°C, 8°C<br>Çok bulutlu, aralıklı yağmurlu, yüksekleri karla karışık yağmurlu</p>
<p><strong>VAN </strong>°C, 6°C<br>Çok bulutlu, aralıklı karla karışık yağmur, yüksekleri kar yağışlı</p>
<p><strong>GÜNEYDOĞU ANADOLU</strong><br>Çok bulutlu, bölge genelinin yerel kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bölge genelinde toz taşınımı bekleniyor.</p>
<p><strong>DİYARBAKIR </strong>°C, 11°C<br>Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>
<p><strong>ANTEP </strong>°C, 11°C<br>Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>
<p><strong>SİİRT </strong>°C, 11°C<br>Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>
<p><strong>URFA </strong>°C, 12°C<br>Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Laiklik sanatın konusu mu koşulu mu?]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/laiklik-sanatin-konusu-mu-kosulu-mu-699625</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/laiklik-sanatin-konusu-mukosulu-mu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/laiklik-sanatin-konusu-mu-kosulu-mu-699625</guid><category>BirGün Pazar</category><description><![CDATA[“Laikliği Savunuyoruz” bildirisi sonrasında gündeme gelen soruşturmalar, yasaklar ve “toplumsal hassasiyet” gerekçeli iptaller, sanatın nefes aldığı kamusal zeminin nasıl daraltıldığını görünür kıldı. Tanıklıklar aynı yere çıkıyor: Laiklik aşındıkça kararlar keyfileşiyor, oto-sansür normalleşiyor, kültür-sanat alanı giderek daralan bir çerçeveye sıkıştırılıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Işıl Çalışkan</strong></p>
<p>Türkiye’de kültür-sanat alanı, uzun süredir ne anlatacağı kadar nasıl var olabileceği sorusunun da gölgesinde ilerliyor. Laiklik tartışması bu nedenle estetik bir tercih başlığını aşarak, kamusal alanın nasıl yönetildiğiyle, hukukun öngörülebilirliği, kararların gerekçeli ve ölçülü olup olmadığıyla, doğrudan temas eden bir zemine oturuyor. Zemin zayıfladığında ilk sonuç çoğu zaman açık bir yasak değil, belirsizlik ve tereddüt oluyor. Dil yumuşuyor, afişler sessizce geri çekiliyor, programlar daralıyor, “Şimdilik erteleyelim” cümlesi de sıradanlaşıyor. </p>
<p>Bu dosyanın çıkış noktasını, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiriye ilişkin süreç oluşturdu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma başlattığı ve bazı imzacıların ifadeye çağrıldığı basına yansıdı. Bu gelişmeler, laiklik tartışmasının kısa sürede adli bir başlık altında da ele alınabildiğini gösterdi. Ardından aynı soruyu kültür sanat sahasının içinden okumaya başladık. “Laiklik sanatın “konusu” mu, yoksa sanatın “koşulu” mu?” Bu sorunun “koşul” tarafını görünür kılan güncel örneklerden biri, İstanbul’da yaşanan iptallerdi.</p>

<p>Beşiktaş Kaymakamlığı, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlenmesi planlanan Slaughter to Prevail ve Behemoth konserlerini ‘toplumsal değerlerle bağdaşmayacağı’ gerekçesiyle yasakladı; ayrıca Zorlu PSM ve Zorlu Center içerisindeki her türlü etkinlik için iki günlük yasak kararı aldı. Bu kararın ardından, 13 Şubat’ta God Is An Astronaut konserinin de iptal edilmesi ve duyuruların kaldırılması, gerekçelerin belirsizliğiyle birlikte konser programlarının hangi ölçütlerle şekillendiğine dair soruları büyüttü. </p>
<p>Bu dosyada “konu” ile “koşul” ayrımını soyut bir tartışma olarak değil, Kars’taki İnsanlık Anıtı’ndan fuar alanında kaldırılan işlere, kamusal heykellere yönelik saldırılardan festival iptallerine uzanan bir hat üzerinde, sanatın kamusal alandaki varlığının hangi mekanizmalarla daraltıldığını izleyerek tartıştık. Kimi zaman açık yasaklar, kimi zaman “toplumsal hassasiyet” söylemi, kimi zaman da kurumların çekinceleri… Dosyada konuştuğumuz isimler, aynı daralmanın farklı başlıklarına işaret ediyor. Sözü onlara bırakalım… </p>
<p>*** </p>
<h2>ASIL MÜDAHALE SANATÇIYA DEĞİL TOPLUMUN ÖZGÜRLÜK ALANLARINA</h2>
<p><strong>Serkan Fidan - Organizatör </strong></p>
<p>Sanat söz konusu olduğunda laikliğin “koşul” olarak anılması bile 2026 Türkiye’sinde başlı başına ürkütücü. 90’ların ikinci yarısında üniversitedeyken bu işe başlarken, en gerici gazetenin dahi böyle bir soruyu kurabileceğini sanmıyordum; ama kültür ve sanatın son çeyrek asırda sistematik biçimde yavaş yavaş nasıl törpülendiğini anlatmak için daha iyi bir örnek yok.</p>
<p>Çünkü mesele bir konserin, festivalin ya da tiyatro oyununun yasaklanmasından çok daha büyük: ülke mevcut iktidar anlayışıyla yönetilmeye devam ettikçe kültür endüstrisindeki çoraklaşma sürecek ve sonunda bir çöle dönüşecek. Sahada olduğum, festival yaptığım yıllarda birçok şehirde kamuoyuna yansımadan defalarca iptal yaşadık; kapılar açılmaya birkaç gün kala geri döndürmek için bir yandan mülki amirleri ikna etmeye çalışır, bir yandan “neden hâlâ uçak biletleri alınmadı” diye soran sanatçı temsilcilerini oyalardık.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/laiklik-sanatin-konusu-mukosulu-mu-3.jpg" alt=""></p>
<p>O dönem “neden yabancı sanatçı getirmiyorsun” diye sorulurdu; “beceremiyoruz” deyip geçiştirirdim, çünkü bir festivali kaymakamın başlamasına günler kala iptal edebilmesini yabancıya anlatmak neredeyse imkânsızdı. Şimdi ise dünyanın en büyük ajanslarının bile kaymakamlık müessesesinin nasıl işlediğini yavaş yavaş öğrenmeye başladığını görüyorum; tekrar sahalara dönersem daha fazla yabancı sanatçıya yer verebilirim—artık onlar da burada konser/festival yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyor. İşin şakası bir yana, sistem bizi adım adım her şeye alıştırdı: önce doğu illerinde Kürt seçmenin tercihleri gasp edildi, “bana dokunmayan yılan” dedik; sonra batıda seçilmiş belediye başkanlarına sıra geldi. İdeolojik olarak yan yana duramayacağımız sanatçıların, iş yapışını tasvip etmediğimiz organizatörlerin konserleri yasaklanırken yeterince ses çıkarmadığımız için çember daraldı; daha da daralacak. Zorlu PSM’de “God Is An Astronaut” konserinin sadece grubun adı nedeniyle, üstelik grup İstanbul’a gelmişken iptal edilebilmesi şaka gibi ama değil. Sigorta meselesi bugün 15–20 yıl öncesine göre daha çok konuşuluyor ama temel sorun ekonomik kayıp değil; kayıplar telafi edilebilir, fakat sektörün uluslararası itibar kaybını karşılayacak bir sigorta yok, bu zihniyetin kültürel çeşitliliğe verdiği zararı da parayla ölçemezsiniz. Müzik sektöründe kayda değer bir örgütlenme ya da sendikalaşma da yok; birkaç meslek birliği var ama faaliyet alanları farklı. Elbette örgütlenme faydalı olur, fakat yıllardır söylediğim şu: konser ve festivallerin keyfi gerekçelerle iptali sektörel değil, toplumsal bir sorun—insanların yaşam biçimine müdahaledir. Bu yüzden yüksek perdeden ses çıkarması gerekenler, o konserlere gidenlerdir. “Sanatın özgürlüğü için çözüm” derseniz; bence çözümü toplum bulmak zorunda: ne kadar baskı kurulsa da sanat kendine bir yol bulur, ama sevgilinize sarılarak konser dinleyemeyecek, festivallerde kahve içmek zorunda kalacak olan sizsiniz; bizi düşünmeyin, bizim derimiz kalın—gördük, geçirdik; her koşulda işimizi yapmaya devam edecek bir yol üretiriz. Asıl müdahale sizin özgürlük alanlarınıza. </p>
<p>*** </p>
<h2>SANATIN NEFESİ ANAYASAL GÜVENCELERLE KORUNABİLİR</h2>
<p><strong>Deniz Demirdöğen - Avukat </strong></p>
<p>Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında kamu düzeni, genel ahlak ve toplumsal hassasaiyet kavramlarına sıklıkla başvurulmaktadır. Hukuk sistemimizde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının şartları bellidir. Ancak yargı organları, ülkemizdeki siyasal rejimin çıkarları doğrultusunda keyfî biçimde temel hak ve özgürlüklere müdahale etmekte ve bunları sınırlandırmaktadır. </p>
<p>Anayasamızın 13. maddesinde; temel hak ve özgürlüklerin yalnızca kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ve hakkın özüne kesinlikle dokunulamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla temel hak ve özgürlükler, “kamu düzeni” veya “genel ahlak” gibi soyut bir takdir yetkisine dayanılarak değil; kanuni dayanağı olan, öngörülebilir ve ölçülü bir müdahale ile sınırlandırılabilir. </p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/laiklik-sanatin-konusu-mukosulu-mu-2.jpg" alt=""></p>
<p>Mahkemelerin her türlü kararını gerekçeli olarak yazması anayasal bir zorunluluktur. Bu düzenleme yalnızca usule ilişkin bir hüküm değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olmasının güvencesidir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması; keyfiliği önler, denetim imkânı sağlar ve adil yargılanma hakkını teminat altına alır. Ancak son dönemde özellikle kararların gerekçesiz şekilde alınması, açıkça rejimin baskı aygıtı hâline gelmiş yargı makamlarının kendilerini her türlü denetimden azade görmelerinin bir sonucudur. </p>
<p>Laiklik ilkesi, demokratik toplumun ve demokratik düzenin varlığının en önemli dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Anayasal güvence altındaki laikliğe yönelik saldırılar son dönemde yoğunlaşmıştır. İktidar kanadından temsilciler ve özellikle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, laikliği savunanları hedef göstermektedir. </p>
<p>Cumhuriyet tarihinde ilk defa, laikliğe sahip çıktıkları için altı yurttaşımız ev hapsiyle cezalandırılmaktadır. “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisine imza verdikleri için aydınlar, sanatçılar ve akademisyenler ifadeye çağrılmaktadır. Laikliğe yönelik tüm bu saldırılarla demokratik toplum bastırılmakta ve susturulmaya çalışılmaktadır. </p>
<p>Özgür düşüncelerin ifade edilebildiği demokratik bir düzende kültür-sanat üretimi gerçekleştirilebilir. Laiklik, bu anlamıyla sanat özgürlüğünü de koruyan anayasal bir güvence işlevi görür. </p>
<p>Laikliğin sağladığı anayasal güvence sayesinde kaymakamların ve valilerin keyfî festival, konser ve tiyatro oyunu yasaklarının önüne geçilir. Devletin sanata yönelik bakış açısındaki ideolojik yaklaşım ortadan kaldırılır. Sanat üretimlerine ve sanatçılara yönelik yargı baskısının sona ermesi sağlanır ve demokratik bir toplum içinde özgürce sanat üretiminin imkânları güvence altına alınır. </p>
<p>*** </p>
<h2>TEMADAN ZİYADE SANATIN VARLIK ZEMİNİ</h2>
<p><strong>İbrahim Karaoğlu - Sanat Yazarı, Küratör </strong></p>
<p>Sanat–laiklik ilişkisi, modern toplumların kültürel, siyasal ve düşünsel dönüşümünü anlamak için verimli bir çerçeve sunar. Geleneksel toplumlarda sanat büyük ölçüde dini kurumların himayesinde gelişirken, laiklikle birlikte dini otoritenin etkisi zayıflar; bireysel yaratıcılık ve dünyevi temalar öne çıkar, Rönesans’tan Aydınlanma’ya uzanan süreç de sanatın sekülerleşmesinin temel aşamalarını oluşturur. Bu yüzden plastik sanatlarda laiklik, temsil edilmesi gereken bir ikonografi ya da anlatılacak bir hikâye olmaktan çok bir “koşul”dur; konu hâline geldikçe didaktikleşir, propaganda estetiğine yaklaşır, savunma refleksi üretir; koşul hâline geldikçe üretimi mümkün kılar.</p>
<p>Francisco Goya’nın “Kapriçyolar”ı bu farkı somutlar: 80 yapıttan oluşan dizide laikliği “resmetmez” ama hurafeler, dini dogmalar, ahlaki ikiyüzlülük ve kişisel-iktidar ilişkileri grotesk ve ironik bir dille ele alınırken, tam da laikliğin bir koşul olarak zorlandığı alanda aklın özgürleşmesi görsel bir manifestoya dönüşür; bu nedenle Salvador Dali’nin Goya’ya gönderme yapan “Goya’nın Kapriçyolar” suitini Türkiye’ye getirip sergilemek istemiştim. Son yıllarda “hassasiyet/tepki” korkusuyla doğrudan bir şeyi değiştirmedim ama bu gerçekliği, küratörlüğünü yaptığım kimi sanatçılar yaşadı: Mehmet Aksoy’un Kars’taki “İnsanlık Anıtı” heykelinin “manevi değerlerle uyumsuzluk” ve “estetik hassasiyet” gerekçeleriyle hedef gösterilip yıkılması; Contemporary İstanbul’da Ali Elmacı’nın “Ben Senin Duygularına Karşılık Veremem Osman III” adlı yapıtının bir grubun talebiyle kaldırılması; Ordu Altınordu’daki Üç Kız heykeline tekrar eden saldırılar ve Sanat Özgürlüğünü İzleme Platformu raporlarında yer alan sayısız örnek, sergilerden tiyatro oyunlarına, kamusal heykellerden festivallere uzanan müdahalelerle sanatın laik kamusal alandaki varlığının daraldığını; eleştirel pratiklerin özellikle dini sembollerin sorgulayıcı/dönüştürücü kullanımı üzerinden hedefe oturtulduğunu; kurumların ve sanatçıların oto-sansüre zorlandığını gösteriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/laiklik-sanatin-konusu-mukosulu-mu-1.jpg" alt=""></p>
<p>Bu koşullarda sergi programı hazırlamak, yalnızca estetik-kavramsal bir seçim değil, çoğu zaman açık yasaklar biçiminde değil “toplumsal hassasiyet”, olası tepkiler ve kurumsal çekinceler üzerinden işleyen yazısız, belirsiz ve sürekli değişen sınırlarla müzakere etmeyi gerektiren politik bir eylem; küratör “ne gösterileceği” kadar “ne kadar gösterilebileceği”ni de hesaba katıyor, böylece sansür dışsal bir müdahale olmaktan çıkıp içselleştirilmiş bir karar mekanizmasına dönüşüyor; sergileme rejimi doğrudan çatışma yerine ima, metafor ve çok katmanlı okuma biçimlerine kayarken kamusal alan düşünsel olarak yoksullaşma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Çözüm ise yalnızca yasakların kaldırılması değil; belirsizlik, korku ve oto-sansür üzerinden işleyen görünmez mekanizmaların dağıtılması. Sanatın laik kamusal alandaki varlığını tartışmalı bir ayrıcalık değil temel bir ifade hakkı olarak yeniden tanımlamak, baskıları görünür kılmak ve sessizliği meşrulaştırma aracı olmaktan çıkarmak; küratöryel dayanışma ve kolektif üretim biçimlerini güçlendirmek; metafor, ironi ve çok katmanlı anlatım stratejilerini geri çekilmenin değil sansür anlayışını boşa düşürmenin araçları olarak kullanmak—çünkü sanatın özgürlüğü, korunacak bir alan değil, her sergide ve her küratöryel kararda yeniden inşa edilmesi gereken bir pratiktir. </p>
<p>*** </p>
<h2>KÜLTÜREL ÇOĞULLUĞUN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GÜVENCESİ</h2>
<p><strong>Galip Görür - Sinema Emekçileri Sendikası Genel Başkanı, Oyuncu, Yönetmen </strong></p>
<p>Kamuoyuna yansıyan ve çok sayıda sanatçı, akademisyen, sendikacı ile kültür insanının imzasını taşıyan “Laikliği Savunuyoruz” bildirisi yalnızca siyasal bir ilke tartışması değildir. Bu çıkış; kültür ve sanat hayatımızın, düşünsel üretimimizin ve birlikte yaşama irademizin geleceğine dair somut bir uyarıdır. Bildiri, laikliğin sadece inanç özgürlüğünün değil; ifade özgürlüğü, yaratıcı düşünce ve kültürel çoğulculuğun da güvencesi olduğunu hatırlatır. </p>
<p>Laiklik, farklı inançların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesinin kamusal zeminidir. Ancak özgürlük yalnızca inanç alanıyla sınırlı değildir. Sanatın, doğanın, emeğin ve düşüncenin özgürleşmesi de yaşamsal bir gerekliliktir. İnsan hakları, adalet talebi ve ekonomik demokrasi mücadelesi bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Laiklik, siyasal iktidarın dini araçsallaştırmasını engelleyerek toplumsal eşitliği güvence altına almayı amaçlar. Ancak eşitsizlik üretim ve bölüşüm ilişkilerinde de sürer. Yoksulluk ve güvencesizlik arttıkça kültürel ve sanatsal özgürlükler fiilen daralır. Bu nedenle laikliği savunmak, emeğin hakları ve sosyal adalet mücadelesiyle birleşmelidir. </p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/laiklik-sanatin-konusu-mukosulu-mu.jpg" alt=""></p>
<p>Sınıfsal bir perspektif, gericiliğin yalnızca ideolojik değil maddi temelleri olduğunu gösterir. Eşitsizlik derinleştikçe baskıcı anlayışlar güçlenir. Bu yüzden laiklik mücadelesi soyut bir ilke savunusunun ötesine geçmeli; emekçilerin insanca yaşam ve demokratik katılım talepleriyle buluşmalıdır. Sanatın nefes aldığı yer korkusuz ifade alanıdır. Özgürlükler zayıfladığında ilk kayıp açık yasak değil, değişen demokratik iklimdir; ardından otosansür başlar. Yasaktan önce tereddüt gelir. Resmî sansür duvardır, tereddüt ise içe işleyen bir sistir. Özellikle güvencesiz sanat emekçileri için özgürlük, doğrudan geçim koşullarıyla bağlantılıdır. </p>
<p>Kültür üretimi kamusal kaynaklara ve sermayeye bağlıysa, özgürlüklerin zayıflaması bu kaynakların dağıtımını da belirler. “Uygun” olan desteklenir, “sakıncalı” olan dışlanır; açık yasak olmasa bile bütçe kalemleri ideolojik eleme aracına dönüşür. Kamusal alan daraldıkça çoğulluk tek sesliliğe, eleştiri itaatkâr estetiğe bırakılır. Sanat meydanlardan çekilip kapalı çevrelere sıkışır; “makbul” olan parlatılır. Bu yalnızca estetik değil, siyasal bir yoksullaşmadır. Kamu güvenliği meşrudur; ancak güvenlik ile rahatsızlık karıştırıldığında sorun doğar. Bir grubun hassasiyeti başkasının ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıyorsa denge bozulur. Evrensel hukuka göre sınır şiddet ve nefrettir; eleştiri ile sorgulama düşünce özgürlüğü kapsamındadır. </p>
<p>Asıl mesele, “sorun çıkar” diye yapılmayanların kaydının tutulmamasıdır. Küçük vazgeçişler kültür hayatını adım adım daraltır. Özgürlükler zayıfladığında ilk saldırı sanatçının cesaretine yönelir; ardından kamusal tartışma alanı ve birlikte yaşama kapasitesi zedelenir. Sanatı özgür kılmak için yalnızca sansüre değil, onu mümkün kılan eşitsizlik düzenine de bakmak gerekir. Çünkü korkusuz ifade ancak eşitlik zemininde kalıcıdır. Kültür sanat emekçilerinin kararlı ve örgütlü mücadelesi, özgürlük alanlarını yeniden kazanmanın en güçlü yoludur. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir yanda endişe diğer yanda yas]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bir-yanda-endise-diger-yanda-yas-699624</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/bir-yanda-endise-diger-yanda-yas.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bir-yanda-endise-diger-yanda-yas-699624</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Türkiye’nin öncelikli gündemlerinden biri olan deprem, yurttaşları tedirgin ediyor. Halk, ufacık sarsıntıda deprem olacağı endişesi yaşıyor. Afet bölgesindekiler ise dondurulmuş yasla mücadele ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>485 diri fay hattı ile dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birisi olan Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer alan Türkiye’deki yapı stoku afete hazır değil.</p>
<p>Uzmanlar, fay hatlarına dikkat çekerek ‘depreme hazır kentler’ uyarısı yapsa da iktidar kanadından ve ilgili bakanlıklardan kapsamlı bir çalışma yok. Olası Marmara Depremi ise kapıda.</p>
<p>Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 80’i deprem riski yüksek alanlarda yaşamını sürdürüyor. Rant odaklı projeleriyle dikkat çeken iktidar ise kentsel dönüşüm bahanesiyle kârına kâr katma derdinde.</p>

<p>Diğer yandan afete karşı hazırlıksız olunduğu düşüncesi dahi henüz yaşanmadan yurttaşı strese sokuyor. İnsanlar en küçük sarsıntıda depreme yönelik stresini sosyal medya hesaplarında paylaşıyor. Kimi uykusundan deprem olduğunu sanarak uyanıyor kimi ani seslerde ya da ufacık hareketlilikte yıkımın geldiğini sanıyor. Maraş merkezli depremlerden etkilenen kentlerdeki yurttaşlar ise travma sonrası stres bozukluğu, depresif bozukluk, anksiyete bozukluğu ve komplike (ertelenmiş/donmuş) yas süreçleri ile mücadele ediyor. Uzmanlar uyarıyor: Travmalar yakından takip edilmeli.</p>
<p>6 Şubat depremlerinin ardından gönüllü olarak bölgede çalışan Türkiye Psikiyatri Derneği Afetlere Hazırlık ve Müdahale Birimi Yürütme Kurulu Üyesi Psikiyatr Dr. Gökhan Eşim, deprem korkusunun özellikle riskli binalar, afet hazırlıklarındaki yetersizlikler gibi yapısal risklerle daha da tetiklendiğini belirtti. Eşim, deprem ihtimalinin yarattığı kaygının bu yapısal risklerle birleştiğinde ruhsal bir patolojiden ziyade somut bir tehdide karşı ortaya çıkan bir korku olduğunu vurguladı.</p>
<h2>BELİRSİZLİK KAYGIYI TETİKLER</h2>
<p>Eşim, 6 Şubat depremlerinin yaşandığı kentlerde ise sağlık hizmetlerinin randımanlı verilemediğini anımsatarak bazı bölgelerde sağlık hizmetlerinin konteynerlerde sürdüğünü ifade etti. Bölgedeki yurttaşların; barınma, ekonomi, hayatta kalma gibi pek çok sorunla mücadele ettiğine dikkat çeken Eşim, özellikle bu yaşam koşullarındaki belirsizliğin kaygıyı tetiklediğini ifade etti.</p>
<p>Eşim şu ifadeleri kullandı: “Kaygı bozukluğu, olmayan bir tehdidi var sayma ya da var olan bir tehdidi abartılı algılanma durumu olarak tanımlanabilir. Kaygı bozukluğunda bir olayı ele alırken yapılan bir takım düşünce hatalarıyla sık karşılaşırız. Deprem üzerinden kaygıyı konuşursak ‘Deprem olacak. Her yer yıkılacak. Hiçbirimiz kurtulamayacağız’ gibi ‘felaketleştirme’ şeklindeki düşünce hataları sık görülebiliyor. Bu kişilerde çarpıntı, nefes darlığı, kaslarda gerginlik, terleme, titreme gibi bedensel belirtiler de yaşanabiliyor. Kaygının belirtilerinden bahsederken güvensiz binalarda yaşadığımız ve tehdit altında olduğumuz gerçeğinin kaygıdan ziyade rasyonel bir korku yarattığını unutmamak gerekiyor.”</p>
<p>Depremin üzerinden geçen 3 yılın ardından bölgedeki yurttaşların komplike yas süreçleriyle mücadele ettiğini kaydeden Eşim, “Bölgede yaşamın normalize edilememesi, yas sürecinin doğal akışında tamamlanmasını engellemiştir. Temel ihtiyaçlara ve sağlık hizmetlerine erişimdeki aksamalar, ruhsal yakınmaların kronikleşmesine yol açmaktadır. Sağlıklı bir yas sürecinin yaşanamaması, gelecekte bölgedeki psikiyatrik morbidite (hastalık oranı) hızının artacağına işaret etmektedir" dedi.</p>
<h2>OLASI AFETE HAZIRLIK YOK</h2>
<p>Ülkede olası afetlere yönelik yeterli hazırlık olmadığına da dikkat çeken Gökhan Eşim, “Depreme dair etkin bir hazırlık maalesef yok. Yetkili organların özellikle Maraş merkezli depremlerin ardından hazır olmadıklarını görmüş olduk. Bu durumda özellikle ilk dönemlerde organize olmayan ve plansızca süreç yürütüldüğünü, yanlış zamanlarda yanlış personelin yanlış yerlerde görevlendirildiğini ve faydasız bir süreç yürütüldüğünü gördük. Arama kurtarma çalışmalarındaki yetersizliklerin ise travmaların daha da tetiklediğini belirledik. Türkiye Psikiyatri Derneği'nin afetlere hazırlık ve müdahale birimi sahaya çıktı. Saha hizmetlerinde kamu kurumları arası yetki ve görev paylaşımındaki sorunlar da bizim gibi gönüllülerin hizmet vermesinde zorluklara yol açtı. Biz psikososyal destek ve psikolojik ilk yardım hizmetlerinin etkinliği için ruh sağlığı hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı koordinesinde, yerel dinamiklerin güçlendirilerek yürütülmesini ve hatta afet yönetimine özel bir bakanlık bünyesinde kısa, orta ve uzun vadeli afet planlarının (öncesi, sırası ve sonrası) oluşturulmasını önermekteyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Depremin ardından görülen travma sonrası stres bozukluğundan depresif bozukluğa geniş bir yelpazede ruhsal sorunların görülebileceğine değinen Eşim “Adaletin sağlanması doğrudan ya da dolaylı etkilenen kişilerde ruhsal açıdan onarıcı olurken, adalet sağlanmadıkça bu ruhsal sıkıntıların yaşandığı süreç uzayabiliyor. Adil yargılamanın depremden etkilenenlerin ruhsal yakınmalarının geçmesinde önemli bir rolü mevcuttur” dedi.</p>
<p>***</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/bir-yanda-endise-diger-yanda-yas-1.png" alt=""></p>
<h2>DESTEK ALINMALI</h2>
<p>Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşayan milyonlarca insan, her sarsıntı sonrası artan kaygıyla baş etmeye çalışıyor. Uzmanlar deprem korkusunu belli bir düzeye kadar nomal olduğunu ancak belirli sınırları aştığında, anksiyete bozukluğu veya travma sonrası stres tepkisine dönüşebileceğini ifade ediyor. Belirtiler şöyle:</p>
<p>• Sürekli tetikte olma, sarsıntı hissi, çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi</p>
<p>• Uyku bozuklukları, kabuslar</p>
<p>• Tahammülsüzlük, huzursuzluk, sinirlilik</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocuklar sanatla buluşuyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/cocuklar-sanatla-bulusuyor-699623</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/cocuklar-sanatla-bulusuyor.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/cocuklar-sanatla-bulusuyor-699623</guid><category>Kültür Sanat</category><description><![CDATA[Okullarda eğitim gören öğrenciler ikinci ara tatile girdi. Belediyeler ve kültür kurumlarının birçok ücretsiz etkinliği 22 Mart'a kadar çocukları bekliyor. Çocukların hem sanatla hem de bilimle iç içe bir tatil geçirmesi hedefleniyor]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kültür Sanat Servisi </strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı okullarda öğrenim gören yaklaşık 18 milyon öğrenci için ikinci ara tatil başladı. 16-20 Mart tarihleri arasında birçok ücretsiz kültür ve sanat etkinliği çocukları bekliyor. Belediyeler ile kültür kurumları tarafından düzenlenen ücretsiz etkinlikler, müze ziyaretlerinden bilim atölyelerine, tiyatrodan doğa gezilerine kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor.  </p>
<p>Ara tatil boyunca düzenlenen etkinlikler, çocukların tatil dönemini yalnızca dinlenme zamanı olmaktan çıkarıp keşif ve öğrenme fırsatına dönüştürmeyi hedefliyor. Ekonomik koşulların kültür etkinliklerine erişimi zorlaştırdığı bir dönemde ücretsiz programların artması, özellikle çocukların sanat ve kültürle buluşması açısından önemli bir imkân sunuyor.  </p>

<p>*** </p>
<h2>İSTANBUL</h2>
<p>İBB tarafından hazırlanan program kapsamında Miniatürk ve Panorama 1453 Tarih Müzesi, 22 Mart'a kadar 15 yaş ve altı çocuklara ücretsiz olacak. İstanbul’u dolaşan sinema otobüsü Sinebüs, 16–18 Mart tarihleri arasında Çekmeköy, Eyüpsultan ve Silivri’de çocukları ücretsiz film gösterimleriyle buluşturacak. </p>
<p>Eminönü'ndeki Türkiye İş Bankası Müzesi’nde ise 18 Mart’ta çocuklar için “Madalya” ve “Zafer Feneri” atölyeleri düzenlenecek. Ücretsiz atölyeye issanat.com.tr adresi üzerinden rezervasyon yaptırabilirsiniz. </p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/cocuklar-sanatla-bulusuyor-3.jpg" alt=""></p>
<h2>ANKARA</h2>
<p>Altınpark’taki Feza Gürsey Bilim Merkezi interaktif deney düzenekleri ve bilim atölyeleriyle tatil boyunca çocuklara bilimi deneyimleyerek öğrenme imkânı sunuyor. CSO Ada Ankara’da ise Palyaçolar Sirki, Nasreddin Hoca ile Keloğlan Macera Ormanında, Karagöz’ün Türküsü oyunları minik seyircilerle buluşacak. </p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/cocuklar-sanatla-bulusuyor-2.jpg" alt=""></p>
<h2>DİYARBAKIR</h2>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen film gösterimleri Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştiriliyor. Program kapsamında 20, 21 ve 22 Mart tarihlerinde saat 13.00'te Kovboy Çocuklar animasyonu minik seyircilerin karşısına çıkacak. </p>
<h2>ÇANAKKALE</h2>
<p>Çanakkale’deki Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi’nde 7-10 yaş arası çocuklar için 16-17-18 Mart tarihlerinde Robotik Kodlama etkinliği düzenlenecek. Ücretsiz etkinliğe merkezin internet sitesi üzerinden kayıt yapılması zorunlu. </p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/cocuklar-sanatla-bulusuyor.jpg" alt=""></p>
<h2>İZMİR</h2>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen kent ve doğa gezileri, çocukları kentin doğal ve kültürel mirasıyla buluşturuyor. Körfez turları, flamingo gözlem etkinlikleri ve Kültürpark gezileri gibi programlar, çocuklara hem doğayı hem de kentin tarihsel dokusunu keşfetme fırsatı sunuyor. </p>
<h2>ANTALYA</h2>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre eğitim ve İnovasyon Merkezi'nde 16 Mart'ta 8-14 yaş arası çocuklar için Sanal Oyun VR Atölyesi gerçekleştirilecek. 18 Mart'ta ise eğitmen eşliğinde 'Topacım Dönüyor' etkinliği minik katılımcıları ağırlayacak. </p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/cocuklar-sanatla-bulusuyor-1.jpg" alt=""></p>
<h2>BURSA</h2>
<p>Belediyenin 17 Mart'ta Tayyare Kültür Merkezi'nde yapacağı Karagöz Gösterisi etkinliği geleneksel sanatları çocuklarla buluşturacak. Ayrıca Merinos Tekstil Sanayi Müzesi, Karagöz Müzesi ve Bursa Kent Müzesi de ziyaretçileri bekliyor. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Savaş üstüne savaş]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/savas-ustune-savas-699621</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/savas-ustune-savas.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/savas-ustune-savas-699621</guid><category>Kültür Sanat</category><description><![CDATA[Bu akşam -bizim saatimizle yarın sabah- Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin 98. Oscar Ödülleri sahiplerini bulacak. Belki de son zamanların en politik törenine tanıklık edecek, politik içerikleri ile öne öne çıkan filmlerin ödüllendirildiğini göreceğiz.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Zor bir yazı olacak bu. Oscar Ödüllerini tahmin etmekteki zorluktan söz etmiyorum. İçimde bulunduğumuz koşullarda ‘Oscar’ yazısı yazmanın getirdiği sıkıntıyı kastediyorum. İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği işgal ve katliamdan, Venezuella saldırısına, oradan İran’a yönelen, muhtemelen Küba’ya da uzanacak bir barbarlığın orta yerinde, Tahran’a, Beyrut’a, füzeler düşer, ölüm sayıları yarıştırılırken, iç barışın her zamandan daha önemli hale geldiği ülkemizde toplum her gün biraz daha kutuplaştırılırken, sanatçılar ve medya mensupları otosansür kıskacındayken, sanattan söz etmek ne kadar anlamlı sorusunu kendimize sorarken, bu yazıya başlamakta zorluk çektiğimi itiraf etmeliyim.</p>
<p>Üstelik hafta sonunda bir dostun ölümü ile sarsıldım. Gerçek bir entelektüel olan Prof. İlber Ortaylı ile Ankara’daki gençlik yıllarımdan bu yana dostluğumuz sürmüştü. Dünya üzerinde, popüler tarih alanında bu denli yoğun bir üretim gerçekleştirmiş, toplumun çok farklı kesimleri üzerinde bu denli etkili olmuş, hemen herkesin saygısını, sevgisini kazanmış kaç bilim insanı vardır acaba? Hep, ülkemiz için ideal bir Cumhurbaşkanı adayı olduğunu düşünmüşümdür. Toplumdaki ayrışmayı aşabilecek, uluslararası planda ülkemizin saygınlığını artıracak bir lider. Nasıl da dalga geçerdi, şu günlerde Avrupa siyasetinde yükselmekte olan faşist ve faşizan liderlerle, gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?</p>

<p>İlber yalnızca bir bilim insanı değil, edebiyatta müziğe sanatın farklı alanlarına ilişkin zengin bir birikime sahip bir sanat insanı idi. Üniversite yıllarında sahneye çıkmış; izlemedim oyunculuğuna ilişkin bir değerlendirme yapamam. Ama sinema alanındaki bilgisinin yakından tanığıyım. TÜRSAK’ta ‘Sinema- Tarih Buluşması’ adlı festivali yaptığımız yıllarda danışmanlık yapmıştı. Özellikle Andrzej Wajda filmlerinin hayranıydı. Şimdi aramızda olsaydı, hiç kuşkum yok, Oscar’da ödülleri kimlerin kazanacağını merak ediyor olacaktı. Öyleyse, bu akşama yönelik tahminlerini onunla paylaşmalıyım. Tabi, sinema sanatına gönül vermiş tüm okurlarımızla da…</p>
<p>Ve, son dakikada gelen Canberk’in ölüm haberi… Acı üstüne acı…</p>
<h2>EN POLİTİK YILLARDAN BİRİ</h2>
<p>İlginç Oscar geceleri yaşandı 98 yıllık tarihi boyunca.  70’lerdeJane Fonda’nın Oscar törenlerinde yaptığı konuşmada sesi kesildikten sonra gazetecilere “Siz burada ödül dağıtırken, Vietnam00’da insanlar ölüyor” demesi, Marlon Brando‘nun Amerika’nın toprakları ellerinden alınan yerli halkını savunarak ‘Baba’ filmindeki rolüyle kazandığı En İyi Oyuncu Oscar’ını reddetmesi, Vanessa Redgrave’in 1978’de ‘Julia’ ile kazandığı Oscar’ı almak üzere sahneye çıktığında siyonizmi eleştiren bir konuşma yapması, Spike Lee’nin siyahlara ayrımcılık yapıldığı savıyla Onur ödülünü almaması, MichaelMoore’un savaşı lanetlediği, “Utanmalısın Bush!” diye haykırdığı tören v.b…      </p>
<p>Elbette Akademi yönetimi bu türden protestoları engellemek adına ellerinden geleni yapar, süre kısıtlamaları, ses kesmelerle yönetimin rahatsız olmaması için çaba gösterir, ama hemen her zaman protestolar sonuca ulaşır. Bu gece sahneye çıkacakların işi biraz daha zor… Çünkü ABD, Netanyahu ile  kol kola haksız ve acımasız bir savaşı sürdürmekte ve Hollywood’da Yahudi lobisinin gücü herkesin malumu! Bu yüzden Akademi yeleri, yani sektörün 24 kategorisindeki ödüller için oy kullanan yaklaşık on bin sinemacı görüşlerini daha çok oyları ile belli edecek gibime geliyor.</p>
<p>Sözün burasında, Akademi ödüllerini dışlayan, küçümseyen görüş sahiplerine anımsatmak isterim; evet bir zamanlar Oscar’lar Amerikan sinema endüstrisinin dünya egemenliğini perçinlemeye hizmet eden bir bir propaganda aygıtı olarak kullanılırdı. Ama ABD’nin demokrat kamuoyu ile irtibatlı olan yönetmenler, oyuncular ve diğer sektör elemanlarının bugün pek çok ülkede konuşulması mümkün olmayan eleştirilerini cesaretle dile getirebildiğini; üretime baktığımızda, yılın öne çıkan filmlerinin ABD sistemine sert eleştiriler getirebildiğini görüyoruz. Elbette geçmiş yıllarda da cesur çıkışlar olmuştu Amerikan sinemasında. Son zamanlarda Martin Scorsese’in, De Niro’nun, Sean Penn’in, Susan Sarandon’un sanatçıların 70’lerin isyancı sinemacılarını anımsatan bir biçimde, Trump rejimini eleştiren konuşmalar yapmaları başkalarını da etkiliyor hiç kuşkusuz. Cesaret bulaşıcıdır! Ama göreceğiz, Akademi’nin alacağı önlemleri; şehitler gelirken ülkelerini suçlama cesaretini kaç sanatçının gösterebileceğini…  </p>
<h2>YARIŞIN İKİ FAVORİSİ</h2>
<p>Bu tavrın ödüllere yansıyıp, yansımayacağını yarın hep birlikte göreceğiz. Ama, bu konuda ciddi emareler var. Oscar ödüllerinin öncüsü kabul edilen sektör ödüllerinde (Critics Cirle/Eleştirmenler Birliği, New York, LA ve daha pek çok kentteki sinema yazarlarının 2025’in En İyileri seçimleri, Oyuncular Sendikasının, Yönetmenlerin, Senaristlerinin, Görüntü yönetmenlerinin ve diğer meslek katmanlarının meslek birliklerinin ödülleri, LA’deki basın mensuplarının belirlediği Altın Küre ödüllerinde) iki filmin öne çıktığı görüldü: ‘Günahkarlar /Sinners’ ve ‘’Savaş Üstüne Savaş / One Battle After Another’. Akademi üyelerinin ilk elemesinde belirlenen adaylar (En İyi Film kategorisinde on, diğer dallarda beşer aday) arasında ‘’Günahlar’ 16 adaylıkla tarihi bir başarı elde ederken, ‘Savaş Üstüne Savaş’ 13 dalda aday gösterildi. Hiç kuşkum yok, bu akşam iki filmden birinin zaferine tanıklık edeceğiz.</p>
<p>‘Savaş Üstüne Savaş’tan Ocak ayında iki yazımda söz etmiştim. En son söyleyeceğimi baitan söyleyeyim. Benim adayım ‘Savaş Üstüne Savaş’. Paul Thomas Anderson, Amerikan sisteminin raikal unsurlara karşı tahammülsüzlüğünü, sistem içindeki faşistlerin zavallılığını yan yollara sapmadan, açık seçik anlatmış; usta oyuncular ve diğer sanatçıların çabalarını görkemli bir bütünlüğe kavuşturmuş. Günümüz  Amerika’sında yükselen faşizme karşı cesur  bir karşı çıkış. ‘Günahkarlar’ ise ABD’nin kirli tarihini, ırkçılığı konu almış. Siyahların usta yönetmenlerinden Ryan Coogler, politik mesajını tür sineması  çerçevesinde vermeyi seçmiş. Siyahların müziğini ustaca monte etmiş öyküsüne. İlk yarısına hiçbir itirazım yok, ama geniş seyirci kesimlerine ulaşmak -ve de korku sineması kalıplarına sahip çıkarak,  Hollywood’dan da alkış almayı hesap eden- ikinci yarıdaki vahşeti gereksiz buldum. Biraz da kaçak güreşme dolarak nitelendirdim. Tabi, filmdeki incelikleri hesaba katmıyor değilim. Beyaz vampirler herkesi ısırırken, siyahları da ‘vampir’leştirmeyi ihmal etmiyor. Bu da, Coogler’in sisteme entegre olmuş siyah kardeşlerine yönelik eleştiriden geri durmadığını gösteriyor.</p>
<h2>ULUSLARARASI FİLMLER</h2>
<p>Bu iki Amerikan yapımının yanı sıra, çok iyi bulduğum dört film daha var, En İyi Film kategorisindeki on aday arasında: ustaca yorumlanmış bir faşizm eleştirisi, Brezilyalı Kleber Mendonça Filho’nun ‘Gizli Ajan’ı,  Çin asıllı Amerikalı kadın yönetmen Chloé Zhao’nun ‘Hamnet’i (Başroldeki Jessie Buckley’in  bu akşam ‘En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alması gerekir), Meksikalı Guillermo del Toro’nun ‘Frankenstein’ı  ve Norveçli Joachim Trier’in ‘Manevi Değer’i .</p>
<p>Trier’in filminin ‘En İyi Uluslararası Film seçileceğini düşünüyorum. Mükemmel bir yönetim, senaryo ve oyunculuklarla bir başka yıl En İyi Film için düşünülebilirdi, ama bu yılın politik ortamında şansı az. Tıpkı ‘Hamnet’ gibi sanatçının yaşamındaki krizler ve sanatın iyileştirici gücü üzerinde yoğunlaşan  filmin tüm Akademi üyelerini etkileyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden de, ‘En İyi Uluslararası Film kategorisinin -hepsi de güçlü olan- diğer adaylarını, ‘Gizli Ajan’ı, İranlı Cafer Panahi’nin ‘Görünmez Kaza’yı, Tunus’lu Kouther Ben Hania’nın Gaza üstüne etkileyici dramı ‘Hind Rajab’ın Sesi’ni ve Fransız yönetmen Oliver Laxe’ın İspanya  yapımı ‘Sırat’ı yaya bırakması büyük olasılık. Tabi Akademi üyeleri içinde İran ve Gaza’da yaşananlara tepki vermek amacıyla tercihlerini bu iki film için kul lanacaklar olacaktır, ama gene de ‘Manevi Değer’in aradan sıyrılacağını düşünüyorum.</p>
<p>Oyunculuklara gelince, En İyi Kadın Oyuncu dalında İrlandalı oyuncu Jessie buckley’in kazanmaması büyük sürpriz olur. Erkek oyuncu dalında ise, ‘Gizl Ajan’da Wagner Moura, ‘Günahkarlar’da Michael Jordan, ‘Mavi Ay’da Ethan Hawke’un, ‘Muhteşem Marty’de Timothée Chalamet’nin, ‘Savaş Ütüne Savaş’ta Leonardo di Caprio’nun oyunculukları arasında bir tercih yapmak çok zor olacak. Brezilyalı aktör de Ethan Hawk da çok iyi, ama ödülün Michael Jordan’a gitmesinden yanayım. Diğer dallardaki favorilerimi yazarken, belgesel ve kısa metrajları izleyemediğim için tercih yapmadım. Bunları tahmin değil kişisel bir değerlendirme olarak görmenizi isterim. Kimi tahminlerle çakışıyor, kimi çakışmıyor… Örneğin tahminlerde ‘Günahkarlar’ önde gidiyor. Hollywood’dan böyle bir sonuç çıkmasına şaşırmam. Hatta kızmam da; o da bir sistem eleştirisi... Bakalım bu akşam neler olacak?</p>
<p>***</p>
<p><strong>En İyi Film:</strong> Savaş Üstüne Savaş</p>
<p><strong>En İyi Yönetmen:</strong> Paul Thomas Anderson (Savaş Üstüne Savaş)</p>
<p><strong>En İyi Kadın Oyuncu</strong>: Jessie Buckley (Hamnet)</p>
<p><strong>En İyi Erkek Oyuncu:  </strong>Michael Jordan (Günahkarlar)</p>
<p><strong>En İyi Özgün Senaryo:</strong>  E. Vogt, J. Trier (Manevi Değer)</p>
<p><strong>En İyi Uyarlama Senaryo: </strong>Paul Thomas Anderson (Savaş Üstüne Savaş)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu</strong>: Sean Penn (Savaş Üstüne Savaş)</p>
<p><strong>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:</strong> Elle Fanning (Manevi Değer)</p>
<p><strong>En İyi Görüntü Yönetimi</strong>: Micahael Baumann (Savaş Üstüne Savaş)</p>
<p><strong>En İyi Kurgu: </strong>R. Bronsterin, J.Safdie (Muhteşem Marty)</p>
<p><strong>En İyi Özgün Müzik:</strong> Ludwig Gorannson (Günahkarlar)</p>
<p><strong>En İyi Şarkı: </strong>Alexandre Desplat (Frankenstein)</p>
<p><strong>En İyi Yapım Tasarımı:</strong> T. Deeverell, S.Vieau (Frankenstein)  </p>
<p><strong>En İyi Kostüm Tasarımı:</strong> Kate Hawley (Frankenstein)</p>
<p><strong>En İyi Makyaj ve Saç:</strong>  M. Hill, J. Samuel, C. Furey (Frankenstein)</p>
<p><strong>En İyi Ses: </strong>Sirat</p>
<p><strong>En İyi Kast:</strong> Günahkarlar</p>
<p><strong>En İyi Uzun Metraj Canlandırma:</strong> Zootopia 2</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ay’da yeni güç dengesi]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/ayda-yeni-guc-dengesi-699619</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/ayda-yeni-guc-dengesi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/ayda-yeni-guc-dengesi-699619</guid><category>Bilim</category><description><![CDATA[Çin’in uzay yolculuğu artık yalnızca roket fırlatan bir ülkenin hikâyesi değil; kendi uzay istasyonunu kuran, Ay’dan örnek getiren, Ay’ın uzak yüzüne iniş yapan ve şimdi de Ay’da kalıcı araştırma altyapısı kurmayı hedefleyen bir gücün hikâyesi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>2003’te ilk insanlı uzay uçuşunu gerçekleştiren Çin, Beidou navigasyon sistemi, Tiangong uzay istasyonu ve Chang’e görevleriyle adım adım bağımsız bir uzay ekosistemi inşa etti. Bugün gelinen noktada bu ekosistemin en iddialı ayağı, Çin ve Rusya öncülüğünde geliştirilen Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu, yani ILRS projesi olarak öne çıkıyor. </p>
<p>ILRS, popüler anlatımlarda bazen tek parça bir “Ay üssü” gibi sunulsa da, gerçekte çok daha karmaşık ve katmanlı bir sistem olarak tasarlanıyor. Planlanan yapı yalnızca Ay yüzeyine yerleştirilecek modüllerden ibaret değil; Ay yüzeyi bölümü, Ay yörüngesi bölümü ve Dünya üzerindeki destek bölümü ile birlikte çalışan bütünleşik bir altyapı olarak tanımlanıyor. Bu yönüyle ILRS, klasik bir kamp ya da istasyondan çok; enerji, haberleşme, ulaşım, bilimsel deneyler ve kaynak kullanımını aynı çatı altında toplayan bir Ay araştırma ağı anlamına geliyor. Çinli yetkililerin verdiği bilgilere göre sistemin temel işlevleri arasında enerji temini, merkezi kontrol, iletişim ve navigasyon, Dünya-Ay arasında gidiş-geliş lojistiği ve Ay yüzeyinde sürekli bilimsel faaliyet yürütme kapasitesi bulunuyor. </p>

<p>Bu projenin kalbi ise Ay’ın güney kutup bölgesi. Bunun nedeni yalnızca bilimsel merak değil. Güney kutbundaki bazı kraterlerin sürekli gölgede kalması, bu alanlarda su buzu bulunma ihtimalini artırıyor. Su, yalnızca astronotların yaşam desteği için değil; oksijen üretimi, hatta hidrojen-oksijen temelli yakıt süreçleri açısından da stratejik önem taşıyor. Aynı bölgede bazı yüksek alanların uzun süre güneş ışığı alması da enerji üretimi açısından büyük avantaj sunuyor. Bu nedenle ILRS’nin yer seçimi, sembolik değil; kaynak yönetimi, sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik hesabına dayanıyor. Güney kutup bölgesinde olası yerleşim alanlarına ilişkin bilimsel çalışmalar da bu seçimin rastlantısal olmadığını gösteriyor. </p>
<p>Teknik açıdan bakıldığında ILRS’nin en kritik başlıklarından biri enerji mimarisi. Ay’da uzun süreli ve kesintisiz faaliyet yürütmek için yalnızca güneş panelleri yeterli görülmüyor. Çin kaynaklarında ve son dönemde yapılan değerlendirmelerde, güneş enerjisine ek olarak daha ileri aşamalarda nükleer enerji desteği ihtimalinin de ciddi biçimde gündemde olduğu görülüyor. Reuters’ın aktardığı 2025 tarihli açıklamalar, Çin-Rusya ortak planlamasında Ay yüzeyindeki istasyon için nükleer güç seçeneğinin değerlendirildiğini ortaya koyuyor. Bu, meselenin yalnızca keşif değil, gerçekten kalıcı altyapı kurma hedefi taşıdığını gösteriyor. Çünkü enerji sorunu çözülmeden Ay’da bilim, üretim ya da uzun süreli varlık mümkün değil.   </p>
<p>***</p>
<p>İkinci büyük başlık, yerinde kaynak kullanımı. Çin’in açıklamalarında ve akademik değerlendirmelerde ILRS’nin yalnızca gözlem yapan bir tesis değil, aynı zamanda Ay toprağını, yani regoliti, teknik olarak değerlendirmeyi hedefleyen bir platform olduğu görülüyor. Bunun anlamı; Ay yüzeyindeki malzemelerin inşaat, üretim, oksijen elde etme ya da başka mühendislik süreçlerinde kullanılıp kullanılamayacağının test edilmesidir. Bu yüzden Chang’e-7 ve özellikle Chang’e-8 görevleri kritik önemdedir. Resmî açıklamalara göre Chang’e-7’nin 2026’da güney kutup çevresinde çevre ve kaynak araştırmaları yapması, Chang’e-8’in ise 2028’de yerinde kaynak kullanımına dönük teknolojileri sınaması planlanıyor. Başka bir deyişle, ILRS bir anda kurulmayacak; önce robotik görevlerle zemin hazırlanacak, sonra altyapı adım adım örülecek. </p>
<p>Burada en dikkat çekici unsurlardan biri, projenin insanlardan önce robotlarla başlaması. Ay’da ilk aşamada ağır işi robotik sistemlerin yapması bekleniyor: yüzey haritalama, regolit analizi, çevresel ölçüm, yük taşıma, örnek toplama, altyapı yerleştirme ve belki de ilerde ilk otomatik inşa süreçleri. Pakistan tarafından geliştirilen 30 kilogramlık bir rover’ın Chang’e-8 kapsamında görev alacağının açıklanması da, ILRS’nin sadece söylem düzeyinde değil, donanım düzeyinde de uluslararasılaşmaya başladığını gösteriyor. Bu yaklaşım, Ay’da önce makineleşmiş bir öncü sistem kurup daha sonra insanlı varlığı destekleme stratejisine işaret ediyor. </p>
<p>***</p>
<p>Projenin zamanlaması da önemli. Çin’in 2024 ve 2025’teki resmî açıklamalarına göre ILRS iki aşamada planlanıyor: 2035’e kadar Ay’ın güney kutbunda temel modelin kurulması, ardından 2040’larda ya da bazı kaynaklara göre 2045 civarında genişletilmiş modelin tamamlanması. Harvard ADS’de yer alan 2025 konferans özetinde genişletilmiş model için 2050 ifadesi geçiyor. Bu da bize şunu gösteriyor: ILRS’nin uzun vadeli mimarisi konusunda ana çerçeve net olsa da, genişleme takvimi farklı sunum ve belgelerde güncellenebiliyor. En tutarlı okuma, 2035’in “temel istasyon” için kritik eşik olduğu; daha büyük ve daha işlevli ağ yapısının ise sonraki on yılda olgunlaştırılacağı yönünde. </p>
<p>Çin’in projeye yüklediği uluslararası boyut da ayrıca dikkat çekici. Resmî açıklamalara göre ILRS, onlarca ülke, yüzlerce araştırma kurumu ve binlerce araştırmacıyı içine alacak şekilde kurgulanıyor. 2025 itibarıyla 17 ülke ve uluslararası kuruluş ile 50’den fazla araştırma kurumunun sürece katıldığı belirtiliyor. Bu da ILRS’nin yalnızca teknik bir uzay projesi değil, aynı zamanda bilim diplomasisi, standart oluşturma ve uzay yönetişimi hamlesi olduğunu gösteriyor. Ay’a kim gider sorusunun yerini artık giderek daha fazla “Ay’daki kuralları kim koyar?” sorusu alıyor. Aslında ILRS’nin asıl önemi burada yatıyor. Bu proje sadece Ay’a birkaç modül yerleştirmekten ibaret değil; enerji üretimi, veri paylaşımı, örnek yönetimi, iletişim altyapısı, yüzey taşımacılığı ve bilimsel işbirliği gibi konularda geleceğin uzay düzenini bugünden şekillendirme girişimi. Ay artık romantik bir gök cismi değil; jeopolitik, bilimsel ve teknolojik rekabetin yeni sınırı. Çin ise bu sınırda yalnızca yer almak istemiyor; kurucu aktörlerden biri olmak istiyor. Önümüzdeki yıllarda ILRS’nin başarısı, yalnızca Ay’da ne inşa edildiğiyle değil, bu inşanın etrafında nasıl bir uluslararası düzen kurulduğuyla ölçülecek. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sağlıkta çöküşe karşı isyandalar]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/saglikta-cokuse-karsi-isyandalar-699622</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/saglikta-cokuse-karsi-isyandalar.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/saglikta-cokuse-karsi-isyandalar-699622</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[TTB’nin 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında 11 Mart’ta Diyarbakır’dan başlattığı “Beyaz Yürüyüş” dün Ankara’da sona erdi. Hekimler, iktidarın politikalarının sağlık sistemini çürüttüğünü ifade ederek ‘‘Bu sistem tüketiyor’’ dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ </strong></p>
<p>Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 11 Mart’ta Diyarbakır’dan başlattığı ve 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlediği “Beyaz Yürüyüş” dün Ankara’da sona erdi.</p>
<p>Çok sayıda ilden tabip odalarıyla Ankara’da buluşan hekimler, Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Sıhhiye Meydanı’na yürüdü. Beyaz önlükleri ve stetoskoplarıyla buluşan hekimlerin eylemine; KESK, SES, BDS, SOL Parti Sözcüleri İsmail Hakkı Tombul ve İlknur Başer, CHP’li milletvekilleri Kayıhan Pala ve Aylin Yaman, DEM Partili vekiller Heval Bozdağ ve Hüseyin Olan katıldı. </p>

<p>Burada yapılan açıklamada “Yıllardır uygulanan ve adına sağlıkta dönüşüm programı denilen politikalar sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkardı. Alınıp satılan bir meta haline getirdi. Sağlık hizmetini toplumun ihtiyaçlarına göre değil, piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlendi. Koruyucu sağlık hizmetleri geri planı itildi. Bölgeye dayalı bütünleşik sağlık hizmeti sunan sağlık ocaklarımız kapatıldı” denildi. </p>
<p>Kamu kaynaklarının özel sağlık sektörüne aktarıldığını ifade edilen açıklamada “Sağlık hizmeti bir ticaret sektör değil. Kamu sahibi hak olarak bu ülkede yaşayan herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, ana dilinde ve nitelikli olarak verilmelidir. Hekimler ve sağlık çalışanları mesleki bağımsızlıklarını koruyabilsin. Gelecek kaygısı olmadan, şiddet korkusu yaşamadan çalışabilsin” ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada yapılması gerekenler ise şöyle sıralandı: </p>
<p>• Sağlık sistemi için sağlıkta özelleştirilmeye son verilmeli. </p>
<p>• SGK'nin özel hastanelerden hizmet alımı durdurulmalı. </p>
<p>• Sağlık için ayrılan kamu sal kaynaklar kamu sağlık sistemi için kullanılmalı. </p>
<p>• Birinci basamak sağlık hizmetleri kamu binalarında hem sayıca hem nitelik açısından güçlendirilmeli. Sevk zinciri kurulmalı.  </p>
<p>*** </p>
<h2>BU SİSTEM TÜKETİYOR</h2>
<p>İstanbul Tabip Odası (İTO) üyeleri de Taksim Atatürk Anıtı'nda tören düzenledi. Törende, anıta çelenk bırakılmasının ardından yapılan açıklamada sağlık sistemindeki sorunlar ve çözüm önerileri paylaşıldı. Açıklamada “Ülkemizde sağlık alanında çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Yıllardır uygulanan ve adına Sağlıkta Dönüşüm Programı denilen politikalar, sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkarıp alınıp satılan bir meta haline getirdi. Halkın sağlık hakkı zarar görüyor. Sağlık göstergelerimiz kötüye gidiyor. Bu sistem hekimleri ve sağlık çalışanlarını da tüketiyor” ifadeleri kullanıldı. </p>
<p>*** </p>
<h2>PEMBE TABLOLAR ÇİZMEYİN</h2>
<p>Aile hekimleri, ebe, hemşireler de gün kapsamında önce Anıtkabir’i ziyaret etti ardından Ankara İl Sağlık Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Burada konuşan Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, son yıllarda sağlık sistemi hakkında kamuoyuna “başarı hikâyeleri” anlatıldığını söyleyerek sahada çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı gerçeklerin bu tabloyla örtüşmediğini savundu ve “Artık sahadaki gerçeklerin konuşulması gerekiyor” dedi. Mehlepçi, sağlık çalışanlarının giderek artan bir iş yüküyle karşı karşıya kaldığını belirterek "Maaşlarınız kesilmiyor' deniyor. Oysa yazılan ilaçlardan ve saçma sapan performans kriterlerinden sürekli kesintiler yapılmaktadır” dedi. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[10 maddede savaşın iki haftası]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/10-maddede-savasin-iki-haftasi-699617</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/makale/2026/03/15/10-maddede-savasin-iki-haftasi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/10-maddede-savasin-iki-haftasi-699617</guid><category>Ekonomi</category><content:encoded><![CDATA[<p>Savaşın ikinci haftası geride kalırken, işler ABD ve Trump açısından pek yolunda gitmiyor. Çünkü İran rejiminin hemen yıkılacağı, kısa sürede mollaların teslim bayrağını çekeceği beklentisinin beyhude olduğu anlaşılıyor. Aksine, haftalar önce demokrasi ve özgürlükler talebiyle sokaklara dökülen kitleler evlerine çekilmiş, hatta köylerine dönmüş sessizliğe gömülmüş durumda. Buna karşın rejim yanlıları sokakları dolduruyor, tepelerine bomba yağdıranları lanetliyor. Bu mesnetsiz saldırı ülkenin demokrasi hareketini şimdilik sindirmiş izlenimi veriyor.  </p>
<p>Her geçen gün savaşın insani ve ekonomik faturası kabarmaya devam ediyor. Yok eğer Trump’ın amacı Epstein dosyalarının konuşulmaması idiyse; unutulmasa da gerçekten bu konu gündemi daha az meşgul ediyor. Egosu şişkin bir figür olarak ağzını her açtığında dünya kamuoyunun ilgisini canlı tutmayı da başarıyor. Buna karşın savaşın gerekçeleri konusunda ne kendi yurttaşlarını ne de dünya halklarını ikna edebilmiş değil. Sanki, “Trump hep geri adım atar” sözünü tekzip etmek için her türlü vahşeti göze almış görünüyor. </p>

<p>İsterseniz şimdi 10 maddede savaşın farklı boyutlarını bir toparlamaya çalışalım.  </p>
<p><strong>1) </strong>ABD-İsrail iş birliğinin dünyanın en etkili askeri gücüne sahip olduğuna şüphe yok. Bu sayede İran gibi bir ülkede hedef milimetre sapmadan, istediğiniz kişiyi hedef alabilir, dini lider Hamaney ve ülkenin önde gelen yetkililerine suikastlar düzenleyebilirsiniz. Hasmınızın hava savunma sistemini felce uğratabilir, altyapısını ve stratejik tesislerini berhava edebilirsiniz. Ama bir eşiği geçtikten sonra karadan işgal gerçekleştiremediğiniz takdirde vereceğiniz zararların marjinal etkisi azalır. Zaten büyük hasara uğramış hasmınız can havliyle direnişini sürdürür. Süreç uzadıkça sizin için savaşın maliyeti artarken, karşınızdakinin mücadele azmi pekleşir. İsrail için amaç İran’a olabildiğince zarar vermek, bölgesel etkisini iyice zayıflatmak olduğu için onlar açısından misyon gerçekleşmiş sayılabilir. Ancak Trump cephesinden bu saldırının neden başlatıldığını, hangi noktaya varıldığını, bütçeye bunca yük getiren bir maliyete neden katlanıldığını anlatmak giderek zorlaşır.  </p>
<p><strong>2)</strong> İran görüldüğü kadarıyla savaşı olabildiğince geniş coğrafyalara yaymak, elden geldiğince ekonomik maliyetini artırmak şeklinde “yatay” bir savaş stratejisi izliyor. İsrail şehirlerine, en son bankalarına, ABD üslerine insansız hava araçlarıyla mukabelede bulunuyor. Onların önleme füzesi stoklarını eritmeye çalıştığı, belki de uzun dönemde daha büyük ve etkili füzelerini sona saklamayı planladığı düşünülüyor. Savaşın ABD’nin müttefiki zengin Körfez monarşilerine yayılması da onların tüm ekonomik planlarını yerle bir ediyor. Savaştan bir kazanç sağlamayacak, buna karşın kaybedecekleri çok fazla olan bu ülkelerin ABD’den savaşın bir an önce durmasını talep etmelerini bekliyor. İran’ın mesajlarına Gazze ve Lübnan’ı da dahil etmesi Körfez dahil bölge halklarında yankı buluyor. Yeni dini lider Müçteba Hamaney’in, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalacağı, saldırıların süreceği şeklindeki meydan okur tarzdaki konuşması da, yine vurguladığı; uluslararası bir çözüm gerçekleşmeden ve tazminat ödenmeden savaşın bitmeyeceği açıklaması da İran’ın kolay havlu atmayacağını gösterdi. Uluslararası garanti derken Rusya ve Çin’i devreye sokmayı amaçladığı, hükümranlığını onaylayan kalıcı bir ateşkes talep ettiği anlaşılıyor. Altyapısı harap olduğu için tazminat talep etmesi de anlaşılır. Çünkü barış sağlansa bile zaten kötü giden ekonomisini raya sokması artık imkansız. Cenevre’deki görüşmelerde nükleer silah geliştirme sevdasından vazgeçtiklerini beyan etmişlerdi. Bunun net bir biçimde teyit edilmesi, Trump’a zarardan dönme, sahte bir “zafer” ilan etme fırsatı tanıyabilir. Gelgelelim böyle bir senaryoyu İsrail’in sabote etmesi beklenmeli. </p>
<p><strong>3) </strong>Savaşın bedelini tabii ki öncelikle İran halkı ve çatışmanın yayıldığı Ortadoğu ülkeleri ödüyor. Ama yakıt fiyatlarının artışından şikayetçi Amerikan halkından, gübre fiyatlarının fırlamasıyla tarım üretimi tehlikeye giren yoksul Asya ve Afrika ülkelerine, enerji ihtiyacını büyük ölçüde Hürmüz Boğazı yoluyla sağlayan Japonya, Güney Kore’ye, doğal gaz fiyatlarının fırlamasıyla yine bir krize sürüklenen tüm Avrupa’ya, özellikle otomotiv, kimya, makine sanayisi yoğun enerji kullanan Almanya’ya kadar farklı coğrafyalar olumsuz etkileniyor. Enerji ve gübre kaynaklı gıda fiyatlarının yükselmesi sonucu yoksul Asya ve Afrika ülkelerinde açlık tehlikesinin baş göstermesi tehlikesi ortaya çıkıyor.  </p>
<p><strong>4)</strong> Savaşta ellerini ovuşturanlar ise silah ve fosil yakıt şirketleri. Her atılan füze, bomba, dron silah şirketlerine kar yazıyor. Savaşın ilk haftası biterken Trump; RTX (eski adı Raytheon), Lockheed Martin, Boing, Northrop Grumman, BAE Systems, L3 Harris Missile Solutions ve Honeywell Aerospace firmalarının CEO’larını adeta kutlama için Beyaz Saray’a davet etti. Tüm bu silah üreticileri biriken siparişleri karşılamak için hummalı bir faaliyet içindeler. ABD’nin 1 trilyonu aşan silahlanma harcamalarının savaş bahanesiyle 50 milyar daha artırılması için Kongre’den onay istenmesi gündemde. Bekleneceği üzere Exxon Mobil, Chevron ve irili ufaklı birçok petrol üreticisinin hisse senetleri tavan yapmış durumda. Zaten bu iki sektör önde gelenlerinin Trump 2.0 döneminin iktidar blokunun organik bileşenleri arasında yer aldığını biliyoruz.  </p>
<p><strong>5)</strong> Jeopolitik dengeler açısından bakıldığında ise küresel kapitalizm içerisinde oyunu kurallarına göre oynayan, askeri ve ekonomik gücünü şiddet kullanımına dökmeyen bir aktör olarak Çin’in prestiji yükseliyor. Günde 5 milyon varili aşan bir taleple Ortadoğu petrollerinin bir numaralı müşterisi olsa da, hem fosil yakıta dayalı enerji potansiyelinin sınırlılığı, hem de yavaşlayan büyümesine ivme kazandırma gayretiyle Pekin yenilenebilir enerjiye, güneş panelleri ve rüzgar türbinlerine büyük yatırım yaptı. Enerji ihtiyacının yarısını bu kaynaklardan karşılarken, ihracatta da yüksek gelir elde etmeye başladı. Petrol stoklarının da 1.2 – 1.3 milyar varil civarında seyrettiği tahmin ediliyor. 2025’te 1.2 trilyon doları bulan dış ticaret fazlası sayesinde, fiyatlar yüksek seyretse de küresel piyasalardan satın alabilecek mali gücü bulunuyor. Zaten büyük gemi filosu stratejik bazı limanları elinde tutması ona ikmal açısından avantaj sağlıyor.  Rusya ise, bekleneceği üzere yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarından karlı çıktı. Enerji darboğazı oluşması üzerine, ABD’nin önce Hindistan’a sevkiyatına izin veren, sonra da genel kapsamda 30 gün süreyle yaptırımları gevşeten kararı hem ekonomik getirisi hem de meşruiyet kazanması açısından Putin’in yüzünü güldürdü. Yeni savaş koşullarında Ukrayna işgalinin uluslararası hukuka aykırılığı argümanı da zayıflamış oldu.  </p>
<p><strong>6) </strong>Gelelim son günlerde çok sözü edilen Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine. Uzmanlara göre İstanbul Boğazı ve Danimarka Boğazı ile birlikte Hürmüz kapalı denizlere açılan, uzun yoldan dolaşarak alternatif rotası bulunmayan üç kilit noktadan birisi. Dünya ticaretinde ham petrolün %36’sı, LPG’nin %29’u, likit doğal gazın %19’u buradan geçiyor. Günde sadece Asya’ya yönelik 14.3 milyon varil petrol sevkiyatı gerçekleşiyor. En son, 1000 kargo gemisi beklemeye geçmiş, Trump’ın tüm cesaretlendirmelerine karşın İran’ın saldırı riskini ve bölgeye mayın döşediğine ilişkin haberleri göz önüne alarak yerlerinden kımıldamamaktaydı. Devrim Muhafızları’nın askeri kanadı, uzun yıllardır boğaz çevresinde büyük bir askeri tahkimat yapmış, adeta nihai bir hesaplaşmaya hazırlanmış beklemedeler. </p>
<p><strong>7) </strong>Savaş sürecinde Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) ismi bir anda gündeme geldi. IMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kuruluşların etkisizleşmesinin konuşulduğu bir dönemde 32 üyeli bu kuruluşun öne çıkması ilginç sayılabilir. UEA 70’lerin petrol krizleri döneminde gelecek şokları hafifletmek için kurulmuştu. 11 Mart’ta kurum, toplam yedek rezervlerin üçte birine denk gelen 400 milyon varilin serbest bırakılacağını açıkladı. Bunun %2.9’u da üyeler arasında yer alan Türkiye’nin payına düştü. Konunun uzmanları, tüm Ortadoğu’yu saran savaşın uzaması halinde bu çabaların da fiyatları sakinleştirmek için yetersiz kalacağı düşüncesindeler. Zaten UEA yetkilileri tarihlerinin en büyük arz şokuyla karşı karşıya bulunduklarını ifade ediyorlar.  </p>
<p><strong>8) </strong>Enerji, gıda ve alüminyum fiyatları kaynaklı olarak küresel enflasyonun yükselmesi, bu durumda merkez bankalarının faizleri yükseltmesi halinde dünya ekonomisinin durgunluk içinde enflasyon, bir “stagflasyon” dönemine girebileceği senaryoları konuşuluyor. Bunun üzerine bir de enerji fiyatlarının sergilediği yüksek oynaklığın, zincirleme iflaslara yol açma, buradan küresel finansal sistemi krize sokma riski gündeme gelmeye başladı. Türev piyasalar diye adlandırılan, gelecek opsiyon ve swap ürünlere dayalı işlemler çoğunlukla kaldıraçlı, yani spekülasyon tutarının önemli kısmı borçlanarak yapılıyor. Özellikle hedge fonlar denilen spekülatif yatırımlar yapan kuruluşlar bu oyunun içerisinde ana aktörler olarak yer alıyor. Bir günde %10-20 arasında fiyat hareketleri sonucunda büyük zararlar yazılabiliyor ya da dudak uçuklatıcı karlar elde edilebiliyor. Ancak bir büyük finansal kuruluşun iflası halinde, iskambil kağıtları gibi art arda çöküşler yaşanması olasılığı üzerinde duruluyor. Henüz finansal piyasalarda başta Güney Kore borsasının çöküşü Asya piyasaları dışında korkulan tepki gözlemlenmedi. Ancak böyle bir senaryonun Trump’a fren yaptırabileceği konuşuluyor.  </p>
<p><strong>9) </strong>ABD-İsrail’in başlattığı İran savaşından en büyük darbeyi Körfez monarşileri yemiş bulunuyorlar. Çünkü özellikle Dubai ve Doha kendilerini küresel kapitalizmin güvenlik ve mutluluk saçan, parlak vahaları olarak sunuyorlardı. Coğrafi avantajları nedeniyle sadece Ortadoğu’ya değil, Avrupa ve Asya’ya da yakınlardı. Özellikle Doha düşük vergi avantajı, büyük bankaların konuşlandığı bir finans merkezi haline gelme niteliği, süper lüks rezidansları,  en incelikli tadım uzmanlarına hitap etme iddiasındaki gastronomik çeşitliliği gibi özellikleriyle; servetlerin kazanıldığı, harcandığı ve depolandığı bir çekim merkezi olma iddialarıyla öne çıkmıştı. Daha geçen sene, Trump ve avenesiyle ayrımsız tüm Körfez ülkeleri trilyon dolarlık yatırım anlaşmaları imzalamıştı. Şimdi güven ve istikrar merkezi imajları tamamen zedeleniyor. Dubai havaalanı ve limanından Amazon’un veri merkezine, birçok tesis büyük zarar görmüş durumda. Yarın ateşkes ilan edilse bile bu yarayı onarmak kolay görünmüyor. Emlak fiyatlarındaki sert düşüşlerin finans sistemine olası yansımaları da ayrı bir tehlike oluşturuyor.  </p>
<p><strong>10)</strong> Savaş sırasında 3 kez Türkiye sahası ihlal edildi. İran’ın Ankara Büyükelçiliği füze fırlatma iddialarını reddediyor. Türkiye’nin bir NATO üyesi olması, savaşı genişletmek, özellikle çekimser kalan Avrupa ülkelerini işin içine katmak için bir provokasyon düzenlenmesi olasılığını akla getiriyor. İran’ın geçiş yapmak isteyen bir Türk gemisine izin vermesi, komşusuyla bir çatışmaya girmekten onların da kaçındığı izlenimini güçlendiriyor. Türkiye ekonomisi savaş nedeniyle üç ayrı kanaldan; birincisi enerji ithal maliyetlerinin yükselmesi ve turizm gelirlerinin büyük olasılıkla düşecek olması nedeniyle zaten sorun yaratmaya başlayan cari açık yoluyla, ikincisi yüksek enerji ve gıda fiyatlarından beslenen ve bir türlü önü alınamayan enflasyon kaynaklı olarak, üçüncüsü ise bu ortamda dövize yönelmeyi engellemek için indirilemeyen faizlerin büyümeye olumsuz yansımaları sonucu olumsuz etkilenecek. Geçim koşulları zaten kötü giden sade yurttaşımız, şimdi bir de düşen yaşam standardı, gerileyen satın alma gücü üzerinden savaşın faturasını ödeyecek. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Savaş ve laiklik]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/savas-ve-laiklik-699616</link><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/savas-ve-laiklik-699616</guid><category>Siyaset</category><content:encoded><![CDATA[<p>ABD-İsrail’in İran’a saldırmasıyla 28 Şubat’ta başlayan savaş devam ediyor. Kuşkusuz Savaş’ın ekonomik ve  siyasal çok yıkıcı sonuçları yaşanıyor. İran’ın 165 okul çocuğunun öldürülmesinin de kanıtladığı gibi “savaş hukuku”  kavramını da yok eden Savaşın bir başka ve “tarihsel özelliği” öne çıkıyor. </p>
<p>Savaşan üç ülkenin ortak noktası var: teokratik ya da din devleti olmaları. Ancak,  Savaş, ABD-İsrail ve İran arasında değil de, “dinciliği” çok açık olan üç ülkenin yöneticileri arasındadır denilirse, bu,  hiç de yanlış olmaz.  </p>

