<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><channel><title><![CDATA[Gezi]]></title><link>https://www.birgun.net</link><description>Birgün Gazetesi resmi internet sitesi. Gündemden en son haberler, yazar yazıları, yorumlar ve röportajlar.</description><language>tr-TR</language><ttl>5</ttl><lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2026 03:34:46 +0300</lastBuildDate><image><title><![CDATA[Gezi]]></title><url>https://static.birgun.net/images/birgun-logo-dark.png</url><link>https://www.birgun.net/rss/kategori/gezi-37</link></image><atom:link rel="self" type="application/rss+xml" href="https://www.birgun.net/rss/kategori/gezi-37"/><item><title><![CDATA[The Times'a göre en iyi 18 tatil yeri: İlk sırada Türkiye var]]></title><link>https://www.birgun.net/foto-galeri/the-times-a-gore-en-iyi-18-tatil-yeri-ilk-sirada-turkiye-var-695079</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/foto-galeri/2026/02/23/the-times-a-gore-ziyaret-edilebilecek-en-iyi-18-yer-ilk-sirada-turkiye-var-18.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/foto-galeri/the-times-a-gore-en-iyi-18-tatil-yeri-ilk-sirada-turkiye-var-695079</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p>The Times gazetesi, haziran ayında ziyaret edilebilecek 18 yeri <a href="https://www.thetimes.com/travel/inspiration/where-to-go-on-holiday-in-june-q0pnhptcp">sıraladı</a>.</p>

<p>Listede Türkiye ilk sırada yer alırken, Yunanistan, İtalya, Fransa ve İşveç gibi birçok ülkeden de tatil rotası önerildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 23 Feb 2026 10:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Uluslararası Balkan Vosvos Buluşması Harmancık’ta]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/uluslararasi-balkan-vosvos-bulusmasi-harmancikta-529087</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2024/05/14/uluslararasi-balkan-vosvos-bulusmasi-harmancikta.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/uluslararasi-balkan-vosvos-bulusmasi-harmancikta-529087</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[12 yıldır düzenlenen ve Balkanlar'ın en büyük buluşması olarak kabul edilen “Balkan Bus Meeting” bu yıl 5-7 Temmuz tarihleri arasında Bursa’nın Harmancık ilçesindeki Harmancık Kamp Alanı’nda gerçekleşecek. Buluşmaya Türkiye’nin haricinde Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Sırbistan ve hatta Almanya’dan Vosvos minibüsler gelecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER MERKEZİ</strong></p>
<p>İlki 2011 yılında Yunanistan’da gerçekleşen “Balkan Bus Meeting”in bu yılki durağı Bursa’nın Harmancık ilçesi olacak. Balkan ülkelerindeki Vosvos karavanları (bus) bir araya getirmeyi ve her yıl farklı bir ülkede düzenlenerek ortak kültürü büyütmeyi hedefleyen buluşmanın 13’üncüsü Türkiye’de olacak. </p>
<p>Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Türkiye ve Sırbistan’da sırayla düzenlenen buluşma daha önce iki kez Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenmiş, 2013 yılında Kırklareli’nin İğneada ilçesinde, 2018 yılında ise Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde yüzlerce Vosvos karavan bir araya gelmişti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://static.birgun.net/resim/content/2024/05/14/whatsapp-image-2024-05-14-at-15-07-53.jpeg" alt=""></p>

<p>Bu yılki buluşmanın durağı ise Bursa’nın şirin kasabası Harmancık olacak. Harmancık Belediyesi’ne bağlı kamp alanı ve Ekoturizm tesislerinde buluşacak Vosvos ve buslar renkli görüntüler sergileyecekler. Cuma ve cumartesi akşamı konser etkinliğinin de düzenleneceği buluşmada ayrıca tavla turnuvası, araç çekme yarışması ve çocuklar için iki gün boyunca aktiviteler düzenlenecek. Katılımcılar Balkanlardaki tüm ülkelere ait müziklerle birlikte dans edecek, kültürü paylaşacaklar. Vosvoslu hediyelik eşyalar da buluşmada renkli araçların önlerinde katılımcılarla paylaşılacak.</p>
<p>Organizasyonun Harmancık’ta yapılacağı için mutlu olduğunu ifade eden Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, “Böylesine uluslararası bir organizasyonun ilçemizde olmasından dolayı mutluyuz. Bu buluşma esnafımıza da iki gün boyunca ekonomik olarak hareket sağlayacaktır. Ayrıca hem yurt içinden, hem de yurt dışından gelen katılımcılara güzel ilçemizi ve tesisimizi tanıtma fırsatı da bulacağız” açıklamasını yaptı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 14 May 2024 15:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[2023'te dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri açıklandı: İstanbul zirvede]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/2023-te-dunyanin-en-cok-ziyaret-edilen-sehirleri-aciklandi-istanbul-zirvede-506763</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2024/02/15/2023-te-dunyanin-en-cok-ziyaret-edilen-sehri-istanbul-oldu.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/2023-te-dunyanin-en-cok-ziyaret-edilen-sehirleri-aciklandi-istanbul-zirvede-506763</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İstanbul, 2023′te 20 milyonu aşkın uluslararası turistin gelmesiyle dünyanın en çok ziyaret edilen şehri oldu. Dünyanın en iyi şehir destinasyonu ise Paris olarak belirlendi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Küresel pazar araştırma şirketi Euromonitor International, 2023'ün en çok ziyaret edilen şehirlerini açıkladı.</p>
<p>Geçen yıl en çok uluslararası turistin geldiği şehir İstanbul oldu. Antalya'nın 4'üncü sırada yer aldığı listeye göre geçen sene en çok ziyaret edilen 10 şehir şunlar oldu:</p>
<div class="brgn-box">1. İstanbul, Türkiye<br>2. Londra, Birleşik Krallık<br>3. Dubai, BAE<br>4. Antalya, Türkiye<br>5. Paris, Fransa<br>6. Hong Kong<br>7. Bangkok, Tayland<br>8. New York, ABD<br>9. Cancun, Meksika<br>10. Mekke, Suudi Arabistan</div>

<p>Euromonitor International, 2023 yılı için 'Dünyanın en iyi 100 şehir destinasyonu' listesini de açıkladı. Rapor, şehirleri turizm altyapısı, sağlık ve güvenlik, sürdürülebilirlik, turizm performansı ve daha fazlasını içeren altı kategoride 55 ölçüm kullanarak karşılaştırdı.</p>
<p>Listenin ilk 20 sırasında yer alan şehirler şöyle:</p>
<div class="brgn-box">1. Paris, Fransa<br>2. Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri<br>3. Madrid, İspanya<br>4. Tokyo, Japonya<br>5. Amsterdam, Hollanda<br>6. Berlin, Almanya<br>7. Roma, İtalya<br>8. New York, Amerika Birleşik Devletleri<br>9. Barselona, İspanya<br>10. Londra, Birleşik Krallık<br>11. Singapur, Singapur<br>12. Münih, Almanya<br>13. Milano, İtalya<br>14. Seul, Güney Kore<br>15. Dublin, İrlanda<br>16. Osaka, Japonya<br>17. Hong Kong, Hong Kong SAR<br>18. Viyana, Avusturya<br>19. Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri<br>20. Lizbon, Portekiz</div>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 15 Feb 2024 11:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kapıda vize: İDO ile Yunan Adaları seferlerinin bilet fiyatları belli oldu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kapida-vize-ido-ile-yunan-adalari-seferlerinin-bilet-fiyatlari-belli-oldu-504926</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2024/02/08/ido-ile-yunan-adalari-seferleri-icin-bilet-satisi-basladi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kapida-vize-ido-ile-yunan-adalari-seferlerinin-bilet-fiyatlari-belli-oldu-504926</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İDO hem İzmir Seferihisar’dan hem Aydın Kuşadası’ndan Yunanistan’ın Samos (Sisam) adasına seferlere 6 Nisan’da başlıyor. Gidiş-dönüş biletleri ise Seferihisar’dan 35,  Kuşadası’ndan 41 euro'ya satışa sunuldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>6 Nisan’da sefer yapacağını duyuran İDO, bilet satışlarına geçen hafta başladı. İDO hem İzmir Seferihisar’dan hem Aydın Kuşadası’ndan Yunanistan’ın Samos (Sisam) adasına sefer yapacak.</p>
<p>Seferihisar-Samos seferleri sabah gidiş akşam dönüş olarak, haftada 3 gün, ağustos ayında ise haftanın her günü olacak.</p>

<p>Kuşadası-Samos Seferleri ise sabah gidiş akşam dönüş olarak, 15 Haziran’a kadar haftada 3 gün, 15 Haziran sonrası haftanın her günü yapılacak. </p>
<p><img src="https://static.birgun.net/resim/content/2024/02/08/ido-ile-yunan-adalari-seferleri-icin-bilet-satisi-basladi.jpg" alt=""></p>
<p><strong>BİLET FİYATLARI NE KADAR?</strong></p>
<p>Yapılacak seferlerin ücretleri de belli oldu. Örneğin Seferihisar'dan Samos adasına gidiş-dönüş yolculuğu için 35 euro (yaklaşık 1085 lira) gibi bir tutar ödeniyor. Kuşadası'ndan Samos'a gidiş-dönüş yolculuğunun fiyatı ise 41 euro (yaklaşık 1.300 lira).<br><br><strong>YÜKSEK HIZLI İDO</strong></p>
<p>“İDO Ege” ve “İDO Akdeniz” adında iki gemiyle Samos seferleri başlayacak olup gemiler Seferihisar Sığacık Teos Marina’dan ve Kuşadası Ege Port’tan kalkış yapacak. </p>
<p>İDO’nun Ege Adaları’na yönelik seferlerde yüksek hızlı deniz otobüsleri kullanacağı belirtilirken konuyla ilgili açıklamada bulunan İDO Genel Müdürü Murat Orhan, “Filomuzda 5 feribot, 24 deniz otobüsü ve 18 arabalı vapur olmak üzere toplam 47 gemi ve 35 iskele bulunmaktadır. İDO olarak Marmara Bölgesi’nde yılda yaklaşık 11 milyon araç ve 35 milyon yolcuya bin 250 çalışanımızla hizmet vermek üzere yolcu ve araç taşımacılığı alanında faaliyet göstermekteyiz. Nisan ayında Ege Denizi’nde Samos seferlerimize başlıyoruz. 449 kişi kapasiteli hızlı deniz otobüslerimiz ile Ege kıyılarından adalara olan ulaşım süresini kısaltarak güvenli, hızlı ve konforlu bir yolculuk deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Seferihisar-Samos arasını 1 saate, Kuşadası-Samos arasını yarım saate düşürdüğümüz seferlerimizin bilet satışlarına başladık. Gemilerimizin İzmir’deki ana bağlama ve kalkış yeri olan Sığacık Teos Marina, İzmir merkeze 45 kilometre mesafede olup yaklaşık 30-40 dakikalık yolculukla ulaşılabilmektedir. Ayrıca İzmir’den Seferihisar-Sığacık’a belediye otobüsleri bulunmaktadır. Gemilerimizin Kuşadası’ndaki ana bağlama noktası Kuşadası Ege Port olup, Kuşadası’nın Merkezi’ndedir” dedi.</p>

<p><strong>BİLETLER NEREDEN ALINACAK?</strong></p>
<p>Samos seferleri için biletler <a href="https://egeadalari.ido.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">egeadalari.ido.com.tr</a> adresinden online olarak İDO satış ofislerinden, yetkili acentelerden ve çağrı merkezlerinden temin edilebilecek. Seferihisar - Samos seferleri aynı gün dönüş yapılması durumunda gidiş-dönüş 35 euro, farklı gün dönüş yapılması durumunda gidiş-dönüş 49 euro olarak belirlendi. Yolculuk ise yaklaşık 1 saat olarak ifade edildi. Kuşadası - Samos seferleri aynı gün dönüş yapılması durumunda gidiş-dönüş 41 euro, farklı gün dönüş yapılması durumunda gidiş-dönüş 52 euro, yolculuk yaklaşık yarım saat olacak.</p>
<p><strong>GİRİŞ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></p>
<p>Samos Adası’na giriş için geçerli bir pasaport ve Schengen ya da kapı vizesi gerekirken pasaportun geri dönüş tarihi itibariyle en az 3 ay geçerliliği olması ve 10 yıldan eski olmaması gerektiği belirtildi. İDO’nun bu hatlarında araçlı yolcu taşıması yapılmadığı aktarıldı. </p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Araştırma: Yaşam kalitesi en yüksek 10 şehir açıklandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/arastirma-yasam-kalitesi-en-yuksek-10-sehir-aciklandi-493426</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber/2023/12/25/arastirma-yasam-kalitesi-en-yuksek-10-sehir-aciklandi.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/arastirma-yasam-kalitesi-en-yuksek-10-sehir-aciklandi-493426</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Uluslararası danışmanlık şirketi Mercer’in her yıl yayınladığı ‘yaşam kalitesi araştırmasının sonuçları yayınlandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mercer’in yaşam kalitesi sıralamasında sağlık, eğitim, altyapı ve sosyo-kültürel ortam gibi çeşitli faktörler dikkate alındı. Batı Avrupa’dan yedi, Pasifik’ten iki ve Kuzey Amerika’dan bir şehir listenin ilk 10’unda yer aldı.</p>
<p><strong>VİYANA İLK SIRADA</strong></p>
<p>Zengin tarihi, çarpıcı mimarisi ve canlı kültürel ortamıyla tanınan Avusturya’nın başkenti Viyana, sakinlerine çeşitli açılardan yüksek bir yaşam standardı sunduğu gerekçesiyle listeye bir kez daha birinci sıradan giriş yaptı.</p>
<p><strong>YAŞAM KALİTESİ EN DÜŞÜK KENTLER</strong></p>
<p>Yaşam kalitesinin düşük olduğu kentlerse listenin 241’inci sırasında yer alan Sudan’ın başkenti Hartum, Irak’ın başkenti Bağdat ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nin başkenti Bangui oldu.</p>
<p>Viyana’yı takip eden diğer en yaşanabilir şehirlerse şöyle:</p>
<ol>
<li>Zürih – İsviçre</li>
<li>Auckland – Yeni Zelanda</li>
<li>Kopenhag – Danimarka</li>
<li>Cenevre – İsviçre</li>
<li>Frankfurt – Almanya</li>
<li>Münih – Almanya</li>
<li>Vancouver – Kanada</li>
<li>Sidney – Avustralya</li>
<li>Düsseldorf – Almanya</li>
</ol>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 25 Dec 2023 12:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Beyoğlu Kaymakamlığı, 'Feminist Gece Yürüyüşü'nü yasakladı!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/beyoglu-kaymakamligi-feminist-gece-yuruyusu-nu-yasakladi-424034</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2023/03/08/beyoglu-kaymakamligi-feminist-gece-yuruyusu-nu-yasakladi-1135284-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/beyoglu-kaymakamligi-feminist-gece-yuruyusu-nu-yasakladi-424034</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Taksim'de gerçekleştirilmesi beklenen 'Feminist Gece Yürüyüşü' Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Karara ilişkin açıklama yapan 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü Komitesi, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da meydanları doldurmak, birbirimize güç vermek ve sokaklara çıkmak için saat 19:30’da Taksim’deyiz" ifadelerini kullandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Beyoğlu Kaymakamlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Taksim'de, 'Feminist Gece Yürüyüşü'nün yapılmasını yasakladı.</p> <p>Ülkenin ve dünyanın dört bir yanında kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sokakları yas, öfke ve isyanıyla kuşatacak. İstiklal Caddesi'nde bugün saat 19.30'da başlaması planlanan Feminist Gece Yürüyüşü'ne yasaklama kararı geldi.</p> <p>Beyoğlu Kaymakamlığı'ndan yapılan açıklamada, "Sosyal medya üzerinde toplanma çağrılarının yapıldığı Taksim Meydanı da dahil olmak üzere Beyoğlu ilçesinde hiçbir meydan, cadde ve alan toplantı ve gösteri yürüyüşü olarak belirlenmiş alanlardan değildir" denildi.</p> <p>Açıklamada, "8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü için düzenlenmek istenen toplanma, toplantı, yürüyüş, oturma ve protesto eylemi, basın açıklaması vb. eylem ve etkinliklerinin" yasaklandığı ifade edildi.</p>  <p><strong>Beyoğlu Kaymakamlığı'ndan yapılan açıklama şöyle:</strong></p> <p><em>"Sosyal medya üzerinde yapılan paylaşımlarda, Feminist Gece Yürüyüşü adı altında 8 Mart 2023 günü saat 19.30’da Taksim Meydanı ve çevresindeki muhtelif alanlarda toplantı, gösteri yürüyüşü vb. açık alan etkinliklerinin yapılacağı anlaşılmıştır. Öncelikle İstanbul ili sınırları içerisinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenebilecek alan ve güzergahlar 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 6. maddesi gereğince Valilik Makamının 373162 ve 390438 sayılı Olur’u ile belirlenmiş ve ilan edilmiştir. Sosyal medya üzerinde toplanma çağrılarının yapıldığı Taksim Meydanı da dahil olmak üzere Beyoğlu ilçesinde hiçbir meydan, cadde ve alan toplantı ve gösteri yürüyüşü olarak belirlenmiş alanlardan değildir.</em></p> <p><em>Ayrıca sosyal medya üzerinden çeşitli kesimlerin yaptığı paylaşımlar göz önüne alındığında yapılması planlanan toplantının toplumsal duyarlılıklar nedeniyle toplumun bir kesiminde infial uyandırabileceği, toplantıyı gerçekleştirmek isteyen gruplar/şahıslar ile diğer gruplar arasında sözlü, fiziksel ve provakatif amaçlı saldırıların olabileceği ve toplumsal huzur ve barışın bozulabileceği; toplantı ve gösteriye terör örgütlerine müzahir grupların da katılabileceği ve toplantıyı kendi amaçları yönünde suistimal edebilecekleri, bu durumun ise kamu düzeni ve milli güvenliği tehlikeye düşürebileceği; toplantı ve yürüyüşün yapılmasının planlandığı meydan ve caddelerin bulunduğu bölgenin ülkemizin en yoğun yaya ve araç trafiğine sahip yer olması, bölgenin kültür, turizm ve ticaret yönünden yüksek potansiyeli nedeniyle dükkan, otel vb. işyerlerinin çokça bulunması nedeniyle kişilerin seyahat ve çalışma özgürlüklerini kullanmasının ciddi oranda tehlikeye düşebileceği değerlendirilmektedir.</em></p> <p><em>5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 32/Ç maddesinde; “İlçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi kaymakamın ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için kaymakam gereken karar ve tedbirleri alır.” hükmü ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesinde “Bölge valisi, vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir.” hükmü bulunmaktadır.</em></p> <p><em>Yukarıda açıklanan gerekçelerle 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü adı altında düzenlenmek istenen toplanma, toplantı, yürüyüş, oturma ve protesto eylemi, basın açıklaması vb. eylem ve etkinliklerin idaremiz Beyoğlu ilçesi sınırları dahilinde kamu düzeni ve milli güvenliğin sağlanması, suç işlenmesinin önlemesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 32. maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi gereğince 08/03/2023 günü saat: 00:00’dan 08/03/2023 günü saat 23:59’a kadar yasaklanmıştır."</em></p> <p><strong>"SAAT 19.30'DA TAKSİM'DEYİZ"</strong></p> <p>8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü Komitesi, Beyoğlu Kaymakamlığı'nın yasak kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p> <p><strong>"</strong>Her yıl olduğu gibi bu yıl da meydanları doldurmak, birbirimize güç vermek ve sokaklara çıkmak için saat 19:30’da Taksim’deyiz" denilen açıklamada, "Öfkeliyiz, yastayız, buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Patriyarkal Kapitalist Yıkıma Karşı Feminist İsyandayız!" ifadelerine yer verildi.</p> <p>Açıklama şöyle:</p> <p><em>"Erkek şiddetine, kadın ve trans cinayetlerine, tacize tecavüze karşı kılını kıpırdatmayan; kadınları erkek şiddetinden koruyacak sözleşmeleri fesheden, kadınların nafaka hakkına göz diken; kadınları eve, yoksulluğa, şiddete mahkûm etmeye çalışan erkek-devlet, yine türlü bahanelerle sokakları kadınlara kapatmakla, kadınların sesini kısmaya çalışmakla meşgul. Deprem bölgelerinde ilk andan itibaren adeta yok olan devlet hem orada hem burada dayanışmamızı engellemek, isyanımızı bastırmak için ortaya çıkıyor.</em></p> <p><em>2003’te 100’e yakın kadınla başlayan Feminist Gece Yürüyüşü’müz onca baskıya, yasağa, engellemeye rağmen durmadan büyüdü, on binlere ulaştı, kesintisiz bir direnişe dönüştü. Bu yıl isyanımız, öfkemizle yasımızla daha da büyüdü. Bizi engellemek isteyenler bilsin ki:</em></p> <p><em>Biz patriyarkaya, kapitalizme, sırtınızı dayadığınız rant sistemine, heteroseksizme, transfobiye, ırkçılığa, milliyetçiliğe, dini baskıya, sömürüye, yoksullaştırmaya, hapsedilmelere, sınırlara-kuşatmalara, savaşa, erkek-devlet şiddetine karşı isyanımızla sokaklarda olmaya devam edeceğiz.</em></p> <p><em>Her yıl olduğu gibi bu yıl da meydanları doldurmak, birbirimize güç vermek ve sokaklara çıkmak için saat 19:30’da Taksim’deyiz.</em></p> <p><em>Öfkeliyiz, yastayız, buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz.</em></p> <p><em>Patriyarkal Kapitalist Yıkıma Karşı Feminist İsyandayız!"</em></p> <p><strong><em>NE YAPARSANIZ YAPIN</em></strong></p> <p>Yasağı BirGün’e değerlendiren Avukat Selin Nakıpoğlu, kadınların kararlılığını şu sözlerle anlattı: “Depremde binlerce insanın hayatları yıkıldı, kadınlar ataerkil sistemi yıkacak. Hayatlarımızı özgür, eşit kılmakla yükümlü olanların her fırsatta hayatlarımıza ve haklarımıza saldırmayı sistematik hale getirmelerine itirazımızı yüksek sesle söyleyeceğiz. Muktedir ne derse desin, ne yaparsa yapsın, ne yasak koyarsa koysun, pes etmedik, alanlarımızı bırakmadık. Bu sene de bırakmayacağız. Yasak kararı mı gelmiş? Varsın gelsin. Polis her sokağı bariyerlerle mi kapatmış? Varsın kapatsın.”</p> <div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/yasamak-icin-isyandayiz-423949' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/haber-liste-resim/2023/03/07/yasamak-icin-isyandayiz-1135003-6.jpg' alt='Yaşamak için isyandayız'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/yasamak-icin-isyandayiz-423949'>Yaşamak için isyandayız</a></div>
</div>
</div>
</div>
 <div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/istanbul-da-metroya-8-mart-yasagi-423992' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/haber-liste-resim/2023/03/08/istanbul-da-metroya-8-mart-yasagi-1135138-6.jpg' alt='İstanbulda metroya 8 Mart yasağı!'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/istanbul-da-metroya-8-mart-yasagi-423992'>İstanbul'da metroya 8 Mart yasağı!</a></div>
</div>
</div>
</div>
 ]]></content:encoded><pubDate>Wed, 08 Mar 2023 14:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İlahiyatçı Eliaçık’ın ‘Yaşayan Kur’an’ kitabına toplatma kararı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ilahiyatci-eliacik-in-yasayan-kur-an-kitabina-toplatma-karari-422292</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2023/02/21/ilahiyatci-eliacik-in-yasayan-kur-an-kitabina-toplatma-karari-1129451-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ilahiyatci-eliacik-in-yasayan-kur-an-kitabina-toplatma-karari-422292</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık'ın 'Yaşayan Kur'an Türkçe Meal-Tesfir'i isimli kitabına basım, dağıtım yasağı ve toplatma kararı verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık’ın “Yaşayan Kur’an Türkçe Meal-Tefsir” adlı kitabı için basım yasağı ve toplatma kararı verildi.</p>  <p>Karara gerekçe olarak ise “İslam dininin temel nitelikleri açısından sakıncalı unsurlar içermesi” gösterildi. Sosyal medya hesabından karara tepki gösteren Eliaçık, toplatma kararının keyfi olduğunu söyledi.</p> <p>Eliaçık, paylaşımında "Bana göre de Diyanet’in meali hatta kendisi İslam dininin temel niteliklerine aykırı. Bu karar tek adamlığın giderek bir dinî diktatörlüğe dönüştüğünü göstermektedir." ifadelerini kullandı.</p> <blockquote class="twitter-tweet"> <p dir="ltr" lang="tr">İstanbul sulh ceza mahkemesi 'İslam Dini'nin temel nitelikleri açısından sakıncalı unsurlar içerdiği' gerekçesiyle 'Yaşayan Kur'an Türkçe Meal-Tesfir' adlı eserimiz hakkında basım, dağıtım yasağı ve toplatma kararı vermiştir. <a href="https://t.co/NoLPNgFnaq">pic.twitter.com/NoLPNgFnaq</a></p> — R.İhsan Eliaçık (@rihsaneliacik) <a href="https://twitter.com/rihsaneliacik/status/1628080428916650002?ref_src=twsrc%5Etfw">February 21, 2023</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Feb 2023 22:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kılıçdaroğlu'dan İYİ Partili Koray Aydın'a taziye telefonu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kilicdaroglu-dan-iyi-partili-koray-aydin-a-taziye-telefonu-421320</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2023/02/13/kilicdaroglu-dan-iyi-partili-koray-aydin-a-taziye-telefonu-1126215-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kilicdaroglu-dan-iyi-partili-koray-aydin-a-taziye-telefonu-421320</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, annesi Sebahat Aydın'ın hayatını kaybetmesi dolayısıyla İYİ Partili Koray Aydın'ı aradı. Kılıçdaroğlu, başsağlığı dileklerini iletti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, annesi yaşamını yitiren İYİ Parti Siyasi İşler Başkanı Koray Aydın'a taziyelerini iletti.</p>  <p>CHP'den yapılan açıklamaya göre, Kılıçdaroğlu, annesi Sebahat Aydın'ın vefatı dolayısıyla Aydın'ı telefonla aradı.</p> <p>Sebahat Aydın'a Allah’tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu, Aydın ailesine başsağlığı dileklerini iletti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Feb 2023 20:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[TİP vekili Ahmet Şık Hatay'da: Yıkımı tarif edebilecek sözcük yok]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/tip-vekili-ahmet-sik-hatay-da-yikimi-tarif-edebilecek-sozcuk-yok-420445</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2023/02/07/tip-vekili-ahmet-sik-hatay-da-yikimi-tarif-edebilecek-sozcuk-yok-1123261-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/tip-vekili-ahmet-sik-hatay-da-yikimi-tarif-edebilecek-sozcuk-yok-420445</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[6 Şubat’ta merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem, 10 ilde yaklaşık 13,5 milyon kişinin yaşadığı bölgeyi yıkıma uğrattı. Açıklanan son resmi verilere göre, 2921 kişi yaşamını yitirdi. Yıkım ve depremden en fazla etkilenen illerden biri olan Hatay'daki son durumu aktaran TİP vekili Ahmet Şık, "Yıkımı tarif edebilecek sözcük yok" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye, tarihinin en büyük deprem felaketlerinden birini yaşıyor. 6 Şubat günü sabaha karşı ve öğleden sonra Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem 10 kenti vurdu. Depremlerde şu ana dek 2921 kişi hayatını kaybetti, 15 bin 834 kişi yaralandı.</p> <p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da, Hatay’ın Antakya ilçesindeki yıkımı yerinde gözlemledi.</p> <p>Depremden en fazla etkilenen kentlerden biri olan Hatay'a ilişkin yardım çağrıları yapılmaya devam ediliyor.</p>  <p>TİP’li vekil Şık, günün ilk saatlerinde ulaştığı Antakya’daki yıkımı tarif edecek söz bulamadığını belirtti.</p> <p>Şık sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p> <p>"Antakya merkezdeki yıkımı tarif edebilecek bir sözcük yok. Yurttaşlar, Atatürk Caddedi Vali Göbeği mevkiinde bu satırlar yazılmadan 10 dk. önce bir grup kurtarma ekibinin geldiğini söylüyor. Kendi çabalarıyla 6 kişi enkazdan çıkarılmış."</p> <blockquote class="twitter-tweet"> <p dir="ltr" lang="zxx"><a href="https://t.co/ZEgAEhvOqU">pic.twitter.com/ZEgAEhvOqU</a></p> — ahmet şık (@sahmetsahmet) <a href="https://twitter.com/sahmetsahmet/status/1622762786806804481?ref_src=twsrc%5Etfw">February 7, 2023</a></blockquote> <div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/10-kenti-yikan-depremlerde-ikinci-gun-bolgede-ohal-karari-alindi-can-kaybi-5-bin-434-e-cikti-420413' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/haber-liste-resim/2023/02/07/canli-10-kenti-yikan-depremlerde-ikinci-gun-can-kaybi-3-bin-381-e-yukseldi-1123346-6.jpg' alt='10 kenti yıkan depremlerde ikinci gün: Bölgede OHAL kararı alındı; can kaybı 5 bin 434e çıktı'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/10-kenti-yikan-depremlerde-ikinci-gun-bolgede-ohal-karari-alindi-can-kaybi-5-bin-434-e-cikti-420413'>10 kenti yıkan depremlerde ikinci gün: Bölgede OHAL kararı alındı; can kaybı 5 bin 434'e çıktı</a></div>
</div>
</div>
</div>
  <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Feb 2023 05:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP'den 'AYM başkanlığı' iddiası: Saraydan İrfan Fidan'ın seçilmesi için telefon geldi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/chp-den-aym-baskanligi-iddiasi-saraydan-irfan-fidan-in-secilmesi-icin-telefon-geldi-419786</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2023/02/01/chp-den-aym-baskanligi-iddiasi-saraydan-irfan-fidan-in-secilmesi-icin-telefon-geldi-1121084-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/chp-den-aym-baskanligi-iddiasi-saraydan-irfan-fidan-in-secilmesi-icin-telefon-geldi-419786</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[CHP'li Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi'ndeki başkanlık seçimi için çarpıcı bir iddia ortaya attı. Özel, saray tarafından Anayasa Mahkemesi üyelerine İrfan Fidan'ın seçilmesi için telefon açıldığını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın görev süresinin 13 Şubat’ta dolacak olması ve yerine yeni başkan seçilecek olması TBMM gündemine taşındı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi üyeliğe atanan İrfan Fidan'ın başkan seçilmesi için devreye girdiğini söyledi.</p>  <p><strong>"İRFAN FİDAN İÇİN KULİS YAPILIYOR" İDDİASI!</strong></p> <p>Özgür Özel, şu sözlere yer verdi:</p> <p>"Anayasa Mahkemesi başkanı Zühtü Aslan'ın görev süresi doluyor. Anayasa Mahkemesi bir başkan seçecek. İktidarın çok kıymet verdiği bir hukukçusu var İrfan Fidan. Biliyorsunuz hülle yoluyla gelmişti. HSK tarafından Yargıtay'a yollandı. Bir dosya okumadan Yargıtay'dan Anayasa Mahkemesi'ne getirildi. Şimdi saraydan telefonlarla, HSK'dan telefonlarla Anayasa Mahkemesi üyelerine İrfan Fidan için kulis yapıldığı, onun başkanlığının talep edildiği söyleniyor.</p> <p><strong>"TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE YAŞATILACAK EN BÜYÜK AYIP"</strong></p> <p>Biz Anayasa Mahkemesi'ni gereğinde kararları üzerinden sert eleştiriyoruz. Ancak yasama faaliyetlerinden sonra Anayasa'ya uygunluk denetimini yapan bir organın, bir mahkemenin başına, sarayın hüllesiyle gelmiş makbul bir hukukçusunun şimdi de kayyum gibi getirilmeye çalışılması, daha görev süresi 2 yılı yeni doldurmuş üyeye tarihte örneği yokken böyle bir çalışma ve saray eliyle bir operasyona dönüştürülmüş olmasını ayıplamayı bırakın, milletimizin önünde, halkımızın önünde bu çatı altında Türkiye Cumhuriyeti'ne yaşatılabilecek en büyük ayıplardan bir tanesi olarak nitelendirdiğimizi ifade etmek isterim."</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 01 Feb 2023 22:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Devre mülk dolandırıcılığı operasyonu: 40 şüpheli gözaltına alındı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/devre-mulk-dolandiriciligi-operasyonu-40-supheli-gozaltina-alindi-414840</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/12/23/devre-mulk-dolandiriciligi-operasyonu-40-supheli-gozaltina-alindi-1104449-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/devre-mulk-dolandiriciligi-operasyonu-40-supheli-gozaltina-alindi-414840</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Devre mülk dolandırıcılarına yönelik Ankara merkezli 16 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı. 40 şüphelinin gözaltına alınırken 5'i tutuklandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara merkezli 16 ilde jandarma ekiplerince devre mülk dolandırıcılarına yönelik operasyonda 40 şüpheli yakalandı.</p> <p>AA'nın aktardığı habere göre, Ankara İl Jandarma Komutanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, bir suç örgütünün, mağdurların kentte faaliyet gösteren otelden satın aldıkları devre mülklerini 45 bin ila 55 bin dolar karşılığında yabancı ülke vatandaşlarına oturum izni için satma vaadiyle "reklam, tapu ve diğer giderler" adı altında 25 bin ila 300 bin lira alarak dolandırdığı tespit edildi.</p> <p>Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince suç örgütüne yönelik teknik ve fiziki takip başlatıldı.</p>  <p>Yapılan çalışma sonucu tespit edilen 49 şüpheliden ara yakalamalar sonucu 5'i tutuklandı.</p> <p>MASAK tarafından yapılan çalışmada ise zanlıların 4 şirketi ve şahsi hesaplarının incelenmesi sonucu yaklaşık 300 mağduru 295 milyon 521 bin 242 lira dolandırdıkları tespit edildi.</p> <p>Dosya kapsamında devam eden çalışmalarda Ankara merkezli 16 ilde 120 personelin katılımıyla eş zamanlı operasyon yapıldı.</p> <p>Operasyonda 35 şüpheli yakalandı, zanlıların adreslerindeki aramalarda 41 cep telefonu, 73 GSM hattı, 3 hard disk, 3 şirkete ait kaşe, dizüstü bilgisayar, 3 harici bellek, 13 kredi kartı ve mağdurlara ait çok sayıda evrak ele geçirildi.</p> <p>Öte yandan, şüphelilerin dolandırıcılık yöntemlerini talimatname şeklinde kağıda yazarak duvara astıkları belirlendi.</p> <p>Firari zanlıların yakalanması için çalışmalar devam ediyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 23 Dec 2022 18:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gümüş ülkesine yolculuk]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/gumus-ulkesine-yolculuk-391462</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/06/12/gumus-ulkesine-yolculuk-1027497-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/gumus-ulkesine-yolculuk-391462</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Yerkürenin farklı noktalarında yer alsalar da Arjantin ve Türkiye birbirine çok benziyor. Acılar, darbeler, yakınlarını arayanlar. Acıları hiçbir şey telafi edemez ama Ni Olvida Ni Perdon yani Asla Affetme Asla Unutma mottosu işe yaramış. Buenos Airesliler şehirleri için Latin Amerika’nın Paris’i diyor. Ama şehrin genel havası bana kalırsa daha çok İtalya’daki Napoli’ye ve Trieste’ye benziyor. Şu an yaşayanların yüzde 60’ının ataları zaten İtalyan.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Yasemin Manavbaşı</strong></p> <p><i>“Aa hep görmek istediğimi bir yer Arjantin.”</i></p> <p><i>“Benziyoruz orayla değil mi? Sanki kaderlerimiz ortak.” </i></p> <p>Bir ay geçirmek üzere İstanbul’dan Buenos Aires’e gidiyorum dediğimde aldığım tepkiler bunlardı. İki yıl evden çıkmamayı bir şekilde dengelemem lazımdı, seçeneğimi Arjantin’den yana kullanmıştım.</p> <p>Buraya geldiğimde ise İstanbul’dan olduğumu duyan herkes istisnasız geniş bir gülümsemeyle “Aaaa harika, ben de hep gitmek istemişimdir. İstanbul, boğaz, Aya Sofya çok güzel çok güzel” diye bana gezi planlarını saymaya başladı.