birgün

32° AÇIK

Örtü: Kandırılmış olmanın hazzı Örtü, sanıldığının aksine gizler gibi yaparak gösterir. Örtmek ve örtüsünü kaldırmak, aynı çözümleyici hareketin iki kutbu.... Yazının devamı... Tırnaklar ve hayaller Gün kırıklarla başladı. Sabah, önce sol elimin serçe parmağındaki tırnak kırıldı, ardından hayallerim. Saksıda kuluçkaya yatan... Yazının devamı... Oturmaya mı geldik? Her şey akmalı; trafik, internet bağlantısı, görüntüler, elektrik, su ve elbette para. Akışlar kesilmeye görsün, hayata... Yazının devamı... Görünmez barikatlar Barikatlar; çatışan kuvvetleri birbirinden ayıran, kuvvetlerin kudretlerine bağlı olarak sürekli yer değiştiren oynak sınırlar.... Yazının devamı... Hepimiz Zenon’un oklarıyız Mevcut değillerdi. Örtülerin altında yaşıyor ve sessizce izliyorlardı olup bitenleri. Bazen kuşkuya düştüklerinde “Biz var... Yazının devamı... Çok süslü bir ülke Modern, süsten hiç hazzetmedi. Bedenlerin, nesnelerin, toplumların, çağların evrime göre değerlendirildiği 19’uncu yüzyılda süs... Yazının devamı... Webcam hayatlar Bedensel duyularını yitirmiş, sadece görme duyusuyla idare eden camdan hayatlar, camda felaket öngörülerinde bulunmaya devam... Yazının devamı... Umut ve felaket Yaşamdan öç alanların iktidarında, yaşayan ne varsa düşmandır. Yeryüzüne, taşlara, dağlara, ağaçlara, ormanlara, derelere,... Yazının devamı... Mutlaka bir çıkış olmalı! Çürümenin evreleri var. Hangi evresindeyiz acaba? Hangi evresinde olduğumuzu bilmesek de, hiç değilse çürüdüğümüzü biliyoruz,... Yazının devamı... Distopik nesneler düzeni Bir mekân içine eşyaları biz mi yerleştiriyoruz yoksa eşyalar mı bizi? Özne-nesne ilişkisinin tersine çevrildiği, nesnelerin... Yazının devamı... Biz, yeryüzünün yerlileri Tüm bedenler yerlidir; yerin yüzüne aittirler. “Biçimsizsiniz, bir o kadar da çirkin” diye seslendi yukarıdan birisi, “biçime... Yazının devamı... Açılmak mı dediniz? Ne zaman açılacağız? Bu soru pandemiyle ilgili olsaydı hiç kuşkusuz uzmanlar yanıtlayabilirdi. Şöyle de sorulabilir? Biz hiç... Yazının devamı... İnsan mikrokaostur Parçaların bütün ile orantılı, uyumlu, düzenli ilişkilerini, şeylerin yasalı düzenini kozmos olarak tanımlayabiliriz. Bir... Yazının devamı... Rönesans hayatlar, Barok korkular ve heyûlalar Her gece Barok korkular yaşardım, çocukluk işte. On yedinci yüzyılın Barok tablolarındaki bedenler gibi karanlığın içinden... Yazının devamı... Şehre mor gelmiş Renklerin kendi zamanları vardır. Zaman değildir renkleri değiştiren, renkler değiştikçe zamanlar da değişir. Sarı geldiğinde... Yazının devamı... Dönülmez akşamın ufku mu? Asla geri dönmemek üzere çıkılan yolculuklar vardır. Yolculuk sona erdiğinde gemiler yakılır. Ateşe verilen, terk edilen yerdir... Yazının devamı... Taşınabilir tecrit hücreleri Soyutlama, insan bilincinin en büyük numarası; Osmanlıcası tecrit. Birbirine benzemeyen tek tek şeylerde dışsal bir nitelik... Yazının devamı... Olmadık şeyler olabilir Var olmanın kendisi tutsaklık koşullarını üretebilir mi? Üretebilir. “Varoluşsal kaygılarla alınan önlemlerin kendisi varoluşa... Yazının devamı... O halde dağılalım artık! “Dağılın!” Megafonun metalik sesi meydanda toplanmış bedenlere sesleniyordu. Bedenler, kolaylıkla dağılıp tekrar bir araya... Yazının devamı... Ah şu imgesel kırılganlığımız! Benliğin (self) ne denli kırılgan olduğunu yaşayanlar bilir. Benlik, bireyin içsel gelişimi sonucu kendiliğinden ortaya çıkan... Yazının devamı...