<h2>ÜÇLÜNÜN ORTAK NOKTASI</h2>
<p>ABD’den başlayalım. Başkan Trump’ın katı Evangelist bir Hristiyan olduğu yıllardır söylem ve eylemleriyle biliniyor. Kendisini bir barış havarisi göstermeye çalışsa da Trump  ne kadar savaş tutkunu  olduğunu kanıtladı. Göreve başladığında  Savunma Bakanlığı’nın adını Savaş Bakanlığı yaptı; başına da kendisinde “Tanrısal Güç”  bulan P. Heggets’i getirerek  kanıtladı. Dahası,  İran’a saldırıyı başlattıktan hemen sonra, Beyaz Saray’da 15-20 “dinci”  kişinin  hep birlikte Trump’a kutsal dokunuşu ile başlayan  bir tören yapıldı.  Törene, “Turmp’a hayır demek Tanrı’ya hayır demektir”  sözleriyle ünlenen Başkan’ın “Dinsel Yol Göstericisi”  P. White’ın kendinden geçercesine “zafer, yağmur” çağrılı bir gösteriyi   dünya kamuoyunun önünde  sergiledi.  </p>
<p>İsrail Başbakanı B. Netenyahu’nun “Büyük İsrail’in” oluşması için nasıl uğraş verdiğini,  özellikle de Gazze, Filistin ve Lübnan’da, çocuk, kadın ve yaşlı ayırımı yapmadan; uluslararası hukuku hiçe sayan kırımları  kanıtlıyor. Yine, geçtiğimiz günlerde ABD’nin  yeni atanan İsrail Büyükelçisi M. Huckabee’nin “Nil’den Fırat’a –Türkiye’nin bir bölümünü e içine  alan toprakların “Tanrı tarafından” İsrail halkına verilmiş ve bu nedenle de oraları İsrail’in  “işgal etme hakkı” bulunduğu yönündeki açıklamaları “din adına savaş” anlayışına yeni bir boyut getiriyor. Yeni büyükelçinin sözleri, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi  T. Barrack’nın, hiç durmaksızın “Lozan’ı tanımadıkları, Ortadoğu’da sınırların yeniden çizilmesi gerektiği” yönündeki sözlerini tamamlıyor. </p>
<p>Saldırıya uğrayan İran da kendine özgü bir din devleti; ülke Şubat 1979’dan buyana bir ulema  topluluğu ve onların “seçtiği” Yüce Lider tarafından yönetiliyor. Savaş sırasında İsrail tarafından öldürülen Yüce Lider Hamaney’in yerine oğul Hamaney geldi. Diğer dinci uygulamalarıyla birlikte 16 Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin “giyimi nedeniyle” polis tarafından öldürülmesi İran yönetiminin niteliğini yeterince gösteriyor.  </p>
<h2>LAİKLİĞİN DEĞERİ</h2>
<p>Şu sırada dünyanın yaşamakta olduğu korkunç savaş, laikliğin, barış için ne  kadar değerli bir ilke olduğunu kanıtlıyor.      </p>
<p>Laiklik, özellikle, toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğinin ve  bilimsel araştırma özgürlüğünün güvencesidir. Ancak bu çok önemli değerler kadar, belki bunlardan da fazla olarak,  laiklik toplumsal ve öyle görülüyor ki şimdilerde küresel barış için gerçekten vazgeçilmezdir. </p>
<p>Bu bağlamda altı çizilmeli;  Türkiye Cumhuriyet’inin temellerinden başında laiklik gelir. Kurtarıcı ve Kurucu Mustafa Kemal Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış” vurgusu ve bu yaklaşımını, bu ülkenin “tüm komşularıyla” saldırmazlık anlaşmaları yaparak uygulamaya koymuş olması asla unutulmamalıdır.   </p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD ve Soğuk Savaş etkisiyle  bu ülkenin laikliğe dayalı kamu düzeninin aşındırılması girişimleri karşısında, saygın bir  bilim ve siyaset insanı hukukçu Ord. Prof. Dr.  Ali Fuad Başgil daha 1950’lerde  bakın nasıl bir uyarı yapıyor? </p>
<p>“….dini devlete ve devleti dine tabi olmaktan kurtarmak ve bu sayede mabet ile hükümet arasındaki tezatları kaldırmak; mabedin ferdi vicdanların kalesi , hükümeti de madde ve menfaat dünyasının nâzımı yapmak… </p>
<p>Zamanımızda laik rejimde olmayan bir devlette Diyanet, ister istemez politikanın emrine girmeye ve politikacıların bir maşası olmaya mahkûmdur. </p>
<p>….zamanımızda ve tekâmülün bugünkü merhalesinde din hürriyetinin ve bundan doğan hakların teminatı ancak devletin laik olmasındadır (Din ve Laiklik, 1954, s. 174-175). </p>
<p>İzleyen yıllarda laikliğin nasıl yok edilmek istendiği bugün sonuçlarıyla yaşanıyor.  </p>
<p>Nitekim, salı gecesi İngiltere futbol takımlarından Liverpool İstanbul’da Galatasaray ile maç yaptı. Konuk takımın taraftarları tribünde Kurucumuz Mustafa  Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözlerini büyük boy afiş olarak astı. Maçı bu ülkenin kamu yayın kuruluşu TRT naklen yayınladı. Liverpool taraftarlarının açtığı bu pankartı, bu halkın vergileriyle çalışan TRT görmezlikten geldi.  Aynı günlerde İstiklal Marşımız bir ilköğretim okulu öğrencilerine  Arapça okutuldu. Ancak, vurgulanmalı,  ülke yönetiminin  dört koldan yürüttüğü laikliği yıkım girişimlerine karşın, toplumda bir türlü tümüyle yok edilemeyen çok güçlü bir laik damar var. Laikliğin yaşamsal değerinin bilincine,  özellikle kadınlar tarafından her gün daha fazla varılıyor.  </p>
<p>Geldiğimiz noktada Türkiye’nin çevresinde yaşanmakta olan “Dinler Savaşı”  ateş çemberinin dışında kalmayı başarmasında, sonunda ülke yönetiminin de belirttiği gibi, Cumhuriyet’in laiklik  değeri ve buna dayalı “birikim” bulunuyor. Özetle ve en önemlisi, laiklik yaşatıyor! </p>
<p>***</p>
<p>Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı yaşamını yitirdi. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Metafor]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/metafor-699615</link><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/metafor-699615</guid><category>Yaşam</category><content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/metafor.jpg" alt=""></p>

<p style="text-align: center;"> </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Geleceği aç bırakmak!]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/gelecegi-ac-birakmak-699614</link><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/gelecegi-ac-birakmak-699614</guid><category>Güncel</category><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı (İPA), aylık veri bülteni İstanbul Barometresi’nin şubat sayısını yayımladı. Buna göre, katılımcıların yarısından fazlası, şubat ayında kredi kartı borcunun tamamını ödeyemediklerini söylemiş. Araştırmada Ramazan ayına özel sorular da sorulmuş. Katılımcıların yüzde 67,5’i gıda fiyatlarının arttığını ifade etmiş, yüzde 57,6’sı da son bir ayda dışarıda yeme-içme alışkanlıklarında azalma olduğunu belirtmiş. Her geçen gün daha fakiriz. Giyimden, gezmeden, yemekten, içmekten her şeyden kısıyoruz. Bununla beraber sabit giderler sürekli artıyor. Çocuklarımız ise elimize bakıyor. Büyüme çağındalar. Onların sağlıklı beslenmesi sadece bir evi değil, bütün ülkenin geleceğini ilgilendiriyor.  </p>

<p>12 Mart Dünya Okul Yemekleri Günü’ydü. Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu, her gün milyonlarca çocuğun okula aç gittiği ülkemizde, ücretsiz ve sağlıklı okul yemeğinin temel bir hak olarak ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısını yineledi. Türkiye, 113 ülkenin dahil olduğu Uluslararası Okul Yemeği Koalisyonu’nun maalesef bir üyesi değil. İktidarın, uzun süredir ücretsiz okul yemeği çağrısı yapan sivil toplum örgütleri, eğitimciler ve muhalefet partilerine karşı gösterdiği kayıtsızlık, konuya bakışını en iyi şekilde özetliyor. Türkiye, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi 37 ülke arasında, “son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci” oranında yüzde 19,2 ile ilk sırada. </p>
<p>*** </p>
<p>Ücretsiz ve sağlıklı okul yemeğinin bir sosyal yardım değil aksine her çocuğun doğuştan sahip olduğu temel bir hak olduğuna dair uyarılar devamlı yapılıyorsa da, konunun muhatabı Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, mesafeli tavrını sürdürüyor. Tekin’e göre, öğrencilere yemek verilmesinde bir takım sıkıntılı ve aşılması güç durumlar var. Tekin, “bütün öğrencilere yemek vereceğimizi varsayalım; çocukların yemeklerini verecek personel var mı? Hepsini geçtik bugün yemek veriyoruz desek okullarda bunun yapılabileceği alanlar var mı? Peki, çocuklar bizim dağıtacağımız yemekleri yiyecekler mi? Özel okullardaki çocuklar bile yemekhanede çıkan yemekleri yemiyorlar. Özel okul yöneticileri ile konuşuyorum öğrencilerin yemekhanede çıkan yemekleri yemediklerini ve kantinden alışveriş yaptıklarını söylüyorlar” diyor.   </p>
<p>Ücretsiz okul yemeği, Avrupa’dan Asya’ya dünyanın pek çok ülkesinde uygulanıyor. Buna, Finlandiya da dahil, yaklaşık bir buçuk milyarlık nüfusuyla Hindistan da! Mesele elbette buna ayrılacak bütçenin yokluğu değil. Halkın parasının nasıl ve ne şekilde kullanıldığı, nelere ve ne için bütçe ayrıldığı tamamen iktidarın politik tercihi. Yani parayı, çocukların okulda bir öğün sağlıklı yemek ve su hakkı için de ayırabilir; bürokratlara çifter maaş dağıtmak ve lüks makam araçları almak için de kullanabilir! Devlete verdiği verginin, çocukların hakkı için kullanılıp kullanılmadığının hesabını sormak da tabii ki yurttaşa düşer.    </p>
<p>*** </p>
<p>Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu, okul öncesinden lise son sınıfa kadar devlet okullarında eğitim gören yaklaşık 15 milyon öğrenciye günde bir öğün ücretsiz yemek sağlamanın maliyetinin, 2025 yılı toplam kamu harcamalarının yalnızca yüzde 1,5’ine denk geldiğine dikkat çekiyor. Üstelik bu yatırımın sağlık, eğitim ve ekonomik verimlilik açısından çok yönlü kazanımlar yaratacağı ifade ediliyor. Okul yemeği programları çocukların hem okula devamlılığını artırıyor hem de bilişsel gelişimlerini destekliyor. Çocukların başarıları ve beslenmeleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu bilmek için değil eğitim bakanı, uzman olmaya bile gerek yok. İktidar, altyapı eksikliğinden şikâyet ederek üzerine düşen sorumluluktan kaçıyor.  </p>
<p>Okul yemeği programından bütçe yetersizliğini bahane ederek kaçınmanın, politik tercih dışında mantıklı bir açıklaması yok. Oysa ki devlet, geleceğe dönük doğru yatırımlar sayesinde güçlenir. Koalisyon raporunda, Finlandiya, Brezilya, Hindistan ve Kenya gibi ülkelerde uygulanan programlara yapılan her 1 dolarlık yatırımın ülke ekonomilerine 7 ila 35 dolar arasında geri dönüş sağladığı kaydedilmiş. Çocuklara okulda bir öğün yemek vermenin kârı, ulusal marşımızı başka bir ülkenin dili olan Arapça’dan okutarak elde edilmeye çalışılandan daha fazla! </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 05:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yapay zekâ çağında sanallaşan beyinler]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/yapay-zeka-caginda-sanallasan-beyinler-699620</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/yapay-zeka-caginda-sanallasan-beyinler.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/yapay-zeka-caginda-sanallasan-beyinler-699620</guid><category>Bilim</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meriç Öztürk - <a href="https://x.com/merichyoztyurk" target="_blank" rel="noopener">@merichyoztyurk</a></strong></p>
<p>İnsan beyni, evrendeki en karmaşık yapılardan bir tanesi. Düşüncelerimizi, anılarımızı, kararlarımızı ve çoğu zaman farkında bile olmadığımız bilinçdışı süreçleri yöneten bu organın nasıl çalıştığını anlamak, modern bilimin en büyük hedeflerinden. Çünkü beynin işleyişini çözmek yalnızca düşünmenin doğasını açıklamak anlamına gelmeyecek, aynı zamanda öğrenmenin, davranışın, hatta insan kimliğinin temellerini de ortaya koyacak. Geçtiğimiz hafta sonu sosyal medyayı sallamaya başlayan iki çalışma ise bu arayışın farklı bir boyut kazandığını bizlere gösterir nitelikte. İlk bakışta bilim kurguymuş gibi görünen bu çalışmaların ortak noktası sanal dünyada varlık gösteren beyin hücreleri. Bu çalışmalar, beynin bilgiyi nasıl işlediğini ve öğrenmenin en temel mekanizmalarını anlamaya yönelik yeni ve heyecan verici bir araştırma dönemine girdiğimizin habercisi. </p>

<h2>BİLGİSAYAR OYNAYAN NÖRONLAR</h2>
<p>Beyin hücrelerinin bilgisayar oyunlarıyla ilişkilendirilmesi ilk kez birkaç yıl önce Avustralya merkezli Cortical Labs ekibinin geliştirdiği “DishBrain” sistemiyle gündeme geldi. Araştırmacılar, insan kökenli kök hücrelerden elde edilen ve laboratuvar ortamında büyütülen beyin hücrelerini bir çip üzerine yerleştirerek bilgisayara bağladı. Bu çip hem hücrelerin elektriksel aktivitelerini kaydedebiliyor hem de hücrelere geri bildirim olarak elektriksel uyarılar gönderebiliyordu. Bu sayede beyin hücreleri ile dijital bir ortam arasında iki yönlü bir iletişim kurulmuş oldu. Sistem ilk olarak klasik bir ping pong video oyunu ile test edildi. Oyundaki topun konumu çip aracılığıyla hücrelere elektriksel sinyaller şeklinde iletilirken, hücrelerin ürettiği elektriksel aktiviteler de ekrandaki raketin hareketini belirliyordu. </p>
<p>Deneyin ilginç kısmı ise hücrelerin zamanla bu etkileşime uyum sağlamaya başlamasıydı. Araştırmacılar başarılı hamlelerden sonra hücrelere daha düzenli ve öngörülebilir elektriksel geri bildirim verirken, topun kaçırıldığı durumlarda daha düzensiz ve rastgele sinyaller gönderdi. Sinir ağları, doğaları gereği öngörülebilir ve düzenli sinyalleri tercih etme eğilimi gösterdiğinden, zamanla topa vurmayı sağlayan aktivite kalıpları güçlenmeye başladı. Başka bir deyişle, petri kabındaki beyin hücreleri giderek daha başarılı şekilde oyuna tepki vermeyi öğrendi. </p>
<h2>SANAL DÜNYADA YAŞAYAN SİNEK</h2>
<p>Ekip yaklaşık iki hafta önce ise YouTube’da yayınladıkları bir video ile bu sistemin 1993 yapımı Doom oyununu da oynayabildiğini duyurdu. Fakat eSporcular korkmasın, bu sistemin başarı oranı oldukça düşük. Henüz sizin mesleğinizi elinizden alacak seviyede değil. Zaten araştırmanın asıl amacı bir oyunu kazandırmaktan çok daha temel bir soruya yanıt aramak: Bir sinir ağı, yalnızca çevresindeki sinyallerin düzenini optimize ederek öğrenebilir mi? Cevap şu an için evet. Fakat hücrelere gönderilen sinyaller karmaşıklaştıkça nasıl tepkiler verecekleri henüz muallakta. </p>
<p>2024 yılında yayınlanan bir araştırmada ise meyve sineğinin beyninin neredeyse eksiksiz bir dijital haritası çıkarılmıştı. Yani, sineğin beynindeki hücreler arası bağlar bilgisayarlar yardımıyla haritalandırılmıştı. Yalnızca birkaç milimetre büyüklüğündeki bu canlının beyni yaklaşık 140 bin sinir hücresi, 50 milyona yakın da bağlantı içeriyor; bu sayı insan beynine kıyasla oldukça küçük olsa da davranış ve öğrenme mekanizmalarını incelemek için yeterince karmaşık bir sinir ağı sunuyor. </p>
<p>Bu yazıyı planlarken, yıllardır bu konuyu takip eden, teknoloji ve bilim editörü olan Çağla Üren ile ufak bir soru cevap yapma fırsatım oldu. Kendisi, bu oluşturulan dijital haritanın Eon Systems adlı araştırma şirketi tarafından, bir simülasyon motorundaki dijital bir sinek vücuduna takıldığını söyledi. </p>
<p>‘‘Bir sinek yürürken gözleri, bacak sensörleri ve dokunma sensörleriyle sürekli veri toplar. Bu simülasyon motoru da sanal dünyayı sürekli hesaplıyor; yani her milisaniyede sineğin konumu, hızı ve ayağın yere temas edip etmediği ve görüş alanında ne olduğu gibi bilgileri biliyor. Bunlar sayısal verilere çevrilip sonra da sinir sinyaline çevriliyor. Dijital beyin bunu gerçek sinyal sanıyor. Sonunda da bu doğrultuda dijital sineğimiz hareket ediyor.  </p>
<p>Ama tabii ki bu model gerçek bir beynin epey basit bir versiyonu. Mesela, bu model hangi nöronun hangisine bağlı olduğu bilgisine sahip olsa da bağlantının gücü, kimyasal durum, hormon etkileri ve zamanla değişim gibi bilgilere sahip değil. Örneğin bu sineğin uzun süreli kalıcı hafızası yok.’’ </p>
<p>İşte ‘‘sineğin beyni bilgisayar ortamına aktarıldı’’ efsanesi de buna dayanıyor. Tabii sosyal medyada bu haberin çarpıtılarak paylaşılması bizlerin de simülasyonda yaşadığımızı iddia eden bazı komplo teorilerini de beraberinde getirdi. Çağla Üren bu konuda iyimser. </p>
<p>‘‘Bence simülasyon teorileri halkın ilgisini bilime çekmek için kullanılması gereken anekdotlar. Ama şimdi bu sinek simülasyonda mı yaşıyor? Sizin bakış açınıza bağlı. Orada hareket edip yemek yiyor sonuçta ama karmaşık bir yaşantısı yok. </p>
<p>Beyin hücrelerini kullanarak mini beyinler inşa etmek ve bunları hesaplamada kullanmak yeni değil. Organik hesaplamalı modeller kullanacağımız bir çağa giriyoruz. Tabii en azından şu aşamada buna ne kadar "beyin" denebilir? Beynimizi kablolardan ibaret görüyorsak evet simülasyon ve beyin yükleme iddiaları doğru olur.’’ </p>
<p>Bu çalışma gösteriyor ki bilim insanları artık bir sineğin beynindeki sinir devrelerini bilgisayar ortamında inceleyebiliyor ve belirli nöron gruplarının davranış, yön bulma ya da öğrenme gibi süreçlere nasıl katkı sağladığını simülasyonlar aracılığıyla test edebiliyor. Bu çalışmalar, daha karmaşık beyinlerin dijital modellerini oluşturma yolunda atılmış önemli bir adım olarak görülüyor. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 04:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dışarıdan içeriye mektuplar: Susturulmak istenen ne?]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/disaridan-iceriye-mektuplar-susturulmak-istenen-ne-699618</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/disaridan-iceriye-mektuplar-susturulmak-istenen-ne.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/disaridan-iceriye-mektuplar-susturulmak-istenen-ne-699618</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Sadece gazetecilik yapanların karşılaştıkları hukuki ve fiili baskılara karşı yapılabilecekler elbette var. Baskılara, sansür ve otosansüre karşı en büyük ilaç güçlü bir şekilde bir arada durmaktır.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kıvanç EL - Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı</strong></p>
<p>Sanıyorum “dışarıdan içeriye mektuplar”ın 190. mektubundayız… </p>
<p>Hepsini olmasa da birçok mektubu okudum. Duygularını ifade edenler, hukuktan bahsedenler, kişisel yaşadıklarından anlatanlar var. Dayanışmasını iletenler de… Yazıların hepsinde baktım ki herkesin aradığı şey ortak, herkesin derdi aynı: ADALET… </p>
<p>Cumartesi Anneleri tam 1094 haftadır Galatasaray Meydanı’nda oturuyor…. </p>

<p>Uğur Mumcu’nun ailesi 33 yıldır mahkemelerin peşinde tükenmeden, ısrarla bir yanıt bulmaya çalışıyor…. </p>
<p>Sivas katliamında öldürülen onlarca aydının yakınları, dostları 32 yıldır bir türlü sorulamayan hesap nedeniyle o yanan ateşi söndüremiyor… </p>
<p>Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay yıllardır hem de AİHM kararlarına rağmen neden güneşi göremiyor… </p>
<p>Her biri “hukuk” adı altında önüne konulanlara ikna olmadan adaletin peşinde koşuyor. Bu örnekler artar, sayfalar dolusu yazılabilir. Yazmadığım adalet arayışı mücadelesi verenler affetsin lütfen. </p>
<p>Gazeteci meslektaşım Alican Uludağ da tüm bu adalet arayışlarında, adil yargılama taleplerinin hep yanında olan, gündeme getiren bir kişiydi. Bakmayın siz “kaçıyordu yakaladık”, “Cumhurbaşkanına hakaret etti” algısı yapanlara. Alt alta yazılan birkaç tweetten suç uydurmaya çalışılıp tutuklamaya gerekçe yapıldığı için bu tweetleri konuşmaya bile gerek yok. Buradan hakaret çıkaranlara aslında fazla sözü uzatmadan Alican Uludağ’ın ifadesindeki gibi yanıt vermek gerekiyor: “Biraz vicdan, biraz hukuk…” </p>
<p>Soruşturmadaki usul problemlerini, suç çıkartma girişimlerini bu nedenle geçiyorum. Alican Uludağ suç işlememiştir. Ötesinde de kurulacak pek bir cümle aslında yok. Alican, mesleğimizin en önemli ve vazgeçilmez sorumluluğunu yerine getirerek kamu çıkarı için ve halkın haber alma hakkına da saygı göstererek binlerce adalet arayışını gündeme taşıdı. Aslında “suçu” tam da burada başlamıştı… Yani önce bir ceza kesilip sonra da o cezaya uygun suç arandı. </p>
<p>Bunu yaparken de elbette birilerini rahatsız etti. Alican Uludağ’ın tutuklanması ve şu anda cezaevinde olması onun birilerini rahatsız etmesi ve kişisel hesaplaşmalardan olabilir. Ancak hepimiz ve tüm toplum bilmeli ki tutuklanan sadece Alican Uludağ değildir. Tutuklanan; adalet arayışı, gerçekler ve sonuç olarak Gazetecilik mesleğidir. </p>
<p>Tüm gazeteciler, halkın haber alma hakkını savunanlar “Gazetecilik Suç Değildir” diye avazı çıktığı kadar bağırırken bu çığlığa toplumdan da destek görmeyi beklemek en doğal haklarıdır. Bu çığlık sadece bir mesleğin değil, karartılan tüm topluma bir uyarı çığlığıdır. </p>
<p>“Bu gerçekleri öğrenmesin, haberi alamasın” hedefiyle topluma kesilen bir cezadır. Dolayısıyla tutuklanan sadece gazeteci değil, o haberi de alamayacak olan tüm toplumdur.   </p>
<p>Gazetecilik mesleğine ve gazetecilere yönelik her geçen yıl siyasi erkler yeni bir baskı ve saldırı yöntemi geliştirse de buna karşı gazetecilerin de zorlu mücadelesi yılmadan sürüyor. Terörle Mücadele Kanunu’nda düzenlenen “terörle mücadele edenleri hedef göstermek”, TCK’da yer alan, “devleti, hükümeti aşağılama”; Dezenformasyon yasasında düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”, son dönemde “Cumhurbaşkanına hakaret" gibi birçok yasal düzenleme “öyle olmayacak” denmesine karşın gazetecileri hedef alır hale geldi. Yeni yasal girişimler de elbette var.  </p>
<p>Sadece gazetecilik yapıp asli görevi olan haberi ve bazen de eleştiriyi ürettikleri için karşılaştıkları hukuki ve fiili baskılara karşı yapılabilecekler elbette var. Hem bu baskılara hem sansür ve otosansüre karşı en büyük ilaç güçlü bir şekilde bir arada durmaktır. </p>
<p>Unutulmasın susturulmak istenen “Türkiye bir hukuk devletidir” söylemi altında adalet arayışlarıdır. Hukuk, adaleti sağlamadığı sürece Alican Uludağ ve onun gibi birçok gazeteci onuruyla yazmaya devam edecek. </p>
<p>Adaleti arayanlara ve bu yolda mücadelesi esir alınanlara selam olsun. Dayanışmayla… </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 04:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Tüketici şikâyetçi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/tuketici-sikayetci-699613</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/tuketici-sikayetci.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/tuketici-sikayetci-699613</guid><category>Ekonomi</category><description><![CDATA[Tüketici şikâyetleri dosyaları Ticaret Bakanlığı raflarını doldurdu. Geçen yıl Bakanlığa 223 bin şikâyet geldi. Şikâyetlerin yüzde 19,6’sını oluşturan giyim ve ayakkabı sektörü zirvede yer aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber Merkezi</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı verilerine göre geçen yıl tüketicilerden 223 bini aşkın şikayet geldi. Başvurularda ilk sırayı ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünleri alırken mobil hat abonelikleri ve kredi kartı ücretleri de listenin üst sıralarında yer aldı. </p>
<p>Bakanlık kaynaklarından derlenen bilgilere göre tüketiciler, CİMER, e-Devlet, e-posta ve yazılı başvuru gibi farklı kanallar üzerinden yaşadıkları sorunları Ticaret Bakanlığı’na iletebiliyor. </p>

<p>Bu kapsamda geçen yıl ayıplı mal ve hizmetler, mesafeli sözleşmeler, ticari reklam ve haksız ticari uygulamalar, garanti belgesi, satış sonrası hizmetler ile abonelik sözleşmeleri gibi başlıklarda toplam 223 bin 101 tüketici şikayeti Bakanlığa ulaştı. </p>
<p>Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular ise 907 bin 515 olarak kaydedildi. Bu başvuruların 849 bin 143’ü karara bağlanırken, uyuşmazlığa konu olan ürün ve hizmetlerin toplam parasal değeri 12,4 milyar lira oldu. </p>
<h2>GİYİM VE AYAKKABI ZİRVEDE</h2>
<p>Başvurular ürün ve hizmet bazında incelendiğinde en fazla şikayetin ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünlerine yönelik olduğu görüldü. Bu kategori, toplam şikayetlerin yaklaşık yüzde 19,6’sını oluşturdu. Söz konusu ürünleri yüzde 4,75 ile mobil hat abonelikleri, yüzde 3,97 ile kredi kartı üyelik ücretleri, yüzde 3,71 ile mobilya, yüzde 3,61 ile cep telefonu ve yüzde 3,11 ile internet aboneliklerine ilişkin şikayetler takip etti. </p>
<p>Ticaret Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatına bağlı ekipleri de yıl boyunca denetim faaliyetlerini sürdürdü. Mesafeli satış sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri, devre tatil, paket tur, garanti belgeleri ve satış sonrası hizmetler gibi alanlarda yapılan denetimlerde, tüketicilerin ekonomik çıkarlarını zedeleyen firmalara yönelik yaklaşık 1,7 milyar lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi. </p>
<p>Bakanlık yetkilileri ayrıca vatandaşları alışveriş yaparken daha dikkatli olmaları konusunda uyardı. Yetkililer, özellikle tatil sektöründe ücretsiz tatil kazanıldığı vaadiyle tesislere davet edilen tüketicilerin burada satış ve pazarlama faaliyetleriyle sözleşme imzalamaya yönlendirilebildiğini belirterek, bu tür davetlere katılan kişilerin kendilerine tanıtım ve satış yapılabileceğinin farkında olmaları gerektiğini ifade etti. </p>
<p>“Yenilenmiş ürün” satın alırken de ürünün Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş yenileme merkezleri tarafından hazırlandığının kontrol edilmesi tavsiye ediliyor. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 04:18:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Borç gırtlakta, milyonlar takipte]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/borc-girtlakta-milyonlar-takipte-699612</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/borc-girtlakta-milyonlar-takipte.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/borc-girtlakta-milyonlar-takipte-699612</guid><category>Ekonomi</category><description><![CDATA[Geliriyle geçinemeyen yurttaş, bankaların ve finans şirketlerinin kıskacında. Ocakta borcu nedeniyle takipte bulunan kişi sayısı 4,2 milyonu aşarken varlık yönetim şirketlerine devredilen borçlu sayısı da 2,2 milyona çıktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ücretlerin enflasyon karşısında eridiği, geçim şartlarının zorlaştığı dönemde yurttaş ihtiyaç kredilerine ve kredi kartlarına yüklendi. </p>
<p>Krediye erişimin yüksek faiz nedeniyle daha maliyetli hale gelmesiyle bireysel borç krizi büyüdü. Kredi faizleri geçen yıla göre kısmen gerilese de milyonlarca yurttaş ödeyemediği borçlar nedeniyle bankaların ve finans şirketlerinin takibine düştü. </p>

<p>Ortaya çıkan tabloda milyonlar yetersiz gelir ve ağır borç yükü altında yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre Ocak 2026 itibarıyla bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşen ve borcu hâlâ devam eden kişi sayısı 4 milyon 256 bin 494’e ulaştı.</p>
<p>Bu sayı, bireysel kredi borcu, kredi kartı borcu ya da her iki nedenle takibe alınmış kişilerin toplam tekil sayısını ifade ediyor.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/borc-girtlakta-milyonlar-takipte.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Bugünün BirGün'ü</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>Risk Merkezi’nin verilerine göre Ocak 2025’te 1 milyon 674 bin 471 kişi bireysel kredi borcu nedeniyle yasal takipteyken bu yıl yaklaşık 97 bin kişi artarak 1 milyon 711 bin 909 kişiye ulaştı.  Aynı dönemde bireysel kredi kartı borcu nedeniyle yasal takipteki tekil kişi sayısı da 1 milyon 622 bin 147’den 1 milyon 813 bin 511’e yükseldi. Böylece kredi kartı borcu yüzünden takibe düşenlerin sayısı bir yılda 191 bin kişi arttı. </p>
<h2>TAKİBE DÜŞENLER ARTTI</h2>
<p>Yasal takibe düşenlerin önemli bir bölümünü, borçları bankalar tarafından varlık yönetim şirketlerine devredilen yurttaşlar oluşturuyor. Ocak itibarıyla, varlık yönetim şirketlerinde yasal takipte açık hesabı bulunan ve tahsilat süreci devam eden kişi sayısı 2 milyon 227 bin 368 oldu. Borcun devrinin ardından alacağın sahibi haline gelen bu şirketler, tahsilat için borçlularla iletişime geçiyor, anlaşma, yapılandırma ve icra takibi gibi yöntemleri devreye sokuyor. 2025 yılının Ocak ayında varlık yönetim şirketlerinin elindeki borçlu sayısı 2 milyon 71 bindi. Buna göre yalnızca son bir yılda 156 bin kişinin daha borcu varlık yönetim şirketlerine devredildi. </p>
<h2>BATIK BORÇLAR KATLANDI</h2>
<p>Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerden zamanında tahsil edemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise 6 Mart haftası itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 86,6 oranında artarak 271 milyar 960 milyon liraya çıktı. </p>
<p>Varlık yönetim şirketlerinin kontrolündeki borçların tümümün de bankalar tarafından satılan batık krediler olduğu dikkate alındığında sistemdeki batık bireysel kredi ve kredi kartı borçları 380 milyar lirayı bulduğu tahmin ediliyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/borc-girtlakta-milyonlar-takipte.png" alt=""></p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 04:18:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Canlı Blog | ABD ve İsrail'in saldırısında 16. gün: İran’dan Netanyahu açıklaması]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/canli-blog-abd-ve-israil-in-saldirisinda-16-gun-irandan-netanyahu-aciklamasi-699611</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/canli-blog-abd-ve-israil-in-iran-a-saldirisinda-16-gun.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/canli-blog-abd-ve-israil-in-saldirisinda-16-gun-irandan-netanyahu-aciklamasi-699611</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları on altıncı gününe girerken çatışmalar bölgenin farklı noktalarına yayılıyor. İran Devrim Muhafızları, Netanyahu’nun hedefte olmaya devam edeceğini açıklarken, Tahran yönetimi ABD ve İsrail’i “Şahid-136” İHA’sını taklit ederek bölge ülkelerinde provokatif saldırılar düzenlemekle suçladı. İsrail’in güneyi ve Tel Aviv çevresi füze saldırılarıyla sarsılırken Tahran, Kirmanşah, Lübnan, Irak ve Körfez hattında da gerilim tırmandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları on altıncı gününe girerken bölgede çatışmalar yeni cephelere yayılmayı sürdürüyor.</p>
<p>İran Devrim Muhafızları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “hayatta olduğu sürece hedefleri olmaya devam edeceğini” açıklarken, Tahran yönetimi saldırıların yeni dalgalar halinde süreceği mesajını verdi.</p>
<p>İran Devrim Muhafızlarına bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail’i İran yapımı “Şahid-136” insansız hava aracını taklit ederek bölge ülkelerinde saldırılar düzenlemekle suçladı.</p>

<p>Zülfikari, “Lucas İHA” adıyla gerçekleştirildiğini öne sürdüğü bu saldırıların İran ile komşu ülkeler arasında çatışma çıkarmayı amaçladığını iddia ederken, Türkiye, Kuveyt ve Irak gibi bazı ülkelere yönelik saldırıların İran’a mal edilmeye çalışıldığını savundu.</p>
<p>İran’ın misilleme saldırıları kapsamında İsrail’e yönelik füze atışları devam ederken, İsrail’in güneyindeki Eylat kenti ve Arava bölgesinde sirenler devreye girdi.</p>
<p>İsrail ordusu, İran’dan fırlatılan füzelerin hava savunma sistemleri tarafından önlenmeye çalışıldığını açıkladı. İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlama sesleri duyulurken, ülkenin batısındaki Kirmanşah eyaletinde de gece saatlerinde patlamalar meydana geldiği bildirildi. Lübnan’ın güneyinde ise Hizbullah ile İsrail askerleri arasında çatışmaların sürdüğü açıklandı.</p>
<p>Bölgede gerilimin Körfez ülkelerine de yansıdığı görülüyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fuceyra bölgesindeki petrol sanayi bölgesinde hava savunma sistemlerinin engelleme faaliyeti sırasında düşen parçalar nedeniyle yangın çıktı. Yetkililer yangına müdahalenin sürdüğünü açıklarken olayda Ürdün uyruklu bir kişinin hafif yaralandığı bildirildi. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı da ülkenin doğu bölgesinde 3 insansız hava aracının imha edildiğini duyurdu. İran ise 28 Şubat’tan bu yana çoğunluğu Körfez bölgesinde olmak üzere 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ile kritik noktalara yüzlerce füze ve İHA saldırısı düzenlediğini açıkladı.</p>
<p>Irak’ta da gerilim sürüyor. Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki Merkez Havalimanı Cezaevi çevresine düzenlenen saldırıların tesisin güvenliğine ilişkin endişeleri artırdığı bildirildi. Irak Adalet Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Leibi, hapishane çevresinin tekrarlanan saldırılara maruz kaldığını ve bazı mühimmatların cezaevine çok yakın noktalara düştüğünü açıkladı.</p>
<p>Öte yandan İsrail’in hava savunma sistemlerinde kullandığı önleyici füze stoklarında ciddi azalma olduğu iddiası gündeme geldi. İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin bu durumu ABD’ye ilettiğini ve stoklardaki eksikliği gidermek için çözüm arayışına girdiğini yazdı.</p>
<p>Uluslararası alanda da çatışmanın yansımaları sürüyor. İsviçre Federal Konseyi, tarafsızlık yasasını gerekçe göstererek ABD’nin İran’daki saldırılarla bağlantılı iki keşif uçuşu talebini reddettiğini açıkladı. İran’da ise Urumiye kentinde askeri ve güvenlik merkezlerine ait bilgileri İsrail’e gönderdiği iddiasıyla 20 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.</p>
<p>İşte savaşın on altıncı gününden son gelişmeler…</p>
<p><strong><span style="color: rgb(186, 55, 42);">• CANLI BLOG</span></strong></p>
<h2>08.03 | İSRAİL’İN LÜBNAN’A SALDIRILARI SÜRÜYOR: 4’Ü ÇOCUK 14 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ</h2>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in ülkenin güneyine düzenlediği 3 hava saldırısında 4'ü çocuk 14 kişinin hayatını kaybettiğini, 8 kişinin yaralandığını duyurdu.</p>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığından sabah saatlerinde yapılan yazılı açıklamada, "Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentinde yer alan Rahibat Mahallesi'ne düzenlenen saldırıda 4'ü çocuk 7 kişi şehit oldu." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada ülkenin güneyindeki Sayda kentine bağlı Haret Sayda ile Cezzin beldesine bağlı Katrani bölgelerine yönelik saldırılara ilişkin de bilgi verildi.</p>
<p>Haret Sayda ve Katrani bölgelerine İsrail'in düzenlediği iki saldırıda 7 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.</p>
<p>Bu kişilerden 4'ünün Haret Sayda'da, 3'ünün Katrani'de hayatını kaybettiği, saldırılarda 8 kişinin de yaralandığı kaydedildi.</p>
<p>Öte yandan Lübnan yerel medyası, sabah saatlerinde İsrail ordusunun Sayda kentindeki Şurahbil bölgesinde apartman dairesini hedef aldığını duyurdu.</p>
<p>Saldırının sonuçlarına ilişkin henüz detaylı bilgi verilmedi.</p>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, dün, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana devam eden saldırılarında 106'sı çocuk, 65'i kadın olmak üzere 826 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.</p>
<h2>07.40 | İRAN’DA PATLAMA SESLERİ: İSFAHAN’DA DUMAN YÜKSELDİ</h2>
<p>ABD ve İsrail'in saldırıları altındaki İran'ın İsfahan kentinde patlama sesleri duyulduğu bildirildi.</p>
<p>İran medyasında, sabah saatlerinde meydana gelen patlamalara ilişkin haberlere yer verildi.</p>
<p>Haberde, İsfahan kentinde savaş uçakları ve patlama seslerinin ardından göğe yükselen dumanın şehrin uzak bölgelerinden görüldüğü aktarıldı.</p>
<h2>07.12 | İRAN FÜZELERİ SONRASI PATLAMALAR: TEL AVİV VE DOĞU KUDÜS’TE SİRENLER</h2>
<p>İran'dan İsrail'e yönelik füze saldırılarının ardından işgal altındaki Doğu Kudüs ve İsrail'in başkenti Tel Aviv'de şiddetli patlama sesleri duyuldu.</p>
<p>AA muhabiri, işgal altındaki Doğu Kudüs'te önce telefonlardan saldırı uyarısı yapıldığını, ardından gökyüzünde şiddetli patlamaların meydana geldiğini bildirdi.</p>
<p>İsrail basını, başkent Tel Aviv'de İran'dan yapılan saldırılar sonrasında patlama seslerinin duyulduğunu aktardı.</p>
<p>İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı, dakikalar sonra tehlikenin sona erdiğini açıkladı.</p>
<p>İsrail acil yardım servisleri, sığınaklara koşarken hafif yaralananlar dışında herhangi bir ihbar almadıklarını bildirdi.</p>
<h2>07.05 | İSRAİL’DEN “ACİL SAVUNMA ALIMI” KARARI: 830 MİLYON DOLAR AYRILDI</h2>
<p>İsrail hükümeti, 2026 yılında "savaş yönetimi ihtiyaçları için gizli, acil ve hayati öneme sahip savunma alımları" için 2,6 milyar yeni İsrail şekeli (yaklaşık 830 milyon Amerikan doları) bütçe ayrılmasını onayladı.</p>
<p>İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi, İsrail kabinesinin bütçeyi yapılan telefon görüşmesiyle oyladığını kaydetti.</p>
<p>"Gizli, acil ve hayati öneme sahip savunma alımları" için yaklaşık 830 milyon dolar bütçe ayrıldığı belirtilen haberde, 2026'da faiz ve komisyon ödemeleri için ayrılan bütçenin 1,5 milyar şekel (yaklaşık 500 milyon dolar) azaltılacağı, bakanlıkların bütçesinin ise 1,1 milyar şekel (yaklaşık 350 milyon dolar) azaltılacağı aktarıldı.</p>
<p>Karar, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemelerinin devam ettiği süreçte geldi.</p>
<p>İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, bakanlardan Zeev Elkin ve Gideon Saar söz konusu karar için aleyhte oy kullandı.</p>
<p>Öte yandan İsrail Maliye Bakanlığı, İsrail ekonomisi için 2026 yılı büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti.</p>
<p>Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda, bu yılki büyüme tahmininin yüzde 0,5 oranında düşürülerek yüzde 5,2'den yüzde 4,7’ye revize edildi.</p>
<p>Haberde, bu tahminin İran'a yönelik saldırıların İsrail ekonomisi üzerindeki etkisinden kaynaklandığı ve saldırıların birkaç hafta süreceği senaryosuna dayandığı; savaşın uzaması veya genişlemesi durumunda tahminlerin aşağı yönlü tekrar revize edilebileceği aktarıldı.</p>
<h2>06.18 | İRAN’DAN NETANYAHU AÇIKLAMASI: “HAYATTA OLDUĞU SÜRECE HEDEFİMİZ OLACAK”</h2>
<p>İran Devrim Muhafızları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu öldürmeye yönelik saldırılara kararlılıkla devam edeceklerini açıkladı.</p>
<p>Tesnim Haber Ajansı, Devrim Muhafızlarının Gerçek Vaat-4 operasyonlarının 52. dalgasına ilişkin açıklamasını yayımladı.</p>
<p>Açıklamada, "Netanyahu'nun hayatta olması durumunda onu takip edip öldürmeye yönelik saldırılara kararlılıkla devam edeceğiz." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Devrim Muhafızlarının 52. dalga saldırılarında ağır füzelerle Tel Aviv'in sanayi bölgelerini hedef aldığı vurgulanan açıklamada, Erbil el-Harir Hava Üssü, Kuveyt'teki Ali el-Salem ve Camp Arifjan üslerindeki sanayi bölümleri ile ABD güçlerinin toplandığı merkezlere füze ve İHA'larla saldırı gerçekleştirildiği aktarıldı.</p>
<p>AA muhabiri, İsrail Başbakanlık Ofisi'ne, sosyal medyada artan "Netanyahu'nun öldürüldüğü" iddialarına ilişkin bir açıklamaları olup olmadığını sormuş, yanıtta, "Bunlar yalan haber, Başbakan iyi durumda." ifadesine yer verilmişti.</p>
<p>Netanyahu'nun 13 Mart'ta çevrim içi katıldığı bir basın toplantısında, İsrail genelinde verilen saldırı alarmı sesinin, toplantının yapıldığı yerde duyulmaması ve ardından yapay zeka ürünü olduğu öne sürülen bazı videoların sosyal medyada yayılması, söz konusu iddialara dayanak gösterilmişti.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/15/canli-blog-abd-ve-israil-in-saldirisinda-16-gun-irandan-netanyahu-aciklamasi.jpg" alt=""></p>
<h2>04.51 | İRAN FÜZELERİ TEL AVİV ÇEVRESİNE DÜŞTÜ: 3 BÖLGEDE YANGIN ÇIKTI</h2>
<p>İran'dan yapılan füze saldırısı nedeniyle İsrail'in başkenti Tel Aviv ve çevresindeki kentlere şarapnel parçaları düştüğü, 3 bölgede yangın çıktığı bildirildi.</p>
<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.</p>
<p>Misilleme tehdidi altındaki bölgelerde cep telefonlarına gönderilen uyarı mesajlarının ardından başta Tel Aviv olmak üzere ülkenin orta kesiminde sirenler çaldı.</p>
<p>Tel Aviv'de İran'dan atılan füzeleri önlemek için hava savunma sistemlerinden önleyici füzelerin ateşlendiği görüldü.</p>
<p>İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberinde, Rishon Lezion, Ramle, Bnei Brak ve Holon kentlerine füze ve şarapnel parçalarının düştüğü bildirildi.</p>
<p>Misillemenin ardından Tel Aviv'in çevresindeki söz konusu kentlerde elektrik kesintilerinin yaşandığı aktarıldı.</p>
<p>Düşen şarapnel parçaları nedeniyle Holon, Bnei Brak ve Rishon Lezion kentlerinde çıkan yangınların hasara yol açtığı ifade edildi.</p>
<p>İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı'ndan Kanal 12'ye yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre füze saldırısından ölen ya da yaralanan olmadığı belirtildi.</p>
<h2>04.18 | SUUDİ ARABİSTAN: ÜLKENİN DOĞUSUNDA 3 İHA İMHA EDİLDİ</h2>
<p>Suudi Arabistan, ülkenin doğu bölgesinde 3 insansız hava aracının (İHA) imha edildiğini duyurdu.</p>
<p>Savunma Bakanlığı tarafından sosyal medyadan yapılan açıklamada, "Doğu bölgesinde 3 İHA önlenerek imha edildi." ifadesine yer verildi.</p>
<p>İmha edilen İHA'ların geldikleri yer ve saldırı girişimi sonucu herhangi bir hasar ya da can kaybı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bilgi verilmedi.</p>
<p>İran, ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında, 28 Şubat’tan bu yana 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ile kritik noktalara füze ve İHA saldırıları düzenliyor.</p>
<h2>04.15 | İSRAİL’DEN ABD’YE “FÜZE STOKU” UYARISI</h2>
<p>İsrail'in, hava savunma sistemlerinde kullandığı önleyici füzelerde "büyük eksiklik" olduğunu ABD'ye bildirdiği öne sürüldü.</p>
<p>İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, Tel Aviv yönetimi füze stoklarındaki "ciddi azalmaya" ilişkin Washington'a bilgi verdi.</p>
<p>ABD kaynaklarına dayandırılan haberde, bir yetkili bu eksikliğin "beklenen bir durum" olduğunu belirterek, ABD'nin "kendi önleyici sistemlerinde benzer bir eksiklik yaşamadığı" bilgisini verdi.</p>
<p>Yetkili, ABD'nin "bölgedeki askeri üslerini ve personelini korumak için ihtiyacı olan her şeye sahip olduğunu" iddia etti.</p>
<p>Haberde, İsrail'in önleyici füzelerindeki "büyük eksikliği" ABD makamlarına ilettiği ve Tel Aviv’in bu açığı kapatmak için çözüm arayışında olduğu kaydedildi.</p>
<p>Habere ilişkin ABD ve İsrail'den henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p>
<h2>03.07 | BAĞDAT’TA HAPİSHANE ÇEVRESİNE SALDIRILAR</h2>
<p>Irak Adalet Bakanlığı, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki Merkez Havalimanı Cezaevi çevresine düzenlenen saldırıların, tesisin güvenliğine yönelik endişeleri artırdığını belirtti.</p>
<p>Irak resmi haber ajansı INA'nın haberinde, Adalet Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Leibi'nin konuya ilişkin açıklamaları aktarıldı.</p>
<p>Leibi, Bağdat Uluslararası Havalimanı çevresi ile Merkez Havalimanı Cezaevinin tekrarlanan saldırılara maruz kaldığını belirterek, "Bu saldırıların bazıları hapishaneye çok yakındı ve en şiddetlisi cumartesi günü yapıldı." dedi.</p>
<p>Saldırıların devam ettiğini, saat 18.00'den sonra 6 saldırının düzenlendiğini vurgulayan Leibi, "Bu saldırılardan bazıları hapishaneye yakın yapılması ve son derece tehlikeli teröristlerin barındığı hapishanenin güvenliğinin etkilenmesi bakımından endişeleri artırmıştır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Leibi, hapishane güvenliğini korumak adına alınan önlemlerin "güven verici olduğunu" aktarırken, "Hapishane yakınına mühimmat düşmesi ise ihtiyati tedbirlerimizi, hapishaneyi koruma planlarımızı etkilemesi veya altyapıya zarar vermesi açısından endişe vericidir." şeklinde konuştu.</p>
<h2>02.54 | İRAN FÜZELERİ ATEŞLENDİ: İSRAİL’İN GÜNEYİNDE SİRENLER DEVREYE GİRDİ</h2>
<p>İsrail ordusunun İran'dan yeni füze saldırısının başlatıldığını duyurmasının ardından İsrail'in güneyinde sirenler çaldığı bildirildi.</p>
<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin aktive edildiği belirtildi.</p>
<p>İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberine göre, İran misillemesi nedeniyle güneydeki Eylat kenti ve Arava bölgesinde sirenler çaldı.</p>
<p>Füzenin hava savunma sistemlerince önlendiği bildirilen haberde, ilk belirlemelere göre saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığı aktarıldı.</p>
<p>İran'dan cumartesi günü atılan bir füze Eylat kentinde bir noktaya doğrudan isabet etmiş, şarapnel nedeniyle biri ağır 2 İsrailli yaralanmıştı.</p>
<h2>02.34 | İRAN’DAN DİKKAT ÇEKEN İDDİA: ABD VE İSRAİL, “ŞAHİD-136”YI TAKLİT EDİYOR</h2>
<p>İran Devrim Muhafızlarına bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail'in, İran’ın "Şahid-136" İHA’sını taklit ederek bölge ülkelerinde hukuka aykırı hedeflere saldırılar düzenlediğini öne sürdü.</p>
<p>Fars Haber Ajansına göre, Zülfikari konuya ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Zülfikari, "Düşman (ABD-İsrail) sinsi bir planla İran’ın Şahid-136 İHA’sını taklit ederek 'Lucas İHA' adıyla bölge ülkelerinde hukuka aykırı hedeflere saldırılar düzenlemektedir." dedi.</p>
<p>Bu saldırıların amacının, İran ile komşu ülkeler arasında çatışma ve ayrılık çıkarmak olduğunu dile getiren İranlı Sözcü, "Son günlerde Türkiye, Kuveyt ve Irak gibi bazı komşu ve dost ülkelere yapılan kasti saldırılar ve bunların İran Silahlı Kuvvetlerine atfedilmesi, bu manipülasyonun örneklerindendir." ifadelerini kullandı.</p>
<h2>02.15 | TAHRAN’DA PATLAMA SESLERİ</h2>
<p>İran’ın başkenti Tahran’da patlama sesleri duyuldu.</p>
<p>Tahran’da art arda patlamalar meydana geldi.</p>
<p>Öte yandan İran medyasına göre, ülkenin batısında yer alan Kirmanşah eyaletinde de gece saatlerinde iki patlama meydana geldi.</p>
<h2>01.32 | BAE’DE PETROL BÖLGESİNDE YANGIN</h2>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Fuceyra bölgesindeki petrol sanayi bölgesinde, hava savunma sistemlerinin engelleme faaliyeti sırasında düşen parçaların neden olduğu yangının devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Fuceyra Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Fuceyra Petrol Sanayi Bölgesi'nde hava savunma sistemlerinin önleme faaliyetleri neticesinde düşen şarapnel parçalarının yangına sebebiyet verdiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, yetkili makamlar, "Fuceyra Petrol Sanayi Bölgesi'nde hava savunma sistemlerinin başarılı müdahaleleri sonrası düşen parçaların neden olduğu yangınla mücadele çalışmalarının halen devam ettiği" bilgisini verdi.</p>
<p>Açıklamada, "Olayda Ürdün uyruklu bir kişinin hafif şekilde yaralandığı" bilgisi de paylaşıldı.</p>
<p>Bloomberg'in haberine göre, Fuceyra Limanı'nda insansız hava aracı (İHA) saldırısı sonrası petrol depolama tesislerinde yangın çıkmıştı.</p>
<p>Öte yandan, Abu Dabi Medya Ofisinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, başkentin Er-Ruveys Sanayi Sitesi'nde çıkan yangının kontrol altına alındığı açıklandı.</p>
<p>BAE Savunma Bakanlığı, Er-Ruveys Sanayi Sitesi'nin 10 Mart'ta İHA tarafından hedef alınması sonucu yangın çıktığını açıklamıştı.</p>
<p>İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında 28 Şubat’tan bu yana çoğunluğu Körfez bölgesinde 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ile kritik noktalara en az 917 füze saldırısı gerçekleştirdiği bildirildi.</p>
<p>BAE Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların başlangıcından bu yana hava savunma sistemlerinin 285 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1567 İHA'ya müdahale ettiği kaydedildi.</p>
<h2>01.27 | İSVİÇRE’DEN ABD’YE RET: İRAN’LA İLGİLİ KEŞİF UÇUŞUNA İZİN ÇIKMADI</h2>
<p>İsviçre Federal Konseyi, İran'daki saldırılarla ilgili ABD'den gelen 2 keşif uçuşu talebini "tarafsızlık yasası" gereğince reddettiğini bildirdi.</p>
<p>İsviçre Federal Konseyi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>Federal Konsey'in, ABD askeri uçakları için çeşitli üstlere yönelik uçuş talepleri hakkında karar aldığı belirtilen açıklamada, "(ABD'nin) İran'daki savaşla ilgili 2 talep reddedilirken, bir bakım uçuşu ve nakliye uçakları için yapılan iki üstten uçuş talebi onaylandı." denildi.</p>
<p>ABD ile İsrail'in İran'ı hedef almaya başladığı 28 Şubat'tan bu yana Orta Doğu'da şiddetli çatışmaların yaşandığı kaydedilen açıklamada, saldırıların sürdüğü ABD, İsrail ve İran arasındaki ilişkilerle ilgili "tarafsızlık hukukunun" uygulandığına işaret edildi.</p>
<p>Bu bağlamda, ABD'nin askeri ve devlet uçakları için çeşitli uçuş izni talepleri alındığına değinilen açıklamada, Federal Sivil Havacılık Dairesi (FOCA), Hava Egemenliğinin Korunması Yönetmeliği'ne dayanarak, Federal Dışişleri Bakanlığı, Federal Savunma, Sivil Koruma ve Spor Bakanlığı ve Federal Ekonomi, Eğitim ve Araştırma Bakanlığı ile istişare halinde bu tür taleplerin incelendiği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, "Federal Konsey, tarafsızlığını koruyarak siyasi açıdan önemli olan durumlarda karar verir. Tarafsızlık yasası, çatışmaya taraf olan ülkelerin çatışmayla ilgili askeri amaçlı uçuşlarını yasaklıyor. Yaralıların taşınması dahil insani ve tıbbi geçişler ile çatışmayla ilgisi olmayan uçuşlara izin veriliyor." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Federal Konsey'in 15 Mart'ta 2 keşif uçağı için yapılan 2 uçuş izni talebini reddettiği belirtilen açıklamada, "17 Mart'ta yapılacak bakım çalışmalarının tamamlanmasının ardından uçuş onayı verildi. 15 Mart için ise nakliye uçakları tarafından yapılacak 2 uçuş talebi onaylandı." denildi.</p>
<p>Açıklamada, Federal Konsey'in gelecekteki başvurular için aşağıdaki kriterleri belirlediği vurgulanarak, "Çatışmayla açıkça ilgisi olmayan gelecekteki talepler onaylanacak. Ancak bu tür uçuş talepleri, normal operasyonların ötesine geçiyorsa ve bu uçuşların amacı belirlenemiyorsa reddedilecek. Yaralıların taşınması da dahil insani ve tıbbi amaçlı uçuşlara ilişkin talepler onaylanacak." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>ABD'nin, açıkça belirlenmiş devlet uçakları için yıllık izin uygulamasına devam edildiği vurgulanan açıklamada, özellikle ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmada askeri destek teşkil edecek devlet uçuşlarının bu kapsamın dışında tutulduğuna işaret edildi.</p>
<p>Açıklamada, "Bu listede yer almayan uçaklar, İsviçre Federal Sivil Havacılık Dairesi'nden (FOCA) bireysel izin gerektiriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>01.17 | İRAN’DAN İSRAİL BAĞLANTILI OPERASYON: 20 KİŞİ GÖZALTINDA</h2>
<p>İran'ın Urumiye kentinde askeri ve güvenlik merkezlerine ait bilgileri İsrail'e gönderme gerekçesiyle 20 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.</p>
<p>Fars Haber Ajansına göre, Batı Azerbaycan Başsavcısı Hüseyin Mecidi konuya ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Mecidi, "İsrail'e askeri ve güvenlik merkezlerine ait bilgileri gönderme faaliyetinde bulunan birkaç ağ tespit edildi." dedi.</p>
<p>İranlı yetkili, yargı kararıyla yürütülen soruşturmada 20 kişinin gözaltına alındığını kaydetti.</p>
<h2>01.00 | HİZBULLAH: LÜBNAN'IN GÜNEYİNDE İSRAİL ASKERLERİ İLE ÇATIŞMALAR YAŞANIYOR</h2>
<p>Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde İsrail askerleriyle çatışmaya girdiklerini ve çatışmaların sürdüğünü duyurdu.</p>
<p>Hizbullah'ın Telegram hesabından yapılan açıklamada, Lübnan'ın güneyindeki çeşitli bölgelerde İsrail birliklerinin hedef alındığı belirtildi.</p>
<p>Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentine bağlı Hıyam ilçesinde Hizbullah mensuplarının İsrail askerleriyle doğrudan çatışmaya girdiği aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, çatışmaların sürdüğü kaydedildi.</p>
<p>İsrail ordusu başkent Beyrut'u da kapsayan hava saldırılarının yanı sıra Lübnan'ın güneyinde karadan işgalini sürdürüyor.</p>
<p>Bölgedeki İsrail askerleri ile Hizbullah mensupları arasında sık sık çatışmalar yaşanıyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 04:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Balet Can Bezirganoğlu'ndan açıklama: "Sağlık durumum gayet iyi"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/balet-can-bezirganoglu-ndan-aciklama-saglik-durumum-gayet-iyi-699610</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/balet-can-bezirganoglu-ndan-aciklama-saglik-durumum-gayet-iyi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/balet-can-bezirganoglu-ndan-aciklama-saglik-durumum-gayet-iyi-699610</guid><category>Kültür Sanat</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deniz Burak BAYRAK</strong></p>
<p>Atatürk Kültür Merkezi bünyesindeki Türk Telekom Opera Salonu’nda sahnelenen Romeo ve Juliet balesi sırasında yaralanan balet Can Bezirganoğlu, sosyal medya hesabından sağlık durumuna ilişkin açıklama yaptı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi repertuvarında yer alan eserin temsilinde, 2’nci perdedeki kılıçlı dövüş sahnesi sırasında yaşanan kazada yaralanan Bezirganoğlu, X hesabından yaptığı paylaşımda sağlık durumunun iyi olduğunu duyurdu.</p>
<p>Bezirganoğlu açıklamasında, “Temsil sırasında görünmez bir kaza yaşadık. Sağlık durumum gayet iyi, gerekli tüm müdahaleler hemen kaza ardından yapıldı. Tek üzüntüm temsili tamamlayamadım. Değerli seyircilerimizden özür dilerim.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Temsil sırasında balet Mehmet Nuri Arkan ile gerçekleştirilen kılıçlı koreografi esnasında üst bacağından yaralanan Bezirganoğlu’nun sahnede bir süre kanadığı görülmüş, sanatçı rolünün ardından kulise götürülmüştü. Olayın ilk anlarında bazı seyirciler yaşananları koreografinin bir parçası sanmıştı.</p>
<p>Yaralanmanın ardından temsil bir süre daha devam ederken, daha sonra mekâna ambulans çağrıldığı belirtilmişti. Bezirganoğlu’nun sosyal medya paylaşımıyla birlikte sanatçının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Temsil sırasında görünmez bir kaza yaşadık. Sağlık durumum gayet iyi,gerekli tüm müdahaleler hemen kaza ardından yapıldı. Tek üzüntüm temsili tamamlayamadım. Değerli seyircilerimizden özür dilerim 🌼 <a href="https://t.co/nEsob7UqlS">https://t.co/nEsob7UqlS</a></p>
— Can Bezirganoğlu (@canbezirganoglu) <a href="https://twitter.com/canbezirganoglu/status/2032875927550476324?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/akm-de-talihsiz-kaza-699589' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-haber/2026/03/14/akm-de-talihsiz-kaza.jpg' alt='AKMde talihsiz kaza'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/akm-de-talihsiz-kaza-699589'>AKM'de talihsiz kaza</a></div>
</div>
</div>
</div>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 01:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Formula 1, Bahreyn ve Suudi Arabistan'da yapılacak yarışların iptal edildiğini duyurdu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/formula-1-bahreyn-ve-suudi-arabistan-da-yapilacak-yarislarin-iptal-edildigini-duyurdu-699609</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/formula-1-ortadogu-daki-durum-nedeniyle-bahreyn-ve-suudi-arabistan-da-yapilacak-yarislari-iptal-etti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/formula-1-bahreyn-ve-suudi-arabistan-da-yapilacak-yarislarin-iptal-edildigini-duyurdu-699609</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Formula 1, Bahreyn ve Suudi Arabistan Grand Prix'lerinin Ortadoğu'daki mevcut durum nedeniyle yapılmayacağını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Formula 1'in Bahreyn ve Suudi Arabistan Grand Prix'lerinin güvenlik gerekçesiyle nisan ayında yapılmayacağı duyuruldu.</p>
<p>Formula 1'den yapılan açıklamada, "Bahreyn ve Suudi Arabistan Grand Prix'leri nisan ayında yapılmayacak. Ortadoğu'daki mevcut durum nedeniyle, Grand Prix'ler, F2, F3 ve F1 Akademi yarışlarıyla birlikte planlandığı gibi gerçekleşmeyecektir" denildi.</p>