</p>  <p>Avrupa’da Kuzey Amerika’da pek çok yer gezdim, hiçbir zaman Türk olmanın bu kadar neşeyle karşılandığı bir şehirde olmamıştım. Keyifliymiş.</p> <p>Gelir gelmez İspanyolca derslerine başlamak istedim, Jazmin Natour’la tanışmamız bu vesileyle oldu. Buenos Aires’in Kadıköy’ü diyebileceğimiz yabancıların da çoğunlukla tercih ettiği, ulu ağaçlarla çevrili caddeleriyle Palermo Soho’da ortak bir çalışma alanında buluştuk. Günlük hayatta işime yarayacak üç beş cümle öğrenirim diye oturduğum masadan 2,5 saat sonra kucağımda koskoca bir hikâyeyle kalktım.</p> <p>70’lerin sonunda birbirine hem enlem hem de boylam olarak tam ters iki farklı ülkede dünyaya gelmişiz. Farklı coğrafyalarda açan aynı çiçeğin adını taşıyoruz. Konuştukça aramızdaki benzerlikler bizi hem şaşırttı hem de yaklaştırdı. Ama daha etkileyici olanı Jazmin’in Türk Dizi’leri sayesinde baştan aşağı değişen hayatıydı.</p> <p><strong>BUENOS AİRES’TE BAŞLAYAN HİKÂYE</strong></p> <p>Jazmin, Türk bir anneden ve Filistinli bir babadan Arjantin’de doğmuş. 20 yaşına kadar Buenos Aires’te yaşamış. Bu çeşitlilik içinde Türkiye’ye ait çok tarafı var, ben Türk’üm diyor. 80’li 90’lı yıllarda tatillerde geldiği İstanbul’u arkadaşlarıyla paylaşmaya, anlatmaya çalışmış. Ama anne memleketi Türkiye’yi anlatamıyordum diyor. “Ne kadar uğraştıysam da olmadı. Tepkiler hep aynıydı; Çok uzak orası, tam olarak nerede ki? Çöl mü var orada? Deveye mi biniyorsunuz… vb.” Artık bir noktada insanlara tek tek aynı şeyleri anlatmaktan aynı sorulara benzer cevaplar vermekten bıkmış.</p> <p>“Çok mutlu olduğum evime yabancı hissetmeme sebep oluyordu. Onlarla paylaşamadığım bir gerçeğim vardı” diye ekliyor. 1998'de Jazmin’in babası Arjantin’e gelecek olan ekonomik krizi ön gördüğü için daha iyi bir geleceğe doğru ailesiyle ülkeden ayrılma kararı alıyor Bir müddet Almanya’yı deniyorlar. Ama hemen vazgeçip annesinin memleketi İstanbul’a geliyorlar. Evet, Türkiye’de de kriz yaşandı ama babam doğru öngörmüş, 2001 krizi Arjantin’i feci sarstı diyor.</p> <p>Önce Türkçe dersleri alıyor ve ardından mimarlık okuyor. Artık başka dili konuşarak bir yaşam sürüyor olsa da kendini var etme mücadelesi aynı şekilde İstanbul’da da devam ediyor.</p> <p>“Bu sefer de İstanbul’da Arjantin deyince korkunç görüntüler geliyordu insanların gözlerine” diyor. “Fakirlik, pislik içinde geri kalmış bir ülke, yolda inekleri kesip eve götüren yerliler gibi görüntüler. Ne kadar anlattımsa doğduğum şehrin güzelliğine kimse ikna olmadı.” Yani Jazmin için bir zenginlik olan bu çok kültürlülük, önceleri nereye gitse bir yanını eksik, yarım hissetmesine sebep oluyor.</p>  <p><strong>BİR GÜN ANSIZIN GELEN O TELEFON</strong></p> <p>Sene 2015’i bulduğunda artık iyice İstanbul’a yerleşmişken Jazmin sürpriz bir telefon alıyor.</p> <p>O tarihte Bin Bir Gece dizisi Arjantin televizyonlarında yayınlanmaya başlamış ve reytingleri altüst etmiş. Arjantinliler Türkiye’yle ve Türk oyuncularla ilgili daha çoğunu merak etmeye başlamışlar. İşte bu noktada Jazmin’den çevirmenlik yapmasını istiyorlar. Çünkü kendisi iki kültüre de hâkim.</p> <p>Eskiden “Türkiye de neresi, çöl mü?” diyenler artık bıkıp usanmadan bizi öğrenmek için Jazmin’e sorular soruyorlar. Önce diziler, ardından dizi oyuncuları, sonra kültürümüzü ve son olarak da Türkçe ilgilerini çekiyor.</p> <p>Türk dizileri sayesinde milyonların oturma odalarına prime timedan girip canlı yayında ülkeyi tanıttım diyor, sonunda sesini duyurabilmiş olmanın keyfiyle.</p> <p>Arjantin nüfusun yüzde 60’nın kökeni İtalyan. Şehri kuranlar zaten İspanyol. Anadilleri de İspanyolca. Dolayısıyla bir Arjantinlinin eski kıtaya dair merakının başında İtalya ve İspanya gelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Garip olan hemen arkasından gelen turizm seçeneğinin Türkiye olması.</p> <p>Bu ilgiyi ben de bizzat deneyimledim. Sohbet ettiğim Arjantinliler içinde İstanbul’dan geldiğimi duyduğunda geniş bir gülümseme eşliğinde “Ooo harika çok merak ediyorum İstanbul’u. İlk fırsatta Türkiye’yi görmek istiyorum” demeyen neredeyse yok gibiydi.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="gumus-ulkesine-yolculuk-1027501-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2022/06/12/gumus-ulkesine-yolculuk-1027501-1.jpg" /></p> <p><strong>CUNTA, KAYBEDİLENLER VE PERŞEMBE ANNELERİ</strong></p> <p>Ne yazık ki insanlık mutluluktan değil acıdan öğrenerek ilerleyebiliyor. Bu da Arjantin tarihinin en acı hikayesi. 20. yy boyunca Arjantin’de altı tane askeri darbe yaşanıyor. 1976’da Isabel Peron’un devrilmesiyle başlayan darbe dönemi en travmatik olanı ve 1983’e kadar uzuyor.</p> <p>Adına “Ulusal Yeniden Yapılanma Süreci” denen bu yıllar içinde amaç komünizmi ortadan kaldırmak. Kirli savaş da denen bu süreçte kolluk kuvvetleri, şiddeti ve sistematik işkenceyi solu, sol örgütlenmeleri bastırmak amacıyla kullanıyor.<br /> Askerler, polisler, birtakım sağcı gruplar ve Arjantin Antikomünist İttifakı, komünist düşünceyle ilişkili olduğunu düşündükleri herkesi kaçırıp işkence yapıp, yeni isimlere ulaşıp ellerindekileri öldürüyorlar. Yaklaşık 30.000 kişi ortadan kayboluyor yani kaybediliyor. Aileleri geride bırakılarak.</p> <p>Ve devreye anneler giriyor. Kendi hayatlarını da riske atarak 1977’de hükümet binası önündeki meydanda perşembe günleri toplanmaya başlıyorlar. Adlarını da o meydandan alıyorlar, Plaza del Mayo Anneleri ya da Perşembe Anneleri. Polisin saldırısına maruz kalmadan kaybolan çocuklarının hesabını sorabilmek, seslerini duyurabilmek için zekice bir de çözüm bulmuşlar. Halka oluşturup yavaşça yürüyerek meydanı dönmeye başlıyorlar, çünkü herhangi bir meydanda yavaşça yürümek yasalara aykırı değil. Elbette onların da aralarından kaybolanlar yani kaybedilenler oluyor.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="gumus-ulkesine-yolculuk-1027502-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2022/06/12/gumus-ulkesine-yolculuk-1027502-1.jpg" /></p>  <p><strong>KAYBEDİLENLERİN İZİNDEKİ ATHENALAR</strong></p> <p>Ortadaki anıtın üzerindeki heykel, bugün de orada duran Athena heykeli. Başında miğferi, bir elinde mızrağı, diğer elinde ünlü kalkanı ile tasvir edilmiş Yunan tanrıçalarından Athena. Şehirlerin medeniyetlerin koruyucusu, cesur savaşçıların yareni. Annelerin bu son derece cesur, kararlı idealist eylemlerinin Athena’nın çevresinde hayat bulmasını çok ilham verici çok şairane buldum doğrusu. Bugün aynı meydana gittiğinizde bu cefakâr anneleri görmek için perşembeyi beklemenize gerek yok. Yerdeki beyaz tülbent boyamaları çocukları için adalet nöbetini hiç bırakmadıklarını gösteriyor. Tarihinde acı bir yara açan bu dönemden sonra Arjantin mahkemeleri yaşananlardan sorumlu kişileri insanlığa karşı suç ve devlet terörizmi kapsamında yargılamış. Artık barışmak, bir az olsun geçmişle hesaplaşmak için gösterilen çabalar var.</p> <p><strong>ASLA AFFETME ASLA UNUTMA</strong></p> <p>Çekilen acıları hiçbir davranış telafi edemez, ama belli ki Ni Olvida Ni Perdon: Asla Affetme Asla Unutma mottosu işe yaramış. Kavgayı yaratan bilincin üzerine çıkıp belki de bu acı tecrübeden yeni bir gerçeklik, birlikte yaşayabilecekleri bir gerçeklik, yaratmayı başarmışlar. Bugün Arjantin bölünmüşlüğü, düşmanlığı tekrar edip durmaktansa sesini duyurmak isteyen her görüşten insana büyük meydanlarını açıyor. Bu az şey değil. Taksim örneğinden biliyoruz ki bu her milletin gelebildiği bir iç denge değil. Hiç de azımsanacak bir başarı değil.</p> <p>Umuyorum ki bize de tarihimizde yaşanan acı tecrübeler bu kadarıyla yetsin. Geçmişimizden öğrenmemiz gerekenleri öğrenip gelecek nesillerimizin, çocuklarımızın refahı için sokaklarımızdaki gerginliği sosyal barışa dönüştürmeyi başarabilelim.</p> <p><strong>HAYAT İNANILMAZ DERECEDE YAVAŞ</strong></p> <p>Mart başında bu gümüş ülkesine geldim. Malum Argentina İtalyan dilinde “gümüşten” demek. Belli ki Avrupa’dan bu topraklara ilk gelenler gümüşünden etkilenmişler. İstanbul’dayken buraya geleceğimi kime söylesem “aa harika, benim de ilk gitmek istediğim yerlerden biri” dedi. Geldiğimde özelden mesaj atıp, “Nasıl, yaşanır mı orda? “ diye nabız yoklayanlar bol. Belli ki onlar bizi biz onları merak ediyoruz. “Bir Latin ülkesiyle ne kadar birbirimize benziyor olabiliriz ki?” sorusunun peşine düştüm. İstanbul’dan sonra hayat burada inanılmaz derecede yavaş. Kapitalizmin bir gerekliliği olan rekabet ve gelecek için çalışmak mayası burada pek tutmamış. Havada bizdekine benzer bir hırs ve yarışma havası yok. Onun yerine bulutsuz güneşli havalar var. Bir kere gökyüzü hep masmavi, aynı Arjantin bayrağında olduğu gibi. Ve güneş de ha keza bayraktakinin tıpkısının aynısı. Yani havalar pek güzel. İnsana hep dışarlarda dolaşma aylaklık yapma isteği veren cinsten. Zaten şehrin adı da bu. Buenos Aires kelimenin tam anlamıyla çevirirsek “Güzel Havalar” demek. Kısa sürede Latin ruhu beni hemen ele geçirdi. İstanbul’da tıkır tıkır bir günde pek çok işi halleden ben burada kahvaltıyı 11:00’de yapmaya başladım. Haritada Neredeyiz, Bilinç Olarak Neredeyiz? Türkiye olarak sıklıkla yüzleştiğimiz bir harita mevzusu var. Herkes coğrafi olarak bizi başka kıtaya koyuyor. Kimi zaman Avrupa’ya bağlıyız. Çoğu zaman Ortadoğu departmanındayız. Bazen Asya ülkeleri listesinde bile girdiğimiz oldu. Kafalar da net değil. Avrupalı mıyız, Ortadoğulu muyuz, Asyalı mıyız? Benzer kafa karışıklığını Buenos Aireste’de gördüm. Arjantin, ya da Buenos Aires aslında nereli?</p> <p style="text-align: center;"><img alt="gumus-ulkesine-yolculuk-1027500-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2022/06/12/gumus-ulkesine-yolculuk-1027500-1.jpg" /></p> <p><strong>KENDİNİ AVRUPALI SANAN LATİN ÜLKESİ</strong></p> <p>Buenos Aires kendisine Latin Amerika’nın Paris’i diyor. Evet, Arjantin bir zamanlar dünyanın en zengin ülkelerinden biriyken, yani 19. yy başlarında Avrupa’dan pek çok mimar ve sanatçı getirtip Paris’tekine benzer binalar, eserler yaptırmış. Merkezdeki Recoleta Bölgesi’nde gezerken kişi kendini Paris’te sanabilir. Ama şehrin genel havası bana kalırsa daha çok Napoli’ye ve Trieste’ye benziyor. Şu an yaşayanların yüzde 60’ının ataları zaten İtalyan. Caddeler, sokaklar, kaldırımlardan referansla Buenos Aires medeniyetin doruğunda bir Avrupa şehri izlenimi veriyor. Izgara düzen cadde planlaması geniş ve alçak kaldırımlarla taçlandırılmış ve yaya geçitlerinin hepsi de engelsiz ulaşıma uygun olarak eğimli. İnsan bir yaya olarak kendini çok değerli hissediyor. Bir zamanlar Arjantin dünyanın sayılı zengin ülkelerinden biriymiş. Bir ülkenin zenginliğin bu derece kaybı konusu ekonomistlerin “Arjantin Paradoksu” denen üzerine araştırma yaptıkları özel bir alan haline gelmiş. Bugün Arjantin’in adı ekonomik krizle birlikte anılıyor. Bu açıdan her milletin örnek alması gereken acıklı bir hikâye Arjantin’deki.</p> <p>Bugün şehirde suç oranı oldukça yüksek, merkeze çevredeki favelalarda bambaşka bir hayat var.<br /> Zengin ataların fakir torunlarının şehrinin bu yönüyle asla Avrupa’ya benzemediğini söyleyebilirim.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 12 Jun 2022 11:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Danıştay'dan 'tehlikeli köpek' kararı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/danistay-dan-tehlikeli-kopek-karari-389060</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/05/24/danistaydan-dogo-argentino-karari-1019552-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/danistay-dan-tehlikeli-kopek-karari-389060</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Dogo Argentino cinsi köpeklerin tehlikeli köpekler arasında sayılmamasına ilişkin başvuru Danıştay tarafından reddedildi. Ret gerekçesi davayı açan federasyonun dava açma ehliyeti bulunmaması.]]></description><content:encoded><![CDATA[ <p>Danıştay, Dogo Argentino cinsi köpeklerin, "Tehlike Arz Eden Hayvanlar Genelgesi"nden çıkarılmasına ilişkin yürütmenin durdurulması istemli davanın reddine karar verdi.<br /> <br /> AA'nın haberine göre; Bünyesinde çok sayıda hayvan derneği bulunan bir federasyon, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce 7 Aralık 2021'de yayımlanan "Tehlike Arz Eden Hayvanlar Genelgesinin" bazı hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştayda dava açtı.</p>  <p>Federasyon dilekçesinde, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 14. maddesinde, "Bakanlıkça belirlenen tehlike arz eden hayvanları üretmek, sahiplenmek, sahiplendirmek, barındırmak, beslemek, takas etmek, sergilemek, hediye etmek ve bunların ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak yasaktır." hükmü gereğince, "tehlike arz eden hayvanların" belirlendiği aktarıldı.</p> <p>Bu kapsamda hazırlanan genelgede, Amerikan Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasilerio, Japanese Tosa, American Staffordshire Terrier ve American Bully ırkı köpeklerin "tehlike arz eden hayvanlar" olarak yer aldığı bildirildi.</p> <p>Dilekçede, Dogo Argentino cinsi köpeklerin av köpeği olduğu ve tehlike arz eden hayvanlar kategorisine dahil edilmesinin bilimsel açıdan mümkün olmayacağı belirtildi.</p> <p><strong>"Dava açma ehliyeti yok"</strong></p> <p>Danıştay 10. Dairesi, davacı federasyonun dava açma ehliyeti bulunmadığına karar vererek, davayı reddetti.</p> <p>Dairenin kararında, iptal davalarının idarenin, hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olduğu ancak bu davaların doğrudan menfaatleri ihlal edilen kişilerce açılabileceği vurgulandı.</p> <p><strong>Oy birliği ile ret</strong></p> <p>Aksi halde "dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının" ihlal edileceğine dikkat çekilen kararda şu değerlendirmeye yer verildi:<br /> <br /> "Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az beş dernek ile kurulur. Federasyonların, kendisine bağlı derneklerin dava açabilecekleri düzenlemelere karşı dava açma ehliyeti yoktur. Bu kapsamda davacı federasyon, dava konusu genelgenin kendisine üye olan Dogo Argentino Irk Derneğini yakından ilgilendirdiğini ileri sürerek iptali istemiyle dava açmıştır. Ancak federasyonun, tüzel kişiliğine yönelmeyen genelgenin iptalini istemekte doğrudan bir menfaati bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda federasyonun, dava açma ehliyeti bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın 'ehliyet yönünden' reddine oy birliğiyle karar verilmiştir."</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 24 May 2022 12:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kozan Belediye Başkanı'ndan, oyuncu Farah Zeynep Abdullah'a tazminat davası]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kozan-belediye-baskani-ndan-oyuncu-farah-zeynep-abdullah-a-tazminat-davasi-388972</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/05/23/kozan-belediye-baskani-ndan-oyuncu-farah-zeynep-abdullah-a-tazminat-davasi-1019277-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kozan-belediye-baskani-ndan-oyuncu-farah-zeynep-abdullah-a-tazminat-davasi-388972</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, ilçede Bergen filminin yayınlanmasının yasaklanmasıyla ilgili yaptığı açıklamaya IQ testi ile cevap veren filmin başrol oyuncusu Farah Zeynep Abdullah'a 100 bin liralık tazminat davası açtı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adana'nın Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, ilçede Bergen filminin yayınlanmasının yasaklanmasıyla ilgili yaptığı açıklamaya cevap veren filmin başrol oyuncusu Farah Zeynep Abdullah'a 'hakaret' suçlamasıyla 100 bin liralık tazminat davası açtı.</p>  <p>DHA'nın aktardığı habere göre, Kozan’da yaşayan Halis Serbest tarafından öldürülen sanatçı Bergen'in hayatını anlatan filmin ilçede vizyona girdiği, ancak sonradan kaldırıldığı iddiası o dönem tepkilere neden olmuştu.</p> <p>Belediye Başkanı Kazım Özgan, açıklama yaparak filmin vizyondan kaldırıldığı iddialarını yalanlamış, filmin şiddet içerdiği için ilçede yayınlanmayacağını söylemişti. Film, ilçenin tek sineması olan belediyeye ait sinemada yayınlanmamıştı.</p> <p>Filmde Bergen karakterini canlandıran oyuncu Farah Zeynep Abdullah, Belediye Başkanı Özgan'ın, 'Araştırdım film şiddet içeriyor, bu nedenle ilçede hiç yayınlanmayacak' sözlerini alıntılayarak sosyal medya hesabından IQ testi paylaşmıştı.</p> <p>Farah Zeynep Abdullah'ın IQ testli paylaşımına, "Farah Zeynep Abdullah IQ testi yollamış. Bu ne demek oluyor? Bir sanatçıya yakışır mı?" diyen Başkan Kazım Özgan oyuncu hakkında 'hakaret' iddiasıyla 100 bin liralık tazminat davası açtı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 23 May 2022 16:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özlem Gürses: İmamoğlu ‘Gezinin finansmanı İBB bütçesinden karşılanıyor’ dedi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ozlem-gurses-imamoglu-gezinin-finansmani-ibb-butcesinden-karsilaniyor-dedi-387465</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/05/12/ozlem-gurses-imamoglu-gezinin-finansmani-ibb-butcesinden-karsilaniyor-dedi-1014311-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ozlem-gurses-imamoglu-gezinin-finansmani-ibb-butcesinden-karsilaniyor-dedi-387465</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisine katılan gazetecilerden Özlem Gürses, İmamoğlu’nun “Gezinin finansmanı bütün İBB bütçesinden karşılanıyor” dediğini aktardı. İBB yetkilileri, Karadeniz gezisinde ‘kamu kaynaklarının kullanılmadığını’ ifade etmişti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun tartışılan Karadeniz gezisine katılan gazetecilerden Özlem Gürses, kişisel YouTube kanalında gezinin masraflarının nasıl karşılandığına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p> <p>“Biz bu otobüslerin ve yemeklerin finansının nasıl karşılandığını sorduk” diyen Özlem Gürses, İmamoğlu ve İBB Sözcüsü Murat Ongun’un verdiği cevabı aktardı.</p>  <p>Gürses’in aktardığına göre İmamoğlu, gezide kullanılan otobüsün İBB Başkanı’na tahsisli otobüs olduğunu ve gezi dahilindeki tüm masrafların İBB bütçesinden karşılandığını ifade etti.</p> <p>Gürses şunları söyledi:</p> <p><strong>“BENİM BİR RÜTBEM VAR”</strong></p> <p>“Biz bu otobüslerin ve yemeklerin finansının nasıl karşılandığını sorduk. Dedi ki sayın İmamoğlu ve Murat Ongun; içinde bulunduğumuz bu otobüs, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütün masraflarını karşıladığı başkana tahsisli otobüs. Diğer masraflar nasıl karşılanıyor. Kuru fasulye pilav yedik mesela. Bunun parasını kim ödedi?’ Ekrem bey dedi ki; ‘Ben Türkiye’nin neresine gidersem gideyim. Benim bir rütbem var, unvanım var. Bu da İBB başkanı unvanı. Dolayısıyla ben İstanbul’un belediye başkanı olarak bu gezileri yapıyorum. Gezinin bütün finansmanı da büyükşehir belediyesi bütçesinden karşılanıyor.”</p> <p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen="" frameborder="0" height="400" src="https://www.youtube.com/embed/vNBmJlrGg-o" title="YouTube video player" width="720"></iframe></p> <p><strong>BELEDİYE YETKİLİLERİ KAMU KAYNAĞI İDDİASINI REDDETMİŞTİ</strong></p> <p>İBB yetkilileri, Karadeniz gezisinde kamu kaynaklarının kullanılmadığını öne sürmüştü. DW Türkçe’den Eray Görgülü’ye konuşan İBB yetkilileri, “Karadeniz turuna götürülen gazetecilerin yol ve otel masrafları belediye bütçesinden mi karşılandı” sorusunu “Üç günlük gezide hiçbir kamu kaynağı kullanılmamıştır” diye yanıtlamıştı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 12 May 2022 09:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Esnaf, Nagehan Alçı'nın Che posterinin fotoğrafını çekmesini engelledi: Özür dileyeceksiniz]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/esnaf-nagehan-alci-nin-che-posterinin-fotografini-cekmesini-engelledi-ozur-dileyeceksiniz-386421</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/05/03/esnaf-nagihan-alci-nin-che-posterinin-fotografini-cekmesini-engelledi-ozur-dileyeceksiniz-1010888-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/esnaf-nagehan-alci-nin-che-posterinin-fotografini-cekmesini-engelledi-ozur-dileyeceksiniz-386421</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Rize’de bir esnaf HaberTürk yazarı Nagehan Alçı‘nın, işletmesinde asılı olan Ernesto Che Guevara posterinin fotoğrafını çekmesine izin vermedi. Esnaf, daha önce ‘Bu adam bir barbardır’ diyen Alçı’ya “Che Guevara’dan özür dileyeceksiniz” şeklinde yanıt verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Rize’nin Fındıklı ilçesine bir dükkana giren HaberTürk yazarı Nagehan Alçı, duvarda asılı olan Ernesto Che Guevara posterinin fotoğrafını çekmek istedi. İşletme sahibi ise Alçı’ya tepki göstererek fotoğrafın çekilmesine izin vermedi.</p> <p><img alt="esnaf-nagihan-alci-nin-che-posterinin-fotografini-cekmesini-engelledi-ozur-dileyeceksiniz-1010903-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2022/05/03/esnaf-nagihan-alci-nin-che-posterinin-fotografini-cekmesini-engelledi-ozur-dileyeceksiniz-1010903-1.jpg" /></p> <p><strong>'ÖZÜR DİLEYECEKSİNİZ'</strong></p> <p>Esnaf, “Çok özel bir yeri var. O zaman özür dileyeceksiniz Che Guevara’dan. Çekmeyin” şeklinde tepki gösterince Alçı, “Peki çekmem” yanıtını verdi. “O bize ait” diyen esnafa, Alçı bu kez, “O dünyaya ait” diyerek yanıt verdi. Esnafın buna karşılık yanıtı da, “Dünyada farklı kültürler var, farklı bakış açıları var” şeklinde oldu.</p>  <blockquote class="twitter-tweet"> <p dir="ltr" lang="tr">Esnaf, Nagihan Alçı'nın Che Guevara posterinin fotoğrafını çekmesini engelledi: Özür dileyeceksiniz<a href="https://t.co/wPlJtdEXTW">https://t.co/wPlJtdEXTW</a> <a href="https://t.co/a9YDaEoCFm">pic.twitter.com/a9YDaEoCFm</a></p> — BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) <a href="https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1521515398113411075?ref_src=twsrc%5Etfw">May 3, 2022</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script> <p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p> <p>CNN TÜRK’te 2011 yılında yayınlanan “Dört Bir Taraf” programında Che Guevara tartışması yaşanmıştı. Enver Aysever’in, Nagehan Alçı’ya “Che ve Deniz Gezmiş gibi isimler hakkında uluorta konuşmak haddin değil” demesi üzerine Alçı, Che için “Bu adam bir barbardır, bir yamyamdır. Binlerce insana, muhalifine kendi bizzat hakimlik yaptı, katletti” ifadelerini sarf etmişti.</p> ]]></content:encoded><pubDate>Tue, 03 May 2022 18:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Define avcısı profesör hakkında 'kaçak kazı' soruşturması]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/define-avcisi-profesor-hakkinda-kacak-kazi-sorusturmasi-380570</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/03/15/define-avcisi-profesor-hakkinda-kacak-kazi-sorusturmasi-991727-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/define-avcisi-profesor-hakkinda-kacak-kazi-sorusturmasi-380570</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Define bulmak için mezarlıkta kaçak kazı yaparken yakalanan Prof. Dr. Mevlüt Güllü hakkında görev yaptığı Afyon Kocatepe Üniversitesi soruşturma başlattığını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[ <p>Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde eski mezarlıkta izinsiz kazı yaptığı iddiasıyla gözaltına alınanlar dört kişi arasında bulunan Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mevlüt Güllü hakkında Afyon Kocatepe Üniversitesi'nden (AKÜ) açıklama geldi.</p> <p>AKÜ'den yapılan yazılı açıklamada, konuyla ilgili haberleri ihbar kabul eden üniversite yönetimince, akademisyenliğin onur ve vakarına yakışmayan olayda adı geçen öğretim üyesi hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde idari işlem başlatıldığı belirtildi.</p>  <p>Açıklamada üniversitenin isminin tasvip edilemeyecek biçimde medyada yer almasından büyük üzüntü duyulduğu belirtilerek "Üniversite yönetimi olarak, akademisyenliğin onur ve vakarına yakışmayan, kurum prestijini sarsan davranışlara asla izin vermeyeceğimizi ve hukuk çerçevesinde gerekeni yapmaktan çekinmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadeleri kullanıldı.</p> <p>İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 10 Mart'ta Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde eski mezarlıkta izinsiz kazı yaptıkları iddiasıyla AKÜ Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mevlüt Güllü'nün de aralarında bulunduğu 4 şüpheliyi gözaltına almıştı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı.</p> <p><span style="font-size:12px;"><em><strong>AA</strong></em></span></p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 15 Mar 2022 13:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hekimlerin ek ödemeleri yapılmıyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/hekimlerin-ek-odemeleri-yapilmiyor-375585</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/02/02/hekimlerin-ek-odemeleri-yapilmiyor-975523-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/hekimlerin-ek-odemeleri-yapilmiyor-375585</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Nisa KÜÇÜK</strong></p> <p>Hekimlerin Aralık ayı ek ödemeleri üç hafta gecikti. Ankara Tabip Odası (ATO) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Uğurlu bir yıldır ödemelerde gecikmeler yaşandığını, her ayın 15’inde yapılması aralık ayı ek ödemelerinin hâlâ hesaplara yatırılmadığını söyledi.</p>  <p>ATO Yönetim Kurulu Üyesi Uğurlu, BirGün'e yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı'na ödenek aktarılmadığı için ödemelerde gecikmeler yaşandığını tahmin ettiklerini söyledi. Ocak ayı maaşı ile birlikte yapılması gereken ek ödemelerde gecikme yaşanmasının pandemi koşullarında ağır şartlarda çalışan sağlık emekçilerini mağdur ettiğini belirten Uğurlu, bu sorunun bir an önce çözülmesini beklediklerini söyledi.<br /> <br /> <strong>NÖBETİN DE KARŞILIĞI YOK</strong><br /> <br /> Pandemi nedeniyle grip ve Covid-19 kliniklerinde diğer branşlardan hekimlerin de nöbet tutmak zorunda olduğuna dikkati çeken Uğurlu, şunları söyledi:<br /> "Plastik cerrahi kliniğinde çalışan bir hekim Covid-19 kliniğinde nöbet tutabiliyor. Bu hekimlerin paraları ödenmiyor. Bunu salgının başında alabiliyorlardı ancak şu an alamıyorlar. O para zamanla azaldı şimdi ise hiç verilmiyor. Nöbet tutuyoruz ama ödemesini alamıyoruz. Yurttaşlar bizim çok yüksek maaşlar aldığımızı düşünüyorlar ama öyle değil. Ben kendi kliniğimde icap nöbeti (hekimin gerektiğinde kuruma çağrılması) tutuyorum. Ayda 7-8 gün tutmanız gereken icap nöbetlerinin bazı kliniklerde 15 gün tutulduğu oluyor ancak hekimler 15 günün değil sadece 7-8 günün ödemesini alabiliyor. Fazladan çalışmaya giren bu durumun da maddi bir karşılığı yok.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 02 Feb 2022 06:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına karar verildi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/osman-kavala-nin-tutuklulugunun-devamina-karar-verildi-373508</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/01/17/osman-kavala-nin-da-yargilandigi-gezi-davasi-bugun-gorulecek-968876-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/osman-kavala-nin-tutuklulugunun-devamina-karar-verildi-373508</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Yargıtay tarafından bozulan Çarşı davası ile İstinaf Mahkemesi'nce bozulan Gezi Parkı davasının birleştirildiği, tek tutuklusu Osman Kavala olan 52 sanıklı davanın üçüncü duruşması yapıldı. Osman Kavala'nın tutukluluk halinin oy çokluğuyla devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 21 Şubat 2022'de yapılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay'ın bozduğu Çarşı Davası ile İstinaf Mahkemesi'nce bozulan Gezi Ana Davası'nın birleştirilmesinin ardından Osman Kavala, Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora'nın da arasında bulunduğu toplam 52 kişinin yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü. Duruşmada 1539 gündür tutuklu olan Osman Kavala’nın tutukluluk halinin oy çokluğuyla devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 21 Şubat 2022'de yapılacak.</p> <p>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde birleştirme sonrasında görülen üçüncü duruşma büyük duruşma salonunda yapıldı. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Can Atalay, Ayşe Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala ise duruşmaya katılmadı.</p> <p>Duruşmada CHP Milletvekilleri Özgür Özel, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Osman Kavala'nın eşi Ayşe Buğra izleyici olarak yer aldı. Ayrıca Fransa, İtalya ve Belçika Başkonsolosu, Avrupa Birliği Elçi müsteşarı ABD ve Norveç konsolosluk temsilcilikleri, Hollanda'dan bir milletvekili ve İsveç Konsolosu da duruşmayı takip etti.</p> <p>Osman Kavala duruşmaya katılmama kararına uyarak salona gelmedi.</p> <h3><strong>CAN ATALAY: SİYASİ TARİH TEZİ BAŞARISIZ KALACAK</strong></h3> <p>Duruşmada ilk olarak Can Atalay’ın beyanı alındı. Başlarken savunma yapmadığını, Gezi’yi anlatacağını söyleyen Atalay’ın beyanından öne çıkan başlıklar şöyle:</p> <p>Bu savunma değildir. Size 'Gezi'yi anlatacağız' demiştik. Çok şey konuşuluyor ama Gezi direnişi konuşulmuyor. Bu yargılama bir çete faaliyetinin ürünüdür; karşımıza yamalı bir yalan bohçasıdır. Bu dava Gezi Direnişimizi anlamama, anlamamazlıktan gelme hali.</p> <p>İddianameniz, Türkiye tarihinin en önemli toplumsal olaylarından biri olan Gezi Direnişimizi onca yıldır karalamaya çalışan siyasi iktidarın tarih tezidir; hukuki değil siyasi bir metindir. Savcılığın temsil ettiği güçleri su gibi beyaz olan duru olan Gezi direnişimizi tarih karşısında karalamaya çalışıyor. Ve her gün siyasi iktidarın bu ülkede sıradan insanlara salladığı parmağın aynısını yapıyor savcılık.</p> <p>Bu eklektik tarih tezi Gezi Direnişimizi hiçbir dayanak ve ötesi delil olmaksızın bir uluslarası komplo olarak niteleme aczine düşmüştür; çaresizdir ve başarısız kalmaya mahkumdur. Savcılık makamı değil, onun temsil ettiği güçler bize "Teslim olun" diyor. Asıl siz teslim olun. Biz teslim olmayacağız.</p> <p>Gezi Direnişinin gücü karşısında çaresiz kalan Adalet Kalkınma Partisi seçkinleri ve Fethullahçı Çete, ve onların koalisyonu onu nasıl karalayacaklarını bilememişler anlaşılan. Çaresizlik nelere kadir; en sonunda milyonlarca yurttaşın kendi kaderine sahip çıkma iradesini hiçe sayarak Gezi’yi uluslararası bir komplo olarak tasvir etmeyi deneyecek kadar düşkünleşilmiştir.</p> <p>Gezi Direnişi’nin tek bir kör kuruş ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Gezi Direnişi’nde sokaklarda anayasal demokratik haklarını kullanan milyonlarca insanı fon kullanımı ile suçlamak hiçbir kişinin ya da kurumun haddi değildir. Biz yahut tek bir Gezici bir tek kör kuruş ile dahi ilişkilendirilemezken bu iddianameyi yazan Savcının meslek içi eğitim seminerleri Avrupa Birliği tarafından fonlanmaktadır.</p> <p>Haklar ve özgürlüklerle ilgili maddelere dair tek bir söz söylemeden, yurttaşların bu hakkı kullanımına ilişkin maddelere ilişkin söz söylemeden hangi anayasal düzenden bahsediyorsunuz?</p> <p>Biz kimsenin tebaası değiliz. Biz kimsenin iki dudağının arasındaki söze bakan yurttaşlar olmayacağız.</p> <p>Siyasal iktidar, bu anayasal görevlerini yerine getirmemiş tam aksine yurttaşların sadece yükümlülüklerinden söz edilen ama hakları tasfiye edilen bir cendereye sıkıştırmaya çalışmıştır. Kadın kurtuluş hareketini bu denli güçlü kılan biraz da siyasi iktidarın –o tarih itibari ile- 11 yıllık performansı değil midir? O gün kadınlar “benim bedenim benim kararım” sloganı ile sokaklara, caddelere meydanlara sığmıyordu…</p> <p>LGBTİ bireylerin gün be gün çoğalarak hakikatlerini görmek istemeyenin gözüne, işitmek istemeyenin kulağına ulaştıran Onur Yürüyüşlerini yasaklanmasını konuşmadan Gezi direnişi konuşabilir miyiz?</p> <p>İstiklal Caddesi’nden hınca hınç dolduran internet yasaklarına karşı itiraz, hayvan haklarına sahip çıkmak için onbinler olup sokağa çıkanlar, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününü 1 Mayıs alanı Taksim’de kutlamak için akan milyonları sınav sorularını çalan Fethullahçıların suçüstü yakalanmalarına karşın onları savunan dönemin Başbakanı Erdoğan’a itiraz eden milyonlarca öğrenciyi, Emek Sineması’nın yıkımına itirazın mekanda süren sınıf mücadelesinin en yüksek kürsüsüne dönüştüren direnci unutarak Gezi direnişinden bahsetmeyeceğiz.</p> <p>Adalet ve Kalkınma Partisi tipi dini siyasete alet eden kapkaççı, ahbap çavuş kapitalizmine karşı tüm yurttaşlar haklarına sahip çıktı, itiraz etti ve tüm bu itirazlar Taksim Gezisi vesilesi ile yan yana, omuz omuza geldi. Görünür olmak isteyen, sözün söylemek isteyen taksim cumhuriyet ve emek meydanına çıkar sözünü söyler.</p> <p>Siyasi iktidar, bu meydanı kendi kamu yararına aykırı kamusal tahayyülüne uygun “tasarlamaya” çalıştığı için itiraz buradan doğuştur.</p> <p>İddianamenizin sahibi siyasi iktidar, 1969 16 Şubat’ında önce ABD Donanması’nın 6.Filosunu kıble alıp namaz kılan daha sonra ise emperyalizme ve sömürüye karşı yürüyen yüzbinlere yine polis destekli saldırıp iki sosyalist işçiyi öldürenlerin geleneğinin takipçisidir.</p> <p>Tüm hak mücadelelerinin, toplumsal-politik eylem ve etkinliklerin en önemli mekanını halka kapatmaya çalıştı.</p> <p>Bir savcının görevi demokratik bir toplumsal hareketi değersizleştirmek, aradan dokuz yıllık bir süre geçtikten sonra ona yeni bir hikâye uydurarak yapay bir tarih yaratmak olamaz. Biz hiçbir şey söylemesek, hiç savunma yapmasak bile kolektif hafızamız, sadece en bilinenlerini andığım isimleri bize hatırlatır ve bu yersiz çabayı boşa çıkarır. Başta da söyledim bu yamalı yalan bohçası, siyasi tarih tezi başarısız kalmaya mahkumdur.