birgün

9° HAFİF YAĞMUR

Merhaba dünyalı! Sanatta ve teoride gerçeklik meselesi uzun zamandır tartışılıyordu; gerçekliği bir travma olarak yaşıyoruz bugün. Hal Foster... Yazının devamı... Değerli yalnız örümcekler Spider solitaire’den öğrendiğim bir şey varsa o da, yanlış kartlarla başladıysanız, oyunu asla bitiremeyeceğinizdir. Son... Yazının devamı... Mağaradan çıkış: Korona imgeleri Mağaradaki tutsaklar sadece gölgeler, imgeler görebilirler. Hakikati görebilenler, beden denilen mağaradan çıkmayı... Yazının devamı... Tünelin ucundaki ışık Bizi öldürecekse, iyimserlik öldürecek; tünelin ucunda ışık görenlerin iyimserliği. Gördükleri, yaklaşmakta olan, üzerimizden... Yazının devamı... Rejimler yıkılmalı Rejimler yıkılmalı! Taş üstünde taş koymayın. Durun, sağa sola saldırmaya başlamayın! Taş derken, iktidarın duvarlarını örerken... Yazının devamı... Barok politik Kent karanlığa gömüldüğünden beri heyulalar çoğaldı; karanlığın içinden birden ortaya çıkan, sonra aynı hızla kaybolan ışıklı... Yazının devamı... Çocukların göğe bakma durağı yoktur Ne zaman başımız sıkışsa gökyüzüne bakardık. Biz yetişkinlerin sorunu. Çocukların göğe bakma durakları yoktur; dur durak... Yazının devamı... Hikâyeniz yoksa adam değilsiniz! Hikâyeniz yoksa bir hiçsiniz, ‘adam’ yerine koymazlar. Ya hiyerarşinin en dibine yerleştirilirsiniz ya da yok sayılırsınız.... Yazının devamı... Aman dikkat, içinize neşe kaçmış olabilir! İçinize neşe, Dionysos kaçmış olabilir, kendinizden sürekli kuşkulanmalısınız. Alimallah dans etmeye başlayabilir, diğer... Yazının devamı... Deplase çağında hakikat Tanrı-krallar yeryüzünü göksel bir plana göre durmadan kodluyor. Ve medya, başımıza ne geliyorsa göklerden geldiğini söylüyor,... Yazının devamı... Güzellik mi çirkinlik mi? Merkez ile kıyı arasındaki gerilimin eski tadı yok. Ne güzellik, kıyıların çalkantılı sularından doğacak ne de herkesin... Yazının devamı... Peki, şimdi ne yapacağız? Açacağımız her patika yurtları, yurtlardaki bedenleri birbirine bağlayabilir ancak. Bırakalım artık yapay engellerle... Yazının devamı... Yürümek, yazmaktır ya da tam tersi Yeryüzü, evrenler çokluğu. Evrenler açığa çıktıkça üsluplar da, kimlikler de değişir. Yazı içinde saklanacak bir yurt değil,... Yazının devamı... Enginarların zamanı Belirli bir düzene göre tekrar eden formlarla döşenmiş, hayat denilen bir zeminde yürüyoruz. Yer döşemesindeki karoların... Yazının devamı... İçimizden kanallar otoyollar geçiyor İnsanın yeryüzünde açtığı ilk sulama kanalını düşünün; ölçeği küçük de olsa yerin kıvrımlarını bir bıçak gibi kesen düz bir... Yazının devamı... Kentin içinde göğün mavisi birikiyor Bir şeyin şimdiki yüzüne bakıp içinde ne sakladığını ya da içinden ne çıkacağını yorumlamaya kalkışanlar yanılabilirler. Della... Yazının devamı... Zaman iffetsizdir, kapılar yalan Kapılar, bir mekânı bir başka mekândan ayırıyor. Sadece mekânları mı? Mekânlara yüklediğimiz anlamları da. Tutsaklığı... Yazının devamı... Lüküs Camera’da kimler oturur? Kamaranızın lombozundan baktığınızda kenti görebilirdiniz ya da tam karşıdan, kentten bakıldığında geminin denize paralel... Yazının devamı... Bilincinizden sakının! “Ben çobanım” diyenler, bir başka çobanın kösemenleri olabilir. Ve mezbahada kesilmeye giden koyun sürülerini peşinden... Yazının devamı... Bir dipsiz göl masalı Çok eski zamanlarda Dipsiz Göl dedikleri bir göl varmış. Gölün içinde Dipsiz Göl halkı yaşarmış. Bildiğiniz göl halkı işte;... Yazının devamı...