<p>Açıklamada, "Alternatifler değerlendirilmiş olsa da nisan ayında herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır" bilgisi verildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 01:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Manisa'da cezaevi firarisi saklandığı evde vurulmuş halde ölü bulundu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/manisa-da-cezaevi-firarisi-saklandigi-evde-vurulmus-halde-olu-bulundu-699608</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/manisa-da-cezaevi-firarisi-saklandigi-evde-vurulmus-halde-olu-bulundu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/manisa-da-cezaevi-firarisi-saklandigi-evde-vurulmus-halde-olu-bulundu-699608</guid><category>Yurt</category><description><![CDATA[Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde çeşitli suçlardan hükümlü bulunduğu cezaevinden kaçan İbrahim K., saklandığı adreste göğsünden vurulmuş halde bulundu. İhbar üzerine bölgeye giden ekipler firari mahkumun yaşamını yitirdiğini belirlerken, cinayete ilişkin geniş soruşturma başlatıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde cezaevi firarisi, saklandığı evde tabancayla vurulmuş halde ölü bulundu.</p>
<p>Bayındırlık Mahallesi'nde bir kişinin evinde tabancayla vurulmuş halde hareketsiz yattığı ihbarı üzerine adrese giden polis ve sağlık ekipleri, göğsünden vurulduğu belirlenen İbrahim K'nin hayatını kaybettiğini tespit etti.</p>

<p>Yapılan incelemede, kasten yaralama, uyuşturucu kullanma, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme suçlarından girdiği cezaevinden kaçtığı belirlenen İbrahim K'nin cansız bedeni, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından otopsi yapılmak üzere Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</p>
<p>Polis ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye alarak saldırıyı gerçekleştiren şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 01:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail Başbakanlık Ofisi'nden, 'Netanyahu'nun öldüğü' iddialarına ilişkin açıklama]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/israil-basbakanlik-ofisi-nden-netanyahu-nun-oldugu-iddialarina-iliskin-aciklama-699607</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/15/israil-basbakanlik-ofisi-nden-netanyahu-nun-oldugu-iddialarina-iliskin-aciklama.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/israil-basbakanlik-ofisi-nden-netanyahu-nun-oldugu-iddialarina-iliskin-aciklama-699607</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[İsrail Başbakanlık Ofisi, Binyamin Netanyahu’nun İran’ın misilleme saldırısında hayatını kaybettiğine yönelik sosyal medyada yayılan iddialarla ilgili açıklama yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail Başbakanlık Ofisi, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran’ın misilleme saldırısında öldürüldüğüne ilişkin sosyal medyada yayılan iddiaları yalanladı.</p>
<p>Bir muhabir, İsrail Başbakanlık Ofisi'ne, sosyal medyada artan “Netanyahu'nun öldürüldüğü” iddialarına ilişkin bir açıklamaları olup olmadığını sordu.</p>

<p>İsrail Başkanlık Ofisi'nden verilen yanıtta, "Bunlar yalan haber, Başbakan iyi durumda" ifadesine yer verildi.</p>
<p>Netanyahu’nun 13 Mart’ta çevrim içi katıldığı bir basın toplantısında, İsrail genelinde verilen saldırı alarmı sesinin, toplantının yapıldığı yerde duyulmaması ve ardından yapay zeka ürünü olduğu öne sürülen bazı videoların sosyal medyada yayılması, söz konusu iddialara dayanak gösterilmişti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 15 Mar 2026 00:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fransa'da 102 kentte eylem: Irkçılığa ve polis şiddetine karşı kitleler sokakta]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/fransa-da-102-kentte-eylem-irkciliga-ve-polis-siddetine-karsi-kitleler-sokakta-699606</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/fransada-102-kentte-eylem-irkciliga-ve-polis-siddetine-karsi-kitleler-sokakta.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/fransa-da-102-kentte-eylem-irkciliga-ve-polis-siddetine-karsi-kitleler-sokakta-699606</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[Macron yönetiminin politikalarına ve yapısal ırkçılığa tepki gösteren binlerce kişi, Paris başta olmak üzere 102 merkezde yürüyüş düzenledi. Eylemlerde "Adalet olmadan barış olmaz" sloganları yükselirken, polis şiddeti sonucu çocuklarını kaybeden aileler cezasızlığa isyan etti. Macron'un politikalarına itiraz eden Fransalılar, Ortadoğu'dan çıkılmasını talep etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da çeşitli kitle örgütleri ve hak savunucularının çağrısıyla; ırkçılık, faşizm ve polis şiddetine karşı Paris, Lille, Marsilya ve Lyon dahil 102 kentte eş zamanlı yürüyüşler gerçekleştirildi. Paris'teki Millet Meydanı’nda (Place de la Nation) bir araya gelen binlerce yurttaş, tarihi Cumhuriyet Meydanı’na (Place de la République) yürüyerek hükümete geri adım atma çağrısında bulundu.</p>
<h2>"EMEKÇİLERİN ONURU İÇİN BURADAYIZ"</h2>
<p>Yürüyüş boyunca "Irkçılık bir görüş değil suçtur", "Polis şiddetine hayır" ve "Fransız birlikleri Ortadoğu'dan dışarı" yazılı dövizler taşındı. Macron yönetiminin baskıcı politikalarına tepki gösteren kitle, "Macron istemese de emekçilerin onuru ve daha iyi bir dünya için buradayız" sloganlarıyla yürüdü.</p>

<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/fransada-102-kentte-eylem-irkciliga-ve-polis-siddetine-karsi-kitleler-sokakta-1.jpg" alt=""></p>
<h2>LİDERLERİN ORTADOĞU POLİTİKASINA ÖFKE</h2>
<p>Eyleme katılan Filistin destekçileri, İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü soykırımın durdurulmasını talep ederken; Macron, Trump ve Netanyahu’nun Ortadoğu’yu kana bulayan politikaları protesto edildi. İran ve Lübnan bayrakları taşıyan eylemciler, bölgeye yönelik emperyalist saldırıların son bulması çağrısı yaptı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/fransada-102-kentte-eylem-irkciliga-ve-polis-siddetine-karsi-kitleler-sokakta.jpg" alt=""></p>
<h2>KAYIP YAKINLARINDAN CEZASIZLIK TEPKİSİ</h2>
<p>Paris’teki yürüyüşün ön saflarında, devlet şiddetiyle çocuklarını kaybeden aileler yer aldı. 2023'te polis kurşunuyla öldürülen Nahel Merzouk'un annesi Mounia Merzouk, oğluna ateş açan polisin "öldürme kastı olmadan şiddet uygulamaktan" yargılanacak olmasına sert tepki gösterdi. Merzouk, "Bu kararı kabul etmiyoruz, hayatım boyunca polis şiddetine karşı mücadele edeceğim" dedi.</p>
<p>2016'da jandarma aracında hayatını kaybeden Adama Traore'nin ablası Assa Traore ise 10 yıldır süren adalet mücadelesine dikkat çekerek, "Fransa'da yapısal bir ırkçılık var. Adalet ve eşitlik için yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 23:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP'den ABD Büyükelçiliği önünde eylem: ABD-İsrail saldırganlığına karşı İran'ın yanındayız]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/chp-den-abd-buyukelciligi-onunde-eylem-abd-israil-saldirganligina-karsi-iran-in-yanindayiz-699605</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/chp-den-abd-buyukelciligi-onunde-eylem-abd-israil-saldirganligina-karsi-iran-in-yanindayiz.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/chp-den-abd-buyukelciligi-onunde-eylem-abd-israil-saldirganligina-karsi-iran-in-yanindayiz-699605</guid><category>Güncel</category><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Ankara İl Başkanlığı, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önünde "Savaşa dur de" sloganıyla eylemi yaptı. Eylemde konuşan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, "Cumhuriyet Halk Partisi hem yurtta hem dünyada barışı savunan bir partidir. Sorunların çözüm yolunun müzakere masası olduğuna inanan bir partidir. İran'da yaşanan sorunun da Filistin'de yaşanan sorunun da bir an önce ilgili tarafların masaya oturmasıyla çözülmesini talep ediyoruz. Bu emperyalist saldırganlığı, bu siyonist saldırganlığı asla onaylamıyoruz. Mazlum Filistin halkının da bugün bombalar altında ezilen İran halkının da yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.</p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı CHP’nin protesto gösterileri sürüyor. Ankara İl Başkanlığı, ABD Büyükelçiliği önünde “Savaşa dur diyoruz" sloganıyla eylem düzenledi. CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, basın açıklamasında şunları kaydetti:</p>

<p>"Bugünkü gündemimiz tatsız bir gündem, savaş. Cumhuriyet Halk Partisi savaşların bir çözüm aracı olmadığına inanır. Savaşlar bir insanlık suçudur. Neden insanlık suçudur? Zannedilenin aksine savaşlar ordular arasında yapılmıyor günümüzde. Kentler bombalanıyor, enerji tesisleri bombalanıyor, fabrikalar bombalanıyor, su tesisleri bombalanıyor. Halk susuzluktan, açlıktan ve bulaşıklı hastalıklardan dolayı yine sivillere rast gelen bombalardan dolayı ölüyor. Askerden çok sivilin öldüğü birçok rakamlarla ortaya konmuş durumda. Tam da bu nedenle yüzyılımızda savaşlar bir insanlık suçudur. Yine savaşların gerekçelerine baktığımızda örneğin hemen yanı başımızda devam eden İran savaşına baktığımızda güya ‘İran'a demokrasi getirmek’ gibi bir iddia var. Halbuki biliyoruz kendisini yeni padişah zanneden Trump, dünya hükümdarı zanneden ABD ve onun Orta Doğu'daki jandarması olan İsrail'in tamamen kendi amaçları doğrultusunda bölgedeki enerji kaynaklarına, su kaynaklarına el koymak, bölgedeki siyaseti dizayn etmek amacıyla yaptığı bir saldırıdan ibarettir. Hiçbir haklı ve meşru gerekçesi yoktur. Yine hemen savaşın başında çok sayıda sivilin, çocukların, kadınların öldüğü de kayıtlara geçmiştir. Dolayısıyla bir insanlık suçu işleyen iki devletle karşı karşıyayız.</p>
<h2>"İRAN REJİMİNİ DEĞİŞTİRECEK OLAN İRANLILARDIR"</h2>
<p>Bugün Amerikan Büyükelçiliği'nin önünü seçmemiz tam da Trump'a ve Amerika'ya bir mesaj vermek amacını taşımaktadır. Biz savaşa karşıyız. Biz İran halkının yanındayız. Biz İran rejiminin yanında değiliz. İran rejimini birçok nedenle biz de eleştiriyoruz. Ama bu rejimi değiştirmenin, bu rejimi dönüştürmenin aracı değildir İran'a savaş açmak. İran rejimini değiştirecek olan İranlılardır. İran'la ilgili kararı verecek olan İran'dır. Bu yolunda açılmasını asla onaylamıyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla bir ülke devlet başkanının kaçırılmasını onaylamıyoruz. Bir ülkeye 'orası bana lazım, ister parayla versinler, vermezlerse giderim’ tarzı bir eşkıyalık yönteminin sıradan bir olaymış gibi Trump tarafından dile getirilmesini onaylamıyoruz. Ya da 'Filistin topraklarının çok güzel yerlermiş, kıyıları da çok güzel. Buraya kumarhaneler yapılabilir, oteller yapılabilir' gibi dramatik bir yorumla Filistin vatanının işgal edilmesi, işgal edilmeye kalkışılmasını onaylamıyoruz. Filistin Filistinlilerindir ve öyle kalacaktır. Gazze'ye bugün çok yoğun bir ambargo ve saldırılar uygulamaktadır. Bunun sonucunda da başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere çok sayıda sivil ya yaşamını kaybetmekte ya da çeşitli hastalıklarla sakat kalmaktadır. Bir an önce İran savaşının sonlandırılmasını, Gazze ablukasının kaldırılmasını, Filistin vatanının özgür bir şekilde geliştirilmesini istiyoruz.</p>
<h2>"TÜRKİYE'DE DE İÇ BARIŞ İÇİN AKP SALDIRGANLIĞININ BİR AN ÖNCE SONA ERMESİ GEREKİYOR"</h2>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi hem yurtta hem dünyada barışı savunan bir partidir. Sorunların çözüm yolunun müzakere masası olduğuna inanan bir partidir. İran'da yaşanan sorunun da Filistin'de yaşanan sorunun da bir an önce ilgili tarafların masaya oturmasıyla çözülmesini talep ediyoruz. Bu emperyalist saldırganlığı, bu siyonist saldırganlığı asla onaylamıyoruz. Mazlum Filistin halkının da bugün bombalar altında ezilen İran halkının da yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz. Savaşların aynı zamanda bölgesel istikrarsızlık yarattığını, zaten ekonomik sorunlarla boğuşan Türkiye gibi ülkelerde çok daha vahim ekonomik tablolar ve ekonomik yükler ortaya çıkardığını da biliyoruz. Yani bir ülkeye saldırı yapıldığında yalnızca o ülkenin halkı ödemiyor onun bedelini o savaştan çok sayıda insan etkileniyor, en çok etkilenen ülkelerden bir tanesi de Türkiye. Bu açıdan da bir an önce savaşın bitirilmesini, bölgemizde barışın hakim olmasını istiyoruz. Barışın sağlanmasının ilacının demokrasi olduğunu, demokratik yönetimler olduğunu, demokrasinin olmadığı yerde barışın ve istikrarın olmadığını vurguluyor, Türkiye'nin de şiddetle iç barışa ihtiyacı olduğunu, Türkiye'de de iç barışın sağlanması için AKP saldırganlığının bir an önce sona ermesi gerektiğini, özellikle de belediyelerimize ve belediye başkanlarımıza dönük antidemokratik yasa tanımayan saldırganlığın bir an önce sona ermesini istiyoruz. Mücadelemizi de Cumhuriyet Halk Partisi'ni iktidar yapana kadar, bölgemizde barışı tesis edene kadar süreceğini ilan ediyoruz. İlk fırsatta, ilk yapılacak seçimde de Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olacağını, bölge istikrarına katkı için bu gelişmenin de son derece önemli olacağını vurguluyoruz."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 22:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Arakçi'den ABD'nin Hark Adası'na yönelik saldırısıyla ilgili açıklama]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/iran-disisleri-bakani-arakci-den-abd-nin-hark-adasi-na-yonelik-saldirisiyla-ilgili-aciklama-699604</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/iran-disisleri-bakani-arakci-den-abd-nin-hark-adasi-na-yonelik-saldirisiyla-ilgili-aciklama.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/iran-disisleri-bakani-arakci-den-abd-nin-hark-adasi-na-yonelik-saldirisiyla-ilgili-aciklama-699604</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[ABD’nin Hark Adası’na yönelik saldırısını değerlendiren İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, roketlerin BAE topraklarından ateşlendiğini belirterek "Bu gerçek artık su götürmezdir" dedi. Hürmüz Boğazı’nın 'düşman gemilerine' kapatıldığını duyuran Arakçi, BMGK’nin kınama kararını ise "adaletsiz" olarak niteledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD'nin Hark Adası'na saldırısıyla, komşu ülkelerin topraklarını bir üs olarak kullandığı gerçeğinin "su götürmez bir açıklık" kazandığını belirtti.</p>
<p>Arakçi, ABD merkezli MS NOW televizyonunda, ABD'nin İran'a yönelik son saldırıları hakkındaki soruları yanıtladı.</p>
<p>ABD tarafından İran'ın Hark Adası'na yapılan saldırıyı değerlendiren Arakçi, "Bu saldırıları komşularımızın topraklarından gerçekleştirdiler. Artık, bize bu tür roketlerle saldırmak amacıyla komşularımızın topraklarını bir üs olarak kullandıkları gerçeği, su götürmez bir açıklık kazanmıştır" dedi.</p>

<p>Arakçi, söz konusu saldırıları "an be an" takip ettiklerini belirterek, roketlerin birinin Ra'sül-Hayme'den, diğerinin ise Dubai kentine çok yakın bir mevkiden olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarından ateşlendiğinin "netlik kazandığını" söyledi.</p>
<p>İran Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin yasaklanmasıyla ilgili soruya, "Aslına bakarsanız, Hürmüz Boğazı şu an itibarıyla geçişlere açıktır. Boğaz, yalnızca düşmanlarımıza, yani bize saldıran taraflar ve müttefiklerine ait tankerlerle gemilerin geçişine kapatılmıştır" sözleriyle cevap verdi.</p>
<p>İran'ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney'in yüzünde kalıcı hasar bırakacak şekilde yaralandığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını ve görevine devam edeceğini savunan Arakçi, liderlerin başına bir şey gelmesi durumunda da sistemin işlemeye devam edeceğini ifade etti.</p>
<p>Arakçi, Rusya veya Çin'in İran'a askeri destek ve istihbarat sağlayıp sağlamadığına yönelik soruyu, "Rusya ve Çin bizim stratejik ortaklarımızdır. Geçmişte bu ülkelerle yakın bir işbirliğimiz olmuştur ki bu işbirliği halen devam etmektedir ve bu kapsamın içine askeri işbirliği de dahildir. Bu konunun herhangi bir detayına girmeyeceğim" şeklinde yanıtladı.</p>
<h2>"HAKSIZ VE GAYRİMEŞRU BİR SALDIRGANLIK EYLEMİNİ MEŞRULAŞTIRMAK İSTİYORLAR"</h2>
<p>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) İran'ın komşu ülkelerine attığı füzelerle ilgili Tahran yönetimini kınayan bir karar tasarısının kabul edildiği hatırlatılan Abbas Arakçi, Konsey'in aldığı kararlarda ve yayımladığı tasarılarda "adalet eksikliği" olduğunu kaydetti.</p>
<p>Arakçi, "Düşünsenize Güvenlik Konseyi'nin, kendimizi savunduğumuz için bizi kınaması, buna karşılık bu saldırganlığı başlatan ABD ve İsrail'i kınamaması nasıl mümkün olabilir? Dolayısıyla, eğer işlerlik kazanabilecek, adil ve hakkaniyetli bir karar veya tasarı istiyorlarsa, herhangi bir olayın tüm yönlerini göz önünde bulundurmalıdırlar" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Komşu ülkelerdeki sivil bölgeleri hedef aldıkları iddiasını kabul etmeyen Arakçi, sadece bu ülkelerdeki "Amerikan üslerini, tesislerini, varlıklarını ve çıkarlarını" hedef aldıklarını söyledi.</p>
<p>Arakçi, Cenevre'deki görüşmelerde ABD tarafını nükleer silahla vurma tehdidine bulunduğu iddiaları konusunda ise "Haksız ve gayrimeşru bir saldırganlık eylemini meşrulaştırmak istiyorlar. Ben hiçbir zaman nükleer bomba üreteceğimizi söylemedim" diyerek, 26 Şubat günü Cenevre'de yaşananların "gerçek hikayesinin" bir gün ortaya çıkmasını umduğunu dile getirdi.</p>
<h2>"CITIBANK'I HEDEF ALDIK"</h2>
<p>Diğer yandan İran devlet televizyonu Arakçi'nin konuşmasından detaylara yer verdi.</p>
<p>İki gün önce ABD’nin bir İran bankasını hedef aldığını hatırlatan Arakçi, "Bu nedenle biz de aynı şekilde misilleme yapmaya karar verdik ve çevredeki şehirlerde (komşu ülkelerde) bulunan Amerikan Citibank’a ait bir binayı hedef aldık" ifadesini kullandı.</p>
<p>Arakçi, verdikleri karşılığın "dişe diş, göze göz" ilkesi çerçevesinde olduğunu belirtti.</p>
<p>Öte yandan, İran devlet televizyonu, yüksek bir binadaki patlamayı gösteren görüntüyü “Milli Bank ve Sepah Bank’a yapılan saldırının intikamı olarak Dubai’deki (BAE) Citibank kulesi hedef alındı” başlığıyla yayınladı.</p>
<p>Citibank, 12 Mart’ta ABD ve İsrail'in saldırılarına misilleme olarak İran'ın bölgede finans kuruluşlarını hedef alacağı yönündeki tehdidinin ardından Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) şubelerini kapatma kararı aldığını açıklamıştı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 22:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bursa'da şüpheli ölüm: Baraj göletinde kimliği belirsiz bir ceset bulundu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bursa-da-supheli-olum-baraj-goletinde-kimligi-belirsiz-bir-ceset-bulundu-699603</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/bursa-da-supheli-olum-baraj-goletinde-kimligi-belirsiz-bir-ceset-bulundu-1.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bursa-da-supheli-olum-baraj-goletinde-kimligi-belirsiz-bir-ceset-bulundu-699603</guid><category>Yurt</category><description><![CDATA[Osmangazi ilçesinde baraj göletinde bulunan cansız beden ekiplerce sudan çıkarıldı. Yapılan ilk incelemede cesedin üzerinden nüfus cüzdanı çıkmazken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'nın Osmangazi ilçesinde, baraj göletinde ceset bulundu.</p>
<p>Demirtaş Barajı'nda kıyıya yakın su içinde cansız bir bedenin bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye AFAD, itfaiye, polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.</p>
<p>Ekiplerin ortak çalışmasıyla ceset sudan çıkarıldı.</p>

<p>Yapılan incelemede, cesedin deforme olduğu ve üzerinde nüfus cüzdanı bulunmadığı belirlendi.</p>
<p>Ceset, ilk incelemenin ardından Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 22:16:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trabzonspor, Karadeniz derbisinde galip: Fenerbahçe'yi yakaladı!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/trabzonspor-karadeniz-derbisinde-galip-fenerbahce-yi-yakaladi-699602</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/trabzonspor-karadeniz-derbisinde-galip-fenerbahce-yi-yakaladi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/trabzonspor-karadeniz-derbisinde-galip-fenerbahce-yi-yakaladi-699602</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Süper Lig’in 26. haftasında Trabzonspor, sahasında Çaykur Rizespor’u Paul Onuachu’nun golüyle 1-0 mağlup etti. Bordo-mavililer ligde üst üste dördüncü galibiyetini alırken Onuachu gol sayısını 21’e yükseltti. Bu sonuçla Trabzon 57 puana yükseldi ve ikinci sıradaki Fenerbahçe'yi yakaladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig’in 26. haftasında oynanan Karadeniz derbisinde Trabzonspor ile Çaykur Rizespor karşı karşıya geldi. Papara Park’ta oynanan mücadeleyi ev sahibi ekip 1-0 kazandı.</p>
<p>Karşılaşmanın ilk yarısında iki takım da yakaladığı fırsatları değerlendiremedi ve devre golsüz eşitlikle tamamlandı. Trabzonspor ikinci yarının başında öne geçti. Bordo-mavililer, 51. dakikada Paul Onuachu’nun attığı golle 1-0’lık üstünlüğü yakaladı.</p>

<h2>TEK GOLLE GALİBİYET</h2>
<p>Kalan bölümde iki ekip de skoru değiştirecek golü bulamayınca mücadele Trabzonspor’un 1-0’lık galibiyetiyle sona erdi.</p>
<p>Bu sonucun ardından Trabzonspor puanını 57’ye yükseltti ve ligdeki galibiyet serisini dört maça çıkardı. Çaykur Rizespor ise 30 puanda kaldı. Bu sonuçla Trabzon 57 puana yükseldi ve ikinci sıradaki Fenerbahçe'yi yakaladı.</p>
<p>Trabzonspor gelecek hafta deplasmanda Eyüpspor ile karşılaşacak. Çaykur Rizespor’un Samsunspor ile oynayacağı karşılaşma ise Samsunspor’un UEFA Avrupa Konferans Ligi son 16 turu programı nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi.</p>
<h2>ORHAN KAYNAK UNUTULMADI</h2>
<p>Karşılaşma öncesinde kısa süre önce hayatını kaybeden Trabzonspor’un eski futbolcusu ve yardımcı antrenörü Orhan Kaynak da anıldı. Stadyumdaki dev ekranda Kaynak’ın görüntüleri paylaşılırken iki takımın futbolcuları ısınmaya üzerinde fotoğrafının yer aldığı tişörtlerle çıktı.</p>
<p>Tribünlerde “Aston Villa Fatih’i Küçük Orhan, asla unutulmayacaksın. Başımız sağ olsun” yazılı pankart açılırken Trabzonsporlu futbolcular seremoniye “Seni asla unutmayacağız” yazılı pankartla çıktı. Mücadele öncesinde ayrıca bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.</p>
<h2>ONUACHU ŞOV DEVAM EDİYOR</h2>
<p>Trabzonspor’un golcü oyuncusu Paul Onuachu, Rizespor karşısında attığı golle formunu sürdürdü. Deneyimli forvet, son 8 lig maçında 10. golünü kaydederken bu sezon Süper Lig’deki gol sayısını da 21’e çıkardı.</p>
<p>   </p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 22:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel'den Çerçioğlu'na tepki: "Aydın'ın AKP'ye transfer ücretini Ömer Günel üzerinden ödüyorlar"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-cercioglu-na-tepki-aydin-in-akp-ye-transfer-ucretini-omer-gunel-uzerinden-oduyorlar-699600</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ozgur-ozel-den-kusadasi-belediyesi-aciklamasi-aydin-in-akp-ye-transfer-ucretini-omer-gunel-uzerinden-oduyorlar.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-cercioglu-na-tepki-aydin-in-akp-ye-transfer-ucretini-omer-gunel-uzerinden-oduyorlar-699600</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, operasyonun arkasında "üç taksitli" pazarlık olduğunu söyledi. Yaşananları bir siyasi transfer ücreti olarak niteleyen Özel, "Günel’in özgürlüğünü pazarlık konusu yapıyorlar" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, memleketi Manisa’da iftar programına katıldı. Özel, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasıyla ilgili, “Bunlar CHP'nin çok büyük oyuyla seçtirdiği Aydın Büyükşehir'in AK Parti'ye geçmesinin transfer ücreti arkadaşlar. Üç taksitte bunu ödüyorlar. Aziz İhsan Aktaş davasından onu kurtarmak, açık dosyalarını kapatmak ve husumetli olduğu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'i hapse atmak. Ömer Günel Kuşadalıların, Aydınlıların bildiği gibidir. Allah Ömer Günel'e bunları yapmayı siyasi pazarlık konusu yapan topuklayanı da bildiği gibi yapacak. İlk seçimlerde onu elimizden, Aydın'ın elinden kimse alamayacak" dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Uşak mitingi sonrası memleketi Manisa’da iftar programına katıldı. Özel, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyet Meydanı’nda kurduğu ramazan çadırında vatandaşlarla bir araya geldi. Özel’e iftar programında Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ve partisinin Manisa milletvekilleri eşlik etti. Özel, iftar öncesinde çadır içinde kurulan stantlardaki esnafla selamlaştı.</p>

<h2>“BU BÜYÜK EKONOMİK KRİZ SÜRECİNİ ÇOK İYİ YÖNETMEK GEREKİYOR”</h2>
<p>Belediyelerin iftar çadırları üzerinden ekonomik krize değinen Özel, merhum Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay’ı anarak “Yüreğimiz çok buruk, çok zor geldim bu iftara. Çünkü hem Şehzadeler’in hem büyük şehrin seçilmiş iki belediye başkanı, iki kardeşim hem Gülşah Durbay hem de Ferdi Zeyrek geçen sene bu iftarda bize ev sahipliği yaptılar şurada. Bu sene maalesef ikisi de aramızda yok. O yüzden içimiz yanıyor, yüreğimiz buruk. Ama sonuçta maalesef bütün yaşanan acılara rağmen bu ülkede yoksullara, vatandaşlara, kimsesizlere sahip çıkmak gerekiyor. Hem Ferdi hem Gülşah'ın bıraktığı hizmetleri kaldığı yerden devam ettirmek gerekiyor. Hem bu büyük ekonomik kriz sürecini çok iyi yönetmek gerekiyor. Manisa, ilde en çok kent lokantası olan İstanbul'dan sonra ikinci il. Yakında İstanbul'daki sayıya ulaşacak. Büyükşehirimizin iftar programlarını 125 bin kişiye bugüne kadar ulaşılmış bir rakam. Bugün burada gördüğümüz çok farklı yerlerinde Türkiye'nin doğmuş, buraya gelmiş, Manisa'da hayata tutunmaya çalışan insanlarla ekmeğimizi paylaştık. Burada duyduklarımızdan güzel sözlerden memleketimizde arkadaşların hizmetleriyle ilgili işittiklerimizden büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<h2>“ÜÇ TAKSİTTE BUNU ÖDÜYORLAR”</h2>
<p>Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in İstanbul’da gözaltına alınmasına tepki gösteren Özel, şöyle konuştu:</p>
<p>“Kuşadası Belediye Başkanımız Ömer Başkanımız gözaltında. Bir kere Ömer Başkan niye Kuşadası'nda ya da Aydın’da değil de İstanbul'da gözaltında? Çünkü CHP’ye yönelik her türlü yıpratma operasyonu İstanbul merkezli yönetiliyor. Bir telefonla çağrılabilecekken neden sabah operasyonlarıyla gözaltına alınıyor? Neden ifadesi alındığı halde halen daha nezarethanede tutuluyor? Onun bu durumlarının bir tek sebebi var. Üç başlık altında bakarsak... Birincisi topuklu Efe diye vaktiyle Aydın'ın sevip şimdi maalesef yaka silktiği 'Topuklayan Efe’nin Aziz İhsan Aktaş davasından kurtulması bu işin birinci taksiti. İkinci taksiti, açık ve yıllardır sürdürülen soruşturmalarının apar topar kapanması, üçüncüsü de yıllardır husumet duyduğu Ömer Günel'in özgürlüğü deyim yerindeyse ‘kafasının kopartılması.’ Bunlar CHP'nin çok büyük oyuyla seçtirdiği Aydın Büyükşehir'in AK Parti'ye geçmesinin transfer ücreti arkadaşlar. Üç taksitte bunu ödüyorlar. Aziz İhsan Aktaş davasından onu kurtarmak, açık dosyalarını kapatmak ve husumetli olduğu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'i hapse atmak. Ömer Günel Kuşadalıların, Aydınlıların bildiği gibidir. Allah Ömer Günel'e bunları yapmayı siyasi pazarlık konusu yapan topuklayanı da bildiği gibi yapacak. İlk seçimlerde onu elimizden, Aydın'ın elinden kimse alamayacak.”</p>
<h2>“TUTUKSUZ YARGILAMA ESASTIR”</h2>
<p>Özel, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın "İBB davasında tutuksuz yargılama olmalı" sözlerine ilişkin, “Tutuksuz yargılanma esastır. Biz zaten bunu her zaman için söylüyoruz. Tutuklu yargılama rakibinden korkan ve onu dört kez yenemeyen Recep Tayyip Erdoğan'ın rakibini içeride tutup kendisinin seçim kazanma planıdır. Ama Ekrem İmamoğlu ister içeride olsun ister dışarıda olsun. İster aday olsun ister aday olamazsın yapılacak seçimin kaybedeni Erdoğan olacaktır. Kazananı tüm Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Eninde sonunda Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı, CHP de iktidar olacak” dedi.</p>
<h2>“TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNDE YERLERİNİ ALACAKLAR”</h2>
<p>Davalarda mahkeme başkanının tutumunu eleştiren Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Mahkemenin başkanı yetersiz, beceriksiz, kendine özgüveni yok, nasıl bir suçu alet edildiğinin de farkında. O yüzden de ne yaptığını şaşırıyor. İlk günlerde üzerine cübbe giymeden salona gelip de herkesin önünde soyunup dökülmekten tutun da girdiği çıktığı kapıyı karıştırmaya kadar fevkalade bir acemiyle karşı karşıyayız. Ve kötü niyetli talimatlar almış, kötü niyetli uygulamalar yapıyor. Basının kör noktaya taşınmaya çalışılması da aynı kötü niyetliliktir. Ekrem İmamoğlu'nun diğer sanıklarla selamlaşmasına engel olmak da kötü niyetliliktir. Ve bu 12 Eylül yargılamalarında olmayan, Yassıada yargılamalarında olmayan bir şeydir. Ekrem İmamoğlu'na sayın demeyip sanık Ekrem diyerek ilk gün yeltendiği o iş de Yassıada’da Adnan Menderes'i küçük düşürmeye çalışan hitabetin bir taklididir. Bugün Yassıada’da onu yapanları kimse hatırlamıyor. Herkes Yatsıada muamelesinden utanıyor. Adnan Menderes milletin gönlünde dualarında, onu asanlar ise şu anda savunulamaz durumdalar. Yassıada yargılamalarını yapanların, 12 Mart yargılamalarını yapanların, 12 Eylül yargılamalarını yapanların devamı olanlar, özentisi olanlar da tarihin çöplüğünde yerini alacaklar.”</p>
<h2>“EN ÇOK MANİSA’DAN KONUŞTUK, FERDİ’DEN KONUŞTUK, GÜLŞAH’TAN KONUŞTUK”</h2>
<p>Özel, Arınç'ı ziyaretine gelen eleştirilere ise şu sözlerle yanıt verdi:</p>
<p>“Ben seçildiğimde Sayın Bülent Arınç ziyarete geldi. Kötü günlerimizde hem kendisi hem de oğlu bizi yalnız bırakmadı. Ramazanda geçen hafta buradaki iftarına davet etmişti, icabet edemeyince bir iadeiziyaret hem de bir ramazan tebriğine gittim. Elbette birçok konuyu konuştuk ama biliyorsunuz Türkiye gazetesi ve Türkiye gazetesindeki birisi akşam televizyonda da TGRT‘de de o gün sanki oradaymış gibi bir sürü gerçek dışı beyanda bulundu. Yalanlamak bana yakışmazdı, Bülent Bey’e düşerdi. Bülent Bey gecikmeden bugün Nefes gazetesine tam bir sayfa yalanlama yapmış. Bülent Bey’in o söylediği her şey o gazeteciyi herhalde artık utandırmıştır. Hiç konuşmadığımız şeyleri söylemiş. Sayın Bülent Arınç son derece nazik bir şekilde tutuksuz yargılama gerektiğini, mahkemelere güven olması gerektiğini, bu şartların güvensizlik yarattığını söyledi. Son derece nazik. En çok Manisa’dan konuştuk, Ferdi’den konuştuk, Gülşah‘tan konuştuk, ramazandan konuştuk, Manisa’daki iftardan konuştuk. Manisa’nın çıkarlarından konuştuk. Ayrıca Türkiye siyasetiyle ilgili genel değerlendirmeler yaptık. Bir ramazan sohbetinden bir siyasi çıkar elde etmeye çalışan ve bunu gazetecilik yaparak yapmaya çalışanlara da ben ne diyeyim? Bana dediler ‘Ne diyeceksin?’ ‘Yalanlamak bana düşmez, Bülent Bey’in ağzından yazmış’ dedim. Bugün de kendisi yalanlamış. Artık o gazeteciyi okurlarının vicdanıyla baş başa bırakıyoruz arkadaşlar. Teşekkür ederiz, sağ olun.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 21:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Galatasaray, Fenerbahçe'nin kaybettiği haftada rahat kazandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/galatasaray-fenerbahce-nin-kaybettigi-haftada-rahat-kazandi-699601</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/galatasaray-fenerbahce-nin-kaybettigi-haftada.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/galatasaray-fenerbahce-nin-kaybettigi-haftada-rahat-kazandi-699601</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Süper Lig'de Galatasaray evinde Başakşehir'i 3-0 mağlup etti. Bu sonuçla puanını 64'e çıkaran sarı-kırmızılılar en yakın rakibi Fenerbahçe'yle arasındaki puan farkını yediye çıkardı ve şampiyonluk yarışında çok önemli bir galibiyete imza attı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig'in 26'ncı haftasında Galatasaray evinde Başakşehir'i konuk etti. Rakibini 3-0 mağlup eden sarı-kırmızılılar, bu sonuçla puanını 64'e çıkardı ve en yakın rakibi Fenerbahçe'yle arasındaki farkı yediye çıkardı.</p>

<p>22. dakikada Sallai'nin ceza sahası içinde uzaklaştırmak istediği topu önünde bulan Yusuf Sarı'nın ceza sahası içinde bekletmeden yaptığı vuruşta, kaleci Uğurcan Çakır meşin yuvarlağı kornere çeldi.</p>
<h2>İLK YARIDA GOL YOK</h2>
<p>26. dakikada Sara'nın pasıyla sol kanatta topla buluşan Eren Elmalı, ceza sahasına girdikten sonra yerden ortasını yaptı. Yunus Akgün'ün penaltı noktası civarından çıkardığı şutta, meşin yuvarlak yandan auta gitti.</p>
<p>33. dakikada Selke'nin pasıyla sağ kanatta savunmanın arkasına hareketlenen Yusuf Sarı'nın ceza sahası içi sağ çaprazdan çıkardığı sert şutta, kaleci Uğurcan Çakır gole izin vermedi.</p>
<p>36. dakikada Kemen'e yaptığı baskı sonucunda topu kapan Torreira, meşin yuvarlağı ceza yayı içindeki Sara'ya verdi. Brezilyalı oyuncu, uygun şut açısı bulamayınca pasını yeniden Torreira'ya aktardı. Uruguaylı futbolcunun ceza yayının solundan çıkardığı şutta, top auta çıktı.</p>
<h2>KIRMIZI KART VE GOL</h2>
<p>56'ncı dakikada Roland Sallai'ye faul yapan Ebosele ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü. 57'nci Noa Lang arka direğe topu kesti. Wilfried Singo şık vuruşla topu ağlara gönderdi.</p>
<p>67'de Yunus Akgün savunma arkasına koşu yapan Osimhen'e yüksekten pas attı. Topu kontrol edip süren Osimhen dar açıdan attığı golle farkı 2'ye çıkardı.</p>
<p>70'de Shomurodov ve Selke'nin yerine Crespo ve Bertuğ Yıldırım oyuna girdi. 74'te Galatasaray'da Torreira, Barış Alper ve Osimhen'in yerine Boey, İlkay ve Icardi oyuna girdi.</p>
<p>85'te Noa Lang savunma arasına koşu yapan Yunus Akgün'e pas attı. Yunus rakip ceza sahasına kadar sürüp boştaki Renato Nhaga'ya pas attı. Nhaga topu ağlara gönderdi. Ofsayt bayrağı kalktı ancak VAR incelemesinin ardından gol kararı çıktı: 3-0.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 21:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Koç'un "İlim Yayma" mesaisi: 60 yıllık 'gelenek' bozulmadı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/koc-un-ilim-yayma-mesaisi-60-yillik-gelenek-bozulmadi-699599</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/koc-un-ilim-yayma-mesaisi-60-yillik-gelenek-bozulmadi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/koc-un-ilim-yayma-mesaisi-60-yillik-gelenek-bozulmadi-699599</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Vehbi Koç’un 1960’lı yıllarda başlattığı iftar buluşmasını sürdüren Ali Koç, İlim Yayma Cemiyeti üyeleriyle bir araya geldi. Yemekte konuşma yapan Koç, cemiyetin çalışmalarını “takdirle takip ettiklerini” kaydetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Koç Holding Başkanvekil Ali Koç, dedesi Vehbi Koç döneminde başlayan ve yaklaşık 60 yıldır devam eden İlim Yayma Cemiyeti ve İmam Hatip lisesi öğrencileriyle iftar yapma programına bu yıl da katıldı.</p>
<p>Cemiyet üyeleri ve öğrencilerin katıldığı programda konuşan Koç, “Ramazan ayı, paylaşmanın, dayanışmanın, sabrın ve şükretmenin ayıdır” diyerek iftar sofralarını “kalpleri yaklaştıran buluşmalar” olarak niteledi.</p>

<h2>"TAKDİRLE TAKİP EDİYORUZ"</h2>
<p>‘Böyle bir birlikteliğin parçası olmaktan gerçekten mutluluk duyduğunu’ kaydeden Koç, gerici İlim Yayma Cemiyeti’nin faaliyetlerini “takdirle takip ettiklerini” belirtti.</p>
<p>Koç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Uzun yıllardır eğitim, ilim ve gençlerin yetişmesine yönelik çalışmalarıyla ülkemize önemli katkılar sunan bu köklü kurumun faaliyetlerini takdirle takip ediyoruz.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 21:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Erdoğan'dan İran açıklaması: "Bölgeye petrolün değil, insanlık onurunun nazarından bakmaya devam edeceğiz"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/erdogan-dan-iran-aciklamasi-bolgeye-petrolun-degil-insanlik-onurunun-nazarindan-bakmaya-devam-edecegiz-699598</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/erdogan-dan-iran-aciklamasi-bolgeye-petrolun-degil-insanlik-onurunun-nazarindan-bakmaya-devam-edecegiz.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/erdogan-dan-iran-aciklamasi-bolgeye-petrolun-degil-insanlik-onurunun-nazarindan-bakmaya-devam-edecegiz-699598</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı iftar programında bölgedeki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, konuşmasında "Hadiselere doğalgazın veya petrolün değil; hakkın, adaletin ve merhametin nazarından bakmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da katıldığı iftar programında konuşan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD-İsrail’in İran ve Lübnan’a yönelik saldırıları ile bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>"Gözünü kan bürümüş şebeke maalesef Gazze'de olduğu gibi İran ve Lübnan'da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hali karşısında insanları savunan, aklı selimi savunan, diyalog ve diplomasiyle krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde ve dünyada da sadece yaşatmanın, insani değerleri korumanın derdindeyiz" iddiasında bulundu.</p>

<p>"Hadiselere petrolün, doğalgazın merceğinden değil hakkın, adaletin, merhametin, şefkatin ve insanlık onurunun nazarından bakan tavrımızı muhafaza edeceğiz" diyen Erdoğan, 'hükümet olarak dünyada barışı ve huzuru savunurken ülkemizde buna gölge düşürecek hiçbir eyleme kayıtsız kalamayacaklarını' kaydetti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 20:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bitlis'te otomobil TIR'a çarptı: Evli çift yaşamını yitirdi, 5 kişi yaralandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bitlis-te-otomobil-tir-a-carpti-evli-cift-yasamini-yitirdi-5-kisi-yaralandi-699597</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/bitlis-te-otomobil-tir-a-carpti-evli-cift-yasamini-yitirdi-5-kisi-yaralandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bitlis-te-otomobil-tir-a-carpti-evli-cift-yasamini-yitirdi-5-kisi-yaralandi-699597</guid><category>Yurt</category><description><![CDATA[Bitlis’in Tatvan ilçesinde bir otomobilin TIR’a arkadan çarpması sonucu meydana gelen feci kazada Nazmi ve Zehra Adsız çifti hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis’in Tatvan ilçesinde TIR’a arkadan çarpan otomobilin sürücüsü Nazmi Adsız (59) ve yanındaki eşi Zehra Adsız (31) öldü. Kazada ayrıca TIR şoförü ile otomobildeki 4 kişi yaralandı.</p>
<p>Kaza, saat 16.00 sıralarında Tatvan-Van kara yolunun Alacabük köyü yakınlarında meydana geldi. Van yönüne seyir halindeki Nazmi Adsız yönetimindeki 34 ACK 344 plakalı otomobil, önünde seyreden ve sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 13 AAS 081 plakalı TIR’a arkadan çarptı.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibi, otomobil sürücüsü Nazmi Adsız ile yanındaki eşi Zehra Adsız'ın öldüğünü belirledi. Kazada yaralanan TIR şoförü ile otomobildeki 4 kişi, ambulanslarla Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>
<h2>3 YARALININ DURUMU AĞIR</h2>
<p>Tedaviye alınan yaralılardan isimleri öğrenilemeyen 3 kişinin hayati tehlikesinin olduğu öğrenildi. Hayatını kaybeden Nazmi ve Zehra Adsız çiftinin cenazeleri, kaza yerindeki incelemelerin ardından otopsi işlemleri için hastaneye götürüldü.</p>
<p>Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 20:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic: "İsrail ile karşılıklı silah satışı ve askeri işbirliği sürecek"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sirbistan-cumhurbaskani-vucic-israil-ile-karsilikli-silah-satisi-ve-askeri-isbirligi-surecek-699595</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/sirbistan-cumhurbaskani-vucic-israil-ile-karsilikli-silah-satisi-ve-askeri-isbirligi-surecek.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sirbistan-cumhurbaskani-vucic-israil-ile-karsilikli-silah-satisi-ve-askeri-isbirligi-surecek-699595</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[Sırbistan’ın savunma sanayisindeki adımlarına değinen Cumhurbaşkanı Vucic, İsrail ile karşılıklı silah ticaretinin devam edeceğini bildirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, İsrail ile askeri işbirliğinin sürdüğünü ve karşılıklı silah satışına devam edeceklerini bildirdi.</p>
<p>Vucic, ülkesindeki Smederevska Palanka bölgesine yaptığı ziyarette, gündemle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>"Sırbistan'ın, İsrail'in silah fabrikası" olduğu yönündeki haberlerle ilgili konuşan Vucic, hem İsrail hem de Araplarla dost olduklarını söyledi.</p>

<h2>"ONLAR BİZE SİLAH SATIYOR, BİZ DE ONLARA SİLAH SATIYORUZ"</h2>
<p>Silah sattıklarını belirttiği İsrail ile çok iyi ilişkilere sahip olduklarını aktaran Vucic, "Onlar bize silah satıyor, biz de onlara silah satıyoruz ve bu böyle devam edecek. Biz dijital bir ordu kuruyoruz. En modern orduya sahip olacağız" ifadesini kullandı.</p>
<p>Sırbistan ordusunun modernizasyonu konusunda İsrail'den bazı sistemler satın alındığını dile getiren Vucic, bu sistemleri ilerleyen süreçte tanıtacaklarını dile getirdi.</p>
<p>Sırbistan'ın savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini ve ülkesinin kimseye saldırma niyetinde olmadığını kaydeden Vucic, "Benim görevim ülkeyi korumak ve savunmasını güçlendirmek" dedi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 20:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sadettin Saran'dan Domenico Tedesco'yla yola devam kararı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sadettin-saran-dan-domenico-tedesco-yla-yola-devam-karari-699596</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/sadettin-saran-dan-domenico-tedesco-yla-yola-devam-karari-1.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sadettin-saran-dan-domenico-tedesco-yla-yola-devam-karari-699596</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, yönetim kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Saran, Domenico Tedesco ve Devin Özek'le yola devam edeceklerini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, yönetim kurulu toplantısının ardından konuştu. Saran, teknik direktör Domenico Tedesco ve Devin Özek ile yola devam edeceklerini duyurdu.</p>
<p>Sarı Lacivertli ekipte 2-0 kaybedilen Karagümrük maçının ardından sular durulmuyor.</p>
<p>Son 4 maçta 7 puan kaybeden ve zirvede yara alan Fenerbahçe'de yönetim kurulu dün akşam alınan mağlubiyetin ardından acil durum toplantısı yapmıştı. </p>
<p>Ligdeki Karagümrük yenilgisi sonrası olağanüstü toplantı kararı alan Fenerbahçe'de yönetim kurulu, Teknik Direktör Domenico Tedesco ve Sportif Direktör Devin Özek ile görüşme gerçekleştirdi.</p>
<p>Sarı lacivertli kulübün Başkanı Saran, toplantının ardından Domenico Tedesco, Sportif Direktör Devin Özek ve takımın genel durumu hakkında bir açıklama yaptı.</p>

<h2>TEDESCO İLE YOLA DEVAM</h2>
<p>Chobani Stadı'nda bulunan kulüp binasında gerçekleştirilen toplantının ardından konuşan Saran, kendilerine yakışmayan futbol nedeniyle teknik direktör Domenico Tedesco ve teknik kadroyu görüşmeye çağırdığını belirtti.</p>
<p>Takım kaptanlarıyla da konuştuklarının altını çizen Saran, toplantının ardından şunları söyledi:</p>
<p>''Dünkü bize yakışmayan üzücü futbollan ilgili hocamızı ve teknik kadromuzu çağırdım. Kaptanlarımızla konuştuk. Gerekli ültimatomlar verildi. Bir daha tekrarlanmayacak. Hocamızla devam ediyoruz. Bu arada çok konuşulan spekülasyonlar, yok primler verilmedi… Yalan söylüyorlar. Hak edilmiş olup verilmeyen bir şey yok. Bugüne kadar hep söylediğimiz futbolun dışında bir futobl oynandı. Çok üzüldük. Söyleyecek başka bir şey yok. Devin Özek'le devam ediyoruz. Bir daha böyle bir şey olmayacak.''</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 20:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ankara'da yangından etkilenen kediler kalp masajı ve oksijenle hayata döndürüldü]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ankara-da-yangindan-etkilenen-kediler-kalp-masaji-ve-oksijenle-hayata-donduruldu-699594</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ankara-da-yangindan-etkilenen-kediler-kalp-masaji-ve-oksijenle-hayata-donduruldu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ankara-da-yangindan-etkilenen-kediler-kalp-masaji-ve-oksijenle-hayata-donduruldu-699594</guid><category>Yaşam</category><description><![CDATA[Kahramankazan ilçesinde bir evde çıkan yangından etkilenen "Paytak" ve "Şanslı" isimli kediler, itfaiye ekiplerince dışarı çıkarıldı. Dumandan etkilenen ve kalbi duran kediler, sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı kalp masajı ve oksijen takviyesiyle hayata döndürüldü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde bir evde çıkan yangında dumandan etkilenen 2 kedi, sağlık ekiplerince yapılan kalp masajı ve verilen oksijenle hayata döndürüldü.</p>
<p>Atatürk Mahallesi Kordon Caddesi'nde 5 katlı bir apartmanın ikinci katındaki dairenin elektrik kontağından yangın çıktı.</p>
<p>Evde bulunan anne Nurcan Akbaş, oğluyla dışarı çıkarak 112 Acil Çağrı Merkezine haber verdi.</p>

<p>Olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, yangının çıktığı evde mahsur kalan 2 kediyi kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti.</p>
<p>Dumandan etkilenen​​​​​​​ Paytak ve Şanslı isimli kedilere sağlık ekipleri kalp masajı yaptı, oksijen vererek hayata döndürdü.</p>
<p>Kedilerin ev arkadaşı olan kadın, yapılan müdahaleyi gözyaşlarıyla izledi.</p>
<p>Kısa sürede söndürülen yangında evin bir bölümü kullanılamaz hale geldi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 19:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran'ın son misillemesinde İsrail'in merkezine doğrudan isabetler]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/iran-in-son-misillemesinde-israil-in-merkezine-dogrudan-isabetler-699593</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/iran-in-son-misillemesinde-israil-in-merkezinde-dogrudan-isabetler-kaydedildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/iran-in-son-misillemesinde-israil-in-merkezine-dogrudan-isabetler-699593</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi, Tel Aviv yakınlarındaki Nes Ziona ve Lod'da farklı noktalara İran'dan atılan çok başlıklı füzenin parçalarının isabet ettiğini kaydetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran'ın İsrail genelinde sirenlerin çalmasına ve paniğe yol açan ardı ardına düzenlediği füzeli misillemelerinde, İsrail'in merkezinde doğrudan isabetler kaydedildi.</p>
<p>İsrail ordusu, bugün beşinci kez İran'dan füzelerin İsrail'e doğru ateşlendiğini ve İsrail hava savunma sistemlerin İran füzelerini önlemeye çalıştığını duyurdu.</p>
<p>Daha önce ülkenin kuzey ve güneyini de hedef alan saldırılar, bir kez daha başkent Tel Aviv'in yer aldığı merkez bölgesine yöneldi.</p>

<p>İran füzeleri nedeniyle Tel Aviv'de art arda iki kez alarmlar çaldı, hava savunma sistemlerinin önleme çabaları nedeniyle gökyüzünden patlama sesleri duyuldu.</p>
<h2>TEL AVİV YAKINLARINDA FARKLI NOKTALARA İSABET</h2>
<p>İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi, Tel Aviv yakınlarındaki Nes Ziona ve Lod'da farklı noktalara İran'dan atılan çok başlıklı füzenin parçalarının isabet ettiğini kaydetti.</p>
<p>Bunların doğrudan füze isabeti ya da şarapnel olabileceği belirtilen haberde, saldırı sırasında ateşlenen bazı füzelerin ise açık alanlara düştüğü bildirildi.</p>
<p>İsrail ordusundan yapılan açıklamada, kurtarma ekiplerinin İsrail'in merkezinde meydana gelen olaylara müdahale ettiği belirtildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 19:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Tugay’dan 'ortopedinin çınarı' olarak bilinen Prof. Dr. Lök'e ziyaret]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/tugaydan-ortopedinin-cinari-olarak-bilinen-prof-dr-lok-e-ziyaret-699592</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/tugaydan-ortopedinin-cinari-olarak-bilinen-prof-dr-lok-e-ziyaret.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/tugaydan-ortopedinin-cinari-olarak-bilinen-prof-dr-lok-e-ziyaret-699592</guid><category>BirGün Ege</category><description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla “ortopedinin çınarı” olarak anılan Prof. Dr. Veli Lök’ü ziyaret etti. Lök’ün Alsancak’taki evine ziyaret gerçekleştiren Tugay, sağlık alanına yaptığı katkılar nedeniyle teşekkür etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haber Merkezi</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında 94 yaşındaki Prof. Dr. Veli Lök’ü Alsancak’taki evinde ziyaret etti. Meslekte 70. yılını geride bırakan ve karaciğer kanseriyle mücadele eden Lök’e geçmiş olsun dileklerini ileten Tugay, sağlık alanına yaptığı katkılar nedeniyle teşekkür etti. Ziyarette Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Katip Üyesi Mustafa Vatansever, Eşrefpaşa Hastanesi Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Bayram Köse, Prof. Dr. Veli Lök’ün kızı Dr. Olcay Lök de yer aldı.</p>

<h2>‘HEPİMİZE ÖRNEK OLDU’</h2>
<p>Tugay, Lök’ün tam 70 yıl önce İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş bir hekim olduğunu belirterek “Ortopedi alanındaki birikimi ve insan hakları mücadelesiyle hepimize örnek olan Prof. Dr. Veli Lök hocamızı, 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle ziyaret ettim. Bayındır’ın Yakapınar Köyü’nde doğup büyüyen hocamızın yaşamı, mesleğe adanmışlığın ve insanlık onurunu savunmanın en güzel örneklerinden biri. Tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun” dedi.</p>
<h2>İZ BIRAKTI</h2>
<p>Türkiye’de artroskopi ve diz cerrahisinin öncülerinden biri olarak kabul edilen Prof. Dr. Veli Lök, ortopedi ve travmatoloji alanında önemli bilimsel çalışmalara imza attı. Çocuk ortopedisi, doğuştan kalça çıkığı, kalça cerrahisi ve deformite cerrahisi üzerine yaptığı çalışmalarla tıp literatürüne katkı sağlayan Lök, akademik yaşamı boyunca çok sayıda hekim ve uzman yetiştirdi.</p>
<p>Bilimsel çalışmalarının yanı sıra insan hakları alanındaki faaliyetleriyle de tanınan Prof. Dr. Veli Lök, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın İzmir temsilciliğinde uzun yıllar görev aldı. İşkencenin tıbbi olarak belgelenmesine yönelik uluslararası standartları belirleyen ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen “İstanbul Protokolü”nün hazırlanmasına öncülük eden isimler arasında yer aldı. İşkence izlerinin saptanmasına yönelik kemik sintigrafisi çalışmalarına da katkı sundu.</p>
<p>İzmir tıp camiasında “ortopedinin çınarı” olarak anılan Lök, hem bilimsel katkıları hem de etik duruşuyla saygı gören bir hekim olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Parti, Salih Müslim'in cenaze törenine katılacak heyetin Kobani'ye ulaştığını duyurdu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/dem-parti-salih-muslim-in-cenaze-torenine-katilacak-heyetin-kobani-ye-ulastigini-duyurdu-699591</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/dem-parti-salih-muslim-in-cenaze-torenine-katilacak-heyetin-kobani-ye-ulastigini-duyurdu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/dem-parti-salih-muslim-in-cenaze-torenine-katilacak-heyetin-kobani-ye-ulastigini-duyurdu-699591</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[DEM Parti,  PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim’in cenaze törenine katılmak üzere Rojava’ya giden parti heyetinin Kobane’ye ulaştığını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DEM Parti, aralarında Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın da bulunduğu, PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim’in yarınki cenaze törenine katılmak üzere Rojava’ya giden parti heyetinin Kobane’ye ulaştığını bildirdi.</p>

<p>Heyet, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Dış İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ebru Günay, Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, MYK Üyesi Derya Arslan, DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve Mehmet Kamaç, TJA aktivisti Sebahat Tuncel, Çetin Arkaş ve Kürt siyasetçi Leyla Zana'dan oluşuyor.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim'in cenaze törenine katılmak üzere Rojava'ya giden heyetimiz Kobanê'ye ulaştı. <br><br>Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın da yer aldığı heyetimiz yarın yapılacak cenaze törenine katılacak. <a href="https://t.co/maq5zghDUD">pic.twitter.com/maq5zghDUD</a></p>
— DEM Parti (@DEMGenelMerkezi) <a href="https://twitter.com/DEMGenelMerkezi/status/2032819215070076977?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sınır çatışmaları: Afganistan, 14 Pakistan askerinin öldüğünü duyurdu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sinir-catismalari-afganistan-14-pakistan-askerinin-oldugunu-duyurdu-699590</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/sinirda-catismalari-afganistan-14-pakistan-askerinin-oldugunu-duyurdu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sinir-catismalari-afganistan-14-pakistan-askerinin-oldugunu-duyurdu-699590</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[Afganistan'da Taliban yönetiminin Savunma Bakanlığı, Pakistan'ın saldırılarına misilleme olarak düzenlenen operasyonda 14 Pakistan askerinin öldüğünü, 11'inin yaralandığını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan ile Afganistan arasında sınır bölgelerinde çatışmalar sürerken, Taliban yönetimi misilleme saldırılarında 14 Pakistan askerinin öldüğünü, 11'inin ise yaralandığını duyurdu.</p>
<p>Tolonews'in haberine göre, Taliban yönetiminin Savunma Bakanlığı, Pakistan saldırılarına misilleme olarak yeni saldırılar düzenlendiğini açıkladı.</p>
<p>Saldırıda Pakistan'ın askeri karakolunun hedef alındığına işaret edilen açıklamada, 14 Pakistan askerinin öldürüldüğü, 11'inin ise yaralandığı aktarıldı.</p>

<p>Pakistan ordusu, bu sabah ülke genelindeki üç farklı bölgede Afganistan'a ait olduğu belirtilen birkaç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü belirtmişti.</p>
<h2>PAKİSTAN-AFGANİSTAN ÇATIŞMASI</h2>
<p>Pakistan, 22 Şubat'ta, son dönemde ülkede Pakistan Talibanı (TTP) tarafından düzenlendiğini açıkladığı bombalı saldırılara cevaben, Afganistan ile sınır hattında "terör kampı" olarak nitelediği 7 noktayı hedef almıştı.</p>
<p>Afganistan yönetimi de 26 Şubat'ta, sınır hattı boyunca İslamabad'a ait askeri tesislere yönelik saldırılar düzenlemişti. Pakistan, bu saldırılara misilleme yaparak Kabil’de ve sınır bölgesinde bazı hedefleri vurmaya başlamıştı.</p>
<p>Pakistan ile Taliban arasında sınır bölgelerinde çatışmalar sürerken İslamabad yönetimi, dün, Afganistan'da düzenledikleri operasyonlarda "663 silahlı unsurun öldürüldüğünü" duyurmuştu.</p>
<p>Pakistan ve Afganistan, Ekim 2025'te benzer bir gerilim yaşamış, taraflar Kasım 2025’te ateşkesin detaylarını ele almak için İstanbul’da bir araya gelmişti ancak müzakereler sonuçsuz kalmış ve askıya alınmıştı.</p>
<p>İslamabad, TTP'nin Afganistan'da mevzilendiğini ve saldırılarını buradan organize ettiğini savunurken Afganistan yönetimi bu iddiaları reddediyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AKM'de talihsiz kaza]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/akm-de-talihsiz-kaza-699589</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/akm-de-talihsiz-kaza.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/akm-de-talihsiz-kaza-699589</guid><category>Kültür Sanat</category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deniz Burak BAYRAK </strong></p>
<p>Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sahnelenen Romeo ve Juliet balesi temsilinde bir kaza meydana geldi. İstanbul Devlet Opera ve Balesi repertuvarında yer alan eserin 2’nci perdesinde gerçekleştirilen kılıçlı dövüş sahnesi sırasında balet Can Bezirganoğlu yaralandı.</p>

<figure class="image align-center"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/akm-de-talihsiz-kaza-1.jpg" alt="">
<figcaption>Can Bezirganoğlu</figcaption>
</figure>
<p>Sahnedeki dövüş koreografisi sırasında balet Mehmet Nuri Arkan ile yapılan kılıçlı sahnede Bezirganoğlu’nun üst bacağından yaralandığı ve yoğun şekilde kan geldiği görüldü. Can Bezirganoğlu rolünün ardından apar topar kulise götürüldü. Olayın ilk anlarında bazı seyircilerin yaşananları koreografinin bir parçası sandı. Temsil bir süre daha devam etti, daha sonra ise mekâna ambulans çağrıldığı belirtildi. Yaralanan balet Bezirganoğlu’nun sağlık durumuna ilişkin resmî bir açıklama ise henüz yapılmadı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gençlerbirliği - Beşiktaş Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta ve Nerede Oynanacak?]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/genclerbirligi-besiktas-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-nerede-oynanacak-699567</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/genclerbirligi-besiktas-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-nerede-oynanacak.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/genclerbirligi-besiktas-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-nerede-oynanacak-699567</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı ne zaman, hangi gün ve saat kaçta oynanacak? Maçın hakemi kim? Maça dair detaylar haberimizde.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu’nda futbol heyecanı hız kesmeden devam ediyor. Haftanın dikkat çeken karşılaşmalarından biri olan <strong>Natura Dünyası Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı</strong>, başkent Ankara’da oynanacak. Siyah-beyazlı ekibin deplasmanda sahaya çıkacağı bu mücadele futbolseverler tarafından büyük bir merakla bekleniyor.</p>
<p>Taraftarlar özellikle <strong>Gençlerbirliği Beşiktaş maçı ne zaman</strong>, <strong>Gençlerbirliği Beşiktaş saat kaçta</strong> ve <strong>Beşiktaş maçı hangi gün</strong> gibi soruların yanıtını araştırıyor. İşte Süper Lig’de oynanacak kritik karşılaşmanın tüm detayları.</p>

<h2>GENÇLERBİRLİĞİ - BEŞİKTAŞ MAÇI NE ZAMAN?</h2>
<p>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu kapsamında oynanacak olan <strong>Natura Dünyası Gençlerbirliği - Beşiktaş karşılaşması</strong> 15 Mart 2026 Pazar günü oynanacak.</p>
<h2>GENÇLERBİRLİĞİ - BEŞİKTAŞ MAÇI SAAT KAÇTA?</h2>
<p>Futbolseverlerin merakla beklediği <strong>Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı</strong> 15 Mart 2026 Pazar günü saat <strong>20:00</strong>'de başlayacak.</p>
<h2>GENÇLERBİRLİĞİ - BEŞİKTAŞ MAÇI NEREDE OYNANACAK?</h2>
<p>Karşılaşma Ankara’da bulunan <strong>Eryaman Stadyumu</strong>'nda oynanacak. Başkentte oynanacak mücadelede iki takım da sahaya galibiyet hedefiyle çıkacak.</p>
<h2>GENÇLERBİRLİĞİ - BEŞİKTAŞ MAÇ BİLGİLERİ</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Maç</th>
<th>Natura Dünyası Gençlerbirliği - Beşiktaş</th>
</tr>
<tr>
<td>Organizasyon</td>
<td>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>15 Mart 2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Saat</td>
<td>20:00</td>
</tr>
<tr>
<td>Stadyum</td>
<td>Eryaman Stadyumu - Ankara</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>MAÇIN HAKEM KADROSU</h2>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılan açıklamaya göre <strong>Gençlerbirliği - Beşiktaş maçını</strong> yönetecek hakem kadrosu belli oldu.</p>
<ul>
<li>Hakem: Yasin Kol</li>
<li>1. Yardımcı Hakem: Murat Tuğberk Curbay</li>
<li>2. Yardımcı Hakem: Mehmet Salih Mazlum</li>
<li>Dördüncü Hakem: Muhammet Ali Metoğlu</li>
</ul>
<h3>Maç Görevlileri</h3>
<ul>
<li>Gözlemci: İsmet Arzuman</li>
<li>Temsilci: Uğur Kölemen</li>
<li>Temsilci: İbrahim Yılmaz</li>
<li>Temsilci: Emre Bolel</li>
<li>Temsilci: Levent Ergen</li>
</ul>
<h2>GENÇLERBİRLİĞİ - BEŞİKTAŞ MAÇI ÖNCESİ</h2>
<p>Süper Lig’de haftanın önemli mücadelelerinden biri olan <strong>Gençlerbirliği - Beşiktaş karşılaşması</strong>, iki takımın da puan hedefi açısından kritik önem taşıyor. Ankara’da oynanacak bu mücadelede tribün atmosferinin oldukça yüksek olması bekleniyor.</p>
<p>Futbolseverler özellikle <strong>Gençlerbirliği Beşiktaş maçı saat kaçta</strong>, <strong>Beşiktaş maçı ne zaman</strong> ve <strong>Süper Lig Beşiktaş maçı</strong> gibi arama terimlerini yoğun şekilde araştırıyor.</p>