</p> <p>Kavala ile ilgili İHAM kararlarının uygulanmaması emperyalizme kafa tutmak falan değil düpedüz kendi anayasal düzenimizi askıya almak niteliğindedir. Osman Kavala için özgürlük diliyoruz. Dilemekten de öte, Osman Kavala için özgürlük talep ediyoruz!</p> <p>Türk Lirası bugün derin bir değer yitimi krizi yaşıyor, hayat her geçen gün daha da ateş pahası ve Türkiye’nin kaynakları fırsatçılar tarafından yağmalanıyor. Ağzından “dış güçler” lafı eksik olmayan siyasi iktidarın esas sınavı buradadır. Gerisi ise boş laftır.</p> <p>Biz bu iddianameyi, bu iddianame öncesindeki ve sonrasındaki tüm yalanı dolanı reddediyoruz.</p> <p>Taksim Gezisi’nde bir anda beliren o pankartta yazdığı gibi: mahalleme, meydanıma, ağacıma, suyuma, toprağıma, evime, tohumuma, ormanıma, köyüme, kentime, bedenime, benim bir insan olarak kaderime dokunma."</p> <h3><strong>TAYFUN KAHRAMAN: AYAĞA KALKAN TOPLUMUN VİCDANIDIR</strong></h3> <p>Söz alan Tayfun Kahraman, Taksim Dayanışmasının iddia edildiği gibi Gezi direnişi ile birlikte değil 2012’in Mart ayında kurulduğunu söyleyerek şöyle konuştu:</p> <p>"İstanbul’a zarar verecek her projenin karşısında olduk, dayanışmalar kurduk. Zincirlikuyu Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü arazisine bir alışveriş merkezi ve rezidans yapılmasını da, Göztepe Meteoroloji Arazisinde yapılan gökdelenleri de, Haydarpaşa Limanı ve Tren İstasyonunda yapılması planlanan projeyi de bir çok kez dava konusu ettik. Bunun için eylemler yapıldı, dayanışmalar kuruldu.</p> <p>Gezi Parkında ağaçlara müdahale edildiği o gün bizler alana gittik. Ben bir meslek odasının başkanı ve bir bilim insanı olarak oradaydım. Oraya müdahale ettikten sonra gördüğümüz polis şiddetidir aslında eylemlerin başlama nedeni. Aradığınız şey toplumun vicdanındadır. Orada ayağa kalkan toplumun vicdanıdır çünkü.</p> <p>Gezi sokağa akan milyonlardır. Her din, ırk ve görüşten inan yaşam alanlarına, ağacına, kuşuna sahip çıkmış, şiddete karşı gelmiştir.</p> <h3><strong>YAPICI: BİZE BERAAT VEREN YOK OLUYOR</strong></h3> <p>Ardından Mücella Yapıcı’nın beyanına geçildi. “İki kez beraat etmiş biri olarak şimdi yeniden buradayım, mahkemeler değişiyor, sizler değişiyorsunuz ama biz buradayız” diyerek sözlerine başlayan Yapıcı beyanında şu ifadelere yer verdi:</p> <p>"2015 yılında aldığımız ilk beraat kararında “…her ne kadar sanıklar hakkında ihtara rağmen dağılmadıkları yönünde dava açılsa da bir bireye, bir kamu görevlisine veya halkın bir kısmına karşı şiddet içeren herhangi bir müdahalede bulunmadıkları anlaşılmıştır” denildi.</p> <p>Sonra aynı suçlamalarla yeniden yargılandık, tekrar beraat ettik.</p> <p>O iki karara rağmen buradayım. Buradayız. Ben hala kirada oturan, hala çalışmak zorunda olan biri olarak Osman Kavala ve Can Atalay ile birlikte, Gezi’ye sponsor olmakla suçlanıyorum. Size başka delil bulma görevi vermişti mahkeme, var mı başka bir deliliniz?</p> <p>Sanki sahneye konulmuş, sonu belli bir oyunun figüranları gibiyiz. Ben bir meslek insanıyım benim meslek insanı olarak umudumu kırıyor. 70 yaşına geldim, yüksek mühendis mimarım. Ben işimi yapıyorum.</p> <p>Olayların nereden çıktığını biliyor musunuz, Hepimizin itiraz ettiği o proje nedeniyle bile değil. O inat ettikleri projede yaya yolu bırakmayı unutmuşlar, bir gece yarısı parkın bir bölümünü yıkarak, ağaçları keserek o yolu yapmaya çalıştılar. Halk bizi aradı, kalktık gittik, ‘yaptığınızın bir izni var mı’ diye sorduk. Yoktu, itiraz ettik. O hukuksuz kararı uygulamaya çalıştılar. Ağaçları kesmeye çalıştılar. Buna itiraz ettiğimiz için ölüyordum. Her tarafım sarıldı, ağaca sarılıyorum diye. İnanılmaz bir gaz, gece içerisinde çocuklar varken çadırlar yakılmaya çalışıldı.</p> <p>Biz meslek insanları olarak görevimizi yapıyoruz. Anayasa bize ‘siz meslek örgütleri kent içerisinde yanlış bir uygulama varsa idareleri uyarın’ görevi veriyor. Biz buna uygun davrandık. Biz bazı arsaların üzerine onunla bununla anlaşıp oralardan mal varlığı edinmeye çalışmadık. Biz kamunun yararına bu mesleği yapmaya çalıştık, çalışıyoruz. Bu diplomaları alırken de öyle yemin ettik. Sizler de öyle yemin etmişsinizdir.</p> <p>Yaya yolu koymayı unutmuşlar, onun yüzünden. 8 çocuğumuz öldü, 45 kişi gözünü kaybetti sayın başkan. Ne için? Kediler öldü, köpekler, kuşlar öldü. Bunlar bu halkın gözü önünde oldu. Orada ayağa kalkan halkın vicdanıydı.</p> <p>Bu kadar yolsuzluğun, cinayetlerin, istismarın olduğu yerde siz beni ve arkadaşlarımı, mesleğimin gereğini yaptığımız için nasıl yargılarsınız?</p> <p>Onun için size gerçekten kolaylıklar diliyorum, hiç kolay değil kolay gelsin. Gezi’den suç çıkarmaya çalışıyorlar, size demiyorum, size üzülüyorum. Çünkü bize beraat veren yok oluyor, o yüzden size kolay gelsin diyorum. Umarım yemin etmemişsinizdir."</p> <h3><strong>HAKAN ALTINAY: DOSYADA TEK BİR DELİL YOK</strong></h3> <p>Daha sonra söz alan Hakan Altınay, aradan geçen yıllara rağmen ne ile ve neden suçlandığını bilmediğini ifade etti.</p> <p>Altınay, şunları belirtti:</p> <p>Gezi olaylarıyla ilgili tek ilişkim, gözlem yapmak, fikir elde edinmek için 2-3 defa yaptığım ziyaret. Farkılığın birarada olma halini önemsedim ve hükümeti yıkma suçuna ilişkin herhangi bir unsur görmedim. Gezi sırasında AK Parti 10. yıl konferansıydım. Beni Gezi'ye yaptığım ziyaret de AK Parti konferansına götüren de aynı meraktır. Gezi'yi organize ettiysem aynı zamanda Anadolu yakasında bir üniversitede olmam mümkün müdür?</p> <p>Benim hakkımdaki nadir doğru bilgilerden birisi Açık Toplum Vakfı ile ilişkim. Türkiye'de vakıf kurmak, çalışmak suç değil. Açık Toplum Vakfı da böyle. Vakıfların hibe vermesi ya da alması da yasak değil.</p> <p>Hatta hibe bakanlık onayına bağlıyken AKP ile değiştirildi. Savcı bunu doğru bulmayabilir. Dışarıdan hibe almak yarın yasaklanabilir. Ama bu karar alınmadıysa bu suç olarak öne sürülemez.</p> <p>Hibe almak için Açık Toplum Vakfı'na başvuranlar yazılı olarak başvurur, hangi projelere destek verileceğini vakfın danışma kurulu karar verir. Vakıf kurulları rotasyona tabidir. Bu kişiler kendi dönemlerinde alınan kararlardan sorumludur.</p> <p>İddianamede Açık Toplum Vakfı'nın hangi desteğinin Gezi eylemlerinin organize edilmesi için verildiğine dair tek bir delil yok. Bir vakfın yönetim kurulu başkanı olmak suç değil, haktır. Bu görevim Gezi'den aylar önce, Şubat 2013'te sona erdi.</p> <p>Can Paker'in içinde Gülen'e övgüler bulunan kitabındaki ifadelerin, gülencilerin ihlallerini, davalarını vaktiyle eleştiren biri olarak bana karşı 2022'deki bir davada suçlama olarak çıkması anlaşılır değil.</p> <p>Gezi için AİHM'e mektup yazdığım iddia ediliyor. Bahsi geçen başka akademisyenlerle beraber Avrupa Komisyonu'na Gezi nedeniyle yeni fasılların açılmasının engellenmemesini" talep ettiğimiz bir mektuptur, ülkenin haklı çıkarlarını savunan bir mektuptur.</p> <p>Açık Toplum Vakfı'nda 2008'de "mahalle baskısı" araştırması yaptığımda Gülen örgütü tarafından hedef gösterildik.</p> <p>Suçlamaların nedeni bir telefon konuşmasında geçen hicven söylenmiş "hocaefendi" ifadesiyse, konuştuğum kişi çok eski bir arkadaşım ve bu ifadenin dalga geçme amaçlı olduğunu anlayabilecek biri.</p> <p>Bu özensizlikten derin kaygı ve üzüntü duyanın ben olmadğımı umuyorum. Gülenciler konusunda 2009'dan beri ulusal ve uluslararası kamuoyunu uyaran birisini Gülencilikle suçluyorlar.</p> <p>Darbe yapacak hiçbir niyetim olmadı. Olmayan niyetimi nasıl anlatayım diye düşündüm. Ben bu ülkenin iyiliği için çalıştım.</p> <h3><strong>ÇARŞI DAVASI SANIKLARI SAVUNMA YAPIYOR</strong></h3> <p><strong>MİNE ÖZERDEN:BERAATİN NESİNİ YANLIŞ BULDUNUZ?</strong></p> <p>Gezi davası sanıklarından Mine Özerden savunma yaptı. “İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki beraatın nesini yanlış buldunuz? Ona göre savunma yapalım, delil sunalım” diyen Özerden şöyle konuştu:</p> <p>“Neden burada olduğumu anlamayamıyorum. Avukatım savcının, hakkımdaki suçlamaları bana iletmesini istemişti, ancak bu talebimizi reddettiniz. Bu ne demek şimdi? Düşünüp düşünüp uygun bir suç mu bulmalıyım kendime?</p> <p>İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki beraatın nesini yanlış buldunuz? Ona göre savunma yapalım, delil sunalım.</p> <p>Yönetim mekanizmalarının dayatmacı uygulamaları ve baskılarıyla durum bir anda kitlesel bir hal aldı. Otoriterleşmenin geldiğini görmek için kahin olmaya gerek yok.</p> <p>2013 haziranının ilk günleri ile temmuz ayının başında da İstanbul'da değildim, Fethiye'de çalışıyordum. Hoş burada olsaydım da Gezi'de olurdum.</p> <p>İsnat edilen suçların hiçbiri kanıtlanamadığı halde Osman Kavala tutuklu yargılanıyor. Neden? Sormayalım mı?”</p> <h3><strong>‘KAVALA TAHLİYE OLSA MECLİS GRUP TOPLANTILARI KISALIR’</strong></h3> <h3>Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu şöyle konuştu:</h3> <p>Osman Kavala dışında bu davada yargılanan 51 kişi figürandır. Kavala'nın yargılanması için bu torbaya atılmış kişilerdir. Kavala tahliye olsa Meclis grup toplantıları kısalır.</p> <p>Kavala benim şimdiye kadar tanıdığım hukuka en inanan insan. Bu saçma iddialara bile hukuk çerçevesinde yanıt vermeye çalışıyordu ama onu da hukuka küstürdünüz.</p> <p>Amerika'nın, Rusya'nın, Avrupa'nın arkasında durduğu kişiler değil 4,5 yıl 4,5 ay bile cezaevinde kalmadı. Osman Kavala'nın casus olmadığının en önemli kanıtıdır 4,5 yıldır cezaevinde olması.</p> <p>3 duruşmadır verdiğiniz ara kararın şablonunu, önceki 30 ACM ve 36 ACM de kullanmıştı. Şablonlar içinde yaşıyorsak güvensizlik vardır. Tahliye talebinin reddine ilişkin kararlarda gerekçe yok, sadece bazı kelimeler arka arkaya getirilmiştir.</p> <p>Üç yıldan beri AİHM kararından bahsediyoruz ama mahkeme bunun üzerinde durmuyor. 1539 gündür tutukluluğun devam etmesi, AİHM'in tespit ettiği hukuksuzluğun devam etmesidir. Bu hukuksuzluğa bugün son verin, müvekkilimiz bugün özgürlüğüne kavuşsun.</p> <h3><strong>KAVALANIN TUTUKLULUĞUNUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ</strong></h3> <p>Birleştirilen 52 sanıklı Gezi ve Çarşı davasının tek tutuklu sanığı Osman Kavala'nın tutukluluk halinin oy çokluğuyla devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 21 Şubat 2022'de yapılacak.</p> <h3><strong>DAVANIN GEÇMİŞİ</strong></h3> <p>Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı dava, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülmeye başlanmıştı.</p> <p>Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında verilen beraat kararları ise Yargıtay tarafından bozulmuştu.</p> <p>Yargıtay, bozma kararında Gezi Parkı ile Çarşı Davası'nın arasında hukuki bağlantı olduğu gerekçesiyle birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştı.</p>  <p>İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda davaların birleşmesine onay verdiğini belirtmişti.</p> <p>Davalar 30 Temmuz’da birleştirilmiş ve sanık sayısı 52’ye çıkmıştı. Birleşme kararının ardından görülen iki duruşmada sanık Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.</p> <p>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılamanın üçüncü duruşması bugün görülecek.</p> <p>Duruşmada sanıkların savunmalarına devam etmeleri bekleniyor.</p> <p>Son olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kavala’yla ilgili Türkiye’den savunma istemişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) ihlal kararına rağmen hâlâ tutuklu olan Osman Kavala davası nedeniyle Türkiye’ye karşı ihlal prosedürünün başlatılmasını talep eden Komite, Türkiye’den 19 Ocak’a kadar görüş bekliyor.</p> <p>Onunla birlikte yargılanan kişiler ve avukatları, Kavala'nın bugünkü duruşmada serbest bırakılması gerektiğini düşünüyor.</p> ]]></content:encoded><pubDate>Mon, 17 Jan 2022 09:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Virüse davetiye]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/viruse-davetiye-373393</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2022/01/16/viruse-davetiye-968510-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/viruse-davetiye-373393</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Bakanlık, koronavirüs salgınıyla mücadelede ipleri iyice gevşetti. Aşısızların test zorunluluğunu kaldıran karara tepki gösteren uzmanlar, aşılama oranlarının düşeceğine, ölümlerin artacağına işaret ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Yaren ÇOLAK</strong></p> <p>Salgına karşı verilen mücadelede Sağlık Bakanlığı tarafından alınan kararlarla ipler her geçen gün gevşetiliyor. Omicron’un hızla yayılmaya devam ediyor, buna karşın Bakanlığın politikası ise ‘tedbirsizlik’. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 1 Ocak’ta 36 bin olan vaka sayısı 14 Ocak’ta 68 bine dayandı. Yaklaşık 15 günde 2 kattan fazla artan vakalar ülkede kırmızı alarm verirken, Bakanlık çözümü tedbirleri kaldırmakta buldu.<br /> <br /> İçişleri Bakanlığı'nca Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu'nun tavsiyesi çerçevesinde, aşısız olan veya aşı sürecini tamamlamayan kişilere PCR testi uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin dün valiliklere genelge gönderildi. Böylece, seyahat, etkinlik, iş yeri ve okullara yönelik aşısızlara uygulanan test zorunluluğu kalkmış oldu.</p>  <p><br /> Omicron varyantı nedeniyle vakalar rekor kırmaya devam ederken geçen hafta da karantina sürelerini 7 güne düşüren Bakanlık, sonrasında da test zorunluluğunu kaldırmıştı. Uzmanlar hızla artan vakalar ve günlük 150’nin üzerinde yaşanan ölümlere dikkat çekerek binlerce yurttaşın öleceğine vurgu yapıyor. Öte yandan Bakanlığın ‘tedbirsizlik’ politikasının da aşılama oranlarını düşürerek, aşı karşıtlığını artıracağını söylüyor.<br /> <br /> Eski Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Aşısızlara getirilen PCR testi zorunluluğu tamamen kaldırılmasının Bakan tarafından Bilim Kurulu’nun aldığı bir karar olarak gösterildi. Ancak adına bilim denilen bir kurulun böyle bir karar alması söz konusu olamaz. Dolayısıyla bilim kurulundan çok hükümet uygulaması” dedi.<br /> <br /> <strong>ELDE TEK MASKE KALDI</strong><br /> <br /> Omicron’un yayılımının hızlı olduğunun altını çizen Adıyaman, ek tedbirler alınması gerektiğine dikkat çekti. Ancak PCR, karantina gibi tedbirlerin dahi kaldırıldığını vurgulayan Adıyaman, “Elimizde bir tek maske kaldı. Sağlık Bakanlığı pandemiye teslim oldu” dedi ve ekledi: “Filyasyon devam etmeli, PCR testleri yapılmalı, temaslılar karantinaya alınmalı… Tedbir alınmadan salgın önlenemez.”<br /> <br /> Bakanlığın ‘tedbirsiz’ salgın yönetimi nedeniyle insanların öldüğünün altını çizen Adıyaman sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumsal bağışıklık gözetiliyor. Ancak bu birtakım tedbirleri aldıktan sonra olabilir. Bile isteye insanların virüsün yayılmasının önünü açmak, ölümlere sebep olmak bilimdışı.”<br /> <br /> Alınan kararla aşılı ve aşısızlar arasındaki tüm farkların kaldırıldığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, ileriki günlerde aşılama oranlarının daha düşeceğini söyledi. Ertuğrul, “Biz aşı olun derken aşısızlar için bir takım kısıtlamalar getirip aşı olmaya özendirirken alınan bu karar pek çok insanda ‘Artık ben neden aşı olayım’ algısına yol açacak” diye konuştu.<br /> <br /> Ertuğrul, “Herkes istediği yere gidebilecek, her birey birbiriyle iletişim kurabilecek. Biz aşı olun derken aşısızlar için bir takım kısıtlamalar getirip aşı olmaya özendirirken alınan bu karar pek çok insanda ‘Artık ben neden aşı olayım’ algısına yol açacak. Aşı karşıtları diyecek ki, ‘Bakın Sağlık Bakanlığı da bizim söylediğimiz noktaya geldi’. Bilimsel veriler Omicron’un da aşısızlar için oldukça tehlikeli olduğunu söylerken alınan karar bilme inancı sarsacak” ifadelerini kullandı. Karantina süresinin 7 güne indirilmesi ve karantinanın ardından test zorunluluğunun kaldırılmasına da tepki gösteren Ertuğrul, kararın hangi bilimsel veriye dayanarak alındığını sordu. Ertuğrul, hastalarda 7 günün sonunda da pozitifliğin devam ettiğini söyledi.</p> <p><br /> <strong>BİNLERCE KİŞİ ÖLECEK</strong><br /> <br /> Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Mehmet Ceyhan kararın açıklanmasının ardından Habertürk TV'de yaptığı açıklamada, kararın bilimsel olmadığını vurguladı. Ceyhan, alınan kararı “’Omicron yayılsın, binlerce kişi ölsün' demek" şeklinde yorumladı.<br /> <br /> "Şu an test yapsak kesinlikle vaka sayısı 200 binin üstüne çıkar ama biz belli ki bu şekilde 60-70 binde tutacağız" diyen Ceyhan, PCR testi konusunda her ülkenin belli kapasitesi olduğunu ve belli koşullarda yapılabildiğini, bunun da bir sınırı olduğunu belirterek, "O yüzden gelişmiş ülkeler hızlı tanı testlerini yaygınlaştırdı" dedi.</p> <p>***</p> <p style="text-align: center;"><img alt="viruse-davetiye-968513-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2022/01/16/viruse-davetiye-968513-1.jpg" style="border-width: 3px; border-style: solid; margin: 2px;" /></p>  <p><strong>Bakanlığın salgında pes ettiği aşama</strong></p> <p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından yapılan yazılı açıklamayla toplum sağlığını riske atan sorumlular istifaya davet edildi. Kararları kamuoyuna açıklayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve bireysel önlemlerle salgının şubat ayında kontrol altına alınacağını İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun yaklaşımlarına da tepki gösterilen açıklamada, "Pandemi karşısında teslimiyeti işaret etmektedir" değerlendirmesi yapıldı. Açıklamada, “Yüksek sayıdaki ölümlere de kayıtsız kalınan bu kendi haline bırakma durumu yeni değildir ve bu durum salgının başından bu yana sürmektedir. Bilimsel temellerden yoksun son açıklamalar, Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüklerinin pandemiyi yönet(e)meme sürecinde artık pes ettikleri aşamadır” ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 16 Jan 2022 08:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Prof. Dr. Ceyhan: Devletin ek önlemler alma zamanı geldi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/prof-dr-ceyhan-devletin-ek-onlemler-alma-zamani-geldi-361784</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2021/10/12/prof-dr-ceyhan-devletin-ek-onlemler-alma-zamani-geldi-931212-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/prof-dr-ceyhan-devletin-ek-onlemler-alma-zamani-geldi-361784</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Artan vakalar ve aşılama oranına ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ceyhan, "Aşı karşıtları yalanlarıyla toplumu bu denli ve rahat zehirlerken, toplumsal bağışıklık sağlamanın mümkün olmadığını görüp devletin ek önlemler alma zamanı geldi" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, sosyal medya hesabından aşılama ve toplumsal bağışıklık sağlamayla ilgili açıklamalarda bulundu.</p> <p>Artan vakalar ve aşılama oranına ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ceyhan, "Aşı kararsızlığı bu kadar fazla, aşı karşıtları da yalanlarıyla toplumu bu denli ve rahat zehirlerken, toplumsal bağışıklık sağlamanın mümkün olmadığını görüp devletin ek önlemler alma zamanı geldi, umarım geçmez" açıklamasında bulundu.</p>  <p>Aşılama oranıyla ilgili bir grafik paylaşan Prof. Dr. Ceyhan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p> <p><em>"Aşı ile korunan kişi sayısı yanı toplumsal bağışıklık artmıyor. Her gün giderek azalıyor. 1. doz sayısı 100 binin altında. Önce inaktif aşıyla aşılanıp, şimdi bağışıklığını kaybedenlerin günlük sayısı daha fazla. Yüzde 80 aşıyla korunan hedefinden giderek uzaklaşıyoruz.</em></p> <p><em>Aşı kararsızlığı bu kadar fazla, aşı karşıtları da yalanlarıyla toplumu bu denli ve rahat zehirlerken, toplumsal bağışıklık sağlamanın mümkün olmadığını görüp, devletin ek önlemler alma zamanı geldi, umarım geçmez."</em></p> <blockquote class="twitter-tweet"> <p dir="ltr" lang="tr">AŞI İLE KORUNAN KİŞİ SAYISI , yani TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK ARTMIYOR, HER GÜN GİDEREK AZALIYOR<br /> <br /> 1. doz sayısı 100 binin altında. Önce inaktif aşıyla aşılanıp, şimdi bağışıklığını kaybedenlerin günlük sayısı daha fazla. % 80 aşıyla korunan hedefinden giderek uzaklaşıyoruz. <a href="https://t.co/NlYeCddPS4">pic.twitter.com/NlYeCddPS4</a></p> — Dr Mehmet Ceyhan (@mehmetceyhan23) <a href="https://twitter.com/mehmetceyhan23/status/1447646968981897219?ref_src=twsrc%5Etfw">October 11, 2021</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 Oct 2021 10:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İETT’nin emektar otobüsleri Tosun ve Leyland sergileniyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/iett-nin-emektar-otobusleri-tosun-ve-leyland-sergileniyor-361530</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2021/10/09/iett-nin-emektar-otobusleri-tosun-ve-leyland-sergileniyor-930428-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/iett-nin-emektar-otobusleri-tosun-ve-leyland-sergileniyor-361530</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İETT’nin emektar otobüsleri, Taksim ve Sultanahmet meydanlarında sergilenmeye başlandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 150. kuruluş yılını kutlayan İETT, nostaljik otobüslerini Taksim ve Sultanahmet’te sergilemeye başladı. Eski otobüsleri gören İstanbullular, zihinlerinde geçmişe yolculuk yaptı.</p> <p>İstanbullular, önlerinden geçtikleri ilk yerli troleybüs “Tosun” ile Türk filmlerinin gözdesi “Leyland” marka otobüse ilgi gösterdi.</p>  <p>İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) bağlı kuruluşlarından İETT Genel Müdürlüğü, atlı tramvayların hizmete başlamasıyla 1871 yılında kuruldu. 150 yıl önce başlayan toplu ulaşım, çok geçmeden atlı arabadan, elektrikli troleybüse, oradan motorlu otobüslere, günümüzde çevreci otobüslere kadar uzandı.</p> <p>İETT, 150. yılında nostaljik araç filosuyla İstanbulluların karşısına çıktı. İstanbul’un tarihinde ve toplumsal kültüründe derin izler bırakan 8 ayrı markaya ait nostaljik otobüslerin 4’ü Taksim’de, 4’ü de Sultanahmet’te İstanbullularla buluştu. (AJANS BİZİM)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 09 Oct 2021 21:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Erdoğan: Biden ile iyi başlamadık]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/erdogan-biden-ile-iyi-baslamadik-359729</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2021/09/23/erdogan-biden-ile-iyi-baslamadik-924794-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/erdogan-biden-ile-iyi-baslamadik-359729</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD ile ilişkilere değinerek, "Ben, oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Biden ile iyi başladık diyemem" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York'taki Türkevi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada Afgan mültecilerle ilgili ABD'ye tepki gösterdi. "Mülteciler nereye gidecek, bu bedeli ABD ödemeli" diyen Erdoğan, Türkiye'nin kapılarını açmasının düşünülemeyeceğini belirtti.</p>  <p>ABD ile ilişkilere ilişkin olarak Erdoğan, "Temennim iki NATO ülkesi olarak birbirimize hasmane değil dostane davranalım. Ama iki NATO ülkesi olarak şu an gidiş pek hayra alamet değil" diye konuştu.</p> <p>"Ben, oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım" diyen Cumhurbaşkanı yeni ABD Başkanı Biden ile iyi başlamadıklarını söyledi.</p> <p>Kılıçdaroğlu'nun HDP açıklamasına değinen Erdoğan, "Yok Kürt sorununu çözmektir, yok şudur, yok budur… Türkiye’de böyle bir sorun yok" dedi.</p> <p>Cumhurbaşkanı, fahiş fiyatla mücadeleye ilişkin soruya yanıt verirken zincir marketleri işaret etti.</p> <p>Son dönemde eleştirilerin odağında yer alan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında yöneltilen soruya Erdoğan, "Diyanet İşleri Başkanı'mızı asla yalnız bırakmayız. Bu makama hakaret edenler, bu ülkede dinini, diyanetini bilenlere hakaret etmiş olurlar" diye yanıt verdi.</p> <p>Erdoğan'ın gazetecilerin verdiği sorulara yanıtlar şöyle:</p> <p><strong>BM Genel Kurul hitabınızda Afganistan vurgunuz önemliydi. Afgan halkının yanında olma noktasında önemli bir mesaj verdiniz. Türkiye'nin bu süreçte Afganistan’daki rolü ve stratejisi ne olacak?</strong></p> <p>Burada önceki gün Amerika’nın önemli bir yayın organıyla yaptığımız mülakatta da söyledim; 20 yıl önce Amerika Afganistan’a niçin girdi? Afganistan’da ne işi vardı ve şimdi Afganistan’dan niye çıkıyor? Herhalde bunun bir bedelinin olması lazım? Ve bunca mülteci şu anda nereye gidecek? Türkiye’nin kapıları açması ve bunları kabul etmesi düşünülemez. Burası bizim için bir açık hava koridoru değil. Böyle bir şeyi kabullenmek öyle kolay da değil. Bunun bir maliyeti var, bir bedeli var. Amerika burada “kapılar açılsın ve Afgan halkı Türkiye’ye girsin” diyemez. Nitekim böyle bir şeye biz açık da değiliz, müsaade de etmeyiz. Afgan halkı bizim için kardeş halktır. Tarihe dayalı bir geçmişimiz var fakat bu kuru kuruya bir kardeşlik olmuyor. Aynı şeyi biz Suriye’de de yaptık. Aynı durum Irak'ta oldu. Bunları böyle toparladığımız zaman, geçmişten alırsak girip çıkanla neredeyse 10 milyona varan bir sayı söz konusu. Şu anda bunun 5 milyonu Türkiye’de kaldı. Burada bu bedeli ödemesi gereken Amerika’dır. Amerika’nın bununla ilgili adımlar atması lazım. Fakat şu ana kadar böyle bir hava görünmüyor. Amerika’nın bu noktada kapıları açmak gibi bir derdi şu anda yok gibi. Fakat kapsayıcı, kuşatıcı bir yönetim Afganistan’da oluşursa, bu yönetimle bazı görüşmelerimiz olabilirse ve gerçekten sağlıklı bir iletişim kurabilirsek, bundan sonra ne olabileceğinin adımlarını bu görüşmelerden sonra atabiliriz. Afganistan’da şu ana kadar bizim ciddi yatırımlarımız oldu; alt yapı ve üst yapı yatırımlarımız oldu. Bu yatırımlardan da rahatsız değiliz. Bundan sonraki süreçte de bu tür adımları atabiliriz. Ama Taliban’ın şu andaki yaklaşım tarzına bakıldığında kucaklayıcı, kuşatıcı bir yönetim maalesef oluşmadı. Şu anda sadece bazı sinyaller geliyor; bazı değişikliklerin olabileceği, yönetimde bazı kuşatıcı, kapsayıcı bir havanın oluşacağı istikametinde. Bunu tabi daha henüz görmüş değiliz. Eğer böyle bir adım atılabilirse o zaman birlikte neler yapabileceğimizi kendileriyle görüşme, konuşma noktasına gidebiliriz. Kaldı ki kendi içlerinde de şu anda bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu sıkıntıları aşabilirlerse ve ondan sonra Türkiye ile bazı görüşmeler olursa, adımlar atılabilirse bunları nasıl gerçekleştiririz, nasıl bir yol haritası belirleriz, ona bakar ona göre de Afganistan’la böyle bir adımı gerçekleştirmiş oluruz.</p> <p><strong>Fahiş fiyat konusuyla ilgili bizzat ilgileneceğinizi söylemiştiniz. Bu konuyla ilgili tespit ettiğiniz problem başlıkları neler? Nasıl bir yol haritası izlenecek?</strong></p> <p>Bu konuda kısmen özellikle bu zincir marketlerin sınırsız uygulamaları var. Bu sınırsız uygulamalar karşısında biz de Ticaret Bakanlığı olarak bunların üzerine üzerine gideceğiz. Zincir marketlerin bu uygulamalarıyla mücadelede Ticaret Bakanlığımız gerekli olan her türlü tedbiri alıyor, alacak ve bunlara da gerekli operasyonları yapacaktır.<br /> <br /> <strong>Tek problem zincir marketler mi?</strong><br /> <br /> Ağırlıklı olarak iş orada toplanıyor. Bütün üreticiden tüketiciye olan yerde zincir marketlerin buradaki yoğun ürünleri toparlaması… Bu da 5 tane zincir market. Bunlar bütün o ürünü toparlıyor. Bu 5 tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor. Bunlar eğer bu noktada daha adil davranırlarsa hem vatandaş uygun fiyatla ürün alabilecektir hem de üretici şu an itibarıyla kazanımını, parasını zamanında alma şansına ulaşacaktır.</p> <p><strong>“Daha Adil Bir Dünya Mümkün" isimli kitabınızın başında Birleşmiş Milletler’in, özellikle de Güvenlik Konseyi’nin kapsamlı bir reforma ihtiyacı olduğu yönündeki görüşünüzü dile getiriyorsunuz. Bu konuda umutlu musunuz?</strong></p> <p>Tabi umutsuz bu işler olmaz. Yola çıkarken bir umutla yola çıkıyorsunuz ve tüm dünyaya, tüm insanlığa bir sinyal veriyorsunuz. Nedir bu sinyal? Türkiye şöyle bakıyor; artık dünya Birinci Dünya Savaşı’nın şartlarında değil, İkinci Dünya Savaşı’nın şartlarında da değil. Öyleyse biz insanlığa bir sinyal verelim. 194 ülke hep birlikte bir dayanışma içerisinde olabilirsek, bu işin şartlarını zorlayabilirsek, tüm medya dünyası, STK’larla hep birlikte bu şartları zorlarsak o zaman yeniden bu daimi üyeler kendilerini kontrol etmek zorundadır. Bu 5 daimi üyenin iki dudağı arasında bir dünya düşünebilir miyiz, böyle bir şey olabilir mi? 10 geçici üye, 5 daimi üye, 15 kişi bir araya gelsinler, dünyayı istedikleri gibi yönlendirsinler; böyle bir şey olmaz! Zaten bundan bu 10 geçici üye de şikayetçi. Çünkü onlara “Kaldır elini, indir elini” diyorlar. Nasıl isterlerse öyle… Böyle bir şey olabilir mi? Zaten oradaki 10 geçici üye de vitrin süsü olduğunu biliyor. Artık onlar da herhalde vitrin süsü olmaktan nedamet getirmektedir. O zaman öyle bir adım atalım ki, bu adımı atmakla bir defa daimi üyeleri zorlamamız lazım. Türkiye olarak biz zorlayacağız ve zorluyoruz. Bütün uluslararası toplantılarda da bunu söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Geçici üyelere de diyoruz ki, siz de zorlayın. Afrika’ya sesleniyoruz; “Afrika sen hep böyle mi gideceksin? Geçici üye olarak Birleşmiş Milletlerde bulunmak suretiyle ne yapıyorsunuz? Yapabildiğiniz bir şey var mı? Herhangi bir şeyi, oyunu değiştirebiliyor musunuz?” Yok. Öyleyse bu oyunu değiştirebilmek için biz diyoruz ki gelin hepinizin daimi üye olma şansınız olsun. Yani bunların hiç umursamadığı herhangi bir Afrika ülkesi bile BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üye olma şansına sahip olmalı. Bunu başarabildiğimiz zaman dünyadaki tüm devletlere gerçekten bir hak teslim edilmiş olur. Aksi takdirde, böyle bir dünya yaşanılır bir dünya değildir.<br /> <br /> <strong>“Daha Adil Bir Dünya Mümkün" kitabınızda da, BM Genel Kurulu konuşmanızda da radikal, sizin ifadenizle devrimci bir öneri getirdiniz. Reformunun öncelikli olarak da Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisinin kaldırılmasından başlaması gerektiğini öneriyorsunuz. Diğer üyeleri bir araya getirip bu yönde bir uzlaşı sağlamak için siz bir adım atacak mısınız?</strong></p> <p>O radikal adımı zaten orada söylüyorum. Nedir o radikal adım? Bu konuda, 5 daimi üye dışındaki 189 ülkenin tamamı eğer kararlı adım atacak olursa o zaman biz bu daimi üyeleri köşeye sıkıştıracağız. Bu daimi üyeleri köşeye sıkıştırmak için bunun bir yol haritası var. Bu yol haritası nedir? Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna yazılı dayatmalarla ve dünyada yoğun bir kovalamacayla, icabında olağanüstü genel kurul toplamak suretiyle bazı adımları atma şansını yakalayabiliriz.<br /> <br /> <strong>Başta Suriye ve Afganistan’daki kaosun durdurulması istikrarın sağlanması ve bir insanlık dramı olan düzensiz göçün önlenmesi için BM’de yine çağrıda bulundunuz. Afganistan ve Suriye bizim için hassas. Bu bağlamda Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini önümüzdeki dönemde nasıl görüyorsunuz?</strong></p> <p>Türk-Amerikan ilişkilerinde sağlıklı bir sürecin işlediğini doğrusu söyleyemem. Niye? Bakın biz F-35’leri aldık, 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık ve bu F-35’ler bize teslim edilmedi. Amerika önce bunu bir defa halletmeli. Bize S-400 konusunu bahane edip F-35’leri vermemek, her şeyden önce bir defa devletler arası ilişkilerde ne diplomasi noktasında ne de münasebetler noktasında bir kimlik ortaya koymadır. Amerika’nın önce bunu bir defa düzeltmesi lazım. Tabi biz uluslararası hukuka dayalı olarak ne yapılması gerekiyorsa bunu yapacağız. Bize sürekli S-400’ü dayatmalarını bir defa bizim kabul etmemiz mümkün değil. Bizim için S-400 işi bitmiştir. Buradan geri adım atmamız da mümkün değil. Amerika’nın bunu uluslararası diplomaside, ilişkilerde doğru bir yere oturtması gerekir. Ama şu ana kadar bunu oturtamadılar. Biz Türkiye olarak dürüst davranıyoruz, duruşumuz dürüsttür ama Amerika maalesef dürüst davranmadı, davranmıyor. Bizim şu anda Amerika ile ilişkilerimizde zaten 20 milyar dolar civarında bir ticaret hacmimiz var. Bu ticaret hacmimizin artmasını biz arzu ediyoruz, ederiz de… Savunma sanayiine yönelik de biz adımlarımızı atıyoruz ve atmaya da devam edeceğiz. Şunu da bilmeleri gerekir ki artık eski Türkiye de yok. Bu Türkiye başka bir Türkiye. Savunma sanayiinde de biz her geçen gün daha ileri gidiyoruz, daha ileri gideceğiz. Ama yarın “Niçin F-35’i almıyorsun?” diyemezler. Vermezsen almayız. O zaman biz daha başka kapılara da müracaat ederiz. Burada CBS ile yaptığım röportajda onlara da onu söyledim. “Yani başka yerlerden almayı mı düşünüyorsunuz?” diye sordu. “Gerekirse alırız” dedim. Sen bana şimdi Patriot vermeyeceksin, ondan sonra biz S-400’ü aldığımızda “Niye S-400'ü aldın?” diyeceksin. Türkiye kendini savunmasına yönelik ne gerekiyorsa onu alır. Gerekirse bunları üretmeye de başlar. Zaten şu anda başladık. Bundan sonra bunu daha da ileri safhalara taşıyacağız. İnşallah kendi insansız savaş uçaklarımızı da üreteceğiz. Bunu da görecekler. Bu adımları da inşallah atıyoruz. Temennim odur ki iki NATO ülkesi olarak birbirimizle hasmane değil, dostane davranalım. Ama iki NATO ülkesi olarak şu andaki gidiş pek hayra alamet değil. Benim Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak yaklaşık 19 yıllık yöneticilik hayatımda Amerika ile olan münasebetlerimde geldiğimiz nokta maalesef iyi bir nokta değil. Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem.