birgün

10° AZ BULUTLU

Soba Balıkçılar kahvehanesinin ortasında yanan odun sobasının yanına sandalyemi çektim. Kahvehanede kimse benim kadar üşümüyordu... Yazının devamı... Aptal romantik Soğuklar başladı. Ikimizden başka kimse oturmuyor, deniz kenarındaki bu masalara. Boğaz’dan geçen gemilere bakarak hayal kurmak... Yazının devamı... Yitik dünya Savrulan bir hayat bizimkisi, nereden gelip nereye gittiğimizi bilmediğimiz ya da bilmek istemediğimiz. Bütün mesele, devlet... Yazının devamı... Yasa başkaldırı Herkesin geçmişin sisleri içinde dönüp durduğu bir an vardır. İlk defa öpüştüğü ya da denizi ilk gördüğü an gibi. İlk olması da... Yazının devamı... Sarı ışığın içinde Ben hiç tek yaşamadım, yalnızlığın dibinde bir hayat sürerken bile. Murat Özyaşar’la hiç tanışmamış olsam da, “Sarı... Yazının devamı... Alımlı ve dokunaklı Bir şarkıda ya da bir filmde mi duydum, “Dünya kimseye ait değil” sözünü tekrarlayıp duruyorum içimde. Türkiye de kimseye ait... Yazının devamı... “Yaz bitti…” Yağmurlu bir sabah… Kesin trafik felç olmuştur, bir yerleri su basmıştır. Her şeyde önce kötü şeyler geliyor akla, kötü... Yazının devamı... Işıl ışıl… Solcular ne çekti be bu devletin elinden. 6-7 Eylül pogromu olduğunda, alakası olmayan Kemal Tahir, Aziz Nesin gibi komünist... Yazının devamı... Yayalar ve bulutlar Gökyüzü bir açılıp bir kapanıyor, bulutlar ayrılıp birleşerek hızla bir yöne doğru uçuyor. Doğanın iç dünyamıza bir etkisi... Yazının devamı... Yaşamın diyalektiği “Sonhahar rüzgârları esiyor artık. Bu rüzgârların bazıları yağmur getirecek, bazıları da savaş” diyor, balıkçı kulübesinin... Yazının devamı... Cehennemde yağmur Yağmur bulutlarının toplanışını izliyorum balıkçılar kahvesinin önündeki masalardan birine oturmuş. Bir süredir kahvehaneye... Yazının devamı... Yel değirmenleri ve devler Yeni “Don Kişot”ların yazılması gereken bir çağdayız, kimse Cervantes gibi şövalyeyi delirten bu dünyayı olumlamak isteyen... Yazının devamı... Korkuyu dinlemek Hava çok sıcak, uyuyamıyorum. Sonunda balkondaki büyülü kırmızı koltuğuma atıyorum kendimi. Balkonun baktığı bahçedeki ağaçlar... Yazının devamı... Hayata bağlanmak Dibi boylamış olmanın mutluluğundan bahseder Ernst Bloch, “İzler”de. Çocukların okulda aldıkları notların giderek kötüleşip,... Yazının devamı... Başka bir rüzgâr Rüzgâr etikçe eski ahşap balkonun kapısındaki tülü havalandırıyor. Yanına uzanıyorum, az evvel çocuklar gibi şenken, hüzün... Yazının devamı... Seçeneksiz seçenek Bütün anketlerde en güvenilir kurum ordu çıkardı hep. Yani silahlı bir otoriteye biat etme kültürü çok eskiydi bu topraklarda.... Yazının devamı... Kötü cinin laneti Görüşlerini pek dışarıyla paylaşmayan, bilge kişiler vardır. Pencere kenarına oturmuş çayını yudumlayan ihtiyar ya da genç... Yazının devamı... Gecenin ve günün sonuna… Abbas Kiarostami çekip gittikten sonraki gün şiddetli bir yağmur başlamıştı, bayramlık giysilerini giymiş çocuklar... Yazının devamı... Yağmur karşılaşması Yağmur başlayınca Kadıköy’de herkes dağıldı. Canlı müzikler sustu, barların, kafelerin ışıkları birer birer söndü. Balkonda... Yazının devamı... Yıkıcı bir gülüş Bu aralar çok gülüyorduk seninle. Bu kadar çok kötü şey yaşanırken, neşemize kimse anlam veremiyordu. Her şey bir gece, ümitsiz... Yazının devamı...