<h3>Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı ne zaman?</h3>
<p>Natura Dünyası Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı 15 Mart 2026 Pazar günü oynanacak.</p>
<h3>Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı saat kaçta?</h3>
<p>Karşılaşma saat 20:00’de başlayacak.</p>
<h3>Gençlerbirliği - Beşiktaş maçı nerede oynanacak?</h3>
<p>Mücadele Ankara’daki Eryaman Stadyumu’nda oynanacak.</p>
<p>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu kapsamında oynanacak olan <strong>Natura Dünyası Gençlerbirliği - Beşiktaş karşılaşması</strong>, 15 Mart 2026 Pazar günü saat 20:00’de Ankara’daki Eryaman Stadyumu’nda futbolseverlerle buluşacak. Süper Lig’de haftanın önemli mücadelelerinden biri olması beklenen karşılaşma, büyük bir rekabete sahne olacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP'li Aylin Nazlıaka: "Bizim Milli Eğitim Bakanımız yok, 'Dini Eğitim Bakanımız' var"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/chp-li-aylin-nazliaka-bizim-milli-egitim-bakanimiz-yok-dini-egitim-bakanimiz-var-699588</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/chp-li-aylin-nazliaka-bizim-milli-egitim-bakanimiz-yok-dini-egitim-bakanimiz-var.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/chp-li-aylin-nazliaka-bizim-milli-egitim-bakanimiz-yok-dini-egitim-bakanimiz-var-699588</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CHP’li Aylin Nazlıaka, Yusuf Tekin’in "Dini Milli Eğitim Bakanlığı" yaptığını söyleyerek eğitimin getirildiği duruma tepki gösterdi. Eğitimdeki fırsat eşitsizliği de daha belirgin hâle geldiğini belirten Nazlıaka, kaynakların 'dindar ve kindar' bir gençlik yetiştirmeye ve çocuk işçiliğine harcandığını vurguladı. Kadın ve çocuk sorunlarının "aile" kavramı içinde eritildiğini belirten Nazlıaka, CHP iktidarında bakanlığın adını “Kadın ve Eşitlik Bakanlığı” olarak değiştireceklerini duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e tepki göstererek, "Bu dönemde bizim 'Dini Eğitim Bakanımız' var. Milli Eğitim Bakanımız yok. Kendisi tarikatlar ve cemaatlerden STK diye bahseden, karma eğitimi tartışmaya açan, ÇEDES projesiyle okullara imamları sokan bir zihniyet. Bakanlığın bütçesini neye ayırdığına baktığınızda aslında tabloyu çok net görüyorsunuz" dedi.</p>
<p>CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Ankara’da düzenlenen "Türkiye’de Laik Eğitim ve Laik Yaşam" başlıklı panele katıldı. Nazlıaka, burada yaptığı konuşmada, CHP iktidarında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın adını Kadın ve Eşitlik Bakanlığı olarak değiştireceklerini ifade ederek, "Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki içinde bulunduğumuz dönemde kadınların, çocukların, engellilerin, yaşlıların, tüm kırılgan grupların yaşadığı sorunlar aile kavramı içerisinde eritiliyor. Ve ailenin güçlü olması için şiddet görüyorsa da kadının susması, istismara uğruyorsa da çocuğun buna gözünü kapamasına dönük bir bakış açısı, bir zihniyetin ülkede köklendiğini görüyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Eşitliğin kadınlar ve çocuklar için su gibi, hava gibi, nefes almak gibi olmazsa olmaz olduğunu söyleyen Nazlıaka, babası olan erkek tarafından 7 yaşında istismara maruz bırakılan Nilay’ın yaşadıklarını anlattı. Söz konusu erkeğin sadece 9 ay cezaevinde kaldığını daha sonra Nilay’ın aile baskısıyla ifadesini değiştirmek zorunda bırakıldığını anlatan Nazlıaka, "Çocuk ‘benim rızam vardı’ demek durumunda kaldığı için adam zaten beraat ediyor. Ama soruyorum size, adı üstünde çocuk, çocuğun böyle bir şey için rızası olabilir mi? Rıza dediğimiz durum ancak eşitler arası bir ilişkide söz konusu olabilir. Yani yaşça büyük birisiyle bir küçük arasında, bir antrenörle bir sporcu arasında, bir öğretmenle öğrenci arasında, bir ebeveynle çocuk arasında rıza ilişkisi diye bir şey söz konusu olamaz. Bugün Nilay 29 yaşında tekrar başvuruda bulunuldu. Şimdi devam eden ayrı bir dava süreci var. Elbette biz sonuna kadar bunun takipçisi olacağız. Ayrıca çocuğun rızası vardı diyerek beraat kararı veren o yargı mensuplarıyla ilgili olarak da bir süreç başlatıldı. Bunun da takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Nilay’ın hikayesini Türkiye’de duymayan kalmasın diye her yerde anlatmaya çalıştığını söyleyen Nazlıaka, "Lütfen sizler de bunu çoğaltın. Bu bilinsin, duyulsun. Yani bir küçüğün rızasından bahsedilebilir mi? Ensest normalize edilebilir mi? Buna sessiz kalınabilir mi? Aile yakınları, ‘ne yapalım canım olmuş artık. Siz de susun, oturun, ailenin itibarı sarsılmasın’ diyebilir mi? Fatmanur Çelik için de çok yakardık. Kızı Hifa İkra'la birlikte. 5 Mayıs'ta duruşmasında olacağız hep birlikte. Ne yazık ki o bugün aramızda değil, kızı da aramızda değil. Onun için benzer bir şeyin Nilay için olmamasını sağlamak adına hepimize sorumluluk düşüyor arkadaşlar" dedi.</p>
<h2>"SON 5 YIL İÇERİSİNDE 57 BİN 618 KIZ ÇOCUĞU EVLENDİRİLDİ"</h2>
<p>Türkiye’nin her geçen gün laik, çağdaş, bilimsel, kamucu, parasız eğitimden giderek uzaklaştığını bunun da sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu söyleyen Nazlıaka, şunları kaydetti:</p>
<p>"Örneğin AKP’nin sistematik olarak köy okullarını kapatması, taşımalı eğitime geçmesi bunlardan bir tanesi. Bugün baktığınızda Kur'an kursu açılması için köyde birkaç çocuğun olması yeterli bulunurken, köy okullarında ön koşullar ortaya koydular. Tabii o dönem milletvekili olduğum için 4+4+4 yasasının çıkmaması için ne kadar yoğun mücadele ettiğimizi en iyi bilenlerdenim. Onu yaşamış olan bir arkadaşınızım. İnanın, orada Cumhuriyet Halk Partisi’nin direngen yapısı olmasaydı ikinci dörtlük periyotta uzaktan eğitime dönüşecekti. Ve hiç şüphesiz bu yasal değişiklik sonrasında hem çocuk işçiliğinin hem de erken yaşta zorla evliliklerin önü açılmış oldu. Örneğin TÜİK bile şunu itiraf ediyor: Son 5 yıl içerisinde 57 bin 618 kız çocuğu evlendirildi. Bakın, 57 bin 618, TÜİK’in söylediği rakam. Biz sadece bir istatistiksel veriden bahsetmiyoruz. Yarım kalan hayallerden, sönen hayatlardan bahsediyoruz. Üstelik bu kız çocukları çoğu zaman çocuk yaşta da anne oluyorlar. Yani daha kendi bedenini keşfedemeden başka bir cana can veriyorlar. Böyle bir tehditle karşı karşıyayız.</p>
<p>Tabii ramazan genelgesi, ÇEDES projesiyle okullara imam sokulması ve çocuklardan iftar sofrasının fotoğrafının çekilmesi, kaç sayfa Kur’an okuduklarına dair geri bildirim istenilmesi gibi birçok uygulamayla birlikte hiç şüphesiz çocukların üzerindeki, velilerin üzerindeki baskı da artıyor. Örneğin Düzce’de okul yönetimi bir yönetmelik veriyor, daha doğrusu kendi yazdıkları bir yönergeyi velilere veriyorlar. Bu konunun üzerine gidince geri çektiler tabii ama buna göre kız öğrencilerle erkek öğrenciler okulda aynı sırada, kantinde aynı sırada yer almayacaklar. Kız öğrenciler serviste öne oturmayacaklar. Kız öğrencilerle erkek öğrenciler sohbet etmeyecekler gibi birtakım yaptırımlar vardı. Yani her geçen gün karma eğitimin de sorgulandığı bir dönemden geçiyoruz.</p>
<p>Hatırlayacaksınız, Trabzon İl Milli Eğitim Müdürü 'merdivenlerden kızlı erkekli çıkıyorlar' demişti. Hemen arkasından Samsun Müftüsü 'kadınlı erkekli horon tepilmez' demişti. Hemen arkasından kadın plajları yapıldı. Kadınlara yönelik ayrımcı birtakım uygulamalar hayata geçirilmeye çalışıldı. Örneğin mor taksiler, pembe vagonlar… Aslında kulağa ne güzel, pozitif ayrımcılık gibi düşündürtecek ama kadını sosyal hayattan tecrit eden; 'bu vagon sizin, bu taksi sizin, bu otobüs sizin, geri kalan tüm otobüsler erkeklerin' yaklaşımını kökleştirecek bir bakış açısını inşa etmeye çalıştılar."</p>
<h2>"'YOKSULSUN SEN, YOKSUL KAL' ANLAYIŞI VAR"</h2>
<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eğitimle ilgilenmediğini "Dini Milli Eğitim Bakanlığı" yaptığını ifade eden Nazlıaka, şöyle konuştu:</p>
<p>"Bu dönemde bizim 'Dini Eğitim Bakanımız' var. Milli Eğitim Bakanımız yok. Kendisi tarikatlar ve cemaatlerden STK diye bahseden, karma eğitimi tartışmaya açan, ÇEDES projesiyle okullara imamları sokan bir zihniyet. Onun için her geçen gün çocukların eğitimdeki fırsat eşitsizliği de daha belirgin hâle geliyor. Bakanlığın bütçesini neye ayırdığına baktığınızda aslında tabloyu çok net görüyorsunuz. Yani çocuk işçiliğini ve ‘dindar ve kindar’ bir gençlik yetiştirmek için eğitimin araçsallaştırıldığını görüyorsunuz. Din eğitimi yapan okullara artı meslek ve teknik eğitim veren okullarına bakanlık bu sene 382 milyar ayırmış durumda, değerli arkadaşlar. Bu zaten bize tabloyu çok net gösteriyor.</p>
<p>Ve tabii eğitimle yoksulluk arasında doğrusal bir ilişki var. Cumhuriyetimiz kimsesizlerin kimsesi olarak kurulmuştu, değil mi? O yüzden bir çocuk eğer yoksul bir ailede doğduysa iyi bir eğitim görerek hayata tutunabiliyor ve o yoksulluk çemberini kırıp daha iyi bir hayat düzenine geçebiliyordu. Ama bugün öyle değil. Çünkü o dönemde adalet vardı, liyakat vardı ve laiklik vardı. Ama bugün için bir çobanın cumhurbaşkanı olması mümkün mü? Ya da bir apartman görevlisinin kızının bürokraside en üst noktalara gelebilmesi mümkün mü?</p>
<p>İçinde bulunduğumuz dönemde 'yoksulsun sen, yoksul kal' anlayışı var. İşte o yüzden de zenginin daha zenginleştiği, yoksulun daha yoksullaştığı bir düzen, eğitim sistemiyle de adeta yeniden üretiliyor. Eğitim Reformu Girişimi’nin 2025 raporundaki bir veriyi paylaşmak isterim size. Türkiye’de 804 bin çocuk, zorunlu eğitimde olması gerekirken okul dışında. Mesela ben Sakarya Akyazı’da Işık adında bir kız çocuğuyla tanıştım. Patatesleri çuvala dolduruyordu. Işık’a sordum: 'Okula ne zaman gidiyorsun?' diye. 'Ben okula gitmiyorum ki' dedi. Bunun üzerine tabii ki konunun üzerine gittik ve Işık şu anda eğitime devam ediyor. Ben de takip ediyorum. Ama böyle kaç çocuğun hayatına dokunabiliriz? Bu ne kadar sık denetleniyor? Çocuk işçiliğiyle mücadelede iktidar ne yapıyor? Bunların hepimiz son derece farkındayız. Şu aşamada özellikle vurgulamak istediğim şey şu: Bu girdabı ve bu ceberut iktidarı ilk seçimlerde yıkmak için, bu girdabı aşabilmek için yapmamız gereken üç şey var: Dayanışmak, dayanışmak, dayanışmak."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Samsunspor - Kayserispor Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta ve Nerede Oynanacak?]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/samsunspor-kayserispor-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-nerede-oynanacak-699573</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/samsunspor-kayserispor-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-nerede-oynanacak.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/samsunspor-kayserispor-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-nerede-oynanacak-699573</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[Samsunspor - Kayserispor maçının gün, saat ve hakem listesi haberimizde.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu’nda heyecan hız kesmeden devam ediyor. Haftanın önemli karşılaşmalarından biri olan <strong>Samsunspor - Zecorner Kayserispor maçı</strong>, Karadeniz temsilcisi Samsunspor’un sahasında oynanacak. Süper Lig’de puan mücadelesi açısından kritik öneme sahip bu karşılaşma futbolseverler tarafından merakla bekleniyor.</p>
<p>Taraftarlar özellikle <strong>Samsunspor Kayserispor maçı ne zaman</strong>, <strong>Samsunspor Kayserispor saat kaçta</strong> ve <strong>Samsunspor Kayserispor maçı nerede oynanacak</strong> gibi soruların yanıtını araştırıyor. İşte Süper Lig’de oynanacak karşılaşmaya dair tüm detaylar.</p>

<h2>SAMSUNSPOR - KAYSERİSPOR MAÇI NE ZAMAN?</h2>
<p>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu kapsamında oynanacak olan <strong>Samsunspor - Zecorner Kayserispor karşılaşması</strong> 15 Mart 2026 Pazar günü oynanacak.</p>
<h2>SAMSUNSPOR - KAYSERİSPOR MAÇI SAAT KAÇTA?</h2>
<p>Futbolseverlerin merakla beklediği <strong>Samsunspor - Kayserispor maçı</strong> 15 Mart 2026 Pazar günü saat <strong>20:00</strong>'de başlayacak.</p>
<h2>SAMSUNSPOR - KAYSERİSPOR MAÇI NEREDE OYNANACAK?</h2>
<p>Karşılaşma Samsun’da bulunan <strong>Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu</strong>'nda oynanacak. Karadeniz ekibi, taraftarının desteğiyle sahadan galibiyetle ayrılmayı hedefliyor.</p>
<h2>SAMSUNSPOR - KAYSERİSPOR MAÇ BİLGİLERİ</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Maç</th>
<th>Samsunspor - Zecorner Kayserispor</th>
</tr>
<tr>
<td>Organizasyon</td>
<td>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>15 Mart 2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Saat</td>
<td>20:00</td>
</tr>
<tr>
<td>Stadyum</td>
<td>Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu - Samsun</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>MAÇIN HAKEM KADROSU</h2>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu tarafından açıklanan bilgilere göre <strong>Samsunspor - Zecorner Kayserispor maçını</strong> yönetecek hakem kadrosu şu şekilde:</p>
<ul>
<li>Hakem: Adnan Deniz Kayatepe</li>
<li>1. Yardımcı Hakem: Bahtiyar Birinci</li>
<li>2. Yardımcı Hakem: Murat Temel</li>
<li>Dördüncü Hakem: Yusuf Adnan Kendirciler</li>
</ul>
<h3>Maç Görevlileri</h3>
<ul>
<li>Gözlemci: Sabit Hacıömeroğlu</li>
<li>Temsilci: Ömer Çoban</li>
<li>Temsilci: Mehmet Ali Yurtsever</li>
<li>Temsilci: Selçuk Küçükoğlu</li>
</ul>
<h2>SAMSUNSPOR - KAYSERİSPOR MAÇI ÖNCESİ</h2>
<p>Süper Lig’de haftanın önemli karşılaşmalarından biri olan <strong>Samsunspor - Kayserispor mücadelesi</strong>, iki takımın da puan hedefi açısından büyük önem taşıyor. Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmada tribün atmosferinin oldukça yüksek olması bekleniyor.</p>
<p>Futbolseverler özellikle <strong>Samsunspor Kayserispor maçı saat kaçta</strong>, <strong>Samsunspor Kayserispor maçı ne zaman</strong> ve <strong>Süper Lig Samsunspor Kayserispor maçı</strong> gibi konuları yoğun şekilde araştırıyor.</p>

<h3>Samsunspor - Kayserispor maçı ne zaman?</h3>
<p>Samsunspor - Zecorner Kayserispor maçı 15 Mart 2026 Pazar günü oynanacak.</p>
<h3>Samsunspor - Kayserispor maçı saat kaçta?</h3>
<p>Karşılaşma saat 20:00’de başlayacak.</p>
<h3>Samsunspor - Kayserispor maçı nerede oynanacak?</h3>
<p>Mücadele Samsun’daki Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanacak.</p>
<p>Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu kapsamında oynanacak olan <strong>Samsunspor - Zecorner Kayserispor karşılaşması</strong>, 15 Mart 2026 Pazar günü saat 20:00’de Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda futbolseverlerle buluşacak. Süper Lig’de haftanın dikkat çeken mücadelelerinden biri olması beklenen karşılaşma büyük bir rekabete sahne olacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Alman filozof Jurgen Habermas hayatını kaybetti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/alman-filozof-jurgen-habermas-hayatini-kaybetti-699587</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/alman-filozof-jurgen-habermas-hayatini-kaybetti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/alman-filozof-jurgen-habermas-hayatini-kaybetti-699587</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Eleştirel teori, kamusal alan ve iletişimsel eylem kuramıyla modern sosyal düşünceyi derinden etkileyen Alman filozof ve sosyolog Jürgen Habermas, 96 yaşında yaşamını yitirdi. Habermas’ın ölümünü Alman yayınevi Suhrkamp duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Modern felsefe ve sosyal teorinin en etkili düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Alman filozof ve sosyolog Jürgen Habermas, 96 yaşında hayatını kaybetti. </p>
<p>Habermas’ın ölümünü uzun yıllardır eserlerini yayımlayan Alman yayınevi Suhrkamp açıkladı.</p>

<p>Habermas, özellikle demokrasi, kamusal alan ve iletişim üzerine geliştirdiği kuramsal çalışmalarla çağdaş düşünce dünyasında önemli bir yer edindi.</p>
<h2>JURGEN HABERMAS KİMDİR?</h2>
<p>1929 yılında Almanya’nın Düsseldorf kentinde doğan Habermas, Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak temsilcileri arasında gösterildi. Çalışmaları özellikle<strong> </strong>eleştirel teori geleneği, modern toplumun yapısı ve demokratik kamusal tartışma süreçleri üzerine yoğunlaştı.</p>
<p>Habermas’ın en çok bilinen çalışmalarından biri olan “kamusal alan” kavramı, modern toplumlarda yurttaşların siyasal ve toplumsal meseleleri tartıştıkları ortak alanın tarihsel gelişimini ele alan <em>Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü</em> (1962) adlı kitabında ele alındı. Bu çalışma siyaset bilimi, sosyoloji ve iletişim araştırmaları alanlarında geniş biçimde tartışıldı.</p>
<p>Habermas’ın düşüncesinde önemli bir yer tutan bir diğer çalışma ise “iletişimsel eylem kuramı” oldu. Habermas, 1981’de yayımlanan <em>İletişimsel Eylem Kuramı</em> adlı eserinde modern toplumların işleyişini iletişim, rasyonalite ve toplumsal uzlaşma kavramları üzerinden ele aldı. Bu yaklaşım sosyal teori, siyaset felsefesi ve hukuk teorisi alanlarında geniş bir literatürün oluşmasına katkı sağladı.</p>
<p>Habermas’ın çalışmaları aynı zamanda demokrasi teorisi, hukuk devleti, kamusal akıl ve Avrupa entegrasyonu gibi başlıklar altında da ele alındı. <em>Gerçeklik ve Normlar Arasında</em>, <em>Ötekinin Dahil Edilmesi</em> ve <em>Postnasyonal Durum</em> gibi eserlerinde modern demokrasilerin kurumsal yapıları ve yurttaşlık kavramı üzerine tartışmalar yürüttü.</p>
<p>Uzun akademik kariyeri boyunca Frankfurt Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde görev yapan Habermas, siyaset teorisi, sosyoloji, hukuk ve iletişim çalışmaları alanlarında etkili olan düşünürler arasında yer aldı. Çalışmaları çok sayıda dile çevrilen Habermas, çağdaş sosyal ve siyasal düşüncenin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyordu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 17:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’tan Hürmüz Boğazı açıklaması]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/abd-baskani-donald-trumptan-hurmuz-bogazi-aciklamasi-699586</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/abd-baskani-donald-trumptan-hurmuz-bogazi-aciklamasi-1.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/abd-baskani-donald-trumptan-hurmuz-bogazi-aciklamasi-699586</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump Hürmüz Boğazı'na yönelik tehditlerini sürdürdü. Trump, "Pek çok ülke Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte bölgeye savaş gemileri gönderecek. İran’a ait botları ile gemileri görüldüğü yerde imha edeceğiz" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump Hürmüz Boğazı'na pek çok ülkenin ABD ile birlikte savaş gemisi göndereceğini iddia etti. </p>
<p>Sosyal medya hesabından açıklama yapan Trump, "Bir şekilde Hürmüz Boğazı’nı çok yakında açık, güvenli ve serbest hâle getireceğiz" dedi. </p>

<h2>"PEK ÇOK ÜLKE SAVAŞ GEMİSİ GÖNDERECEK"</h2>
<p>Trump şunları söyledi: </p>
<p>"İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişiminden etkilenen pek çok ülke, boğazın açık ve güvenli kalmasını sağlamak için Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte bölgeye savaş gemileri gönderecek. İran’ın askeri kapasitesini tamamen etkisiz hale getirmiş olsak da, ağır şekilde yenilmiş olsalar bile bir ya da iki drone göndermeleri, bir mayın bırakmaları ya da bu su yolunun herhangi bir noktasına kısa menzilli bir füze ulaştırmaları hâlâ mümkün.</p>
<h2>"İRAN'A AİT GEMİLERİ İMHA EDECEĞİZ"</h2>
<p>Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, Birleşik Krallık ve bu durumdan etkilenen diğer ülkelerin de bölgeye gemiler göndermesini umuyoruz. Böylece Hürmüz Boğazı, liderliği büyük ölçüde yok edilmiş bir ülkenin oluşturduğu bir tehdit olmaktan çıkacaktır.</p>
<p>Bu arada Amerika Birleşik Devletleri, kıyı bölgelerine yoğun hava saldırıları düzenleyecek ve İran’a ait botları ile gemileri gördüğü yerde imha etmeye devam edecektir.</p>
<p>Bir şekilde Hürmüz Boğazı’nı çok yakında açık, güvenli ve serbest hâle getireceğiz."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 17:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Celal Şengör'den İlber Ortaylı açıklaması]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/celal-sengor-den-ilber-ortayli-aciklamasi-699585</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/celal-sengor-den-ilber-ortayli-aciklamasi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/celal-sengor-den-ilber-ortayli-aciklamasi-699585</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Tarihçi İlber Ortaylı'nın ölümüne ilişkin açıklama yapan Celal Şengör, "Her 'merhaba' dediğimde bir şey öğreniyordum. Türkiye en büyük entelektüelini kaybetti" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybeden Tarihçi İlber Ortaylı’nın yakın dostu Celal Şengör Ortaylı’ya ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Çok üzgün olduğunu söyleyen Şengör, Ortaylı’nın ülkenin en büyük entelektülelini kaybettiğini ifade etti.</p>

<p>Şengör şunları söyledi:</p>
<p>“İlber Türkiye’nin en büyük entelektüllerinden biriydi. Bana sorarsanız en büyük entelektüeliydi. Onun kaybı milletimiz için büyük bir kayıptır.</p>
<p>Öldüğünü duyduğum zaman Türkiye’nin entelektüel kapasitesinin önemli bir kısmının kaybolduğunu hissettim.</p>
<h2>“HER MERHABA DEDİĞİMDE BİR ŞEY ÖĞRENİYORDUM”</h2>
<p>“İlber benim çok yakın, iyi bir arkadaşımdı. Her ‘merhaba’ dediğimde ondan yeni bir şey öğreniyordum. Şimdi bu imkân kalmadı. İlber’in kaybının telafisi mümkün değildir. Ne onun ailesi gibi aile bulmak mümkündür artık ne İlber gibi bir beyin bulmak mümkündür.</p>
<p>Dolayısıyla milletimize başsağlığı diliyorum. İnşallah İlber’ler yetiştirebiliriz diye ümit ediyorum. O da bunu istiyordu. İnşallah olur.”</p>
<h2>NE OLMUŞTU?</h2>
<p>Tarihçi İlber Ortaylı, tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybetmişti. Ortaylı’nın ailesi cenaze töreninin 16 Mart Pazartesi günü gerçekleştirileceğini açıklamıştı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İçişleri Bakanlığı'ndan çok sayıda kent için 'sağanak' ve 'fırtına' uyarısı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/icisleri-bakanligi-ndan-cok-sayida-kent-icin-saganak-ve-firtina-uyarisi-699583</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/icisleri-bakanligi-ndan-cok-sayida-kent-icin-saganak-ve-firtina-uyarisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/icisleri-bakanligi-ndan-cok-sayida-kent-icin-saganak-ve-firtina-uyarisi-699583</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji'nin verilerini paylaşarak 14 Mart 2026 Cumartesi günü gece saatlerinden itibaren Gaziantep ve Kilis dahil olmak üzere yurdun doğusu için kuvvetli sağanak yer yer gök gürültülü sağanak uyarısında bulundu. Bazı kentler için ise  kuvvetli sağanak yağmur ve karla karışık yağmur, yüksek yerlerde ise kuvvetli kar yağışı beklendiğini duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yurdun bazı kesimlerinde bugün ve yarın sağanak ve fırtına etkili olması bekleniyor.</p>
<p>İçişleri Bakanlığı, sosyal medya hesabından Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son verilerini paylaştı.</p>
<p>Bakanlığın paylaştığı son verilere göre, 14 Mart 2026 Cumartesi günü gece saatlerinden itibaren Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Batman, Siirt’de aralıklarla kuvvetli sağanak yer yer gök gürültülü sağanak, Bingöl, Muş, Bitlis, Şırnak, Van’ın güneyi ile Hakkari çevrelerinde kuvvetli sağanak yağmur ve karla karışık yağmur, yükseklerinde kuvvetli kar yağışı bekleniyor.</p>

<p>Verilere göre, Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay ve Kahramanmaraş’ta aralıklı ve yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Rüzgarın; pazar günü akşam saatlerinden itibaren Hatay’da batı ve güneybatı yönlerden fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, "Vatandaşlarımızın ulaşımda aksamalar, sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yükseklerde buzlanma ve don, yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yerlerde çığ gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmasını; yetkili mercilerin uyarılarını dikkate almalarını önemle hatırlatıyoruz" ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[BU AKŞAM HANGİ DİZİLER VAR? | 14 Mart 2026 Cumartesi TV Yayın Akışı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bu-aksam-hangi-diziler-var-14-mart-2026-cumartesi-tv-yayin-akisi-699582</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/bu-aksam-hangi-diziler-var-14-mart-2026-cumartesi-tv-yayin-akisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bu-aksam-hangi-diziler-var-14-mart-2026-cumartesi-tv-yayin-akisi-699582</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[14 Mart 2026 Cumartesi günü hangi dizi final yapacak? Hangi diziler yeni bölüm, hangi diziler tekrar yayınıyla izleyicilerin karşısında olacak? Günün TV yayın akışı listesi güncel olarak haberimizde.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Televizyon izleyicilerinin en çok merak ettiği konuların başında <strong>bu akşam hangi diziler var</strong> sorusu geliyor. 14 Mart 2026 Cumartesi günü televizyon kanallarının yayın akışı belli oldu. İzleyiciler özellikle <strong>bugün hangi diziler var</strong>, <strong>TV’de bugün hangi diziler var</strong> ve <strong>bugünkü diziler ve saatleri</strong> gibi soruların yanıtını araştırıyor.</p>
<p>Cumartesi akşamı ekranlarda birbirinden farklı programlar, diziler, yarışmalar ve filmler yer alıyor. NOW TV, Show TV, Kanal D, ATV, Star TV, TRT 1 ve TV8 ekranlarında yayınlanacak programların detaylı listesi haberimizde.</p>

<h2>BUGÜN HANGİ DİZİLER VAR? 14 MART 2026 CUMARTESİ</h2>
<p>14 Mart Cumartesi akşamı televizyon kanallarında hem yeni bölümler hem de tekrar yayınlar izleyiciyle buluşuyor. Özellikle <strong>Gönül Dağı</strong>, <strong>Güller ve Günahlar</strong> ve çeşitli eğlence programları akşam saatlerinde ekranlarda olacak.</p>
<h2>NOW TV YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>Sahtekarlar (Final)</td>
</tr>
<tr>
<td>00:15</td>
<td>Efsane Futbol (Canlı)</td>
</tr>
<tr>
<td>01:30</td>
<td>Doktor: Başka Hayatta (Alt Yazılı)</td>
</tr>
<tr>
<td>04:00</td>
<td>Fatih Savaş ile Sahur Sohbetleri (Canlı)</td>
</tr>
<tr>
<td>06:00</td>
<td>Karagül</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>SHOW TV YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>Güldür Güldür Show (Yeni Bölüm)</td>
</tr>
<tr>
<td>00:15</td>
<td>Bekir Köse ile Ramazan Geceleri (Canlı)</td>
</tr>
<tr>
<td>02:15</td>
<td>Veliaht (Tekrar)</td>
</tr>
<tr>
<td>05:00</td>
<td>Bahar (Tekrar)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>KANAL D YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>Güller ve Günahlar (Yeni Bölüm)</td>
</tr>
<tr>
<td>00:15</td>
<td>Uzak Şehir (Tekrar)</td>
</tr>
<tr>
<td>02:00</td>
<td>Güller ve Günahlar (Tekrar)</td>
</tr>
<tr>
<td>04:15</td>
<td>M. Fatih Çıtlak ile Sahur Vakti (Canlı)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>ATV YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>A.B.İ. (9. Bölüm)</td>
</tr>
<tr>
<td>23:00</td>
<td>Kuruluş Orhan (17. Bölüm)</td>
</tr>
<tr>
<td>02:00</td>
<td>Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi (Yabancı Sinema)</td>
</tr>
<tr>
<td>03:45</td>
<td>Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu ile Sahur</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>STAR TV YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>Boneyard (Yabancı Film)</td>
</tr>
<tr>
<td>22:15</td>
<td>Boneyard (Yabancı Film)</td>
</tr>
<tr>
<td>00:15</td>
<td>Sevdiğim Sensin (Tekrar)</td>
</tr>
<tr>
<td>03:00</td>
<td>Sefirin Kızı (Tekrar)</td>
</tr>
<tr>
<td>05:00</td>
<td>Aramızda Kalsın (Tekrar)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>TRT 1 YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>Gönül Dağı</td>
</tr>
<tr>
<td>00:15</td>
<td>Vefa Sultan</td>
</tr>
<tr>
<td>01:20</td>
<td>Rüya Makamı | Türk Sineması</td>
</tr>
<tr>
<td>02:20</td>
<td>Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması (Tekrar)</td>
</tr>
<tr>
<td>04:20</td>
<td>Sahur Bereketi</td>
</tr>
<tr>
<td>05:50</td>
<td>Kur'an-ı Kerim Hatm-i Şerif</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>TV8 YAYIN AKIŞI</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Saat</th>
<th>Program</th>
</tr>
<tr>
<td>20:00</td>
<td>Survivor Ünlüler - Gönüllüler 2026 (Yeni Bölüm)</td>
</tr>
<tr>
<td>00:15</td>
<td>Survivor Ekstra (Canlı)</td>
</tr>
<tr>
<td>01:30</td>
<td>Caner Taslaman ile Aklımdaki Sorular Ramazan (Yeni Bölüm)</td>
</tr>
<tr>
<td>02:45</td>
<td>Gazete Magazin</td>
</tr>
<tr>
<td>04:00</td>
<td>Gençlik Rüzgarı</td>
</tr>
<tr>
<td>04:45</td>
<td>Caner Taslaman ile Aklımdaki Sorular Ramazan</td>
</tr>
</tbody>
</table>

<h3>Bu akşam hangi diziler var?</h3>
<p>14 Mart 2026 Cumartesi akşamı TRT 1’de Gönül Dağı, Kanal D’de Güller ve Günahlar, ATV’de A.B.İ. dizileri ekranlarda yer alıyor.</p>
<h3>Bugün hangi diziler var Cumartesi?</h3>
<p>Cumartesi akşamı televizyon kanallarında Gönül Dağı, Güller ve Günahlar ve A.B.İ. gibi yapımlar izleyiciyle buluşuyor.</p>
<h3>Bugün hangi diziler var yeni bölüm?</h3>
<p>Güller ve Günahlar yeni bölümüyle Kanal D ekranlarında yayınlanırken, Güldür Güldür Show Show TV’de yeni bölümüyle ekrana geliyor.</p>
<h3>TV’de bugün hangi diziler var?</h3>
<p>TRT 1, Kanal D, ATV ve Star TV gibi kanallarda hem yeni bölümler hem de tekrar diziler izleyicilerle buluşuyor.</p>
<p>14 Mart 2026 Cumartesi akşamı televizyon ekranlarında dizilerden yarışmalara, filmlerden sahur programlarına kadar birçok içerik izleyiciyle buluşuyor. <strong>Bu akşamki diziler</strong> arasında özellikle Gönül Dağı ve Güller ve Günahlar öne çıkarken, Survivor yarışması da izleyicilerin dikkatini çekiyor. Detaylı <strong>TV yayın akışı</strong> sayesinde izlemek istediğiniz programları kolayca takip edebilirsiniz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Ölümü intihar değil cinayet" demişti: Ayşegül Eraslan'ın arkadaşı gözaltına alındı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/olumu-intihar-degil-cinayet-demisti-aysegul-eraslan-in-arkadasi-gozaltina-alindi-699584</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/olumu-intihar-degil-cinayet-olabilir-demisti-aysegul-eraslan-in-arkadasi-gozaltina-alindi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/olumu-intihar-degil-cinayet-demisti-aysegul-eraslan-in-arkadasi-gozaltina-alindi-699584</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Moda tasarımcısı ve sosyal medya fenomeni Ayşegül Eraslan’ın ölümüne ilişkin sosyal medyada yaptığı “cinayet” iddiası sonrası arkadaşı Semih Palancı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>“İşte Benim Stilim” adlı televizyon programıyla tanınan moda tasarımcısı ve sosyal medya fenomeni Ayşegül Eraslan’ın ölümüne ilişkin tartışmalar sürüyor. Dün gece sosyal medya hesabından paylaşılan bir notun ardından yaşamını yitirdiği belirtilen Eraslan’ın arkadaşı Semih Palancı, yaptığı açıklamalar nedeniyle, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla gözaltına alındı.</p>

<p>Palancı, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Eraslan’ın ölümünün intihar değil cinayet olduğunu öne sürmüş ve intihar notundaki el yazısının Eraslan’a ait olmadığını iddia etmişti.</p>
<p><em><strong>Palancı açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:</strong></em></p>
<p><em>"Değerli arkadaşım Ayşegül Eraslan evinde ölü bulundu. Gece yapmış olduğu paylaşımdaki kendisine ait olmayan el yazısını şüpheli bulduk. Bunun doğrultusunda polise bilgi verdik. Otopsi raporunu bekledik. Otopsi raporunda şu çıktı: Bilekleri kesilerek boğazı sıkılarak asılmış. Böyle gösterilip cinayete kurban gitti arkadaşımız. Kadın cinayetlerine dur deyin artık."</em></p>
<p><em>"Şunu açıkça ifade etmek istiyoruz, Ayşegül intihar etmemiştir. Ayşegül bir kadın cinayetinin kurbanı olmuştur. Bu olayın üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkacak ve sorumlular er ya da geç adalet önünde hesap verecektir. Ayşegül için tüm kadınlar için adalet istiyoruz. Fail ya da failler en kısa sürede bulunmalı ve hak ettikleri cezayı almalıdır."</em></p>
<h2>AYŞEGÜL ERASLAN’IN ÖLÜMÜ</h2>
<p>Moda tasarımcısı ve sosyal medya fenomeni <strong>Ayşegül Eraslan (27)</strong>, İstanbul Kağıthane’de yaşadığı evde ölü bulunmuştu. Eraslan’dan haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine eve giren polis ve sağlık ekipleri, genç kadının hayatını kaybettiğini belirledi.</p>
<p>Eraslan’ın ölümünden kısa süre önce sosyal medya hesabından veda niteliğinde olduğu değerlendirilen bazı notlar paylaştığı ortaya çıkmıştı. İlk değerlendirmelerde olayın <strong>intihar şüphesiyle</strong> ele alındığı belirtilirken, Eraslan’ın cenazesi otopsi işlemleri için <strong>Adli Tıp Kurumu morguna</strong> kaldırılmıştı.</p>
<p>Olayın ardından Eraslan’ın bazı yakınları ise sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarla ölümün <strong>cinayet olabileceğini</strong> öne sürmüş ve soruşturmanın bu ihtimal üzerinden de yürütülmesi gerektiğini savunmuştu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gaziantep'te halı fabrikasında iş cinayeti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/gaziantep-te-hali-fabrikasinda-is-cinayeti-699580</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/gaziantep-te-hali-fabrikasinda-is-cinayeti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/gaziantep-te-hali-fabrikasinda-is-cinayeti-699580</guid><category>Çalışma Yaşamı</category><description><![CDATA[Gaziantep'te geçen hafta 4. OSB'de bulunan bir halı fabrikasında yüksekten düşerek yaralanan Bünyamin Beşe isimli işçi, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'te yüksekten düşen işçi, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.</p>
<p>Bünyamin Beşe isimli işçi, geçen hafta 4. Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir halı fabrikasında yüksekten düşme sonucu yaralandı.</p>
<p>Beşe, Şehitkamil Devlet Hastanesi'ndeki müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Beşe'nin cenazesi, Adli Tıp Kurumundaki işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Salih Müslim’in cenazesine katılacak siyasetçiler Rojava’ya geçti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/salih-muslimin-cenazesine-katilacak-siyasetciler-rojavaya-gecti-699581</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/salih-muslimin-cenazesine-katilacak-siyasetciler-rojavaya-gecti.webp"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/salih-muslimin-cenazesine-katilacak-siyasetciler-rojavaya-gecti-699581</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Hayatını kaybeden PYD yöneticisi Salih Müslim'in cenazesine katılacak DEM Partili siyasetçiler, Urfa üzerinden Rojava'ya geçti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'deki Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden ve PYD'nin eski Eş Genel Başkanı Salih Müslim'in cenazesine Türkiye'den katılan siyasetçiler, Rojava'ya geçti.</p>
<p>Rûdaw'ın aktardığına göre törene katılacak Kürt siyasetçiler, Urfa'da bulunan Akçakale Sınır Kapısı'ndan Tel Abyad'a geçti.</p>

<p>Müslim'in cenaze törenine DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Dış İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ebru Günay, Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'in yanı sıra Sebahat Tuncel ve Leyla Zana da katılacak.</p>
<p>Öte yandan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi de bugün Kobani'ye geldi. </p>
<p>Salih Müslim'in cenazesi yarın Kobani'de defnedilecek.</p>
<p>75 yaşındaki Salih Müslim, böbrek yetmezliği nedeniyle Erbil'de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/pyd-yoneticisi-salih-muslim-yasamini-yitirdi-698944' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-haber/2026/03/11/pyd-yoneticisi-salih-muslim-yasamini-yitirdi.webp' alt='PYD yöneticisi Salih Müslim yaşamını yitirdi'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/pyd-yoneticisi-salih-muslim-yasamini-yitirdi-698944'>PYD yöneticisi Salih Müslim yaşamını yitirdi</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Devlet Bahçeli'den İlber Ortaylı için taziye mesajı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/devlet-bahceli-den-ilber-ortayli-icin-taziye-mesaji-699579</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/devlet-bahceli-den-ilber-ortayli-icin-taziye-mesaji-1.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/devlet-bahceli-den-ilber-ortayli-icin-taziye-mesaji-699579</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[MHP lideri Devlet Bahçeli geçtiğimiz gün hayatını kaybeden tarihçi İlber Ortaylı için taziye mesajı yayınladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>MHP lideri Devlet Bahçeli, geçirmiş olduğu rahatsızlık sonucunda dün yaşamını kaybeden tarihçi İlber Ortaylı için bir taziye mesajı yayınladı. </p>

<p>78 yaşında hayatını kaybeden Ortaylı'yı Türk düşünce hayatının münevver simalarından biri olarak tanımlayan Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: </p>
<blockquote>
<p><br>Türk milletinin yetiştirdiği muhterem ve müstesna ilim insanı, kalemiyle ve kelamıyla tarih şuurunun oluşmasında ve olgunlaşmasında muazzam hizmetleri bulunan Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocamızı kaybetmenin hüznünü yaşıyoruz. </p>
<p>Merhum Ortaylı Türk düşünce hayatının mütefekkir ve münevver simalarından birisiydi. Türk tarihinin derinliklerine nüfuz etmeyi başarmış, aynı zamanda bunu anlaşılabilir dil ve üslup maharetiyle anlatmayı, tanıtmayı ve takdim etmeyi muhtevalı müktesebat hüneriyle ikmal ve ifa etmiş bir değerli şahsiyetti.</p>
<p>Alimin ölümü alemin ölümü diye tanımlansa da; bu tarih alimimiz eserleriyle, sözleriyle, öğütleriyle ve öngörüleriyle maşeri vicdanda her zaman yaşayacak ve yaşatılacaktır.</p>
<p>Merhum Prof. Dr. İlber Ortaylı Hocamıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Kederli ailesine, Türk akademik hayatına, elbette aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.</p>
<p>Mekânı cennet, ruhu şâd olsun diyorum.</p>
</blockquote>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sahne fonu sanat eserine dönüştü]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu-699578</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu-699578</guid><category>Kültür Sanat</category><description><![CDATA[Belle and Sebastian’ın 2011 turnesinde sahne fonu olarak kullanılan altın kadife perde, Glasgow yakınlarındaki bir sergide sanat eserine dönüştü. “Love Me” sergisinde perde parçaları 13 sanatçı tarafından tasarım çantalara çevrilirken, proje tüketim kültürü ile sürdürülebilirlik arasındaki gerilimi de tartışmaya açıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Ömür Şahin KEYİF</strong><span style="font-size: 12pt;"><span style="font-size: 14pt;">/Glasgow</span></span><strong><span style="font-size: 12pt;"> </span></strong></span></p>
<p>İskoç indie-pop grubu Belle and Sebastian’ın yaklaşık 15 yıl önceki turnelerinde kullandıkları sahne fon perdesi sanat eserine dönüştü. Glasgow yakınlarındaki Beautiful Materials (Güzel Malzemeler) Galeri’de açılan ‘Love Me’ (Sev beni) isimli sergi kapsamında, altın rengi kadife perde, 13 sanatçı tarafından ‘yeniden değerlendirilerek’ tasarım çantalara dönüştürüldü. Serginin açılışına grup üyelerinden Stevie Jackson da katıldı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu-4.jpg" alt=""></p>
<p>Perde, Belle and Sebastian grubunun 2011 tarihli Write About Love turnesi için hazırlanmış ve dünya genelinde 22 konserde sahne fonu olarak kullanılmıştı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu.jpg" alt=""></p>
<p><strong>Küratör ve sanatçı Nicola Atkinson, perdeden geri kalan parçayı gösteriyor.</strong></p>

<p>Sanatçı ve küratör Nicola Atkinson, yedi sene önce kendisine grup üyelerince hediye edilen perdenin, seyircinin “neşeli enerjisini” taşıdığını ve bugün işlevsel nesnelere dönüştürüldüğünde “yalnızca eşyaları değil, aynı zamanda müziği, anıları ve sevgiyi” de temsil ettiğini düşünüyor. </p>
<p>14 Şubat Sevgililer Günü ve Anneler Günü'nü (Mothering Sunday-Birleşik Krallık’ta her yıl Paskalya’dan üç hafta önceki Pazar günü) kapsayan bir dönemde izleyicinin karşısına çıkan sergide çanta tasarımına odaklanıldı. Sevgiyi ifade etme yollarıyla tüketimin iç içeliğine dikkat çekmeyi hedefleyen Atkinson’un sorusu şu: “Güzel şeylere duyduğumuz sevgi ile eşyalarımızı akılcı ve sürdürülebilir bir şekilde taşıma ihtiyacı arasında nasıl bir denge kurabiliriz?”</p>
<p>Sergide, tarihsel olarak lüks ve ihtişamla yan yana anılan bu altın rengi kadife materyalin ‘yeniden değerlendirilmesi’ üzerinden ise bir karşıtlık ve derinlik elde edilmiş.</p>
<p>Bugüne kadar Birleşik Krallık’ın yanı sıra ABD ve İsveç’te de kamusal sanat eserleri veren Atkinson, malzeme, kullanım alanı, sahiplik ve sürdürülebilirlik üzerine düşünmeye mesai harcayan bir sanatçı. Ona göre, eserin izleyiciyle buluştuğu anın kendisi de eserin özüne dahil. Bu karşılaşmayı toplumsal bağlamında ve kapitalist ekonomik ilişkileri göz ardı etmeden ele alıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu-1.jpg" alt="">Sev Beni sergisinde de meseleyi alışveriş poşetinin tarihsel gelişiminden başlayarak ele alıyor Atkinson: 1870’te ABD’li mucit Margaret E. Knight, kese kağıdı üretimini otomatikleştiren makineyi geliştirerek ambalaj dünyasında bir devrim yarattı. 1962’de ise İsveçli mühendis Sten Gustaf Thulin, plastik alışveriş poşetini icat etti. Bugün çoğu zaman çevre için büyük bir tehdit olarak görülse de, tasarımın amacı yeniden kullanımı teşvik etmek ve ağaçların kesilmesini azaltmaktı. 2000'li yıllara gelindiğinde omzumuzdaki organik pamuk bez çanta sürdürülebilirliğin sembolü hâline geldi. Ancak Atkinson’un dikkat çektiği gerçek ilginç: Bez çantanın çevresel etkisini çıkarabilmesi için yaklaşık 54 yıl boyunca her gün kullanılması gerekiyor.</p>
<p>Tüketim ve sürdürülebilirlik arasındaki bu ikilemi ele alan sergi, çözüm olarak 2. Dünya Savaşı döneminin “make do and mend” (elde olanı onararak kullanma) yaklaşımından ilham alıyor.</p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu-2.JPG" alt=""></strong></p>
<p><strong>Sanatçılar Alex Allan, Alison Templeton, Caron McKenna, Despoina Isaia, Eilidh Weir, Joanna Rucklidge, Rosie Cunningham, Sadie Smith, Spencer Dent ve Lorna &amp; Madeleine Swinney, kendi sanat pratiklerinin kılavuzluğunda hazırladıkları tasarımlarda ‘yeniden değerlendirilen’ malzemeler kullanmış. Sergide küratör Atkinson’un yaptığı 34 çanta tasarımı da yer alıyor. </strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu.jpeg" alt=""></p>
<p>Galeride ayrıca sahne perdesinin en ince detaylarını, dokusunu ve kıvrımlarını gösteren yakın plan fotoğraflar da sergileniyor. ‘Intimate details’ (Yakın plan detaylar) başlıklı toplam 22 fotoğraf, yumuşak kadife yüzeylere basılarak, asıl malzeme taklit edilmiş, üzerlerinde cam kullanılmayarak, yakınlık hissi pekiştirilmiş. </p>
<p>Love Me (Sev Beni) 11 Nisan’a kadar Glasgow yakınlarındaki Beautiful Materials isimli galeride izleyiciyle buluşuyor. </p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/sahne-fonu-sanat-eserine-donustu-3.jpg" alt=""></strong></p>
<p><strong>Sergide yer alan fotoğrafların biri Belle and Sebastian grup üyelerince imzalanmış.</strong>  </p>
<p>Belle and Sebastian grubu şu sıralar 30’uncu yıl dönümlerini kutladıkları bir dünya turnesinde. Grup, Eylül ayına kadar sürecek turne kapsamında dört kıtada hayranlarıyla buluşacak. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özlem Çerçioğlu, CHP'li Bülent Tezcan hakkında suç duyurusunda bulunacak]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ozlem-cercioglu-chp-li-bulent-tezcan-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunacak-699577</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ozlem-cercioglu-chp-li-bulent-tezcan-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunacak.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ozlem-cercioglu-chp-li-bulent-tezcan-hakkinda-suc-duyurusunda-bulunacak-699577</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasına ilişkin açıklamaları nedeniyle CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan hakkında suç duyurusunda bulunacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in de aralarında bulunduğu 6 kişinin “rüşvet” ve “irtikap” suçlamaları kapsamında gözaltına alınmasının ardından yaşanan tartışma büyüdü.</p>

<p>Cumhuriyet’te yer alan habere göre geçtiğimiz aylarda  CHP'den AKP'ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Ömer Günel'in tutuklanmasına ilişkin konuşurken kendisi hakkında açıklamalarda bulunan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan hakkında suç duyurusunda bulunma kararı aldı.</p>
<h2>"ÇERÇİOĞLU'NUN TRANSFER BEDELLERİNDEN BİRİSİ"</h2>
<p>Tezcan, Günel’in gözaltına alınmasına tepki gösterdiği açıklamada, soruşturmanın siyasi olduğunu ifade etmiş ve Çerçioğlu’nu eleştirmişti. Tezcan, soruşturmanın Çerçioğlu’nun AKP’ye geçmesiyle bağlantılı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullanmıştı: </p>
<blockquote>
<p>Sayın Ömer Günel Kuşadası Belediye Başkanı. Kuşadası'nın sevdiği, Türkiye'de başarılı belediye başkanlarımızın içerisinde olan, bütün Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları gibi. Aynı zamanda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanvekili ve biliyoruz ki Ömer Günel'e yapılan bu kumpas soruşturması, bir süre önce topuklayarak AK Parti'ye kaçan, giden Çerçioğlu'nun transfer bedeli. </p>
<p>Anlaşılan o ki AK Parti'ye topuklayan Çerçioğlu'nun transfer bedellerinden birisi de Ömer Günel'in kellesini almakmış. Bunun planı ve hesabı bugün burada görülüyor."</p>
</blockquote>
<h2>ÇERÇİOĞLU'NDAN SUÇ DUYURUSU</h2>
<p>Bu açıklamaların ardından Çerçioğlu’nun avukatı Eylül Tanrıverdi yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada Tezcan’ın ifadelerinin “gerçeklikten uzak ve iftira niteliğinde” olduğu savunularak konuya ilişkin hukuki sürecin başlatılacağı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, “CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın müvekkilim Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hakkında yapmış olduğu gerçeklikten uzak, iftira içerikli ifadelerine ilişkin olarak görevli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulacaktır” denildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[35 kişi ölmüştü: Ezgi Apartmanı davasının firari sanığı yakalandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/35-kisi-olmustu-ezgi-apartmani-davasinin-firari-sanigi-yakalandi-699576</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/35-kisi-olmustu-ezgi-apartmani-davasinin-firari-sanigi-yakalandi-2.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/35-kisi-olmustu-ezgi-apartmani-davasinin-firari-sanigi-yakalandi-699576</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'na ilişkin açılan davada 876 yıl hapis istemiyle yargılanan ve firari durumda olan Ertan Danacı'nın yakalandığı açıklandı. Danacı Haziran 2025'te tahliye edilmişti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'na ilişkin açılan davada firari durumda olan Ertan Danacı'nın yakalandığını duyurdu. </p>
<p>Açıklamada Danacı'nın dün Muğla'da yakalandığı aktarıldı. </p>

<h2>876 YILLA YARGILANIYOR</h2>
<p>Açıklamada şunlar denildi: </p>
<p>"6 Şubat 2023 tarihinde ilimiz merkezli meydana gelen depremde Ezgi Apartmanında 35 kişinin hayatını kaybettiği, Ezgi Apartmanının altında bulunan Kervan Pastanesi'nin iç mimarı olan Ertan Danacı’nın 700 Yıl 4 aydan 876 Yıl 6 aya kadar hapis istemi ile yargılandığı davada 8 aydır firari durumda olduğu, şahsın Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğümüzce yürütülen uzun ve titiz çalışmalar neticesinde Muğla ili Ortaca ilçesinde saklandığı adreste tespit edilmiştir.</p>
<p>İl Emniyet Müdürlüğümüzce oluşturulan iki özel ekibin titiz çalışmaları sonucunda şahıs saklandığı Muğla ili Ortaca ilçesinde 13/03/2026 günü saat 17.30 sıralarında gerçekleştirilen operasyonla yakalanmıştır. Şüpheli şahıs ilimize getirilerek 14/03/2026 günü adli mercilere sevk edilmiş, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Türkoğlu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na teslim edilmiştir."</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Emniyet duyurdu: 35 kişinin öldüğü Ezgi Apartmanı'na ilişkin davanın 876 yılla yargılanan firari sanığı yakalandı<a href="https://t.co/khY720T9tx">https://t.co/khY720T9tx</a> <a href="https://t.co/zdWkfrFDCU">pic.twitter.com/zdWkfrFDCU</a></p>
— BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) <a href="https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/2032808215679799520?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote>
<h2>TAHLİYE EDİLMİŞTİ</h2>
<p>Danacı davanın 23 Haziran 2025’teki duruşmasında tahliye edilmişti. Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Danacı hakkında yurtdışı çıkış yasağı ve her Çarşamba günü karakolda imza atma şartı getirmişti.</p>
<p>7 Temmuz’da ise Danacı hakkında yeniden tutuklama kararı verilmiş ve yakalama kararı çıkarılmıştı.</p>
<h2>7’Sİ KAMU GÖREVLİSİ 11 SANIK YARGILANIYOR</h2>
<p>Zemin katındaki pastanede kolon kesildiği tespit edilen Ezgi Apartmanı’nın depremde yıkılmasıyla ilgili Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada 7’si kamu görevlisi 11 sanık yargılanıyor. 'Olası kastla kasten öldürme ve yaralama' suçundan 876'şar yıl 6'şar aya kadar hapisle yargılanan tutuklular pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu (60), Mustafa Pekel (50), iç mekan tasarımcısı Ertan Danacı ile 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapsi istenen tutuksuz fenni mesul Mehmet Tekin (62), 'Taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma suçundan 15'er yıla kadar hapis istemiyle yargılanan dönemin tutuksuz Kahramanmaraş Belediyesi görevlileri olan eski İmar İşleri Müdürü Fahri Yiğitoğlu (48), mimar Veli Çiftaslan (72), mimar Mehmet Dişçeken (58), Onikişubat Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü vekili Sait Avşar (39), inşaat mühendisi Ali Gemci (48), inşaat teknikeri Mehmet Akif Canlı (32) ile makine mühendisi Mustafa Şirikçi’nin (41) yargılanmalarına 24 Nisan’da görülecek 10’uncu duruşmayla devam edilecek. </p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Emekli yurttaş iktidara seslendi: "Milletvekili 92 bin liralık çanta taşıyor, ben vitamin hapı alamıyorum"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/emekli-yurttas-iktidara-seslendi-milletvekili-92-bin-liralik-canta-tasiyor-ben-vitamin-hapi-alamiyorum-699575</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/emekli-yurttas-iktidara-seslendi-milletvekili-92-bin-liralik-canta-tasiyor-ben-vitamin-hapi-alamiyorum.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/emekli-yurttas-iktidara-seslendi-milletvekili-92-bin-liralik-canta-tasiyor-ben-vitamin-hapi-alamiyorum-699575</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CHP'nin Uşak'taki mitingine katılan bir emekli yurttaş şöyle seslendi: "Bir milletvekili 92 bin liralık çanta taşıyor, 92 bin lira. Ben gözlerimden yeni muayene oldum. İki gözümde de sarı nokta var. Vitaminsizlikten, o vitamin hapını alamıyorum."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP'nin Uşak'taki "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katılan bir yurttaş, iktidara tepki gösterdi.</p>
<p>Memur emeklisi olduğunu belirten Necdet Gökkaya isimli yurttaş, “Bir milletvekili 92 bin liralık çanta taşıyor. Ben vitamin hapını alamıyorum diye dedi.</p>

<h2>"27 SENE ÇALIŞTIM"</h2>
<p>Lise mezunu olduğunu ve emekli olalı 28 sene olduğunu dile getiren Necdet Gökkaya isimli bir yurttaş, "Ben memurken bizim memur maaşlarımızı kendimiz biliyorduk, hesaplıyorduk, bordroda. Onu kaldırmış, o sistemi kaldırmış. 2008'de torba yasanın içine koymuş. Şimdi asgari ücret altında maaş alıyorum ben. Lise mezunuyum. 27 sene çalıştım devlette. Memur emeklisiyim. Asgari ücret 28 bin 75 lira. Ben alıyorum 24 bin 200 lira. Net. Beş tane maaş alan var. Milletvekillerinden veya bürokratlarından. Bir insan günde sekiz saat çalışıyor. Ama bir kişi aynı günde beş tane iş yapabilir mi? Beş parça mı bölünecek o beş tane maaş alan kişiler? Soruyorum sana. Şimdi ben beş maaş alıyorum değil mi, misal, bir saatte ben her sene bölüneceğim mi" ifadelerini kullandı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Emekli yurttaş iktidara seslendi: "Milletvekili 92 bin liralık çanta taşıyor, ben vitamin hapı alamıyorum"<a href="https://t.co/RPAoLw8948">https://t.co/RPAoLw8948</a> <a href="https://t.co/edT5WtAyKS">pic.twitter.com/edT5WtAyKS</a></p>
— BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) <a href="https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/2032802378844459246?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote>
<h2>"MİLLETVEKİLİ 92 BİN LİRALIK ÇANTA TAŞIYOR"</h2>
<p>Gökkaya, "Bir milletvekili 92 bin liralık çanta taşıyor, 92 bin lira. Ben gözlerimden yeni muayene oldum. İki gözümde de sarı nokta var. Vitaminsizlikten, o vitamin hapını alamıyorum. Tek başıma duruyorum, yalnızım, evim kira" dedi.</p>
<p>Geçen yıl kiraz alamadığını, kilosunun 600 lira olduğunu söyleyen Gökkaya, "Vişne alamadım, 300 lira. Kavun alamadım ama karpuz aldım. Beslenemiyorum. Ceviz alma imkanı yok. Hurma alma imkanı yok. Peynir alma imkanı yok. Ancak domates, biber, salatalık bunlarla abur cuburlarla. Ben fasulye alamıyorum marketlerden fasulye, nohut alamıyorum. Protein asla yok. Bak gözlerimde iki tane sarı nokta var" şeklinde konuştu. </p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[4,5 milyar TL'lik bahis operasyonu: 24 kişi tutuklandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/4-5-milyar-tl-lik-bahis-operasyonu-24-kisi-tutuklandi-699574</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/4-5-milyar-tl-lik-bahis-operasyonu-24-kisi-tutuklandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/4-5-milyar-tl-lik-bahis-operasyonu-24-kisi-tutuklandi-699574</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Jandarma Genel Komutanlığı , MASAK ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adana merkezli 6 ilde düzenlenen yasadışı bahis operasyonlarında 4,5 milyar TL'lik işlem hacmi bulunan 28 şüphelinin yakalandığı bildirildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı, Adana merkezli 6 ilde yasa dışı bahis suçuna yönelik jandarma tarafından düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 4,5 milyar TL işlem hacmi bulunan 28 şüphelinin yakalandığını, 24'ünün tutuklandığını açıkladı.</p>

<p>Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Adana merkezli 6 ilde yasa dışı bahis suçuna yönelik jandarma tarafından düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 4,5 milyar TL işlem hacmi bulunan 28 şüpheli yakalandı.</p>
<h2>24 TUTUKLAMA, 4 ADLİ KONTROL</h2>
<p>Şüphelilerin 24'ü tutuklandı, 4'ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Şüphelilere ait 2 bin 251 banka, 13 kripto varlık ve 34 farklı elektronik para ödeme hizmetleri kuruluşu hesabına el konuldu.</p>
<p>Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Adana İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan çalışma sonucu şüphelilerin; internet siteleri üzerinden yasa dışı bahis oynattıkları ve yasa dışı para transferlerine aracılık ettikleri, sanal medya platformlarında yasa dışı bahis reklamı yaparak haksız kazanç sağladıkları, yasa dışı bahis sitelerine kullanıcı yönlendirmesi yaparak vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Barış Boyun davası: Tahliye edilen 11 sanık hakkında yakalama kararı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/baris-boyun-davasi-tahliye-edilen-11-sanik-hakkinda-yakalama-karari-699571</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/baris-boyun-davasi-tahliye-edilen-11-sanik-hakkinda-yakalama-karari.webp"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/baris-boyun-davasi-tahliye-edilen-11-sanik-hakkinda-yakalama-karari-699571</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Barış Boyun suç örgütüne yönelik davada, daha önce tahliye edilen 11 sanık hakkında yakalama kararı çıkarıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Elebaşılığını Barış Boyun'un yaptığı suç örgütüne yönelik 168'i tutuklu 304 sanığın yargılandığı davada, mahkeme heyetinin tahliyelerine karar verdiği 33 sanıktan Barış Boyun'un eşi Ece Boyun'un da aralarında bulunduğu 11'i hakkında savcılığın itirazı üzerine yakalama kararı çıkarıldı.</p>
<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen davanın son duruşmasında, sanık savunmaları ve avukat beyanlarının ardından ara karar açıklandı.</p>
<p>Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Erol Dalkıç, Görkem Uncu, Yasin Arabul, Yeşim Aydın, Oğuz Can Öztaş, Adem Doğan, Burak Oktay, Muhammed Batuhan Coşkun, Serhat Aygöl, Abdurrahman Kofalak, Fatih Mehmetoğlu, Burak Doğan, Ahmet Göncü, Celal Ağgöz, Sedat Ağgöz, Emirhan İncebayraktar, Özgür Kılıç, Şahin Mert Bingüllü, Yusuf Yakut, Mazlum Aşgenaz, Muhammed Aşgenaz, Mustafa Albayrak, Yiğit Sevgen, Mert Besler, Abdurrahman Çamuroğlu, Sinan Şimşek, Serdar Yıldırım, Gürkan Baltaş, Fırat Elmas, Mahsum Kaptan, Muhammed Furkan Culum, Ece Boyun ve Mehmet Aktaş'ın tahliyesine karar verdi.</p>

<p>Duruşma savcısı Abdullah Gül, bu 33 sanıktan Barış Boyun'un eşi Ece Boyun, Erol Dalkıç, Görkem Uncu, Yeşim Akkoyun, Burak Oktay, Emirhan İncebayraktar, Özgür Kılıç, Şahin Mert Bingüllü, Yusuf Yakut, Mert Besler ve Abdurrahman Çamuroğlu'nun tahliyesine itiraz etti.</p>
<p>Savcılığın talebini değerlendiren mahkeme, üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, tutuklu kaldıkları süre, kaçma ve delil karartma ihtimallerini dikkate alarak tahliye edilen 11 sanık hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine hükmetti.</p>
<h2>İDDİANAMEDEN</h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1121 sayfalık iddianamede, 165 kişi "müşteki", 304 kişi ise "şüpheli" olarak yer alırken sanıkların müştekilere yönelik 129 eylemi aktarılıyor.</p>
<p>Barış Boyun'un İtalya'da karıştığı suçlara ilişkin Mayıs 2024'ten beri örgütün yöneticileri Bayram Demir, Tolga Gültepe ve Oğuzhan Duyku'yla birlikte bu ülkede tutuklu olduğuna dikkati çekilen iddianamede, Boyun'un cezaevinden örgüte talimat vermeye devam ettiği vurgulanıyor.</p>
<p>İddianamede, suç örgütünün amacının belirsiz sayıda kişiden haksız menfaat sağlamak olduğu, Türkiye'nin en büyük suç örgütü olmak amacıyla karşılarında duran ve faaliyet gösterdikleri alanda yer alan kişi ve gruplara silahlı saldırılarda bulunarak öldürdükleri veya kendi saflarına çektikleri yönünde tespitlere yer veriliyor.</p>
<p>Barış Boyun'un örgütün finans kaynaklarından silah ticaretinin başına ağabeyi Zafer Boyun'u getirdiği belirtilen iddianamede, Zafer Boyun'un yanında bulunan örgüt üyeleriyle başta Beyoğlu bölgesi olmak üzere İstanbul genelinde silah ve mühimmat ticareti yaptığı, bu faaliyetlerinin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığı ifade ediliyor.</p>
<p>Türkiye'de örgütün uyuşturucu trafiğini Bahadır Akdağ ve Tolga Gültepe'nin yönettiğinin altı çizilen iddianamede örgütün, karşısında duran, kendileriyle rekabet eden veya uyuşturucu madde ticareti nedeniyle aralarında alacak verecek meselesi gelişen diğer suç örgütlerine karşı husumet besledikleri ve eylem yapmaktan çekinmediklerine işaret ediliyor.</p>
<p>İddianamede, Barış Boyun'un, Avrupa'da birlikte uyuşturucu ticareti yaptığı Sırp suç örgütü Kavac'ın uyuşturucu pazarında rekabet içerisinde bulunduğu Sırp suç örgütü Skaljari'nin elebaşı Jovan Vukotic'in öldürülmesini Kavac örgütünden taşeron olarak aldığı, 8 Eylül 2022'de Vukotic'in Barış Boyun suç örgütü tarafından öldürüldüğü kaydediliyor.</p>
<p>Örgütün üyelerini 15-20'li yaşlarındaki gençlerden seçtiğine dikkat çekilen iddianamede, bu gençlerin bilgisayar oyunlarıyla yetiştikleri, sokak suç şebekelerini anlatan internet tabanlı dizilerden etkilendikleri ve bu dizilerden kendilerine rol model seçtikleri vurgulanıyor.</p>
<p>Suç örgütü elebaşıları ve yöneticilerinin sosyal medya programlarından paylaştıkları video ile fotoğraflardan meydan okuma ve intikam yeminleri yaptıkları, böylece gençleri etkilemeye çalıştıkları aktarılan iddianamede, sanıklardan Barış Boyun'un "örgüt elebaşı", Taha Kutay Karasoy, Tolga Gültepe, Bayram Demir, Efe Kantık, Gurur Işınçelik, Mehmet Recep Demir, Mert Gültepe, Mirhan Aygün, Batuhan Karaca ve Oğuzhan Duyku'nun "örgüt yöneticisi" olarak yer aldığı, bu sanıkların, tüm sanıkların işlediği suçlardan sorumlu olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>İddianamede, bu sanıkların "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "silahlı suç örgütüne üye olma", "tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs", "hakaret", "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme", "resmi belgede sahtecilik", "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma", "silahla yaralamaya teşebbüs", "nitelikli yağma", "nitelikli yağmaya teşebbüs", "nitelikli yağmaya teşebbüse azmettirme", "nitelikli silahla tehdit", "mala zarar verme" ve "mala zarar vermeye azmettirme" suçlarından 613 yıldan 2 bin 967 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.</p>
<p>Diğer sanıklar hakkında da benzer suçlardan değişen oranlarda hapis cezası isteniyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Selçuk İnan, son dakikalarda gelen penaltı kararı sonrası Kocaelispor yedek kulübesini sahadan çekti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/selcuk-inan-son-dakikalarda-gelen-penalti-karari-sonrasi-kocaelispor-yedek-kulubesini-sahadan-cekti-699572</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/selcuk-inan-son-dakikalarda-gelen-penalti-karari-sonrasi-kocaelispor-yedek-kulubesini-sahadan-cekti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/selcuk-inan-son-dakikalarda-gelen-penalti-karari-sonrasi-kocaelispor-yedek-kulubesini-sahadan-cekti-699572</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, 90+1'de Konyaspor lehine verilen penaltı sonrası yedek kulübesini soyunma odasına gönderdi. Maçı Konyaspor 2-1 kazandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig'in 26'ncı haftasında Kocaelispor evinde Konyaspor'u konuk etti. Karşılaşmadan Konya 2-1 galip ayrılırken maçın son anları büyük gerilime sahne oldu.</p>