</p> <p><strong>Türkiye bu yıl BM Genel Kurulunda ve açılışını yaptığı Türkevi ile uluslararası iş birliğine ve diplomasiye desteğini güçlü şekilde ortaya koydu. Ne yazık ki bazı ülkeler Afganistan, Suriye, düzensiz göç gibi konularda sorumluluktan kaçıyor. Özellikle ABD yönetimi her ne kadar görünürde diplomasi vurgusu yapsa da adeta benden sonrası tufan havasında. Mevcut resmi nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p> <p>Tabi kendisi “benden sonrası tufan” dediyse, aynı şeyi ona da söylerler. Amerika şu anda eğer Afganistan’da bir şekillendirme yapamadıysa burada düşünmek lazım. Şu anda Afganistan’da Amerika’nın bir yönlendirme veya bir şekillendirme durumu olmuştur diyebilir miyiz? Hayır. İşte her şeyi bıraktı, gidiyor. Ama şimdi bir bedel çıkacak ortaya. Bu bedel nedir? Şu anda Taliban’ın elindeki silahlara baktığınız zaman, bu silahlar Amerika’nın silahları. Dolayısıyla bu bedeli de ödemek durumunda kalacaktır. Buradan bir yere daha geliyorum. Sayın Trump döneminde binlerce tır silah, mühimmat terör örgütlerine verildi. Bunları ben Sayın Trump’a defalarca ifade ettim, anlattım. Şimdi aynı durum Biden döneminde de var. Yine Biden terör örgütlerine silah, mühimmat, araç gereç taşımaya başladı. Biz bunu elimizi kolumuzu sallaya sallaya seyredecek değiliz. Dikkatle takip ediyoruz. Vakti saati geldiğinde de söylenmesi gereken neyse onu da kendilerine söyleriz.<br /> <br /> <strong>Paris İklim Anlaşması'nın Meclis onayına sunulacağını ifade ettiniz. Türkiye’nin çekinceleri vardı, çünkü gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasında bir yükümlülük farkı var. Bunun adil olmadığına dair bizim yaklaşımımız vardı. Türkiye çekincelerinden vaz mı geçti? Yoksa karşı tarafta bir tutum değişikliği mi oldu? Yoksa bu süreci zorlayacak yeni bir sürecin başlangıcından mı bahsediyoruz?</strong><br /> <br /> Biz bu tutumdan vazgeçmiş değiliz. Böyle bir şey yok. Ancak o dönem Hollande dönemiydi. Hollande döneminde de Sayın Şansölye Merkel’le üçlü bir konferansımız olmuştu. Bu üçlü konferansta da biz dedik ki “Türkiye gelişmiş ülkeyse ayrı değerlendirmek lazım. Eğer gelişmekte olan ülkeler kategorisindeyse ayrı değerlendirmemiz lazım. Her şeyden önce bunun kararını vermeniz lazım. Bu karara göre de bize yapmanız gereken ödemeyi de yapmanız lazım.” Tabi o zaman bunlar bu ödemeyi yapacaklarını söylüyorlardı ama bu olmadı. Şu anda geldiğimiz noktada ise tabi bütün incelemeleri ilgili arkadaşlar yapacaklar ve Meclis’in açılmasıyla birlikte de biz bunu Meclis’e taşıyacağız. Meclis’e taşıyarak, bu süreci özellikle Glasgow'da gündeme getireceğiz ve Türkiye olarak iklim değişikliği noktasında düşüncemizi Glasgow’da vereceğimiz mesajlarla da ortaya koyacağız.<br /> <br /> <strong>İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde son dönemde sivillere ve bölgede görev yapan Türk askerine karşı saldırılar oldu. 29 Eylül’de Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geleceksiniz. Bu konuda nasıl mesajlar vermeyi düşünüyorsunuz? Bu zirveden herhangi bir sonuç bekliyor muyuz?</strong><br /> <br /> 29 Eylül’de nasip olursa Sayın Putin’le Soçi’de yapacağımız ikili görüşme gerçekten önem arz ediyor. Heyetler arası görüşme yok, Sayın Putin’le sadece ikili görüşme yapacağız. Bu tabi sadece İdlib’i içeren bir görüşme olmayacak. Aynı zamanda Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini ve Suriye’deki durumu masaya yatıracağız. Suriye’de nereye geldiğimizi, bundan sonraki süreçte de nereye geleceğimizi kendileriyle konuşacağız. Kimseyi üçüncü bir şahıs olarak yanımıza almadan bu görüşmeyi yaparken orada tabi Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız. Çünkü bölgede Türkiye ve Rusya önemli iki ülke. Önemli iki ülke derken bir şeyi daha ifade etmem lazım; biz Rusya ile ilişkilerde şu ana kadar herhangi bir yanlış görmedik. Ticaret hacmine baktığımız zaman iyi bir konumdayız ve sürekli ilerleyen bir ticaret hacmi var. Suriye’deki gelişmeleri daha iyi bir konuma taşıma noktasında zaman zaman bazı sıkıntılar yaşamıyor değiliz. Ama bunu da gerek şahsım, gerek Savunma Bakanım, gerek Dışişleri Bakanım attığımız adımlarla hemen telafi edebiliyoruz. Örneğin Sayın Putin Azerbaycan’da eğer devlet adamlığını tam manasıyla ortaya koymamış olsaydı, Azerbaycan’dan bu şekilde çıkılmazdı. Ama bunu ortaya isabetli kararlarla koyduğu için Azerbaycan’dan çok çok olumlu bir şekilde çıkma şansını yakaladık. Şu an itibarıyla da Azerbaycan’da yoğun bir çalışma devam ediyor. Örneğin Sayın İlham Aliyev istediği anda istediği gibi rahatlıkla Sayın Putin’le görüşüyor, konuşuyor. Ben hakeza öyle… Çok kısa sürelerde irtibatlarımızı kurup görüşmelerimizi yapabiliyoruz. Tabi, çok daha önemlisi, şu anda attığımız adımlarla biz Iğdır’dan Azerbaycan’a yolu inşallah yapacağız. Buna demiryolu da dahil. Bu yolun yapımı çok çok önemli bir adım olacak. Bizim 5’li veya 6’lı platform dediğimiz olay vardı. Şu anda bu konuyla ilgili de Paşinyan’dan olumlu sinyaller geliyor. Şimdi bu olumlu sinyallerle beraber bu konuda da bazı adımları atacağız. Yani bölgeyi barış noktasında da iyi bir konuma taşıma fırsatını inşallah yakalamış olacağız. Ay sonunda Sayın Putin’le yapacağımız görüşmede bunlar da tabi konunun içinde yer alacak. Böylece Türkiye-Rusya ilişkilerinde inşallah çok daha güçlü, çok daha farklı bir döneme girmiş olacağız.<br /> <br /> <strong>Almanya’da bu pazar günü seçimler yapılacak. Anketlerde başa baş giden bir rekabet olduğu anlaşılıyor. Almanya’nın yeni bir başlangıç döneminde Türkiye olarak bizim hangi beklentilerimiz olur seçilecek olan yeni Şansölye’den? Çünkü Almanya Türkiye’nin çok önemli bir ortağı ve Avrupa’nın en önemli ekonomisi. Diğer taraftan sizin Şansölye Merkel’le çok uzun bir diyaloğunuz oldu. Avrupa’da en uzun görev yapan liderlerden biri oldu kendisi…</strong><br /> <br /> Benim kadar olmadı…<br /> <br /> <strong>Sizin kadar değil ama sizden sonra muhtemelen en uzun görev yapanlardan biri. Merkel’in Türkiye ve Avrupa üzerindeki ilişkilerdeki etkisini nasıl değerlendirirsiniz geride bıraktığımız dönemde?</strong><br /> <br /> Şunu açık ve net söylemem lazım; bizim Merkel’le, Schröder’den sonra olumlu bir sürecimiz oldu ama Alman Şansölyeleri içerisinde bizim en başarılı bir yönetim tarzı Schröder’le oldu. Schröder’le bizim münasebetlerimiz gerçekten çok çok farklıydı. Tabi Schröder’den sonra Şansölye Merkel ile münasebetlerimizde de ilişkilerimiz fena değildi. Sık sık arar, sık sık ararım. O şekilde bu süreci işlettik, çalıştırdık. Tabi şu anda yani Armin Laschet alır almaz bilemiyorum ama Armin Laschet ile de ikili münasebetlerimiz iyiydi. Temennim odur ki gerçekten gerek Almanya'da yaşayan Türk vatandaşları ile alakalı gerekse Türkiye-Almanya ilişkilerindeki bundan sonraki süreci zengin kılacak bir iktidar iş başına gelsin. Çünkü bizim orada çok ciddi sayıda bir insan potansiyelimiz var ve bu insanlar orada çile çekmesinler. Böylece yeni bir süreci Türkiye-Almanya ilişkilerinde inşallah güçlü kılacak bir iktidarla devam ettirelim. Bu konuda da kim olursa biz onunla her zaman ilişkilerimizi, geleceğe çok çok güçlü bir şekilde sürdürmüş oluruz. Mesela attığımız bazı adımlar vardı. Savunma sanayiine yönelik Almanya'yla ilişkilerimiz vardı. Daha da önemlisi şu anda denizaltı gemilerinin makinelerinin aksamıyla alakalı attığımız alımlar vardı. Şimdi bu adımların başarılı bir şekilde sürmesi ve savunma sanayiinde de bunlarla beraber bizim güçlü yürümemiz, Türkiye-Almanya ilişkilerinde çok farklı bir yere isabet edecektir diye düşünüyorum. Her iki ülke için hayırlı olan iktidar hangisi ise o iş başına gelsin diyorum.<br /> <br /> <strong>Sosyal medya düzenlemesi merakla bekleniyor. Çalışma hangi aşamada. Hangi adımların atılması planlanıyor?</strong><br /> <br /> Şu anda bununla ilgili arkadaşlarımız gerek İletişim Başkanım gerek Medya Tanıtım Başkanım birlikte çalışmalarını sürdürüyorlar ve Meclis’in açılmasıyla birlikte de biz hazırlıklarımızı Meclis’e sunacağız. Böylece sosyal medya konusundaki atacağımız adımların ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Çünkü sosyal medyanın maalesef tahribatı çok açık ve net ortada. Bu tahribatın artık bitmesinden yanayım. Artık bu tahribatı bitirmenin vaktinin geldiğine inanıyorum. Arkadaşlarımız da hazırlıklarını yaptılar ve Meclis’e bunu sunacaklar.<br /> <br /> <strong>Geçtiğimiz günlerde HDP Eski Eş Genel Başkanı Sezai Temelli “Kürt sorununda çözümün adresi İmralı’dır” açıklaması yaptı. Selahattin Demirtaş’ın da bir açıklaması oldu, o da HDP’yi işaret etti. Sayın Kılıçdaroğlu da bu yönde bir açıklama yaptı; “Kürt sorununu HDP çözer” dedi. Seçimlerin yaklaşmasına yakın bir dönemde bu tür ittifaklar, bu tür açıklamalar nasıl değerlendirilir? Bir de HDP kendi arasında ikiye mi bölünüyor?</strong><br /> <br /> Hayırlı olsun. Bu konuyla eğer biz meşgul olursak yazık olur. Yani İmralı mıdır, değil midir, onların sorunu. Varsın onlar bu şekilde yola devam etsinler; yani HDP midir, şu mudur, bu mudur… Biz diyoruz ki bu ülkede şu anda Cumhur İttifakı bu işin tek çözüm noktasıdır ve Cumhur İttifakı olarak da biz bu çözümün mücadelesini sürdürüyoruz. Çünkü bizim şu anda kitabımızda birlik var, beraberlik var, kardeşlik var ve bununla da bu yolda devam ediyoruz. “Yok Kürt sorununu çözmektir, yok şudur, yok budur…” Türkiye’de böyle bir sorun yok. Biz bu işi çoktan çözdük, aştık, bitirdik. Eğer birliğe, beraberliğe, kardeşliğe inananlar varsa buyursunlar hep beraber yola devam edelim.<br /> <br /> <strong>Muhalefetin son zamanlarda odaklandığı iki konu var. Birincisi, KHK’lılarla ilgili, hepsini aynı torbaya koyarak ortak şekilde “KHK’lı garibanları kurtaracağız” diyorlar. İkincisi de Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a eleştiri sınırlarını aşarak saldıranlar var. Muhalefetin bu tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong><br /> <br /> Bir defa KHK ile ilgili “Ben bu işi çözeceğim” diyen kim? Ana muhalefetin başındaki zat. Sen ne zamandan beri yargı oldun? Bu yargının konusu. Bununla ilgili adımı yargı atar. Sana ne oluyor? Kim sana bu yetkiyi verdi? Velev ki iktidar olsan -böyle bir şansın var mı, yok mu o da ayrı- yargının yetkilerini elinden sen nasıl alıyorsun? Öyle bir şey var mı? Şu anda bunlar tamamen yargının kontrolü altında olan, yargının iradesinde olan bir konu. Adam öyle atıyor ki bazıları da buna inanıyor. Bunu kabullenmek asla mümkün değil. KHK ile ilgili konularda zaten zaman zaman yargıda bu gelişmeleri takip eden, kontrol eden bazı kararları da kesinlikle görüyoruz.</p>  <p><br /> Ali Erbaş hocamızla ilgili konuya gelince, bir defa ana muhalefetin Ali Erbaş hocamıza, Diyanet İşleri Başkanımıza bu denli hakaret etme ne hakkı ne yetkisi vardır. Bu densizliktir, terbiyesizliktir. Zaten CHP’nin cemaziyelevveli de hep bizim din adamlarımıza hakaretle geçmiştir. Şimdi de aynısını Diyanet İşleri Başkanımıza hakaretle yürütüyorlar. Ama şunu bilsinler ki Diyanet İşleri Başkanımız yalnız değildir. Diyanet İşleri Başkanımız CHP’nin bu kendini bilmez tiplerinin hiçbir zaman muhatabı da olmamıştır, olmayacaktır. Diyanet İşleri Başkanımızı bu noktada biz asla yalnız bırakmayız. O makam önemli bir makamdır. Dolayısıyla bu makama hakaret edenler, bu ülkede dinini, diyanetini bilenlere hakaret etmiş olurlar. Yeni ortaya çıkmış olan birisi daha var; o da böyle sallayıp sallayıp duruyor. Dur bakalım; daha parti olduğun bile değil. Ana muhalefet, beraber bir şeyler yapıyorlar.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 23 Sep 2021 18:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Batsın bu dünya ya da “sıvı altın”]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/batsin-bu-dunya-ya-da-sivi-altin-335972</link><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/batsin-bu-dunya-ya-da-sivi-altin-335972</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Yazıklar olsun, yazıklar olsun / Kaderin böylesine, yazıklar olsun / Her şey karanlık, nerde insanlık / Kula kulluk edene yazıklar olsun / Batsın bu dünya, bitsin bu rüya / Ağlatıp da gülene, yazıklar olsun /</strong> …” Kader kısmına itirazım olsa da şimdi bu şarkının zamanı!</p> <p><strong>Covid-19</strong> pandemisi, içinde yaşadığımız <strong>“uygarlığın”</strong> tüm eşitsizliklerini, adaletsizliklerini, çirkinliklerini ve hoyratlığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.</p> <p>Kırk yıldır devletlerin yolsuzluğa batık çürümüş yapılar, tek çarenin de <strong>“pazar”</strong> olduğunu ve ancak özelleşerek güzelleşebileceğimizi anlatan neoliberal masalın çöküşüne tanık olduk.</p> <p>Virüsten kurtulmak için eteğine sarılınan devletler ise çoğu yerde <strong>“özelleşmişti</strong>” ve bu türden bir krize karşı hiç hazırlıkları yoktu!</p> <p>Batı merkezci, kapitalist modernleşme anlayışıyla kurduğumuz bir uygarlığın kendisi ile birlikte insanlığı da yok oluşa sürüklediğini gayet net gösterdi pandemi.</p>  <p><strong>80’lik</strong> <strong>Portekizli sosyolog Boaventura de Sousa Santos’</strong>a göre bir yol ayrımına geldik ve önümüzde, ikisi hiç hayırlı olmayan üç senaryo var:</p> <p>Bir; hali hazırdaki kafa karışıklığımızla, ikna edici bir alternatif de ortaya konulamadığı için, düne ait referanslarla ilerleyerek, kapitalizmin demokrasiye galebe çaldığı daha baskıcı rejimlere ulaşmak.</p> <p>İki; bir şeyleri değiştiriyormuş gibi yaparak, <strong>“mış gibi yaparak”,</strong> sağlık sistemlerine biraz daha kaynak ayırıp, sosyal yardımları biraz daha artırarak, ama üretim-tüketim ilişkilerine hiç dokunmadan ilerlemek. <strong>20 yıl</strong> dayanacak cep telefonlar, bilgisayarlar yapabilecekken, <strong>1-2</strong> yılda eskiyenleri yapıp tüketerek toprak anayı ölümcül bir şekilde zehirlemeyi sürdürmek. Yani, kapitalizm ve demokrasinin bir arada olamadığını göz ardı ederek ve aslında hiçbir şeyi değiştirmeden, belli sonumuza ilerlemek.</p> <p>Üç; alternatif yaratmak. Batı merkezci kapitalist modernleşme modelinin sonunun geldiğini kavramak ve onun yerine dayanışmacı, paylaşımcı, eşitlikçi, özgürlükçü, doğaya ve farklılıklara saygıya dayanan yeni bir uygarlık modelini önermek. Kuşkusuz bu, ne bugünden yarına olabilecek ne de eski uygarlığın kazanımlarının tümünü çöpe atarak olacak. Ancak, bugün başlamaz ve yarını beklersek çok geç kalmış olacağız.</p> <p>Aslında, mevcut uygarlığımızın ilkel ilan ettiği kimi toplulukların daha dayanışmacı ve kolektivist bir geleceğe ışık tutacak pratikleri de vardı. Misal, <strong>Afrika</strong>’nın <strong>“Ben, biz olduğumuz zaman benim” </strong>diyen dayanışmacı ahlakı ve felsefesi <strong>Ubuntu.</strong></p> <p>Bu <strong>“ilkel”</strong>in karşısındaki halimizden mevcut uygarlığımızın kimi kurumları bile dehşete düşmüş halde. İşte; <strong>Dünya Sağlık Örgütü,</strong> aşı uygulamalarının dörtte üçünün dünyadaki zenginliğin <strong>yüzde 60</strong>’ına sahip <strong>10</strong> ülkede gerçekleştiğini, <strong>2.5 milyar</strong> nüfuslu <strong>130</strong> ülkede tek doz aşı yapılamadığını, salgına karşı tüm dünyada eş zamanlı mücadele verilmezse başlangıç noktasına dönüleceğini ilan etti.</p> <p>Tam da bu nokta, dünyanın her yerinde ortak üretilip bütün insanlara ücretsiz sağlanabilecek bir aşının belli ilaç ve kimya şirketlerinin milyarlar kazandığı bir tür <strong>“sıvı altın”</strong>a dönüştüğü nokta.</p> <p><strong>1955</strong>’te bulduğu çocuk felci aşısına, onun insanlığın malı olduğunu söyleyerek ve dudak uçuklatacak bir servete boş vererek patent almayı reddeden <strong>Jonas Edward Salk</strong>’tan bu yana kat ettiğimiz yolda aşı, onu üretenler için “<strong>sıvı altın</strong>”a dönüştü. </p> <p><strong>COVID-19</strong> bize daha pek çok pandeminin gelecek olduğunu ve bir başka uygarlık yaratamaz da altın peşinde koşulan <strong>“vahşi Batı”</strong>ya dönersek, toplumsal düzeyde örneklerini gördüğümüz dayanışmacı modelleri, buna şiddetle direnen siyasal düzeye taşıyamazsak kendi kendimizi de yok edeceğimizi anlatıyor.</p> <p>Anlarsak!</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 02 Mar 2021 04:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Almanya'dan getirilen cenazeler karıştı: Covid-19'dan ölen kişiyi görenler karantinaya alındı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/almanya-dan-getirilen-cenazeler-karisti-covid-19-dan-olen-kisiyi-gorenler-karantinaya-alindi-333020</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2021/02/04/almanya-dan-getirilen-cenazeler-karisti-koronavirusten-olen-kisiyi-gorenler-karantinaya-alindi-837788-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/almanya-dan-getirilen-cenazeler-karisti-covid-19-dan-olen-kisiyi-gorenler-karantinaya-alindi-333020</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Almanya’da hayatını kaybeden Mustafa Özdemir ile Mehmet Zeki Yıldırım’ın cenazeleri karıştı. Türkiye’ye getirilip Trabzon’da toprağa verilen Mehmet Zeki Yıldırım’ın cenazesi, mezar yeniden kazılıp çıkarılarak memleketi Elazığ’a gönderildi. Elazığ’da teşhis için morga giden Yıldırım’ın yakınları ise Özdemir koronavirüsten öldüğü için karantinaya alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da 1 hafta önce koronavirüs tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Trabzonlu Mustafa Özdemir ile yine aynı ülkede, öğrenilemeyen nedenle vefat eden Elazığlı Mehmet Zeki Yıldırım’ın cenazeleri, yurt dışındaki işlemlerinin ardından uçakla Türkiye’ye gönderildi. Mustafa Özdemir’in yakınları Trabzon Havalimanı’nda teslim aldıkları cenazeyi, salgın önlemleri eşliğinde Akçaabat ilçesi Akçaköy Mahallesi’nde toprağa verdi.</p>  <p>Elazığlı Mehmet Zeki Yıldırım’ın yakınları ise kente getirilen cenazeyi teşhis etmek için morga gitti. Ancak cenazenin Yıldırım’a ait olmadığı belirlendi. Yapılan araştırmada, cenazelerin karıştığı saptandı. Yıldırım’ın cenazesinin Trabzon’da toprağa verildiği, Mustafa Özdemir’in cenazesinin ise Elazığ’a getirildiği tespit edildi. Morga teşhis için giden Yıldırım’ın yakınları, Özdemir koronavirüsten yaşamını yitirdiği için karantinaya alındı.</p> <p>Akçaabat ilçesindeki mezar yeniden kazılıp, Mehmet Zeki Yıldırım’ın cenazesi çıkarılarak Elazığ’a yollandı. Mustafa Özdemir’in cenazesi de Trabzon’a gönderildi. Mustafa Özdemir’in cenazesi Akçaabat’ta toprağa verildi.</p> <p><span style="font-size:11px;"><strong>DHA</strong></span></p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 04 Feb 2021 15:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kabloların bulunduğu köprüden emekleyerek geçtiler]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kablolarin-bulundugu-kopruden-emekleyerek-gectiler-324542</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/11/27/kablolarin-bulundugu-kopruden-emekleyerek-gectiler-810210-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kablolarin-bulundugu-kopruden-emekleyerek-gectiler-324542</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İstanbul'da Ayamama deresi üzerindeki kabloların bulunduğu demir köprüden emekleyerek geçenlerin görüntüsü dikkat çekti. Tehlikeli geçişe jiletli tel örgü ile önlem alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da Ayamama deresi üzerindeki kabloların bulunduğu demir köprüden tehlikeye aldırış etmeden emekleyerek geçenler görenleri hayrete düşürdü.</p> <p>İstanbul'da bu sabah saatlerinde çekilen görüntüler görenleri hayrete düşürdü. Basın Ekspres yolunun Küçükçekmece Halkalı'ndan Bağcılar tarafına Ayamama deresinin üzerinde kabloların bulunduğu demirden emekleyerek geçenler şaşkına çevirdi.</p>  <p>Elektrik kabloları için dere üzerine kurulan yaklaşık 5 metre uzunluğundaki demir köprüden ölüm tehlikesine aldırmadan geçenler yetkilileri de harekete geçirdi.</p> <p>Çevredeki yurttaşların cep telefonu kamerası ile çektiği o anların sosyal medyada yer almasının ardından BEDAŞ ekipleri bugün geçişleri engellemek için çalışma yaptı.</p> <p>Elektrik kabloları için kurulan iki demir köprünün çıkışları jiletli tel örgüler ile kapatıldı. Demir köprüler havadan da görüntülendi.</p> <div style="position:relative;padding-bottom:56.25%;height:0;overflow:hidden;"><iframe allow="autoplay" allowfullscreen="" frameborder="0" height="100%" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/x7xqpck?autoplay=1" style="width:100%;height:100%;position:absolute;left:0px;top:0px;overflow:hidden" type="text/html" width="100%"></iframe></div> <p><span style="font-size:11px;"><strong>DHA</strong></span></p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 27 Nov 2020 15:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Doğu Alman kenti Chemnitz, 2025 Avrupa Kültür Başkenti seçildi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/dogu-alman-kenti-chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-320975</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/10/29/chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-798544-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/dogu-alman-kenti-chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-320975</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Chemnitz, 2025 Avrupa Kültür Başkenti sıfatıyla Almanya’yı temsil edecek. Kültür başkenti seçimini yapan Avrupa jürisi, Saksonya eyaletindeki bu kent lehine yaptığı tavsiyesini Berlin’de duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>BirGün / Nürnberg</strong></p> <p>Bir zamanlar Doğu Almanya’nın önde gelen şehirlerinden olan ve 21 Haziran 1990'a kadar 'Karl-Marx-Stadt' ismini taşıyan Chemnitz 2025 Avrupa Kültür Başkenti seçildi.</p> <p>Almanya’nın başkenti Berlin’de dün toplanan 12 kişilik uluslararası jürinin başkanı Sylvia Amann yaptığı açıklamada, Almanya'nın doğusunda olan ve Saksonya eyaleti kentlerinden Chemnitz'in '2025 Avrupa Kültür Başkenti' seçildiğini duyurdu.</p> <p>Chemnitz şehri seçilme sürecinde Almanya’dan başvuran, Dresden, Gera ve Zittau elendikten sonra Hanover, Hildesheim, Magdeburg ve Nürnberg ile birlikte finale kalan 5 şehirden biri olmuştu.</p> <p><img alt="chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-798547-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/29/chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-798547-1.jpg" /></p> <p><span style="font-size:11px;"><em><strong>Chemnitz kentinde bulunan Karl Marx anıtı</strong></em></span></p> <p>Chemnitz kenti bu unvanı kazanmış olsa da, 2025 yılına kadar izleme aşamasında tutulacak ve istenen şartları yerine getirmesi halinde Melina Mercouri Ödülü’nün sahibi olacak. Chemnitz kenti ödülün alması durumunda, 1.5 milyon euronun (17 milyon TL) sahibi olacak.</p> <blockquote class="twitter-tweet"> <p dir="ltr" lang="de">Wir feiern. We celebrate.<a href="https://twitter.com/hashtag/chemnitz?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#chemnitz</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/chemnitz2025?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#chemnitz2025</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/ECoC2025?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#ECoC2025</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/EuropeanCapitalofCulture?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#EuropeanCapitalofCulture</a> <a href="https://t.co/6hTAilSEPM">pic.twitter.com/6hTAilSEPM</a></p> — Chemnitz 2025 (@chemnitz2025) <a href="https://twitter.com/chemnitz2025/status/1321503504687616000?ref_src=twsrc%5Etfw">October 28, 2020</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script> <p><strong>DEZAVANTAJLAR KORKUTUYORDU</strong></p> <p>Bundan iki yıl önce Daniel H.’nin bir şehir festivali esnasında bir ilticacı tarafından bıçaklanarak yaşamını yitirmesi üzerine Chemnitz günlerce olağanüstü bir durum yaşamış, ardından da gösteri ve yürüyüşlere sahne olmuştu.</p>  <p>2018 yazındaki bu olaylar tıpkı atıl haldeki alanlar ve boş duran binalar gibi ilk başlarda Saksonya eyalatininin üçüncü büyük bu kenti için bir dezavantaj olarak görülüyordu.</p> <p><img alt="chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-798548-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/29/chemnitz-2025-avrupa-kultur-baskenti-secildi-798548-1.jpg" /></p> <p><span style="font-size:11px;"><em><strong>Fotoğraf: Wikipedia</strong></em></span></p> <p><strong>KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK KAZANDI</strong></p> <p>Geçtiğimiz hafta pandemi nedeni ile bu şehirleri gezemeyen jüri üyelerine, kentler kendilerini sanal ortamda tanıttılar. Dün yapılan açıklamayla birlikte 2025 Avrupa Kültür Başkenti unvanına Chemnitz layık görüldü.</p> <blockquote class="twitter-tweet"> <p dir="ltr" lang="de">Unbändige Freude in <a href="https://twitter.com/hashtag/Chemnitz?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#Chemnitz</a>: “ Dieser Titel ist für Chemnitz die große Chance, viel zu geben und viel zu bekommen, viel vom Ungesehenen zu zeigen. Es wird der Stadt einen Schub geben.“ Oberbürgermeisterin Barbara Ludwig. <a href="https://twitter.com/hashtag/KulturhauptstadtEuropas2025?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#KulturhauptstadtEuropas2025</a> <a href="https://t.co/90Gam1SdyV">pic.twitter.com/90Gam1SdyV</a></p> — Kulturstiftung der Länder (@LaenderKultur) <a href="https://twitter.com/LaenderKultur/status/1321430054073700355?ref_src=twsrc%5Etfw">October 28, 2020</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script> <p>Kararın açıklanması sırasında çığlıklar atan Chemnitz Belediye Başkanı Barbara Ludwig, “Bu karar ile Chemniz Sadece Nazi yürüyüşleri ile manşete çıkmayacak. Bundan böyle şehrimizin çeşitliliği ve uluslararası ilişkileri ile manşetlerde yer alacak” sözleri ile sevincini basın ile paylaştı.</p>  <p><strong>ÖDÜL, 1985’TEN BU YANA VERİLİYOR</strong></p> <p>Avrupa kültür şehri düşüncesi ilk olarak 13 Haziran 1985 yılında Dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri tarafından ortaya atıldı. Düşünce olumlu bulundu ve aynı yıl Atina Avrupa Kültür Kenti olarak seçildi. 1999 yılında Avrupa Kültür Kenti tanımlaması Avrupa Kültür Başkenti olarak değiştirildi.</p> <p>2005 yılından itibaren seçim sistemi değiştirilerek, birden fazla kente bu unvan verilmeye başlandı. Hatırlanacağı gibi 2010 yılında İstanbul Avrupa Kültür Başkentlerinden biri unvanını aldı. Almanya’dan, Batı Berlin (1988), Weimar (1999) Essen (2010) bu unvanı taşımışlardı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 29 Oct 2020 11:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Booking.com geri dönüyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/booking-com-geri-donuyor-319121</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/10/14/booking-com-geri-donuyor-792501-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/booking-com-geri-donuyor-319121</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Türkiye'den erişime kapalı olan Hollanda merkezli online rezervasyon sitesi Booking.com, Türkiye’de ofis açmayı ve vergi ödemeyi kabul etti. Şirketin bu adımların atması durumunda, siteye 2017 yılından sonra ilk kez Türkiye'den erişilebilecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye’den 2017 yılından beri erişilemeyen Booking.com’un yeniden açılması gündeme geldi. Şirket, Türkiye’de ofis açmayı ve vergi ödemeyi kabul etti.</p> <p>Sabah gazetesinde yer alan habere göre, Hollanda merkezli şirketin ofis açma çalışmalarını hızlandırdığı öğrenildi. Şirketin, Türkiye'de kazandığı kârdan yüzde 7.5 oranında vergi vereceği ifade ediliyor. Bu adımların atılmasının ardından siteye erişim engelinin de kaldırılması söz konusu olacak.</p>  <p>Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) siteyle ilgili dava açmıştı. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi sitenin faaliyetinin durdurulmasına karar vermişti.</p> <p>Türkiye'de ‘vergi ödemediği’ ve ‘haksız rekabete neden olduğu’ gerekçesiyle Booking.com'a 2017 yılında erişim engeli getirilmişti.</p> <p><strong>“HAKSIZ REKABETE YOL AÇAN REKLAMLAR”</strong></p> <p>Mahkemenin kararında, 'en düşük fiyatlar' türünden ifadelerin, haksız rekabete yol açtığı belirtilerek şu ifadelere yer verilmişti:</p> <p> “Davalı site haksız rekabete yol açan reklamlara yer vermiştir. 'Booking.com' olarak en iyi fiyatları garanti eden bir internet sitesi kurmayı amaçlıyoruz', 'En düşük fiyatlar', 'booking.com hem şehirlerde hem de deniz kenarı veya kırsal bölgelerde en iyi otel fiyatlarını garanti etmektedir' vb. şekilde haksız rekabete yol açan reklamların siteden ve tüm online uygulamalardan kaldırılmasına karar verilmiştir. Ayrıca 500 bin lira teminatın yatırılması halinde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak faaliyetlerine devam etmesine karar verildi.”</p> <p><strong>YURTDIŞINDAN ERİŞİLEBİLİYORDU</strong></p> <p>Siteye Türkiye'den giren internet kullanıcıları, ülke içindeki otelleri sitede görüntüleyemiyor. Sitede konuyla ilgili olarak şu uyarı yapılıyor:</p> <p>“Şimdilik Türkiye'de bulunan müşterilerimiz bizimle maalesef sadece yurt dışı tesisler için rezervasyon yapabiliyor. Size hizmetlerimizi tamamıyla sunmamıza engel olan sorunları çözmeye çalışıyoruz. Yaşadığınız sıkıntıdan dolayı özür diler ve Booking.com'la ilişkinizin devamını dileriz.”</p> <p>Yurtdışından girişlerde ise otellerin görüntülenmesinde ise bir problem yaşanmıyordu. Aynı şekilde, Türkiye'den Booking.com'a girenler yurtdışındaki otellere de erişebiliyordu.</p> <p>Şirketin Türkiye'de ofis açması ve rekabet dengesini korumak için vergi ödemeyi kabul etmesinin ardından erişim engelinin kaldırılacağı belirtiliyor.</p> <div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/booking-com-davasinda-bilirkisi-raporu-ruhsata-gerek-yok-vergi-versin-241477' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/haber-liste-resim/2018/12/26/booking-com-davasinda-bilirkisi-raporu-ruhsata-gerek-yok-vergi-versin-546140-6.jpg' alt='Booking.com davasında bilirkişi raporu: Ruhsata gerek yok, vergi versin'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/booking-com-davasinda-bilirkisi-raporu-ruhsata-gerek-yok-vergi-versin-241477'>Booking.com davasında bilirkişi raporu: Ruhsata gerek yok, vergi versin</a></div>
</div>
</div>
</div>
 <div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/mahkemeden-booking-com-karari-272964' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/haber-liste-resim/2019/10/18/mahkemeden-booking-com-karari-638471-6.jpg' alt='Mahkemeden booking.com kararı'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/mahkemeden-booking-com-karari-272964'>Mahkemeden booking.com kararı</a></div>
</div>
</div>
</div>
