birgün

14° AÇIK

Susalım ve boşluğa düşelim! Basılı kitapların açılış ve kapanışında boş sayfalar vardır ve bu sayfaların üzerinde herhangi bir ibare yoktur. Fakat kitaplar... Yazının devamı... Kentin ritimleri Kent; ritim üzerine ritim; ritimlerin iç içe geçtiği bir kakofoni. İçindeyken, çok da ayırdına varmadan ritimlerle oradan oraya... Yazının devamı... Çağrılmayan halk “’Daha hiç çağrılmadım/Biri olsun “Yakup!” diye seslenmedi hiç”’ (Edip Cansever). Boşuna beklemeyin, bu yıl da güzel günlere... Yazının devamı... İyi seneler mutlu nesneler Nesnelerle aramız eskisi gibi değil, çok değiştiler. El altındaydılar; gerektiğinde kullanırdık. Protezdiler; bir bedene... Yazının devamı... Sımsıkı kavrandınız Kavram sözcüğü kavramaktan geliyor. Ancak kavradığınızı kavramlaştırırsınız ya da kavramlaştırılmışsanız, kavranmışsınızdır... Yazının devamı... Olay tende gerçekleşir Olay tende gerçekleşir, bedenlerin bedenlere dokunduğu yüzeyde. Duyu organlarımız tenin yüzeyindedir. Ten görür, ten koklar,... Yazının devamı... Hayal gücü iktidar olabilir mi? Kaldırım taşlarının altında kumsalın olduğu zamanlardı. Taşı kaldırdığınızda deniz kokusu gelirdi burnunuza. Her beden bir kum... Yazının devamı... Önce yeryüzü çarmıha gerildi İlk önce yeryüzünü çarmıha gerdiler, İsa henüz ortalıkta yoktu. Ardından yeryüzünün sakinlerini. Yerleştirildik. Yeryüzünün... Yazının devamı... Ayna kırıcılar “Evin bütün aynalarını kırmakla başlayın işe, kollarınızı salıverin, dalgın dalgın duvara bakın, kendinizi unutun” (J. Cortazar... Yazının devamı... Düzlemin çölünde bir nokta Geometri noktayı, boyuttan yoksun terim olarak tanımlıyor. Yine, bir noktadan sonsuz sayıda doğru geçtiğini geometriden... Yazının devamı... Eşyalar masallarda konuşur Her gece sabaha karşı, hava ağarmadan çok önce, bedenimin çatırdamasıyla uyanıyorum. Bir zamanlar ormanda yaşarken, bir... Yazının devamı... Karanlık değil ışık öldürür Yeryüzü bir boyama kitabı olsaydı, hangi renge boyardınız? Ben ışıklı, beyaz bölgeleri siyaha boyardım. Yeryüzünün geriye kalan... Yazının devamı... Tüm yollar hücreye çıkıyor Daha önceleri de yolunuz, yolların çatallandığı yol ağızlarına düşmüş olabilir; yine yol ağzındayız. Daha önceleri de defalarca... Yazının devamı... Bir ânın içine neler sığdırabilirsiniz? Blake bir kum tanesinde dünyayı, bir çiçekte cenneti görebiliyor ve bir ânın içinde sonsuzluğu ve sınırsızlığı kavrayabiliyordu... Yazının devamı... Telematik kâbuslar Zaman çürüdü, akmıyor artık. Çürüyen zaman, bir tren gibi kompartımanlara ayrılmış, mekânsallaştırılmış zamandır; aynı trenin... Yazının devamı... Su çürüdü, zaman da… Marc Chagall zamanı, keman çalan kanatlı bir balık olarak resmetmiş ve “kıyısı olmayan nehir” olarak adlandırmıştı. Artık zaman... Yazının devamı... Yürüyüşe çıkmanın zamanı gelmedi mi? Hayaletlerdik, heyulalar; henüz biçime sokulmamış, sınır tanımayan hayalleri olan havai çocuklar. Metinler tarafından kıskıvrak... Yazının devamı... Mekânların en kötüsü Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi şöyle başlar: “zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü”. Bir de şöyle... Yazının devamı... Siz hiç haritadan çıktınız mı? Durmadan çatallanan yolları, çatallandıkça anlamı çoğaltan anlatıları hiç sevmedik. Bizim istediğimiz, kestirmeden anlama... Yazının devamı... Leş, kendi bedenini fethedendir Genellikle nesneleri ve olayları birbirinden ayırma eğilimindeyiz. Nesneler vardır ve bir de bu nesnelerin başına gelen olaylar... Yazının devamı...