<p>Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, 90+1'de Konyaspor lehine verilen penaltı sonrası kulübedeki tüm oyuncuları soyunma odasına gönderdi.</p>
<h2>KONYA GERİDEN GELDİ</h2>
<p>Deplasman ekibi 1-0 geriden gelerek 2-1 kazandı. İlk yarısı golsüz eşitlikle tamamlanan mücadelede Kocaelispor'un golünü 59. Serdar Dursun kaydetti. </p>
<p>Konyaspor'da Blaz Kramer, 86. dakikada skoru 1-1'e getiren golü attı. Dakikalar 90+3'ü gösterdiğinde ise Konyaspor penaltı kazandı. Penaltıda topun başına Jackson Muleka topu ağlara gönderdi.</p>
<h2>"BİZİM MAÇLARA VERMESİNLER"</h2>
<p>Maç sonu açıklamalarda bulunan Selçuk İnan şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu hakemi sevmiyorum, o da benden nefret ediyor. Sonuçta insanız, ben de nefret ediyorum bu hakemden. TFF’den rica ediyorum; bu hakemi bizim maçlarımıza vermesinler. Bu hakemin olduğu maçlarda ben saha kenarında olmak istemiyorum."</p>
<p>Takım için büyük emek verdiklerini belirten İnan, Kocaelispor’un haklarının korunması gerektiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz, hayallerimiz var. Bu takım ile, Kocaelispor ile büyük hedeflerimiz var. Burası çok büyük bir camia. Kimsenin hakkının yenmesine izin vermem. Ayıp, yazık, günah.”</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">📌 Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, son dakikalarda TÜMOSAN Konyaspor lehine verilen penaltı kararının ardından yedek kulübesini soyunma odasına gönderdi.<a href="https://twitter.com/hashtag/beINSPORTS?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#beINSPORTS</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/KOCvKNY?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#KOCvKNY</a> <a href="https://t.co/hGezZ8wYDt">pic.twitter.com/hGezZ8wYDt</a></p>
— beIN SPORTS Türkiye (@beINSPORTS_TR) <a href="https://twitter.com/beINSPORTS_TR/status/2032798348579655856?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CENTCOM duyurdu: İran'da petrolün merkezi olan Hark Adası'nda 90'dan fazla hedef vuruldu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/centcom-duyurdu-iran-da-petrolun-merkezi-olan-hark-adasi-nda-90-dan-fazla-hedef-vuruldu-699570</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/centcom-duyurdu-iran-da-petrolun-merkezi-olan-hark-ada-sinda-90-dan-fazla-hedef-vuruldu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/centcom-duyurdu-iran-da-petrolun-merkezi-olan-hark-adasi-nda-90-dan-fazla-hedef-vuruldu-699570</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CENTCOM, ABD'nin İran'ın stratejik petrol tesislerinin yer aldığı Hark Adası'na düzenlediği saldırılarda 90'dan fazla hedefin vurulduğunu bildirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'ın Hark Adası'nda 90'dan fazla askeri hedefin vurulduğunu duyurdu. </p>

<p>CENTCOM tarafından yapılan açıklamada askeri hedefler vurulurken petrol altyapısına zarar verilmediği bildirildi. Saldırılara ilişkin İran cephesinden ise henüz bir açıklama gelmedi.</p>
<p><strong><em>CENTCOM tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: </em></strong></p>
<p><em>"Dün gece, ABD güçleri İran'ın Kharg Adası'na büyük çaplı bir hassas saldırı düzenledi. Saldırı sonucunda deniz mayını depolama tesisleri, füze depolama sığınakları ve çok sayıda diğer askeri tesis imha edildi. ABD güçleri, petrol altyapısını korurken Kharg Adası'ndaki 90'dan fazla İran askeri hedefini başarıyla vurdu."</em></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="en">Last night, U.S. forces executed a large-scale precision strike on Kharg Island, Iran. The strike destroyed naval mine storage facilities, missile storage bunkers, and multiple other military sites. U.S. forces successfully struck more than 90 Iranian military targets on Kharg… <a href="https://t.co/2X1glD4Flt">pic.twitter.com/2X1glD4Flt</a></p>
— U.S. Central Command (@CENTCOM) <a href="https://twitter.com/CENTCOM/status/2032777791247155482?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote>
<h2>İRAN PETROLÜNÜN KALBİ</h2>
<p>Hark Adası İran'da petrol ve enerjinin merkezi noktalarından biri olarak biliniyor. </p>
<p>İran petrolünün yaklaşık olarak yüzde doksanının bu adadaki tesislerden ihraç edildiği tahmin ediliyor. </p>
<p>Uzmanlar, bölgedeki petrol tesislerine yönelik olası saldırıların uluslararası piyasaları etkileyebileceği ve savaşın seyrini değiştirilebilecek nitelikte olduğu uyarısında bulunuyor. </p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli-699560' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-haber/2026/03/14/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli.jpg' alt='Savaşın seyrini değiştirebilecek hedef: İran’daki Hark Adası neden önemli?'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli-699560'>Savaşın seyrini değiştirebilecek hedef: İran’daki Hark Adası neden önemli?</a></div>
</div>
</div>
</div>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Korkunç tablo ortaya çıktı: 500 milyar TL'yi aşan kara para]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/korkunc-tablo-ortaya-cikti-500-milyar-tl-yi-asan-kara-para-699569</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/500-milyar-tl-yi-asan-kara-para-hangi-yontemlerle-aklaniyor.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/korkunc-tablo-ortaya-cikti-500-milyar-tl-yi-asan-kara-para-699569</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Türkiye'de son bir yılda yürütülen kara para ve yasa dışı bahis operasyonlarında MASAK'ın tespit ettiği işlem hacmi 500 milyar TL'yi aşıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, son aylarda sürekli kara para soruşturmalarını konuşuyor. Hemen hemen her gün bir kara para operasyonu haberi görüyoruz.</p>
<p>Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından resmen açıklanan ve MASAK raporları ile şaibeli para trafiği miktarı tespit edilen sadece son bir yıldaki soruşturmalardaki tutar 543 milyar lirayı buluyor.</p>

<h2>KORKUNÇ TABLO</h2>
<p>Halk TV’den Bahadır Özgür’ün <a href="https://halktv.com.tr/makale/tam-yarim-trilyon-lira-bilanco-korkunc-1015090">yazısına </a>göre son bir yılda yürütülen operasyonlarda tespit edilebilen şüpheli tutarlar şöyle:</p>
<p>·  LALELİ POS — 47.5 MİLYAR TL</p>
<p>·  PAYFIX — 48 MİLYAR TL</p>
<p>·  PAPARA — 155 MİLYAR TL</p>
<p>·  PAYMIX — 26.5 MİLYAR TL</p>
<p>·  IQMONEY — 78 MİLYAR TL</p>
<p>·  PAYBULL — 8 MİLYAR TL</p>
<p>·  PAYCO — 123.5 MİLYAR TL</p>
<p>·  HTS HOLDİNG — 5.5 MİLYAR TL</p>
<p>·  İSTANBUL MERKEZLİ BAHİS — 23.3 MİLYAR TL</p>
<p>·  ESKİŞEHİR MERKEZLİ BAHİS — 8.7 MİLYAR TL</p>
<p>·  BATMAN MERKEZLİ BAHİS — 15.1 MİLYAR TL</p>
<p>·  AĞRI MERKEZLİ BAHİS — 3.5 MİLYAR TL</p>
<p>·  KOCAELİ MERKEZLİ BAHİS — 483 MİLYON TL</p>
<h2>NASIL AKLANIYOR?</h2>
<p>Özgür, kara para aklama yöntemlerine ilişkin ise şunları yazdı:</p>
<p>“Milyarlarca liralık şaibeli işlemlerin, bizzat devletin izin verdiği elektronik ödeme sistemleri üzerinden sisteme sokulduğu görülüyor. Üstelik, belli bir zaman dilimi içinde tespit edilebilen miktar bunlar. Mesela; son yapılan operasyonlardan birisi olan Paymix soruşturmasında Ocak 2025-Kasım 2025 arasında tam 26.5 milyar liralık yasa dışı bahis parası trafiği yaratıldı. Paymix ile beraber iki yazılım şirketine de TMSF tarafından el konuldu. Yazılım şirketlerinin 40’tan fazla bahis sitesine yazılım altyapısı sunduğu iddia ediliyor. Böyle bakıldığında şaibeli para trafiğinin bunun çok üzerinde olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Pandemiden beri reel olarak ticaret hacmi düşen Laleli’nin gerçekte olmayan mal ve hizmet alımları karşılığında POS üzerinden yapılan kara para transferleri ile ayakta kaldığı ortaya çıktı. Düşünün; iç savaşla boğulan Libya’ya ha bire külçe altın satmışız!</p>
<h2>“BAVUL TİCARETİ GELİRİ”</h2>
<p>“Buradan gelen kara para ödemeler dengesine <strong>‘bavul ticareti geliri’</strong> diye yazılıyor. Onu da kâğıt üzerinde kişi başına gelir diye nüfusa paylaştırıyorlar.</p>
<p>Bir başka örnek Papara. 300 milyar liralık para trafiği dönüp dolaşıp bir özel bankadaki dört hesaba aktarılıyor. Oradan da yurt dışına transfer ediliyor. Kimse de sormuyor, bunun kaynağı nedir diye…</p>
<p>Kısaca kara para memleketi esir aldı. Sorun görünenden çok daha büyük. Bir rejime dönüştü artık.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Göztepe deplasmanda Galatasaray’ı set vermeden geçti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/goztepe-deplasmanda-galatasarayi-set-vermeden-gecti-699568</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/goztepe-deplasmanda-galatasarayi-set-vermeden-gecti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/goztepe-deplasmanda-galatasarayi-set-vermeden-gecti-699568</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Sultanlar Ligi’nin 26. haftasında Göztepe, Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’nda konuk olduğu Galatasaray'ı 3-0 mağlup etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sultanlar Ligi’nin 26. haftasında Göztepe, deplasmanda Galatasaray Daikin’i 3-0 yenerek önemli bir galibiyete imza attı.</p>
<p>Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’nda oynanan karşılaşmada konuk ekip Göztepe, baştan sona üstün götürdüğü mücadeleyi 25-21, 25-20 ve 25-20’lik setlerle kazandı. Toplam 77 dakika süren karşılaşmada İzmir temsilcisi, rakibine set şansı tanımadı.</p>

<h2>GALATASARAY'A ŞANS TANIMADI</h2>
<p>Maça etkili başlayan Göztepe, ilk seti 25-21 kazanarak öne geçti. İkinci sette de oyun üstünlüğünü koruyan konuk ekip, bu bölümü 25-20 alarak durumu 2-0’a getirdi.</p>
<p>Üçüncü sette de kontrolü elinde tutan Göztepe, yine 25-20’lik skorla seti kazanarak karşılaşmadan 3-0 galip ayrıldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 15:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ultraslan liderinden ayrımcı ifadeler: “Kadınlar kuzey tribününe gelmesin”]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ultraslan-liderinden-ayrimci-ifadeler-kadinlar-kuzey-tribunune-gelmesin-699566</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ultraslan-liderinden-ayrimci-ifadeler-kadinlar-kuzey-tribunune-gelmesin.webp"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ultraslan-liderinden-ayrimci-ifadeler-kadinlar-kuzey-tribunune-gelmesin-699566</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Galatasaray tribün grubu Ultraslan’ın liderlerinden Sebahattin Şirin’in kadın taraftarlara ilişkin sözleri tartışma yarattı. Şirin, Kuzey tribününe gelen kadın taraftarların başka tribünlere gitmesi gerektiğini savunarak “Kadınlar baş tacımız ama güneyde olsunlar” ifadelerini kullandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray tribün grubu Ultraslan’ın önde gelen isimlerinden Sebahattin Şirin’in kadın taraftarlara yönelik sözleri sosyal medyada tartışma yarattı.</p>
<p>Şirin, yaptığı açıklamada özellikle tribünün merkezinde yer alan Kuzey tribününe gelen kadın taraftarlara tepki gösterdi.</p>
<p>Kuzey tribününün tezahürat ve atmosfer açısından farklı bir yapısı olduğunu savunan Şirin, kadın taraftarların başka tribünlere gitmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<h2>AYRIMCI AÇIKLAMALAR TEPKİ ÇEKTİ</h2>
<p>Şirin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ya kardeşim bir tane Kuzey tribünü var, geliyorsunuz, aynı seyir açısı Güney tribününde de var... Biz söyleyince, kadın düşmanı oluyoruz. Ya buraları ayaklandıran, coşturan bir tribün var, başka kısımlara gönüllü gitmeleri lazım.”</p>
<p>Şirin’in bu sözleri kısa sürede sosyal medyada gündem olurken, çok sayıda kullanıcı tribünlerin tüm taraftarlara açık olması gerektiğini vurgulayarak açıklamalara tepki gösterdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Artvin’de emperyalist müdahaleye tepki]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/artvinde-emperyalist-mudahaleye-tepki-699563</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/artvinde-emperyalist-mudahaleye-tepki.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/artvinde-emperyalist-mudahaleye-tepki-699563</guid><category>Yurt</category><description><![CDATA[İran’a yönelik saldırıları protesto eden Artvin Emek ve Demokrasi Platformu'nun, yürüyüş sonrası yaptığı açıklamada halkların geleceğinin emperyalist müdahalelerle belirlenemeyeceği belirtildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Artvin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etti. Artvin Merkez’de yapılan yürüyüşün ardından basın açıklaması okundu. Açıklamayı, platform adına Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş yaptı. </p>
<p>Açıklamada, “Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez” denildi. </p>
<p>Gümüş, “ABD ve İsrail’in İran a başlattığı savaş iki haftayı geride bırakırken savaşın daha ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Açık olan şudur ki İran’ı yağmalamak, petrol başta olmak üzere doğal kaynaklarını sömürmek ve küresel güç mücadelesinde rakip görülen Çin’i geriletmek için stratejik enerji ulaşım hatlarını kontrol altına almak istiyorlar. Bunu gerçekleştirmek için rejimi yıkıp işbirlikçi kukla bir Tiran aradıklarını gizleme gereği bile duymadan ifade ediyorlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/artvinde-emperyalist-mudahaleye-tepki.jpeg" alt=""></p>

<h2>"BÖLGE HALKLARININ PAYINA YIKIM, YAĞMA VE ÖLÜM DÜŞMEKTE”</h2>
<p>"7 Ekim’den bu yana Gazze’de gerçekleştirilen soykırım, Lübnan ve Yemen’e yapılan bombardımanlar ve Suriye’de sağladıkları rejim değişikliği ile BOP’un gereği olarak emperyalizmin sonsuz çıkarı ve siyonizmin yararı amaçlanmaktadır. Bölge halklarının payına ise yıkım, yağma ve ölüm düşmektedir” ifadelerine yer verilen açıklama özetle şöyle:</p>
<p><em>"Bu emperyalist-kapitalist sömürgenler ihtiyaç duydukları müddetçe ne uluslararası hukuk tanır, nede insan hakları gözetirler. İşlerine gelmediklerinde hukuku rafa kaldırmaktan asla çekinmezler. Onlar için insan haklarının ve hayatının hiçbir önemi yoktur. Emperyalist barbarlar haydutluklarına demokrasi ve özgürlükler elbisesi giydirirler. O nedenle demokrasiden, özgürlüklerden, eşitlikten, laiklikten ve bağımsızlıkçılıktan nefret ederler. Kendileri için kukla vazifesi gören monarşileri destekler ve tercih ederler. Ne yazık ki bölgenin Siyasal İslamcı Arap rejimleri dün Filistin’de bugün İran’da Emperyalist ABD ve Siyonist İsrail’in yanında saf tutuyorlar emirlerine amadeler. Ama biz emperyalizme karşı kazandığı bağımsızlık mücadelesiyle mazlum halklara esin kaynağı olmuş bir ülkeyiz. Bağımsızlıkçıyız, cumhuriyetimizin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Yurtta Sulh Dünyada Sulh’ öğretisinin ne kadar kıymetli ve tarihsel gerçek olduğuna inanan insanlarız. Bu nedenle siyasi iktidarı uyarıyoruz. Sakın ola ülkemizi bir oldu bitti ile bu savaşın içine sürüklemeyin. NATO üslerini kapatın. Ülkemizin çıkarı barıştadır. Halkların nasıl yaşayacağına Washington’dan, Tel Aviv’den karar verilemez. İran ın geleceğine İran halkı karar verecektir. Bu emperyalist sistemin yarattığı yıkım ve yağmadan, üzerimize yıkılmaya çalışılan karanlıktan çıkış ancak halkların birleşik mücadelesi ile emperyalizm ve onun Siyonist maşasından kurtuluşla mümkündür.”</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Şanlıurfa'da 2 ayrı kaza: 1'i çocuk 2 ölü, 13 yaralı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sanliurfa-da-2-ayri-kaza-1-i-cocuk-2-olu-13-yarali-699561</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/sanliurfa-da-iki-ayri-kaza-biri-cocuk-2-olu-13-yarali.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sanliurfa-da-2-ayri-kaza-1-i-cocuk-2-olu-13-yarali-699561</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Şanlıurfa'nın Akçakale ve Harran ilçelerinde gece saatlerinde henüz bilinmeyen nedenle yaşanan 2 ayrı kazada 1'i çocuk 2 kişi öldü, 13 kişi yaralandı. Kazalarla ilgili soruşturma sürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa'da yaşanan 2 ayrı kazada 2 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.</p>
<p>İlk kaza, gece saatlerinde Harran–Meydankapı yolu üzerindeki kırsal Selalmaz Mahallesi mevkisinde meydana geldi.</p>
<p>İlçe merkezine gitmekte olan Ahmet Kurtboğa yönetimindeki otomobil, kontrolden çıkarak şarampole yuvarlandı.</p>

<p>Kazada sürücü Kurtboğa olay yerinde hayatını kaybetti, araçtaki 5 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla Harran ve Şanlıurfa'daki hastanelere götürüldü.</p>
<h2>KAFA KAFAYA ÇARPIŞTILAR</h2>
<p>İkinci kaza da yine gece saatlerinde Ceylanpınar–Akçakale kara yolu üzerindeki Akşehir yol ayrımı mevkisinde meydana geldi.</p>
<p>Harran ilçesinde akrabalarını ziyaret etmek için yola çıkan İ.A.'nın kullandığı otomobil ile karşı yönden gelen H.B.'nin kullandığı otomobil kafa kafaya çarpıştı. Çarpmanın etkisiyle iki araç da hurdaya dönerken, kazada Dünya Buhan olay yerinde hayatını kaybetti.</p>
<p>Kazada 8 kişi de yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. İki kazayla ilgili soruşturma sürüyor</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran: ABD'nin en büyük uçak gemisi bölgeden kaçtı, ülkesine dönüyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/iran-abd-nin-en-buyuk-ucak-gemisi-bolgeden-kacti-ulkesine-donuyor-699564</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/iran-abd-nin-en-buyuk-ucak-gemisi-bolgeden-kacti-ulkesine-donuyor.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/iran-abd-nin-en-buyuk-ucak-gemisi-bolgeden-kacti-ulkesine-donuyor-699564</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Şikarci, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında kullandığı en büyük savaş gemisi USS Abraham Lincoln'ün etkisiz hale getirildiğini ve menzilden çıktığını ifade etti. Şikarci, geminin ABD'ye dönüş yolunda olduğunu iddia etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD'nin bölgedeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin etkisiz hale getirildiğini ve operasyonel menzilden kaçtığını iddia etti.</p>

<p>İran medyasında yer alan haberlere göre Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Şikarçi, bölge ülkelerinin ABD'ye güvenmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>"Amerika'nın kukla gücüne güvenmeyin. Kendi zayıf ordularını bile savunamayan Amerikalılar, Müslüman ülkelerin ve bölgenin güvenliğini sağlayamazlar." diyen Şikarçi, "ABD ve Siyonistlerin önderliğindeki küfür, şirk ve fitneye karşı İslam dünyasının birleşmesi" çağrısında bulundu.</p>
<h2>"İRAN'IN GÜCÜYLE ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ"</h2>
<p>Şikarçi, ABD'nin bölgedeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin de İran Silahlı Kuvvetleri tarafından hedef alındığını söyledi.</p>
<p>İranlı Sözcü, "ABD'nin en büyük savaş gemisi olan ve adını kullanarak Müslümanlara terör estiren ve kaynaklarını yağmalayan Abraham Lincoln, Müslüman ülke İran'ın gücüyle etkisiz hale getirildi ve tarihi bir yenilgiyle operasyonel menzilden kaçmak zorunda kaldı" ifadelerini kullandı.</p>
<p>İranlı komutan, uçak gemisinin ABD'ye doğru dönüş yoluna geçtiğini söyledi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kanser hastalarına Yargıtay'dan kara haber]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kanser-hastalarina-yargitay-dan-kara-haber-699562</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kanser-hastalarina-yargitay-dan-kara-haber.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kanser-hastalarina-yargitay-dan-kara-haber-699562</guid><category>Sağlık</category><description><![CDATA[Milyonlarca kanser hastasının umudu olan "akıllı ilaçlar" için yargıdan sarsıcı bir karar çıktı. SGK bütçesini korumayı amaçlayan bu yeni kriterlerle, parası olmayanın modern tedaviye erişimi imkansız hale getiriliyor. Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, "Akıllı ilacın parasını kendim öder, sonra mahkemeyle geri alırım dönemi bitti" diyerek yeni tehlikeye dikkat çekti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanserle</strong> mücadelede hayati öneme sahip olan ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödeme listesinde yer almayan <strong>"akıllı ilaçlar"</strong> konusunda Yargıtay, kanser hastalarını ve yakınlarını bir kez daha üzecek karara imza attı.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Uzmanı İsa Karakaş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin sadece doktor raporunu yeterli görmeyerek <strong>"bilimsel filtre"</strong> şartı getirdiğini duyurdu.</p>

<h2>"AİHM" BAHANESİ</h2>
<p>Karakaş’ın aktardığına göre Yargıtay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıf yaparak devletin mali imkanlarına vurgu yaptı.</p>
<p>Kararda, "Her türlü sağlık hizmetinin ücretsiz olması arzu edilse de bu durum devletin mali kaynaklarıyla doğrudan ilişkilidir. Her ilaç bedelinin sınırsızca ödenmesi, sistemin finansal sürdürülebilirliğini yok edebilir" denildi.</p>
<p>Bu gerekçeyle, sosyal devlet ilkesi bütçe kısıtlılığına takılırken, parası olmayanın sağlık hakkı da ancak belli şartlarda korunacak.</p>
<h2>ŞARTLAR NELER?</h2>
<p>İsa Karakaş, mahkemelerin artık bir ilacın ödenmesine karar verebilmesi için şu dört temel şartın oluşmasını bekleyeceğini ifade etti:</p>
<p><strong>FAZ ÇALIŞMALARI TAMAMLANMALI</strong> İlacın güvenilirliği dünya ve Türkiye genelinde (Faz 1-4 süreçleri) tescilli olmalı.</p>
<p><strong>KİŞİYE ÖZEL GENETİK UYGUNLUK:</strong> Hastanın genetik yapısının (PD-L1 seviyesi gibi) ilaca uygun olduğu testlerle netleşmeli.</p>
<p><strong>GEÇİCİ DEĞİL, SÜREKLİ FAYDA:</strong> İlacın sadece yaşam kalitesini artırması yetmeyecek; hastayı "sürekli olarak" iyileştireceğine dair uzman heyet raporu şart olacak.</p>
<p><strong>SGK İLAÇLARININ YETERSİZLİĞİ:</strong> Mevcutta SGK tarafından ödenen ilaçların hastada işe yaramadığı ispatlanmak zorunda kalacak.</p>
<p>Kararın hem hasta hem de kurum açısından sonuçlarını değerlendiren Karakaş, "Bu karar ile tedavi hakkı güvence altında görünse de artık her yeni ilaç her hastaya ödenir dönemi kapandı. Bilimsel temeli zayıf veya deneme aşamasındaki ilaçlar için SGK kasasından kontrolsüz harcama yapılmasının önüne geçildi" dedi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Galatasaray, Başakşehir’i ağırlıyor: Muhtemel ilk 11'ler]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/galatasaray-basaksehiri-agirliyor-muhtemel-ilk-11-ler-699559</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/galatasaray-basaksehiri-agirliyor-muhtemel-ilk-11-ler.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/galatasaray-basaksehiri-agirliyor-muhtemel-ilk-11-ler-699559</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Şampiyonlar Ligi’nde Liverpool’u yenerek çeyrek final için avantaj yakalayan Galatasaray, Süper Lig’in 26. haftasında RAMS Başakşehir’i konuk edecek. Zirvedeki sarı-kırmızılı ekip sahasındaki yenilmezlik serisini sürdürmeyi hedefliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig’in 26. haftasında lider Galatasaray, sahasında Başakşehir ile karşı karşıya gelecek. Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’ta oynanacak mücadele saat 20.00’de başlayacak. Karşılaşmayı hakem Batuhan Kolak yönetecek.</p>
<p>Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Liverpool’u 1-0 mağlup ederek çeyrek final için önemli bir avantaj elde eden sarı-kırmızılı ekip, ligde de zirvedeki yerini korumayı hedefliyor. 61 puanla liderlik koltuğunda oturan Galatasaray, son haftalarda zorlu bir fikstürden geçiyor.</p>

<h2>KRİTİK GALİBİYET</h2>
<p>Okan Buruk’un öğrencileri geçtiğimiz hafta ezeli rakibi Beşiktaş’ı 1-0 mağlup ederek kritik bir galibiyete imza atmıştı. Uzun süre 10 kişi oynadığı mücadelede Victor Osimhen’in golüyle sahadan üç puanla ayrılan sarı-kırmızılı ekip, bir önceki haftada ise Alanyaspor’u mağlup etmişti.</p>
<p>Galatasaray, Süper Lig’de sahasında oynadığı son 31 maçta yenilgi yaşamadı. Sarı-kırmızılılar bu süreçte 25 galibiyet alırken 6 kez sahadan beraberlikle ayrıldı.</p>
<p>Ev sahibi ekipte teknik direktör Okan Buruk, kart cezası nedeniyle takımının başında yer alamayacak. Galatasaray’da ayrıca kırmızı kart cezalısı Leroy Sane ile sarı kart cezalısı Abdülkerim Bardakcı da mücadelede forma giyemeyecek. Eren Elmalı ise sarı kart sınırında bulunuyor.</p>
<h2>MUHTEMEL 11’LER</h2>
<p><strong>Galatasaray:</strong> Uğurcan, Sallai, Singo, Davinson, Eren, Torreira, Sara, Yunus, Barış, Lang, Osimhen</p>
<p><strong>Başakşehir:</strong> Muhammed, Onur, Duarte, Opoku, Ömer Ali, Kemen, Umut, Shomurodov, Yusuf, Fayzullaev, Selke</p>
<p>Başakşehir cephesi ise son haftalarda form grafiğini yükseltti. Nuri Şahin yönetimindeki İstanbul temsilcisi, son 12 haftada 29 puan topladı. Bu süreçte tek yenilgisini Beşiktaş karşısında son dakikalarda yediği golle 3-2’lik skorla aldı.</p>
<p>42 puanla haftaya 5. sırada giren Başakşehir, bu sezon ilk dört sıradaki takımlara karşı istediği sonuçları almakta zorlandı. Turuncu-lacivertli ekip, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’a karşı lig ve kupada oynadığı 7 maçta yalnızca 1 beraberlik elde edebildi.</p>
<h2>BAŞAKŞEHİR'İN ÖNE ÇIKANLARI</h2>
<p>Konuk ekipte sarı kart cezalısı Kazımcan Karataş bu maçta forma giyemeyecek. Sol bek Operi’nin durumu ise maç saatinde netlik kazanacak.</p>
<p>Son 5 deplasman maçını kazanan Başakşehir, lig tarihindeki en uzun dış saha galibiyet serisini tekrarlamak için sahaya çıkacak. Takımın hücum hattında ise 16 gol ve 4 asistle oynayan Shomurodov ile 7 gol atan Davie Selke öne çıkıyor.</p>

<p>   </p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Savaşın seyrini değiştirebilecek hedef: İran’daki Hark Adası neden önemli?]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli-699560</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli-699560</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[ABD’nin İran’daki Hark (Kharg) Adası’na yönelik saldırısı, küresel enerji piyasalarında ve bölgesel dengelerde yeni bir kırılma yaratabilir. İran petrolünün büyük bölümünün dünyaya açıldığı bu küçük ada, Tahran ekonomisinin “enerji kalbi” olarak görülüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin İran’ın Basra Körfezi’ndeki en kritik enerji merkezlerinden biri olan Hark Adası’nı hedef alması, Orta Doğu’daki savaşın seyrini değiştirebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Washington yönetimi adadaki askeri hedefleri vurduğunu açıklarken, uzmanlar bu adanın İran ekonomisi ve küresel petrol ticareti açısından taşıdığı stratejik önem nedeniyle saldırının geniş çaplı sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.</p>
<h2>İRAN PETROLÜNÜN “KALBİ”</h2>
<p>Reuters’ın aktardığına göre Basra Körfezi’ndeki Hark Adası, İran petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ının gerçekleştirildiği ana merkez konumunda. Tanker takip şirketleri Kpler ve TankerTrackers.com verilerine göre İran son dönemde günlük 1,1 ila 1,5 milyon varil petrolü bu terminal üzerinden dünya piyasalarına gönderiyor.</p>
<p>Ajansa konuşan enerji uzmanları, adadaki petrol altyapısının ciddi biçimde zarar görmesi halinde küresel petrol arzının önemli ölçüde etkilenebileceğini belirtiyor. Pickering Energy Partners’tan Dan Pickering, “Kharg altyapısı devre dışı kalırsa piyasadan günde yaklaşık 2 milyon varil petrol çekilmiş olur” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli.jpg" alt=""></p>
<p>Reuters’a göre Hark Adası aynı zamanda yaklaşık 30 milyon varil depolama kapasitesine sahip dev tanklara ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle adadaki tesislerin zarar görmesi yalnızca İran ekonomisini değil küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilir.</p>
<p>İran’dan Hark üzerinden sevk edilen petrolün büyük bölümünün ise dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin’e gittiği belirtiliyor.</p>
<h2>TARİHİ BOYUNCA STRATEJİK HEDEF</h2>
<p>Hark Adası’nın stratejik önemi yeni değil. Ada 1960’lardan itibaren İran petrol endüstrisinin merkezlerinden biri haline geldi.</p>
<p>1980-1988 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı sırasında Irak uçakları adadaki petrol tesislerini defalarca bombalamış ve İran ekonomisini felç etmeye çalışmıştı.</p>
<p>Bu nedenle askeri ve enerji uzmanları Hark’ı sık sık İran’ın “Aşil topuğu” olarak tanımlıyor.</p>
<h2>KÜRESEL ENERJİ PİYASALARI İÇİN NEDEN KRİTİK?</h2>
<p>Hark Adası yalnızca İran için değil, küresel enerji piyasaları açısından da önemli bir düğüm noktası.</p>
<p>İran günlük 1 ila 1,5 milyon varil petrol ihracatı gerçekleştiriyor ve bunun büyük bölümü bu adadan yükleniyor.</p>
<p>Ada aynı zamanda milyonlarca varil petrolün depolandığı dev tanklara ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Uzmanlara göre adadaki altyapının ciddi biçimde zarar görmesi, küresel petrol arzında günde yaklaşık 2 milyon varillik bir boşluk yaratabilir ve fiyatları hızla yükseltebilir.</p>
<h2>SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREBİLECEK HEDEF</h2>
<p>ABD’nin bugün gerçekleştirdiği saldırıda adadaki askeri hedeflerin vurulduğu açıklandı. Ancak petrol altyapısının hedef alınması durumunda çatışmanın çok daha tehlikeli bir aşamaya geçebileceği belirtiliyor.</p>
<p>Uzmanlara göre Hark Adası’nın devre dışı bırakılması İran’ın petrol gelirlerini ciddi biçimde azaltabilir ve ülke ekonomisini doğrudan etkileyebilir. Aynı zamanda İran’ın buna sert askeri karşılık vermesi, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda yeni bir enerji krizini tetikleyebilir.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/savasin-seyrini-degistirebilecek-hedef-irandaki-hark-adasi-neden-onemli-3.jpg" alt="">
<figcaption></figcaption>
</figure>

<h2>KÜRESEL RİSK: PETROL, TİCARET VE YENİ BİR CEPHE</h2>
<p>Hark Adası’nın hedef alınması sadece İran için değil, dünya ekonomisi için de büyük bir risk olarak görülüyor. Çünkü Basra Körfezi’ndeki enerji altyapısına yönelik saldırılar zincirleme etki yaratabilir:</p>
<ul>
<li>petrol fiyatlarında sert artış</li>
<li>enerji arzında belirsizlik</li>
<li>Hürmüz Boğazı’nda ticaretin aksaması</li>
<li>bölgesel savaşın genişlemesi</li>
</ul>
<p>Bu nedenle analistler, Hark Adası’nın savaşta “ekonomik hedef” haline gelmesinin çatışmayı yalnızca askeri değil aynı zamanda küresel enerji krizi boyutuna taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 14:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı hangi kanalda, saat kaçta? Aliağa – Arnavutköy Belediye Spor maçı yayın bilgisi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/aliaga-fk-arnavutkoy-belediye-spor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-aliaga-arnavutkoy-belediye-spor-maci-yayin-bilgisi-699557</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/aliaga-fk-arnavutkoy-belediye-spor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-aliaga-arnavutkoy-belediye-spor-maci-yayin-bilgisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/aliaga-fk-arnavutkoy-belediye-spor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-aliaga-arnavutkoy-belediye-spor-maci-yayin-bilgisi-699557</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[TFF 2. Lig’de futbolseverlerin merakla beklediği karşılaşmalardan biri Aliağa FK ile Arnavutköy Belediye Spor arasında oynanacak. “Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusu özellikle maç gününe yaklaşırken en çok araştırılan konular arasında yer alıyor. 14 Mart Cumartesi günü İzmir Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 15:30’da başlayacak ve Bi Kanal ile Sıfır TV üzerinden canlı olarak yayınlanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>TFF 2. Lig’de haftanın dikkat çeken mücadelelerinden biri Aliağa FK ile Arnavutköy Belediye Spor arasında oynanacak. Futbolseverler karşılaşma öncesinde özellikle “Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusunun yanıtını araştırıyor. İzmir’de oynanacak bu önemli mücadele, hem üst sıraları hem de orta sıralardaki dengeleri yakından ilgilendiriyor.</p>
<p>Ligde üst sıralarda yer alan Aliağa FK, sahasında galibiyet alarak zirve yarışını sürdürmek isterken Arnavutköy Belediye Spor ise deplasmanda sürpriz bir sonuç elde etmeyi hedefliyor. İşte Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı hakkında merak edilen tüm yayın bilgileri ve detaylar…</p>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI NE ZAMAN?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/aliaga-fk-arnavutkoy-belediye-spor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-aliaga-arnavutkoy-belediye-spor-maci-yayin-bilgisi.webp" alt=""></p>
<p>TFF 2. Lig kapsamında oynanacak Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor karşılaşması <strong>14 Mart Cumartesi günü</strong> oynanacak.</p>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI SAAT KAÇTA?</h2>
<p>İzmir’de oynanacak mücadele <strong>saat 15:30</strong> itibarıyla başlayacak. Karşılaşma futbolseverlere heyecan dolu anlar yaşatması beklenen maçlar arasında gösteriliyor.</p>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI HANGİ KANALDA?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/aliaga-fk-arnavutkoy-belediye-spor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-aliaga-arnavutkoy-belediye-spor-maci-yayin-bilgisi-1.webp" alt=""></p>
<p>Futbolseverlerin merak ettiği Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor karşılaşması <strong>Bi Kanal</strong> ve <strong>Sıfır TV</strong> üzerinden canlı olarak yayınlanacak. Mücadele bu platformlardan şifresiz olarak izlenebilecek.</p>
<h3>Bi Kanal frekans ve platform bilgileri</h3>
<p>Karşılaşmayı televizyondan izlemek isteyen taraftarlar için Bi Kanal yayın bilgileri şu şekilde:</p>
<ul>
<li>Digiturk: 71. kanal</li>
<li>D-Smart: 100. kanal</li>
<li>Kablo TV: 1. kanal</li>
<li>Türksat uydusu ve internet üzerinden şifresiz yayın</li>
</ul>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI NEREDE OYNANACAK?</h2>
<p>TFF 2. Lig karşılaşması <strong>İzmir’de bulunan İzmir Stadyumu</strong>nda oynanacak. Ev sahibi Aliağa FK, taraftarının desteğiyle sahasında üç puan almayı hedefliyor.</p>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI ÖNCESİ PUAN DURUMU</h2>
<p>Karşılaşma öncesinde iki takımın ligdeki konumu dikkat çekiyor. Aliağa FK üst sıralarda yer alırken Arnavutköy Belediye Spor orta sıralarda mücadele ediyor.</p>
<table style="border-collapse: collapse; border-width: 1px; border-spacing: 0px; border-style: solid;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="6">
<thead>
<tr>
<th style="border-width: 1px; padding: 6px;">Takım</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 6px;">Galibiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 6px;">Beraberlik</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 6px;">Mağlubiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 6px;">Puan</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 6px;">Sıra</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">Aliağa FK</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">17</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">5</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">5</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">56</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">3</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">Arnavutköy Belediye Spor</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">8</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">7</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">12</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">31</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 6px;">13</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI ÖNCESİ TAKIM ANALİZİ</h2>
<h3>Aliağa FK zirve yarışını sürdürüyor</h3>
<p>Aliağa FK, ligde 56 puanla 3. sırada yer alıyor. Üst sıralardaki iddiasını sürdürmek isteyen ekip, sahasında oynayacağı bu karşılaşmadan galibiyetle ayrılmayı hedefliyor.</p>
<p>İç saha avantajını kullanmak isteyen İzmir temsilcisi, taraftar desteğiyle birlikte puanını artırmayı amaçlıyor.</p>
<h3>Arnavutköy Belediye Spor deplasmanda puan arıyor</h3>
<p>Arnavutköy Belediye Spor ise ligde 31 puanla 13. sırada bulunuyor. Deplasmanda oynayacağı bu mücadeleden puan çıkarmak isteyen ekip, güçlü rakibine karşı sürpriz yapmayı planlıyor.</p>
<p>İki takımın hedefleri farklı olsa da mücadelede yüksek tempo ve rekabet bekleniyor.</p>
<h2>ALİAĞA FK – ARNAVUTKÖY BELEDİYE SPOR MAÇI NEDEN ÖNEMLİ?</h2>
<ul>
<li>Aliağa FK zirve yarışındaki konumunu korumak istiyor.</li>
<li>Arnavutköy Belediye Spor deplasmanda puan arıyor.</li>
<li>TFF 2. Lig’de sıralamayı etkileyebilecek bir karşılaşma.</li>
<li>Her iki takım için de kritik puan mücadelesi.</li>
</ul>
<h3>Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı ne zaman?</h3>
<p>Karşılaşma 14 Mart Cumartesi günü oynanacak.</p>
<h3>Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı saat kaçta?</h3>
<p>TFF 2. Lig mücadelesi saat 15:30’da başlayacak.</p>
<h3>Aliağa FK – Arnavutköy Belediye Spor maçı hangi kanalda?</h3>
<p>Karşılaşma Bi Kanal ve Sıfır TV üzerinden canlı olarak yayınlanacak.</p>
<h3>Aliağa FK ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Aliağa FK, 17 galibiyet, 5 beraberlik ve 5 mağlubiyetle 56 puanla ligde 3. sırada yer alıyor.</p>
<h3>Arnavutköy Belediye Spor ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Arnavutköy Belediye Spor, 8 galibiyet, 7 beraberlik ve 12 mağlubiyetle 31 puanla ligde 13. sırada bulunuyor.</p>
<h2></h2>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özel'den İstiklal Marşı'nın Arapça okutulmasına sert tepki: "Asla affı yoktur"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ozel-den-istiklal-marsi-nin-arapca-okutulmasina-sert-tepki-asla-affi-yoktur-699558</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ozel-den-istiklal-marsi-nin-arapca-okutulmasina-sert-tepki-asla-affi-yoktur.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ozel-den-istiklal-marsi-nin-arapca-okutulmasina-sert-tepki-asla-affi-yoktur-699558</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması çağrısıyla her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 98'incisi Uşak'ta gerçekleştirildi. Mitinge Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okundu. Özel, Karaman'da bir okulda İstiklal Marşı'nın Arapça okutulmasına "Bir ülkenin milli marşı, ulusal marşı, öz dilinde, kendi dilinde, özellikle resmi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur. Utanmaz adamlar" sözleriyle tepki gösterdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstiklal Marşı'nın Arapça okutulması sert sözlerle tepki göstererek "Böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur. Utanmaz adamlar" dedi.</p>
<p>CHP'nin 81 ilde düzenlemeyi planladığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin bu haftaki durağı Uşak oldu.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından planlanan mitinglerin 98'incisi 15 Temmuz Şehitler Meydanı'nda saat 14.00'te başladı.</p>
<p>Meydanı dolduran vatandaşlar, 360 gündür Silivri’de, tutulan İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanları lehine sloganlar atarak, iktidarı istifaya davet etti.</p>

<p>Buluşma, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın konuşmasıyla başladı. İmamoğlu’nun Silivri’den Uşak’a yolladığı mektubu ise CHP Uşak İl Başkanı Celalettin Çoban kamuoyu ile paylaştı. </p>
<p>İmamoğlu'nun mektubunda şu ifadeler yer aldı:</p>
<p><em>"Kıymetli Uşaklılar, benim sevgili vatandaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, yürekli gençler, aydın yüzlü çocuklar. Ege’nin güzel, içten ruhunu taşıyan, Anadolu’nun kadim kültürünü yaşatan bu eşsiz kente Silivri Zindanı’ndan selam olsun. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Her birinizi, hasret ve özlemle kucaklıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarını Uşak’ta hayata geçirmek için canla başla çalışan Özkan Yalım Başkanıma teşekkürlerimi sunuyorum. Örgütümüzün güçlü ve yılmaz iradesinin, azimli mücadelesinin temsilcisi Celalettin Çoban başkanımı selamlıyorum.</em></p>
<h2>"BU SİSTEMİN DERDİ BENİMLE VE DEMOKRASİYLE"</h2>
<p><em>Gözaltına alınıp tutuklanmamızın üzerinden bir yıl geçti ve aleyhimize açılan, hukukun hiçe sayıldığı dava görülmeye başlandı. Duruşmalarda söylediğim çok net bir cümle var: ‘Arkadaşlarımı tutuksuz yargılayın, onları evlerine yollayın! Çünkü bu sistemin derdi benimle. Bu sitemin derdi demokrasiyle! Sizler, bu davanın amacının hukuku uygulamak olmadığını biliyorsunuz değil mi? Bu davanın sizinle benim arama sınırlar koymak, duvarlar, tel örgüler, demir parmaklıklar örmek olduğunu biliyorsunuz değil mi? Milli iradeye saygıları olmadığını biliyorsunuz değil mi? Kıymetli vatandaşlarım; milletin verdiği yetkiyle devleti yönetenler, her şart ve koşulda hadlerini bilmek zorundadırlar. Fakat bugün; zorbalıkla, hukuk dışında hareket etmeyi kural haline getiren bir hükümet var iş başında.</em></p>
<h2>"MİLLETİN SEÇTİKLERİNE ZULMEDİYORLAR"</h2>
<p><em>Kendini millete zorla dayatan bu hükümetin kontrol altına almak istediği şey, milli iradedir. Milletin iradesinin kendilerinden başkasına yönelmesini kabullenemeyenler, seçimle iş başına gelmeyi kabul edip de seçimle gitmeyi kabul etmeyenler, milleti baskı altına alabilmek için, milletin seçtiklerine zulmediyorlar. Bizler, CHP’li belediyeler olarak, iktidarın herkesi daha yoksul ve güvencesiz hale getiren ekonomi politikalarına karşı, tüm gücümüzle milletimizin yanında oluyoruz. Darda olanın yanında oluyoruz. Zorda kalanın derdine derman olmak için uğraşıyoruz. Aslında biz, sadece görevimizi yapıyoruz. Görevimizi, milletin parasını doğrudan millete vererek yerine getiriyoruz.</em></p>
<h2>"O KOLTUKLARI DEVİRECEĞİZ"</h2>
<p><em>Biz, iktidarın bu milleti yoksulluğa ve umutsuzluğa terk eden politikalarına son vermek için geliyoruz. Biz; haksızlığa, zorbalığa gelemeyenleriz. Kendimiz için ne istiyorsak, başkası için de onu isteriz. Biz; bu ülkenin özgüvenli, cesur, birbirine yürekten bağlı 86 milyon vatandaşıyız. Bir avuç ayrıcalıklı zümrenin oturduğu o koltukları devireceğiz ve Türkiye’yi geçim derdi nedir bilmeyen, gelecekten kaygı duymayan, mutlu ve özgür insanların ülkesi yapacağız. Çok büyük bir demokrasi mücadelesi veriyoruz! Bu ülkenin hukukuna, demokrasisine, cumhuriyetine sahip çıkacağız. Hukukun ve demokrasinin teminatı altında, insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe; huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet ve hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek. Hak yerini bulacak. Her şey çok güzel olacak."</em></p>
<h2>ÖZGÜR ÖZEL'DEN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER</h2>
<p>Mektubun ardından Özgür Özel sahneye davet edildi. Özel,"Güzel Uşak, yiğit Uşak, canım Uşak, canım hemşerilerim, komşularım, hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bugün sizlere, Uşak’a bakınca; Uşak’ın seçilmişlerine, seçenlerine, iradesine bakınca o fotoğrafı görüyorum. ‘Cumhuriyet’i biz böyle kazandık’ diyen o muhteşem fotoğrafı görüyorum. Selam olsun Banaz’ıma, selam olsun Eşme’ye, selam olsun Karahallı’ya, Sivaslı’ya, Ulubey’e. Güzelim Uşak’a selam olsun" dedi.</p>
<p>Özel'in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p><em>"Bugün bu meydana bir miting yapmaya gelmedik. Bugün bu meydanda adaleti arayanlar var. Her türlü haksızlığa karşı çıkanlar var. Ezene karşı birleşenler var. Zulmedene karşı direnenler var. İradesine sahip çıkanlar, Cumhurbaşkanı adayına sahip çıkanlar var. Bugün bu meydanda Uşak’ın yiğit evlatları var. Bugün 98’inci kez bir aradayız. İstanbul’a, 99’uncu eyleme Saraçhane’nin yıldönümünde gitmeden; her şeyin başladığı o gün, o çarşamba günü akşam 20.30’da otobüsün üstünde yüzbinlerle tarihin akışını değiştirdiğimiz o günün yıldönümünden önce Anadolu’daki son buluşmada, yıldönümünden önceki son buluşmada ve büyük yürüyüşün belki de tam ortasında İstanbul’a uzanmaya, buradan Saraçhane’ye, yıldönümü buluşmasına yüzbinleri, milyonları davet etmeye geldik Uşak’a. Hep birlikte İstanbul’a gidiyoruz buradan.</em></p>
<h2>"UŞAK’I 35 YIL SONRA REKOR OYLA KAZANDIK"</h2>
<p><em>Değerli Uşaklılar ben yanı başınızdan, Manisa’nın evladı, sizin komşunuz, hemşeriniz olarak Uşak’ı hem çok seviyorum, hem çok yakından siyasetini biliyorum ve takip ediyorum. En son 1989’da Uşak Belediyesi’ni, il belediyesini kazanabilmiştik. 35 yıldır Uşak, Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliğinden uzaktı. Bu seçimlerde üç dönem birlikte Meclis’te görev yaptığım, kardeşim saydığım Özkan Yalım ile Uşak’ta hep birlikte bir rekor kırdık. Yüzde 41 oyla hep beraber Uşak’ı kazandık. Özkan’ı seçenlere, ona güvenen ve şehremini diyenlere teşekkür ediyorum. Onun arkasında dimdik duran il ve ilçe örgütlerimize, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Celalettin Çoban’ın şahsında tüm Uşak örgütümüzü ve tüm ilçe başkanlarımızı saygı ile selamlıyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Mileltvekilimiz Ali Karaoba’ya; her fırsatta Uşak’ın sorunlarını Meclis’e taşıyan, gündem eden ve Uşak’taki yapılmayan yatırımla ya da çevre katliamlarıyla Meclis’te sürekli Uşak’ı gündemde tutan milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Uşak merkezi kazanırken, Karahallı’da Ramazan Karakaya’yı, Eşme’de Yılmaz Tozan’ı başkan seçtik. Karahallı’ya, Eşme’ye teşekkür ediyorum. Banaz’ın, Sivaslı’nın ve Ulubey’in sesini duyuyorum. İlk seçimlerde oraları kazanmak için size söz veriyorum. Yine beş ilçenin ikisinde, beş beldenin dördünde Cumhuriyet Halk Partisi var.</em></p>
<h2>"SÖZ VERİYORUZ; TÜM EMEKLİLER ‘İYİ Kİ’ DİYECEK"</h2>
<p><em>Uşak’ta il belediyesinde iki yıldır arı gibi çalışan bir ekip var. Yapılan hizmetlerin listesi önümde. Gördüğüm her satır gerçekten Uşak’ın hak ettiği geciken hizmetleri ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediyecilik vizyonunu gösteriyor. Bilhassa hizmet filosuna, biz notları hazırlarken 126 araçtı, bugün 153 araca çıktığını öğrendik. Uşak’taki hizmet filomuzun. Her gün yeni araçlar, yeni hizmetlerle bütünleşiyor. Örneğin yedi yaş üstüne Yetiş Anne 153 Hattı, önümüzdeki hafta yedi yaşına kadar çocuğu olan, hasta olursa, ihtiyacı olursa bir telefonla annenin imdadına yetişen yeni bir hizmet. Ya da 65 yaş üzeri için hizmet araçlarıyla çağrı merkezini aradığında onları alıp arzı ettikleri yere götürecek; hastaneye, muayenehaneye gitmek istediklerinde eğer imkanları, evden çıkacak durumları yoksa imdada yetişecek yeni hizmetler müjdeleniyor. Beş elektrikli otobüs, hastane ve üniversiteye yolcu taşıyor. İki yeni okul öncesi için etkinlik merkezi açıldı, yoksul öğrenciler yararlanıyor. Halk Et açıldı, kasapta bin lira olan kıymanın kilosu 650 liraya satılıyor. Bin 100 liralık kuşbaşı 750 liraya satılıyor. Sosyal tesisler var. Türkiye’de ilk sosyal tesisti, ‘Buradan emekliye çay dağıtın’ dedim. ‘Başüstüne’ dedi. ‘1 lira olsun’ dedim, ‘Başımla beraber’ dedi. O gün bugündür 1 liraya emekliler çay içiyor Uşak’ta, afiyet olsun. Gün gelecek bütün Türkiye’de bütün emekliler, ‘Allah’tan bu iki emeklinin evladı Özgür Özel’in partisine oy verdim. Yüzüm güldü. Karnım doydu. İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda’ diyecek. Söz veriyoruz.</em></p>
<h2>"BÜTÇE FAZLASI VEREN 10 BELEDİYEDEN BİRİ"</h2>
<p><em>Büyük bir su sıkıntısı kapıda. Büyük üç yeni su kuyusuyla su sıkıntısına karşı en önemli tedbir alındı. Kapalı pazar yerleri inşa edildi. Çiftçilere zirai drone ile ücretsiz ilaçlama hizmeti sunuluyor. İhtiyaç sahiplerine gıda, eğitim, Hoş Geldin Bebek destekleri veriliyor. Atıl durumdaki Parke Taş Tesisi yeniden çalışmaya, üretmeye başladı. Şu anda bulunduğumuz Atatürk Anıtı çevresi düzenlendi, yenilendi. Atapark’ta ücretsiz internet hizmeti, gençlerin Sanat Sokağı’nda hem ücretsiz internet hem Sanat Sokağı hizmete alındı. Zübeyde Hanım Kadın Yaşam Merkezi hizmete alındı. Kadın kooperatifi, Kardelen Kadın El Emeği Pazarı açıldı. Uşak Belediyesi Türkiye’de bütçe fazlası veren 10 belediyeden biri oldu. Alınan bu tedbirlerle birilerini zengin etmek yerine hizmeti belediye tarafından vermek suretiyle, önce bütün bu hizmetler için kim el kaldırdıysa belediye meclisinde, tüm siyasi partilerden onlara teşekkür ederiz. Cumhuriyet Halk Partisi grubuna yürekten teşekkür ederim. Belediye başkanınızı alnından öpüyorum bu yaptıkları için.</em></p>
<h2>"AZGIN MADENCİLİKTE ‘GEREK YOK’ DİYENLER, TRAMVAYA ÇED İSTİYORLAR"</h2>
<p><em>Şimdi öyle bir noktadayız ki… ‘AK Parti nedir, AK Parti’nin kara düzeni nedir? Cumhuriyet Halk Partisi nedir?’ sorusunun kabak gibi ortaya çıktığı bir durumdayız. Birçok işin yanında Uşak’a söz verdiğimiz tramvay var. İsmetpaşa Caddesi’nden geçecek tramvayımız var. Tramvayın rayları geldi. Anlaşması yapıldı. Her şeyi hazır. Projesi hazır. Dünyanın en prestijli caddelerinden tramvay geçer. İstiklal Caddesi İstanbul’da örnek. Tramvay hem ulaşım sorununu çözer, omuzlar; hem o caddeyi hareketlendirir, cazibe merkezi yapar. Turisti çeker, orada tutar. Ama bu tramvaya AK Parti, ‘Cumhuriyet Halk Partisi Uşak’ta büyük işler yaptı. İki yılda tramvayı da söz verdiği gibi getirdi’ denmesin diye engel olmaya çalışıyorlar. Ne yaptılar biliyor musunuz? AK Parti’nin bilhassa bir milletvekili uğraşıyor İsmetpaşa Caddesi’ne tramvay gelmesin diye. Bu tip işlerde ‘ÇED gereği yoktur’ diye bir rapor veriliyor. ‘ÇED; Çevresel Etki Değerlendirme Raporu’na gerek yoktur.’ ‘Ya bu tramvayın çevreye ne zararı olacak?’, ‘ÇED gerekli değildir’ diye imza atsalar geri kalan yedi kurumun imzası tamam. Tramvay başlayacak ama ‘ÇED gereği yoktur’ vermiyorlar. ‘ÇED raporu gerekir’ diyorlar. Bakın bu AK Parti, tramvaya ÇED Raporu isteyen AK Parti Muğla’daki çimento fabrikasına ‘ÇED gereği yoktur’ raporu verdi. Yine Muğla’daki cennet koyuna ‘ÇED gereği yoktur’ dedi. Bolu Mengen’deki maden ocağına ‘ÇED gereği yoktur’ dedi. Sıkı durun; Uşak Murat Dağı’na maden için ‘ÇED’e gerek yok’ dedi ancak mahkemeyle durdurulabildi. Dahası mı? Adalet ve Kalkınma Partisi’nin nerede ne konuşsak hemen kulak kesilen, cevap yetiştiren Genel Başkanı’na, Sözcüsü’ne söylüyorum. Erzincan İliç’te ‘ÇED gerek yok’ dendi. Dokuz işçiye mezar olan İliç’teki madende ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ye gerek yok’ dediler. Bugün İsmetpaşa Caddesi’nden geçecek tramvaya ÇED istiyorlar. Azgın madenciliğe, vahşi madenciliğe ‘ÇED’e gerek yok’ deyip, sadece Uşak’ın tramvayına isteyenlere yazıklar olsun. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm yöneticilerine diyorum. Bir şehirde taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. Adı Ali olsa ne fark eder, Veli olsa ne fark eder? AK Parti olsa ne fark eder, MHP olsa ne fark eder? O şehre hizmete destek olmak vatanseverliğin, o şehri sevmenin gereğidir. Köstek olmak hazımsızlığın dik alasıdır. Uşak hizmeti engelleyenlere, genel seçimlerde bunun hesabını soracak mı? O Uşak’ın tramvaya mani olan milletvekiline söylüyorum. Haydi bakalım… Uşak’ta iki milletvekilleri mi var onların? Koyun bakalım onu ikinci sıraya. Onu milletvekili yaptırırsak ne olalım? Hodri meydan.</em></p>
<h2>"CUMHURİYET’İN EMANETİ ŞEKER FABRİKASI KORUNMALIDIR"</h2>
<p><em>Değerli Uşaklılar bir yanda biraz önce isimlerini ve yaptıklarını saydım, bu şehre yüzünü dönenler var. Bir yanda da bu şehrin oyunu alıp sırtını dönen, hizmete engel olanlar var. İşte bu şehre oy alırken alıp da sonra sırtını dönenler Uşak’taki sigorta hastanesini ve devlet hastanesini yıktılar. Elde bir tek Eğitim ve Araştırma Hastanesi kaldı. Şimdi Uşaklılar doktora erişmekte sıkıntı çekiyorlar. Başta göz doktoru ve nörolog olmak üzere pek çok branşta üç - altı ay sonraya, bir yıl sonraya gün veriliyor. Uşaklılar mecburen çevre illere gidiyorlar, İzmir’e gidiyorlar. Şehrin içindeki hastaneleri yıkıp tek bir hastane bırakanlar, her şeyi bir yere toplayanlar şimdi milletin sağlığı ile oynuyorlar. Bu yetmezmiş gibi geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı ki tam tamına 5 milyon liralık stentin; o kalbe takılan, damar tıkanınca damarlara takılan stentlerin tarihi geçmiş. 7 milyon liralık malzeme ortada yok. Sayım yapıyor eczacılar, doktorlar; malzemeler ortada yok, kayıp. İşin üstünü kapatıyorlar. 13 yıldır 29 kilometrelik çevre yolu halen daha bitmedi. 1998’de havalimanı yapıldı, AK Parti döneminde uçuşa kapatıldı. Neymiş efendim? Zafer Havalimanı yapmışlar. Oraya uçuş garantisi, yolcu garantisi vermişler. Uşak’ın kendi havalimanını binbir bahanelerle işlemez hale getiriyorlar. Sürekli yalan söylüyorlar. Yüksek hızlı tren… Bu meydanlarda söz verdiler 2023’te tren başlayacak diye ama şimdi 2028 diyorlar. 2014’te ‘Gökkaya Barajı’nı yapacağız’ dediler. 13 yıl geçti, bitmedi. Söz verdikleri Zep Barajı’na daha çivi bile çakmadılar. Cumhuriyet’in ilk şeker fabrikası burada. O yüzden de kentin aydınlatıldığı ilk şehir, Uşak Cumhuriyet tarihinde. Elektriğin gelip kente verildiği, kent aydınlatmasının yapıldığı ilk şehir. Şimdi bu şeker fabrikası susuzluk sorunuyla boğuşuyor. Etkili bir çözüm üretilmiyor. Uşak Şeker Fabrikası korunmalı, etkili çalıştırılmalı, asla özelleştirilmemeli ve kapatılmasına sebebiyet verilmemelidir. Gözümüz, kulağımız Cumhuriyet’in bu emanetindedir.</em></p>
<h2>"MURAT DAĞI’NDA KAZANDILAR, SIRADA BAĞBAŞI VAR"</h2>
<p><em>Kışla Dağı’nda altın madeni var. Yıllardır çevreyi, doğayı mahvediyor. En son üç yıl önce AİHM vatandaşlarımızı haklı gördü. Bu karar uygulanmıyor, hala faaliyet ediyor. Yetmez gibi Murat Dağı’ndaki madene ‘ÇED olumlu’ raporu verdiler. Büyük bir mücadele verildi. Uşak’taki çevresine, dağına, ormanına, suyuna sahip çıkan iyi, cesur insanlar, örgütümüz hep birlikte mücadele ettiler. Murat Dağı’nı durdurdular. Hepinizi ayrı ayrı kutluyorum bu mücadele için. Şimdi Bağbaşı var. Burada ‘Köyümüze GES istemiyoruz’ diyen Bağbaşı köylüleri var. Bağbaşı, köylerden birinin adı. 13-14 köy yan yana. Hepsinin en sulak yerinde gidip GES yapıyorlar. Köylüler GES’e karşı değil. Köylüler GES’in hayvancılık yaptıkları sulak, verimli, meralık alana yapılmasına karşı. Allah’ın güneşi var. Allah’ın dağı var, ovası var. Boş olan yere, verimsiz olan yere yapılsın. Ancak Bağbaşı köylülerinin daha fazla hayvancılığına zarar verilmesin. Zaten memlekette ette, sütte maalesef yanlış politikalar yüzünden para kazanılamıyor. Süt inekleri kesime gidiyor. Doğru bir pariteye denk gelen süt fiyatı belirlenemiyor. Bu yüzden hem sütte zor durumdayız hem yurtdışından buraya… Hasta mı var?</em></p>
<h2>"KAHRAMANCA ÇALIŞAN SAĞLIKÇILARIN BAYRAMI KUTLU OLSUN"</h2>
<p><em>Bugün 14 Mart Dünya Tıp Bayramı. Sağlıkçılar, bütün doktorların, bütün hemşirelerin, bütün sağlık görevlilerinin, ambulansın şoföründen acil teknisyenine kadar, herkesin tıp bayramları kutlu olsun. Bir yürekten alkış, sağlam bir alkış. Bunlar, Covid’de yaşatmak için ölümü göze alanlar. Bunlar, büyük bir mücadeleyle bütün zorluklarına rağmen kahramanca çalışan sağlıkçılar, hepsinden Allah razı olsun. Bu şehirde bir büyük sorun da üzülerek söylüyorum ki uyuşturucu. Bu kent, 58 tane giriş, çıkış noktası olan bir kent. En büyük zorlukları yaşayanlar da emniyet mensupları. Sayıları olması gerekenin çok altında polisimizin. Eskiden burası yapısı gereğince 58 farklı giriş çıkışı olduğu için uyuşturucunun geçiş noktasıydı. Son zamanlarda uyuşturucunun hedef noktası olmaya başladı. ‘A4’ diye yeni bir uyuşturucu ya da yeni yeni bu kadar yaygınlaşan bir uyuşturucu, emniyetin en büyük mücadele alanlarından bir tanesi. Son bir yılda 1 milyon kullanımlık bonzai, 100 bine yakın sentetik farklı uyuşturucular yakalanmış, bunun için Uşak’taki kahraman polisimize öncelikle teşekkür ediyoruz. Burada torbacıyla değil baronla uğraşmak gerektiğini, Türkiye’yi bu hale AK Parti’nin kara düzeninin getirdiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Mübarek Ramazan, buradan ilan ediyoruz. İktidarımızda uyuşturucuyla mücadelede ulusal bir seferberlik ilan edeceğiz. Bununla ilgili hazırlıklarımızı geçen ay Meclis’e sunduk. Önce parayı takip edeceğiz. Bütün dünya böyle yapıyor. Kara para takip edilmeden, para hareketleri takip edilmeden uyuşturucu durdurulamaz. Uyuşturucu baronlarının mal varlıklarına el koyulacak. Limanlarda, lojistikte, finans sisteminde denetim güçlendirilecek. Etkin mücadele yürütmek için MASAK yeniden yapılandırılacak. Suç ağına karşı gerçek bir uluslararası iş birliği örgütlenecek. Eğitimde ve istihdamda yer bulamayan gençlerimizi, suç örgütlerinin ağına düşmekten kurtaracağız. Gençleri eğitimde, sporda ve üretimde yani hayatın tam içinde tutacağız. Sosyal politikaları, tedaviyi, rehabilitasyonu en ön plana alıp güçlendireceğiz. Biz sorunu yöneterek, rıza üreten politikaları değil sıkıntıyı tamamen ortadan kaldıracak gerçek mücadele politikalarını savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Uşak’tan da 81 vilayetten de uyuşturucuyu kazıyıp atacağız, kazıyıp atacağız. Suç örgütlerine müsamaha gösteren, cezasızlık kültürünü yerleştiren, torbacılarla mücadele, baronlarla ahbaplık eden anlayıştan bir an önce uzaklaşmak, bu ülkeyi sevenlerin, bu uyuşturucu belasını, bu ülkeden defetmesi birinci görevidir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidarımızın üç yılında dünyanın en büyük uyuşturucuyla mücadele seferberliğini yapıp Anadolu’dan ve Trakya’dan uyuşturucuyu kazıyıp atacağız."</em></p>
<h2>"BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ"</h2>
<p><em>Halk berberi açılmış dünden itibaren. Karaağaçlı Mahallesi’nde ilk halk berberi açılmış. Bundan sonra halk berberleri yaygınlaşacak, tıraş parasında zorlanıyorsa emekli, onu da Özkan Yalım karşılayacak. Belediye, halk berberlerini açsın. O halk berberlerini açana kadar tıraşta zorlanan gelsin başkanı bulsun, ‘Genel Başkanın selamı var’ diye. Bunu pek çok mahalleye hızlı bir şekilde yayacağız. Bir daha geldiğimde üç görecekmişim. Esnafla bir anlaşma yapalım, doğru bir formül bulalım. Emekli yokluk çektikçe, yoksulluk çektikçe, evde uyku çekmek bize yakışmaz. O sorunları çözeceğiz, bütün sorunları çözeceğiz.</em></p>
<h2>"O SEÇİM YAKLAŞIYOR"</h2>
<p><em>Meydanlarda soruyoruz. Bir de Uşak’ta sorayım. Recep Tayyip Erdoğan, sizi seviyor mu? (‘Hayır’ sesleri) Uşak’ta bayağı kuvvetli bir ‘hayır’ var. Niye peki? Fakir olduğunuz için. Bugün Türkiye’de AK Parti’nin kara düzeni egemen. Maalesef AK Parti’nin kara düzeni, işçiyi sevmiyor. Emekli oluyor, emekliyi sevmiyor. Köyde çalışan çiftçiyi sevmiyor. Onları sevmeyince esnafı hiç sevmiyor. Ayrıca emekliyi sevmediği gibi gençleri de sevmiyor. Türkiye’de her dört gençten üçü, ‘Fırsatını bulursam yurtdışına giderim, orada çalışırım’ diyor. Yine Türkiye’de üç çiftçiden iki tanesi, ‘Asgari ücretli iş bulursam giderim asgari ücretle çalışırım, çiftçilik yapmam’ diyor. Türkiye’de çiftçi yaşı 38’den 57’ye yükseldi. Çiftçimiz yaşlanıyor, gençlerimiz gözünü yurtdışına dikmiş, oraya gitmeye bakıyor. Siyasetçiler de her fırsatta ‘O beka sorunu, bu beka sorunu.’ Beka sorunu demek, bir ülkenin işgal altına girmesi, işgal edilmesi, başka ülkeler tarafından ele geçirilmesi ise buna en iyi cevabı, ‘Cumhuriyet’i biz böyle kazandık’ diyen Uşaklılar vermiş 100 yıl önce. 100 yıl önce. Ama bizim sorunumuz, dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye üzerinde hesap yapması, hayal kurması değil. Bizim sorunumuz, Uşak’ın gençlerinin, Türkiye’nin gençlerinin dünyanın gelişmiş ülkelerinde hayal kurması. Bunun için son 31 Mart yerel seçiminde Uşak’ı kazandığımız gece, Kütahya’yı, Afyon’u kazandığımız gece, Manisa’yı, Denizli’yi kazandığımız gece, Balıkesir‘i kazandığımız gece demiştim ki ‘Gençler, bir seçim daha kalmaya, beklemeye karar verdiler.’ İşte o seçim geliyor. O seçim yaklaşıyor. Gençler, o seçime gelecekler. Gençler, sandığa gidecekler. Gençler, bu iktidarı değiştirecekler. Gençler, CHP iktidarında yurt dışına isterlerse gidecekler ama memleketlerinin kıymetini bilecekler. Ben de gençlere Özgür ağabeyleri olarak söz veriyorum. CHP geliyor, sizin sayenizde CHP iktidarı geliyor ve yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor. Gençler, 79 ülkeden 87 partinin olduğu Sosyalist Enternasyonal’in yani dünyadaki sol, sosyal demokrat partilerin üye olduğu Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı Pedro Sanchez. Ben de yardımcısıyım. Bilaistisna Yunanistan dahil Güney Kıbrıs dahil bütün ülkelerin o partilerinden ortak bildiriye imza aldık. ‘Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişini canı gönülden destekliyoruz. Her yardımı yapacağız’ diye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bize medeniyeti göstermiş, demiş ki ‘Muasır medeniyetleri yakalayıp geçin.’ Onun önünde konuşurken ben bunu yapamamanın, bu ülkenin bir evladı olarak şu ana kadar yapamamanın mahcubiyeti içerisindeyim. Ve onun partisi, 100 yıl sonra iktidara gelince ve onun partisi bir kez daha bu ülkeyi yönetince o iş yarım kaldığı yerden tamamlanacak. Türkiye, Avrupa Birliği’nin hem üyesi hem en güçlü ülkesi olacak, gençler yasaklardan, vizeden kurtulacak, emekli yoksulluktan, işçi işsizlikten, esnaf yoksulluktan kurtulacak. Hepimizin yüzü gülecek. Türkiye’nin yüzü gülecek. </em></p>
<p><strong>"BİRİLERİ İNANILMAZ ZENGİN, MEYDANLAR İNANILMAZ YOKSUL"</strong></p>
<p><em>‘Kişi başına milli gelir, 18 bin dolar oldu’ diye övünüyorlar. 18 bin dolar. Oysa bu meydanda bir emekliler el kaldırsın göreyim. Bu emeklilerin kişi başına milli geliri 5 bin 500 dolar. Ortalama 18 bin dolar diyor, ortalama. Üstü var, altı var, ortalama 18 bin dolar diyor. Emeklinin 5 bin 500 dolar. Ücretli çalışanlar, emekli olmayıp çalışanlar bir el kaldırsın. Onların ortalaması 7 bin 500 dolar ama Türkiye ortalaması 18 bin dolar. Bu ne demek? Birileri inanılmaz zengin ama bu meydanın geneli inanılmaz yoksul demek. Ve bu zenginliğin tavanda, yoksulluğun tabanda yaygın olduğu, milletin yoksul, üst taraftakilerin de çok zengin olduğu bir düzen demek. İşte bu düzenin adı, AK Parti’nin kara düzeni. Bu düzende AK Partili milletvekili koluna 20 milyonluk saat takıyor ama emekliye, ‘20 bin liraya geçim yapın’ diyor. Afyon’da, Uşak’ta ve Kütahya’da ortalama ev kiraları 20 bin, 25 bin lira. Doğru mu? Emekliye 20 bin lira veriyor, asgari ücretliye 28 bin lira veriyor, ev kirası 20 bin lira. Emekli ya karnını doyuracak, sokakta kalacak veya eve girecek, aç kalacak. Böyle bir düzen olmaz. Emekli, avucunun içi nasır tutmuş, dirseği çürümüş, gözlük camları büyümüş, ‘Artık sen rahat edeceksin, sen çok çalıştın, sen evde oturacaksın, biz devlet olarak sana bakacağız’ denmiş ama hayatın en büyük kazığı AK Parti’den yenmiş. O geldiğinde, AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı, 8 tane çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek. Bugün? Bir buçuk çeyrek altın alıyor. AK Parti geldiğinde asgari ücret 7 çeyrek altın alıyordu. Bugün 2 buçuk çeyrek altın alıyor. Emeklinin her ay cebinden 6 buçuk çeyrek altın kayıp. Bu kadar büyük kötülük, bu kadar büyük haksızlık, dünyanın hiçbir yöneticisi tarafından, dünyadaki kimseye yapılmadı. AK Parti’nin, Tayyip Erdoğan’ın emekliye yaptığı kötülüğü, çalışana yaptığı kötülüğü dünyadaki hiçbir siyasetçi kendi ülkesindeki kimseye yapmadı. Bugün şaka gibi geliyor. Emekliler, hatırlayın. AK Parti geldi. Öncesinde rahmetli Ecevit, rahmetli Mesut Yılmaz, Devlet Bahçeli’nin koalisyonu hükümeti vardı. O beğenmedikleri hükümet, en düşük emekli maaşına 8 çeyrek altın ve bir buçuk asgari ücret veriyordu. Bir buçuk asgari ücret. Bizim hesabımıza göre asgari ücretin 39 bin lira olması lazım. En düşük emekli maaşının da bir buçuk asgari ücretle 60 bin lira olması lazım. Bunu Ecevit yapıyordu. Bunu Ecevit veriyordu. Bugünkü maaş, alışılmaması gereken bir maaştır. Sefalete alışılmaz, yoksulluğa alışılmaz, isyan edilir, itiraz edilir. Bu sefalet ücretini kabul ediyor musunuz? Bu iktidarı değiştirecek miyiz, değiştirecek misiniz? İşte bu ses böyle yükselirse, bu meydanlar böyle dolar ve taşarsa, miting meydanlarına sığılmaz ve ara sokaklar tıka basa dolarsa, sesler, itiraz yükselirse kim durabilir sizin önünüzde? Bu iktidar değişir, gelen mecburen hakkınızı verir. Siz kimseden lütuf almıyorsunuz. Söke söke hakkınızı alıyorsunuz.</em></p>
<p><em><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/ozel-den-istiklal-marsi-nin-arapca-okutulmasina-sert-tepki-asla-affi-yoktur.jpg" alt=""></em></p>
<h2>"EMEKLİYE BAYRAM İKRAMİYESİ KAZIĞI ATILDI"</h2>
<p><em>Bayram geliyor. AK Parti’nin kara düzeninde emekliye atılan bir başka kazık da bayram ikramiyesi. Hatırlayın, bayram ikramiyesi ilk kez 2015 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından emeklilere her iki dini bayramda birer maaş ikramiye diye dile getirildi. O tarihte AK Parti haziran seçimlerinde bununla alay etti, ‘Olmaz’ dedi. Tek başına iktidarı haziranda sağlayamadı. Kasımda ‘Ben de vereceğim’ dedi. 2015 geçti, 2016 ve 2017 geçti. Ne zaman seçim geldi, 2018 seçimlerinde emekli ikramiyesi olarak her emekliye bin lira verdi seçimden önce. O bin lira yeterli değildi ama iyi bir paraydı. Bizim dediğimiz gibi asgari ücret değildi. Asgari ücret bin 600 - bin 700 liraydı. Bin lira da iyi paraydı. O bin lirayla bayramda bir kurbanlık koç alınıyordu. Şimdi koçun bir butu alınmıyor. O bin lirayla 24 kilo dana kuşbaşı alınıyordu. Bugün verdiği 4 bin lirayla 4 kilo dana kuşbaşı alınamıyor. Yani 2018’den bugüne, aradan geçen sekiz yılda 24 kilo dana kıymadan 4 kilo dana kıymaya gerilemiş ikramiye. Bu sene ikramiye bekleniyor, müjde bekleniyor. Biz dedik ki ‘Bir asgari ücret sözümüz var ama hiç olmazsa 10 -15 bin lira verin.’ 4 bin lirayı 5 bin lira yapmadılar. Sonra bir gün dediler ki ‘Bakanlar Kurulu var. Müjdeyi Erdoğan’ açıklayacak. Dedik ki ‘Herhalde hiç olmazsa 5 bin lira yapacak.’ Müjdeyi Erdoğan açıklayacak diye bekledik, emekliye müjde verdi; ‘4 bin liranızı bayramdan önce yatıracağım. Müjdeler olsun’ dedi. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarın namzeti, iktidara yürüyen partidir en başta disipliniyle. O bayrağı indirin, arka taraf göremiyor. Biraz önce şurada 82 yaşında amcam düşmüş ya. Kurban olayım ona. Arkalarda 70 - 80 yaşında insanlar var. Böyle görmeye uğraşıyorlar. Meydanı dolduran bütün emeklileri bir kuvvetli alkışlayalım.</em></p>
<h2>"BİZ BU İSRAF VE FAİZ DÜZENİNE SON VERECEĞİZ"</h2>
<p><em>Uşak’ımız aynı zamanda bir tarım kenti. Buralarda tabii ki çok farklı tarım ürünleri var. Sadece buğdaydan örnek vereceğim. Eskiden 1 kilo buğday satıp 1 litre mazot almıyordu. Şimdi 6 - 7 kilo buğday satıyorsun da 1 litre mazot alamıyorsun. Türkiye’de çiftçinin geldiği durum ortada. Çiftçiye destekleme olarak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inin verilmesi gerekiyor. Bugün o birin, beşte birini yani binde 2’sini veriyorlar. Bu sebepten çiftçi de perişan durumda. Hal böyle olunca Avrupa’da yoksullukta birinciyiz, enflasyonda birinciyiz, yüksek faizde birinciyiz, işsizlikte birinciyiz, vergi ve gelir adaletsizliğinde maalesef birinciyiz. Şimdi gün Türkiye’de iktidar değiştiğinde neyin, nasıl değişeceğini anlatma günüdür. Kimse umutsuz olmasın. Kimse moralini bozmasın. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının gelmesi artık zamanlama meselesidir. İktidar gelecek, biz bu israf ve faiz düzenine son vereceğiz. Biraz önce söyledim; zenginlik, refah tavanda, yoksulluk tabanda. Bunu alt üst edeceğiz. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Bunun 65 lirası dünyanın en adaletsiz vergisi olan dolaylı vergiler. Yani elektrik, su, telefon, kaban, çocuk ayakkabısı, kot pantolon, pil, ne alırsan al herkes aynı vergiyi veriyor. Fabrikatör de aynı vergiyi veriyor, kapısındaki yoksul bekçi de aynı parayı veriyor, işsiz de olsa aynı parayı veriyor. Yüzde 65. Maaşlarınızdan kesilen ya da bankada bir mevduatınız varsa onun getirisinden kesilen gelir vergisi yüzde 22. Etti mi sana yüzde 87. Yüzde 1 - 2 ıvır - zıvır var. Yüzde 11 kurumlar vergisi. Duyan duymayana anlatsın. Bu adını duyduğunuz bütün markalar, bütün fabrikalar, bütün işletmeler, bütün ihracatçılar, bütün ithalatçılar, bütün para kazananlar toplam verginin yüzde 11’ini veriyor. Bu meydan yüzde 88’ini veriyor. Yoksulun yüzde 88, zenginin yüzde 11 vergi verdiği düzen, AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni alaşağı edeceğiz. Tam tersi olacak. Çok kazanan çok verecek, az kazanan az verecek. Hiç kazanmayan asla vergi vermeyecek.</em></p>
<h2>"UÇUŞ, GEÇİŞ GARANTİSİ NASIL VARSA SÜTE PARİTE GARANTİSİ OLACAK"</h2>
<p><em>En düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret olacak. Beş yıl iktidar olduk, ilk beş yıl 1, beş yılın sonunda 1,5 asgari ücret olacak. Eski günlere mutlaka uğranacak. Tarımda planlı ve alım garantili üretim. Çiftçiye hakkı olan desteklemeyi tam olarak verme. Çiftçileri bir göreyim, kim var çiftçi? Az değil, helal olsun. Eşme’den de gelmişler, Karahanlı’dan, Sivaslı’dan, her yerden gelmişler. Çiftçilerin borcu çok mu? Cumhuriyet Halk Parti iktidarında tarım kredilerinin ve çiftçinin tarım için kullanmış olduğu kredilerin faizlerini bir sefere mahsus tamamen sileceğiz. Ana parayı da beşe böleceğiz. Bütün çiftçiler bir nefes alacak. 1 kilo sütün 1,6 kilo yem alabileceği bir parite uygulayacağız. Buradan bir kez daha söylüyorum. Şu Zafer Havalimanı’ndan ne var? Yolcu garantisi. Otoyol yapıyorlar, ne var? Geçiş garantisi. Köprüde ne var? Geçiş garantisi. Şehir hastanesinde ne var? Hasta garantisi. Kime? Bu yatırımları yapan zengin müteahhitlere. Peki sütte? Yemin 50 kilosu olmuş 850-900 lira, doğru mu? Sütü satıyorsun, 23 lira. Sütün maliyeti, 18 lira. Satışı 23 lira ki ona da alan yok. Gün oluyor maliyetinden aşağıya… Yem maliyeti bir ise süt parası 1,6. Nasıl olacak o? Geçiş garantisi, uçuş garantisi. Bu da süte devlet tarafından parite garantisi. Farkını devlet ödeyecek. Geçen gün birisi diyor ki ‘Ya nasıl olacak?’ Kardeşim geçilmeyen köprüden parayı devlet öderken para var. Uçulmayan uçak, yüzde 99 sapmış Zafer Havalimanı. Yani 100 yolcu gideceğine bir gidiyor, 99 devletin cebinden. Devlette cep mi var şaşkınlar? O verilen para vatandaşın cebinden. Buradaki namuslu, çalışkan vatandaşın cebinden. Buradan garanti ediyoruz; tüm ürünleri ekmeden, dikmeden önce ürünün ne zaman, kim tarafından, ne kadara alınacağını çiftçi bilecek, süt üreticisi bilecek, et üreticisi bilecek. Bu ülke tekrar ette, sütte, meyvede, buğdayda, hububatta, tarımda kendine de yetecek, dünyayı da doyuracak, çiftçisi de zengin edecek.</em></p>
<h2>"ÇOCUĞUN AÇ GİDİP GELDİĞİ OKUL OLMAZ OLSUN"</h2>
<p><em>Buradan, Uşak’tan, hani ‘Cumhuriyet Halk Partisi gelince, tamam sorunları biliyor da çözümleri ne olacak’ diyenlere, bıkmadan usanmadan söylüyorum. Örneğin okullarda zil çalıyor, zenginin çocuğu koşuyor, güzel bir suyu alıyor, kana kana içiyor. Öbür garibim gidiyor, tuvalette çeşmeye ağzını dayıyor. Öyle bir şey yok. Bütün okullarda en iyi su ücretsiz olacak. Her çocuğa öğlen sıcak üç kap yemek verilecek, okul yemeği. Zenginin çocuğunun beslenme yapıp, yoksulun çocuğunun aç gidip, aç geldiği bir okul, olmaz olsun kardeşim, olmaz olsun. Biz Türkiye Cumhuriyeti’yiz. Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, bu ülkede kimsenin çocuğu hayata farkını kapayamayacağı kadar geriden başlamayacak ve teneffüste pis su içerek koşmaya başlamayacak. Okula gittiğinde çantası boş, karnı aç olmayacak. Öyle bir düzen varsa batsın o düzen, batsın o düzen. Dünyanın en güçlü, üç tarafı denizlerle çevrili, yüzlerce çeşit balığıyla, petrol yataklarına yakınlığıyla ve güneş enerjisinin fazlalığıyla, madeniyle genç iş gücüyle, ters diksen düz çıkan verimli topraklarıyla, Anadolu’daki yatırımcısıyla, Uşak’taki battaniyecisiyle, Denizli’deki tekstilcisi, Anadolu kaplanlarıyla, aslanlarıyla, dünyanın en güzel ülkesini sömüreceksin, milleti bu hale düşüreceksin. Yıkılacak o AK Parti’nin kara düzeni, yıkılacak.</em></p>
<h2>"1 MİLYON ÖĞRETMENİN DİPLOMASI HİÇE SAYILDI"</h2>
<p><em>Biz, miting yapmaya değil, mücadele etmeye, eylem yapmaya, her türlü haksızlığa karşı çıkmaya, halkı hakkını almak için örgütlemeye, büyük bir mücadeleye, büyük bir direnişe geldik. Hoş geldiniz, hepiniz güç verdiniz. Kamuda mülakat kalkacak, geçen seçimde Tayyip Erdoğan söz vermişti, ‘Mülakatı kaldıracağım’ diye. Daha sonra bir Milli Eğitim Bakanı geldi, ‘Mülakat kalkmaz, mülakat gibi mülakat yapılır’ dedi. 1 milyon öğretmenin diplomasını hiçe saydı, tuttu bir ‘Milli Eğitim Akademisi’ açtı. Şimdi 20 bin alıp onu da mülakatla alıp, kafasına göre alıp, geri kalan öğretmenleri bu hale düşürdü. Buradan açıkça söylüyorum. Herkes kınadığıyla sınanır. Herkes. Recep Tayyip Erdoğan, rahmetli Ecevit’e demişti ki ‘65 bin atanmayan öğretmen var. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam?’ Bugün 1 milyon 65 bin atanmayan öğretmen var.’ Ecevit’in üstüne 1 milyon atanmayan öğretmen geldi, 1 milyon. Şimdi Tayyip Bey’e söylüyorum. Madem atamayacaktın, ne okuttun be adam, ne okuttun be adam? Bu Tayyip Erdoğan, kendisinin hocasına, rahmetli Erbakan’a ‘Yaş 70, iş bitmiş’ diyordu. Bu Tayyip Erdoğan, Ecevit hastayken, ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam, düş milletin sırtından’ diyordu. Şimdi Tayyip Bey, Ecevit’in yaşında, ben onun o yaşı söylediği yastayım. Ağzımdan asla böyle bir laf çıkmaz. Ama sadece şunu söylüyorum. Meydanlar kızgın, meydanlar tepkili, insanlar yoksul ve insanlar bu iktidarın değişmesini istiyor. Daha ne kadar kaçacaksın be adam? Getir o sandığı, çık karşımıza. Hodri meydan, hodri meydan.</em></p>