 ]]></content:encoded><pubDate>Wed, 14 Oct 2020 10:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Pandemide seyahat fotoğrafçılığı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/pandemide-seyahat-fotografciligi-318565</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/10/09/pandemide-seyahat-fotografciligi-790666-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/pandemide-seyahat-fotografciligi-318565</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[ <p><strong>ÖZHAN ÖZDE</strong></p> <p>Koordinatörlüğünü yaptığım İFSAK Gezi Birimi için organize ettiğimiz Küba Fotoğraf Gezisi, katıldığım son yurtdışı fotoğraf gezisiydi. Hep birlikte, modern zamanların getirilerini yeniden deneyimlemiştik. Uzak coğrafyalarda bile gezginlerin hayatını kolaylaştırabilmek adına yapılan düzenlemeler (konaklama, ulaşım, yeme-içme vb.) gözümüzden kaçmamıştı. Etkin bilgiye ulaşabilmenin en kestirme yolları olan kütüphaneler ve müzelerdeki yeniden yapılanmalar, yabancı dil bilen lokal insan sayısındaki artış, çevrimiçi iletişim kanallarındaki neredeyse sınırsız olanaklar seyahat keyfini arttırıyordu. Benzeri sebeplerle turistik amaçlarla gezen insan sayısındaki artış ise popüler yerleri kalabalıklara boğuyordu. Buralarda güncel yaşayıştaki değişimi rahatlıkla görebiliyorduk ve kültürel değişimi kadrajlayabilme imkânı buluyorduk. Castro’dan sonraki Küba, ekonomik meselelere çözüm arayan Küba, kolonyal dönemin el değmemiş sokaklarına sınırlı imkanları ile kentsel yenileme uygulamaya çalışan Küba, tüm devlet sistemine güncelleme talep eden gençlerle dolup taşan Küba hem fotoğraflarımıza hem de zihnimize yansımıştı. Edindiğimiz izlenimlerle oluşturduğumuz güncel sorularımızı yanımıza alıp, yeniden buluşmak üzere Havana’ya veda ettik ve uzun süreli uçuşumuza başladık.</p>  <p>Bu uçuşun sonunda başka bir gerçekliğe varacağımızı hiç düşünmemiştim. 2020 yılı Şubat ayını neredeyse hiçbir haberi takip etmeden geçirdiğim için pandeminin ne kadar ciddi bir hal aldığını tam kavrayamamıştım. Önceden planladığımız Transilvanya gezisine kafa yormaya başladığımda hızlıca iptal işlemleri gerçekleştirdik ve arkasından karantina uygulamaları başladı. Böylelikle, yoğun bir seyahat programım varken aniden tüm takvimim senelerdir ilk kez boşalmış oldu. 2020 yılı Mart ayının başladığı günlerde geçen ve benim için unutulmaz bir hatıra olarak yaşayacak bu hikâyeden kısaca bahsetmemin nedeni, yeni normal dediğimiz kavrama adım atarken sık seyahat eden fotoğrafçılar adına bir örnek vermekti.</p> <p>Aradan geçen yedi ayda yaşadıklarımıza sanırım kimse hazır değildi. Bu süreçte seyahat fotoğrafçılarının ilgisi nerelerdeydi biraz da bu konudan bahsederek devam etmek istiyorum. Basitçe anlatmak gerekirse seyahat fotoğrafçısının; seyahat öncesinde araştırmak, planlamak ve hazırlık yapmak, seyahat esnasında oluşan fırsatları görebilmek ve etkili fotoğraflar üretebilmek, seyahat sonrasında elde edilen fotoğraflardan bir seçki yapmak ve yaratıcı ürünler (gösteri, sergi ya da detaylı bir metin ile zenginleştirilmiş dergi ya da blog yazısı gibi) ortaya koymak ile devam eden bir iş akışı vardır. Seyahat edebilmenin mümkün olmadığı ya da kendimiz ve çevremizdekiler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğu günlerde fotoğrafçılar, ilgilendikleri seyahat öyküleri üzerine yaptıkları araştırmalara odaklandılar.</p> <p>Bu durum, beraberinde önceden var olmayan imkanlar da sağladı ve sağlamaya devam ediyor. Yapılan araştırmaların temelini oluşturan kitaplar için neredeyse tüm yayınevleri ve kitapçılar seyahat, görsel kültür, referans kitapları gibi birçok yayınında ciddi indirimler ve gönderi kolaylıkları sağladı. Özellikle fark yaratan gelişmeler çevrimiçi alanda gerçekleşti. Önce Instagram, YouTube vb. kanallarda bilinen gezgin ya da fotoğrafçıların canlı yayınlarına tanık olduk. Dikkate değer bilgi ve tecrübelerin paylaşıldığı bu yayınlar sokağa çıkılamayan günlerde başlayarak hızla arttı ve konuyla ilgilenenler tarafından dikkatle takip edilir hale geldi. Çevrimiçi kütüphaneler belirli periyotlar ile tüm ziyaretçileri ücretsiz olarak kabul etmeye başladılar. Eşzamanlı olarak sayısız dijital arşiv de kullanıcıların erişimine açıldı. İçerik üreticileri de bu kaynaklara erişimi listelemeye koyuldular. Örnek vermek gerekirse <em>https://www.flickr.com/commons</em> linkinden ulaşılan portal, katılan ve destek veren kuruluşlarla birlikte önceden uzun zaman ve emek gerektirecek araştırmaları çok daha etkili ve hızlı yapabilmeyi sağlamaya devam ediyor. İnanılmaz boyutta veri barındıran Google ise Arts&Culture (<em>https://artsandculture.google.com</em>) ve Kitaplar (<em>https://books.google.com.tr</em>) bağlantıları ile çok yönlü araştırmalara imkân sağlıyor. Yine çevrimiçi çeviri hizmetlerinde yapılan güncellemeler ise hâkim olmadığımız yabancı dillerde de araştırma yapabilmeyi kolaylaştırıyor. Benzeri şekilde önemli müzelerin çoğu (örneğin Louvre Müzesi <em>https://www.louvre.fr/en/visites-en-ligne#tabs</em>) çevrimiçi gezilebiliyor.</p>  <p>Güncel imkânları bu şekilde birbiri ardına sıralayarak düşündüğümüzde, evde kal çağrılarına kulak vermek, okumaya, dinlemeye ve izlemeye daha fazla vakit ayırmak için oldukça doğru bir zaman olduğu sonucuna rahatlıkla varıyoruz. Neticede, sürecin sağlıkla geride bırakılmasını diliyor, seyahatlerimize kaldığımız yerden devam etmek için hazırlanıyor ve elden geldiğince zamanımızı efektif kullanmak için gayret sarf ediyoruz. </p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2020 16:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Marmara Bölgesi’nin en güzel kamp alanları]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-318563</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790650-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-318563</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İstanbul’a yakın gidebileceğimiz kamp alanları nelerdir? Hangi mevsimlerde nereye gidebilirim? Gittiğimiz yerlerde sosyal imkanlar neler? İşte bu soruların cevabını bulabileceğiniz yazımızı sizler için hazırladık.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>ASUMAN BİLGİÇ ATAÇ</strong></p> <p>Covid 19 salgınının bizleri evlere kapatmasının sonucunda kendimizi tanıma imkanı bulduk. Ve ne istiyoruz? sorusu bizi çepeçevre sarmaya başladı. İşte bununla birlikte bir çoğumuz doğanın bizim için en kıymetli şey olduğunu fark ettik. Doğa ile ilgili sporlar ve doğada geçirilecek zamanları arttırmaya yönelik eylemlere başladık. İşte bu süreçte kamp fikri hepimiz için en kolay yöntem oldu. Çadırını alıyorsun, arabana atıyorsun, malzemeler hazırlanıyor ve doğaya kaçış zamanı başlıyor. Peki nereye gitmeliyim? İstanbul’a yakın gidebileceğimiz kamp alanları nelerdir? Hangi mevsimlerde nereye gidebilirim? Gittiğimiz yerlerde sosyal imkanlar neler? İşte bu soruların cevabını bulabileceğiniz yazımızı sizler için hazırladık.</p>  <p><strong>KAMPLAR HANGİ TARİHLER ARASINDA OLMALIDIR? </strong></p> <p>Sorusunun cevabı 'her mevsim' denilebilir. Gittiğiniz şehre, bölgeye göre değişen bir cevaptır aslında. İlkbahar ve sonbahar kamp için en uygun mevsimler arasındadır. Ama konu Karadeniz bölgesi ise yaz ayları en uygun tarihtir. Deniz tatili yapmak isterseniz tabi yaz tatili çadır kampı seçeneklerini değerlendirebilirsiniz. Aslında gideceğiniz tarihe göre ve kendi isteklerinize göre seçim yapabilirsiniz. Sosyal imkanı olan bir yer mi tercih edeceksiniz, yoksa doğada kimselerin olmadığı dinginliğimi seçeceksiniz. Bu sizin tercihiniz. Bu konuda Marmara bölgesi çok sayıda seçeneğe sahip.</p> <p>Marmara Bölgesi kamp için çok güzel seçeneklere sahiptir. İlkbahar ve sonbahar en uygun tarihler arasındadır. Kış şartları için gereken ekipmanlarınız varsa ve soğuk havayı seviyorsanız kışın kar üzerinde de tabi ki kamp yapabilirsiniz.</p> <p>Tam sonbahar gelirken kamp yapmak isteyenlere kamp önerilerimiz; Kırklareli, Tekirdağ, Kocaeli, Bursa, Bolu illeri size farklı seçenekler sunan iller arasında. Kampa giderken en az bir gece kamp kurabileceğiniz, kendi aracınız veya tur araçları ile gidebileceğiniz ulaşım olarak sorun yaşamadan, sosyal imkanları olan veya olmayan vb. detayları içeren yazımızı sizler için hazırladık.</p> <p><img alt="marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790665-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790665-1.jpg" /></p> <p><strong>Kırklareli Çevresi Kamp Alanları</strong></p> <p>► İğneada Longoz Ormanları Kamp Alanları</p> <p>► Çilingoz Tabiat Parkı Kamp Alanı</p> <p>► Kıyıköy Kamp Alanları</p> <p>► Ormanlı Plajı Kamp Alanı</p> <p><strong>Tekirdağ Çevresi Kamp Alanları</strong></p> <p>► Uçmakdere Kamp Alanı</p> <p>► Gökçetepe Tabiat Parkı Kamp Alanı</p>  <p><strong>Kocaeli Çevresi Kamp Alanları</strong></p> <p>► İnönü Yaylası Kamp Alanları</p> <p>► Kuzu yaylası Milli Parkı Kamp Alanı</p> <p>► Menekşe Yaylası Kamp Alanı</p> <p>► Ercuva Yaylası Kamp Alanı</p> <p><strong>Bursa Çevresi Kamp Alanları</strong></p> <p>► Sarıalan Kamp Alanı</p> <p>► Uludağ Milli Parkı Kamp Alanı</p> <p>► Keramat Köyü Kaplıcası ve Kamp alanı</p> <p>► Misi Kamp Alanı</p> <p><strong>Bolu Çevresi Kamp Alanları</strong></p> <p>► Yedi Göller Milli Kampı Kamp Alanı</p> <p>► Şirinyazı Göleti-Mengen Kamp Alanı</p> <p>► Sülüklügöl Kamp Alanı</p> <p>► Çubuk Gölü Kamp Alanı</p>  <p><strong>KIRKLARELİ ÇEVRESİ KAMP ALANLARI</strong></p> <p><strong>İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı Kamp Alanları: </strong>İğneada çevresi kamp yapmak için çok fazla seçeneğe sahip yerler arasında. İsterseniz deniz kenarında, İsterseniz orman içinde, isterseniz ücreti veya ücretsiz mekanlar seçme olanağına sahip. İğneada plajından mert gölüne doğru sahilden yürüdüğünüzde kamp kurabileceğiniz ücretsiz, wc ve duşu olmayan, deniz kenarında bulunan kamp alanında yazın yüzmek için, bahar aylarında ise karadenizin sessinde sessizliğin tadını çıkarmak için kamp kurabilirsiniz. Yazın çok kalabalık olduğunu belirtmeliyiz. Bahar aylarında su seviyesi yüksek olabiliyor. Kamp alanına sahilden geçiş deniz ve gölün birleşmesi sonucu yaya olarak geçmesi mümkün olmuyor. Bu durumda kamp malzemelerinizi kanoya koyup geçebilir veya İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı girişinden aracınız ile gelerek, bir miktarda kamp yükü taşıyarak ulaşım sağlayabilirsiniz. İğneda girişinde ücretli kamp alanları da mevcut. Eğer orman içinde kamp yapmak isterseniz Dupnisa mağarası çevresinde kamp yapabilir. Burada bulunan wc kullanabilir, yaz ve bahar aylarında birkaç küçük büfeden yemek hizmeti de alabilirsiniz.</p> <p><img alt="marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790653-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790653-1.jpg" /></p> <p><strong>Çilingoz Tabiat Parkı Kamp Alanı: </strong>Tabiat parkı olduğu için girişinde ücret ödemesi yapmak zorundasınız. Fakat içeride bulunan wc ve duş imkanlarından faydalanabilirsiniz. Deniz, orman seçeneğini bir arada sunduğu için tercih edilen yerler arasındadır. Yazın çok kalabalık olduğu için gitmenizi tavsiye etmiyoruz fakat bahar ve kış aylarında kimseler olmuyor. Bu aylarda dinginliği yaşayabileceğiniz keyifli ve güvenli bir kamp alanıdır.</p> <p><strong>Kıyıköy Kamp Alanları:</strong> Bölge özel işletme olan çok sayıda kamp işletmesini içerisinde barındırmakta. Deniz kenarında tatil yapmak isteyenler için tercih edilebilir yerler arasında. Yaz ve bahar aylarında gidebilirsiniz. Burada bulunan işletmelerden yemek, wc kullanımı imkanlarından faydalanmanız mümkün. Yazın kalabalık ama bahar aylarında, doğanın keyfini çıkartabileceğiniz, kano yapabileceğiniz seçeneklere sahiptir.</p> <p><img alt="marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790654-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790654-1.jpg" /></p> <p><strong>Ormanlı Plajı Kamp Alanı: </strong>Bu alana giriş ücretsiz. Genelde yazın balıkçı aileler, kampçılar ve ekonomik tatil yapmak isteyen kampçıların tercihleri arasında. Arkası orman, önü deniz keyifli bir mekandır. Hırçın Karadeniz burada da hırçın. Sabah çok erken saatlerde deniz dingin oluyor. Yüzmek değil ama iyi bir yüzücüyseniz dalgalarda dans etmek için yazın gidebilirsiniz. Bahar aylarında ise dinginliği bulabileceğiniz yerler arasında. Burada rüzgar çok keyifli esmekte. Başınızı çadırdan uzattığınızda paraşütle atlamaya gelen paraşütçüleri izleme şansınız var.</p>  <p><strong>TEKİRDAĞ ÇEVRESİ KAMP ALANLARI</strong></p> <p><strong>Uçmakdere Kamp Alanı: </strong>Denizin kenarında hem yüzmek hem de keyif yapmak isteyenler için uygunudur. Deniz kıyısında bulunan işletmelere yakın olduğu için yemek yeme ve wc kullanma imkanı vardır. Girişte makul bir ücret ödeyerek kamp yapabilirsiniz. Kısıtlı yer olduğundan çok büyük bir ekip ile gidilmemelidir. Bahar aylarında ise sakin olduğu için Marmara denizinin sesi ile uykuya dalabilir sabah gün doğarken keyif yapabilirsiniz.</p> <p><strong>Gökçetepe Tabiat Parkı Kamp Alanı: </strong>Yazın yüzmek için tercih edilebilir fakat çok kalabalıktır. Çam ormanlarının arasında, denizin kıyısında ister kurulu çadır kiralayabilir isterseniz kendiniz kurabilirsiniz. Tost vb atıştırmalıkları alabileceğiniz büfesi mevcuttur. Tabiat parkı olduğu için girişi ücretlidir. Yanınıza yiyecek ve bol bol içecek alarak gitmelisiniz. Bahar aylarında keyfine doyamayacağınız dinginliğe sahiptir. Geniş orman arazisi içinde hem denizin hem de ormanın keyfini sürebilirsiniz.</p>  <p><strong>KOCAELİ ÇEVRESİ KAMP ALANLARI</strong></p> <p><strong>İnönü Yaylası Kamp Alanları:</strong> Yaz aylarında serinlik, kış aylarında kar keyfi, bahar aylarında ise doğa ile baş başa bir kamp isteyenlerin tercihleri arasındadır. Yayla olduğu için giriş ücreti, wc-duş yoktur. Yazın binek araçlarla bile gidebilirsiniz. Kışı aylarında ise yüksek bir araç ile gitmelisiniz. Yol kardan kapanabilir. Ormanın içinde yazın bile serin havayı yaşayabileceğiniz bir alandır. Herhangi bir tesis yoktur. Dolayısı ile tüm ihtiyaç duyacağınız malzemeleri yanınızda götürmeniz gerekmektedir.</p> <p><strong>Kuzu Yaylası Milli Parkı Kamp Alanı: </strong>Kartepe yolu üzerinde bulunan Kuzuyayla, orman keyfi isteyenlerin tercih edebileceği bir mekandır. Milli park olduğu için giriş ücretidir. Wc ve restaurant hizmeti alabileceğiniz bir yerdir. Kışın kar üzerine kamp atabilir, tesisin içindeki şöminede keyif yapabilirsiniz. Yazın için ise serin ve güveli bir yer istiyorsanız tercih edebilirsiniz. Araç ile kamp yerine kadar çıkabilirsiniz.</p> <p><strong>Menekşe Yaylası Kamp Alanı: </strong>Kamp alanı yaylanın içindedir. Belirli bir noktaya kadar araç ile giderek, yaylaya kadar belirgin olan patikadan yürümelisiniz. Dik bir çıkış olan rota sizi zorlayabilir. Ama yaylaya vardığınızda keyif sizi bekliyor. Doğanın içinde kimselerin olmadığı kamp alanının keyfini çıkartabilirsiniz. Yaban hayata ait canlılar gece sizi ziyaret edebilir. Cadır dışında yemek bırakmamaya özen göstermelisiniz.</p> <p><strong>Ercuva Yaylası Kamp Alanı: </strong>Yuvacık bölgesinde bulunan çok sayıda kamp alanından biridir. İnönü yaylasından devam ederek gidebilirsiniz. Kışın kar ulaşımı zorlayabilir. Yazın serin olduğu için tercih edilmektedir. Doğa ile baş başa vakit geçirmek isteyenler için idealdir. Yayla olduğu için ücretsizdir. Wc duş ve tesis yoktur. Doğal yaşamda yer alan dostlarımızın bizi ziyaret etme olasılığı yüksektir. Yemeklerinizi dışarıda bırakmamanızı tavsiye ederiz. Yanınıza tüm ihtiyaçlarınızı alarak gitmeniz gereken yerler arasındadır.</p>  <p><strong>BURSA ÇEVRESİ KAMP ALANLARI</strong></p> <p><strong>Sarıalan Kamp Alanı: </strong>Bursa’nın teleferik bölgesinden teleferik ile gidebileceğiniz bir kamp alanıdır. Teleferik ile giderken son istasyonda 1.650 metre yükseklikte yer alır. Sarıalan genellikle günübirlik veya kamp yapmak için tercih edilen bir yayladır. Çadır kamp alanı, bungalovlar, barakalar, et-mangal lokantaları, hediyelik eşya satış dükkânları, çocuk oyun alanları ile cami mevcuttur. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne ait olan bu işletme de ücret ödeyerek cadır veya bungalow konaklama yapabilirsiniz.</p> <p><strong>Uludağ Milli Parkı Kamp Alanı: </strong>Uludağ milli parkı çok sayıda kamp alanını sınırlarında barındırmaktadır. Sosyal hizmet alabileceğiniz veya doğanın içerisinde kamp kurabileceğiniz alanlar mevcuttur.</p> <p>Kışın gelecekseniz Bakacak kamp alanını tercih edebilirsiniz. Havanın açık olduğu günlderde Bursa ve Marmara denizini panoramik olarak seyredilebildiği önemli bir seyir noktasıdır. Bakacak’a oteller bölgesinden araçla ulaşılabilir. Veya oteller bölgesinden teleferik ile çıkarak teleferiğin arka tarafında kamp kurabilirsiniz. Tabi kış mevsiminde Uludağ’da kamp kurmak için çok tecrübeli ve kış sartlarına uygun malzemelerinizin olması gerekmektedir. Tecrubeli Seyehat acentesi ile yola çıkmanızı öneririz. Her iki bölgede ücretsidir ve dus-wc, büfe imkanı yoktur.</p> <p><img alt="marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790658-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790658-1.jpg" /></p> <p><strong>Keramat Köyü Kaplıcası ve Kamp alanı: </strong>Keramet Köyü sınırları içerisinde bulunan kaplıca, her mevsim gidilebilecek yerler arasında. Kaplıca suyunun sıcaklığı 34 derece dir. Açık havuz olarak hizmet vermektedir. Kışın doğa yürüyüşü severler yürüyüş sonunda kaplıca keyfi yapmak ve kampta kalmak isterseniz tercih edebilirsiniz. Makul bir kamp ücreti ve yemek yemek için küçük bir büfe bulunmaktadır.</p> <p><strong>Misi Kamp Alanı: </strong>Bursa’nın en eski yerleşim alanı olan Misi Köyü sınırlarında yer alır. Doğanın içinde düzenlenmiş bir kamp alanıdır. Şehir merkezine 15 dk uzaklığı ile tercih edilebilecek yerler arasındadır. WC-duş, lavabolar. Sıcak ve soğuk su, mutfak, çamaşır makinesi, araç atık boşaltma ve kaset boşaltma üniteleri, her dört parsele 2 su musluğu ve elektrik panosu ve elektrik sayacı bulunmaktadır. Bisiklet, binek araç, karavan, dolmuş ulaşımı nasıl isterseniz tercih edebilirsiniz. Makul bir ücret karşılığında konforlu bir kamp isteyenler için seçilmiş güzel bir tercihtir.</p>  <p><strong>BOLU ÇEVRESİ KAMP ALANLARI</strong></p> <p><strong>Yedi Göller Milli Kampı Kamp Alanı: </strong>Yedigöller Milli Parkı her mevsim kamp yapmak isteyenleri cezbeden harika bir bölgedir. Ulaşımı yollar bozuk olduğu için sıkıntılı olsa da gittiğinizde iyi ki diyeceğiniz yerler arasında yer almaktadır. Milli park sınırlarında 7 tane göl bulunmakta Deringöl, Büyükgöl, Sazlıgöl, İncegöl, Nazlıgöl, Seringöl ve Küçükgöl olarak adlandırılıyor.. Göllerin kenarında kamp yapabilirsiniz. Ama bazı zamanlarda milli park görevlileri sadece Derin göl kenarında kampa izin veriyor. Milli parka ait küçük bir büfe ve wc yer almakta. Ama sizin tedarikli gitmeniz öneriyoruz. Sonbaharda bölge çok güzel oluyor. Fakat hafta sonları çok kalabalık, bu nedenle sonbaharda hafta içi kamp yapmanızı öneriyoruz.</p> <p><img alt="marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790659-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790659-1.jpg" /></p> <p><strong>Şirinyazı Göleti-Mengen Kamp Alanı: </strong>Bolu’nun Mengen ilçesinin dağ köyü olan Bürnük Köyü sınırları içerisinde olan Şirinyazı Göleti çam ağaçlarının arasında görseli ile güzel bir gölettir. Son dönemlerde kamp severlerin tercih etmeye başladığı yerler arasındadır. Stabilize olan yol rahat bir ulaşıma sahip. Göletin girişinde Milli park görevlileri bulunmakta ve ücretli olarak giriş yapabiliyorsunuz. Gölet içinde otel,kamp ve piknik alanı mevcut. Kapı girişinden sağa doğru devan ederseniz kamp ve piknik alanına ulaşıyorsunuz. Her mevsim kamp yapabileceğiniz Şirinyazı göleti sevdiklerinizle sizi ağırlamak için beklemekte.</p> <p><strong>Sülüklü Göl Kamp Alanı: </strong>Kamp alanına olan ulaşımın son 9 km bozuk olduğu için yüksek araçla gitmenizi tavsiye ederiz.</p> <p>Makul bir ücretle kamp alanını kullanabiliyorsunuz. Her mevsim kamp yapmaya uygunudur. Fakat kısın kar ile kaplı olduğundan 9 km kamp yükü ile yürümeniz gerekmekte. Doğanın içerisinde keyifle vakit geçirmek için çok güzel bir bölgedir. Yaz ayları kalabalık oluyor. Kışın şahane bir görseli var. Wc ve küçük bir büfe bulunmakta. Ama size tüm ihtiyaçlarınızı alarak gitmenizi tavsiye ederiz.</p> <p><img alt="marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790660-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/10/09/marmara-bolgesi-nin-en-guzel-kamp-alanlari-790660-1.jpg" /></p> <p><strong>Çubuk Gölü Kamp Alanı: </strong>Tüm mevsimlerde tercih edilebilecek. Yel değirmenleri ile rüya gibi bir yer. Tesis yok. Ulaşımı asvalt yol olduğu için sorunsuzdur. Kıs aylarında kardan dolayı yollar kapalı olabiliyor. Yanınıza tüm ihtiyaçlarınızı alıp gitmenizde fayda var. Herhangi bir tesis bulunmamakta. Her mevsim ayrı bir güzelliği barından alan, fotoğraf ve kamp deneyimini birlikte yaşamak isteyenler için ideal kamp alanları arasında yer almaktadır.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2020 15:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[BirGün Gezi’den merhaba: Maceralar, sözleşmelerin bittiği yerde başlar…]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/birgun-gezi-den-merhaba-maceralar-sozlesmelerin-bittigi-yerde-baslar-318560</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/10/09/birgun-gezi-den-merhaba-maceralar-sozlesmelerin-bittigi-yerde-baslar-790640-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/birgun-gezi-den-merhaba-maceralar-sozlesmelerin-bittigi-yerde-baslar-318560</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZCAN YURDALAN</strong></p> <p>Hayatlarımız pandemiyle birlikte olağan akışını değiştirdi. Günlük rutinlerimiz, gelecek projelerimiz, uygulama bekleyen programlarımız iptal oldu. Yolculuklara çıkmaya hazırlanırken çıkmaz bir sokağa girdik.</p> <p>Uzun yolların erbabı seyyahların iyi bildiği kaybolma hissini bu süreçte hepimiz daha yakından tanıdık, elimiz ayağımız kesildi. Bırakın uzun yolculukları iki sokak öteye giden yollarımız bile kesilmişti. Önümüzde Covid-19 engeli vardı. Nasıl aşacağımızı bilemediğimiz bir dar geçide dayanmıştı yolumuz.</p>  <p>İlk kez başımıza gelen bir musibet değildi bu salgın. İnsanlık kim bilir kaçıncı salgını yaşıyordu. Belki bu seferkinin başlıca farkı, kapitalizmin doğaya karşı başlattığı savaşın aynı zamanda bu salgının hazırlayıcısı olmasıydı. Bir diğer fark da bizim yaşam zamanımıza denk gelmesiydi belki de.</p> <p>Kapitalizm her varlığı, her nesneyi, her ilişkiyi, kar amaçlı kullanarak sonuna kadar tüketen yapısı, doğal dengeleri bozmuş, canlı yaşamını hiçe saymış, insan sağlığını metalaştırmış, kar amaçlı tüketimin aracı haline getirmişti.</p> <p>En eski davranış biçimlerimizden biri olan geziler, kapitalizmin doğasına uygun biçimde kitle turizmi formatına bürünmüştü. Kalabalık grupları özensiz yolculuklarda oradan oraya taşıyan paket turlar doğanın, yerel kültürlerin ve ekonominin tahrip edilmesindeki önemli araçlardan biri olmuştu.</p> <p>Pandeminin kaçınılmaz bir doğa olayı olmadığını bilerek yaşadıklarımızı anlamaya çalışınca her alanda karşımıza çıkan tüketim toplumuna özgü hoyratlıkları turizm alanında da görüyoruz. Nitekim salgından ilk etkilenen sektörlerden biri kitle turizmi oldu. Bağımsız gezenler ya da sürdürülebilir turizm faaliyeti içinde olan küçük işletmeler de elbette yaşananlardan nasibini aldı.</p> <p>Her güzellik gibi her melanet de gelip geçer. Pandemi günleri de geçecek elbet. Ancak hiç değilse geçip giderken bir iki iyileşmenin de önünü açabilse diyor insan.</p> <p>İşte bu niyetle BirGün, belki de en olmadık zamanda gezi yazıları yayınlamaya başlıyor. Kitle turizminin acımasız yıkıcılığı karşısında sürdürülebilir turizmin, küçük gruplarla yapılan özgün seyahatlerin, gidilen mekanları tüketmeyen yol hallerinin, alternatif yolculukların önünü açmak, imkanlarını araştırmak ve yaygınlaştırmak için, başka türlü bir turizm mümkün mü sorusunu çoğaltmak için yayına başlıyoruz. Hepimizin yolları açık ve uzun olsun.</p>  <p>Birgün Gezi sayfasının içeriğinde şunlar olacak:</p> <p>- Pandemi sırasında ve sonrasında turizmin nasıl şekilleneceğine dair fikirleri ve olasılıkları değerlendiren söyleşiler yapacağız.</p> <p>- Yeni turizm yapılanmalarına ilişkin haberler vereceğiz.</p> <p>- Küçük gruplarla yapılan çevreye ve kültürlere saygılı yolculukları öne çıkararak yeni gelişmeleri ele alacağız.</p> <p>- Bağımsız gezen gençlerin yolculuklarına kulak vereceğiz.</p> <p>- Gezi edebiyatındaki eski ve yeni metinleri ele alacağız, kitapları tanıtacağız, blog yazılarını değerlendireceğiz.</p> <p>- Dünyada ve ülkemizde seyahat tarihine göz atacağız.</p> <p>- Seyahatlerin çeşitli sanat alanlarına, sinemaya ve edebiyata yansımalarını ele alacağız.</p> <p>- Turizm sektörünün problemlerine ilişkin söyleşilere yer vereceğiz.</p> <p>- Gezginler için önerilerimiz olacak.</p> <p>- Doğa aktivitelerinde, spor faaliyetlerinde ve seyahatlerde yeni eğilimleri duyuracağız. Gezi rotalarını tanıtacağız.</p> <p>- Teknolojik gelişmelerin seyahatlere yansımalarına bakacağız.</p> <p>- Seyahatlerin ayrılmaz parçası olan gezi fotoğrafçılığı konusunda pratik öneriler yapacağız.</p> <p>- Ve her yolculukta olduğu gibi BirGün gezi ekibinin çıktığı bu seferde de “maceraların sözleşmelerin bittiği yerde başladığını” bilerek yol alacağız.</p>   <p>BirGün Gezi sayfasıyla birlikte çok uzak olmayan günlerde yeniden yollara düşmeye hazırlanıyoruz. Çevreye, kültürlere, doğaya, her bir canlının özgür yaşamına saygılı gezilerin çoğalması hepimizi barış içinde bir gezegende gezdirmesi için yollarımızı açıyoruz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2020 15:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Doğayı arıyorsanız, Şavşat’a!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-316049</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/09/18/dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782286-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-316049</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Sonbahar Şavşat’ın en gözde zamanı. Yeşilin yıl boyu hüküm sürdüğü coğrafya, sonbaharda yerini tüm renklere bırakıyor. Renkler bu kısacık sezonda kendilerini cömertçe sunarak havasını atıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Aslı ATASOY</strong></p> <p>Şavşat’ta bir söz var: “Burada görmeyen biri bile fotoğraf çekse ödül alır.” Sonbaharda renk cümbüşü olan Şavşat’ın doğası dünyanın her yerinden fotoğrafçıları misafir ediyor. Elbette herkes kurallara ve sosyal mesafeye çok dikkatli.</p> <p>Yolculuk yoldayken şekillenir daha çok. Önceden yapılan planlar, alınan kararlar her zaman uygulanmaz. Turist ile seyyah arasındaki fark burada başlar. Turist yol ile ilgilenmez onun derdi bir yere varmak, bakmak, hediyelik eşya almak ve geri dönmektir. Seyyah ise yolla ve yoldayken başına geleceklerle ilgilenir. Gördüklerini içselleştirir, yolun kendisi olur. Onun için yolculuk uzun ve törenseldir. Yavaşça ve yaşayarak tamamlanır, geri döndüğünde ise yol yeniden başlar.</p>  <p>Şavşat, Artvin’e 70 km, Karadeniz’e ise 120 km uzaklıkta yer alıyor. Engebeli bir arazide kurulu, gökyüzü yoğun çam ormanları ile kaplı yüksek dağların ardından adeta kafa tutuyor. Yemyeşil ve geniş bir alana serpiştirilmiş köyler, milli parklar, yaylalar, göller ve elbette dağlar… Çiçeklerin ve ormanın kokusu en güzel aromadan daha etkileyici. Öyle ki coğrafya sizi görmeye, duymaya ve hissetmeye zorluyor. Detayları keşfetmezseniz sadece yeşil görürsünüz bu da körlüğün başka biçimi.</p> <p>Şavşat’a ulaşım, arabanız yoksa en az coğrafyası kadar zorlu. Ancak bu zorluğun hediyesi nefes kesici. Ardahan’dan Şavşat’a inen uzun yol, virajları ile sinemasal bir atmosfere sahip. Her dönemeçte orman ve gökyüzü başka açılardan sizi izliyor.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782289-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/09/18/dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782289-1.jpg" /><br /> </p> <p><strong>GÜRCÜ İZLERİ</strong></p> <p>Ortaçağ’da Gürcü prensler tarafından yönetilen Şavşat’ın ismi de Gürcüce’den geliyor. Gürcülerin bir boyu olan Şavşilerin diyarı demek. Kasaba, son beş yıldır Cittaslow, yani yavaş şehirler birliği içinde yer alıyor. Eşsiz doğal yapısı nedeniyle doğaseverler için büyük önem taşıyor. Bölgedeki santral ve barajlardaki artışa bakınca büyük sermayenin de buralara göz diktiği çok belli.</p> <p>Karadeniz, yazın diğer turizm bölgelerine göre serin ve nemli bir alternatif. Yol kenarında kır çiçeklerinin ormana eşlik ettiği ineklerin otladığı, berrak mavi gölleri ve dağ manzarası fotoğraf çekmeniz için sizi sürekli ayartıyor. Havanın döndüğü anlarda ise alto kümülüs bulutları güneşi saklayarak gökyüzünü griye boyuyor. Dağlar daha haşmetli görünüyor göze. İşte başka bir güzellik daha…</p> <p><strong>DOĞA KIŞA HAZIR</strong></p> <p>Sonbahar Şavşat’ın en gözde zamanı. Yeşilin yıl boyu hüküm sürdüğü coğrafya, sonbaharda yerini tüm renklere bırakıyor. Renkler bu kısacık sezonda kendilerini cömertçe sunarak havasını atıyor. Şavşat’ın bioçeşitliliği de renkleri gibi… Gürcistan’ın ve Doğu Anadolu’nun özellikleri ahenkli biçimde kendi gösteriyor. Ülkemizde doğal turizmin şu anda belki de Macahel ile birlikte en iyi temsilcisi. Özellikle doğa sporlarını seven doğal yaşam tutkunları için çekim merkezi.</p> <p>Çoğunluğu ahşap, dik çatılı, mütevazı evler yamaçları süslüyor. Son dönemde yapılan konaklama yerleri ise gösterişli ahşap bungalov evlerden oluşuyor. Konukseverliğin konforun bir adım ötesinde olduğu küçük aile işletmeleri misafirlerini kendi ürettikleri balları, peynirleri ve akşam yaktıkları odun sobaları ile ağırlıyor.</p> <p><strong>YAYLALARDAN İNDİLER</strong></p> <p>Şavşat’ın hemen girişindeki Yeşil Vadi Bungalov Evleri’nin sahibi rehber Atanur Keskin bölgenin ilk turizmcilerinden. Sonbahar onun cümleleri ile; “Yazdan daha önemli bizim için. Bir yandan hüzün var. Yaprakların dökülmesi bile insanın zoruna gidiyor. Bir yanda da kış hazırlığı yapıyoruz. Göç başlıyor, herkes büyük şehirlere gidiyor. Buranın sonbaharı ekim sonu biter, sonra kış…”</p> <p style="text-align: center;"><img alt="dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782290-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/09/18/dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782290-1.jpg" /><br /> </p> <p><strong>DOĞA TURİZMİ ANLAYIŞI KALKINDIRIR</strong></p> <p>Keskin, Şavşat’ın gerçek anlamda son beş yıldır turizm konusunda ilerleme kaydettiğini söylüyor. Öncelikle anlayışımız memnuniyet diyor: “Buranın halkı %99 oranında eğitimli. Her evde mutlaka bir öğretmen var. Bu da bakış açımızı farklı kılıyor. Bölgede 500 yatak kapasitesi var. Tüm işletme sahiplerinin önceliği misafir memnuniyeti. Para sonra geliyor. Çünkü doğanın ve turizmin önemini bilen aile zihniyetimiz var. Şavşat’ın doğa turizmine yatırım yapılırsa kalkınır. Doğaya uygun yeni tesisler en büyük ihtiyaç. Şu anda 10 otel var. Ayder’de ise 250 tane…”</p> <p><strong>HAZIRLIKLAR BİTTİ</strong></p> <p>Şavşatlılar çok önemsedikleri kış hazırlıklarını tamamlamak üzere. Eylül başı yaylalardan indiler. Peynir, mısır, patates, tereyağ ve odunlarını hazırlıyorlar. Ahır ve samanlıklar hazır. Çünkü hayvanların bakımı ayrı bir önem taşıyor. Yükseklerde yaşayan halk yağan kar nedeniyle kışın komşuya bile gidemiyor. Baharın gelmesini bekliyor.</p> <p>Atanur Keskin iyi bir rehber ve turizm elçisi. Her sezon öncesi keşfe çıkarak yeni rotalar hazırlıyor. Sadece kendisi için değil, diğer işletmeler için de gönüllü danışmanlık yapıyor. Biliyor ki her güzel gelişme Şavşat’ın yararına.</p> <p><strong>SONBAHARDA NELER YAPILIR?</strong></p> <p>Sonbaharda yolunu buraya düşüreceklerin fotoğraf çekmelerini öneriyor. Doğanın renk armonisine kayıtsız kalınmayacağını, Şavşat’ın baştan aşağı renklerle donanacağını anlatıyor. Öncelikli önerisi ise; Yukarı Koyunlu Köyü, Pınarlı Köyü, Papart Ormanları, Karagöl, Sahara Milli Parkı ve Maden Köyü. Gezerken köylerde yöresel yemeklerin tadılması gerektiğini mutlaka belirtiyor.</p> <p>Atanur Keskin, Karadeniz’e gelenlerin farklı bir seyahat anlayışı olduğunun altını çiziyor: “Gelenler 5 yıldızlı otel konforuna doymuş. Burada yoğurt arıyor, elma arıyor. Burada doğayı arıyor. Yayla turizmine gelenler doğayı olduğu gibi kabul etmeli. Odanda çekirge, örümcek çıkacak. Gerçek ev sahibi onlar” diyor.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782291-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/09/18/dogayi-ariyorsaniz-savsat-a-782291-1.jpg" /><br /> </p> <p><strong>HES’LERİ İSTEMİYORUZ</strong></p> <p>Her Şavşatlı gibi Atanur Keskin de HES’lerden dertli: “Artvin’de Deriner Barajı yapıldı. Dünyanın sayılı büyük barajlarından. Üzerine bir sürü HES yapılıyor. Artvin’in her tarafında HES yapılmasına gerek yok. Bütün halk karşı. Şavşat’ta isteyen tek kişi yok. Yukardan aşağı baktığınızda ağaç katliamını görüyorsunuz. Doğayı korumak yerine tahrip ediyorlar. Örneğin Şavşat Karagöl’ü ihale ile Şavşatlı olmayan birine verdiler. Bölge insanı olarak oraya gitmek istemiyoruz. Karagöl’ü Şavşat Belediyesi’ne teslim etmeleri lazım. Milli Park’a çivi çakılmaması gerekirken beton bina diktiler. Şavşat’ın bu anlamda sahibi yok.”</p> <p>Evet pandemi sürecinde eğer kişisel aracınızla yolculuk yaparak buralara yolunuz düşerse sizi önce renkler karşılayacak. Sınırdan sınıra, yayladan yaylaya, göllerden göllere eşsiz bir coğrafyada sessizlik ve renkler görmeye değer!</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 18 Sep 2020 12:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İstiklal Caddesi'nde şüpheli paket]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/istiklal-caddesi-nde-supheli-paket-309088</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/07/20/istiklal-caddesi-nde-supheli-paket-759132-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/istiklal-caddesi-nde-supheli-paket-309088</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[İstikal caddesinde polisi harekete geçiren şüpheli paketin boş olduğu anlaşıldı]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde bulunan şüpheli paket polisi harekete geçirdi. Polis, güvenlik amaçlı caddeyi giriş ve çıkışlara kapattı. Fünyeyle patlatılan çantanın boş olduğu anlaşıldı</p> <p>Olay saat 22.30 sıralarında meydana geldi. İstiklal Caddesi'nde devriye gezen bekçiler Ayhan Işık Sokak girişinde bulunan bir binanın merdiveninde sahipsiz çanta olduğunu fark etti. Haber verilmesi üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri, İstiklal Caddesi'nde sokağın olduğu bölümü yaya geçişine kapattı. Olay yerine gelen bomba imha uzmanı tarafından şüpheli çanta fünyeyle patlatıldı. Yapılan kontrolde çantanın boş olduğu anlaşıldı. Çantanın boş olduğunun anlaşılmasıyla birlikte yayalara kapatılan bölüm tekrar açıldı.</p> <p><iframe allow="autoplay" allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/x7v45vr" width="640"></iframe></p> ]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Jul 2020 23:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Balkanlar’ın içli türküsü Bosna & Hersek]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-301599</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/05/20/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733803-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-301599</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı da bu topraklarda patlak verdi, 20. yüzyılın en kanlı çatışmaları da. Çok etnili, çok kültürlü Bosna Hersek denince hep bir hüzünlenir insan... Ayağınızın değdiği, gözünüzün gördüğü her yer ayrı bir dramdır]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİRGÜL ÇAY</strong></p> <p>Bosna deyince belki ve hakli olarak hep savaş gelir aklınıza. Ayağınızın değdiği, gözünüzün gördüğü her yerde, kulağınızın duyduğu her ‘sevdalinka’da hep bir hüzün.</p> <p>Ama bu hüzün yalnız değildir. Bu hüzün yeşil dağlar arasındadır, benzerini başka yerde görmenizin çok zor olduğu bir yeşildir bu. Nehirler boyu uzanır.</p> <p>Bu nehir bazen Zümrüt yeşili manasına gelen Neretva’dır. Bosna ve Hersek diye ikiye ayrılmıştır bu ülkede Neretva alır sizi Hersek tarafına, Mostar’a kadar götürür. Herkesin hayatında mutlaka en az bir kez, ama biri muhakkak ilk baharda olmak üzere görmesi gereken bir yoldur bu. Bir yılan gibi kıvrılır yol kanyonların arasında. Türlü çiçekler, türlü ağaçlar, zümrüt yeşili bir Nehir. Bir cennet var ise yeryüzünde muhakkak bu yol üzerinde bir yerde bir parçası zuhur ediyordur.</p> <p>Neretva, Poçitel’e ulaştırır ilk. Poçitel ‘Başlangıç’ demektir kelime anlamı olarak ve taşı tanıdığıdır bu kentin. Neredeyse 400 yıl “sınır garnizonu” olarak kullanılmıştır. Hemen kapı komşusu o gün Venedik’lere bağlı Dubrovnik.