birgün

9° HAFİF YAĞMUR

'Kalbimde varken tesellisi, doğru olanı yapmış olmanın...' Yeni yılın ilk gününde Bonn Operası’nın bu sene ilk kez sahneleyeceği Fidelio’yu izlemeye gidiyoruz. Bileti çok önceden aldık.... Yazının devamı... Eve dönüş Bir cennet olduğu her halinden belli olan Tír na nÓg’da bile sıla özlemi çeken, evine geri döndüğünde sevdiklerini kaybetmekle... Yazının devamı... Katı olan her şey buharlaşıyor Erdem sandığımız şey, belki de yalnızca refah içinde yaşayanların tekelindedir. Varsılların erdemini kazıdığımızda altından... Yazının devamı... Kötülüklerin en büyüğü sığlıktır Sevgilisini çoktan kaybetmiş olsa da, sevgiden asla vazgeçmeyeceğini söyler, Wilde. “Hapishaneye aşksız girersem, ruhum buna... Yazının devamı... Yağmurdan sonra Ele aldığı konu ne kadar dramatik olursa olsun, Trevor bunu korkusuzca ama sükûnetini asla bozmadan anlatıyor. Hemen her öyküde... Yazının devamı... Dublin’e giderseniz bir gün eğer... Baggot Street’ten eve doğru yürürken ne kadar üzgün olduğumu fark edince şaşırdım. Üzerimde artık sokaklarını ezbere bildiğim,... Yazının devamı... Deniz kıyısındaki kütüphane Eğer belli bir yaşın üstündeki bir Dublinliyle konuşuyorsanız, bu kütüphanenin adı geçtiği anda size Mrs. McCarthy’yi anlatmaya... Yazının devamı... Cenazeden sonra İrlandalıların “Wake” adını verdiği ve cenaze töreni öncesinde yapılan bu yemekli toplantı çok eski geleneklerden biri.... Yazının devamı... Papa’nın tuvaleti İşçilerle yemek hazırlayanlar arasındaki muhabbet de koyulaşıyor. Derken işçilerden biri büyük haçın altında Papa için özel bir... Yazının devamı... Patates Efsaneye inananlar, Aç Çayır’ın bu topraklarda ölen masumların laneti olduğunu düşünüyorlar. Açlıktan ve yoksulluktan ölenler... Yazının devamı... Gölgeler içindeki Mordor Diyarı’nda Güneşli günler devam ederken, Mary ve iki arkadaşıyla birlikte Batı İrlanda’ya doğru yola çıkıyoruz. Kim daha heyecanlı... Yazının devamı... Godot için mükemmel bir gün “Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.” İrlandalı oyun yazarı Samuel Beckett’in sondan bir... Yazının devamı... Deniz! Deniz! Pabuçlarımı çıkarmak için bir köşeye oturdum. Kayaların arasından suya alıcı gözle baktım. Doğrusu nefis görünüyordu. Mavili,... Yazının devamı... Birtakım İrlandalı meseleler Küçük bir kasabada yaşayan bütün bu insanlar -komşular, rahipler ve öğretmenler- sessiz kalmayı tercih edecek ve Mary’ye el... Yazının devamı... Kule merdiveninde buluşma Menteşelerden gelen sesler boş salonda büyüyüp yankılandı. Çelik zırhının içinde bir çocuk kadar savunmasız görünen şövalye ile... Yazının devamı... Üç Teşebbüs Her ayrılışımızda ona sarılmak isterdim. Ama artık genç bir adam olmuştu. Babasından arabanın anahtarlarını alıp gezmeye... Yazının devamı... Bavyeralı Kemancı O’Nolan’ın gazete yazılarında ve romanlarında Joyce’un dehasının ağırlığı altında yazıyor olmanın huzursuzluğu hissedilir. Yine... Yazının devamı... “Dublin’de güneşler parlıyor...” Her gün yollanan bu kartlar bu kadınların hayatlarını bir şekilde değiştirmişti. Bazıları Türkçe öğrenmeye başlamış, bazıları... Yazının devamı... Claire Keegan: Bir şey söylememek için bulunmaz bir fırsat Keegan, öykünün bir tasarruf sanatı olduğunun farkında. “Birçok roman gereksiz yere uzun,” demiş bu söyleşilerden birinde, “Ne... Yazının devamı... Jonathan Swift: Öfkenin kalbe dokunduğu yer Swift uzun yıllar oranın başrahibi olarak görev yapmıştı çünkü. “Saint Patrick’e girmek için bir avuç para vereceksin şimdi,”... Yazının devamı...