<h2>"İŞ OLANA KADAR TEMEL VATANDAŞLIK GELİRİ ALACAKLAR"</h2>
<p><em>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketine yakışır iki önemli sözümüz var. Dedi ya ‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.’ Ülkede, evine ekmek götürmek için iş arayan, iş bulamayan insanlar var. Ve yine evinde çocuğuna bakan, yaşlısına bakan, engellisine bakan, çalışamayan hatta sokağa çıkamayan ev kadınları var. İktidarımızın hemen başında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup iş bulamadığımız, maaşı olmayan herkese eşit temel vatandaşlık geliri bağlayacağız. Bu, şu demek. Her eve bakımını, karnını doyuracak, çocuğun üstünü giydirecek, okula yollayacak bir temel insanlık geliri, temel vatandaşlık geliri olarak sağlayacağız. Ta ki iş bulana kadar. İş bulmada bu yardımı alanlara öncelik vereceğiz, iş olunca bu maaşları yerine kendi maaşlarını alacaklar. Özellikle buradan, Uşak’tan sesleniyorum. Türkiye’de en sesi çıkmayan, sesi duyulmayan, o kıymetli sözlerine maalesef değer verilmeyenler, ev hanımlarıdır, ev kadınlarıdır. İş veremiyorsak, kreş kurup da çocuğu bıraktırıp işe yollayamıyorsak, hastasına bakıyorsa, zorluğu varsa, çalışamıyorsa tüm ev hanımlarına sigorta yapılacak, emeklilik hakkı tanınacak.</em></p>
<h2>"EV KADINLARI BU DEĞİŞİME İNANIYOR MUSUNUZ?"</h2>
<p><em>Uşak, bu mitingi bir tarafa yazın. Bu 98’inci eylem. Bu Mart’ın başında, büyük iktidar yürüyüşünün önemli mitinglerinden biri. Bundan sonra da mitingde, eylemde durmayacağız. Kapı kapı gezeceğiz, sokak sokak dolaşacağız, neyi, nasıl düzelteceğimizi söyleyeceğiz. Emekliye konuşuyoruz, emekçiye konuşuyoruz, çiftçiye, hayvancıya, arıcıya, sütçüye konuşuyoruz, esnafa konuşuyoruz. Gençlere konuşuyoruz, ev kadınlarına konuşuyoruz. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Zenginler için değil, milletin kendisi için konuşuyoruz. Sosyal demokrasi böyle bir şey. Bugün, İspanya’da başarıyorsa Pedro Sanchez, biz de başarabiliriz. Bugün, Danimarka ve İsveç başarıyorsa, biz de başarabiliriz. Almanya başardıysa, Fransa başardıysa biz de başarabiliriz. Asla yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe katlanmak zorunda değilsiniz. Bize katılabilirsiniz, birlikte değiştirebiliriz. Birlikte değiştirebiliriz. Bu değişime inanıyor musunuz? Bu değişime inanıyor musunuz? Bariyerlerin arkasından kulak kabartan Uşak’ın güzel insanları, bu değişime inanıyor musunuz? Arkadan bakan ev kadınları, bu değişime inanıyor musunuz? Ben de inanıyorum.</em></p>
<h2>"MİLLET İSTEDİ Mİ ALIR"</h2>
<p><em>Şuna inanın. Biz ‘değişim’ dedik, yola çıktık. Parti değişti, 5 ay sonra yerel seçime gittik. 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi, oldu Türkiye’nin birinci Partisi. Uşak’tan tut, Ege’de dokuzda dokuz aldık. Türkiye’nin yüzde 65’ini aldık, AK Parti’yi 23 yılın sonunda ilk kez geride bıraktık. Şimdi, genel seçimlere gidiyoruz. Kimse enseyi karartmasın. Efendim, olmadık şeyler duyuyorum. ‘Kazanırız ama vermez.’ Nasıl vermez? Millet istedi mi alır, millet istediğini başa koyar, istediğini arkaya koyar. Onun için büyük bir inançla ve büyük bir gayretle, büyük ve sabırla ama büyük bir cesaretle burada duruyoruz. Meydanlarda duruyoruz. Ve emin olun omuz omuza iktidara yürüyoruz. Sizin iktidarınıza yürüyoruz. Tabii karşımızda kötülük nefes almadan devam ediyor. Daha dün, her mahallede biz söz veriyoruz ya ‘Devlet kreşleri açacağız’ diye. Bunu yarın için söz verirken bugün için Türkiye’deki belediyelerimizde teker teker hayata geçiriyoruz. Uşak’ta 2 tane var. Türkiye’de 801 tane. Buralar, çocuk etkinlik merkezi. Buralara yoksul çocuklar normalin 10’da 1’i fiyata gidiyorlar.10’da 1’i fiyata. Yine de bunu karşılamazsa yolu bulunuyor, bedava gidiyorlar. Şehit çocukları, gazi evlatları bu etkinlik yerlerine, etkinlik merkezlerine ücretsiz gidiyorlar. Birileri bundan memnun değil. 801 tane kreş yapmışız. Hedef bin. 78 tane yurt yapmışız. Hedef 100. Tutturuyorlar, ‘Bunları kapatın.’ Kapatmayız, ‘Bunları verin, devredin.’ Alacaklar ve hizmeti durduracaklar. Kreş dediğin kadını eve mahkum etmeme projesidir. Kreş dediğin, kadını istihdama katma, kadını sosyal hayata, kent yaşamına katmadır. Kreş dediğin çağdaşlıktır. Bunlar kreşe bundan karşılar. Yurt dediğin, çocuğu cemaatin, tarikatın yurdundan kurtarmak ve cumhuriyetin yurtlarında barındırmaktır. Yurt yapmamalarının, yurt yapmamıza saldırmalarının sebebi bundandır.</em></p>
<p><em><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/ozel-den-istiklal-marsi-nin-arapca-okutulmasina-sert-tepki-asla-affi-yoktur-1.jpg" alt=""></em></p>
<h2>"MİLLİ EĞİTİM BAKANINDAN KONU AÇILINCA MEYDAN ÇILDIRIYOR"</h2>
<p><em>Şimdi, 2007’deki bir kararı gösterip, yazılar yollayıp, ‘Buraları kapat’ diyorlar. 85 bin evladımız, yoksul çocuğun yararlandığı yere saldıran kişinin adı, adını boşverin, adı lazım değil, Milli Eğitim Bakanı. Şimdi o Milli Eğitim Bakanı, bu da çok sevilen bir kardeşimiz maşallah. Daha konu ona gelince meydan çıldırıyor. Bu Millî Eğitim Bakanı’nın bakan olduğu yerde… Geçen hafta ben Karaman’daydım. Karaman’da dedim ki ‘Burası Karaman. Burası Türkçe’nin başkenti. Burası resmi dilin Türkçe olduğunun Karamanoğullarından beri ilan edildiği Türkçe’nin başkenti. Türkiye’nin de resmi dili Türkçe’nin başkenti.’ Hemen bir hafta sonra, Karaman’da, bir ilköğretim okulunda, şu kadarcık çocukları almışlar ve onlara Arapça İstiklal Marşı okutuyorlar, Arapça. Bu işin Milli Eğitim Müdüründen ve Bakanı’ndan bağımsız olması mümkün değil. Eğer bağımsızsa dün derhal görevden alınması gerekirdi Milli Eğitim Müdürünün, okul müdürünün ve o rezilliği yapanların. Arapça bir dildir, saygı duyduğumuz bir dildir. Türkiye’deki 6 milyon vatandaşımızın, Urfa’da, Mardin’de, Hatay’daki ana dilidir. Baş, göz üstünedir. Ancak bir ülkenin milli marşı, ulusal marşı, İstiklal Marşı, kendi dilinde, öz dilinde, özellikle resmi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Ve böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur.</em></p>
<p><strong>"İSTİKLAL MARŞI’NIN YARATTIĞI ORTAK DUYGUYA SALDIRIDIR"</strong></p>
<p><em>Utanmaz adamlar, Naim Süleymanoğlu rahmetli, mezalimden kaçtı geldi. Milli formayı giydi. 1983’te Moskova’da, 1989’sa Atina’da, 1991’de Almanya’da, 1993’te Avustralya’da, 1995’te Çin’de ay - yıldızlı bayrağı göğe çektirdi, halter şampiyonu oldu. İstiklal Marşı Çin’de, Moskova’da, Almanya’da Türkçe okundu. Bu millet hüngür hüngür ağladı. Filenin Sultanları iki - üç sene önce Amerika Teksas’ta kovboyların memleketinde şampiyon oldular, İstiklal Marşı’nı Türkçe okuttular. Mete Gazoz okçulukta Berlin’de, Almanya’da bütün salon ayağa kalktı ve İstiklal Marşı Türkçe okundu. Buse Nazlar gittiler Tokyo’da, Japonya’da Türkiye saatiyle gece 03.30’da. Bütün Japonya ayakta, Buse Nazlar şampiyon oldu ve Türkçe okundu. Bu istiklal Marşı’nı Arapça okutmaya çalışan, İstiklal Marşı’nın bu millette yarattığı ortak duyguya saldıran, Karaman gibi bir yerde Cumhuriyet’e meydan okuyan, İstiklal Marşı’na meydan okuyan, o İstiklal Marşı’nın Şairi Mehmet Akif’e meydan okuyan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun. Bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet, o bakanın da okutanın da alnını karşılayacak. Alnını karşılayacağız. Ne Arapça’ya, ne Arapça’nın ana dil olduğu coğrafyaya, ne de o dilin kullanılmasına kimsenin sözü yok. Ama buradan bahaneyle sen İstiklal Marşı’na saldırırsan, bir ülkenin ulusal marşını başka dilde okutmaya çalışırsan senin derdin bu ülkeyi bölmektir. Bu bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz.</em></p>
<h2>"İKTİDARA YÜRÜDÜĞÜMÜZ İÇİN HEDEFTEYİZ"</h2>
<p><em>Hem dünya hem bölgemiz zor ve kritik günlerden geçiyor. Bir yıldır bir büyük mücadelenin içindeyiz. Arkadaşlarımız son seçimi kazandığımız için, Ekrem İmamoğlu AK Parti’yi dört kez üst üste yendiği için, iktidara yürüdüğü için, partimiz iktidara yürüdüğü için hedeftedir. Önümüzdeki çarşamba akşamı birinci yılı hep birlikte dolduracağız. Bir yandan da Saraçhane’deki o bir yıl önceki mücadeleyle sahip çıktığımız, ayağa kalktığımız değerlerde hep beraber kenetlenmeye devam edeceğiz. Bu sıralarda nihayet çok gecikerek dava görülmeye başlandı. Maalesef arkadaşlarımız bir yıldır tutuklu. Bir yıldır söylenen ne varsa yalan olduğu ortaya çıktı. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruşun bile ispati yok. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler, birini bile iddianameye yazamadılar. ‘Parkelerin altından para çıkan görüntü var’ dediler, görüntüler yalan çıktı. ‘Çantadan para çıktı’ dediler, jammer çıktı. ‘Lüks araba garajı’ dediler, İmamoğlu’nun değil MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesi’nden kasa çıktı’ dediler, AK Partili’nin çıktı. ‘İçinden para çıktı’ dediler, mühür olduğu ortaya çıktı. Attıkları her yalan çürüdü. Baştan beri diyorduk ‘Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz’ diye. ‘Canlı yayın’ diyenler parça kırdı, söyledikleri yalan çıktı. Şimdi canlı yayın yapmak için verdiğimiz önergeye ret oyu kullandılar. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bak daha geçen hafta Devlet Bey dedi ki ‘Canlı yayında ne kadar fayda olduğunu gördük.’ Bir kez daha söylüyorum; sen savcına güveniyorsan, şimdi bakan yaptığın o başsavcının yazdırdığı iddianameye güveniyorsan… Hani diyordun ya ‘İddianame çıkınca insan içine çıkamayacaklar’ diye. İddianame çıktı, biz meydandayız. Sen insan içine çıkabiliyorsan… ‘Birbirinin yüzüne bakamayacaklar’ diyordun. Uşak’ın yüzüne bakıyorum. Sen bakabiliyorsan… ‘Birbirlerinden gözünü kaçıracaklar’ diyordun. Bak senin gözünün içine bakabiliyorum. Gözümün içine bakıyorsan… Hodri meydan. Canlı yayın istiyoruz. TRT’den yayın istiyoruz. O iddianameyi biz yargılıyoruz.</em></p>
<h2>"YENİ KURA ÇEKMİŞLERİ AĞIR CEZA KÜRSÜSÜNE OTURTMUŞLAR"</h2>
<p><em>Değerli Uşaklılar son kısımda şunu söyleyeceğim. Mahkemeye bir başkan atadılar, avukatlıktan hakim olmuş ve avukatlıktaki sürenin üçte ikisi eklenince kıdemi dolmuş bir hakim. Yanında iki yardımcı. Beklersin ki normalde İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi’nde iki yanda oturanlar 20’şer, hakim 25 - 30 yıllık Ağır Ceza tecrübesi. 30 yıl önce başlamalı Trabzon’dan, Ardahan’dan, Mersin’den, Edirne’den. Çalışmalı ve doğru, bozulmayan, adaletli kararlar kurmalı. İyi siciller almalı. Daha büyük şehre, daha iyi yerlere gelmeli. 20 yılın sonunda oraya, Ağır Ceza kürsüsüne oturmalı. Bugün kürsüde oturan üç hakime normalde eski usulle ya da dünyadaki örnekleri ile en az toplam 60 - 70 yıl kıdem lazım. Bunların kürsü kıdeminin toplamı üçününkinin 10 yıl altı ay. Birinin yedi yıl, diğer ikisi 2024’te yani bir yıl dokuz ay önce hakim olmuş. Yeni kura çekmişleri oraya oturtmuşlar. Bir de Adalet Bakanı hiç utanmadan, sıkılmadan bu hafta dedi ki ‘10 yılını doldurmayanı Ticaret Mahkemesi’ne başkan yapmayacağım.’ Sen iki yılını doldurmayan iki kişiyi İstanbul 40’ıcı Ağır Ceza’ya koymuşsun. O ikisinin kararı bile ikiye - bir. İstediği her şeyi söyler. İki yıl önce bugün hakim olmayan iki kişi var orada. Silahşör, tetikçi diye konmuş. Başlarına Adalet Bakanı’nın en yakını konmuş. Bu mahkeme doğal hakim ilkesi yerine özel olarak oluşturulmuş. Adı 40’ıncı Ağır Ceza ama iki kişiye yeni geldi, o heyet yeni oldu. Eski heyet eski davalara, bu heyet sadece bu davaya bakacak. 41 ayrı mahkeme varken, kurayla birine düşecekken, baştan beri dedikleri 40’ıncı Ağır Ceza’ya düştü. Yüzde 2 ihtimal varken. Yani iddianame ısmarlama, mahkeme ısmarlama, heyet ısmarlama. Kura sahtekarca ve dedikleri yere bu mahkeme görülmek üzere veriliyor.</em></p>
<h2>"İTİRAFÇI ‘VALLAHİ DOĞRU, ONU DÜŞÜNEMEDİM’ DİYOR"</h2>
<p><em>Öyle bir iş ki bu hafta görülmeye başladı ve daha çıkar çıkmaz itirafçılar dökülmeye başladı. ‘Gördüm’ demiş orada, diyor ki ‘Görmedim.’ ‘Duydum’ demiş orada, diyor ki ‘Duymadım.’ -Mış’la, muş’la yazdırmış, zorla imza attırmış, şimdi milletin karşısında şaşkına dönmüş durumdalar. Öyle bir noktadayız ki itirafçı diyor ki ‘20 milyar TL yolsuzluk gördüm.’ Ekrem Başkan ayağa kalkıyor, ‘Ağaç A.Ş’nin bir yıllık cirosu ne kadar?’ ‘5 milyar.’ 5 milyarlık yerde, 20 milyar olur mu evladım?’ Dönüyor diyor ki ‘Vallahi doğru. O tarafını düşünemedim.’ Düşünemediği yalanın altına imza attırmışlar. Öyle bir noktadayız ki bir yıl önce Ekrem Başkanı tutuklarken bir gizli tanık vardı, adı Meşe’ydi. Bütün iftiraları attı, altına imza attı, ‘Yüzü gizli, kimliği gizli’ dediler. Öğrenildi ki bu kişi, söylediklerinden caymış. Verilen tavizi, sözü alamamış. Mahkemeyi basmış, intihara kalkışmış, bunu almışlar. Bunun söylediği bütün ifadeleri, noktasına, virgülüne, yazım hatası ile kopyalamışlar İlke diye yeni bir gizli tanık bulmuşlar. Uşak’ın vicdanına soruyorum. Tiyatro oyununda rolü başka oyuncu oynar, eskisi hastalanırsa. Sinemada filmi başkası çeker, eskisinin yerine. Demek ki burada gizli tanık var, gizli tanıkta oyuncu değişikliği olur mu? Oyuncu değişikliği varsa oyun vardır. Kurgu vardır. Kendiliğinden yazılmış bir senaryo vardır. Gerçek yoktur. Bugün AK Parti’nin kara düzeni, suçüstü yakalanmıştır. Arkadaşlarımız masum, gizli tanıklar sahte, itirafçılar iftiracıdır. Şimdi yüzleşme vaktidir. Artık yeter, tutuksuz yargılama elzemdir, artık yeter canlı yayın bu milletin talebidir.</em></p>
<h2>"EKREM BAŞKANI CUMHURBAŞKANI YAPACAĞIZ"</h2>
<p><em>Şimdi buradan bir kez daha söylüyorum. Ekrem Başkan’ın talebidir. Ekrem Başkan diyor ki ‘Derdiniz benimle, bırakın çocukları, bırakın anneleri, bırakın hastaları, bırakın yaşlıları, bırakın suçsuz bürokratları. Benle uğraşan, benimle’ diyor. Aykut kardeşim soruyor, ‘Ekrem Başkan, Cumhurbaşkanı Adayı olmasaydı, biz burada olacak mıydık?’ Kimse bir şey diyemiyor. Asla olmayacaklardı. Buradan bir kez daha sesleniyorum. Bu dava siyasidir, arkadaşlarımız masumdur, tutuksuz yargılama esastır, herkes Ekrem Başkan için içeride tutulmuştur. Ekrem Başkan, meydan okumuştur. Bütün arkadaşlarımıza tutuksuz yargılama istiyoruz. Bana geçen gün bir gazeteci arkadaşım dedi. ‘AK Partililerle konuşuyorum, Ekrem İmamoğlu’nu tutuksuz yargılayamayız.’ Niye? ‘Otobüsün üstüne çıkar, bir daha inmez. Memleketi gezer, kampanya yapar, baş edemeyiz’ Madem baş edemiyorsunuz, madem korkuyorsunuz, o gazeteciye dedim. Onların hukuk tanımazlığını bir an olsun kabul edelim. Bu kadar korkuyorsanız ev hapsi verin. Zulmü bitirin. Ekrem Başkan evinde otursun, biz de onun Türkiye’de bütün dostları, Türkiye’de, Türkiye İttifakı’nın bütün bileşenleri ile çalışacağız, onun yerine koşturacağız, onu Cumhurbaşkanı yapacağız.</em></p>
<h2>"BEKLE BİZİ İSTANBUL"</h2>
<p><em>Şimdi Uşak’tan bir yürüyüş başlatacağız. Hep birlikte bir yürüyüşe geçeceğiz. Bütün Türkiye, Uşak’ı izleyecek, burayı izleyecek ve önümüzdeki hafta Çarşamba, 20.30’da diplomanın iptal olduğu 18’ini, darbe girişiminin başladığı 19’u sabahına bağlayan gece Saraçhane’ye bir mücadeleye, Ekrem Başkana ve arkadaşlarımıza sahip çıkmaya gelecek. Türkiye’yi İstanbul’a, Saraçhane’ye davet etmeye hazır mısınız? Sesi Uşak’tan yükseltiyoruz, tüm Türkiye’ye duyuruyoruz. İstanbul’a yürümeye hazır mısınız? İstanbul, bizi beklesin mi? Bekle bizi İstanbul. Bekle bizi İstanbul. Uşak, İstanbul’a yürümeye hazır mısın? Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyor muyuz? Herkesi İstanbul’a bekliyor muyuz? İstanbul bizi bekliyor, İstanbul’a yürümeye, iktidara yürümeye, bu iktidarı değiştirmeye hazır mıyız? Hep birlikte yürüyecek miyiz? Hep birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun."</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Rıza Akpolat, Aziz İhsan Aktaş'ın açtığı davada beraat etti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/riza-akpolat-aziz-ihsan-aktas-in-actigi-davada-beraat-etti-699556</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/riza-akpolat-aziz-ihsan-aktas-in-actigi-davada-beraat-etti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/riza-akpolat-aziz-ihsan-aktas-in-actigi-davada-beraat-etti-699556</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, karşılıksız çek iddialarıyla açılan icra ceza davalarında beraat etti. Ana davanın itirafçısı Başkan Yardımcısı Ozan İş’e ise toplam 212 milyon TL’yi aşan rekor adli para cezası verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” iddiasıyla Ocak 2025’te tutuklanmış ve görevden uzaklaştırılmıştı.</p>
<p>İstanbul 21. İcra Ceza Mahkemesi’nde 12 Mart 2026’da görülen duruşmalarda, Akpolat ve vekil başkan Rasim Şişman’ın yargılandığı icra ceza dosyalarında karar çıktı.</p>
<p>Gazete Pencere'de yer alan habere göre mahkeme, ihaleye fesat karıştırma iddialarının odağındaki Aziz İhsan Aktaş’a ait İçkale Sosyal Hizmetler şirketinin karşılıksız çekler nedeniyle açtığı davalarda Akpolat ve Şişman’ın üzerine atılı suçların unsurlarının oluşmadığına hükmederek her iki dosyadan da beraatlerine karar verdi.</p>

<h2>İTİRAFÇIYA REKOR CEZA</h2>
<p>Öte yandan mahkeme, İçkale Şirketi’ne verilen ve karşılıksız çıkan çeklerin sorumluluğunu, ana davanın itirafçısı olan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ozan İş’e yükledi. Karara göre, 3 Haziran 2025 tarihli 100 milyon TL’lik çek için İş’e 99 milyon 987 bin TL, aynı tarihte keşide edilen 112 milyon 400 bin TL’lik ikinci çek için ise 112 milyon 387 bin TL adli para cezası verildi. </p>
<p>Mahkeme ayrıca, taksitlerden herhangi birinin zamanında ödenmemesi halinde cezaların hapse çevrileceği uyarısında bulundu. Bu durum nedeniyle Ozan İş ve çeklerin keşidecisi Beşiktaş Belediye Başkanlığı hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da getirildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çorum'da duvar yıkıldı: 1'i çocuk 2 kişi yaralandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/corum-da-duvar-yikildi-1-i-cocuk-2-kisi-yaralandi-699554</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/corum-da-duvar-yikildi-1-i-cocuk-2-kisi-yaralandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/corum-da-duvar-yikildi-1-i-cocuk-2-kisi-yaralandi-699554</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Çorum'un Alaca ilçesinde yıkılan duvarın altında kalan biri çocuk 2 kişi yaralandı. Duvar yıkıldığı sırada elini buğday yükleme makinesine kaptıran ve parmakları kopan yaralılardan 14 yaşındaki M.Ö, buradaki müdahalenin ardından Ankara Etlik Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çorum'un Alaca ilçesinde yıkılan duvarın altında kalan biri çocuk 2 kişi yaralandı.</p>
<p>Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Boğaziçi köyünde C.Ö'ye ait tahıl deposunun duvarı, yükleme yapıldığı sırada yıkıldı.</p>
<p>Bu sırada depoda bulunan 18 yaşındaki M.Ö. ile 14 yaşındaki M.Ö. duvarın altında kaldı.</p>
<p>İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekiplerin çalışmasıyla duvarın altından çıkarılan yaralılar, sağlık ekiplerince Alaca Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.</p>
<p>Duvar yıkıldığı sırada elini buğday yükleme makinesine kaptıran ve parmakları kopan yaralılardan 14 yaşındaki M.Ö, buradaki müdahalenin ardından Ankara Etlik Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hekimler Taksim Anıtı'na çelenk bıraktı: "14 Mart'ı kutlayamıyoruz"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/hekimler-taksim-aniti-na-celenk-birakti-14-mart-i-kutlayamiyoruz-699555</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/hekimler-taksim-aniti-na-celenk-birakti-14-mart-i-kutlayamiyoruz.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/hekimler-taksim-aniti-na-celenk-birakti-14-mart-i-kutlayamiyoruz-699555</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[İstanbul'da Taksim Atatürk Anıtı'na çelenk bırakan hekimler, "Bugün 14 Mart, ama kutlama yapmak zor. Çünkü sağlık sistemi yıllardır piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirildi" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla hekimler İstanbul'da Taksim Atatürk Anıtı'nda tören düzenledi. Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla bir araya gelen hekimler anıta çelenk bıraktı.</p>
<p>Hekimler burada basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası adına Dr. Nazmi Algan okudu.</p>

<h2>"14 MART, DİRENİŞ VE SORUMLULUKTUR"</h2>
<p>Algan şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün 14 Mart.</p>
<p>14 Mart 1827, modern tıp eğitiminin başlangıcıdır. Ama 14 Mart yalnızca bir yıldönümü değildir. 14 Mart 1919, işgal altındaki İstanbul’da tıbbiyelilerin ayağa kalktığı gündür. Bu nedenle 14 Mart; tarih, direniş ve sorumluluktur.</p>
<p>Hekimlik yalnızca hastalık tedavi etmek değil, toplumun geleceğine sahip çıkmaktır. Biz bugün burada bu geleneğin mirasçıları olarak bulunuyoruz.</p>
<p>Bugün 14 Mart, ama kutlama yapmak zor. Çünkü sağlık sistemi yıllardır piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirildi. Koruyucu sağlık hizmetleri zayıflatıldı, kamu hastaneleri işletmeye dönüştürüldü, kamu kaynakları özel sektöre aktarıldı.</p>
<h2>“HEKİMLER TÜKENİYOR”</h2>
<p>Bugün hastalar randevu bulamıyor. Muayene süreleri kısalıyor. Sağlık çalışanları ağır iş yükü altında eziliyor. Sağlıkta şiddet artıyor. Parası olan daha hızlı hizmete ulaşırken, olmayan en temel sağlık hakkına bile gecikerek erişiyor.</p>
<p>Bu tablo yalnızca halkın sağlığını değil, hekimleri de tüketiyor. Genç hekimler göç etmeyi düşünüyor, deneyimli hekimler tükeniyor. Performans baskısı, güvencesizlik ve şiddet tehdidi altında iyi hekimlik değerleri aşındırılıyor.</p>
<h2>“SORUN SAĞLIK SİSTEMİNDE”</h2>
<p>Ama sorun hekimlerde değil, sağlık sistemindedir.</p>
<p>Biz biliyoruz ki başka bir sağlık sistemi mümkündür. Sağlık ticari bir alan değil, kamusal bir hak olmalıdır. Herkes eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmelidir. Hekimler de mesleki bağımsızlıklarını koruyarak güven içinde çalışabilmelidir.</p>
<p>Bunun için:</p>
<p>Sağlıkta özelleştirmeye son verilmelidir.</p>
<p>Kamusal kaynaklar özel sektöre değil, kamu sağlık hizmetlerine ayrılmalıdır.</p>
<p>Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir.</p>
<p>Hekim ücretleri performansa göre değil, emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmelidir.</p>
<p>Sağlıkta şiddeti önleyecek etkili adımlar atılmalıdır.</p>
<p>Bu mücadele yalnızca hekimlerin değil, toplumun da mücadelesidir. Çünkü hekimlerin iyi hekimlik yapabildiği bir ülkede toplum da daha sağlıklı yaşar.</p>
<p>Bugün 14 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz: Savaş bir halk sağlığı sorunudur!</p>
<p>Yakın coğrafyamızda süren savaşlar milyonlarca insanın yaşamını ve geleceğini tehdit ediyor. Savaşın olduğu yerde sağlık olmaz. Tam bir iyilik hali için barış ve demokrasi zorunludur. Savaşa değil, sağlığa bütçe ayrılmalıdır.</p>
<h2>“MESLEĞİMİZİN DEĞER GÖRDÜĞÜ BİR SİSTEM İSTİYORUZ”</h2>
<p>“Biz; adaletin egemen olduğu, laik, demokratik ve barış içinde bir ülkede; emeğimizin ve mesleğimizin değer gördüğü bir sağlık sistemi istiyoruz.</p>
<p>Hekimlerin tükenmediği, sağlık çalışanlarının güvende olduğu, halkın eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği bir ülke mümkündür.</p>
<p>Yaşasın hekimlik onuru!</p>
<p>Yaşasın iyi hekimlik değerleri!</p>
<p>Yaşasın halkın sağlık hakkı!”</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kenya'da sel felaketi: Can kaybı 62’ye yükseldi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kenya-da-sel-felaketi-can-kaybi-62ye-yukseldi-699553</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kenya-da-sel-felaketi-can-kaybi-62ye-yukseldi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kenya-da-sel-felaketi-can-kaybi-62ye-yukseldi-699553</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[Kenya’da şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde can kaybı 62’ye yükseldi. Başkent Nairobi en çok etkilenen bölge olurken, 4 bin 845 kişi tahliye edildi. Meteoroloji, yağışların süreceği uyarısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kenya'da etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 62’ye ulaştığı bildirildi. </p>
<p>Kenya İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülke genelinde günlerdir etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı selde can kaybı sayısının 62'ye yükseldiği kaydedildi.</p>
<p>Bakanlık verilerine göre, hayatını kaybeden 62 kişiden 46'sının erkek, 8'inin kadın ve 8'inin ise çocuk olduğu belirtildi.</p>
<p>Selden en çok etkilenen bölgenin başkent Nairobi olduğu belirtilirken, sadece başkent sınırları içerisinde 33 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.</p>
<p>Ayrıca, can kayıplarının 17'sinin Doğu bölgesinde, 7'sinin ise Rift Vadisi bölgesinde yaşandığı ifade edildi.</p>
<p>Arama kurtarma ve tahliye çalışmalarının sürdüğü ülkede, sivil kayıpların yanı sıra altyapıda da ciddi boyutta hasar rapor edildi.</p>

<p>Resmi makamlar, ülke genelinde 10 binden fazla hanenin selden doğrudan etkilendiğini, 4 bin 845 kişinin ise güvenli bölgelere tahliye edilerek evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. </p>
<p>Selin vurduğu bölgelerde yolların kapandığı ve mülklerde ağır hasar meydana geldiği aktarıldı.</p>
<p>Öte yandan, Kenya Meteoroloji Müdürlüğü, ülke genelinde şiddetli yağışların devam edeceği tahmininde bulundu.</p>
<p>Yetkililer, can kayıplarının daha da artmaması adına bölge halkını son derece dikkatli olmaya ve riskli alanlardan uzak durmaya çağırdı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı hangi kanalda, saat kaçta? Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı yayın bilgisi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ankara-demirspor-isparta-32-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-ankara-demirspor-isparta-32-maci-yayin-bilgisi-699552</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ankara-demirspor-isparta-32-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-ankara-demirspor-isparta-32-maci-yayin-bilgisi.webp"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ankara-demirspor-isparta-32-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-ankara-demirspor-isparta-32-maci-yayin-bilgisi-699552</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta Play-Off hattını yakından ilgilendiren karşılaşmalardan biri Ankara Demirspor ile Isparta 32 Spor arasında oynanacak. Futbolseverler ise “Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusunun yanıtını araştırıyor. 14 Mart 2026 Cumartesi günü Ankara Demirspor Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 15.30’da başlayacak ve Sıfır TV YouTube kanalı üzerinden canlı ve şifresiz olarak yayınlanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta heyecan hız kesmeden devam ederken futbolseverleri yakından ilgilendiren önemli bir mücadele sahne alacak. Ankara’nın köklü ekiplerinden Ankara Demirspor ile Akdeniz temsilcisi Isparta 32 Spor karşı karşıya geliyor. Maç öncesinde özellikle “Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusu futbolseverler tarafından yoğun şekilde araştırılıyor.</p>
<p>Play-Off hattını ve orta sıraları doğrudan etkileyebilecek karşılaşma, iki takım açısından da kritik önem taşıyor. Ankara Demirspor taraftarı önünde galibiyet hedeflerken, Isparta 32 Spor ise zorlu deplasmandan puan ya da puanlarla ayrılmayı amaçlıyor. İşte Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı hakkında merak edilen yayın bilgileri ve tüm detaylar…</p>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI NE ZAMAN?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/ankara-demirspor-isparta-32-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-ankara-demirspor-isparta-32-maci-yayin-bilgisi.jpg" alt=""></p>
<p>TFF 2. Lig Kırmızı Grup kapsamında oynanacak Ankara Demirspor – Isparta 32 Spor karşılaşması <strong>14 Mart 2026 Cumartesi günü</strong> oynanacak.</p>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI SAAT KAÇTA?</h2>
<p>Ankara Demirspor Stadyumu’nda oynanacak mücadele <strong>saat 15.30</strong> itibarıyla başlayacak. Karşılaşmada iki takım da sahaya üç puan hedefiyle çıkacak.</p>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI HANGİ KANALDA?</h2>
<p>Futbolseverlerin merak ettiği Ankara Demirspor – Isparta 32 Spor karşılaşması <strong>Sıfır TV YouTube kanalı</strong> üzerinden canlı ve şifresiz olarak yayınlanacak. Bu sayede stadyuma gidemeyen taraftarlar mücadeleyi dijital platform üzerinden takip edebilecek.</p>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI NEREDE OYNANACAK?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/ankara-demirspor-isparta-32-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-ankara-demirspor-isparta-32-maci-yayin-bilgisi.webp" alt=""></p>
<p>TFF 2. Lig Kırmızı Grup mücadelesi <strong>Ankara Demirspor Stadyumu</strong>nda oynanacak. Başkent temsilcisi, taraftarının desteğini arkasına alarak sahasında avantaj yakalamak istiyor.</p>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI ÖNCESİ PUAN DURUMU</h2>
<p>Karşılaşma öncesinde iki takımın ligdeki puan durumu birbirine oldukça yakın. Bu nedenle mücadele Play-Off hattı açısından büyük önem taşıyor.</p>
<table style="border-collapse: collapse; border-width: 1px; border-spacing: 0px; border-style: solid;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="5">
<thead>
<tr>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Takım</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Galibiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Beraberlik</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Mağlubiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Puan</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Sıra</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">Ankara Demirspor</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">13</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">5</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">9</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">44</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">8</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">Isparta 32 Spor</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">12</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">9</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">6</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">45</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">7</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI ÖNCESİ TAKIM ANALİZLERİ</h2>
<h3>Ankara Demirspor sahasında avantaj arıyor</h3>
<p>Ankara Demirspor ligde 44 puanla 8. sırada yer alıyor. Play-Off hattına yaklaşmak isteyen Başkent temsilcisi, sahasında oynayacağı bu kritik mücadelede üç puanı hedefliyor.</p>
<p>Ev sahibi ekip için bu karşılaşma, üst sıralarla arasındaki puan farkını azaltmak adına oldukça önemli bir fırsat olarak görülüyor.</p>
<h3>Isparta 32 Spor üst sıraları hedefliyor</h3>
<p>Isparta 32 Spor ise ligde 45 puanla 7. sırada bulunuyor. Deplasmanda oynayacağı bu mücadeleden puan veya puanlarla ayrılmak isteyen ekip, Play-Off hattındaki yerini güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>İki takım arasındaki puan farkının sadece bir puan olması ise karşılaşmanın oldukça çekişmeli geçebileceğinin sinyallerini veriyor.</p>
<h2>ANKARA DEMİRSPOR – ISPARTA 32 MAÇI NEDEN ÖNEMLİ?</h2>
<ul>
<li>TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta Play-Off yarışını etkileyebilir.</li>
<li>İki takım arasında puan farkı oldukça az.</li>
<li>Ankara Demirspor iç saha avantajını kullanmak istiyor.</li>
<li>Isparta 32 Spor üst sıralardaki konumunu korumayı hedefliyor.</li>
</ul>
<h2>MAÇI CANLI İZLEMEK İSTEYENLER İÇİN BİLGİLER</h2>
<p>Ankara Demirspor – Isparta 32 Spor karşılaşmasını izlemek isteyen futbolseverler, mücadeleyi Sıfır TV’nin resmi YouTube kanalı üzerinden canlı ve şifresiz olarak takip edebilecek.</p>
<h3>Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı ne zaman?</h3>
<p>Karşılaşma 14 Mart 2026 Cumartesi günü oynanacak.</p>
<h3>Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı saat kaçta?</h3>
<p>Mücadele saat 15.30’da başlayacak.</p>
<h3>Ankara Demirspor – Isparta 32 maçı hangi kanalda?</h3>
<p>Maç Sıfır TV YouTube kanalı üzerinden canlı ve şifresiz olarak yayınlanacak.</p>
<h3>Ankara Demirspor ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Ankara Demirspor, 13 galibiyet, 5 beraberlik ve 9 mağlubiyetle 44 puanla ligde 8. sırada yer alıyor.</p>
<h3>Isparta 32 Spor ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Isparta 32 Spor, 12 galibiyet, 9 beraberlik ve 6 mağlubiyetle 45 puanla ligde 7. sırada bulunuyor.</p>
<h2></h2>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fethiyespor – Menemen FK maçı hangi kanalda, saat kaçta? Fethiyespor – Menemen FK maçı yayın bilgisi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/fethiyespor-menemen-fk-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-fethiyespor-menemen-fk-maci-yayin-bilgisi-699551</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/fethiyespor-menemen-fk-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-fethiyespor-menemen-fk-maci-yayin-bilgisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/fethiyespor-menemen-fk-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-fethiyespor-menemen-fk-maci-yayin-bilgisi-699551</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[TFF 2. Lig’de futbolseverlerin merak ettiği karşılaşmalardan biri Fethiyespor ile Menemen FK arasında oynanacak. “Fethiyespor – Menemen FK maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusu özellikle maç gününe yaklaşırken sıkça araştırılıyor. 14 Mart 2026 tarihinde Fethiye İlçe Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 15:30’da başlayacak. Ancak karşılaşmanın Türkiye’de resmi bir yayıncısı bulunmuyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>TFF 2. Lig’de heyecan sürerken futbolseverlerin merakla beklediği karşılaşmalardan biri de Fethiyespor ile Menemen FK arasında oynanacak mücadele oldu. Özellikle “Fethiyespor – Menemen FK maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusu arama motorlarında sıkça araştırılıyor. Muğla temsilcisi Fethiyespor, sahasında önemli bir galibiyet almak isterken Menemen FK ise deplasmanda puan veya puanlar arayacak.</p>
<p>Fethiye İlçe Stadyumu’nda oynanacak mücadele, iki takım açısından da ligdeki konumlarını etkileyebilecek kritik bir karşılaşma olarak görülüyor. Taraftarlar maçın yayın bilgilerini ve detaylarını merak ederken, karşılaşmaya dair tüm bilgiler haberimizde yer alıyor.</p>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI NE ZAMAN?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/fethiyespor-menemen-fk-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-fethiyespor-menemen-fk-maci-yayin-bilgisi.webp" alt=""></p>
<p>TFF 2. Lig kapsamında oynanacak Fethiyespor – Menemen FK karşılaşması <strong>14 Mart 2026</strong> tarihinde oynanacak.</p>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI SAAT KAÇTA?</h2>
<p>Fethiyespor ile Menemen FK arasında oynanacak mücadele <strong>saat 15:30 (TSİ)</strong> başlayacak.</p>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI HANGİ KANALDA?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/fethiyespor-menemen-fk-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-fethiyespor-menemen-fk-maci-yayin-bilgisi-1.webp" alt=""></p>
<p>Futbolseverlerin merak ettiği Fethiyespor – Menemen FK karşılaşmasının <strong>Türkiye’de resmi bir yayıncısı bulunmuyor</strong>. Bu nedenle mücadele herhangi bir televizyon kanalından canlı yayınlanmayacak.</p>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI NEREDE OYNANACAK?</h2>
<p>TFF 2. Lig mücadelesi <strong>Fethiye İlçe Stadyumu</strong>nda oynanacak. Ev sahibi ekip taraftarı önünde sahaya çıkarak önemli bir avantaj elde etmeyi hedefliyor.</p>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI ÖNCESİ PUAN DURUMU</h2>
<p>Karşılaşma öncesinde iki takımın ligdeki konumu dikkat çekiyor. Menemen FK puan tablosunda biraz daha üst sırada yer alırken, Fethiyespor ise sahasında kazanarak sıralamada yükselmek istiyor.</p>
<table style="border-collapse: collapse; border-width: 1px; border-spacing: 0px; border-style: solid;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="5">
<thead>
<tr>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Takım</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Galibiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Beraberlik</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Mağlubiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Puan</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Sıra</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">Fethiyespor</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">9</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">8</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">10</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">35</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">12</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">Menemen FK</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">11</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">6</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">10</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">39</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">10</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI ÖNCESİ TAKIM DURUMU</h2>
<h3>Fethiyespor sahasında avantaj arıyor</h3>
<p>Fethiyespor ligde 35 puanla 12. sırada bulunuyor. Ev sahibi ekip, taraftar desteğini arkasına alarak sahasında oynayacağı bu mücadeleden üç puanla ayrılmayı hedefliyor.</p>
<p>Teknik heyet ve futbolcular için bu karşılaşma, ligde daha üst sıralara tırmanma açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor.</p>
<h3>Menemen FK deplasmanda puan hedefliyor</h3>
<p>Menemen FK ise ligde 39 puanla 10. sırada yer alıyor. Deplasmanda oynayacağı bu karşılaşmadan puan veya puanlarla ayrılmak isteyen ekip, sıralamada avantaj elde etmeyi planlıyor.</p>
<p>İki takım arasındaki puan farkının yakın olması ise karşılaşmanın oldukça çekişmeli geçebileceğinin sinyallerini veriyor.</p>
<h2>FETHİYESPOR – MENEMEN FK MAÇI NEDEN ÖNEMLİ?</h2>
<ul>
<li>TFF 2. Lig’de orta sıralardaki dengeleri etkileyebilecek bir mücadele.</li>
<li>Fethiyespor sahasında kazanarak yükselmek istiyor.</li>
<li>Menemen FK deplasmanda puan arıyor.</li>
<li>İki takım arasında puan farkı oldukça az.</li>
</ul>
<h2>MAÇ ÖNCESİ DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN GELİŞMELER</h2>
<p>Karşılaşma öncesinde iki takımın form grafikleri, sakat veya cezalı oyuncu durumları gibi gelişmeler maçın sonucunu etkileyebilir. Taraftarlar, maç saatine kadar kulüplerin resmi kaynaklarından güncel gelişmeleri takip edebilir.</p>
<h3>Fethiyespor – Menemen FK maçı ne zaman?</h3>
<p>Fethiyespor – Menemen FK karşılaşması 14 Mart 2026 tarihinde oynanacak.</p>
<h3>Fethiyespor – Menemen FK maçı saat kaçta?</h3>
<p>Mücadele Türkiye saati ile 15:30’da başlayacak.</p>
<h3>Fethiyespor – Menemen FK maçı hangi kanalda?</h3>
<p>Karşılaşmanın Türkiye’de resmi bir yayıncısı bulunmuyor.</p>
<h3>Fethiyespor ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Fethiyespor, 9 galibiyet, 8 beraberlik ve 10 mağlubiyetle 35 puanla ligde 12. sırada yer alıyor.</p>
<h3>Menemen FK ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Menemen FK, 11 galibiyet, 6 beraberlik ve 10 mağlubiyetle 39 puanla ligde 10. sırada bulunuyor.</p>
<h2></h2>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABB'nin imar yönetmeliğinde değişiklik: Bir madde yürürlükten kaldırıldı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/abb-nin-imar-yonetmeliginde-degisiklik-bir-madde-yururlukten-kaldirildi-699550</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/abb-nin-imar-yonetmeliginde-degisiklik-bir-madde-yururlukten-kaldirildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/abb-nin-imar-yonetmeliginde-degisiklik-bir-madde-yururlukten-kaldirildi-699550</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, ABB'nin imar yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Yapılan değişikliğe göre, koridor dar kenar genişliği, umumi binalarda 1,5 metreden, özellik arz eden binalarda ise 2 metreden az olamayacak. Yönetmelikteki bir madde ise yürürlükten kaldırıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>"Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, yönetmeliğin "Ön bahçelerde de tabii veya tesviye edilmiş zeminin altında parsel sınırına 3 metreden fazla yaklaşmamak şartıyla ön bahçe mesafesinin yarısına kadar zorunlu otoparklar yapılabilir" maddesi yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p>Yönetmelikle koridor dar kenar genişliği, umumi binalarda 1,5 metreden, özellik arz eden binalarda ise 2 metreden az olamayacak. Bu mesafe, "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" kapsamında hesap edilen kullanıcı yükü ve ilgili idaresince yapılacak etüde göre artırılacak.</p>

<h2>MEVCUT YAPILARA UYGULANMAYACAK</h2>
<p>Bu madde, "Dar kenar genişliği, koridor uzunluğu 20 metreye kadar en az 2 metre, bundan sonra ise en az 2,50 metre olacaktır" şeklinde uygulanıyordu.</p>
<p>Yönetmelik, bugün itibarıyla yürürlüğe girecek ancak koridor dar kenar genişliğiyle ilgili madde hükümleri mevcut yapılara uygulanmayacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[New York Sanat Akademisi açıkladı: Epstein'den alınan bağışlar iade edilecek]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/new-york-sanat-akademisi-acikladi-epstein-den-alinan-bagislar-iade-edilecek-699549</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/new-york-sanat-akademisi-acikladi-epstein-den-alinan-bagislar-iade-edilecek.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/new-york-sanat-akademisi-acikladi-epstein-den-alinan-bagislar-iade-edilecek-699549</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[New York Sanat Akademisi, çocuklara yönelik insan kaçakçılığı ve fuhuş ağı suçlamalarıyla yargılanırken hapiste ölen Jeffrey Epstein’dan aldığı bağışı mağdurlara destek veren bir kuruluşa aktaracağını açıkladı. Yeni belgeler, kurum ile Epstein arasındaki ilişkinin sanılandan daha kapsamlı olduğunu ortaya koydu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD'deki New York Sanat Akademisi, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı suçlamalarıyla yargılanırken hapiste ölü bulunan Jeffrey Epstein tarafından yapılan bağışları, insan kaçakçılığı mağduru çocuklara destek veren bir kuruluşa aktaracağını duyurdu.</p>
<p>New York Times gazetesinin haberine göre, ABD Adalet Bakanlığınca yayımlanan yeni belgelerde, akademinin kurucuları arasında sanatçı Andy Warhol'un da bulunduğu kurum ile Epstein arasındaki ilişkilerin bilinenden daha kapsamlı olduğu ortaya kondu.</p>

<p>New York Sanat Akademisi yönetim kurulu tarafından öğrenciler ile mezunlara gönderilen e-postada, akademinin Epstein ile ilişkisi nedeniyle üzüntü duyulduğu belirtildi.</p>
<p>Epstein'in suçları açığa çıktıktan sonra akademinin kendisinden bağış kabul etmemesi gerektiği vurgulanan e-postada, kurumun bu süreçte "ciddi muhakeme ve yönetim hataları" yaptığı kabul edildi.</p>
<p>E-postada, Epstein tarafından akademiye yapılan 65 bin 900 dolarlık bağışın insan kaçakçılığı mağduru kız çocuklarına destek veren bir kuruluşa aktarılacağı bildirildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ataması yargıya taşınmıştı: Danıştay'dan dikkat çeken "Akın Gürlek" kararı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/atamasi-yargiya-tasinmisti-danistay-dan-dikkat-ceken-akin-gurlek-karari-699548</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/atamasi-yargiya-tasinmisti-danistay-dan-dikkat-ceken-akin-gurlek-karari.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/atamasi-yargiya-tasinmisti-danistay-dan-dikkat-ceken-akin-gurlek-karari-699548</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Akın Gürlek’in bakan olarak atanması hakkında açılan davada Danıştay’dan ilginç bir karar geldi. Danıştay 12. Dairesi, davanın esastan incelenmesine karar verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ile Ankara Barosu'na bağlı avukatlar Doğan Erkan, Sait Kıran, Selcik Ulusoy ve İsmail Çelik; Akın Gürlek’in Adalet Bakanılığı’na atanması kararına karşı Danıştay’da 16 Şubat’ta dava açtı. </p>
<p>Beş avukat dava dilekçelerinde; Gürlek’in bakan olarak atanmasıyla savcılık görevinin kendiliğinden sona erdiği tezinin “kabul edilemez” olduğunu, böyle bir kabulün görevden azlolunmak anlamına geldiğini, bunun da anayasanın “Hakimler ve savcılar azlolunamaz” hükmünü içeren 139. maddesine aykırı olduğunu vurguladı. </p>