</p> <p>Dimdik bir yamaç üzerine, adeta bir kartal yuvası gibi, çoğu Neretva Nehri’nin dibinden çıkmış sadece duvarı değil çatısı da taştan yapılmış evleri, doğa ile çetin mücadelede insanın uyumunun resmidir. Doyunca fotoğraf çekilecek dar, taş merdivenli sokakları, hamamı, camisi ve en tepesinde kalesi ile zamanda bir yolculuktur bu durak. Evliya Çelebi nasıl anlattı ise halen tam da öyledir, bir sayfadır seyahatnameden. Varın gelin kuş cıvıltılarını dinleyin, köyde yaşayan ailelerin sattığı meyvelerden, hele ki çileklerden, gül şuruplarından alın. Tarih içinde mest olun, ‘Ademin Bahçesi'nde kahve keyfide yaptınız mı devam edin Mostar’a doğru.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733806-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/05/20/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733806-1.jpg" /></p> <p>Mostar’ı biraz geçince Neretva’nın kolu olan Buna Nehri’ni, bir dağın yamacına yekpare bir taş üzeri kurulmuş Sarı Saltuk Türbesi’ni göreceksiniz. Suyun çıktığı kaynak demektir Buna. Ama buradan sadece su değil aynı zamanda bir kültürde fışkırır. Bu kültür Bektaşiliktir. Eline, beline, diline hâkim olmaktır. Bu dergâhta sevgi mayası, bilgi hamurunda yoğrulur. Balkanlar’a Osmanlı ‘dan önce gelmiştir Bektaşi Dervişi Sarı Saltuk. Dergâhı Balkanlar’ın evrimleşmesinde, Müslümanlaşmasında en kritik rolleri üstlenmiştir. Erzincan’dan Makedonya’ya, Tunceli’den Balkanlar’ın en ücra köşesine çok geniş bir coğrafyada bu Horonsan dervişinin bir sandukasını yahut türbesini görürsünüz. Altından akan kaynaklar, kaynaklarla iç içe, onların serinliğinde balık restoranları, sadece dergâhın köprüsünü geçtikten sonra avlanılabileceğine inanılan “Pastırmıka Balığı.” Görmeden dönmeyin diyeceğimiz en önemli yerlerden biridir bu dergâh. Hayatı türlü efsaneler ile anlatılır ya, hepsini bir arada Cem Sultan’ın yazdırdığı Saltukname’de bulabilirsiniz.</p> <p>Bir başka nehri Miljacka’dır. (Milyatska diye okunur). İşte burası Bosnalıların deyimi ile Sarajevo’dur. Siz artık Hersek’te değil Bosna tarafındasınızdır. (Saray Bosna) Başkent işte buradadır. Dağlar ortasında, dümdüz bir ovada Miljacka buyuncadır. Başından sonuna 13 km’dir ama sizi çağlardan çağlara, medeniyetlerden medeniyetlere, ideolojilerden ideolojilere gene bu 13 km içinde taşır.</p> <p><strong>DÜNYANIN EN KOZMOPOLİT TOPRAKLARI</strong></p> <p>Osmanlı, Avusturya Macaristan, Yugoslavya ve Bosna-Hersek geçmiştir buradan sırası ile. Mutlak monarşi, anayasal monarşi derken sosyalist federal hükümet yapısı ve demokrasi bu ülkede etkin olmuş dört farklı yönetim biçimidir. Boşnaklar, Sırplar, Hırvatlar olmak üzere başlıca üç etnik gruptan millet burada yaşamakta, Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet halen etkisini sürdürmekte. İşte bu kentte tüm bu değişikliklerin hemen hiçbiri birbirinin izini tamamen kapatmamış ve hemen hepsi bir arada görünür olmuştur.</p> <p>Sözün özünde hepsi de aynı ağacın dalları hepsi de Slav’dır ya, Müslümanlığı seçerlerse Boşnak, Ortodoksluğu seçerlerse Sırp ve Katolikliği seçerlerse Hırvat denir adlarına. Dillerine de Boşnakça, Sırpça Ve Hırvatça. Fakat herkes birbirinin dilini rahatça anlar ve konuşur. Aralarındaki fark kıldan ince fakat kılıçtan keskindir.</p> <p>Fatih ile gelen Osmanlı 400 yıldan fazla kalır bu coğrafyada. Bizim benzeşmemiz işte bu 4 asrın toplamıdır. Siz şimdi Anadolu’da bir yerde billahsa Bursa’da sanırsınız kendinizi. Yamaçlarına ahşap ile yapılmış evlerinden geleneksel Osmanlı mimarisi akar. Bu evlerin hiçbiri birbirinin ışığını kesmez. Komşu hakkı gözetir. Ve gene bu evlerin en ünlüsü şüphesiz İnat Kuça’dır.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733810-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/05/20/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733810-1.jpg" /></p> <p>Kuça Boşnakça ev demektir zaten. İnat ise ev sahibinin ve dahi Boşnakların inadının aynasıdır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu nehir kenarında adamın evinin olduğu yere bugün müze ve kütüphane olarak yapılan binayı inşa etmek ister. Fakat ev sahibi inat ile evini satmaz. Sonunda yapılan anlaşma gereği, Boşnak adamın evini aynı tuğlaları kullanarak milimi milimine aynı şekilde nehrin karşı kıyısına taşırlar. Şimdilerde restoran olarak kullanılan evin adı İnat Kuça’dır ve tabelasında, “Karşı taraftandım, inadımdan size evi vermedim” yazar.</p> <p>İşte bu Osmanlı yapısının yerine 1892-1896 yıllarında yapılmıştır kütüphane binası. Doğal Yapıyı bozmak istemeyen Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Başçarşı’nın hemen yanı başında Endülüs mimarisiyle inşa eder kütüphaneyi. Kütüphane zamanla “ülkenin hafızası” konumuna gelir. Boşnak, Sırp, Hırvat ve Yahudilere ait el yazması eserlerin de bulunduğu 6 milyona kitap ve arşiv kayıtları bu binada saklanır. 25 Ağustos 1992’de Saraybosna’yı kuşatan Çetnikler’in hedef aldığı ilk üç binadan biridir burası. Çünkü Bosna’da insanlardan istenilen sadece toprakları değil aynı zamanda tarihleridir. Topçu ateşlerinin oluşturduğu yangında 2 milyon eser yok olur. 22 yılın ardından yeniden açılır.</p> <p><strong>BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NI BAŞLATAN KÖPRÜ</strong></p> <p>Sonra siz sağınızda kütüphane devam edersiniz nehir boyunca... Sağınızda Konyalı Restoran ve Elazığlı Bülent Usta size Türkiye’den bir selam gibi durur şaşmayın. Solunuzda Hünkar Camisi, Frenk Mahallesi, bira fabrikası ve harika kafesi. Ve işte Latin Köprüsü… Hani yıllarca ders kitaplarında duyduğumuz birinci Dünya savaşını başlatan olay “Avusturya Macaristan İmparatorluğu veliaht Arşidükü Franz Ferdinand ve eşi Sofiya’nın öldürülmesi” Saraybosnalı Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından, 28 Haziran 1914’te işte tam bu köprü üzerinde gerçekleşti.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733809-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/05/20/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733809-1.jpg" style="height: 666px; width: 500px;" /></p> <p>Siz köprüye bakarken Avrupa’nın ilk elektrikli tramvayları geçer önünüzden. Belki Konya yazısı okursunuz üzerlerinde. Baş Çarşı’dan geçen tramvay, Mareşal Tito Caddesi üzerinden yeniden Tren Garı’na döner. Kimse size sormaz ama siz gene de biletinizi alın.</p> <p>Türlü sürprizlerle dolu Bosna’da şüphesiz en büyük cazibe merkezi baş çarşı. Hemen herkes Sebil’in etrafında toplanır. Hem sadece insanların değil, güvercinlerin de en uğrak yeridir bu sebil meydanı. Serin sularından içen insanlar, İnsandan kaçmadan ellerinden yemler yiyen güvercinlerle, düşle ile gerçek arası bir güzelliktedir burası.</p> <p>Sebilden sırtınızı dönerseniz yukarıya, işte orası da şehitliktir. Alija da oradadır. Taşlar bir insana en fazla ne anlatabilir. Bosna’da hepsi birbiri ile aynı tarihte olan mezar taşları kadar katliamı apaçık başka ne anlatabilir bize. Nasıl okursunuz rakamları. Doğum ve ölüm tarihi arasında birkaç ay, birkaç yıl olan, mezar yeri kalmadığından bir parkta boylu boyunca yatan bu çocuk mezarları kadar apaçık bir hüzün belki başka hiçbir yazıda, hiçbir rakamda yoktur.</p> <p>Hemen yanımız Bakırcılar çarşısı, kahvehaneler, Merkez Camii. İçerilere girdik mi Morica Han. Bir Tirelice ve bir kahvede Morica Han hak eder. Osmanlıdan kalan en canlı şeylerden biridir kahve kültürü. Kulpsuz fincanlarda yanında lokum ve su ile servis edilir. Fincanların içinde muhakkak ki yıldız vardır, siz hilal şeklinde tutarsınız fincanı. Olur size ay yıldız. Hilal ve yıldız kadim motifleridir Bosna’nın. Mostar Köprüsü’nün bir hilal şeklinde yapılması bir tesadüf olmasa gerektir. İslam’ın hilali bir zaman yerini tek bir yıldıza bırakmıştır. Tito’nun kızıl yıldızına. Ardından Alıya’nın ay ve yıldızı kuşatır Bosna’nın gecesini.</p> <p>Sabah kahvaltısından akşam yemeğine her an an kahve içeceğiniz bir köşe varsa da Türkiye’den gelen yoğun turist grupları Türk çayı tabelasını astırmış kafelerin camlarına… Eşsiz lezzetleri ile Boşnak börekleri ve Cevapçiçi. Kosova’da, Makedonya’da, Hırvatistan’da da benzer isimlerle bulacağınız Cevapçiçi bir balkan köftesidir. Yanında soğan ve kaymak ile servis edilir. İnegöl köfte ile oldukça benzesede Bosna dönüşü tadı damağınızda kalmış şeylerden biri eminiz ki bu kebap olacaktır. Ayran isterseniz yoğurt gelir Bosna’da. Size ayrıca su veriler kendi ayranınızı yapmanız için.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733807-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/05/20/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733807-1.jpg" style="height: 565px; width: 500px;" /></p> <p>Mimariden sosyal yapıya, tarihten yemek kültürüne kadar Bir Anadolu minyatürü gibi Avrupa’nın ortasında durur baş çarşı. Baş Çarşı Bosna’nın kalbi ise Gazi Hüsrev Bey Camisi de Baş Çarşı’nın kalbidir. Sadece belirli saatlerde açık olan camide neredeyse beş asırdır ibadet sürmekte. Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey Medreseler, hanlar ve camiler kattığı Bosna’da bu caminin bahçesinde yatar. Saat kulesi, Rüstem Paşa Bezistanı, Müzeleri…</p> <p>Yolun bittiği yer sizi bu kez bambaşka bir medeniyete taşır, Ferhadiye Caddesi’ne. İşte işte, adeta Avusturya’nın bir parçasına, bir masaldan bir masala çıkar gibi, göz açıp kapama hızında geldiniz. Ahşap binalar taşa dönüştü. Önlerine heykeller kondu. Kuru et pazarı, iki yanında ışıklı dükkanlar ve caddelere atılmış masalar da yemek yiyen kahve içen insanlar, ışıklı kafeler ile Ferhadiye. İşte şu da İsa’nın Kalbi Katedrali. Paris’teki Notre Dame Katedrali’nden esinlenmiş... Dileriz görmüşsünüzdür yangından önce.</p> <p>Katedralin önünde ise Saray Bosna Gülleri… 21. yy’de, renkli televizyonlarında seyrettiğimiz bu savaşta atılan bombaların düştüğü yerlerde, zeminde oluşan yarıkların içleri kırmızı reçine ile doldurulmuş. Saray Bosna Gülleri adını almış. Savaşta ölenlerin anısını yaşatıyor. Belki bilmeden üzerinden yanından geçtiğimiz bu güller Bosnalılar için anne, baba, kardeş, eş yani savaşta kaybedilmiş çok kıymetli bir candır.</p> <p><strong>TİTO’NUN SÖNMEYEN ‘SONSUZ ATEŞ’İ</strong></p> <p>Ferhadiye Caddesi, Mareşal Tito Caddesi ile kesişir yolun sonunda. Tito’nun Sonsuz Ateş’i yanar burada. 6 Nisan 1946’da 2. Dünya Savaşı’nda ölenler için yakılmış bu ateş hiç sönmeyecek der Bosnalılar. Sosyalizmin, sosyal evlerini görürsünüz artık buradan sonra. Kentin her yerinde olduğu gibi buralarda da duvarlarda kurşun izleri, kentin yara izleri gibi, utanç duvarları gibi durur.</p> <p>Ve Umut Tüneli. Savaşın Boşnakların lehine nasıl çevrildiğini, halkların en imkansız durumlarda dahi özgürlükleri için nasıl yaratıcı çözümler bulduklarını, en mümkünsüzü nasıl umuda ve kurtuluşa çevirdiklerini görmek için en güzel duraktır Umut Tüneli.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733811-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/05/20/balkanlar-in-icli-turkusu-bosna-hersek-733811-1.jpg" /></p> <p>Dedik ya nehirler boyudur Bosna, Vrelo Bosne, Bosna Nehri’nin kaynağı anlamına gelir. Tito bahçeleri de derler buraya. Kestane ve dahi çınar ağaçlarının elleri havada birleşir adeta. Yemyeşil bir tünel oluşturur.</p> <p>Hiç nehir olur da bir ülkede köprü olmaz mı, niceleri vardır Bosna Hersek’te. Sırp asıllı yazar Ivo Andreviç’in kaleminden adına Nobel Ödüllü kitap yazılmış Drina, 17. yy klasik Osmanlı mimarisinin en güzel eserlerinden Konij, Evliya Çelebi’nin ‘Gökkuşağı gibi gökyüzüne boy salıp bir kayadan diğer kayaya bir kemer yapmıştır ki, güya cennet benzeri Bağdat’ta bulunan tak-ı Kisra’dır’ dediği Mostar.</p> <p>Bu köprüler çetin hava koşullarında geçilmesi zor azgın nehirleri değil kültürleri birbirine bu köprüler bağlar. Frenk Mahallesi ile Müslüman mahallesini, Hıristiyanlık ile Müslümanlığı, aşağısı ile yukarısını, geçmiş ile geleceği bu köprüler ile aşarsınız. Bosna- Hersek henüz vizesiz, hayat son derece ucuz ve gidip görmeniz için evet belki hüzünlü ama bir o kadar da umutla sizi bekliyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 20 May 2020 07:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Saros FSRU Gemi İskelesi projesi ile ilgili ÇED süreci sonlandırılmalı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/saros-fsru-gemi-iskelesi-projesi-ile-ilgili-ced-sureci-sonlandirilmali-299828</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/05/06/saros-fsru-gemi-iskelesi-projesi-ile-ilgili-ced-sureci-sonlandirilmali-727692-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/saros-fsru-gemi-iskelesi-projesi-ile-ilgili-ced-sureci-sonlandirilmali-299828</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Saros Gönüllülerinden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na çağrı: Saros FSRU Liman ve Boru Hattı projesi akla, bilime, doğaya, hukuka zarardır. Saros Körfezi’nde yapılması planlanan Saros FSRU Gemi İskelesi projesi ile ilgili ÇED süreci sonlandırılmalıdır]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Saros Gönüllüleri tüm ülkeden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğüne ve İnceleme Değerlendirme Komisyonu’na “Saros FSRU ÇED sürecinin sonlandırılması gerektiğine” dair Şubat ayında itiraz dilekçe gönderdi. Buna karşın ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün, bugün toplantısız İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı yapılacağı açığa çıktı. </p> <p><strong>HUKUKA AYKIRI TOPLANTI</strong></p> <p>Sürece ilişkin yazılı açıklama yapan avukat Bülent Kaçar, “İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri ve bölgede yaşayan kişi ve kuruluş temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleştirilmelidir. Resmi hiçbir duyuru yapmadan bugün yapılacak Saros FSRU İDK toplantısının ileri bir tarihe ertelenmeyerek sadece yazılı görüşler alınması yani fiziki İDK toplantısı yapılmaması usule ve ÇED yönetmeliğine açıkça aykırıdır” ifadelerini kaydetti.</p> <p><b>PROJE BİTİRİLMEYE Mİ ÇALIŞILIYOR?</b></p> <p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na seslenen Kaçar, şunları ifade etti:</p> <p>“Saros Körfezi’nde yaşayanlar Edirne İdare Mahkemesi’nde BOTAŞ şirketinin hazırlattığı ÇED raporunun ve projenin 90 ayrı sebeple akıl dışı ve hukuka aykırı olduğunu bilimsel raporla kanıtlayan bir dava kazanıldı.</p> <p>Bu mahkeme kararına ve bu davada keşfe katılan 10 ayrı bilim ve teknik uzmanın hazırladığı 113 sayfalık bilirkişi raporundaki tespitlere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uymayıp Saros FSRU ÇED sürecine uygulanamayacak 2009 / 7 genelgesine sığınıp ÇED'i ve projeyi alelacele hızla bitirmeye mi çalışıyor?</p> <p>Somut durumda Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2009/7 sayılı genelgesi uygulanamaz. Çünkü ortada bir veya bir kaç aykırılık değil 90 civarında bilime, hukuka ve ÇED yönetmeliğine aykırılık vardır. Mahkemeye sunulan Bilirkişi Raporu resmi ve hukuki bir belge olarak Sayın Komisyonu idari ve hukuki olarak bağlayıcıdır.”</p> <p><strong>ÇED OLUMLU KARARI VERİLMEMELİDİR</strong></p> <p>Saros körfezinin Trakya bölgesi için çok önemli bir doğal varlık olduğunun altını çizen Kaçar, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Proje alanı, Saros Körfezi 2006 yılında Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş olup 2010 yılında da Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi ilan edilmiştir. Proje alanı devlet olarak imzaladığımız Barselona Sözleşmesi ve Bern Sözleşmesi kapsamında kalmaktadır. Botaş şirketi hem halka hem de bilime rağmen 1.Derece Deprem Bölgesi üzerine Liman ve Boru Hattı kurmak istemektedir. Şirketin ısrarı sadece dış ülkelerden doğal gaz alım ve satımı içindir. Saros FSRU Liman ve Boru Hattı projesi akla, bilime, doğaya, hukuka zarardır. İtiraz dilekçelerimiz İnceleme Değerlendirme Kurulunda dikkate alınmalıdır. ÇED Olumlu kararı verilmemelidir.”</p> ]]></content:encoded><pubDate>Wed, 06 May 2020 13:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İnadına 1 Mayıs inadına direniş]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/inadina-1-mayis-inadina-direnis-299020</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/05/01/inadina-1-mayis-inadina-direnis-724971-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/inadina-1-mayis-inadina-direnis-299020</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p>Emekçiler birçok yerde dünden kutlamalara başladı. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Adana gibi üç günlük sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 30 büyükşehir ile emeğin başkenti Zonguldak başta olmak üzere birçok kentte emekçiler çalıştıkları sanayi siteleri, fabrikalar, atölyeler önünde bayramlarını kutladı. “Ya salgın, ya açlık” ikileminde bırakılan işçi ve emekçiler taleplerini bir kez daha dile getirdi.</p> <p>Birçok yerde ise kutlamalara izin verilmedi.</p> <p><strong>►Sağlıkçılara engel </strong></p> <p>Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde 1 Mayıs kutlaması yapmak isteyen sağlık emekçileri engellendi. Valilikten izin alınmadığı ileri sürülerek rektörün talimatını gerekçe gösterilerek açıklamaya engel olundu. Sağlık emekçileri engellemeyi alkışlarla protesto etti.</p> <p>►<strong>Yeni toplumsal düzen şart</strong></p> <p>Gebze Sendikalar Birliği 1 Mayıs’a dair açıklama gerçekleştirdi. “Yeni bir toplumsal düzen adına 1 Mayıs’ı kutluyoruz” denilerek başlayan açıklamada Birleşik Metal İş Gebze 2 Nolu Şube Başkanı Necmettin Aydın, “Yeni bir toplumsal düzen şart. Çünkü neo-liberal kapitalizm ülkemizi ve dünyamızı göz göre göre büyük bir felakete sürüklemektedir” dedi.</p> <p>►<strong>İşten atmalar yasaklansın</strong></p> <p>Deri Dokuma ve Tekstil İşçileri sendikası İstanbul Tuzla’da bulunan deri sanayide işçilerle 1 Mayıs’ı kutladı. Kutlamada “Fabrikada çalışarak virüsten, evde işsiz kalarak açlıktan ölmeyeceğiz”, “Yaşamak için yaşasın 1 Mayıs”, “Ücretsiz izin ve işten atmalar yasaklansın”, “Koronavirüs iş kazası sayılsın” yazılı pankartlar ve dövizler taşındı.</p> ]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2020 07:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[RTÜK Başkanı Şahin için açılan davada skandal: RTÜK’ün beyanını doğru kabul edilerek karar verildi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/rtuk-baskani-sahin-icin-acilan-davada-skandal-rtuk-un-beyanini-dogru-kabul-edilerek-karar-verildi-297360</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/04/20/rtuk-baskani-sahin-icin-acilan-davada-skandal-rtuk-un-beyanini-dogru-kabul-edilerek-karar-verildi-719534-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/rtuk-baskani-sahin-icin-acilan-davada-skandal-rtuk-un-beyanini-dogru-kabul-edilerek-karar-verildi-297360</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in birden fazla kurumun yönetiminde yer almasının etik dışı olduğu gerekçesiyle yapılan başvuruyu reddederken yalnızca RTÜK hukuk müşavirlerinin beyanını dikkate aldığı öğrenildi]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİRGÜN/ ANKARA</strong></p> <p>Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in Basın İlan Kurumu ve TÜRKSAT yönetiminde de görev almasının yasa ve etik dışı olduğu gerekçesiyle yapılan başvuruyu reddederken sadece “RTÜK hukuk müşavirlerinin beyanına dayandığı” ortaya çıktı. Başvuruda bulunan Faruk Bildirici karara itiraz edince de İdare’den, “Kamu idarelerinde idarenin beyanı gerçek ve doğru kabul edilir” yanıtı geldi. </p> <p>Faruk Bildirici’nin, RTÜK üyeliği sırasında Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi de olan Köksal Toptan’ın başkanlığındaki Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na başvurarak, RTÜK Başkanı Şahin’in Basın İlan Kurumu ve TÜRKSAT yönetiminde görev almasının RTÜK yasası, 375 sayılı KHK ile Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliğine de aykırı olduğunu öne sürmüştü.</p>  <p><strong>BAĞIMSIZ KARAR VERİLMEDİ</strong></p> <p>Etik Kurul, Bildirici’nin bu başvurusunu reddetti. Kurul kararında, Bildirici’nin başvurusu ile ilgili olarak RTÜK ve TÜRKSAT hukuk müşavirlerinin Kurul’a çağrılarak bilgi alındığı, ondan sonra karar verildiği de belirtildi. Bunun üzerine Bildirici, Etik Kurul kararının iptali istemiyle İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Bildirici dava dilekçesinde, Etik Kurul’un “araştırma yapmak yerine şikayet edilen RTÜK ve TÜRKSAT hukuk müşavirlerinin verdiği bilgiye dayanarak karar alınmasının tarafsız ve bağımsız karar verilmediğinin kanıtı olduğu” gerekçesini öne sürdü.</p> <p><strong>İDARENİN BEYANI</strong></p> <p>Davayı görüşen Ankara 3. İdare Mahkemesi, bu davada Etik Kurulu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın temsil edeceğine karar verdi. Aile Bakanlığı, 6 Mart’ta mahkemeye gönderdiği yanıt metninde, Bildirici’nin dava dilekçesine karşı, “Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun araştırma yapmadan sadece şikâyet edilen idarenin yazı ve açıklamalarına bağlı kaldığı iddia edilmiş ise de bilindiği üzere tüm kamu idarelerinde idarenin beyanı gerçek ve doğru kabul edilir” savunmasını yaptı.</p> <p><strong>İTİRAF NİTELİĞİNDE</strong></p> <p>Bildirici, idarenin savunmasına karşı 14 Nisan’da mahkemeye verdiği dilekçede “Bu açıklama, adında etik geçen bir İdare için yüz kızartıcıdır ve Etik Kurulu’nun hiçbir işlevi, anlamı ya da önemi olmadığını gösterecek niteliktedir” dedi. Bildirici, sözlerini şöyle sürdürdü:</p> <p> “İdarenin bu beyanı doğru ise, Kurulun herhangi bir iddiayı incelemesine gerek bulunmamaktadır. Bu ifade ‘Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun idarenin verdiği eksik ve yanlış bilgilere dayalı tek yanlı karar verdiğinin’ itirafı niteliğindedir. Eğer ‘idarenin her türlü beyanı gerçek ve doğru kabul ediliyor’ ise o kararlara itiraz etmenin de dava açmanın da bir anlamı kalmamaktadır. Böyle bir cümlenin hukuki bir metne yazılabilmiş olması tam bir garabettir. İdare, dava dilekçemizdeki iddiaları aynen doğrulayarak, ‘İdareyi çağırdım bilgi aldım, her türlü beyanlarını da gerçek kabul ettim, kararı da böyle aldım. Davacı olarak sizi çağırmama, sormama da hiç gerek yoktu’ demektedir."</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2020 10:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bakan açıkladı: Turizm’de ‘koronavirüs sertifikası’ dönemi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bakan-acikladi-turizm-de-koronavirus-sertifikasi-donemi-297129</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/04/18/bakan-acikladi-turizm-de-koronavirus-sertifikasi-donemi-718776-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bakan-acikladi-turizm-de-koronavirus-sertifikasi-donemi-297129</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Gerekli önlemleri alan tesislere sertifika verilecek, faaliyete geçebilecek” dedi]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, NTV’de koronavirüse ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Ersoy “Gerekli önlemleri alan tesislere sertifika verilecek, faaliyete geçebilecek” dedi.</p> <p>Bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, koronavirüsle mücadele alınan tedbirleri ve sektörün geleceğine ilişkin görüşlerini paylaştı. Bakan Ersoy, "Nisan sonu mayıs başında kırılmalar olacağını öngörüyoruz. Mayısın sonuna doğru normalleşmenin mümkün olacağını düşünüyorum. Mayıs sonuna doğru iç turizmde de hareket başlayacak. İç turizm açısından toplum disiplini devam ederse mayıs sonunda turizmin başlayacağına eminim” dedi.</p>  <p><strong>KORONAVİRÜS GÖRÜLMEYEN TESİSE SERTİFİKA</strong></p> <p>Koronavirüs olmayan alanlar için uluslararası kabul gören bir sertikasyon bir sistemi oluşturulacağını açıklayarak şunları söyledi: “Tesislerde sertifikasyon dönemi başlayacak. Tesislere önlemleri aldıktan sonra sertifika verilecek. Büyük tur operatörlerinin de bu konuda fikirlerini istedik o fikirleri de bu sistemin içine dahil edeceğiz. Virüs süreci bittikten sonra ilk etapta Asya ülkeleri gelir diye düşünüyorum.”</p> <p><strong>5 MAYIS'TA MAAŞLAR YATACAK</strong></p> <p>Bakan Ersoy, turistik tesislerde çalışanlar için kısa çalışma ödeneğinde maaşların 5 Mayıs'ta yatacağını açıkladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2020 12:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Almanya'dan vizesi bitenler için koronavirüs düzenlemesi]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/almanya-dan-vizesi-bitenler-icin-koronavirus-duzenlemesi-295837</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/04/10/almanya-dan-vizesi-bitenler-icin-koronavirus-duzenlemesi-714425-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/almanya-dan-vizesi-bitenler-icin-koronavirus-duzenlemesi-295837</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Almanya’da hükümet, Schengen vizesi sona eren yabancıların koronavirüs nedeniyle 30 Haziran’a kadar ülkede sorunsuz olarak kalabileceğini duyurdu]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Almanya, Schengen vizesi sona eren yabancılarla ilgili önemli bir karar aldı.</p>  <p>Almanya İçişleri Bakanlığı, Schengen vizesinin süresi dolan yabancıların, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi nedeniyle 30 Haziran 2020 tarihine kadar sorunsuz olarak Almanya’da kalabileceğini açıkladı.</p> <p>Bakanlıktan yapılan açıklamada söz konusu yönetmeliğin koronavirüs nedeniyle ülkelerine dönemeyen kişilere yardımcı olmayı amaçladığı bildirildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2020 15:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AKP'li belediye CHP'nin astığı 'koronavirüs' pankartlarını topladı!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/akp-li-belediye-chp-nin-astigi-koronavirus-pankartlarini-topladi-294907</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/04/05/akp-li-belediye-chp-nin-astigi-koronavirus-pankartlarini-topladi-711412-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/akp-li-belediye-chp-nin-astigi-koronavirus-pankartlarini-topladi-294907</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[AKP'li Eyüpsultan Bld. CHP Eyüpsultan İlçe Başkanlığı'nın CoronaVirüs'e karşı uyarı amacıyla astırdığı pankartları topladı: "Elini yıka, maske tak, tokalaşma" yazan pankartlardan niye rahatsız oldunuz? CHP'nin ne yapmasını bekliyorsunuz? Niğde'deki AKP'li gibi tütsü yakmasını mı?"]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>AKP'li Eyüpsultan Belediyesi, CHP Eyüpsultan İlçe Başkanlığı'nın koronavirüse karşı uyarı amacıyla sokaklara astığı pankartları topladı.</p>  <p>AKP'li Eyüpsultan Belediyesi'nin bu uygulamasını CHP'li Barış Yarkadaş, Twitter hesabından kamuoyuna duyurdu.</p> <p><strong>CHP'li Barış Yarkadaş'ın konuyla ilgili paylaşımı şu şekilde;</strong></p> <p>AKP'li Eyüpsultan Bld. CHP Eyüpsultan İlçe Başkanlığı'nın CoronaVirüs'e karşı uyarı amacıyla astırdığı pankartları topladı. "Elini yıka, maske tak, tokalaşma" yazan pankartlardan niye rahatsız oldunuz? CHP'nin ne yapmasını bekliyorsunuz? Niğde'deki AKP'li gibi tütsü yakmasını mı? <span style="font-size:9px;"><em><strong>İHA</strong></em></span></p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 05 Apr 2020 23:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sosyal mesafe kuralına uyan yok: Banka önlerinde uzun kuyruklar devam ediyor!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sosyal-mesafe-kuralina-uyan-yok-banka-onlerinde-uzun-kuyruklar-devam-ediyor-294005</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/03/31/sosyal-mesafe-kuralina-uyan-yok-banka-onlerinde-uzun-kuyruklar-devam-ediyor-708493-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sosyal-mesafe-kuralina-uyan-yok-banka-onlerinde-uzun-kuyruklar-devam-ediyor-294005</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Koronavirüs tedbirleri kapsamında bankaların mesai saatleri 12.00-17.00 arasına alınırken, yurttaşlar banka önlerinde uzun kuyruklar oluşturdu]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'nın İnegöl ilçesindeki bankaların önlerinde uzun kuyruklar oluştu.</p> <div class='related-content'><div class='row'>
<div class='col-auto align-self-center'>
<div><a href='/haber/testte-kuyruk-var-3-gun-sonra-verilecek-donemi-293099' target='_blank'><img src='https://static.birgun.net/resim/haber-liste-resim/2020/03/25/testte-kuyruk-var-3-gun-sonra-verilecek-donemi-705479-6.jpg' alt='Testte ‘kuyruk var 3 gün sonra verilecek’ dönemi'></a></div>
</div>
<div class='col align-self-center'>
<div><a href='/haber/testte-kuyruk-var-3-gun-sonra-verilecek-donemi-293099'>Testte ‘kuyruk var 3 gün sonra verilecek’ dönemi</a></div>
</div>
</div>
</div>
 <p>Yetkililer kimsenin evden çıkmamasını isterken, bankalar ise koronavirüs tedbirleri kapsamında 12.00 ile 17.00 arasında çalışmaya başladı. Ancak yurttaşların işlem için bankalara akın etmesi sonucu yığılmalar meydana geldi.</p> <p style="text-align: center;"><img alt="sosyal-mesafe-kuralina-uyan-yok-banka-onlerinde-uzun-kuyruklar-devam-ediyor-708499-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/03/31/sosyal-mesafe-kuralina-uyan-yok-banka-onlerinde-uzun-kuyruklar-devam-ediyor-708499-1.jpg" /></p> <p>Banka önlerinde polis ekipleri gereken tedbiri alırken, yurttaşlar sosyal mesafe kuralına uymaları için sürekli ikaz edildi. Ancak bankalar önündeki kalabalık herkesi tedirgin ederken, kimsenin sosyal mesafe uyarılarını umursamadığı görüldü.</p> <p>Bankalar önünde uzun kuyruklar oluşmaya devam ediyor.</p> <p><span style="font-size:11px;"><em><strong>İHA</strong></em></span></p> ]]></content:encoded><pubDate>Tue, 31 Mar 2020 10:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[TV kanalları kamu yararı gözetmiyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/tv-kanallari-kamu-yarari-gozetmiyor-292183</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/03/18/tv-kanallari-kamu-yarari-gozetmiyor-702360-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/tv-kanallari-kamu-yarari-gozetmiyor-292183</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Koronavirüs konusunda uzman olmayan kişilerin ekranlarda yorum yapması sosyal medyada büyük tepki topladı. İletişimci Doç. Dr. Esra Arsan, “Saçma sapan insanlar, bilgisi olmayan konularda konuşuyor” dedi]]></description><content:encoded><![CDATA[<div style="margin-left:2.85pt;"> <p><strong>GÖKAY BAŞCAN</strong></p> </div> <p>Her tartışmada televizyon karşısında gördüğümüz kişiler koronavirüs salgınında da yorum yapmayı sürdürüyor. Türkiye’nin dış politikasından çiftçinin sorunlarına, ekonomiden kadın haklarına kadar hemen her konuda konuşan ve çoğunluğu erkek olan 'uzman' kişilerin salgın gündeminde de ekranlarda olması yurttaşın tepkisini çekiyor. İlahiyatçı Ali Rıza Demircan’ın Habertürk ekranlarında koranavirüsün yayılmasına ilişkin yaptığı akıl dışı açıklamalar bardağı taşıran son damla oldu.</p>  <p>Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz iletişimci Doç. Dr. Esra Arsan, televizyon kanallarının kamu yararını gözetmediğini belirtti. Arslan, şu yorumu yaptı: “Sürekli televizyonlarda aynı kişiler. Bir kişi çıkıyor; tarikatların da, dış politikanın da, salgının da uzmanı gibi konuşuyor, kanal kanal geziyor. Öncelikli gazetecilerin bunu yapmaması gerekiyor. Her konuda ahkâm kesmek, ayar vermek, bağırmak, çağırmak ve bunlarla sosyal medyada gündem oluşturmak, gazetecinin işi değil. Gazeteci haber kaynağı olarak uzman kişi göstermek zorunda” ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>'TIP AHLAKI' MESELESİ</strong></p> <p>Kendi alanı dışında konuşanların televizyon ekranlarından inmediğine dikkat çeken Arsan, “Canan Karatay’ın tıp ahlakı var ise kanallara çıkmayı reddetmesi lazım. Kendi koronavirüs ile ya da bir bulaşıcı hastalıkla uğraşmış <img alt="tv-kanallari-kamu-yarari-gozetmiyor-702363-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/03/18/tv-kanallari-kamu-yarari-gozetmiyor-702363-1.jpg" style="height: 129px; width: 200px; float: right;" />birisi değil. Onu yiyin, bunu yemeyin diyen birisi. İki ucu kirli bir değnek. Hem gazeteciler reyting uğruna saçma sapan insanları konuşturuyor, hem de bu saçma sapan insanlar kendileri çağırıldın da bir beyiz görmüyor. İmam bile çıkıp koronavirüs hakkında konuşma hakkını kendinde görüyor. O yüzden bu kanallardan çok bir şey beklememek lazım” dedi.</p> <p>Arsan sözlerini şöyle noktaladı: “Her konuda televizyonlara çıkan gazetecilerin arasında iyi işler yapmış ve yapmaya devam edenler de var. Kendilerini bu duruma nasıl düşürebilir, merak ediyorum. Kendilerine sorulan her soruya uzmanmışçasına cevap vermesi gerçekten utanılacak bir durum.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 18 Mar 2020 06:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Salgınla mücadelede en iyi yöntem kamusal sağlık hizmeti]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/salginla-mucadelede-en-iyi-yontem-kamusal-saglik-hizmeti-291719</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/03/14/salginla-mucadelede-en-iyi-yontem-kamusal-saglik-hizmeti-700830-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/salginla-mucadelede-en-iyi-yontem-kamusal-saglik-hizmeti-291719</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Koronavirüs kamusal ve erişilebilir sağlık hizmetinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Dr. Kılıç: İyi örgütlenmiş kamusal sağlık sisteminin olduğu ülkeler bu tür salgınları daha başarılı bir şekilde atlatıyor. Dr. Şeker: Şehir hastaneleri salgın dönemlerinde risk oluşturuyor]]></description><content:encoded><![CDATA[ <div style="margin-left:2.85pt;"> <p><strong>MERAL DANYILDIZ- BERFİN ŞENGİL</strong></p> </div> <p>Gün geçtikçe yayılan koronavirüs salgını kamusal sağlık hizmetinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Erişilebilir sağlık hizmetinin bulunduğu ülkelerde ölümler daha az yaşanırken sağlık sisteminin çöktüğü ülkelerde ölümler de vaka sayıları da hızla artıyor.</p> <p>İstanbul Tabip Odası (İTO) Üyesi Dr. Güray Kılıç, bu tür salgınların kamusal sağlık hizmetinin kuvvetli olduğu yerlerde daha kolay atlatıldığının deneyimlerle görüldüğünü kaydetti. “Örneğin Çin, iyi örgütlenmiş bir kamusal sağlık sistemiyle bu tür salgınları daha başarılı bir şekilde atlatıyor” diyen Kılıç, özel sağlığın çok gelişkin olduğu, kamusal sağlık hizmetinin geride kaldığı ABD’nin şu an bocaladığını aktardı. Kılıç, şöyle konuştu: “Çünkü yoksulların bu tür tedavi imkânlarına erişimi mümkün değil. ‘Kendi başlarının çaresine baksın’ diyenler olabilir ama problemi tek başına önlemeleri sorunu çözmüyor. Toplumun, yoksulların, sağlık hizmetine erişemeyen bu tür bulaşıcı hastalıklardan mustarip insanların yarattığı sıkıntı sadece kendilerini değil tüm toplumu etkiliyor. Onlar test yaptıramıyor ve pozitif olduğunu göremiyorsa, sağlık hizmetine kolaylıkla erişemiyorsa çevresine bulaştırarak hayatını devam ettiriyor ya da hayatı sona eriyor. Dolayısıyla bu tür salgınlarda kuvvetli bir kamusal sağlık sisteminin ve erişilebilir sağlık hizmetinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.”</p>  <p><strong>TEST YAYGINLAŞTIRILMALI</strong></p> <p>Türkiye’de koronavirüs testinin yaygın bir şekilde yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Kılıç, şüpheli olan herkesin kolaylıkla tanı imkânlarına kavuşmasını sağlanmasının önemine dikkat çekti. Şu anda Türkiye’deki sağlık sistemindeki özelleştirme gayretinin bunu kısıtladığını ifade eden Dr. Kılıç, sözlerini şöyle noktaladı: “Özellikle risk grubu içindeki herkesin tanı imkânına ulaşması gerekiyor. Hastalık olmasa bile pozitif olanların toplumdan izole edilerek yayılmasını önlemek bu noktada birincil hedef. Esas olarak da risk gruplarında eğer bu hastalık erken dönemde fark edilebilirse hastalığın önlenmesi mümkün. Toplumun kaygılarını giderici biçimde tüm bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasına ihtiyaç var. Öldürücü salgın henüz Türkiye’de yaygın değil. Bu yüzden hızla risk grubu içerisinde olanları, bulaşma ihtimali olanları tanı konularak kendilerini karantina altına almalarını sağlanması gerekiyor. Özellikle sağlığa erişemeyen yüzde yirmilik bir kesim var.”</p> <p><strong>ŞEHİR HASTANELERİ RİSKLİ</strong></p> <p>CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ise, özellikle salgın dönemlerinde kamusal sağlık hizmetlerinin ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığını ifade ederek “Altyapının daha da geliştirmesi, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün güçlendirilmesi gerekiyor” dedi. Mevcut hastanelerin kapatılması ve yerine şehir hastanelerinin yapılmasının salgın dönemlerinde risk oluşturduğuna da değinen Şeker, şunları söyledi; “400-600 civarında yataklı hastaneler olmalı. 2 bin, 2 bin 500 yataklı hastaneler olduğunda salgının yayılması kolaylaşıyor. Bu yüzden de Ankara’da Şehir Hastanesi tercih edilmedi. Karantinalara yönelik şehir dışında hastanelerin olması da bu anlamda önemli” ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>DOĞRU BİLİNEN 10 YANLIŞ</strong></p> <p>Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Vedat Bulut ve Gazi Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Firdevs Aktaş koronavirüsle ilgili doğru bilinen yanlışları aktardı.</p> <p><strong>1) Özel sağlık sigortam var. Virüs bana da bulaşırsa özel hastanede tedavi olabilirim.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ:</strong> Koronavirüsün salgın kabul edilmesi sonrası özel sağlık sigortaları tedaviyi kapsamıyor. Tedavi özel hastanelerde değil belirlenen devlet hastanelerinde yapılabiliyor.</p> <p><strong>2) Koronavirüs testini istediğim zaman istediğim yerde yaptırabilirim.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>İstediğiniz her yerde yaptıramazsınız. Şu anda Türkiye’de 15 tane üniversite hastanesinde tam teşkilatlı PCR testleri var. Asıl doğrulayıcı test, Türkiye Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nde, yani Hıfzısıhha’da yapılıyor.</p> <p><strong>3) Evde beslediğim kedimden bana virüs bulaşabilir.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>COVID-19 kedilerden bulaşmaz.</p> <p><strong>4) Koronavirüs kan örneğinden tespit ediliyor.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>Boğaz ve burun sürüntüsünden tespit ediliyor.</p> <p><strong>5) Kaliteli bir maske takmam beni hastalıktan korur.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ:</strong> Maske hastalıktan korumaz. Önemli olan el hijyenidir. Havada asılı damlacık sistemidir bu. Gözlerden de bulaşabilir.</p> <p><strong>6) Koronavirüs testinin sonucu çok geç çıkıyor.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ:</strong> PCR testi ile aynı gün içerisinde sonuç çıkabilmesi mümkün.</p> <p><strong>7) Sirke ve limonla ellerimi temizliyorum. Beni korur .</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>Öncelikle su sabun, olmadığı yerde dezenfektan ve kolonya kullanılabilir.</p> <p><strong>8) Benim yaşım genç, korunmama gerek yok.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>Hayır. Çünkü hastalığın yüzde 10'u gençlerde de ciddi seyrediyor. Yoğun bakıma yatma ihtimali yüzde 3 ila 5 arasında. Ölümle sonuçlanmasa da ağır hasta olabilirler.Ayrıca yaşlı ve hasta insanlara bulaştırma riskleri de var.</p> <p><strong>9) Yurtdışından döndüm. Ateşim yok. Hasta olamam.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>Net sonuç için 14 günün beklenmesi gerekir.</p> <p><strong>10) Vitamin ilacı kullanmak koronavirüsten korur.</strong></p> <p><strong>YANLIŞ: </strong>Yalnızca etkisini azaltır. Koruyucu olsa da tamamen korumaz.</p>  <p align="right"> </p>  ]]></content:encoded><pubDate>Sat, 14 Mar 2020 07:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[MASAK'tan koronavirüs soruşturması]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/masak-tan-koronavirus-sorusturmasi-291397</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/03/11/masak-tan-koronavirus-sorusturmasi-699738-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/masak-tan-koronavirus-sorusturmasi-291397</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[MASAK, temel ihtiyaç maddeleri ve bazı tıbbi ekipmanlarla ilgili olarak haksız fiyat artışı ve stokçuluk yapan firmalar hakkında inceleme başlattı]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı, bazı gıdalar, temel ihtiyaç maddeleri, hijyen ürünleri ve bazı tıbbi ekipmanlar ile ilgili olarak haksız fiyat artışı ve stokçuluk yapan firmalar hakkında inceleme başlattı.</p> <p>MASAK'dan yapılan yazılı açıklamada, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 231/c maddesi uyarınca, yeni tip koronavirüs (Covid-19) gerekçe gösterilerek bazı gıdalar, temel ihtiyaç maddeleri, hijyen ürünleri ve bazı tıbbi ekipmanlarla ilgili olarak haksız fiyat artışı ve stokçuluk yapmak suretiyle haksız kazanç elde eden firmalar hakkında başkanlık tarafından re'sen inceleme başlatıldığı belirtildi.</p> <p>Açıklamada, ülkenin ekonomik güvenliğine yönelik her türlü tehdide karşı kararlılıkla mücadele edileceği vurgulandı.</p> <p><span style="font-size:11px;"><em><strong>AA</strong></em></span></p> ]]></content:encoded><pubDate>Wed, 11 Mar 2020 20:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye'nin Güney Kore, İtalya ve Irak ile gidiş-geliş tüm yolcu uçuşları durduruldu!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/turkiye-nin-guney-kore-italya-ve-irak-ile-gidis-gelis-tum-yolcu-ucuslari-durduruldu-289944</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/02/29/turkiye-nin-guney-kore-italya-ve-irak-ile-gidis-gelis-tum-yolcu-ucuslari-durduruldu-694758-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/turkiye-nin-guney-kore-italya-ve-irak-ile-gidis-gelis-tum-yolcu-ucuslari-durduruldu-289944</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin koronavirüs nedeniyle bazı ülkelere yolcu uçuşlarının durdurulduğunu açıkladı]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs nedeniyle bazı ülkelere tüm yolcu uçuşlarının durdurulduğunu açıkladı.</p> <p>Koca, "Bu gece yarısından itibaren Türkiye-İtalya, Türkiye-Güney Kore, Türkiye-Irak arasında gidiş-geliş tüm yolcu uçuşları durdurulmuştur" ifadelerini kullandı.</p> <p>Türkiye daha önce de İran ve Çin ile tüm uçuşları durdurmuştu.</p> <p>Koca’nın yaptığı açıklama şöyle:</p> <p><img alt="thy-den-koronavirus-nedeniyle-italya-ya-sefer-iptalleri-694757-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/02/29/thy-den-koronavirus-nedeniyle-italya-ya-sefer-iptalleri-694757-1.jpg" /></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 29 Feb 2020 20:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kanser hastası kadın, 'Cumhurbaşkanına hakaret' iddiasıyla tutuklandı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kanser-hastasi-kadin-cumhurbaskanina-hakaret-iddiasiyla-tutuklandi-287596</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/02/11/kanser-hastasi-kadin-cumhurbaskanina-hakaret-iddiasiyla-tutuklandi-686959-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kanser-hastasi-kadin-cumhurbaskanina-hakaret-iddiasiyla-tutuklandi-287596</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Kanser hastası Ayten Sarıkaya Kesler'in, 'Cumhurbaşkanına hakaret' iddiasıyla tutuklanmasına karar verildi. Adliyede rahatsızlanan Kesler, hastaneye kaldırıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hakkındaki yakalama kararı gerekçesiyle havalimanında gözaltına alınan kanser hastası Ayten Sarıkaya Kesler’in tutuklanmasına karar verildi. Adliyede bayılan Kesler, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.</p><p>PİRHA’nın <a href="https://www.pirha.net/kanser-hastasi-keslere-havalimaninda-gozalti-ve-tutuklama-204510.html/11/02/2020/" target="_blank">haberine göre,</a> İsviçre’den sabah saatlerinde İstanbul Havalimanı’na gelen Ayten Sarıkaya Kesler, pasaport kontrolü sırasında hakkında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.</p><p>Ağır kanser hastası olan Kesler, 'örgüt propagandası' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' iddiasıyla önce havalimanı karakolunda tutuldu.</p><p>Hakkındaki yakalama kararı tutuklamaya dönük olduğu için Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanan Ayten Sarıkaya Kesler, hastalığı sebebiyle adliye koridorunda fenalaşarak yere yığıldı. Ambulansla Bahçelievler’de özel bir hastaneye kaldırılan Kesler’in tedavisi sürüyor.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Avukat Tuncer: Kanser bütün vücuduna yayılmış vaziyette</strong></span></p><p>Kesler’in avukatı Gülizar Tuncer, "Savcılıkta Ayten Sarıkaya Kesler’in kanser hastası ve yanında ilaçları olduğunu anlattım. Kanser bütün vücuduna yayılmış vaziyette. Buna rağmen durumunu da görüyorlar. Gece saat 03.00’ten beri yollarda. Bitkin, halsiz. Buna rağmen o halde tutukladılar" dedi.</p><p>Kesler’in başka rahatsızlıkları olduğunu da aktaran Tuncer, "Bunun yanında tansiyonu ve birçok hastalığı var. O yorgunlukla koridora düşüp bayıldı. Adliyeye ambulans getirildi. Ambulansı bile ben aradım. Ambulansla Bahçelievler’de Medical Park Hastanesi’ne geldik. Doktorlar durumunu gördü, raporları var. Ağır hasta. Ne zaman cezaevine götürecekler bilmiyoruz" diye konuştu.</p><p>Avukat Gülizar Tuncer, Ayten Sarıkaya Kesler’in tedavi sonrası Bakırköy Cezaevi’ne ne zaman götürüleceğini henüz bilmediklerini söyledi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 11 Feb 2020 22:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çanakkale'de 20 sokak köpeğini zehirleyerek öldürdüler!]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/canakkale-de-20-sokak-kopegini-zehirleyerek-oldurduler-285641</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/01/27/canakkale-de-20-sokak-kopegini-zehirleyerek-oldurduler-680471-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/canakkale-de-20-sokak-kopegini-zehirleyerek-oldurduler-285641</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Çanakkale’nin Geyikli beldesinde 20 kadar sokak köpeği kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce zehirlenerek öldürüldü. Jandarma'nın başlattığı soruşturma sürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale'nin Geyikli beldesinde 20 kadar sokak köpeği kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce zehirlenerek öldürüldü. Sabah kalktıklarında besledikleri köpeklerin cansız bedenleriyle karşılaşan belde sakinleri şoke oldu.<br /><br /> İHA'nın haberine göre; yurttaşlar tepkilerini sosyal medya hesaplarından paylaşırken, bazı yorumlarda köpek katliamından belediyenin sorumlu tutulması üzerine AKP'li Belediye Başkanı Mevlüt Oruçoğlu tepki gösterdi.</p><p>Belediye personeli ile birlikte sosyal medya hesabından canlı yayın yapan Başkan Oruçoğlu, ölen köpekler için üzgün olduklarını belirterek, "Yazıktır günahtır biz bu hayvanları öldürecek kadar cani değiliz, yolda bir karınca görsek aracımızın direksiyonunu kırarız. Bu hayvanları kim öldürdüyse Allah’a havale ediyoruz.<br /><br /> Bu can dostlarımız üzerinden kimse bizi suçlamasın, bunları öldürenler bunu belediye yaptı demesin. Eğer ben böyle bir talimat verdiysem kafama sıkarım. Kameralar inceleniyor inşallah yapanları ortaya çıkaracağız” şeklinde konuştu.</p><p>Öte yandan Jandarma'nın başlattığı soruşturma sürüyor.</p><p><a href="https://www.youtube.com/user/birgunmedya" target="_blank"><img alt="cukurda-defineci-avi-540867-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2018/12/11/cukurda-defineci-avi-540867-1.jpg" /></a></p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 27 Jan 2020 22:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yeni yılda seyahat planları nasıl olmalı?]]></title><link>https://www.birgun.net/makale/yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-284069</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2020/01/15/yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675250-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/makale/yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-284069</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Yoga seyahatleri, gurme yolculukları, festival turizmi de insanların tatile bir partnerle çıkmaktan çok tatil sırasında bir partner edinme alışkanlığını giderek artırdı. 2020’nin en gözde ve en kaçınılması gereken turist destinasyonlarını derledik]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız 2019 seyahat açısından yine bir önceki yılın rekorlarının kırıldığı bir yıl oldu. Uçak seferleri ve yolcularının sayısı arttı, havalimanları kapasitesini artırdı, yeni havalimanları açıldı, sefer haritası genişledi, seferler arttı ve fiyatlar aynı kaldı. Böyle olunca da insanlar fırsat buldukça bavullarını doldurdular. Yıl istatistikleri henüz tamamlanmış değil, yeri geldiğinde paylaşacağız. Ancak kabul edelim, yine dünya “küreyi turlayan”larla doldu. Öyle ki geçtiğimiz yıl yapılan iş seyahatlerinin yüzde 60’ı dahi, birkaç gün uzatılarak kişisel tatile dönüştürüldü. Tabii seyahatlerin tarzı ve kriterleri de değişiyor. Alfa nesli, yani 2010 sonrası doğanlar çoktan Z kuşağının yanında yerini almaya başladı bile. Büyük seyahat şirketlerinin verilerine göre 2010 sonrası doğan nesil, tatil kararlarını geçtiğimiz 10 yıla göre daha çok etkilemeye başladı. Tüm dünyanın ciddi anlamda hissettiği küresel ısınma ve ekolojik denge problemleri de artık tatil kararlarında etkili. Global yolcuların yüzde 73’ü, tatillerinin en az 1 gecesinde çevre veya doğa dostu tesislerde kalmaya özen gösterdiler 2019’da. Yani farkındalığın bu sektöre de yansıdığını görüyoruz. 2018 yılının başında bu köşede öngördüğümüz gelişmelerden birisi son 2 yılda kendisini iyice hissettirmeye başladı. Solo seyahat. Yalnız seyahat edenlerin sayısı giderek artıyor. Buna kendi başına seyahat etme özgürlüğünü iyice kazanan Z kuşağını da eklediğinizde 2020’ler çiftlerden çok tek tabanca takılanları görmemizi beraberinde getirebilir. Öyle ki Dublin havalimanına 2019 yılında inen turistlerin yüzde 57’si yalnız seyahat ediyordu, havalimanında bu insanların birbirleriyle çabuk sosyalleşebilmesi için bazı projeler hayata geçiriliyor.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Kosta Rika:</strong></span> Kosta Rika, son yıllarda turist sayısını giderek artırmakla kalmadı, bunu yaparken aynı zamanda doğal dengeyi korumak için büyük adımlar attılar. Zaman zaman bu dengeyi korumak için bazı parkları, anıtları, yağmur ormanlarının çeşitli kısımlarını kapatmak konusunda tereddüt etmediler. Orta Amerika’da yerel halkın ormanları yok ederek tarım alanları açma çılgınlığına net olarak karşı koyuyorlar ve ülkede devasa bir ağaçlandırma projesi var, günde 5 bin ağacın dikildiği gönüllü projeleri halen sürüyor. Orta Amerika’nın doğal güzellikleri, çeşitlilikte sınırları zorlayan flora ve faunası ile yükselen yıldızı, bunu ekolojik dengeyi de koruyarak yapmayı başardı.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Kırgızistan: </strong></span>Doğal güzellikler, insana rastlamadığınız yürüyüş rotaları (Türkiye’nin 4’te 1’i büyüklükteki ülkede 6 milyon insan yaşıyor), yerel kültürle etkileşim için Moğolistan veya Patagonya’ya kadar gitmenize gerek yok. Artık İstanbul’dan 5 buçuk saat süren direkt uçuşla Bişkek’e ulaşmak mümkün. Aklınızı başınızdan alacak manzaralarla dolu yürüyüş rotaları, yurtlarda konaklama imkanı ve ciğerlerinize dolduracağınız temiz hava. Kasım-mart arasındaki çetin kış şartlarından uzak durduğunuz sürece sorun yok.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Transilvanya: </strong></span>Yıllar boyu Bükreş’e her gidişimde insanlar başkentin sizi depresif yapan havasının ülkenin kırsal kesimiyle hiçbir alakası olmadığını söyleyip durdular. Transilvanya sonunda hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Artık akıllara sadece Dracula ve kabuslara konu olan benzer hikayeler ile gelmiyor. Saksonya mimarisini yansıtan evleri, “tam bir natürmort klasiği” dedirtecek orman ve dağ manzaraları ile hemen yanı başımızdaki bu güzellik dikkati hak ediyor. Bükreş’ten karayolu ile 3 saatte ulaşmak mümkün.</p><p><img alt="yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675249-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/01/15/yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675249-1.jpg" /></p><p><span style="color:#800000;"><strong>Matera: </strong></span>İşte yedinci sanatın “buraya gitmeliyim” dedirttiği şehirlerin son halkası. Bond serisinin son filmi “No Time to Die” gösterime girdiğinde, sokaklarında müthiş bir araba kovalama sahnesi göreceğimiz bu Güney İtalya şehri, aynı zamanda Ben-Hur ve Passion of the Christ filmlerinin de çekildiği yerlerdendi. Kapadonya’nın peri bacaları ve mağaralar içine kurulmuş otellerini seviyorsanız, bu prehistorik karakterli şehirde müthiş bir konaklama deneyimi yaşayabilirsiniz. Matera, direkt uçuş olan Bari’ye sadece 1 saat uzaklıkta.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Liberya: </strong></span>Afrika’da kalabalıklardan uzak ve doğal dengesi bozulmaya yüz tutmamış bir ülke bulmak zorlaşmaya başladı. Zanzibar, Kenya, Uganda gibi ülkeler turist akınının olumsuz etkilerini tecrübe ediyorlar. Liberya, Afrika’nın ikinci en büyük yağmur ormanı rezervine sahip ve Norveç’in maddi desteği sonucu hayata geçirdikleri proje ile 2020’de ülke çapında ağaç kesilmesini yasakladılar ve bunu yapan ilk Afrika ülkesi oldular. Ülkedeki bu ekolojik gelişmeleri ve doğal yaşamı yakından görmenin tam zamanı. Üstelik Batı Afrika’nın bakir plajlarının en iyilerini burada görmek mümkün. Şiddet olayları da büyük ölçüde geride kaldı.</p><p><img alt="yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675247-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/01/15/yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675247-1.jpg" /></p><p><span style="color:#800000;"><strong>Barselona: </strong></span>Barcelona halkı turistlerden bıkmış durumda. Şehrin girişine bir tek “turistleri istemiyoruz” yazmadıkları kaldı diyebiliriz. Kalabalıklar, uçup giden kiralar, restoranlardaki sıralar, Camp Nou’da ellerinde telefonlarla Messi’yi izlemeye gelenler derken, geçtiğimiz yıl yerel halk sokağa döküldü ve turist kalabalıklarına karşı gereken önlemlerin alınmasını istedi. Kısacası bir süre Katalunya’nın incisini pas geçmekte yarar var.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Venedik:</strong></span> Turist kalabalıklarının mahvolmaya doğru götürdüğü bir başka şehir. Belediye çoktan şehre büyük yolcu gemilerinin girişini yasaklama planı yapıyordu, ama gelen haberler bunun tam anlamıyla gerçekleşmediği yönünde. San Marco Meydanı yakınında bir tabak makarna için 20 avro ödeyecek duruma gelindi. Kanallardan yükselen koku artık rahatsız edici boyutlara ulaştı. Romantik gondol gezilerinizi ortam düzelene kadar ertelemekte fayda var.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Dublin: </strong></span>Türkiye’de anlam veremediğim bir “İrlanda sempatizanlığı” ve “Dublin sevdası” mevcut. Dünyanın genelinde de çeşitli seviyelerde var olan bu “kafası güzel şehir” imajı Dublin’in merkezini bir turist tuzağına dönüştürmüş durumda. Temple Bar caddesi ikinci sınıf Guinness’e 7,5 avro sayılıp gençlerin sokaklarda kendini kaybettiği bir mekan haline geldi yıllar içinde. Mutlaka İrlanda görmek istiyorsanız yine birası ile ünlü Kilkenny ve 2020 Kültür Başkenti Galway’i tercih edebilirsiniz.</p><p><img alt="yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675248-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2020/01/15/yeni-yilda-seyahat-planlari-nasil-olmali-675248-1.jpg" /></p><p><span style="color:#800000;"><strong>Amsterdam: </strong></span>Amsterdam da turist kalabalıklarından kurtulmak için sayısız tedbir aldı son yıllarda. Ancak yine de “uyuşturucu serbestmiş” bilgisi ve Red Light Caddesi’ni görmek isteyen turist kalabalıkları şehre akın akın gelmeye devam ediyor. Sokaklarda kendisini kaybedip kanallara düşen turistler, yine arşa değen kiralar ve bazı müzelerdeki abartı kalabalıklar işin tadını kaçırmış durumda. İşin daha ilginci Hollanda’nın yüzölçümü göz önüne alındığında Amsterdam etrafında görülmeye değer birçok güzellik varken insanların ülkeyi başkentten ibaret zannetmesi.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Doğal denge:</strong></span> Tayland’da fillere binmek, Komodo Adası’ndaki ejderleri ziyaret, maymun tapınakları, büyük hayvanat bahçeleri, Caretta Caretta gezileri…Hayvanlar Alemi, insanların “ziyaret” ismi altındaki turistik tacizlerinden bıkmış durumda. 2020’de yaşadığınız gezegen için bir şeyler yapın ve hayvanların sizi eğlendirmek için kullanıldığı aktivitelerden vazgeçin. Atların adeta bir soykırıma maruz bırakıldığı Büyükada’daki fayton gezisinden çok farkı olmayan bu gelenekler tarihe gömülmeli artık.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 15 Jan 2020 09:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bizim olanı bize geri verin]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bizim-olani-bize-geri-verin-282014</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/12/30/bizim-olani-bize-geri-verin-668305-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bizim-olani-bize-geri-verin-282014</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#800000;"><strong>HABER MERKEZİ</strong></span></p><p>Cevizli Tekel Dayanışması, İstanbul Kartal’da bulunan eski TEKEL arazisi ‘kamu alanı’ olması gerektiğine dikkat çekerek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Şehir Üniversitesi kampüsü önünde gerçekleşen basın açıklamasını Cevizli Tekel Dayanışması adına Mimarlar Odası Büyükkent Şube Başkanı Esin Köymen yaptı. Köymen, bedelsiz devrin mahkemece iptal edilmesinin nedeninin Cevizli Tekel Dayanışması’nın mücadelesi sonucu olduğunun altını çizdi. Köymen, şöyle konuştu: “Ahmet Davutoğlu’nun kurucu üyesi olduğu ve bir dönem başkanlığını yaptığı Bilim ve Sanat Vakfı’na ait İstanbul Şehir Üniversitesi, kurulduktan 2 ay sonra 2008’de Cevizli’deki Tekel’e ait 450 dönümlük arazinin 49 yıllığına kendilerine tahsis edilmesini istedi ki bu tarihte alan henüz Maliye Hazinesi’ne devredilmemişti. 21 Nisan 2009 tarihinde 2 milyon 970 bin TL tahmini bedelle açılan irtifak hakkı ihalesini adrese teslim şeklinde tek katılımcı olan Şehir Üniversitesi 2 milyon 972 bin TL’lik teklifiyle kazanmış ve alanın üniversite olarak planlama çalışmalarına başlamıştır.”</p><p><span style="color:#800000;"><strong>HUKUKSUZLUK AÇIĞA ÇIKTI</strong></span></p><p>Köymen, “Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla dönemin Başbakanı Erdoğan’ın da imzasıyla Tekel’e ait arsalardan toplamda 70 bin metrekarelik parsel, Şehir Üniversitesi’ne tahsis edilmek üzere Maliye Hazinesi’ne devredildi” dedi. Mimarlar Odası Büyükkent Şube Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “2015 yılında ise dönemin başbakanı Davutoğlu başkanlığında toplanan Özelleştirme Yüksek Kurulu Tekel’e ait toplamda 408 bin 442 metrekarelik parseli Şehir Üniversitesi’ne bedelsiz olarak devretti. Böylece arkeolojik kazı çalışmalarının yapıldığı parsel hariç tüm alan Şehir Üniversitesi’ne bedelsiz olarak verilmiş oldu. Bizler; TMMOB’ye bağlı meslek odaları, bölgede yaşayanlar, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, mahalle örgütleri olarak Cevizli Tekel Dayanışması’nı kurduk ve 2009 yılından beri alanın halkın kullanımına açılması için mücadele ediyoruz. Alan bölge halkının ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmak üzere Kartal Belediye Başkanlığı tarafından defalarca talep edilmiş ve bu talep karşılık bulmamıştır. Ancak son süreçte siyasi yol ayrımına giren taraflar birbirlerini suçlarken süreçteki tüm hukuksuzluğu da gözler önüne sermiştir. Ayrıca devir iptalinin ardından muhalefet partisi tarafından Şehir Üniversitesi’ne yapılan ziyaretler ve ‘Yazıktır, günahtır’ açıklamaları da büyük talihsizliktir.”</p><p><span style="color:#800000;"><strong>İLÇE BELEDİYESİNE DEVREDİLMELİ</strong></span></p><p>Esin Köymen, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Haksızlıklara ve hukuksuzluklara taraf olanlar ‘TMMOB’nin açtığı kasıtlı dava’ tanımalarıyla kendilerini aklayamazlar. Taleplerimiz ve tarafımız o günden bugüne değişmedi. Cevizli Tekel kamusal alanı, doğal ve arkeolojik sit alanı olma özellikleri korunarak içindeki Tekel’e ait endüstri mirası yapılarla birlikte halka açılmalıdır. Depremi bekleyen İstanbul’da afet anında bölge halkının toplanma alanı olarak düzenlenmekledir. Cevizli Tekel alanı kamusal özelliği korunarak ve kamu yararına kullanılmak üzere ilçe belediyesine devredilmelidir. Bizim olanı, bizden çalınanı geri istiyoruz.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 30 Dec 2019 07:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AB'den yeşil ve gri pasaportlara kayıt sınırlaması]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/ab-den-yesil-ve-gri-pasaportlara-kayit-sinirlamasi-279383</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/12/09/yesil-ve-gri-pasaportlar-icin-kayit-zorunlulugu-getirildi-659391-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/ab-den-yesil-ve-gri-pasaportlara-kayit-sinirlamasi-279383</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Bugüne kadar Avrupa ülkelerine vizesiz seyahat edilebilen yeşil ve gri pasaportlara sınırlama getirildi. Pasaport sahipleri, bundan böyle önceden izin almak zorunda]]></description><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Yeşil ve gri pasaportlara Schengen bölgesi ülkelerden sınırlama yeni yılda başlıyor. Önceden hiçbir izin ve işleme tabi olmadan Avrupa ülkelerine gidebilen bu pasaport sahipleri, bundan böyle izin alıp kayıt olmak zorunda olacak.</p><p>2020 itibariyle geçerli olacak yeni uygulamayla Avrupa seyahati için vizeden muaf tutulan kişiler de seyahatleri öncesinde ilgili ülkeye giriş izni almaları gerekecek.</p><p>Avrupa Parlamentosu'ndan (AP) yapılan duyuruya göre, 2020 yılında Avrupa ülkelerinden birine seyahat etmek isteyen yeşil ve gri pasaport sahibi Türkiye vatandaşlarının seyahatlerinden önce ETIAS sistemi üzerinden kayıt yaptırmaları zorunlu olacak.</p><p>Kayıt işlemi sırasında vatandaşların, giriş izni alabilmek için 7 Euro harç bedeli ödemeleri de gerekiyor.</p><p>Harç bedelinden sadece 18 yaş altı ve 70 yaş üzeri yolcular muaf tutulacak.</p><p>AP yetkilileri, uygulamayla sınır kontrolünün artırılmasını, salgın tehlikesinin önlenmesini ve yasadışı göçü önlemeyi amaçlıyor.</p><p><strong><span style="color:#800000;">ÖN KONTROLDEN GEÇECEK</span></strong></p><p>Uygulamayla yeşil ve gri pasaporta sahip Türk vatandaşlarının başvuru sırasında verdiği evraklar ön kontrolden geçecek.</p><p>Herhangi bir göç durumu ya da güvenlik tehdit riski bulunursa başvuru geri çevrilecek.</p><p>Yeni yürürlüğe giren yasanın öncelikli amacının güvenlik olduğunu beyan eden Avrupa Parlementosu; sınır kontrolünün sağlanması, salgın tehlikesi, yasadışı göç, güvenlik tehdidi ve kendi ülke vatandaşlarını korumak gibi gerekçelerle böyle bir kararı aldığını bildirdi.</p><p><strong><span style="color:#800000;">BİR KEZ KAYIT 3 YIL GEÇERLİ OLACAK</span></strong></p><p>Avrupa'ya seyahat etmek isteyen yeşil ve gri pasaport sahibi Türk Vatandaşları'na verilen giriş izni süresi yeni alınan karara bağlı olarak 3 yıl geçerliliğini koruyacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 09 Dec 2019 17:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Meteoroloji'den lodos ve sağanak uyarısı]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/meteoroloji-den-lodos-ve-saganak-uyarisi-275228</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/11/05/meteoroloji-den-lodos-ve-saganak-uyarisi-645739-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/meteoroloji-den-lodos-ve-saganak-uyarisi-275228</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji'den yapılan son değerlendirmelere göre, Türkiye'nin batısında etkili olan lodos beraberinde sağanak yağışları da getiriyor. Muğla ve çevresi için kuvvetli sağanak yağış beklenirken, kuzey Ege ve Marmara Bölgesi'nde de yağmur geçişleri olacak.</p><p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; Ülkemizin batı kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, Kıyı Ege ile Kırklareli, Balıkesir, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Manisa, Denizli, Antalya, Burdur çevreleri ve Çanakkale'nin güney ve doğu ilçelerinin sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Muğla çevrelerinde öğle saatlerine kadar kuvvetli olması bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde Marmara, İç Ege, İç Anadolu'nun batısı ve Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor.</p><p>Hava sıcaklığının ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle güney ve güneydoğu yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara’nın batısı ile Kıyı Ege'de kuvvetli (30-50 km/sa) olarak esmesi tahmin ediliyor.</p><p><strong>KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI:</strong> Sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde görülecek yağışların Muğla çevrelerinde öğle saatlerine kadar yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı (ani sel, su baskını, yıldırım, küçük çaplı dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar, ulaşımda aksamalar vb.) dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.</p><p><strong>KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: </strong>Rüzgarın; güney ve güneydoğu yönlerden Marmara’nın batısı ile Kıyı Ege'de kuvvetli (30-50 km/sa) olarak esmesi tahmin edildiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara (ulaşımda aksamalar, ağaç devrilmesi, çatı uçması gibi) karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>İLLERE GÖRE HAVA DURUMU</strong></span></p><p><strong>İSTANBUL °C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerine kadar hafif sağanak yağışlı</p><p><strong>ANKARA °C, 19°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>İZMİR °C, 21°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ANTALYA °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı</p><p><strong>ZONGULDAK °C, 23°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>TRABZON 13°C, 22°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>ERZURUM -3°C, 12°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><strong>DİYARBAKIR 3°C, 20°C</strong></p><p>Parçalı ve az bulutlu</p><p><a href="https://www.youtube.com/user/birgunmedya" target="_blank"><img alt="cukurda-defineci-avi-540867-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2018/12/11/cukurda-defineci-avi-540867-1.jpg" /></a></p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 05 Nov 2019 11:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Diploma kiralayanlara ağır cezalar geliyor]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/diploma-kiralayanlara-agir-cezalar-geliyor-274599</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/10/31/diploma-kiralayanlara-agir-cezalar-geliyor-643747-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/diploma-kiralayanlara-agir-cezalar-geliyor-274599</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de uzun yıllardır bir çok sektörde yapılan "kiralık diploma" uygulaması ile diplomasını kiralayarak, can ve mal güvenliğini tehlikeye atanların sayısı artmaya devam ediyor. Sorunun önüne geçmeye çalışmak için ise meslek örgütleri şikayetler üzerine araştırmalara yapıyor. Diploma iptali, meslekten men cezalarının yanında, ileride ortaya çıkabilecek ve diploma sahibinin imzası olan kusurların sonuçlarından da imzacılar sorumlu olacak. Yine maliye denetimleri sonucu, bu işten kazanılanların faiziyle geri alınabilmesi de cezalar arasında.