<h2>"YASAYA AYKIRI"</h2>
<p>Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez'in haberine göre dilekçede; “Bakan olarak atanması, kendi isteğinin varlığı olarak yorumlanamaz. Atama işleminden sonra gerçekleşen yemin işlemi, atama anındaki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. Atama işlem anı itibarıyla yasaya, anayasa, hukuka açıkça aykırılık söz konusudur” ifadeleri kullanılmıştı. </p>
<p>Anayasanın 76. maddesinde sayılan seçilme yeterliliği dışında, yargının bağımsız bir erk olması ve yargı bağımsızlığının koşullarının da gözetilmesi gerektiğinin altı çizilen dilekçede; “Açıklanan nedenlerle, atama işlemi 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile anayasaya açıkça aykırı olduğu için iptali gerekmektedir” denilmişti.</p>
<h2>YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİ</h2>
<p>Dilekçe kapsamında; Gürlek’in Adalet Bakanı ve HSK Başkanlığı göreviyle HSK’nin yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesine yönelik işlemler de yapacak olması gerekçesiyle, savunması alınmadan atama kararının yürütmesinin durdurulması da talep edilmişti.</p>
<p>Danıştay 12. Dairesi ise avukatların dilekçesine ilişkin kararını dün açıkladı.</p>
<h2>DAVA REDDEDİLMEDİ</h2>
<p>Dairenin dava dilekçesinin reddi kararı vermemesi dikkat çekti. Daire 1’e karşı 4 oyla aldığı kararla; söz konusu avukatların davacı sıfatlarının olduğuna, davanın esastan incelenmesine, bunun için dava dilekçesinin Cumhurbaşkanlığı’na tebliğine, yürütmeyi durdurma isteğinin davalı tarafça cevap verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra karara bağlanmasına karar verdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:18:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Pendikspor – İstanbulspor maçı hangi kanalda, saat kaçta? Pendikspor - İstanbulspor maçı yayın bilgisi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/pendikspor-istanbulspor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-pendikspor-istanbulspor-maci-yayin-bilgisi-699547</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/pendikspor-istanbulspor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-pendikspor-istanbulspor-maci-yayin-bilgisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/pendikspor-istanbulspor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-pendikspor-istanbulspor-maci-yayin-bilgisi-699547</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[Trendyol 1. Lig’de futbolseverlerin merakla beklediği karşılaşmalardan biri Pendikspor ile İstanbulspor arasında oynanacak. Özellikle “Pendikspor – İstanbulspor maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusu maç gününe yaklaşırken en çok araştırılan konular arasında yer alıyor. 14 Mart Cumartesi günü oynanacak mücadelede Pendikspor sahasında üç puan ararken, İstanbulspor ise zorlu deplasmandan puan çıkarmayı hedefliyor. Karşılaşma TRT Spor ekranlarından canlı yayınlanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol 1. Lig’de haftanın dikkat çeken mücadelelerinden biri İstanbul derbisi niteliği taşıyan Pendikspor – İstanbulspor karşılaşması olacak. Futbolseverler ise şimdiden “Pendikspor – İstanbulspor maçı hangi kanalda, saat kaçta?” sorusunun yanıtını araştırmaya başladı. Üst sıraları hedefleyen Pendikspor ile ligde orta sıralarda yer alan İstanbulspor arasındaki mücadele, puan tablosunu doğrudan etkileyebilecek kritik karşılaşmalardan biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Ev sahibi Pendikspor taraftarı önünde galibiyet alarak play-off yarışındaki yerini güçlendirmek isterken, İstanbulspor ise zorlu deplasmandan puan çıkararak sıralamada rahat bir konuma gelmeyi hedefliyor. İşte Pendikspor – İstanbulspor maçı hakkında merak edilen yayın bilgileri ve karşılaşmaya dair tüm detaylar…</p>
<h2>PENDİKSPOR – İSTANBULSPOR MAÇI NE ZAMAN?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/pendikspor-istanbulspor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-pendikspor-istanbulspor-maci-yayin-bilgisi.webp" alt=""></p>
<p>Trendyol 1. Lig kapsamında oynanacak olan Pendikspor – İstanbulspor karşılaşması <strong>14 Mart Cumartesi günü</strong> futbolseverlerle buluşacak.</p>
<h2>PENDİKSPOR – İSTANBULSPOR MAÇI SAAT KAÇTA?</h2>
<p>Siltaş Yapı Pendikspor ile İstanbulspor arasında oynanacak karşılaşma <strong>saat 20.00’de</strong> başlayacak. Mücadele, haftanın en merak edilen maçlarından biri olarak dikkat çekiyor.</p>
<h2>PENDİKSPOR – İSTANBULSPOR MAÇI HANGİ KANALDA?</h2>
<p>Futbolseverlerin merak ettiği Pendikspor – İstanbulspor karşılaşması <strong>TRT Spor</strong> ekranlarından canlı olarak yayınlanacak. Taraftarlar mücadeleyi televizyon üzerinden canlı takip edebilecek.</p>
<h2>PENDİKSPOR – İSTANBULSPOR MAÇI ÖNCESİ PUAN DURUMU</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/pendikspor-istanbulspor-maci-hangi-kanalda-saat-kacta-pendikspor-istanbulspor-maci-yayin-bilgisi-1.webp" alt=""></p>
<p>Karşılaşma öncesinde iki takımın ligdeki konumu dikkat çekiyor. Pendikspor üst sıralarda yer alırken İstanbulspor ise orta sıralarda mücadele ediyor.</p>
<table style="border-collapse: collapse; border-width: 1px; border-spacing: 0px; border-style: solid;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="5">
<thead>
<tr>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Takım</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Galibiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Beraberlik</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Mağlubiyet</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Puan</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 5px;">Sıra</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">Pendikspor</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">14</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">10</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">6</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">52</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">5</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">İstanbulspor</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">9</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">11</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">10</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">38</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 5px;">15</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>PENDİKSPOR – İSTANBULSPOR MAÇI ÖNCESİ ANALİZ</h2>
<h3>Pendikspor üst sıraları hedefliyor</h3>
<p>Pendikspor, ligde topladığı 52 puanla 5. sırada yer alıyor. Play-off hattındaki konumunu korumak isteyen ekip, sahasında oynayacağı bu kritik karşılaşmadan üç puanla ayrılmayı hedefliyor.</p>
<p>İç saha avantajını kullanmak isteyen Pendikspor için bu mücadele, sezon hedefleri açısından oldukça önemli bir sınav olacak.</p>
<h3>İstanbulspor deplasmanda sürpriz peşinde</h3>
<p>Konuk ekip İstanbulspor ise ligde 38 puanla 15. sırada bulunuyor. Deplasmanda oynayacağı bu karşılaşmadan puan veya puanlarla ayrılmak isteyen ekip, güçlü rakibine karşı sürpriz yapmayı planlıyor.</p>
<p>Orta sıralarda yer alan İstanbul temsilcisi için bu karşılaşma, puan tablosunda daha güvenli bir konuma yükselme fırsatı anlamına geliyor.</p>
<h2>PENDİKSPOR – İSTANBULSPOR MAÇI NEDEN ÖNEMLİ?</h2>
<ul>
<li>Pendikspor play-off hedefini sürdürmek istiyor.</li>
<li>İstanbulspor orta sıralardan yukarı çıkmayı hedefliyor.</li>
<li>İstanbul derbisi niteliği taşıyan bir karşılaşma.</li>
<li>Trendyol 1. Lig puan tablosunu etkileyebilecek bir mücadele.</li>
</ul>
<h2>MAÇIN OYNANACAĞI GÜN VE SAAT</h2>
<p>Pendikspor – İstanbulspor karşılaşması 14 Mart Cumartesi günü saat 20.00’de oynanacak ve TRT Spor ekranlarından canlı olarak yayınlanacak.</p>
<h3>Pendikspor – İstanbulspor maçı ne zaman?</h3>
<p>Karşılaşma 14 Mart Cumartesi günü oynanacak.</p>
<h3>Pendikspor – İstanbulspor maçı saat kaçta?</h3>
<p>Trendyol 1. Lig mücadelesi saat 20.00’de başlayacak.</p>
<h3>Pendikspor – İstanbulspor maçı hangi kanalda?</h3>
<p>Mücadele TRT Spor ekranlarından canlı olarak yayınlanacak.</p>
<h3>Pendikspor ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>Pendikspor, 14 galibiyet, 10 beraberlik ve 6 mağlubiyetle 52 puan toplayarak ligde 5. sırada yer alıyor.</p>
<h3>İstanbulspor ligde kaçıncı sırada?</h3>
<p>İstanbulspor, 9 galibiyet, 11 beraberlik ve 10 mağlubiyetle 38 puanla ligde 15. sırada bulunuyor.</p>
<h2></h2>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ateşkese rağmen saldırı sürüyor: Gazze can kaybı yükseldi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ateskese-ragmen-saldiri-suruyor-gazze-can-kaybi-yukseldi-699546</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ateskese-ragmen-saldiri-suruyor-gazze-can-kaybi-yukseldi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ateskese-ragmen-saldiri-suruyor-gazze-can-kaybi-yukseldi-699546</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[İsrail'in 2023 yılının Ekim ayından bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yanan  hayatını kaybedenlerin sayısı son 48 saatte 7 artarak 72 bin 234'e ulaştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 72 bin 234'e yükseldi.</p>
<p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in saldırılarında yaşanan can kayıpları ile enkazdan yeni çıkartılan cenazelere ilişkin son verileri paylaştı.</p>
<p>İsrail saldırılarıyla, son 48 saatte 7 Filistinlinin naaşı ile 13 yaralının hastanelere ulaştırıldığı bildirildi.</p>

<h2>ENKAZ ALTINDAN 756 CESET ÇIKARILDI</h2>
<p>Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda ise 658 kişinin öldüğü, 1754 kişinin yaralandığı, enkaz altından da 756 kişinin cesedinin çıkarıldığı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, Adli Tıp Kurumu'nun kayıp dosyaları ve ihbarları değerlendirerek, 1 Mart'tan bu yana tamamladığı ve onayladığı verilerin ardından toplam can kaybına 91 kişinin daha eklendiği aktarıldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dursun Özbek: "Seçilen kim olursa olsun Galatasaray’a iyi hizmet edecektir"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/dursun-ozbek-secilen-kim-olursa-olsun-galatasaraya-iyi-hizmet-edecektir-699545</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/dursun-ozbek-secilen-kim-olursa-olsun-galatasaraya-iyi-hizmet-edecektir.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/dursun-ozbek-secilen-kim-olursa-olsun-galatasaraya-iyi-hizmet-edecektir-699545</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, divan kurulu başkanlık seçimi için oyunu kullandı. Özbek, “Seçilen kim olursa olsun her iki adayın da Galatasaray’a iyi hizmetler vereceğine inanıyorum” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray Kulübünde 2026-2028 dönemi divan kurulu başkanını belirlemek için gerçekleştirilen seçimde kulüp başkanı Dursun Özbek de oyunu kullandı.</p>
<p>Galatasaray Lisesi’nde yapılan divan kurulu olağan başkanlık seçiminde 3 numaralı sandıkta oy veren Özbek, oy kullanmasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Seçim günlerinin Galatasaray camiası için önemli olduğunu belirten Özbek, “Seçim günleri Galatasaray’ın bayram günleri oluyor. 2026-2028 dönemi Galatasaray Kulübünün divan kurulu heyetini seçmek için oy kullandık. İnşallah Galatasaray daha güzel günlerde birlik ve beraberlik içerisinde olacaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Seçilecek ismin kulübe katkı sağlayacağına inandığını vurgulayan Özbek, “Seçilen kim olursa olsun her iki adayın da Galatasaray’a iyi hizmetler vereceğine eminim. Galatasaray için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<h2>ADAYLAR AYNI SANDIKTA OY KULLANDI</h2>
<p>Galatasaray Divan Kurulu başkanlığı için aday olan Aykutalp Derkan ile Cengiz Ergani de Dursun Özbek ile aynı sandıkta oy kullandı.</p>
<p>Derkan ve Ergani, oylarını kullandıktan sonra yaptıkları kısa açıklamalarda seçimin Galatasaray camiası için hayırlı olması temennisinde bulundu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 13:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Akın Gürlek'ten "adalete güven" mesajı: "Algıyı kıracağız"]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/akin-gurlek-ten-adalete-guven-mesaji-algiyi-kiracagiz-699544</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/akin-gurlek-ten-adalet-mesaji-algiyi-kiracagiz.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/akin-gurlek-ten-adalete-guven-mesaji-algiyi-kiracagiz-699544</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ni ziyaretinde "Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından hakimlere seslendi. </p>
<p>Yargıya güveni etkileyen iki temel sorun olduğuna dikkat çeken Bakan Gürlek, adliyelere olan güven duygusunun istenilen seviyede olmadığını söyledi.</p>
<p>Gürlek, "Bunun iki temel sebebi var. Birincisi davaların, yargılamaların uzaması. İkincisi de adaletin güçlüden yana olduğu algısı var.</p>
<p>Hepiniz çok yoğun çalışıyorsunuz. Bundan eminim ben. Evlerinize dosya götürüyorsunuz. İstanbul'da görev yapan bütün hakim, savcılar mutlaka ailesinden ödün veriyor. Kendinden ödün veriyor. Sizden bir meslektaşınız olarak dosyalarınıza ihtimam göstermenizi rica ediyorum. Yargılama sürelerinin uzamamasını rica ediyorum. Biz büyük bir aileyiz. Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" dedi.</p>

<h2>"DAVALAR MAKUL SÜREDE SONUÇLANDIRILMALI"</h2>
<p>Toplantıda yargı mensuplarına çağrıda bulunan Bakan Gürlek, davaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine dikkat çekti. Bakan Gürlek, "Dosyalarınıza sahip çıkmanızı istiyorum. Kendinizi vatandaşın yerine koymanızı istiyorum. İdari yargı olarak verdiğiniz bir yürütmeyi durdurma kararı anlık olarak sistemi kilitleyebiliyor" diye konuştu.</p>
<p>Bakan Gürlek, yargıda hedef süreleri önemsediklerini belirterek, "Bir dava hedef sürede bitmezse bunun makul bir gerekçesi olmalı. Eğer iş yoğunluğu varsa yeni mahkeme kurulacak veya hakim ve personel takviyesi yapılacak. Ama hakimden kaynaklanan bir gecikme varsa gereği yapılacak" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yargı teşkilatının büyük bir yapı olduğunu belirten Bakan Akın Gürlek, mesleğe zarar veren kişilerle de mücadele edeceklerini vurguladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kenya'daki sel felaketi: Can kaybı 62'ye çıktı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kenya-daki-sel-felaketi-can-kaybi-62-ye-cikti-699542</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kenya-daki-sel-felaketi-can-kaybi-62-ye-cikti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kenya-daki-sel-felaketi-can-kaybi-62-ye-cikti-699542</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[Kenya İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülke genelinde günlerdir etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı selde can kaybı sayısının 62'ye yükseldiği kaydedildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kenya'daki seller nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 62'ye yükseldiği bildirildi.</p>
<p>Yerel basındaki haberlere göre İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ülkeyi etkisi altına alan şiddetli yağışların sel felaketine yol açtığı belirtildi.</p>
<p>Bundan dolayı 46'sı erkek, 8'i kadın ve 8'i çocuk olmak üzere 62 kişinin yaşamını yitirdiği aktarılan açıklamada, en fazla can kaybının başkent Nairobi’de kaydedildiği bilgisi paylaşıldı.</p>

<h2>TEMEL HİZMETLER AKSADI</h2>
<p>Açıklamada, can kaybındaki artışın arama kurtarma ekiplerinin etkilenen bölgelerde çalışmalarını sürdürmesi ve yıkımın boyutunun daha net ortaya çıkmasıyla bağlantılı olduğu ifade edildi.</p>
<p>6 Mart’ta başlayan sel felaketinin, ülke genelinde 17 vilayette binlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtığına vurgu yapılan açıklamada, sel felaketinin birçok bölgede temel hizmetleri aksattığı aktarıldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ağrı kesiciler sadece ağrıyı değil, empati duygusunu da azaltabilir]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/agri-kesiciler-sadece-agriyi-degil-empati-duygusunu-da-azaltabilir-699543</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/agri-kesiciler-sadece-agriyi-degil-empati-duygusunu-da-azaltabilir.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/agri-kesiciler-sadece-agriyi-degil-empati-duygusunu-da-azaltabilir-699543</guid><category>Bilim</category><description><![CDATA[Bilimsel araştırmalar, parasetamol içeren bazı ağrı kesicilerin yalnızca fiziksel acıyı değil, başkalarının acısını algılama biçimimizi de etkileyebileceğini gösteriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı veya hafif rahatsızlıklarda sıkça kullanılan parasetamol içerikli ağrı kesicilerin beklenmedik bir sosyal etkisi olabileceği öne sürülüyor. PubMed ve Nature grubuna bağlı Scientific Reports’ta yayımlanan araştırmalar, dünyanın en yaygın kullanılan ilaçlarından biri olan parasetamolün empati ve yardım davranışları üzerinde etkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<h2>BAŞKALARININ ACISINA TEPKİYİ AZALTABİLİYOR</h2>
<p>PubMed’de yayımlanan çift kör ve plasebo kontrollü bir araştırmada, parasetamol alan kişilerin başkalarının yaşadığı fiziksel ve sosyal acılara daha düşük empati tepkisi verdiği gözlemlendi. Araştırmacılar bu durumu “simülasyon teorisi” ile açıklıyor. Buna göre insanın kendi acısını hissetmesini sağlayan sinirsel mekanizmalar ile başkalarının acısını anlamasını sağlayan mekanizmalar kısmen aynı beyin ağlarını kullanıyor.</p>
<p>Bu nedenle fiziksel acıyı azaltan bir ilacın, aynı sinirsel sistem üzerinden başkalarının acısına verilen duygusal tepkiyi de zayıflatabileceği düşünülüyor.</p>
<h2>KULLANIM ALIŞKANLIĞI DA ETKİLİ OLABİLİR</h2>
<p>Nature portföyündeki Scientific Reports’ta yayımlanan bir başka çalışma ise ağrı kesicilerin kullanım biçimine odaklandı. Araştırma, gerçek bir fiziksel ağrıdan ziyade “hızlı çözüm” olarak sık sık ağrı kesici kullanan kişilerde empatik endişe ve başkalarına yardım etme eğiliminin daha düşük olabileceğini gösterdi.</p>
<p>Araştırmacılar, bu bulguların ağrı kesicilerin insan davranışı üzerindeki etkilerini anlamak açısından önemli olduğunu, ancak sonuçların kesin bir nedensellik göstermediğini ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.</p>
<p>Dünya genelinde milyonlarca kişinin düzenli olarak kullandığı parasetamol içerikli ilaçların olası sosyal etkileri, bilim dünyasında yeni araştırmaların konusu olmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP'li Avşar, TRT'nin yayın politikasını Meclis gündemine taşıdı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/chp-li-avsar-trt-nin-yayin-politikasini-meclis-gundemine-tasidi-699541</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/chp-li-avsar-trt-nin-yayin-politikasini-meclis-gundemine-tasidi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/chp-li-avsar-trt-nin-yayin-politikasini-meclis-gundemine-tasidi-699541</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Cem Avşar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu soru önergesiyle TRT’nin yayın politikasını gündeme taşıdı. TRT’nin muhalefeti görmezden geldiğini savunan Avşar, kamu kaynaklarıyla finanse edilen kurumun tarafsızlık ilkesine uyup uymadığını Cevdet Yılmaz’a sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde, TRT'nin taraflı olduğunu ifade ettiği yayın politikasını gündeme taşıdı.</p>
<p>CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru önergesi sundu.</p>
<p>Avşar, önergesinde "Anayasa ve yasal mevzuatın aksine özellikle son yıllarda, TRT’nin yayın politikalarında ağır bir siyasi tarafgirlik, muhalefet partilerine yönelik sistematik bir görmezden gelme ve kamuoyunun haber alma hakkını zedeleyen uygulamalar gözlemlenmektedir. Muhalefet temsilcileri aleyhine tutum takınmakla birlikte, muhalefet partilerinin grup toplantıları, basın açıklamaları, mitingleri ve halkla buluşmaları haber değeri taşımasına rağmen çoğunlukla TRT ana haber bültenlerinde ve haber kanallarında yayınlanmamaktadır. TRT’ye ayrılan kamu bütçesinin, yalnızca iktidar lehine kullanılması, milyonlarca vatandaşın vergisinin, siyasal eşitliği zedeleyen bir yayıncılığa harcanması kamuoyu vicdanında ağır hasar oluşturmaktadır. Tarafsız ve objektif kamu yayıncılığı yapmakla yükümlü olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun iktidar lehine açıkça yanlı yayınlar yapması ve yayın politikasının böyle kurgulaması, kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratmaktadır. Bununla birlikte, Kamu kaynaklarıyla finanse edilen TRT’nin bu kaynağının etkililik, verimlilik ve ekonomiklik ilkelerine uygun ve şeffaf olmayan bir şekilde harcanması Anayasal bir sorumluluk doğurmaktadır" ifadesini kullandı.</p>

<h2>CEVDET YILMAZ'A SORU ÖNERGESİ SUNULDU</h2>
<p>Avşar, önergesinde şu soruları yöneltti:</p>
<ul>
<li>TRT ve bünyesinde yer alan diğer haber mecralarının haber bültenlerinde son üç yılda siyasi partilere, parti genel başkanlarına ve faaliyetlerine ayırılan yayın süresinin partilere göre dağılımı nedir? Söz konusu dağılımda hangi kriterler dikkate alınmakta ve denetimi nasıl yapılmaktadır? Bu hususta kamuoyunu bilgilendirmeyi düşünüyor musunuz?<br><br></li>
<li>TRT’ye son üç yılda kamu bütçesinden aktarılan toplam kaynak miktarı ne kadardır? Bu kaynağın harcama kalemlerine göre tasnifi nasıldır? Söz konusu kaynağın yüzde kaçı bütçeden, yüzde kaçı halktan kesilen elektrik faturası payı ve bandrol gelirlerinden ve yüzde kaçı reklam gelirlerinden sağlanmaktadır?<br><br></li>
<li>Kamuoyunda çokça tartışılan ve rahatsızlık uyandıran TRT’nin özerklik, kamu yararı ve tarafsızlık ilkelerine uygun olmayan ve Anayasa ile kendi Kanunu gereği üstlenmesi gereken yayın politikasını ihlal ettiği ve taraflı davrandığı yönündeki eleştiriler hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir? Konuya ilişkin tarafınıza ulaşan herhangi bir talep ve şikâyet bulunmaktadır?<br><br></li>
<li>10 Mart 2026 tarihinde TRT Haber X hesabında, yargılama süreci devam eden bir davaya ilişkin süreci etkileyebilecek, yargılanan kişilere çeşitli ithamlarda bulunan, toplum nezdinde zan altında bırakan ve hedef gösteren iddiaların haber yapılmasını “tarafsızlık ilkesi” ve “masumiyet karinesi” bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?<br><br></li>
<li>Söz konusu haberin yayın organınız olan TRT Haber X hesabında yayınlanması olayını Anayasa’nın 133. maddesine aykırı olduğunu düşünüyor musunuz? Şayet aykırı ise işlenen bu Anayasal suça karşı ne tür tedbirler alınmış ve sorumlular hakkında ne tür idari ve adli işlemler başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa kasten Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en köklü kurumu olan TRT’nin zan altında bırakıldığını düşünüyor musunuz?</li>
</ul>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kredi kartı borcu için son günü bekleyenlere kritik uyarı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kredi-karti-borcu-icin-son-gunu-bekleyenlere-kritik-uyari-699540</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kredi-karti-borcu-icin-son-gunu-bekleyenlere-kritik-uyari.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kredi-karti-borcu-icin-son-gunu-bekleyenlere-kritik-uyari-699540</guid><category>Ekonomi</category><description><![CDATA[Kredi kartı borcunu ödemek için son günü bekleyenler için uzmanlardan kritik bir uyarı geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışan vatandaş, kredi kartı borcu geldiğinde nakit akışını sağlamakta güçlük çekiyor. Ödeme tarihi olarak son güne kadar bekletiliyor.</p>
<p>Ancak uzmanlar, son gün ödenen kredi kartı borcunun, sicilde 'risk' oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Son gün borcun tamamı dahi ödense, hesap kesim tarihinde görünen yüksek borç oranı, vatandaşın kredi borçluluk oranını şişirtiyor. Bu da banka sisteminde 'limitine aşırı bağımlı' veya 'nakit akışı yavaş' olarak derecelendiriyor.</p>
<p>Uzmanlar, kredi notunu yükseltmek isteyen vatandaşlara şunu öneriyor:</p>
<p>Borcun, ekstre kesiminden hemen sonra ödenmesi gerekiyor</p>
<p>Eğer bu şekilde bir ödeme yöntemi belirlenirse, 'borç limit oranı' düşük görünüyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cumartesi Anneleri 1094'üncü haftada: 35 yıl önce gözaltına alınan Yusuf Erişti'ye ne oldu?]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/cumartesi-anneleri-1094-uncu-haftada-35-yil-once-gozaltina-alinan-yusuf-eristi-ye-ne-oldu-699539</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/cumartesi-anneleri-1094-uncu-haftada-35-yil-once-gozaltina-alinan-yusuf-eristi-ye-ne-oldu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/cumartesi-anneleri-1094-uncu-haftada-35-yil-once-gozaltina-alinan-yusuf-eristi-ye-ne-oldu-699539</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Cumartesi Anneleri 1094'üncü hafta buluşmasında, 1991 yılında kayıtdışı şekilde gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Yusuf Erişti'nin akıbetini sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.</p>
<p>Kayıp yakınları 1094. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı'nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.</p>
<p>Açıklamada, 35 yıldır kendisinden haber alınamayan Yusuf Erişti'nin akıbeti soruldu.</p>

<p>Kayıp yakınları, açıklama öncesinde Galatasaray Meydanı’ndaki kişi sınırlaması ve mekân yasağının kaldırılmasını talep etti.</p>
<p>Kayıp yakınları, TBMM'de kurulan süreç komisyonu tarafından kabul edilen raporda da belirtildiği üzere AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasını da istedi. </p>
<p>Kayıp yakını Setenay Yarıcı'nın okuduğu açıklama şu şekilde:</p>
<p><em>"1094. haftamızda, Erişti Ailesi ile birlikte, 35 yıl önce bugün gözaltına alınarak kaybedilen Yusuf Erişti için hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız.</em></p>
<p><em>Tokat-Reşadiye doğumlu, 30 yaşındaki Yusuf Erişti, 14 Mart 1991 Perşembe sabahı arkadaşıyla buluşmak üzere Belgradkapı civarına gitti. Burada, Terörle Mücadele polisleri tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü.</em></p>
<p><em>Avukat Fethiye Pekşen, Yusuf Erişti ile görüşmek için Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) başvurarak izin aldı. Ancak Emniyet Müdürlüğü’ne gittiğinde, Yusuf’la görüştürülmedi. Bunun üzerine Pekşen, 29 Mart’ta polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun ardından emniyet yetkilileri, 'Yusuf Erişti’nin gözaltında olduğuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır' cevabını verdi.</em></p>
<h2>'YUSUF'A AĞIR İŞKENCE YAPILDI'</h2>
<p><em>Oysa aynı operasyon kapsamında gözaltına alınıp İstanbul Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderilen bazı kişiler, Yusuf Erişti'yi gözaltına alınırken ve emniyette sorgulanırken gördüklerini avukatları aracılığıyla kamuoyuna açıkladılar. Tanık ifadelerine göre Yusuf’a işkence yapan polisler, 'Seni gözaltına aldığımızı kayıtlara geçirmedik. Buradan ölün çıkar, kimsenin haberi olmaz' diyerek tehdit etti. Bir başka tanık ise, 'Yusuf’a yoğun işkence yapıldı. Onu en son 17 Mart’ta komaya girmiş halde hücresine götürülürken gördüm' dedi.</em></p>
<p><em>13 Mayıs 1991 tarihinde bir üniversite öğrencisi olan C.Ç., 1 Mayıs eylemine katıldığı için gözaltına alındığını, sorgu sırasında polislerin kendisine, 'Seni Yusuf Erişti gibi öldürürüz. Kimsenin haberi olmaz' diyerek tehdit ettiklerini kamuoyuna açıkladı.</em></p>
<p><em>Milletvekili Mahmut Alınak, 25 Nisan 1991 tarihinde Başbakan Yıldırım Akbulut’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, tanık ifadelerini aktararak Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu. Önergeyi cevaplayan dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ise, 'Yusuf Erişti gözaltına alınmamıştır. Önergede iddia edilen hususların gerçekle ilgisi yoktur' dedi.</em></p>
<h2>'BABASI, 30'A YAKIN DİLEKÇE VERDİ'</h2>
<p><em>Baba Bekir Erişti, başta Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Yıldırım Akbulut olmak üzere tüm siyasi partilerin genel başkanlarına, İstanbul Valiliği’ne ve Cumhuriyet Savcılığı’na otuza yakın dilekçe verdi. Ancak yapılan başvurulara ve suç duyurularına rağmen, Yusuf Erişti’nin akıbetine ilişkin herhangi bir soruşturma başlatılmadı.</em></p>
<p><em>Bekir ve Arife Erişti oğullarının akıbetini öğrenemeden aramızdan ayrıldı. Onların bıraktığı yerden Yusuf Erişti’nin nerede olduğunu sormaya devam edeceğiz.</em></p>
<p><em>Yusuf Erişti’nin gözaltında kaybedilişinin 35. yılında bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz! Zorla kaybetme vakalarında uygulanan cezasızlık politikasına son verin! Uluslararası sözleşmeler ve insan hakları belgeleri uyarınca, zorla kaybetme vakalarında zamanaşımı hükümlerini dikkate almayın. Yusuf Erişti dosyasında etkin bir yargılama yürütün!</em></p>
<p><em>Kaç yıl geçerse geçsin Yusuf Erişti için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."</em></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Gözaltında kaybedilişinin 35. yılında Yusuf Erişti’yi unutmadık. <a href="https://twitter.com/hashtag/CumartesiAnneleri1094Hafta?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#CumartesiAnneleri1094Hafta</a> <a href="https://t.co/LCfkDyJJiQ">https://t.co/LCfkDyJJiQ</a></p>
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) <a href="https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/2032743356388798723?ref_src=twsrc%5Etfw">March 14, 2026</a></blockquote><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[KVKK duyurdu: Şikayetvar ve Baydöner’de veri sızıntısı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kvkk-duyurdu-sikayetvar-ve-baydonerde-veri-sizintisi-699538</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kvkk-duyurdu-sikayetvar-ve-baydonerde-veri-sizintisi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kvkk-duyurdu-sikayetvar-ve-baydonerde-veri-sizintisi-699538</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Kişisel Verileri Koruma Kurumu iki ayrı veri ihlalini duyurdu. Açıklamaya göre Şikayetvar sistemlerinde 212 binden fazla kullanıcının verilerine yetkisiz erişim sağlanırken Baydöner’in müşteri hizmetleri platformunda yaklaşık 1,5 milyon kişinin bulunduğu veri tabanına erişim gerçekleşti. Konuyla ilgili açıklama yapan Şikayetvar, sızıntının kendi altyapısından kaynaklanmadığını bildirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), iki ayrı veri ihlali bildirimi yayımladı. Açıklamaya göre Şikayetvar’da 212 binden fazla kullanıcının verisi etkilenirken, Baydöner sistemlerinde ise yaklaşık 1,5 milyon kişinin bulunduğu veri tabanına yetkisiz erişim yaşandı.</p>
<p>KVKK’ye iletilen veri ihlali bildirimine göre, veri sorumlusu sıfatını taşıyan Şikayetvar Bilişim AŞ’deki ihlal 24 Nisan 2025 ile 26 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleşti. Olayın ise 2 Mart 2026 tarihinde tespit edildiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, veri sorumlusu tarafından müşteriye sağlanan geçerli erişim yetkileri ve API anahtarlarının (www.sikayetplus.com alan adlı web sitesi için) üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi sonucu kişisel verilere yetkisiz erişim sağlandığı belirtildi.</p>
<p>İhlalden 212 bin 523 kullanıcının etkilendiği ifade edilirken, erişilen kişisel veriler arasında ad, soyadı, T.C. kimlik numarası, telefon numarası ve e-posta adresi bilgilerinin bulunduğu kaydedildi.</p>

<h2>ŞİKAYETVAR'DAN AÇIKLAMA</h2>
<p>Konuyla ilgili Şikayetvar'dan açıklama yapıldı. Açıklamada, sızıntının Şikayetvar'ın altyapısından kaynaklanmadığı belirtildi ve şunlar kaydedildi:</p>
<p><em>"2 Mart 2026 tarihinde gündeme gelen söz konusu iddialar üzerine yapılan incelemeler sonucunda, olayın Şikayetvar platformunun genel altyapısı, veri tabanı veya güvenlik sistemlerinden kaynaklanan bir siber saldırı olmadığı anlaşılmıştır. Platformumuzda faaliyet gösteren bir kurumsal müşterimize ait kullanıcı adı ve parola bilgilerinin, tamamen Şikayetvar sistemleri dışındaki bir güvenlik zafiyeti sonucunda kötü niyetli kişilerin eline geçtiği tespit edilmiştir. Bu durum, yalnızca ilgili hesap tarafından erişilebilen sınırlı sayıdaki kullanıcı verisinin yetkisiz erişime maruz kalmasına neden olmuştur."</em></p>
<p>Şikayetvar ayrıca kendi kurumunda yaşanan sızıntı ile Baydöner arasında bir ilişki bulunmadığını da ifade etti.</p>
<h2>BAYDÖNER'DE VERİ İHLALİ</h2>
<p>KVKK’nın yayımladığı bir diğer bildirim ise Baydöner Restoranları AŞ’ye ilişkin oldu.</p>
<p>Bildirime göre veri ihlali 15 Şubat 2026 tarihinde başladı ve 8 Mart 2026’da tespit edildi. İhlalin, şirketin tedarikçi firması tarafından geliştirilen ve yönetilen Müşteri Hizmetleri ve Çağrı Merkezi yönetim platformu üzerinden gerçekleştiği ifade edildi.</p>
<p>Yetkisiz kişilerin erişim sağladığı sistemde ad-soyad, telefon numarası, e-posta adresi, T.C. kimlik numarası, uygulama parolaları ile sipariş ve teslimat bilgileri gibi kişisel verilerin bulunduğu aktarıldı.</p>
<p>Sistemde 1 milyon 490 bin 789 kişinin verisinin yer aldığı, ancak ihlalden kaç kişinin etkilendiğinin henüz net olarak bilinmediği bildirildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel'den 14 Mart Tıp Bayramı mesajı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji-699537</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ozgur-ozel-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji-699537</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek "Hak ettikleri saygıyı gördükleri, güvenle çalıştıkları ve emeklerinin karşılığını aldıkları bir sağlık sistemi sözümüzdür" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyorum" dedi.</p>
<p>Özel, sosyal medya platformundaki hesabından 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle paylaşım yaptı.</p>
<p>Yaptığı paylaşımda, sağlık çalışanlarının yaşadığı koşullara, şiddete ve mesleğin değersizleştirilmesine değinen Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Zor koşullara, şiddete ve değersizleştirilmeye rağmen insan hayatı için görev yapan tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyorum. Hak ettikleri saygıyı gördükleri, güvenle çalıştıkları ve emeklerinin karşılığını aldıkları bir sağlık sistemi sözümüzdür. 14 Mart 1919'un tıbbiyelilerin işgale karşı direnen mücadeleci ruhuyla, tüm hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı selamlıyorum."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Serdal Adalı'dan Mehmet Şimşek'e ziyaret]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/serdal-adali-dan-mehmet-simsek-e-ziyaret-699536</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/serdal-adali-dan-mehmet-simsek-e-ziyaret.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/serdal-adali-dan-mehmet-simsek-e-ziyaret-699536</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i bakanlık binasında ziyaret etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i ziyaret etti.</p>
<p>Bakanlık binasında gerçekleşen ziyarette, kulübün Genel Sekreteri Uğur Fora ile Basın Sözcüsü ve İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Özalp da yer aldı.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Başkanımız Serdal Adalı’dan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e Ziyaret<br><br>🔗 <a href="https://t.co/ze4on6ySaf">https://t.co/ze4on6ySaf</a> <a href="https://t.co/g43mMtQ6U5">pic.twitter.com/g43mMtQ6U5</a></p>
— Beşiktaş JK Kurumsal (@BesiktasJK) <a href="https://twitter.com/BesiktasJK/status/2032472793711780057?ref_src=twsrc%5Etfw">March 13, 2026</a></blockquote>
<p>Adalı, ziyaretin ardından Bakan Şimşek’e ismi yazılı Beşiktaş forması takdim etti. </p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Galatasaray-Başakşehir maçının VAR hakemi açıklandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/galatasaray-basaksehir-macinin-var-hakemi-aciklandi-699535</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/galatasaray-basaksehir-macinin-var-hakemi-aciklandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/galatasaray-basaksehir-macinin-var-hakemi-aciklandi-699535</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Süper Lig’in 26. haftasında Galatasaray’ın sahasında RAMS Başakşehir’i ağırlayacağı karşılaşmanın VAR hakemi belli oldu. VAR görevini Abdullah Buğra Taşkınsoy üstlenecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig’in 26. haftasında Galatasaray, bugün sahasında Başakşehir ile karşı karşıya gelecek.</p>
<p>Saat 20.00’de başlayacak mücadelede hakem Batuhan Kolak görev yapacak. Kolak’ın yardımcılıklarını İbrahim Çağlar Uyarcan ile Kerem Ersoy üstlenecek. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Reşat Onur Coşkunses olacak.</p>

<p>Maçın Video Yardımcı Hakem (VAR) kadrosu da açıklandı. VAR koltuğunda Abdullah Buğra Taşkınsoy oturacak. Taşkınsoy’a AVAR olarak Mehmet Kısal eşlik edecek.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yusuf Tekin duyurmuştu: Okul kayıtlarında yeni dönem]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/yusuf-tekin-duyurmustu-okul-kayitlarinda-yeni-donem-699534</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/yusuf-tekin-duyurmustu-okul-kayitlarinda-yeni-donem.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/yusuf-tekin-duyurmustu-okul-kayitlarinda-yeni-donem-699534</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Sahte adresle okul kaydını önlemek için Millî Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı yeni bir sistem üzerinde çalışıyor. Meclis kulislerinde konuşulanlara göre velilerden geçmişe dönük fatura istenmesi seçenekler arasında.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf kayıtlarında velilerin “okul seçme” girişimlerini önlemek için yeni bir düzenleme hazırlığı yapıldığı öne sürüldü. Nefes gazetesinin haberine göre, Millî Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı sahte adresle kayıt yapılmasını engellemek amacıyla yeni bir sistem üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Türkiye’de 2009-2010 eğitim öğretim yılından bu yana okul kayıtları MERNİS (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) adres bilgileri temel alınarak e-Okul üzerinden otomatik olarak yapılıyor. Ancak velilerin kayıt öncesinde ikametgâh adresini değiştirerek veya bazı okullara bağış yaparak sistemi aşabildiği biliniyor.</p>
<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, önümüzdeki eğitim öğretim yılında okul kayıtlarına ilişkin yeni bir sistem üzerinde çalışıldığını ve bu konuda İçişleri Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütüldüğünü söylemişti.</p>
<h2>GEÇMİŞE DÖNÜK FATURA</h2>
<p>Nefes’in aktardığına göre Meclis kulislerinde konuşulan yöntemlerden biri, kayıt yaptıracak öğrencinin velisinden geçmişe dönük fatura ibrazı istenmesi. Böylece adresin gerçekten kullanılıp kullanılmadığının kontrol edilmesi planlanıyor.</p>
<p>Kulislerde konuşulan bir diğer seçeneğe göre ise adres bilgileri sistemle uyuşmuyorsa, okul bağışı yapılsa dahi kayıt işleminin gerçekleşmesine izin verilmeyebilir.</p>
<p>Bakan Tekin bazı okullarda sınıf mevcutlarının 15-16 öğrenciye kadar düşerken bazı okullarda 40-45 öğrenciyi bulduğunu belirterek kayıt sisteminde dengesizlikler yaşandığını ifade etmişti.</p>
<h2>YUSUF TEKİN DAHA ÖNCE DE DEĞİNMİŞTİ</h2>
<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, daha önce Yeni Şafak’a verdiği bir röportajda adrese dayalı kayıt sisteminin mahalle ve sokak bazlı veri analizleriyle yürütüldüğünü söylemişti. İçişleri Bakanlığı’ndan alınan verilerle planlama yaptıklarını belirten Tekin, bazı bölgelerde derslik başına düşen öğrenci sayısının 45’e kadar çıktığını, bu nedenle yeni okul yatırımlarının planlandığını ifade etmişti.</p>
<p>Yeni yapılan okullarda sınıf mevcutlarını 25 öğrenciye kadar düşürmeyi hedeflediklerini belirten Tekin, bir ilkokul yatırımının ortalama 400 milyon liraya mal olduğunu vurgulayarak velilerin adres değiştirerek farklı okullara yönelmesinin planlamayı zorlaştırdığını dile getirmişti.</p>
<p>Adres taşıma yoluyla sistemin aşılmaya çalışıldığını söyleyen Tekin, “Vatandaş çocuğun adresini başka mahalleye taşıyor. Herkes bunu yaparsa sistemi nasıl yöneteceğiz?” ifadelerini kullanmış ve bu nedenle İçişleri Bakanlığı ile kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini belirterek “Eylül itibarıyla ciddi tedbirler devreye girecek” demişti.</p>
<p>Tekin ayrıca yerleştirmede önceliğin öğrencinin evine en yakın okul olacağını belirterek talebin fazla olması durumunda önce aynı sokakta oturan öğrencilerin yerleştirileceğini, kapasite dolmadığı takdirde ise kura gibi yöntemlerin de değerlendirilebileceğini söylemişti.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/yusuf-tekin-acikladi-egitimde-yeni-donem-694652' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-haber/2026/02/21/yusuf-tekin-acikladi-egitimde-yeni-donem.jpg' alt='Yusuf Tekin açıkladı: Eğitimde yeni dönem'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/yusuf-tekin-acikladi-egitimde-yeni-donem-694652'>Yusuf Tekin açıkladı: Eğitimde yeni dönem</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İcra ve iflas sayısındaki artış Meclis gündemine taşındı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/icra-ve-iflas-sayisindaki-artis-meclis-gundemine-tasindi-699531</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/icra-ve-iflas-sayisindaki-artis-meclis-gundemine-tasindi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/icra-ve-iflas-sayisindaki-artis-meclis-gundemine-tasindi-699531</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, icra ve iflas dosya sayısında yaşanan artışa ilişkin Meclis'e soru önergesi verdi.  Tanrıkulu, "Artan icra dosyası sayısının azaltılması ve yurttaşların borç sarmalından çıkarılması amacıyla Bakanlığınız tarafından yürütülen veya planlanan herhangi bir yasal veya idari düzenleme var mıdır?" sorusunu yöneltti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ekonomik kriz nedeniyle icra ve iflas dosya sayısının arttığına dikkati çekerek, "Artan icra dosyası sayısının azaltılması ve yurttaşların borç sarmalından çıkarılması amacıyla Bakanlığınız tarafından yürütülen veya planlanan herhangi bir yasal veya idari düzenleme var mıdır?" sorusunu yöneltti.</p>
<p>CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, icra ve iflas oranındaki artışa dair Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru önergesi verdi.</p>
<p>Ekonomik kriz nedeniyle yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ancak artan yaşam maliyetleri ve düşen alım gücü nedeniyle bu borçların ödenememesi sonucunda icra takiplerinde ciddi artış yaşandığını belirten Tanrıkulu, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) verilerine göre Türkiye genelinde toplam icra ve iflas dosyası sayısının 24 milyonu aştığını, günlük ortalama 26 bin 500 yeni icra dosyasının açıldığını kaydetti.</p>

<p>Tanrıkulu, "İcra takiplerinin önemli bir bölümünün lüks tüketimden değil; kira, elektrik, su, doğal gaz, kredi kartı ve temel ihtiyaç harcamalarından kaynaklandığı yönündeki tespitler, Türkiye’de derin yoksulluğun ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir" dedi.</p>
<p>Gürlek’e şu sorular yöneltildi:</p>
<ul>
<li>Türkiye genelinde, UYAP verilerine göre 2026 yılı itibarıyla toplam icra ve iflas dosyası sayısı kaçtır? Bu sayı 2020, 2021, 2022, 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılları itibarıyla ayrı ayrı kaçtır?</li>
<li>2026 yılı itibarıyla Türkiye genelinde günlük ortalama açılan yeni icra dosyası sayısı kaçtır? Bu sayı son 5 yıl için yıllara göre ne kadardır?</li>
<li>Türkiye genelinde son 5 yıl içinde açılan icra dosyalarının kaçı; banka ve kredi kartı borçlarından, tüketici kredilerinden, kira borçlarından, elektrik, su, doğal gaz gibi temel hizmet borçlarından ve diğer borç türlerinden kaynaklanmaktadır?</li>
<li>Türkiye genelinde muhtarlıklara gönderilen icra tebligatlarının yıllara göre sayısı kaçtır? Bu tebligatların toplam tebligatlar içindeki oranı nedir?</li>
<li>Muhtarlıklara yapılan icra tebligatlarının artış nedenlerine ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış herhangi bir analiz veya çalışma bulunmakta mıdır?</li>
<li>Türkiye genelinde icra takibine konu olan gerçek kişi sayısı kaçtır? Bu kişilerden kaçının hakkında birden fazla icra dosyası bulunmaktadır?</li>
<li>Türkiye’de icra takibine konu olan borçların ne kadarı temel ihtiyaç harcamalarından kaynaklanmaktadır? Bu konuda Bakanlığınızın yaptığı bir etki analizi var mıdır?</li>
<li>İcra dosyası bulunan yurttaşların sosyo-ekonomik durumlarına ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış bir istatistik veya araştırma mevcut mudur?</li>
<li>İcra dosyalarının bu denli artmasının nedenlerine ilişkin Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir değerlendirme raporu bulunmakta mıdır?</li>
<li>Artan icra dosyası sayısının azaltılması ve yurttaşların borç sarmalından çıkarılması amacıyla Bakanlığınız tarafından yürütülen veya planlanan herhangi bir yasal veya idari düzenleme var mıdır?</li>
</ul>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Evgeny Grinko’nun notaları Lütfü Kırdar’da yankılandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/evgeny-grinkonun-notalari-lutfu-kirdarda-yankilandi-699532</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/evgeny-grinkonun-notalari-lutfu-kirdarda-yankilandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/evgeny-grinkonun-notalari-lutfu-kirdarda-yankilandi-699532</guid><category>Kültür Sanat</category><description><![CDATA[Minimalist piyano müziğinin önemli isimlerinden Evgeny Grinko, Türkiye turnesi kapsamında İstanbul’da ilk kez sahne aldı. Lütfü Kırdar Anadolu Oditoryum’daki konserde sanatçının piyanosundan yükselen notalar dinleyicilere büyülü bir akşam yaşattı. Grinko, performansının sonunda ayakta alkışlandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Minimalist piyano müziğinin en sevilen isimlerinden Evgeny Grinko, Türkiye turnesi kapsamında dün akşam Lütfü Kırdar Anadolu Oditoryum’da ilk kez sahne aldı. Grinko’nun piyanosundan yükselen notalar salonu dolduran dinleyicilere büyülü bir akşam yaşatırken, sanatçı performansının sonunda ayakta alkışlandı.</p>
<p>2010 yılında bestelediği “Valse” ile milyonlara ulaşan Grinko; doğadan, kedilerden, çocukluk anılarından ve eski masallardan beslenen besteleriyle dinleyicisini zamansız bir yolculuğa çıkarıyor. Yalın sahne dili, duygusal derinliği ve sade anlatımıyla Türkiye’de geniş ve sadık bir dinleyici kitlesine sahip olan sanatçının konserleri, yalnızca bir müzik dinletisi değil; sakin, içe dönük ve büyülü bir deneyime dönüşüyor.</p>

<p>Avrupa’da kapalı gişe geçen konserlerinin ardından çok sevdiği Türkiye’de turneye çıkan Grinko, İstanbul’daki bu özel performansla birlikte şehirdeki sezonun son konserini de gerçekleştirmiş oldu. Sanatçı, turnenin ardından sonbahara kadar yeni albüm çalışmalarına odaklanmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Grinko, bahar turnesinin son iki durağında dinleyicileriyle yeniden buluşacak. Bahar Turnesi kapsamında son konserler 15 Mart’ta Kayseri Kadir Has Gösteri ve Sanat Merkezi’nde, 16 Mart’ta ise Sivas Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/evgeny-grinkonun-notalari-lutfu-kirdarda-yankilandi.jpg" alt=""></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Detroit Pistons sahasında kazandı, Rockets seriyi sürdürdü]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/detroit-pistons-sahasinda-kazandi-rockets-seriyi-surdurdu-699533</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/detroit-pistons-sahasinda-kazandi-rockets-seriyi-surdurdu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/detroit-pistons-sahasinda-kazandi-rockets-seriyi-surdurdu-699533</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[NBA’de Detroit Pistons, Memphis Grizzlies’i 126-110 mağlup ederken Houston Rockets da New Orleans Pelicans’ı 107-105 yenerek sahasındaki galibiyet serisini sürdürdü. Rockets’ta Kevin Durant 32 sayıyla öne çıkarken Alperen Şengün sakatlığı nedeniyle forma giymedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>NBA’de oynanan karşılaşmalarda Detroit Pistons ile Houston Rockets sahadan galibiyetle ayrıldı.</p>
<p>Doğu Konferansı lideri Detroit Pistons, sahasında Memphis Grizzlies’i 126-110 mağlup etti.</p>
<p>Ev sahibi ekipte yedi oyuncu çift haneli sayılara ulaşırken Jalen Duren, 30 sayı ve 13 ribauntluk performansıyla maçın en etkili isimlerinden biri oldu. Cade Cunningham ise 17 sayı ve 15 asistle galibiyete önemli katkı verdi.</p>

<h2>SMALL TAKIMININ EN SKORER İSMİ OLDU</h2>
<p>Memphis Grizzlies cephesinde Javon Small 23 sayıyla takımının en skorer oyuncusu olurken Ty Jerome 21, Cam Spencer ise 19 sayıyla mücadeleyi tamamladı.</p>
<p>Gecenin bir diğer maçında Houston Rockets, sahasında New Orleans Pelicans’ı 107-105 mağlup etti.</p>
<p>Toyota Center’da oynanan karşılaşmada Kevin Durant, 32 sayı, 6 ribaunt ve 5 asistlik performansıyla galibiyette başrol oynadı. Amen Thompson 23 sayı ve 12 ribaunt, Reed Sheppard ise 18 sayıyla skora katkı sağladı.</p>
<p>Houston Rockets’ta milli basketbolcu Alperen Şengün, sakatlığı nedeniyle karşılaşmada süre alamadı.</p>
<p>New Orleans Pelicans’ta Dejounte Murray’nin 35 sayı, 7 ribaunt ve 4 asistlik performansı yenilgiyi önlemeye yetmezken Zion Williamson mücadeleyi 21 sayıyla tamamladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Call for solidarity from university students: Both the campuses and the streets belong to us]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/call-for-solidarity-from-university-students-both-the-campuses-and-the-streets-belong-to-us-699528</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/call-for-solidarity-from-university-students-both-the-campuses-and-the-streets-belong-to-us.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/call-for-solidarity-from-university-students-both-the-campuses-and-the-streets-belong-to-us-699528</guid><category>BirGün Daily</category><description><![CDATA[As the anniversary of 19 March approaches, university students are continuing their protests. University students from across the country came to support Hacettepe University students on the third day of their protest. The students said, “As long as we stand together, neither trustees nor investigations can defeat us.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Etki Can Bolatcan</strong></p>
<p>University students’ protests against the palace regime’s repressive policies continue. Students, who are maintaining their resistance against the government’s punishments and disciplinary measures, are standing firm across the country as the anniversary of 19 March approaches.</p>
<p>The educational vigil launched by students in response to the suspension penalties of up to three years and investigations imposed by the <a href="https://www.birgun.net/etiket/hacettepe-8923">Hacettepe</a> University Rectorate on students who participated in the protests on 19 March has entered its third day. <a href="https://www.birgun.net/etiket/nobet-6009">The vigil</a> continued on its third day with press statements, halay dances and horon dances.</p>
<p>The vigil was visited in solidarity by the SOL Party, the <a href="https://www.birgun.net/etiket/ogrenci-241">Student</a> Parents’ Association, the 100th Year Neighbourhood Solidarity Group and the Union of All Pensioners.</p>
<h2>UNIVERSITY STUDENTS MARCHED TO BEYTEPE</h2>
<p>Students from METU, Ankara University and Bilkent University marched from Beytepe Metro station to the sit-in site to show their support for Hacettepe University students.</p>
<p>Speaking during the statements made following the march, ODTÜ student Doğa said, “Since 19 March, the Hacettepe Rectorate has been attempting to intimidate students by opening nearly 30 investigations per person against hundreds of students; it refuses to recognise even its own fabricated regulations and is usurping students’ right to education by inventing so-called crimes.”</p>
<p>Stating that they would continue the struggle until the unlawful disciplinary actions were withdrawn, Doğa added, “We stand with our fellow Hacettepe students against the unlawful investigations opened by treating the organisation of 1 May forums in the lecture theatre where the name of <a href="https://www.birgun.net/etiket/ali-ismail-korkmaz-74">Ali İsmail Korkmaz</a> who was killed during the Gezi Uprising is kept alive,  the criticism of trustees and the Campus Security Unit, as criminal acts.”</p>
<p>Speaking on behalf of Ankara University students at the protest, Gizem said, “Last year, during the 19 March youth uprising, we first took over our campuses, then spilled out from them to fill the streets.</p>

<p>Our fellow students at Hacettepe, who stood up for their rights and their future alongside us, were given suspension penalties by the university administration. Together, we filled the squares in Tandoğan, Beytepe, ODTÜ and Kızılay; together, we stood up for our rights. Just as we did last year, we will not leave our fellow students in the lurch,” she said.</p>
<p>Recalling the rights violations during the 19 March period, Gizem added, “Using the march we organised in Tandoğan against the futureless existence imposed on us students by the authorities as a pretext, we, the students of Ankara University, were detained through torture and home raids; we were subjected to the torture of strip searches. Just as we went out the very next day to fill the campuses and squares once more, we will stand firm against those trying to intimidate us with expulsions and continue to fill our campuses,” she said.</p>
<p>Speaking on behalf of Bilkent University students, Evrim said, “Today, we have brought greetings from our Bilkent classmates to our Hacettepe friends who were expelled from their universities on 19 March for defending their schools and their future.”</p>
<h2>ALL THE WAY TO HACETTEPE</h2>
<p>“This dirty alliance, which seeks to turn our universities into police stations with police barricades at the gates, harassment by the Special Security Forces (ÖGB) within, and shadowy groups backed by the AKP regime lurking in the background, fears nothing more than students standing shoulder to shoulder and saying ‘enough is enough’,” said Evrim, adding, “Our struggle will continue until every friend whose right to education has been violated returns to their desks, and these unlawful penalties are revoked, our struggle will continue. We are once again proclaiming that our friends, with whom we march shoulder to shoulder, are not alone, and that this fight is all of our fight. We will hold the AKP to account,” she said.</p>
<p>Students from universities such as ODTÜ, Ankara, Bilkent and TED University, as well as from many other cities, came to support the vigil. Students from Istanbul, Mersin, Boğaziçi, Yıldız Technical, Trakya, Karadeniz Technical and Bakırçay Universities also spoke during the statement. The importance of the united student struggle was emphasised.</p>
<p>Following the protest, it was announced that the vigil would continue over the weekend, and a message from Ali İsmail Korkmaz’s mother, Emel Korkmaz, addressed to Hacettepe students was read out. In her message, Emel Korkmaz said, “They did not allow my son to complete his education; I am supporting the young people of Hacettepe so that they can complete theirs. My dear ones, I am with you,” thereby offering her support to the students.</p>
<h2>CONFIDENTIAL INVITATION FROM THE VICE-CHANCELLOR TO STUDENTS</h2>
<p>The Vice-Chancellor’s Office of <a href="https://www.birgun.net/etiket/istanbul-universitesi-7475">Istanbul University</a> sent a message to students today announcing an event to be held at the university. It was suggested that the message, which contained no further details about the event, was related to President Tayyip Erdoğan’s visit to Istanbul University tomorrow.</p>
<p>According to the claim, Erdoğan will visit the Beyazıt Campus of Istanbul University as part of the event.</p>
<p>Whilst no official statement has been made regarding the programme, the <a href="https://www.birgun.net/etiket/rektorluk-19740">Rector’s Office</a> sent a message to students stating: “Due to the event to be held at the Beyazıt Campus on Saturday 14 March, vehicle access to the campus will not be permitted, and general entry will not be allowed; only invited guests will be admitted.</p>
<p>Vehicles on campus must be removed by 17:00 on Friday 13 March. We hereby strongly announce that our campus will be closed to the general public on Saturday.”</p>
<p>Whilst the fact that tomorrow’s event will be closed to the public has drawn attention, the omission of Erdoğan’s name has been interpreted as a sign of concern over potential student backlash. Furthermore, students in Istanbul have reported seeing a large number of security barriers brought onto the campus.</p>
<h2>NEITHER ALİ İSMAİL NOR OUR FRIENDS CAN BE TAKEN FROM US</h2>
<p>Students at İzmir Dokuz Eylül University also formed a human wall in memory of Ali İsmail Korkmaz, who was killed during the Gezi protests. The wall, featuring a silhouette of Ali İsmail Korkmaz, bore the inscription: “We will build the free world of his dreams.”</p>
<p>The students also issued a press statement regarding the students expelled from Hacettepe University. A female student speaking at the press conference at Dokuz Eylül University said:</p>
<p>“They want to declare us guilty for commemorating Ali İsmail Korkmaz in the protest areas. We know we are not guilty. By declaring us guilty and expelling us from the campus, they aim to prevent us from continuing our struggle. We, however, began our protest by saying, ‘You are mistaken; our struggle will not end, even if they suspend us for three or five years or remove us from the protest sites.’ With the strength we draw from our friends who have responded to our protest and turned their own campuses into protest sites alongside us, and from the struggle itself, we will remain here until the suspension decision is withdrawn. We, too, will continue our vigil at Dokuz Eylül until the expulsion decision is withdrawn. They cannot remove either Ali İsmail or our friends from the struggle. Ali İsmail is our classmate, our friend at Hacettepe, our friend in the squares, and they will not be able to tear them away from us.”</p>
<p>Note: This article is translated from the original article titled <em><a href="https://www.birgun.net/haber/universite-ogrencilerinden-dayanisma-cagrisi-okullar-da-sokaklar-da-bizim-699462">Üniversite öğrencilerinden dayanışma çağrısı: Okullar da sokaklar da bizim</a></em>, published in BirGün newspaper on March 14, 2026.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gaziantep FK dört maç sonra kazandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/gaziantep-fk-dort-mac-sonra-kazandi-699529</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/gaziantep-fk-dort-mac-sonra-kazandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/gaziantep-fk-dort-mac-sonra-kazandi-699529</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Antalyaspor'u 4-1 mağlup eden Gaziantep FK, Süper Lig'de dört maç aranın ardından kazandı. Kırmızı-siyahlılar bu sonuçla 33 puana yükseldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig'in 26. haftasında konuk olduğu Antalyaspor'u 4-1 mağlup eden Gaziantep FK, 4 maç aradan sonra 3 puanla tanıştı.</p>
<p>Kırmızı-siyahlı ekip, ligin 21. haftasında sahasında Kasımpaşa'yı 2-1 mağlup ettikten sonra Kocaelispor maçını 3-0, Trabzonspor karşılaşmasını ise 2-1 kaybetti.</p>

<h2>33 PUANA YÜKSELDİ</h2>
<p>Samsunspor ile golsüz Karagümrük ile 1-1 berabere kalan Gaziantep ekibi, 26 maçta 8 galibiyet, 9 beraberlik sonucunda topladığı 33 puan ve maç fazlasıyla 8. sırada yer alıyor.</p>
<p>Gaziantep FK, ligin 27. haftasında 17 Mart Salı günü deplasmanda Fenerbahçe ile karşılaşacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İddia: Trump, Putin'in İran'daki uranyumu Rusya'ya taşıma teklifini reddetti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/iddia-trump-putin-in-iran-daki-uranyumu-rusya-ya-tasima-teklifini-reddetti-699527</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/iddia-trump-putin-in-iran-daki-uranyumu-rusya-ya-tasima-teklifini-reddetti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/iddia-trump-putin-in-iran-daki-uranyumu-rusya-ya-tasima-teklifini-reddetti-699527</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya’ya taşınmasını öngören teklifini kabul etmediği iddia edildi. Axios’a konuşan kaynaklara göre öneri daha önce de gündeme gelen konu  Washington uranyumun “güvence altına alınması” düşüncesiyle gerçekleşmedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya'ya taşınmasına yönelik teklifini kabul etmediği öne sürüldü.</p>
<p>Amerikan Axios basın organının konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Putin'in bu hafta Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'a yönelik saldırıları sona erdirmek için bazı öneriler sunduğu ileri sürüldü.</p>
<p>Putin'in İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun Rusya'ya taşınmasını içeren bir planı gündeme getirdiği ancak Trump'ın bu teklifi reddettiği iddia edildi.</p>

<p>Haberde Rusya'nın, benzer önerileri ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakereler sırasında ve 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırılarından önceki haftalarda da gündeme getirdiği kaydedildi.</p>
<p>Axios'a konuşan bir ABD'li yetkili, "Bu teklif ilk kez gelmiyor. Yine kabul edilmedi. ABD'nin tutumu, uranyumun güvence altına alınması gerektiği yönünde." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Daha önce de ABD ile İsrail'in İran'a saldırılarının sonraki safhalarında yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele geçirmek için bu ülkeye özel kuvvet göndermeyi değerlendirdiği iddia edilmişti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kılıçlı yemin nedeniyle ihraç edilen teğmen görevine döndü]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kilicli-yemin-nedeniyle-ihrac-edilen-tegmen-gorevine-dondu-699530</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kilicli-yemin-nedeniyle-ihrac-edilen-tegmen-gorevine-dondu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kilicli-yemin-nedeniyle-ihrac-edilen-tegmen-gorevine-dondu-699530</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı Kara Harp Okulu’nun 2024'teki mezuniyet töreninde kılıçlarını çatarak yemin eden teğmenlerden Deniz Demirtaş görevine başladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kara Harp Okulu'nda 30 Ağustos 2024'te yapılan "kılıçlı" yemin töreninin ardından ihraç edilen beş teğmen arasında bulunan Deniz Demirtaş, Ankara 21. İdare Mahkemesi kararıyla görevine başladı.</p>
<p>Teğmen Deniz Demirtaş, Kara Harp Okulu resmi mezuniyet töreni sonrasında, kılıç çatarak, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı attıkları için dört teğmenle birlikte TSK'dan ihraç edilmişti. Demirtaş, Ankara 21. İdare Mahkemesi'nde söz konusu ihraç kararının iptali istemiyle dava açmıştı. Ankara 21. İdare Mahkemesi, 26 Aralık 2025 tarihinde ihraç kararını oybirliğiyle iptal etti. Bu kararın ardından Demirtaş'ın görevine başladığı öğrenildi.</p>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/kilicli-yemin-nedeniyle-ihrac-edilen-tegmen-gorevine-dondu-1.jpg" alt=""></p>
<p>Milli Savunma Bakanlığı, Ankara 21. İdare Mahkemesi'nin Demirtaş hakkındaki kararına itiraz ederek, istinafa taşımıştı. İstinaftan henüz bir karar çıkmadı</p>
<p>Devre birincisi Ebru Eroğlu’nun yanı sıra teğmen İzzet Akarsu, Serhat Gündar, Batuhan Gazi Kılıç ve Deniz Demirtaş’ın ihracı kamu oyunda da tepkiye neden olmuştu. Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Korgeneral Tevfik Algan ve bazı komutanlar ihraca karşı çıkmış 1 oy farkıyla ihraç gerçekleşmişti.</p>
<h2>NE OLMUŞTU?</h2>
<p>Ankara 21. İdare Mahkemesi, Kara Harp Okulu resmi mezuniyet töreni sonrasında, kılıç çatarak, ''Mustafa Kemal’in askerleriyiz'' sloganı attıkları için TSK'dan ihraç edilen beş teğmenden biri olan Deniz Demirtaş’ın ihraç kararını oybirliğiyle iptal etmişti.</p>
<p>İdare Mahkemesi, teğmen Deniz Demirtaş'a atfedilen "hizmete engel davranışlarda bulunmak" fiilinin somut ve açık biçimde ortaya konulamadığını, bu nedenle, Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 16 Ocak 2025 tarihli, 2025/23 sayılı ihraç kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna varmıştı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran "Mossad'la bağlantılı" 2 kişiyi gözaltına aldı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/iran-mossad-la-baglantili-2-kisiyi-gozaltina-aldi-699525</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/iran-mossad-la-baglantili-2-kisiyi-gozaltina-aldi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/iran-mossad-la-baglantili-2-kisiyi-gozaltina-aldi-699525</guid><category>Dünya</category><description><![CDATA[İran medyasında yer alan habere göre, ABD-İsrail'in saldırılarında hedef alınan önemli yerlerin ve hedeflerin coğrafi konumlarını Mossad istihbarat servislerine göndermeye çalışan 2 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran'da ABD-İsrail tarafından hedef alınan yerlerin konumlarını İsrail istihbarat servisi Mossad'a göndermeye çalıştıkları tespit edilen 2 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.</p>
<p>İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, ABD-İsrail'in saldırılarında hedef alınan önemli yerlerin ve hedeflerin coğrafi konumlarını Mossad istihbarat servislerine göndermeye çalışan 2 kişi tespit edilerek gözaltına alındı.</p>

<h2>FOTOĞRAFLAR GÖNDERİLMİŞ</h2>
<p>Gözaltına alınan kişilerin saldırıya uğrayan noktaların fotoğraflarını çekip İran aleyhinde yayın yapan medya kuruluşuna gönderdiklerinin de tespit edildiği aktarıldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ayşegül Eraslan’ın ölümüyle ilgili çarpıcı iddia: “İntihar notundaki el yazısı ona ait değil”]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/aysegul-eraslanin-olumuyle-ilgili-carpici-iddia-intihar-notundaki-el-yazisi-ona-ait-degil-699526</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/aysegul-eraslanin-olumuyle-ilgili-carpici-iddia-intihar-notundaki-el-yazisi-ona-ait-degil.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/aysegul-eraslanin-olumuyle-ilgili-carpici-iddia-intihar-notundaki-el-yazisi-ona-ait-degil-699526</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Evinde ölü bulunan sosyal medya fenomeni ve moda tasarımcısı Ayşegül Eraslan’ın ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, yakın arkadaşı fotoğrafçı Semih Palancı olayın intihar değil cinayet olabileceğini öne sürdü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>“İşte Benim Stilim” yarışmasıyla tanınan sosyal medya fenomeni ve moda tasarımcısı Ayşegül Eraslan’ın Kağıthane’deki evinde ölü bulunmasının ardından olayla ilgili yeni iddialar gündeme geldi. Eraslan’ın yakın arkadaşı fotoğrafçı Semih Palancı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Eraslan’ın paylaştığı intihar notundaki el yazısının ona ait olmadığını öne sürdü.</p>

<h2>KANLI BİR NOT BULUNMUŞTU</h2>
<p>Ayşegül Eraslan, İstanbul’un Kağıthane ilçesinde yaşadığı evde ölü bulunmuştu. Ölümünden kısa süre önce sosyal medya hesabından paylaşılan ve veda notu olduğu değerlendirilen mesajlar nedeniyle olay ilk etapta intihar şüphesiyle değerlendirilmişti.</p>
<p>Eraslan’ın Instagram hesabından yapılan paylaşımlarda, <em>“Paylaşmadığım şeyler olacaktır, sizin bilmediğiniz, size anlatmadığım. Tek bildiğim ben çok iyi bir insandım. Kimseye kötülüğüm olmadı”</em> ifadelerinin yer aldığı bir not yer aldı. Daha sonra paylaşılan ve kanlı olduğu görülen ikinci notta ise köpeklerine iyi bakılmasını istediği ve babasından özür dilediği ifadeleri bulundu.</p>
<p>Söz konusu paylaşımların ardından yapılan ihbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edilmiş, yapılan incelemede Eraslan’ın hayatını kaybettiği belirlenmişti.</p>
<h2>“EL YAZISI ONA AİT DEĞİL” İDDİASI</h2>
<p>Eraslan’ın yakın arkadaşı fotoğrafçı Semih Palancı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada veda notundaki el yazısının Eraslan’a ait olmadığını iddia etti.</p>
<p>Palancı, bu nedenle durumu polise bildirdiklerini belirterek Eraslan’ın ölümünün intihar değil cinayet olabileceğini öne sürdü.</p>
<p>Palancı paylaşımında, <em>“Ayşegül intihar etmemiştir. Ayşegül bir kadın cinayetinin kurbanı olmuştur. Bu olayın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz. Gerçeklerin ortaya çıkmasını ve sorumluların yargı önünde hesap vermesini istiyoruz”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Eraslan’ın ölümüne ilişkin polis soruşturmasının sürdüğü bildirildi.</p>
<div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/iste-benim-stilim-yarismacisi-aysegul-eraslan-evinde-olu-bulundu-699263' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/list-haber/2026/03/13/iste-benim-stilim-yarismacisi-aysegul-eraslan-evinde-olu-bulundu.jpg' alt='İşte Benim Stilim yarışmacısı Ayşegül Eraslan evinde ölü bulundu'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/iste-benim-stilim-yarismacisi-aysegul-eraslan-evinde-olu-bulundu-699263'>İşte Benim Stilim yarışmacısı Ayşegül Eraslan evinde ölü bulundu</a></div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[TTB Başkanı Azap'tan 14 Mart mesajı: Başka bir hekimlik ortamı mümkün]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ttb-baskani-azap-tan-14-mart-mesaji-baska-bir-hekimlik-ortami-mumkun-699524</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ttb-baskani-azap-tan-14-mart-mesaji-baska-bir-hekimlik-ortami-mumkun.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ttb-baskani-azap-tan-14-mart-mesaji-baska-bir-hekimlik-ortami-mumkun-699524</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, 14 Mart Tıp Bayramı mesajında sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti. Hekimlerin ağır çalışma koşullarına ve sağlıkta şiddete rağmen halk sağlığı için mücadele ettiğini belirten Azap, eşit ve nitelikli sağlık hizmetinin mümkün olduğunu vurguladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, 14 Mart Tıp Bayramı mesajında sağlık sistemindeki sorunlara dikkati çekerek, hekimlerin zor koşullara rağmen halk sağlığı için çalışmayı sürdürdüğünü belirtti. Azap, "Hekimlerin tükenmediği, sağlık çalışanlarının güvende olduğu, halkın eşit ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği başka bir Türkiye mümkündür" dedi.</p>
<p>TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilen 14 Mart’ın hekimler için yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda bir mücadele günü olduğunu vurguladı.</p>

<h2>“BİR BAYRAM DEĞİL MÜCADELE GÜNÜDÜR”</h2>
<p>Azap, 14 Mart’ın tarihsel önemine değinerek, 14 Mart 1919’da İngiliz işgali altındaki İstanbul’da tıp öğrencilerinin Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin kuruluşunu kutlama bahanesiyle düzenledikleri eylemle işgale karşı seslerini yükselttiklerini hatırlattı.</p>
<p>Bu eylemin bağımsızlık mücadelesinin ilk kıvılcımlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Azap, hekimlerin mesleklerini yalnızca bir geçim kaynağı değil, topluma karşı sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti.</p>
<p>TTB ve tabip odalarının yıllardır halk sağlığını koruma ve toplumun sağlık düzeyini yükseltme mücadelesi verdiğini kaydeden Azap, sağlık sistemindeki sorunlara ve sağlık çalışanlarının kötü çalışma koşullarına rağmen mesleki değerleri koruyarak görevlerini sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Hekimliğin tarihsel köklerine de değinen Azap, hekimlerin giderek ağırlaşan koşullara rağmen mesleklerini en iyi şekilde yapmaya çalıştıklarını söyledi.</p>
<h2>''HEKİMLERİN TÜKENMEDİĞİ BİR SİSTEM MÜMKÜN''</h2>
<p>Sağlığı metalaştıran ve hekim emeğini değersizleştiren politikalara rağmen iyi hekimlik yapma kararlılığını sürdürdüklerini ifade eden Azap, mesleklerinin değerinin bilindiği ve sağlık çalışanlarının şiddet korkusu yaşamadan çalışabildiği bir sağlık sistemi kurulacağına dair umutlarını koruduklarını dile getirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Azap, aklın ve bilimin ışığında planlanmış farklı bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu belirterek, "Adaletin hakim olduğu, laik, demokratik ve barış içinde bir Türkiye’de hekimlerin tükenmediği, sağlık çalışanlarının güvende olduğu ve halkın eşit, nitelikli sağlık hizmetine ulaşabildiği bir düzen mümkündür" değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AKARYAKIT BENZİN, MOTORİN, LPG FİYATLARI | 14 Mart 2026 Akaryakıt, benzin, motorin, LPG fiyatı zam, indirim geldi mi?]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyatlari-14-mart-2026-akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyati-zam-indirim-geldi-mi-699523</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyatlari-14-mart-2026-akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyati-zam-indirim-geldi-mi.webp"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyatlari-14-mart-2026-akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyati-zam-indirim-geldi-mi-699523</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[14 Mart 2026 akaryakıt, benzin, motorin ve LPG fiyatları araç sahipleri tarafından yoğun şekilde araştırılıyor. Brent petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkmasıyla birlikte akaryakıt fiyatlarına zam geldi. Peki benzine zam geldi mi, motorin fiyatı ne kadar oldu, LPG fiyatları kaç TL? İşte güncel akaryakıt fiyatları ve şehir şehir benzin, motorin, LPG fiyat listesi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Akaryakıt fiyatları araç sahipleri ve sektör temsilcileri tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor. Özellikle küresel petrol fiyatlarındaki değişimler, Türkiye’deki <strong>benzin, motorin ve LPG fiyatlarını</strong> doğrudan etkiliyor. Son günlerde petrol piyasasında yaşanan yükselişle birlikte <strong>14 Mart 2026 akaryakıt fiyatları</strong> da yeniden gündeme geldi.</p>
<p>Brent petrol fiyatının yeniden <strong>100 doların üzerine çıkması</strong>, akaryakıt ürünlerine zam olarak yansıdı. Bu gelişmeyle birlikte benzin ve motorin fiyatlarında artış yaşandı. Araç sahipleri ise “<strong>Benzine zam geldi mi?</strong>”, “<strong>Motorin fiyatı arttı mı?</strong>”, “<strong>LPG fiyatları ne kadar oldu?</strong>” sorularına yanıt arıyor.</p>
<h2>AKARYAKIT FİYATLARINA ZAM GELDİ Mİ? 14 MART 2026</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyatlari-14-mart-2026-akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyati-zam-indirim-geldi-mi.webp" alt=""></p>
<p>Petrol fiyatlarındaki yükselişin ardından akaryakıt ürünlerine zam geldi. Yapılan düzenlemeye göre:</p>
<ul>
<li><strong>Benzinin litre fiyatına 57 kuruş zam</strong> yapıldı.</li>
<li><strong>Motorinin litre fiyatı 1 lira 1 kuruş arttı.</strong></li>
</ul>
<p>Söz konusu zammın <strong>yüzde 75’lik kısmı eşel mobil sistemi kapsamında vergiden karşılandı.</strong> Bu nedenle zam oranının önemli bir bölümü doğrudan pompa fiyatlarına yansımadı.</p>
<h2>BRENT PETROL 100 DOLARI AŞTI</h2>
<p>Küresel enerji piyasalarında yaşanan gelişmeler akaryakıt fiyatlarının yönünü belirlemeye devam ediyor. Brent petrolün varil fiyatının yeniden <strong>100 dolar seviyesini aşması</strong>, dünya genelinde petrol ürünlerinin maliyetini artırdı.</p>
<p>Bu yükseliş Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarına da zam olarak yansıdı. Petrol fiyatlarındaki hareketlilik, önümüzdeki süreçte <strong>benzin, motorin ve LPG fiyatlarının</strong> seyrini belirleyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor.</p>
<h2>14 MART 2026 GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyatlari-14-mart-2026-akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyati-zam-indirim-geldi-mi-1.webp" alt=""></p>
<p>Türkiye genelinde bazı şehirlerde güncel akaryakıt fiyatları şu şekilde:</p>
<table style="border-collapse: collapse; border-width: 1px; border-spacing: 0px; border-style: solid;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<thead>
<tr>
<th style="border-width: 1px; padding: 8px;">Şehir</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 8px;">Benzin</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 8px;">Motorin</th>
<th style="border-width: 1px; padding: 8px;">LPG</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">İstanbul (Avrupa)</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">61.41 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">65.91 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.49 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">İstanbul (Anadolu)</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">61.26 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">65.76 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">29.89 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Ankara</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">62.38 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.03 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.37 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">İzmir</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">62.65 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.31 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.29 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Antalya</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.60 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">68.36 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.54 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Bursa</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">62.46 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">66.91 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">29.89 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Adana</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.20 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.85 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.81 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Gaziantep</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.33 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.99 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.51 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Kayseri</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.38 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">68.03 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.31 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Konya</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.40 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">68.19 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.41 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Muğla</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.15 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.81 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.34 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Trabzon</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.12 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.76 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.69 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Van</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">63.96 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">68.63 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.91 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Samsun</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">62.96 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">67.59 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">30.59 TL/LT</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">Sakarya</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">62.13 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">66.58 TL/LT</td>
<td style="border-width: 1px; padding: 8px;">29.79 TL/LT</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şehirlere göre fiyatlar küçük farklılıklar gösterebiliyor. Bunun nedeni ise dağıtım maliyetleri ve bölgesel fiyatlandırma politikalarıdır.</p>
<h2>AKARYAKIT FİYATLARI NEYE GÖRE BELİRLENİYOR?</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyatlari-14-mart-2026-akaryakit-benzin-motorin-lpg-fiyati-zam-indirim-geldi-mi-2.webp" alt=""></p>
<p>Türkiye’de akaryakıt fiyatları belirlenirken birçok farklı faktör dikkate alınır. Bunların başında küresel petrol fiyatları ve döviz kuru gelir.</p>
<ul>
<li>Brent petrol fiyatı</li>
<li>Döviz kuru</li>
<li>Vergi oranları</li>
<li>Dağıtım ve rafineri maliyetleri</li>
<li>Eşel mobil sistemi</li>
</ul>
<p>Bu faktörlerde yaşanan değişimler doğrudan pompa fiyatlarına yansıyabiliyor.</p>
<h3>Benzine zam geldi mi?</h3>
<p>Evet. Benzinin litre fiyatına 57 kuruş zam yapıldı.</p>
<h3>Motorine zam geldi mi?</h3>
<p>Motorinin litre fiyatında 1 lira 1 kuruşluk artış yaşandı.</p>
<h3>LPG fiyatı ne kadar?</h3>
<p>LPG fiyatı şehirlere göre değişmekle birlikte yaklaşık 29.89 TL ile 31 TL seviyelerinde bulunuyor.</p>
<h3>Brent petrol fiyatı ne kadar oldu?</h3>
<p>Brent petrolün varil fiyatı yeniden 100 dolar seviyesinin üzerine çıktı.</p>
<h3>Eşel mobil sistemi nedir?</h3>
<p>Eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatlarındaki artışın bir kısmının vergi düzenlemesiyle karşılanmasını sağlayan uygulamadır.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[13 MART 2026 CUMA REYTİNG SONUÇLARI | Zirvedeki dizide 2 puanlık düşüş!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/13-mart-2026-cuma-reyting-sonuclari-zirvedeki-dizide-2-puanlik-dusus-699496</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/13-mart-2026-cuma-reyting-sonuclari-aciklandi-mi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/13-mart-2026-cuma-reyting-sonuclari-zirvedeki-dizide-2-puanlik-dusus-699496</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[13 Mart 2026 Cuma reyting sonuçları açıklandı. Peki hangi dizi günün birincisi oldu? Taşacak Bu Deniz ve Kızılcık Şerbeti reyting oranı ne oldu? Gündüz kuşağı reyting rekabeti nasıl şekillendi. Günün reyting tablosu ve analizi haberimizde.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Televizyon izleyicilerinin her gün merakla takip ettiği <strong>13 Mart 2026 Cuma reyting sonuçları</strong> açıklandı. Dünün reyting tablosunda TRT 1 ekranlarında yayınlanan <strong>Taşacak Bu Deniz</strong> zirvedeki yerini korumayı başardı. Ancak sezon boyunca güçlü performans sergileyen dizi, bu kez yaklaşık <strong>iki puanlık düşüş</strong> yaşayarak dikkat çekti.</p>
<p>Show TV'nin sevilen dizisi <strong>Kızılcık Şerbeti</strong> ise reytinglerde yükselişini sürdürerek zirve yarışındaki iddiasını korudu. Televizyon dünyasında büyük merak uyandıran <strong>dünün reyting sonuçları</strong> listesinde haber bültenleri ve gündüz kuşağı programları da üst sıralarda yer aldı.</p>

<h2>13 MART 2026 CUMA REYTİNG SONUÇLARI AÇIKLANDI</h2>
<p>13 Mart 2026 Cuma gününün reyting sonuçlarına göre TRT 1 dizisi <strong>Taşacak Bu Deniz</strong> günü lider tamamladı. Dizi yaklaşık iki puanlık düşüş yaşamasına rağmen <strong>13,92 reyting</strong> alarak zirvedeki yerini korudu.</p>
<p>Show TV ekranlarında yayınlanan <strong>Kızılcık Şerbeti</strong> ise hafif artış göstererek <strong>6,97 reyting</strong> ile günün en çok izlenen ikinci programı oldu. Aynı dizinin özet bölümü de listede üst sıralarda yer aldı.</p>
<h2>GÜNÜN EN ÇOK İZLENEN PROGRAMLARI (13 MART 2026 CUMA)</h2>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>Sıra</th>
<th>Program</th>
<th>Reyting</th>
</tr>
<tr>
<td>1</td>
<td>Taşacak Bu Deniz</td>
<td>13,92</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>Kızılcık Şerbeti</td>
<td>6,97</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>Taşacak Bu Deniz (Özet)</td>
<td>5,69</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>Müge Anlı ile Tatlı Sert</td>
<td>3,71</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>Selçuk Tepeli ile NOW Ana Haber</td>
<td>3,63</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>Kızılcık Şerbeti (Özet)</td>
<td>3,46</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>Esra Erol’da</td>
<td>3,26</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>İddiaların Aksine</td>
<td>2,71</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>Arka Sokaklar</td>
<td>2,67</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>Ana Haber</td>
<td>2,60</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Veri kaynağı: TİAK</strong></p>
<h2>TAŞACAK BU DENİZ ZİRVEYİ KORUDU</h2>
<p>TRT 1’in güçlü yapımlarından biri olan <strong>Taşacak Bu Deniz</strong>, sezon boyunca reytinglerde güçlü performans sergilemeye devam ediyor. Son bölümde yaşanan düşüşe rağmen dizi <strong>13,92 reyting</strong> alarak günün en çok izlenen programı olmayı başardı.</p>
<p>Bu sonuç, dizinin izleyici kitlesinin hala oldukça güçlü olduğunu gösteriyor.</p>
<h2>KIZILCIK ŞERBETİ ZİRVE TAKİBİNİ SÜRDÜRÜYOR</h2>
<p>Show TV'nin popüler dizisi <strong>Kızılcık Şerbeti</strong> reytinglerde istikrarlı performans sergilemeye devam ediyor. Dizi bu hafta hafif bir artış yaşayarak <strong>6,97 reyting</strong> elde etti ve günün ikinci sırasında yer aldı.</p>
<p>Ayrıca dizinin özet bölümü de <strong>3,46 reyting</strong> ile listede yer alarak güçlü bir izlenme performansı sergiledi.</p>
<h2>ARKA SOKAKLAR REYTİNGLERDE GERİLEDİ</h2>
<p>Kanal D’nin uzun soluklu dizisi <strong>Arka Sokaklar</strong> reytinglerde düşüş yaşamaya devam ediyor. 13 Mart Cuma günü yayınlanan bölüm <strong>2,67 reyting</strong> alarak listenin dokuzuncu sırasında yer aldı.</p>
<p>Dizinin son haftalarda yaşadığı düşüş televizyon gündeminde dikkat çeken gelişmeler arasında yer alıyor.</p>
<h2>GÜNDÜZ KUŞAĞI PROGRAMLARI İLK 10’DA</h2>
<p>Reyting listesinde gündüz kuşağı programlarının da güçlü performans sergilediği görüldü. ATV ekranlarında yayınlanan <strong>Müge Anlı ile Tatlı Sert</strong> <strong>3,71 reyting</strong> ile dördüncü sırada yer aldı.</p>
<p>ATV’nin bir diğer programı <strong>Esra Erol’da</strong> ise <strong>3,26 reyting</strong> ile yedinci sırada kendine yer buldu.</p>

<h3>13 Mart 2026 reyting sonuçlarında hangi dizi birinci oldu?</h3>
<p>13 Mart 2026 Cuma reyting sonuçlarına göre Taşacak Bu Deniz 13,92 reyting ile günü zirvede tamamladı.</p>
<h3>Kızılcık Şerbeti reyting kaç aldı?</h3>
<p>Show TV dizisi Kızılcık Şerbeti 6,97 reyting alarak günün en çok izlenen ikinci programı oldu.</p>
<h3>Arka Sokaklar reyting kaç aldı?</h3>
<p>Kanal D dizisi Arka Sokaklar 2,67 reyting alarak listenin dokuzuncu sırasında yer aldı.</p>
<h3>Reyting sonuçlarının kaynağı nedir?</h3>
<p>Türkiye’de televizyon reyting ölçümleri TİAK tarafından sağlanan veriler doğrultusunda açıklanmaktadır.</p>
<p>13 Mart 2026 Cuma reyting sonuçları televizyon dünyasında rekabetin sürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. TRT 1 dizisi <strong>Taşacak Bu Deniz</strong> iki puanlık düşüş yaşamasına rağmen zirveyi bırakmadı. Show TV’nin <strong>Kızılcık Şerbeti</strong> dizisi ise yükseliş trendini sürdürerek zirvenin en yakın takipçisi olmayı başardı.</p>
<p><strong>Veri kaynağı: TİAK</strong></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Küresel piyasalarda son durum]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kuresel-piyasalarda-son-durum-699522</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kuresel-piyasalarda-son-durum.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kuresel-piyasalarda-son-durum-699522</guid><category>Ekonomi</category><description><![CDATA[Gelecek hafta yoğun bir merkez bankaları gündemi öne çıkarken, ABD Merkez Bankası'nın gelecek haftaki para politikası toplantısını politika faizini değiştirmeyerek yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutması bekleniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Küresel piyasalarda geçen hafta Ortadoğu'da çatışmaların devam etmesi ve yüksek seyreden petrol fiyatlarının etkisiyle negatif bir seyir öne çıkarken, gözler gelecek hafta ABD, Avro Bölgesi, Japonya ve İngiltere'deki para politikası kararlarına çevrildi.</p>
<p>Ortadoğu'da devam eden çatışmalar fiyatlamalar üzerinde etkili olurken, bu durum petrol piyasasında dalgalanmalara yol açarak hisse senedi piyasalarına da olumsuz yansıyor.</p>
<p>ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların çözüme kavuşacağına dair umutların azalması ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutacağını açıklaması piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oluyor.</p>

<h2>IEA'NIN HAMLESİ YÜKSELİŞ VE ENDİŞE YARATTI</h2>
<p>Bunların yanı sıra petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyon beklentilerini etkilemeye devam etmesi yatırımcıların odağında bulunuyor.</p>
<p>Çatışmaların devam etmesinden dolayı Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme hamlesi de petrol fiyatlarındaki yükselişe ve piyasalardaki endişelerin azalmasına engel olamadı.</p>
<p>ABD'li yetkililerin açıklamaları yakından takip edilirken, ABD Başkanı Donald Trump dünyanın en büyük petrol üreticisi olduklarını belirterek, bu nedenle petrol fiyatları yükseldiğinde çok para kazandıklarını ifade etti.</p>
<p>Ancak İran'ın nükleer silaha sahip olmasını ve Ortadoğu'yu, hatta dünyayı yok etmesini engellemenin daha önemli olduğunu kaydeden Trump, bunun olmasına izin vermeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Trump, ayrıca Fed Başkanı Jerome Powell'ın para politikası toplantısını beklemeden "derhal" faiz oranlarını düşürmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de mevcut petrol arzının küresel erişimini artırmak için denizde mahsur kalmış Rus petrolünün satın alınmasına geçici olarak izin verildiğini duyurdu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise Hürmüz Boğazı meselesiyle ilgilendiklerini ve bu konuda endişelenmeye gerek olmadığını ifade etti.</p>
<h2>FED'E YÖNELİK FAİZ İNDİRİM BEKLENTİLERİ ÖTELENİYOR</h2>
<p>Gelecek hafta yoğun bir merkez bankaları takvimi öne çıkarken, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek haftaki para politikası toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutması bekleniyor.</p>
<p>Ortadoğu'daki çatışmalar hem enerji fiyatlarını hem de enflasyon endişelerini artırırken, Fed'in bu yıl faiz indirimi yapacağına dair beklentiler güç kaybetti. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in yılın ilk faiz indirimini temmuz toplantısında yapacağı beklentileri ötelenirken, yıl genelinde ise daha önce 2 olan gevşeme adımı beklentisi 1'e düştü.</p>
<p>Makroekonomik veri tarafında ise ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), şubatta aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,4 ile beklentilere paralel arttı. Enflasyon yıllık bazda Mayıs 2025'ten bu yana en düşük seviyesinde kalmaya devam etti.</p>
<h2>ENFLASYON PETROLE HENÜZ YANSIMADI</h2>
<p>Analistler, şubat ayına ilişkin enflasyon verilerinin petrol fiyatlarında bu ay yaşanan dalgalanmanın etkilerini henüz yansıtmadığına dikkati çekti.</p>
<p>Bunlara ek olarak, ABD ekonomisi 2025'in dördüncü çeyreğinde yüzde 0,7 ile yüzde 1,4 olan öncü tahminlerin altında büyüdü. Ülke ekonomisinin geçen yıl üçüncü çeyrekte yüzde 4,4 büyüdüğünü anımsatan analistler, son çeyrekte büyümenin yavaşladığına işaret etti.</p>
<h2>YURT İÇİNDE TCMB'NİN FAİZ KARARI TAKİP EDİLDİ</h2>
<p>Yurt içinde geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 2,35 yükselişle 13.092,93 puandan kapandı. Gelecek hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti yatırımcıların odağına yerleşti.</p>
<p>Geçen hafta TCMB, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'te sabit tuttu.</p>
<p>Para Politikası Kurulu duyurusunda, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiğini bildirdi.</p>
<p>Dolar/TL, haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 44,2000'den tamamladı.</p>
<p>Gelecek hafta yurt içinde pazartesi bütçe dengesi, salı konut fiyat endeksi, çarşamba TCMB'nin PPK toplantı özeti takip edilecek. Gelecek hafta bayram tatili nedeniyle perşembe piyasalarda yarım gün, cuma ise tam gün işlem gerçekleştirilmeyecek.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Temeli 2019'da atılmıştı: İzmir'deki meslek hastanesi 7 yıldır inşaat halinde]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/temeli-2019-da-atilmisti-izmir-deki-meslek-hastanesi-7-yildir-insaat-halinde-699521</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/temeli-2019-da-atilmisti-izmir-deki-meslek-hastanesi-7-yildir-insaat-halinde.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/temeli-2019-da-atilmisti-izmir-deki-meslek-hastanesi-7-yildir-insaat-halinde-699521</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[2019’da temeli atılan Dokuz Eylül Üniversitesi Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi hâlâ tamamlanamadı. Ağır sanayinin yoğun olduğu ilçede kapsamlı bir hastanenin yokluğu, iş kazaları ve meslek hastalıkları için ciddi risk yaratıyor. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, hükümetin projeyi yıllardır bitiremediğini belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, 2019 yılında temeli atılan Dokuz Eylül Üniversitesi(DEÜ) Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi’nin aradan geçen yedi yıla rağmen tamamlanamamasını eleştirdi. Güç, ağır sanayi tesislerinin yoğun olduğu Aliağa’da kapsamlı bir hastanenin hala hizmete açılmadığını söyledi.</p>
<p>CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Aliağa’da yapımı süren Dokuz Eylül Üniversitesi Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Güç, 2019 yılında temeli atılan hastanenin aradan geçen yaklaşık yedi yıla rağmen tamamlanamadığını belirterek, Aliağa gibi ağır sanayinin yoğun olduğu bir ilçede kapsamlı bir hastanenin hala hizmete açılmamış olmasının önemli bir sağlık sorunu yarattığını ifade etti.</p>
<p>Çağatay Güç, hastanenin 2019 yerel seçimleri öncesinde gündeme getirildiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Cumhur İttifakı tarafından İzmir bazında özellikle verilen hiçbir söz tutulmuyor. Aliağa’daki Meslek Hastalıkları Hastanesi bunun örneklerinden bir tanesi. Bunun gibi aslında söz verilip yapılmayan birçok proje var. Ama orada şöyle bir durum var; başlandı ve yarım kaldı. Temeller atıldı. 2019 seçimlerinden önce yapıldı bu. O dönemlerde milletvekilleri geldi, kuru bir temel attılar. Sonra uzunca bir süre kaba inşaatı sürdü. Yaklaşık 4-5 yıl civarında sürdü. Şu anda yedinci yılı tamamlamak üzereyiz. Hala inşaat halinde.”</p>
<p>2026 yılı yatırım programında hastane için ayrılan ödeneğe de değinen Güç, "2026 yılında ciddi bir bütçe yok. Tamamen tadilat, tamirat bütçeleri. Dört bin lira ödenek ayrıldığı bir yer konumunda" dedi.</p>

<h2>"İZMİR, AKP’NİN GÖZÜNDE ÜVEY EVLAT KONUMUNA GELDİ"</h2>
<p>İzmir’de merkezi hükümet tarafından yapılması beklenen bazı projelerin de tamamlanmadığına işaret eden Güç, şöyle konuştu:</p>
<p>"Aliağa’da geçenlerde AKP Aliağa İlçe Başkanı Yaşar bey(Demir) kiralık MR makinesi getirdik diye devlet hastanesi için bir açıklama yaptı. Aliağa’da en çok eleştirilen konulardan bir tanesi de şudur:</p>
<p>Aliağa’da bir hastane yok. Aliağa çok büyük bir sanayi kenti. Tam kapasite çalışan bir devlet hastanesi yok diye çok büyük eleştiriler olur Aliağa’da. Ancak geldiğimiz noktada Meslek Hastalıkları Hastanesi’ni yedi yılda yapamayan bir merkezi hükümet var. İkinci çevre yolunu, Halkapınar–Otogar arasındaki raylı sistemleri, hızlı treni yapamayan bir merkezi hükümetten bahsediyoruz. Aslında İzmir, AKP’nin gözünde üvey evlat konumuna gelmiş durumda. Ama son dönemlerde özellikle bu mali krizin arttığı son beş, altı yılda aslında Türkiye’nin bütün illeri bu konuma geldi. Hiçbir il yatırım almıyor ama İzmir uzunca süredir yatırım almıyor.”</p>
<p>Güç, Aliağa’da sanayi kaynaklı iş kazalarının sık yaşandığını aktararak, “Aliağa sanayi kenti, sanayiden kaynaklı çok ciddi iş kazaları oluyor. Kapsamlı bir hastane olmadığı için bu konularda çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. İzmir’e gelene kadar yaklaşık yarım saat, 45 dakikalık yolda insanlar belki de uzuvlarını kaybediyorlar, hayatlarını kaybediyorlar. O yüzden yıllardan beri süre gelen Aliağa’da kapsamlı bir hastane açılmasıyla ilgili talep var ama bir türlü hükümetin yapmadığı bir yatırım" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>ALİAĞA MESLEKİ VE ÇEVRESEL HASTALIKLAR HASTANESİ İNŞA SÜRECİ</h2>
<p>Açık kaynaklardan derlenen bilgilere göre, Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi projesi 31 Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde kamuoyuna duyuruldu. Projenin Dokuz Eylül Üniversitesi ile MHP’li Serkan Acar yönetimindeki Aliağa Belediyesi iş birliğinde gerçekleştirileceği açıklandı. 19 Mart 2019’da Aliağa’nın Çaltılıdere Mahallesi’nde düzenlenen törenle hastanenin temeli atıldı. Törene dönemin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar ve Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar katıldı. Açıklamalarda hastanenin yaklaşık 200 yatak kapasiteli ve meslek hastalıkları alanında ihtisas hastanesi olarak hizmet vereceği ifade edildi.</p>
<p>Proje kısa süre sonra TBMM gündemine taşındı. Dönemin CHP İzmir Milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle 13 Mayıs 2019 tarihinde verdiği soru önergesinde hastanenin yapılacağı alanın imar durumu, ihale süreci ve temel atma töreninin hukuki dayanağına ilişkin sorular yöneltti, ancak önergeye cevap verilmedi.</p>
<p>10 Mart 2020’de hastane için hazırlanan çevre düzeni planı değişikliği ile nazım ve uygulama imar planlarının kesinleştiği duyuruldu. 6 Temmuz 2020’de Aliağa Belediyesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğinde hastanenin yapılacağı alanda hafriyat ve saha tesviyesi çalışmalarının başladığı açıklandı. Açıklamada hastanenin 2022 yılı içinde tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi.</p>
<p>30 Eylül 2020’de Dokuz Eylül Üniversitesi, Aliağa Belediyesi ve Aliağa Kimya İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi(ALOSBİ) arasında imzalanan protokolle proje için 12 milyon TL bağış sağlanacağı açıklandı. Protokol töreninde konuşan dönemin Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, hastanenin 2022 yılının ilk yarısında hizmete açılmasının planlandığını ifade etti. Ancak dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, ALOSBİ'nin 12 milyon TL’lik bağışına onay vermedi. Dönemin CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, bağışın onaylanmamasına ilişkin Varank'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi ancak bir yanıt gelmedi.</p>
<p>Hastanenin inşaat sürecine ilişkin yapılan çeşitli açıklamalarda kaba inşaat çalışmalarının sürdüğü ve hastanenin 2022 yılında hizmete girmesinin hedeflendiği bildirildi. Ancak hedeflenen takvim gerçekleşmedi. 2023 yılında hastanenin tamamlanması amacıyla Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yeni bir ihale süreci başlatıldı. Üniversitenin açıklamasına göre proje 509 milyon 478 bin lira bedelle Özsoy İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi AŞ ile Gelişim Yapı Sanayi ve Ticaret AŞ iş ortaklığı tarafından yürütülmek üzere ihale edildi.</p>
<p>Şantiyede yer alan tabelada tamamlama inşaatı yapılması işi ihale tarihinin 6 Şubat 2023, sözleşme tarihinin 10 Mart 2023 ve iş bitimi tarihinin 8 Haziran 2024 olarak belirtildiği görüldü.</p>
<p>Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin temeli atıldığından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi’nde yönetim üç kez değişti. 2018 yılından itibaren rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Nükhet Hotar’ın ardından, 16 Şubat 2024’te görev vekaleten Prof. Dr. Mahmut Ak’a geçti. 26 Temmuz 2024’te yayımlanan Cumhurbaşkanlığı atama kararnamesiyle ise rektörlüğe Prof. Dr. Bayram Yılmaz getirildi. Böylece Aliağa’daki Meslek Hastalıkları Hastanesi projesinin başladığı günden bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi’nde üç farklı rektör görev yaptı; proje ise yıllardır tamamlanamadı.</p>
<p>Aliağa Belediye Meclisi’nin Ağustos 2025 toplantısında konuşan Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, belediyenin hastanenin kaba inşaatını tamamlayarak üniversiteye teslim ettiğini ve projenin yaklaşık yüzde 80 seviyesine ulaştığını söyledi. Acar, üniversite yönetiminin hastaneyi 2026 yılında faaliyete geçirmeyi planladığını ifade etti.</p>
<p>2019 yılında temeli atılan, farklı dönemlerde 2022 ve 2024 yılları için açılış hedefleri açıklanan ve 2023 yılında tamamlama ihalesi yapılan Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi henüz hizmete açılmadı.</p>
<div class="brgn-box">
<p><strong>ANKA'nın çekimi sırasında şantiyede çalışma görülmedi</strong></p>
<p>ANKA Haber Ajansı ekibinin 12 Mart’ta bölgede gerçekleştirdiği görüntü çekimi sırasında hastane inşaatı alanında herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştı.<br> <br>Çevrede yaşayan bazı yurttaşlar ise inşaat sahasında zaman zaman çalışma yapıldığını, ancak bazı dönemlerde faaliyetlerin durduğunu ileri sürmüştü. <br><br>Bölge sakinleri, işçilerin ücretlerini alamadıkları dönemlerde çalışmaların aksadığı yönünde iddiaları da dile getirmişyi. </p>
<p>Temeli 2019 yılında atılan ve farklı dönemlerde açılış tarihi olarak 2022 ve 2024 yılları açıklanan Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi'nin aradan geçen yıllara rağmen hâlâ inşaat halinde olduğu görüldüğü aktarıldı.</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Narenciye üreticileri zararda: Masraf ediyoruz, yetiştiriyoruz ama satamıyoruz]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/narenciye-ureticileri-zararda-masraf-ediyoruz-yetistiriyoruz-ama-satamiyoruz-699517</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/narenciye-ureticileri-zararda-masraf-ediyoruz-yetistiriyoruz-ama-satamiyoruz.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/narenciye-ureticileri-zararda-masraf-ediyoruz-yetistiriyoruz-ama-satamiyoruz-699517</guid><category>Çalışma Yaşamı</category><description><![CDATA[Adana’nın Kozan ilçesinde narenciye üreticileri portakal ve mandalinalarını satamayınca büyük zarar yaşadı. Bir kısmı dalında kalan ürün çürürken bazı üreticiler masrafını karşılayamadığı için mandalina ağaçlarını kesti. Üreticiler, yıllardır emek verdikleri ürünlerden gelir elde edemediklerini ve piyasadaki belirsizlikten şikâyetçi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adana'nın Kozan ilçesinde narenciye üreticileri portakalın dalında kaldığını, büyük kısmını yere döküldüğünü bazı üreticilerin ise satamadığı için mandalina ağaçlarını kestiğini ifade etti.</p>
<p>Bir üretici, "Yetiştiriyoruz, uğraşıyoruz, emek ediyoruz, çalışıyoruz, masraf ediyoruz, malı yetiştiriyoruz piyasası yok, satışı yok. Zarar, hepsi zarar. Allah razı olsun bu sene de şöyle para etti malımız dediğimiz gün olmadı" dedi.</p>
<p>Türkiye'nin narenciye üretim merkezlerinden biri olan Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Bucak ve Acarmantaş Köyü'nde, narenciye üreticileri portakal ve mandalinayı satamadığını, yere döküldüğünü ifade etti.</p>
<p>Bir üretici vatandaş, "Portakal işte böyle görüyorsunuz dibinde telef olanı, zarar göreni. Satılsa bu mal böyle telef olur mu? Malımız para etsin arkadaş. Toplatıyoruz satıyoruz, sattığımızı adama veriyoruz bize bir şey kalmıyor. Bu üretici ne yapacak, terk edecek bu işi. Hurma para ediyordu, millet hurmaya çevirdi bir kısmı onda da piyasayı düşürdüler. Ne edecek bu millet" dedi </p>

<h2>"ZARAR, HEPSİ ZARAR"</h2>
<p>Başka bir üretici ise şunları söyledi:</p>
<p>"Mandalinayı ne satması, king mandalinası var dibine döküldü. Doğru düzgün bir para da etmiyor, işçi maliyetini kurtarmıyor. Öbür mandalinalar onlar da aynı şekilde hiçbir şey para etmedi ki. Dökük narenciyeyi şu an 2,5 liraya alıyorlar kilosunu. Portakal da şu an başında duruyor bakalım, Allah'tan bir ihracat diye bir şey olursa kısmet olursa satarız. Dalında şu anda 8 liraya falan gidiyor ama alıcı da yok, hiç kimse yok. Bizi kurtarması için kilosunun 20 lira olması lazım. Limon bu bölgede kalmadı bitti. Bu sene hep genelde zaten döküldü bitti portakal narenciye, satılmayınca alan olmayınca. Geçen sene limon dalında 1 liraydı hatırlıyorum. Yetiştiriyoruz, uğraşıyoruz, emek ediyoruz, çalışıyoruz, masraf ediyoruz, malı yetiştiriyoruz piyasası yok, satışı yok. Zarar, hepsi zarar. Allah razı olsun bu sene de şöyle para etti malımız dediğimiz gün olmadı. Kaç senelerden beri böyle çiftçinin durumu."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Halil Falyalı’nın koruması da aralarında: Aranan 45 kişi Türkiye’ye getirildi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/halil-falyalinin-korumasi-da-aralarinda-aranan-45-kisi-turkiyeye-getirildi-699516</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/halil-falyalinin-korumasi-da-aralarinda-aranan-45-kisi-turkiyeye-getirildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/halil-falyalinin-korumasi-da-aralarinda-aranan-45-kisi-turkiyeye-getirildi-699516</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Haklarında kırmızı bülten çıkarılan ve ulusal seviyede aranan 45 kişi Türkiye'ye getirildi. Türkiye'ye getirilenler arasında, Kuzey Kıbrıs'ta öldürülen suç örgütü lideri Halil Falyalı'nın koruması Hakan Atıcı ile "Redkitler" isimli suç örgütü üyesi Ramazan Sadan da bulunuyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı bültenle aranan 18 ve ulusal seviyede aranan 27 kişi olmak üzere toplam 45 suçlu Türkiye'ye getirildi.</p>
<p>Yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan suçluların iadesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu kapsamda ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen çalışmalar sonucu, Gürcistan'da 35, Almanya'da 5 ve Arjantin, Bulgaristan, Irak, İsveç ve Karadağ'da birer olmak üzere 45 kişi Türkiye'ye iade edildi.</p>

<p>Bu kişilerden 18'i kırmızı bültenle, 27'si ise ulusal seviyede aranıyordu.</p>
<p>Kuzey Kıbrıs 'ta öldürülen suç örgütü lideri Halil Falyalı'nın koruması Hakan Atıcı'nın Arjantin'den, "Redkitler" isimli organize suç örgütü üyesi Ramazan Sadan'ın ise Gürcistan'dan teslim alınarak Türkiye'ye getirildiği öğrenildi.</p>
<p>Yakalananların şu suçlardan arandıkları belirtildi:</p>
<p>"Nitelikli dolandırıcılık, bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta ve kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma, kasten öldürme, kasten yaralama ve basit yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, silahla yağma, bilişim sistemleri kullanılarak hırsızlık ve muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık, parada sahtecilik, çocuğun cinsel istismarı, bir kimseyi fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma, silahlı terör örgütüne üye olma (FETÖ), ruhsatsız ateşli silah ve mühimmat bulundurma ile sayıca ve nitelik bakımından vahim silah veya mühimmat bulundurma, hükümlü veya tutuklunun kaçması, kadına karşı şiddet ve ilgili kanun maddesine muhalefet."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel'den İmamoğlu ve İBB davası açıklaması: Ev hapsi formülü]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-imamoglu-ve-ibb-davasi-aciklamasi-ev-hapsi-formulu-699520</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/ozgur-ozel-den-imamoglu-ve-ibb-davasi-aciklamasi-ev-hapsi-formulu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-imamoglu-ve-ibb-davasi-aciklamasi-ev-hapsi-formulu-699520</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında, "Eğer Ekrem Bey’den çok korkuyorlarsa, sokak performansından çok korkuyorlarsa hiç değilse ev hapsi versinler" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 9 Mart günü görülmeye başlanan İBB davası hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Yargılamaların tutuksuz olması gerektiğini ifade eden Özel, "Tepkimiz yargılamaya değil, gereksiz yere tutuklu yargılamaya. Bir de yok gizli tanık, itirafçı kaynaklı iddiaların iftiraların mutlak gerçeklermiş, hatta kesinleşmiş hâkim kararıymış gibi yansıtılmasında" dedi.</p>

<h2>"İÇ CEPHE" SÖYLEMİ</h2>
<p>YetkinReport için gazeteci Murat Yetkin'in sorularını yanıtlayan CHP lideri Özel, iktidarın 'iç cephe tahkimi' söylemlerine dikkat çekti ve şunları aktadı:</p>
<p>"Tutukluluk incelemesinde, sorguları yapılan arkadaşların tutuksuz yargılanması kararı çıkarsa, bu siyasi iklimi değiştirebilir, tansiyonu düşürür. Kimse ‘Beni yargılamayın’ demiyor ki… Adil ve şeffaf yargılama istiyor ve en önemli hakkı olduğu şekilde 'Beni tutuksuz yargılayın' diyor. Çünkü tutuklu yargılama koşulları artık ortadan kalktı. Tutuksuz yargılama başladığında tansiyon kendiliğinden düşer."</p>
<p>Özel, "İktidar kulislerinde 'Tahliye olursa İmamoğlu da çıkar otobüsün üstüne. Zafer kazandık derler, sonra bir daha alamayız' gibi söylemler de duyuluyor. Size de geliyordur. Buna ne diyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi: </p>
<p>"Evet, geliyor. Ama zaten buradan da davanın siyasi olduğu belli. Bir insanın tutukluluğunun gerekçesi ‘serbest kalırsa siyasi kampanya yapar’ olabilir mi? Hadi onların hukuk tanımaz zeminine ben de ineyim, onlar gibi düşüneyim: eğer Ekrem Bey’den çok korkuyorlarsa, sokak performansından çok korkuyorlarsa hiç değilse ev hapsi versinler." </p>
<h2>"EKREM BEY'İN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İSTEMESİ DOĞAL"</h2>
<p>Özel, şöyle devam etti:</p>
<p>"Ekrem Bey’in hemen özgürlüğünü istemesi kadar doğal bir şey yok. Ancak inanıyorum ki o da bunu kabul eder. Biz bütün arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanmasını istiyoruz, tabii Ekrem Bey’in de. Madem ki sokağa çıkar diye korkuyorlar, ev hapsi versinler. Hiç değilse yüksek güvenlikli cezaevinde, tecrit ortamındaki işkence son bulur. Tutuklulukların uzamasıyla Ekrem Bey’i sevenlerde öfke biriktiği gibi, iktidardakiler de bu kadar uzun tutukluluğu savunamaz hale geldiler. Tahliyeler genel olarak tansiyonu düşürür. Bu, ailelere de iyi gelir, bize de iyi gelir ve aslında iktidar farkında değil ama Türkiye’ye de iyi gelir. Ben inanıyorum ki Ekrem Bey ve arkadaşlarının tahliyesiyle Borsa rekorlar kırar, Türkiye’nin risk primi düşer, tüm dünyadan olumlu yankılar gelir."</p>
<h2>"KARAMAN'DAKİ AMCAYI İKNA ETMEK LAZIM"</h2>
<p>Çözüm süreci kapsamında Meclis'te hazırlanan Komisyon Raporu'ndan da bahseden Özel, "Meclis’ten geçti. Orada parti gruplarının, milletvekillerinin desteği önemliydi. Bundan sonra kamuoyu desteği önemli. Bakın ben sokakta rakiplerinin beş katı halkla temas eden bir parti genel başkanıyım. Muhalefetin en önemli isimlerinden birisinin hapiste tutulduğu bir süreçte, Terörsüz Türkiye alanında atılacak bazı adımların tartışmaya yol açmasından endişe duyarım. Geçenlerde Karaman mitingimizde, konuşma öncesinde yaşlıca bir vatandaş yanıma geldi. Terörsüz Türkiye’yle terör örgütü üyeleri serbest kalırken bizim Ekrem içeride mi kalacak? Bunu da söyle dedi. Sonuçta bir Terörsüz Türkiye sürecinde üzerinize düşeni yaptık, yapıyoruz; Karaman’daki amcayı da ikna etmek lazım" dedi. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Oyuncu Canberk Uçucu hayatını kaybetti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/oyuncu-canberk-ucucu-hayatini-kaybetti-699515</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/oyuncu-canberk-ucucu-hayatini-kaybetti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/oyuncu-canberk-ucucu-hayatini-kaybetti-699515</guid><category>Kültür Sanat</category><description><![CDATA[Oyuncu Canberk Uçucu, geçirdiği kalp krizi nedeniyle 57 yaşındayken hayatını kaybetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Canberk Uçucu, 57 yaşında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.</p>
<p>Yazar ve seslendirme sanatçısı Yekta Kopan, Uçucu'nun vefatını sosyal medya hesabından "Çok yıkıcı bir gün. Sabah Alinur Velidedeoğlu, akşamüstü İlber Ortaylı'nın üzücü haberleri derken, bir acı haber de Canberk Uçucu'dan geldi. Çok genç yaşta bir veda. Ne diyeceğimi bilemiyorum." ifadeleriyle duyurdu.</p>

<p>"Kuzenlerim" dizisindeki "Feridun" rolüyle hatırlanan Uçucu, oyuncu Songül Öden'in eski eşi ve oyuncu Ergün Uçucu'nun da oğluydu.</p>
<p>Canberk Uçucu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünden mezun oldu. Sanat hayatı boyunca Devlet Tiyatroları bünyesinde çeşitli görevler üstlenen Uçucu, bir dönem Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü görevini de yürüttü.</p>
<p>Kariyerine Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı olarak devam eden Uçucu, tiyatro çalışmalarının yanı sıra çok sayıda seslendirme projesinde de yer aldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Formula 1'de Çin Grand Prixsi'nde pole pozisyonu Kimi Antonelli'nin]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/formula-1-de-cin-grand-prixsi-nde-pole-pozisyonu-kimi-antonelli-nin-699518</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/formula-1-de-cin-grand-prixsi-nde-pole-pozisyonu-kimi-antonelli.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/formula-1-de-cin-grand-prixsi-nde-pole-pozisyonu-kimi-antonelli-nin-699518</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Çin'de pole pozisyonunun sahibi Mercedes'in genç pilotu Kimi Antonelli'nin oldu. Antonelli'yi, George Russell takip ederken Lewis Hamilton üçüncü sırada yer aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Formula 1'de 2026 sezonunun ikinci yarışında pole pozisyonu Mercedes'in genç pilotu Kimi Antonelli'nin oldu. İkinci sırada bir diğer Mercedes pilotu George Rusell yer alırken Ferrari pilotları Lewis Hamilton 3, Charles Leclerc ise dördüncü oldu.</p>

<p>Sıralamanın 5-6'ncı sırasında McLaren pilotları Oscar Piastri ve Lando Norris yer aldı. Alpine pilotu Pierre Gasly, Red Bull pilotları Max Verstappen, Isack Hadjar ve Haas sürücüsü Ollie Bearman ilk 10'u tamamladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kırıkhan Devlet Hastanesi'nde 6 Şubat iddiaları: Boğularak ölen hastalara 'kafa travması' raporu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kirikhan-devlet-hastanesi-nde-6-subat-iddialari-bogularak-olen-hastalara-kafa-travmasi-raporu-699513</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/kirikhan-devlet-hastanesi-nde-6-subat-iddialari-bogularak-olen-hastalara-kafa-travmasi-raporu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kirikhan-devlet-hastanesi-nde-6-subat-iddialari-bogularak-olen-hastalara-kafa-travmasi-raporu-699513</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[6 Şubat depremlerinde yıkılmayan Kırıkhan Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde 20’ye yakın hastanın oksijen kesilmesi nedeniyle yaşamını yitirdiği iddialarına ilişkin yeni belgeler ortaya çıktı. Tutanaklarda usulsüzlük yapıldığı ve dosyanın hızla kapatıldığı ileri sürüldü. Deprem sonrası verilen takipsizlik kararında sorumluluk reddedildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinde yıkılmayan ve hizmet vermeyi sürdüren Hatay’daki Kırıkhan Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım servisinde 20’ye yakın hastanın oksijen kesilmesi nedeniyle boğularak hayatını kaybettiği iddialarına ilişkin yeni belgeler ortaya çıktı.</p>
<p>Gazeteci Gökçer Tahincioğlu’nun T24’te yayımlanan <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/gokcer-tahincioglu-yuzlesme/kirikhan-skandali-bogularak-olen-hastalara-kafa-travmasi-raporu-bakan-ve-burokratlar-icin-depremzede-bahanesi,54231" target="_blank" rel="noopener">yazısında</a>, hastaların ölümüne ilişkin tutanaklarda usulsüzlük yapıldığı ve dosyanın hızla kapatıldığına dair bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Tahincioğlu’nun aktardığına göre, Zübeyir Uzun depremden bir hafta önce babası Halit Uzun’u hastaneye yatırdı ve yoğun bakım servisine alındı.</p>
<p>Deprem sabahı saat 05.00’te hastaneye giden Uzun’a elektrik kesintisi yaşanmadığı ve babasının durumunun iyi olduğu söylendi. Aynı gün saat 16.00’da yeniden hastaneye gittiğinde ise hastanede personel bulunmadığını gördü.</p>
<p>Yoğun bakıma çıkan Uzun, babasını entübe halde buldu ancak cihazdan çıkaramadığı için yardım aradı, kimseyi bulamayınca eve döndü.</p>
<p>Gece tekrar hastaneye gittiğinde ise babasının yaşamını yitirdiğini öğrendi. Araştırdığında ölümün oksijen kesilmesi sonucu gerçekleştiği bilgisine ulaştı.</p>

<h2>TAKİPSİZLİK KARARI</h2>
<p>Zübeyir Uzun’un suç duyurusuna depremden yalnızca üç gün sonra takipsizlik kararı verildi.</p>
<p>Kararda, deprem nedeniyle OHAL ilan edildiği, olayın depremin ilk gününde yaşandığı ve hastane personelinin de depremzede olduğu gerekçesiyle kusur atfedilebilecek kişi bulunmadığı belirtildi.</p>
<h2>‘KAFA VE VÜCUT TRAVMASI’ RAPORU</h2>
<p>Öte yandan, boğularak hayatını kaybettiği belirtilen Halit Uzun için düzenlenen ölü muayene tutanağında ölüm nedeninin “kafa ve vücut travmaları” olarak gösterildiği ortaya çıktı. Tutanakta bu görüşün doktor bilirkişi tarafından verildiği ifade edildi.</p>
<p>Tahincioğlu, hakkında suç duyurusunda bulunulan kişiler arasında hastanenin başhekimi, il ve ilçe sağlık müdürleri ile Sağlık Bakanı’nın da bulunduğunu hatırlatarak, hastanenin yıkılmadığını ve acil servisinin çalışmaya devam ettiğini vurguladı.</p>
<p>Yazısında, yoğun bakım servisinin günlerce kontrol edilmediği iddialarına dikkat çekerek, “Üç gün boyunca yoğun bakım servisine bakılmadığını kabul etmek yerine gerçeği yansıtmayan tutanaklarla skandalın üzeri kapatılmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Taksilerde yeni dönem: Fiş almayan müşteriye de ceza]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/taksilerde-yeni-donem-fis-almayan-musteriye-de-ceza-699514</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/taksilerde-yeni-donem-fis-almayan-musteriye-de-ceza.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/taksilerde-yeni-donem-fis-almayan-musteriye-de-ceza-699514</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Taksi sektöründe yeni vergi ve denetim düzenlemesi yürürlüğe girdi. Taksimetreyle entegre çalışan “Taksi Mali Cihazı” zorunlu hale gelirken, her yolculuk için otomatik fiş kesilecek. Fiş almayan yolculara da ceza uygulanabilecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Taksi sektörünü yakından ilgilendiren yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Buna göre ticari taksilerde taksimetreyle entegre çalışan “Taksi Mali Cihazı” kullanımı zorunlu hale getirildi. Sistemle birlikte her yolculuk için otomatik olarak fiş veya fatura düzenlenecek ve taksi gelirleri kayıt altına alınacak.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre taksi plakası alan ya da taksimetresini yenileyen araç sahiplerinin taksimetreyle senkron çalışan Taksi Mali Cihazı kullanması gerekecek. Mevcut taksiler için ise uyum süresi 1 Eylül 2026’ya kadar devam edecek.</p>
<p>Bu cihaz sayesinde yapılan her yolculuk otomatik olarak kayıt altına alınacak ve fiş veya e-belge üretilecek. Taksimetre ile mali cihaz birbirine bağlı çalışacağı için manuel işlem yapılamayacak.</p>
<h2>KARTLI ÖDEMEDE YENİ DÖNEM</h2>
<p>Düzenlemenin dikkat çeken maddelerinden biri de tüm taksilerde kartla ödeme kabulünün zorunlu hale gelmesi oldu. Buna göre mali cihazın kullanılmaya başlanmasının ardından 15 gün içinde en az bir banka ya da ödeme kuruluşu ile üye işyeri anlaşması yapılması gerekecek.</p>
<p>Bu anlaşmanın yapılmaması durumunda cihaz otomatik olarak pasif hale getirilecek. Tebliğde ayrıca bankaların taksicilere bağımsız POS cihazı vermesi de yasaklandı. Bundan sonra tüm tahsilat işlemleri yalnızca taksimetreyle entegre çalışan Taksi Mali Cihaz üzerinden yapılacak.</p>
<h2>GPS İLE KAYIT TUTULACAK</h2>
<p>Yeni sistem aynı zamanda GPS tabanlı konum kaydı da tutacak. Böylece yapılan yolculukların nereden başlayıp nerede sona erdiği de kayıt altına alınabilecek.</p>
<h2>FİŞ ALMAYAN MÜŞTERİYE DE CEZA</h2>
<p>Düzenleme kapsamında yolculuk sonunda müşterilerin fiş ya da fatura alması zorunlu olacak. Fiş almayan yolcular hakkında da diğer işletmelerde olduğu gibi idari para cezası uygulanabilecek.</p>
<p>Öte yandan sektör içinde bazı belirsizlikler de sürüyor. Takside çalışan ve kendi SGK primini ödeyen şoförlerin KDV ve gelir vergisinin nasıl hesaplanacağı henüz netlik kazanmış değil. Ayrıca korsan biçimde kiraya verilen taksi plakalarında verginin plaka sahibi ile şoför arasında nasıl paylaşılacağı da tartışma konusu olmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Galatasaray, Divan Kurulu Başkanı'nı seçiyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/galatasaray-divan-kurulu-baskani-ni-seciyor-699511</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/galatasaray-divan-kurulu-baskani-ni-seciyon.webp"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/galatasaray-divan-kurulu-baskani-ni-seciyor-699511</guid><category>Spor</category><description><![CDATA[Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda gerçekleştirilen seçimde, sarı-kırmızılı kulübün divan kurulu için mevcut başkan Aykutalp Derkan ile Cengiz Ergani aday olarak yer alıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray'da divan kurulu başkanlık seçimi başladı.</p>
<p>Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda gerçekleştirilen seçimde, sarı-kırmızılı kulübün divan kurulu için mevcut başkan Aykutalp Derkan ile Cengiz Ergani aday olarak yer alıyor.</p>

<p>Üyeler için 10 sandığın kurulduğu seçimde Aykutalp Derkan için kırmızı, Cengiz Ergani için de sarı pusula kullanılacak.</p>
<p>Divan kurulu başkanlığı seçiminde saat 15.00'e kadar oy kullanılabilecek ve ardından oy sayımına geçilecek.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bülent Arınç, Özgür Özel ile yaptıkları görüşmeyi anlattı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bulent-arinc-ozgur-ozel-ile-yaptiklari-gorusmeyi-anlatti-699512</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/bulent-arinc-ozgur-ozel-ile-yaptiklari-gorusmeyi-anlatti.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bulent-arinc-ozgur-ozel-ile-yaptiklari-gorusmeyi-anlatti-699512</guid><category>Siyaset</category><description><![CDATA[Eski TBMM Başkanı AKP'li Bülent Arınç, kendisiyle ilgili Erdoğan ve Özel arasında 'dengeli siyaset' için bir misyon üstlendiği iddialarına "Böyle bir misyonum yok. Bazıları saçma sapan senaryolar yazıyor. Ben AK Partiliyim, AK Parti benim evim, Tayyip Erdoğan da liderim" diyerek karşılık verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski TBMM Başkanı AKP'li Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesinin ardından ortaya atılan kimi iddialara yanıt verdi.</p>
<p>Nefes gazetesi yazarı Aytunç Erkin'e konuşan Arınç, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı tutuklu Ekrem İmamoğlu'na dair görüşmede bir şey konuşulmadığını belirtti.</p>

<h2>"İÇ İŞLERİNE KARIŞMAM"</h2>
<p>Arınç "Türkiye tablosu çizmeye çalıştım, tam olarak ana muhalefet partisi olarak onlardan beklentilerimi ifade ettim. Beni tamamen dinledi, nezaket gösterdi. Partiyle ilgili iç işlerine karışmam, bu çok saygısızlık olur. Ne Kılıçdaroğlu, ne İmamoğlu ne butlan meselesi… Butlan meselesini de konuşmadık. Neden konuşayım bunları? Kendi parti içindeki meseleler. Şöyle dedi: “Seçimlerden sonra ben normalleşme sözü üzerine memnun oldum. Ben gittim, iyi karşılandım. Sonra kendisi geldi. ‘Cumhurbaşkanı geliyor’ dedim forsu astırdım. Dışarıda karşıladım. Bazı arkadaşlarımız beni eleştirdi. Ama ‘o cumhurbaşkanı’ dedim. ‘Ama…’ diye devam etti: ‘Ben bu kadar şeyler yaptım. Meclis’e geldiğinde ayakta karşılamaya ikna ettim. Yeter ki gerginlik olmasın, siyasetin buna ihtiyacı var diye düşündüm. Ama bu mazide kaldı. Yapılan tutuklamalar arkasından açılan davalar oldu’ diye konuştu" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>"İMAMOĞLU'NU KONUŞMADIK"</h2>
<p>Arınç, İmamoğlu'nu ziyaretinin gündeme gelip gelmediği konusunda da "Özgür Bey’le İmamoğlu konusunda bir şey konuşmadık, kesinlikle. Hoş görmem bunu. ‘İmamoğlu için ne düşünüyorsunuz’ diye bir şey sormadı. Ben, ‘yargılamalar başladığı için tavrım bellidir’ dedim. Şunu ekledim: ‘Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etmemi isteyenler oldu ama bunun yanlış anlaşılmalara neden olabileceğini düşünerek yapmadım" dedi.</p>
<h2>"AK PARTİ BENİM EVİM"</h2>
<p>Arınç, kendisiyle ilgili Erdoğan ve Özel arasında "dengeli siyaset" için bir misyon üstlendiği iddiaları üzerine de şöyle tepki gösterdi:</p>
<p>"Böyle bir misyonum yok. Beni bir türlü kabullenemeyen insanlar beni anlamayan insanlardır. Bazıları saçma sapan senaryolar yazıyor. Ben Sayın Cumhurbaşkanımızla her zaman görüşüyorum. İkimizin arasındaki konulardır. Ben AK Partiliyim, AK Parti benim evim, kalmaya devam edeceğim, kurucusuyum. Tayyip Erdoğan da benim liderim ve genel başkanım. Diğerlerinden farkım; yermesini de takdir etmesini de bilirim. Başkaları eleştiri deyince korkudan kaçar, ben eleştiririm, bu inancımın bana yüklediği sorumluluk."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[On Numara 13 Mart 2026 Sonuçları Açıklandı! Milli Piyango Çekiliş Sonuçları Sorgulama Ekranı | 13 Mart 2026 On Numara çekiliş sonuçları]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/on-numara-13-mart-2026-sonuclari-aciklandi-milli-piyango-cekilis-sonuclari-sorgulama-ekrani-13-mart-2026-on-numara-cekilis-sonuclari-699519</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/on-numara-13-mart-2026-sonuclari-aciklandi-milli-piyango-cekilis-sonuclari-sorgulama-ekrani-13-mart-2026-on-numara-cekilis-sonuclari.png"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/on-numara-13-mart-2026-sonuclari-aciklandi-milli-piyango-cekilis-sonuclari-sorgulama-ekrani-13-mart-2026-on-numara-cekilis-sonuclari-699519</guid><category>BirBilgi</category><description><![CDATA[On Numara 13 Mart 2026 sonuçları sorgulama ekranı çekilişin canlı yayınlanmasının ardından erişime açıldı. Sisal Şans tarafından noter huzurunda gerçekleştirilen On Numara çekilişi Milli Piyango'ya ait olan YouTube kanalında naklen yayınlandı. 13 Mart On Numara çekilişinde yaklaşık 4,7 milyon TL'lik büyük ikramiye sahibini  bulamadı . On Numara çekilişi sonrası 9 bilen, 8 bilen, 7 bilen ve 6 bilenler Milli Piyango çekiliş sonuçları sorgulama ekranı üzerinden ne kadar ikramiye kazandıklarını sorguluyor. İşte 13 Mart 2026 On Numara çekiliş sonuçları ve Milli Piyango çekiliş sonuçları sorgulama ekranı!]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>On Numara 13 Mart 2026 sonuçları Milli Piyango tarafından açıklandı. Milli Piyango TV YouTube kanalından naklen yayınlanan On Numara çekilişinde bu hafta yaklaşık 4,7 milyon TL'lik büyük ikramiye sahibini bulamadı. Çekilişin ardından 2 Mart On Numara sonuçları çekiliş sorgulama ekranı araştırmaları ise hız kazandı. 13 Mart On Numara sonuçlarını içeriğimizde yer alan Milli Piyango çekiliş sonuçları sorgulama ekranı üzerinden öğrenebilirsiniz. İşte 13 Mart On Numara çekiliş sonuçları ve Milli Piyango çekiliş sonuçları sorgulama ekranı!</p>
<h2>ON NUMARA 13 MART SONUÇLARI</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/on-numara-13-mart-2026-sonuclari-aciklandi-milli-piyango-cekilis-sonuclari-sorgulama-ekrani-13-mart-2026-on-numara-cekilis-sonuclari.png" alt=""></p>
<p>On Numara 13 Mart 2026 çekilişinde yaklaşık 4,7 milyon TL'lik <a href="https://www.birgun.net/etiket/buyuk-ikramiye-6296" target="_blank" rel="noopener">büyük ikramiye</a> sahibini bulamadı . On Numara çekiliş sonuçları ise millipiyangoonline internet adresi üzerinden yayınlandı.</p>
<p>13 Mart Cuma 2026 günü On Numara çekilişinde kazanan sayılar ise<strong> </strong>4 – 5 – 11 – 17 – 18 – 19 – 26 – 27 – 29 – 30 – 31 – 34 – 40 – 46 – 47 – 48 – 50 – 55 – 61 – 64 – 73 – 80 <strong> </strong>oldu.</p>
<h2>ON NUMARA SONUÇLARI SORGULAMA</h2>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/on-numara-13-mart-2026-sonuclari-aciklandi-milli-piyango-cekilis-sonuclari-sorgulama-ekrani-13-mart-2026-on-numara-cekilis-sonuclari.jpg" alt=""></p>
<p>On Numara sonuçları ve ne kadar ikramiye çıktı <a href="https://www.birgun.net/etiket/sorgulama-ekrani-23747" target="_blank" rel="noopener">sorgulama ekranı</a> Milli Piyango'ya ait olan Milli Piyango Online platformu üzerinden açıldı. Bilet seri numaranız ve oynadığınız rakamlarla kazancınızı çevrimiçi olarak sorgulayabilir öğrenebilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.millipiyangoonline.com/cekilis-sonuclari" target="_blank" rel="noopener">Milli Piyango Çekiliş Sonuçları Ekranı için Tıklayınız</a></strong></p>
<h2>ON NUMARA KURALLARI</h2>
<p><strong><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2026/03/14/on-numara-13-mart-2026-sonuclari-aciklandi-milli-piyango-cekilis-sonuclari-sorgulama-ekrani-13-mart-2026-on-numara-cekilis-sonuclari.webp" alt=""></strong></p>
<p><a href="https://www.birgun.net/etiket/milli-piyango-1775" target="_blank" rel="noopener">Milli Piyango</a> tarafından açıklanan 10 Numara kuralları şu şekilde:</p>
<ul>
<li>Bir kolonda 80 numara bulunmaktadır. 80 numaradan 10 tanesi işaretlenir.</li>
<li>Bir veya birden fazla kolon oynanabilir.</li>
<li>Tek kolon ücreti 8 TL’dir.</li>
<li>Sen Seç özelliği ile kolondaki numaralarınızı oyun terminali üzerinden kendiniz seçebileceğiniz gibi, Rastgele sayılar'dan da oluşturabilirsin.</li>
<li>Satış noktalarımızda satılan On Numara oyunu için kuponunu kendisi doldurmak istemeyenler için geliştirilen bu özellikle, kolon altındaki SEN SEÇ kutucuğu işaretlenir ve rastgele 10 numara ile şanslı kupon oluşur.</li>
<li>Sistem oyunu; çoklu oyun kombinasyonları geliştirir. Bir kolonda 10’dan fazla numara işaretlenirse, sistem ondan fazla seçilen numaralarla oluşturulabilecek tüm kombinasyonları ayrı kolonlar halinde oluşturur. En fazla 15 numara işaretlenebilir.</li>
<li>Çoklu Çekiliş seçeneği işaretlenerek birden fazla çekilişe katılınabilir.</li>
<li>Doldurduğun kolonu oynamaktan vazgeçilirse ilgili kolonun altındaki iptal kutucuğu işaretlenerek, kolon iptal edilebilir.</li>
<li>On Numara haftada 2 gün çekilir: Pazartesi ve Cuma günleri çekilir. Her çekilişte küre içerisindeki 80 numara içinden 22 numara çekilir.</li>
<li>Oynadığın her kolon için çekilişte çıkan numaralardan 10, 9, 8, 7, 6 numara doğru tahmin edersen veya hiçbir numarayı tahmin edemezsen ikramiye kazanırsın. 10 numara bilen büyük ikramiyeyi kazanır! Aynı ikramiye kategorisinde birden fazla kazanan olması halinde ise ikramiye havuzu kazananlar arasında eşit bölüşülür. </li>
</ul>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[HSK kararı yayımlandı: HSK'ye şikayet edilen isim Yargıtay'a seçildi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/hsk-karari-yayimlandi-hsk-ye-sikayet-edilen-isim-yargitay-a-secildi-699510</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2026/03/14/hsk-karari-yayimlandi-hsk-ye-sikayet-edilen-isim-yargitay-a-secildi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/hsk-karari-yayimlandi-hsk-ye-sikayet-edilen-isim-yargitay-a-secildi-699510</guid><category>Güncel</category><description><![CDATA[Yargıtay üyeliğine 8 yeni ismin seçilmesine ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Seçilen isimlerden olan Bekir Altun daha önce eski İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar tarafından HSK'ye atanmıştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay üyeliklerine 8 yeni ismin seçilmesi hakkındaki karar Resmi Gazete’de yayımlandı.</p>
<p>Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı'nın Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre; İstanbul Anadolu ACM Başkanı Ahmet Kaya, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Bekir Altun, Büyükçekmece Hakimi Çimen Atacan Tuna, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kürşad Serbes, Yargıtay Tetkik Hakimi İbrahim Acarlı, Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri Musa Kanıcı, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Niyazi Acar ve Kayseri BAM Cumhuriyet Başsavcısı Tolgahan Öztoprak’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesine karar verildi. </p>

<h2>HSK'YE ŞİKAYET EDİLMİŞTİ</h2>
<p>Atamalar içinde bir isim dikkat çekildi. Bekir Altun’un ismi eski İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın yargıdaki rüşvet, iş takibi, aracılık, usulsüzlük iddiasıyla kimi yargı mensuplarını Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyet ettiği dilekçeyle gündeme gelmişti.</p>
<p>Uçar, mektubunda Bekir Altun’u şikayet etmiş, bazı hakimlerin Altun’dan çekindiğini ve yerlerinin değiştirilmemesi için istenilen kararları verdiğini ileri sürmüştü.</p>
<p>Bekir Altun, HSK’ye yazı yollamış ve kendisini şikayet eden Uçar için "İsmail Uçar, karakteri itibarıyla uyumlu çalışmaya müsait olmayan bir kişiliktir. Anadolu Adliyesi’nde 7 yıllık Komisyon Başkanlığım süresi boyunca uyumlu çalışma noktasında sürekli zorluklar göstermiştir" demişti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:33:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>