</p><p><br /> Milliyet gazetesinden <a href="http://www.milliyet.com.tr/ekonomi/diploma-tezgahi-6068607" target="_blank">Duygu Erdoğan’ın haberine göre,</a> daha önce seri ilanlara kadar pek çok yerde verilen 'kiralık diploma' ilanları şimdi internette sosyal medya kanalları üzerinden ve tanıdıklar' sayesinde işe dönüştürülüyor. <br /><br /><span style="color:#800000;"><strong>KENDİSİ YURT DIŞINDA DİPLOMASI TÜRKİYE'DE</strong></span><br /><br /> Diğer taraftan bu 'imzacılarla' büyük bir mücadele yürütülüyor. Bakanlıkların çok sayıda denetimle önüne geçmeye çalıştıkları kiralık diploma sorunu için meslek örgütleri de şikayetler üzerine araştırmalarını yapıyor. Diploma iptali, meslekten men cezalarının yanında, ileride ortaya çıkabilecek ve diploma sahibinin imzası olan kusurların sonuçlarından da imzacılar sorumlu olacak. Yine maliye denetimleri sonucu, bu işten kazanılanların faiziyle geri alınabilmesi de cezalar arasında.<br /><br /> Hile ve haksız kazanç yanı sıra can, mal ve çevre güvenliğini tehlikeye atan imzacılar, daha çok yeni mezunlardan oluşuyor. Ek kazanç yolu olarak görenler ve durumu kullanan emekliler de var. Yine tanıdığı, akrabası ricasıyla, onların firmalarında ve işlerinde imzacı olanlar da mevcut. Hatta yurt dışında yaşamaya başlayacağını belirtip, Türkiye'de diplomasını kullandırmak isteyenlerin oranı da küçümsenir sayıda değil. Adeta bir sektör haline gelen diploma kiralama işi, pek çok sektöre yönelik şekilde sosyal medya hesapları ve bloglar gibi her türlü internet mecrasında talep görüyor, karşılık buluyor. </p><p>Deprem gerçeğiyle yaşayan Türkiye'de inşaatlarda da imzacılık büyük tehdit oluşturuyor. Bakanlıkların çok sıkı denetimleriyle inşaat sektöründe imzacılık azalsa da, kullananlar var. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Nusret Suna, yapı denetim şirketleri ve müteahhit firmalar tarafından tercih edilebilen bu 'imzacılık'la, inşaatın yerini bile bilmeden çeşitli işlemlerde imzası bulunan mühendisler olduğunu söyledi.<br /><br /> Suna, "Hem takip ediyoruz, hem de şikayetler üzerine işlem yapıyoruz. Denetimler de dört bir koldan yapılıyor. En önemlisi meslektaşlarımızın etik kurallara bağlı kalmaları. Yoksa bunun önüne geçmek zor. Yeni mezun olan arkadaşlarımıza, 'artık attığınız her imza siz ölene kadar karşınıza çıkacak' diyoruz. Yanı sıra haksız rekabet de oluşturuyor, işe girenler kazanamıyor" diye konuştu.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>SOSYAL MEDYADAN ESTETİK MERKEZİNE..</strong></span></p><p>İmzacıların öne çıktığı ilk meslek grubunun mühendisler olduğu görülürken; catering firmaları da gıda mühendisi diploması arıyor. Laborant/veteriner sağlık diplomasından muhasebeye, aşçı/kalfalık belgesine kadar seçenekler ilanlarda var. Kuaförler ve estetik merkezleri de saç bakım ve güzellik hizmetleri alanında eğitim diploması alıyor. Eczacı meslek örgütlerinin başlattıkları büyük mücadele sayesinde kiralik eczacılık diploması ve dükkan açma belgelerine daha az rastlanıyor.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>500 TL'DEN BAŞLIYOR</strong></span><br /><br /> En düşük bedelin 500 lira bandında olduğu 2019 yılına ait pek çok ilanda özellikle gıda mühendisleri öne çıkıyor. Fiyatın mesleğine göre çok daha yüksek meblağları gördüğü kiralık diplomada, en yüksek imzacılık ücretinin ise eczacılara verildiği kaydediliyor.</p><p><a href="https://www.youtube.com/user/birgunmedya" target="_blank"><img alt="cukurda-defineci-avi-540867-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2018/12/11/cukurda-defineci-avi-540867-1.jpg" /></a></p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 31 Oct 2019 12:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sonbahar'da yürüyüş yapabileceğiniz doğa harikası rotalar]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-274427</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643177-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-274427</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Yazın sıcaklarını geri bıraktığımız şu günlerde son sonbahar planları da şimdiden yapılmaya başlandı.</p><p>Yavaş yavaş serinleyen havalar kış öncesi doğayla tamamen iç içe olabilmeniz için son bir fırsat. Türkiye'de sonbaharın eşsiz manzası eşliğinde yürüyüş yapabileceğiniz rotalar ise şöyle:</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Ihlara Vadisi</strong></span></p><p style="text-align: center;"><img alt="sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643180-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643180-1.jpg" style="height: 332px; width: 500px;" /></p><p>Kapadokya’nın her bir noktasının kendine has bir güzelliği var. İstanbul’dan yaklaşık olarak 7 saatlik bir otobüs yolculuğuyla ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Hasandağı’ndan püsküren lavların soğumasıyla oluşan Ihlara Vadisi de Kapadokya’nın doğal güzelliğiyle ünlü bir yürüyüş rotası. Dünyanın en büyük kanyonları arasında yer alan vadi, yürüyüş yapmayı sevenlerin gözdelerinden. Kapadokya’ya daha önce gidip peri bacalarını gezdiyseniz bu sefer de Ihlara Vadisi’ne uzun bir yürüyüş için gidebilirsiniz. Eğer Kapadokya’ya hiç gitmediyseniz de bu bahar güzel bir Kapadokya turu ardından da Ihlara Vadisi’nde bu turu yapabilirsiniz.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Likya Yolu</strong></span></p><p style="text-align: center;"><img alt="sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643181-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643181-1.jpg" style="height: 327px; width: 500px;" /></p><p>Fethiye’den Antalya’ya kadar uzanan yaklaşık 555 kilometrelik bir yürüyüş rotası. Türkiye’nin en güzel plajlarını ve koylarını kapsayan bu rota üzerinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Xanthos ve Letoon gibi yerler de bulunuyor.İsterseniz koyları kapsayan bir yürüyüş planlayarak denize girebilirsiniz. İsterseniz tarihi noktaları içine alan bir planla mutlaka görülmesi gereken noktaları gezebilirsiniz. Tüm yolu yürümekse performansınıza bağlı olarak 30 ila 40 gün sürüyor.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Pürenli Yaylası</strong></span></p><p style="text-align: center;"><img alt="sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643188-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643188-1.jpg" /></p><p>Düzce'nin Gölyaka ilçesine bağlı Pürenli Yaylası bin 400 metre yükseklikte gençlik kamplarının da yar aldığı bir yer. Burada doğanın uyanışına tanıklık edebileceğiniz bu yaylada küçük bir gölet bulunuyor. Buradan Mudurnu ya da Abant'a geçebilirsiniz. Doğayla baş başa kalabileceğiniz yürüyüş için ideal bir yer. Buraya yakın Güzeldere Şelalesi'ni de mutlaka gezin. İstanbul'dan günübirlik gidebilirsiniz. Geceyi orada geçirmek istemeniz durumunda ise çok uygun fiyatlı bungalov tarzı otel seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Ballıkayalar Milli Parkı</strong></span></p><p style="text-align: center;"><img alt="sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643189-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643189-1.jpg" /></p><p>Yürüyüş turlarının en çok tercih ettiği yerlerden birisi olan Balıkkayalar Milli Parkı'nda zorluk ve kolaylık derecelerine göre parkurlar bulunuyor. Tırmanış yapılabilen küçük de bir kanyon var. Kuş sesleri, yemyeşil bir doğa, göletler ne ararsanız var. Kocaeli Gebze'yi geçtikten sonra Tavşanlı tabelasına sapmanız gerekiyor.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Palovit Kaçkarlar</strong></span></p><p style="text-align: center;"><img alt="sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643190-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643190-1.jpg" style="height: 333px; width: 500px;" /></p><p>Türkiye'nin en yüksek yerlerinden biri olan Palovit Yaylası adeta göklerde yaşıyorsunuz hissi verir. Kar ve buzun uzun süre erimediği eski kervan yolu üzerindeki bu yürüyüş parkurunda yöredeki rehberlerden yardım alabilirsiniz. Buradaki ormanlar dünyanın en yaşlı ormanlarından biri.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>Kazdağları</strong></span></p><p style="text-align: center;"><img alt="sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643191-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/sonbahar-da-yuruyus-yapabileceginiz-doga-harikasi-rotalar-643191-1.jpg" style="height: 333px; width: 500px;" /></p><p>Kazdağları Milli Parkı Türkiye'nin oksijeni en bol milli parklarından biri. 21 bin hektarlık bu milli park alanında sertifikalı rehber olmadan yürüyüşe izin verilmiyor. Milli park içerisinde işaretli alanlar var. Antik dönemlerden bu yana pek çok efsaneye konu olan ve İda Dağı olarak da bilinen Kazdağları, “Tanrıların armağanı” olarak tasvir edilen bir doğa harikası.</p><p></p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 30 Oct 2019 12:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bozcaada, Forbes dergisinde]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/bozcaada-forbes-dergisinde-274421</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/10/30/bozcaada-forbes-dergisinde-643156-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/bozcaada-forbes-dergisinde-274421</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Çanakkale'nin Bozcaada ilçesi, dünyaca ünlü Amerikan Forbes dergisinin seyahat yazısına konu oldu. Derginin seyahat yazarı Ann Abel, internet sitesindeki köşesinde Bozcaada'yı tanıttı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><br /> Geçen yıllarda New York Times, Business Insider ve New York Times Magazin tarafından tavsiye edilen Kuzey Ege Denizi'ndeki turizm cenneti Bozcaada ilçesi, bu kez dünyaca ünlü Amerikan Forbes dergisinin seyahat yazılarına konu oldu.</p><p>Derginin seyahat yazarı Ann Abel, internet sitesindeki köşesinde Bozcaada'yı tanıttı. Abel yazısında, gazeteci, yazar Prof. Dr. Haluk Şahin'in anlatımıyla eski adıyla Tenedos olarak bilinen Bozcaada'nın Troya Savaşı'nda nasıl yer aldığına ve tarihten bugüne kadar Yunan ve Türk kültürünün nasıl yaşatıldığına vurgu yaptı. Daha önce de Bodrum ve Alaçatı'yı kaleme alan Ann Abel, Bozcaada'nın sadece Homeros yazılarında popüler olmadığını, günümüzde yaz aylarında turist akınına uğradığını, geçen sezon ortalama 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiğini, kış aylarında ise adada ortalama 500 kişinin yaşadığını yazdı. Abel, Bozcaada için "Renkli ve lezziz kafe ve restoranların, sağlıklı ve bakımlı sokak kedisi ve köpeklerinin olduğu bir cennet ada" ifadelerini kullandı.</p><p>Ann Abel yazısının devamında, Türklerin çok konuksever olduğunu, Bozcaada’da sosyal hayatın sokaklarda yaşandığını, kimi zaman çay, kimi zaman da şarap içerek bir kişi ile tanışıp, onun arkadaşları ile grup sohbetlerine katılarak keyifli zaman geçirmenin mümkün olduğunu ifade etti. Abel, adanın kitlesel turizmden ziyade butik ve kaliteli yaşam sitilini benimseyen insanlarla dolu olduğunu belirtti.</p><p>Yazar Ann Abel, birçok lokal işletmeden, eşi benzeri olmayan plajlara, görkemli Bozcaada Kalesi'nden, tarihine kadar tüm güzellikleriyle adayı, cennet ada olarak niteledi. Abel ayrıca Bozcaadalılara kendisine bir yazar gibi değil, bir misafir gibi karşılanmasından dolayı teşekkür etti.</p><p>Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği Başkanı Erkan Yavuz, Bozcaada'nın yeniden dünyaca ünlü bir dergi tarafından tavsiye edilmesinin gurur verici olduğunu belirterek, "Bozcada isminin marka değerinin göstergesidir" dedi. (DHA)</p><p><img alt="bozcaada-forbes-dergisinde-643159-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/bozcaada-forbes-dergisinde-643159-1.jpg" /></p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 30 Oct 2019 11:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Omo Vadisi’nin geleneksel yaşamları]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/omo-vadisi-nin-geleneksel-yasamlari-274370</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/10/30/omo-vadisi-nin-geleneksel-yasamlari-642967-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/omo-vadisi-nin-geleneksel-yasamlari-274370</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p></p><p><span style="color:#800000;"><strong>MUSTAFA ANDIÇ</strong></span></p><div style="clear:both;">Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya indiğimizde Ekvatora çok yakın bir Afrika ülkesi olmasına rağmen çok soğuk bir havayla karşılaştık. Vakit geceydi ama yine de bu enlemlerde bu derece soğuğu hiç beklemiyorduk. Yerel rehberimiz hemen duruma açıklık getirdi: “Afrika’nın 2350 metreyle en yüksek başkentine hoş geldiniz.” Bu açıklama şaşkınlığımızı tam olarak gidermişti ki rehberimizin yeni bir söylemi bizleri yeniden şaşırttı: “Tarihlerinizi 6 yıl geriye alın zira bizim miladi takvimimiz sizden 6 yıl geride.”</div><p>Grubumuzun yaş ortalamasının bir hayli yüksek olması nedeniyle ilk şaşkınlığımızı attıktan sonra hepimizin yüzünde ince bir memnuniyet ifadesi belirdi. (Öyle ya birden bire 6 yıl gençleştik.) Gerçekten de Etiyopya’da İsa’nın doğumunu miladın altıncı yılı olarak bildikleri için o tarihi sıfır olarak kabul ediyorlar. Bu nedenle de dünyada sadece Etiyopya’da miladi takvim altı yıl geriden geliyor.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>EN ESKİ İNSAN İSKELETİ</strong></span></p><p>Başkentte çok az vakit geçirip sadece dünyaca meşhur Etnografya Müzesi’ni geziyoruz. Müzedeki en ilginç eser hiç şüphesiz Lucy (Lusi). 3.2 milyon yaşındaki Lusi, şu ana kadar dünyada bulunan en eski insan iskeleti. Daha doğrusu leğen kemiği insana benzeyen ve iki ayağının üzerinde durabilen ilk insan örneği. Arkeologlar, 1974 yılında 1 metre 40 cm boyunda ve 24 yaşında bir kadın olduğu anlaşılan iskeletin bulunduğunda Beatles’in Lucy adı şarkısını dinledikleri için ona bu ismi vermiş.</p><p>Müzeden sonra esas gezeceğimiz yer olan Omo Vadisi’ne gitmek için iç hatlara yöneliyoruz. Uçağımız kalktıktan bir saat sonra güneydeki Arbaminch kentine indiğinde göllerle çevrili tropikal bir doğayla karşılaştık. Güneyde Mozambik’ten başlayıp Kızıldeniz’e kadar özellikle Afrika’nın doğusunu güneyden kuzeye kat eden Büyük Rift Çukurluğu’nun içinde yer alan bir bölgeye geldik. Bu bölge aynı zamanda Kenya’nın kuzeyindeki Turkana Havzası ile birlikte dünyada insanlığın ilk ortaya çıktığı bölgeler olarak biliniyor. Nitekim insanın atası sayılan ve Addis Ababa Müzesi’nde ziyaret ettiğimiz Lusi’nin arkeolojik kazıyla çıkarıldığı vadi de bu havza içinde yer alıyor. İşte bu heyecanla Afrika’nın en orijinal geleneksel yaşamlarının hüküm sürdüğü Omo Vadisi’ndeki ilk yerleşim yerine vardık.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>ARBAMİNCH EN BÜYÜK ŞEHİR</strong></span></p><p>Arbaminch kenti Omo Vadisi’nde bulunan ve sekiz değişik kabileden oluşan etnik gruplara gitmeden önce kalınacak en büyük şehir. Aynı zamanda Etiyopya’nın güney kesimlerindeki en büyük üniversite kenti. Burada lojistik hazırlıklarımızı yapıp bir gece konakladıktan sonra ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla arabalara atlayıp kabile yaşamlarına tanıklık etmek için kendimizi yollara vuruyoruz.</p><p>6-7 saat süren yolculuğumuz bölgedeki insanların ekonomik ve sosyal hayatıyla ilgili bol miktarda geri bildirim almamıza sebep oluyor. Zaten dar olan yol boyunca kağnılar, sığır sürüleri, keçiler ve insanlar kilometrelerce yolu özellikle ekonomik imkânsızlıklardan dolayı yürüyerek kat ediyorlardı.</p><p><img alt="omo-vadisi-nin-geleneksel-yasamlari-642970-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/30/omo-vadisi-nin-geleneksel-yasamlari-642970-1.jpg" /></p><p><span style="color:#800000;"><strong>KONVOYLARLA YÜRÜYORLAR</strong></span></p><p>Okuldan çıkan öğrenciler yol boyunca uzun konvoylar oluşturarak kilometrelerce yolu yürüyüp köylerine gidiyorlar. Hali vakti yerinde olan az miktardaki şanslı çocuk ise bisikletle gidiyordu. Zaman zaman küçük yerleşim yerlerinde kurulan pazarlarda fotoğraf molaları vererek yol alıyoruz. Duvar diplerinde erkekler köy kahvesi tadında bir araya toplanmışlar sorgom denilen ve buğday arpa karışımı bir bitkiden mayalayıp yaptıkları içkiyi içiyorlar, kadınlar ise bir kucak dolusu ot ya da odunu sırtlayıp köylerinin yolunu tutuyorlar.</p><p>Etiyopya kahvesi dünyaca meşhur olduğu için zaman zaman yol kenarında bulunan derme çatma çardak altlarında kahve molası veriyoruz. Kimi çocuklar ise bizim gibi yabancıların olduğu bir araba görünce hemen önümüze atlıyorlar ve birkaç saniyelik kısa bir dans gösterisi sonrası arabaya yapışıp bir şeyler istiyorlar. Neyse ki bu konuda hazırlıklı olduğumuz için çocuklara ufak tefek okul malzemesi (kalem silgi v.s) veriyoruz. Dere kenarlarında ise bol alüvyon taşıyan kahverengi sulara aldırış etmeden kimi çamaşır yıkıyor, kimi de etrafa hiç aldırış etmeden ulu orta tamamen çıplak bir şekilde yıkanıyordu.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>ETİYOPYA'DAN YEMEN'E</strong></span></p><p>Bizim tarihi süreçte Yemen’den geldiğini düşündüğümüz kahveler aslında Etiyopya’dan Yemen’e giden kahvelermiş. Kahveyi de özel bir seremoniyle yapıyorlar ve tıpkı çölde Tuaregler’in çay doldurması gibi en az bir metre yukarıdan ve hiç sağa sola dökmeden tam kahve fincanına isabet ettiriyorlar. Tabii bu durum kahvenin çok köpüklü olmasına neden oluyor. Ara ara yine yol kenarlarında 4-5 metre yüksekliğinde dünyanın en yüksek karınca yuvaları bulunuyordu. Bu manzaralar eşliğinde yerli kabilelerin en meşhurları olan Mursiler’in kasabası olan Jinka’ya varıyoruz. Burada bulunan ve çeşitli uluslararası kuruluşların araştırma ve rehabilitasyon merkezi konumunda olan ve aynı zamanda kabilelerin hayatlarını tanıtan bir müzeyi ziyaret ediyoruz. Jinka tamamen tozlu yollardan, baraka evlerden yarı açık kanalizasyonlardan oluşan tam bir Afrika yerleşkesi konumunda. Aynı zamanda tüm kırsalda yaşayan Mursi kabile köylerinin ihtiyaçlarını giderdiği ya da geleneklerini yaşamaktan vazgeçip gelip yerleştiği bir kasaba -özellikle genç neslin.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>EN NÜFUSLU MURSİLER</strong></span></p><p>Ertesi gün gerçek anlamda kabile yaşamını yerinde görmek için doğal bir milli parkın içinde yaşayan ve dünyanın en ilginç kabilelerinden biri olan Mursileri görmeye gidiyoruz. Mursiler; özellikle dudaklarını kesip içine geniş bir halka takan kadınlarıyla ünlü bir kabile. Bunu aile içinde statü almak için ve aynı zamanda güzel olmak için yaptıklarını öğreniyoruz. Omo Vadisi’ndeki sekiz büyük kabile içinde en fazla nüfus Mursi kabilesinde yer alıyor ve en geniş topraklara onlar sahipler.</p><p>Teknolojiyi reddeden ve üç bin yıllık geleneklerini günümüzde de sürdürenlerin sayısı 200 bini buluyor. Geçimlerini tıpkı Kenya’daki Masailer gibi sığır çobanlığı yaparak sağlıyorlar. Kaldıkları evler derme çatma yarı açık, köyün etrafı çitlerle çevrilmiş, kamıştan yapılmış duvarlar sığır gübresiyle sıvanarak kapatılmış içi karanlık derme çatma barakalardan oluşuyor.</p><p>Mursi erkekleri oldukça sert mizaçlı ve sırım gibi uzun boylular. Kadınlar ve çocuklar etrafımızı sarıp fotoğraf çektirerek birkaç Etiyopya Bır’ı alabilmek için birbiriyle yarışırken, erkekler bir kenarda oturmuş kendi yapımları yüksek alkollü biralarını içiyorlar. Kısa bir süre sonra ortalık hareketleniyor ve sinirlenen erkekler köyü terk etmemiz konusunda homurdanmaya başlıyor. Yerel rehberimizin uyarısıyla acele fotoğraf çekip en fazla yarım saat kaldıktan sonra ortalık karışmadan Mursileri terk etmek zorunda kalıyoruz. Neyse ki ara ara çalıların arasından çıkan orijinal kıyafetli kabile üyelerine denk gelip ilginç fotolar yakalayabiliyoruz. Zaman zaman bölgedeki farklı kabileler arasında özellikle arazi sınırları ve sığır çobanları arasında ciddi kavgalar çıkıyor o nedenle Mursiler’e giderken mutlaka askeri birliklere haber verip eskort eşliğinde gidiyoruz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 30 Oct 2019 01:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kadim coğrafyanın kadim ülkesi İran]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-274089</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/10/27/kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642062-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-274089</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><description><![CDATA[Kültürel ve tarihsel zenginliğiyle yanı başımızdaki ülke İran... Ambargo altındaki İran, yıllardır paylaşım kavgalarının olduğu kadim bir ülke. Medlerle başlayan bu zengin tarih, Ahamenişlerden Sasanilere, Selçuklulara, Safevilere, Zendlere, Kaşkarlara ve en son İslam Cumhuriyeti’ne kadar dayanıyor]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#800000;"><strong>Veysel Ferman</strong></span></p><p>Bildim bileli İran dünya gündeminden inmedi. Şah döneminde emperyalizmin ‘gülü’, İslam devrimi sonrası emperyalizm için ‘şer ekseninin’ başı ve bugün de ambargoya maruz bırakılan bir ülke. Yeni bir paylaşım kavgasının ‘av sahası’ olan kadim coğrafyanın kadim ülkesi.</p><p><br /> M.Ö Medlerle başlayan tarihin en büyük imparatorluklarından biri olan Ahamenişlerle süren Sasanilere, Selçuklulara, İlhanilere, Safevilere, Avşarlara, Nadir Şahlara, Zendlere, Kaşkarlara, Pehlevilere ve en son İslam Cumhuriyeti’ne dayanan köklü bir tarih.<br /><br /> İran tarihselliği ve günümüz dünyasında tuttuğu yer ile insanı kendisine çeken merak uyandıran bir ülke. Bu kadim ülkede iz sürmek, tarihselliğe dokunmak heyecanlandırıcı bir şey. Beş arkadaşımla 5 gün boyunca bu heyecanı yaşadım. Ama bu kadar süre bu zenginliği görmek, bu derinliği kavramak için elbette yeterli bir süre değil. Ama iyi belirlenmiş nokta atışlarıyla iyi bir başlangıç yapacağımıza inandık. Yezd’e, Şiraz’a elbette (Persepolise), İspahan’a Kaşan’a Kum’a dokunabildik. Eminim herkes İran’a giderken kafasında şekillenmiş bir dünya ile gidiyor. İran’a adım atar atmaz ise şekillenen dünya paramparça oluyor. Başka bir İran insanın aklında ve yüreğinde şekilleniyor.<br /><br /> Temiz, bakımlı, tarihi ve doğallığını korumuş kentler sanki büyük bir tehdit ve ambargo altında yaşamıyorlarmış gibi sakin, huzurlu, rahat insanlar gece yarılarına kadar süren kadın ve erkekli canlı bir sosyal hayat. Huzur ve sakinliği bulamadığınız tek yer İran’ın trafiği. Frene basmayı alışkanlık edinmemiş sürücüler insanın yüreğini ağzına getiriyor ama ne bir kazaya ne bir kavgaya rastlamıyorsunuz. Trafiğin kendine özgü anarşist bir ruhu var İran’da.</p><p style="margin-left: 40px;"><img alt="kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642065-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/27/kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642065-1.jpg" style="border-width: 3px; border-style: solid; margin: 2px;" /></p><p><br /><br /> Genelde İran gezilerine ilişkin notlar hep kadınlarla başlar. İran topraklarına adım atar atmaz başı açık kadınların hemen örtünmesi gözlemi gibi... Evet, bu doğru bir gözlem ama bu örtünme bilinen kara çarşafla ifadesini bulan bir örtünme değil. Saçının yarısını örten başörtüsüne dayanan bir örtünme. Kadınlar hem çalışma yaşamının hem de sosyal yaşamın aktif olarak içindeler. Elbette kadınların toplumsal yaşamın dışına itildiği alanlar da var. Erkek kılığına girerek futbol maçına gittiği için gözaltına alınan ve ceza almasından dolayı kendini mahkeme önünde ateşe veren Sahar Khodayari örneği gibi. (Sahar’a saygıyla). İslam devriminden bu yana hem kadınların özgürlük mücadelesi hem de toplumsal gelişmeler yasakları hükümsüz kılıyor. Her alanda öz güveni ile rahatlığı ile bakımıyla güzelliği ile kadınlar hep karşınıza çıkıyor. Söylemek gerekirse İran’da devrim mutlaka bir kadın devrimi olacak.<br /><br /> İran’ın tarihsel kültürel zenginliği maalesef mutfağına yansımamış. Mutfak kültürü olarak pek zengin olduklarını söyleyemeyiz. Ve yine servislerinde iyi olmadığını söylemek gerekiyor. Bu arada köfte yiyeyim diyerek sakın köfte siparişi vermeyin. Büyük hayal kırıklığına uğrarsınız benim gibi.<br /><br /><span style="color:#800000;"><strong>Sasaniler-Zedüştiler kenti Yezd</strong></span><br /><br /> Türkiye’den 1,5 saat zaman farkıyla Tahran’a varıyorsunuz. İmam Humeyni havaalanı temiz ve bakımlı. Görevliler gayet olumlular. Pasaportunuza mühür vurmuyorlar. Yani İran’a girdiğiniz pasaportunuzda görünmüyor. (İran’a gidersem başka bir ülkeye gidemem diyenlerin dikkatine) Azeri şoförümüz Mehdi ile İran’ın kalbine doğru yola çıkıyoruz “bu dünya hem acı hem sevimlidir.” Yollar bakımlı ve çift şeritli. Tabii oto yollar paralı. Tahranı pas geçtik, belki bir dahaki sefere... Bizi çeken Yezd. Önceliğimiz orası. Dünyanın en güzel çöl şehri olduğu söyleniyor. İlk tek tanrılı ve İranlıların İslamiyet’ten önceki ilk resmi dini Zerdüştçülüğün merkezi. Ve Zerdüştilerin İran’daki en önemli tapınağı Ateşgede... Rivayete göre Ateşgede’de m.s. 470 yılında Sasaniler döneminde yakılan ve bu güne dek yanmaya devam eden ateş... Zerdüştçülüğün temel prensibi aslında hepimiz için geçerli olması gereken ‘iyi düşün, iyi söyle, iyi yap’...</p><p><img alt="kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642066-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/27/kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642066-1.jpg" style="border-width: 3px; border-style: solid; margin: 2px;" /></p><p><br /><br /> Eski Yezd insanı Sasaniler dönemine görülüyor. İran’da birçok kente damga vuran bir imparatorluk, hanedanlık var. Eski Yezd’e de damga vuran 224-624 yıllarında İran’ı yöneten Sasaniler. Eski Yezd’in tarihi sokaklarında gezmek ve kaybolmak tarihin sayfalarında gezmek ve kaybolmak gibi. Yezd’e dair anlatılacak çok şey var ama bizi en çok etkileyen Sessizlik Kuleleri oldu. Zerdüştçüler ölülerini gömmezler ve yakmazlar. Ölünün ateşiyle toprağı havayı kirlettiğini düşünürler. Ölülerini yerleşim yerlerinden uzak tepeler üzerine inşa ettikleri mezarlara bırakıyorlar. Yırtıcı kuşlar, kurt böcek vb. hayvanlar ölülerin etlerini yiyip kemiklerini bırakıyorlar. Kemikler güneş ve yağmur tarafından “paklanıyor”. Paklanan kemikler ise doğaya teslim ediliyor.<br /><br /> Biz de Yezd’in dışındaki birbirine yakın iki tepede bulunan sessizlik kulelerine tırmandık. Hüzünlü sessizliği bozan tepelerin arkasındaki otoyoldu. İnsan bu tepelerin üzerinde yaşam kadar ölümün de insanlık tarihi için anlamına kafa yormaya çalışıyor. Gömülmenin ve yakılmanın dışında Zerdüştçüler başka bir yol bulmuş ama artık o yol İran’da geçerli değil.<br /><br /><span style="color:#800000;"><strong>Kerim Han- Şairler kenti Şiraz</strong></span><br /><br /> İran’da kentlere damga vuran imparatorluklar, hanedanlıklar var demiştik. İşte Şiraz’a damga vuran Zend Hanedanlığı ve Zend hanedanı Kerim Han (vekil olarak biliniyor) Kerim Han kalesi, vekil mescidi, vekil hamam, vekil çarşısı vb.<br /><br /> Şiraz’a gelmişken İranlıların şair ve şiir sevgisini görmek için İran’ın büyük şairleri Kirmani’nin Sadi’nin ve Hafız’ın mezarlarına gitmek gerekiyor. Sadi’nin Bostan ve Gülistan isimli iki eseri bu güne de ışık tutan sözlerle de dolu.<br /><br /> “Akıl sahipleri edep sayarlar susmayı<br /> Ama konuşmaya çalış gerektiğinde<br /> Zarar verir iki şey akla<br /> Konuşulacak zamanda susmak susulacak zamanda konuşmak”<br /><br /> Ve Hafız. Kuran-i Kerim’den sonra her İranlının evinde bulunan ve elinden bırakmadığı hafızın divanı.<br /><br /> Mezarları gezerken ve İranlıların; şairlerin mezarlarına ilgisini ve İran devletinin de mezarlara özenini görürken bir çelişkiyi de insan yaşıyor. Şaraba, meyhaneye şiirlerinde bu kadar yer veren şairlerin ülkesinde şarabın, meyhanenin yokluğu...</p><p><img alt="kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642067-1." src="https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2019/10/27/kadim-cografyanin-kadim-ulkesi-iran-642067-1.jpg" style="border-width: 3px; border-style: solid; margin: 2px;" /><br /><br /> Şiraz’ın en etkileyici yerlerinden biri de Şah-e Çerah türbesi. 7. İmam Musa Kazım’ın oğulları ve aynı zamanda 8.İmam İmam Rıza kardeşlerine ait bu türbe İranlılar için Meşhetteki imam Rıza ve Kum’daki Fatima-i Masume türbesinden sonra en kutsal 3. yer.<br /><br /> Geceleri özellikle ışıklarla başka bir ruhanilik taşıyan türbe ve avlusu yalnızca ibadet değil aynı zamanda sosyal bir buluşma merkezi. Bir taraftan türbe ziyareti ve ibadet yapılırken diğer yandan günün yorgunluğunu mescitte uyuyarak çıkaranlar, telefonlaşanlar, mesajlaşanlar, kitap okuyanlar, arkadaşlarıyla sohbet edenler, oyun oynayan çocuklar... Her şey bir arada. Sadece kadınlar ve erkekler ayrı yerlerden giriş yapıyor ve ayrı noktalarda toplanıyor. Selçuklu egemenliği döneminde İran’ın başkenti olmuş. İsfahan’a esas rengini veren kenti Moğol istilasından kurtarıp yeniden başkenti yapan Safeviler ve Safevi hükümdarı Şah Abbas bu kente de damga vuran Safaviler. İsfeha’nın methini çok duydum. İsfahan için dünyanın en güzel şehirlerinden biri diye çokça söz ediliyor. Dile getirilen kadar oldukça güzel ve etkileyici bir kent İsfehan. Belki İran’ın bütününü gezebilmek insan için mümkün olmayabilir ama en azından İsfahan’ı görmek gerekiyor. Nakş-i Cihan Meydanı ( imam meydanı) ve köprüleriyle şehir planlaması ve mimarisiyle muazzam bir kent İsfehan.<br /><br /> Nakş-i cihan meydanı Tianenmen meydanından sonra dünyanın en büyük 2. Meydanı. Ama güzelliği büyüklüğünde değil bütünlüğünde. Meydan İmam mescidiyle, Şeyh Lütfullah mescidiyle, Ali Kapı Sarayı ve kapalı çarşısıyla bütünlüklü etkili tarihsel bir güzellik sunuyor. İsfahan köprüler şehri. Ve her köprüler şehri gibi köprü üstü ve köprü altı âşıklarıyla dolu bir şehir. En önemli köprüsü olan 33 kemerli köprüyle 11 köprüye ev sahipliği yapıyor. İran gezisinin tadı damağımızda kaldı. Daha görülmesi gereken Tahran var. Tebriz var. Meşed var. Ömer Hayyam’ın Nişabur’u var ve İran’ın en büyük şairi Firdevs’in Tusu var. İran yanı başımızda kültürel tarihsel zenginliğiyle bizi bekliyor. İran’a gitmek ambargo altındaki ülkeyi tanımak ve dayanışma için de önemli.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 27 Oct 2019 10:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Avukatlar Artvin'de 'Adalet Nöbeti'nde buluştu]]></title><link>https://www.birgun.net/haber/avukatlar-artvin-de-adalet-nobeti-nde-bulustu-274021</link><media:content medium="image" type="image/jpeg" url="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2019/10/26/avukatlar-artvin-de-adalet-nobet-inde-bulustu-641833-5.jpg"/><guid isPermaLink="true">https://www.birgun.net/haber/avukatlar-artvin-de-adalet-nobeti-nde-bulustu-274021</guid><category><![CDATA[Gezi]]></category><content:encoded><![CDATA[<p></p><p><span style="color:#800000;"><strong>Dilan Şahinbaş</strong></span></p><p>Anadolu'da devam edilmesini karar verilen ‘Adalet Nöbetleri’nin 8’incisi Artvin'de yapıldı. Artvin Barosu ev sahipliğinde biraraya gelen avukatlar yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı ve avukatlık mesleğine yönelik tehditlere bir kez daha dikkat çekti.</p><p>Artvin Halilpaşa Meydanı’ndaki nöbette konuşan Artvin Barosu Başkanı Ali Uğur Çağal, “Ülkemizde gerçek bir adalet düzeni, gerçek bir hukuk devleti kuruluncaya, laik devlet anlayışı benimseninceye kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.</p><p>Nöbete on beş baro başkanı ve iki baro yönetim kurulu üyesi olmak üzere 17 baro (Adana, Ankara, Antalya, Artvin, Aydın, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Düzce, İstanbul, İzmir, Mersin, Şanlıurfa, Tekirdağ, Van, Yalova) katıldı.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>‘Ülkemiz demokratik, laik, hukuk devleti yapısını yitirdi’</strong></span></p><p>Nöbette söz alan Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun, “Maalesef ülkemiz gün geçtikçe, demokratik, laik, hukuk devleti yapısını yitirmektedir. Özellikle 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsünün ardından, temel hak ve özgürlükler ile savunma mesleğinin icrası kısıtlanmış, OHAL kalkmasına rağmen, fiili uygulama ve düzenlemelerle adeta olağanlaşmış, anayasa uygulanamaz ve meclis çalışamaz hale getirilmiştir” diyerek gerçek bir hukuk devleti için mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.</p><p><span style="color:#800000;"><strong>‘Yargıya duyulan güven tarihin en dip seviyesine düşmüştür’</strong></span></p><p>Altun’un ardından Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan konuşma yaptı. Balkan, Cumhuriyet tarihinin en ağır ve karanlık sürecinden geçtiklerine dikkat çekerek, “Bugün yargıya duyulan güven tarihin en dip seviyesine düşmüştür. Bunun sorumlusu avukatlar değildir” dedi.</p><p>Nöbet diğer baro başkanlarının konuşmaları ile devam etti.</p><p>Adalet Nöbetleri İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde yurt genelinden avukatların katılımıyla tutulmuş, 85 hafta boyunca tutulan nöbet yapılan açıklamanın ardından noktalanmıştı. Daha sonra 'Adalet Nöbetleri'nin Anadolu’da devam etmesine karar verilmişti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 26 Oct 2019 11:12:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>