birgün

25° AZ BULUTLU

Hayat namussuzdur Size kalsa hayat da namussuzdur. Yeryüzünün namusu sizden sorulur. Namus geometridir, geometriyi iyi bilirsiniz. Çünkü eril... Yazının devamı... Hayatın sonu mu? Bildiklerinizi unutun. Bildiklerinize yaslanarak boş yere umutlanmayın, umut sizi boşlukta asılı tutuyor ve başınıza geleni bir... Yazının devamı... Kınama, arkana bakmadan kaç! Canlarımıza kıyanlar var, canımızı yakanlar; giderek çoğalıyorlar. Sosyal medyada sesler yükseliyor; katliamları, işçi... Yazının devamı... Medyasferde berbat bir gece Kreşendo ile birlikte seslerin çokluğuna ulaşacaktık, hevesimiz kursağımızda kaldı. Şimdi boğucu seslerin yivinde dönüp... Yazının devamı... Ne o, ne o, ne o, deniz olunmalı! Kıyıda tuhaf, ayrıksı biçimler; açık denizin çalkantılı, kaotik sularında doğmuş ve dalgalarla taşınmışlar. Bu yabanıl biçimler... Yazının devamı... Asi ruhun galeride işi ne? Coğrafi, kültürel, dilsel, dinsel etkilerle ayrı düşürülmüş insan topluluklarından saf ırklar yaratmak da yapay seçilim... Yazının devamı... Kanonik toplum Tek tek parçaları, tekil bedenleri birleştirerek inşa edilmiş bütünsel kanonik toplum, bedenin, bedenlerin düşmanıdır... Yazının devamı... Form hapishanesi Formların geçici uzlaşımlar değil, hayatın temeli, görülen şeylerinse formların kusurlu yansımaları olduğunu söyleyen Platon’a... Yazının devamı... Aynı şemsiyenin altında “Tek istediğimiz, kendimizi kaostan korumak için bir parçacık düzen” (Deleuze ve Guattari, Felsefe Nedir?). Yitip gitmekten... Yazının devamı... Yerimiz dar yenimiz de Bedenin biçim değil, eylem olduğunu, bedenin mekân ama aynı zamanda kendi mekânını yaratan mekân olduğunu duyumsadığınızda... Yazının devamı... Yatay ve dikey: Oluş ve ölüş İki düzlem var önümüzde, biri yatay diğeri dikey. Ve bakışımız bu iki düzlemde dolaşıyor; kâh yeryüzünde yayılıyor, kâh... Yazının devamı... Kalıbınızı kırmadan var olamazsınız Eduardo Galeano sömürgeciliğin görünen ve görünmeyen yüzünü özetlemiş. Görünen yüzünü çok iyi biliyoruz: “Konuşmamızı yasaklar,... Yazının devamı... Çiçeklere değil yapraklara bakın! Çiçekli zamanlardayız. Çiçeklere bakınca ne görüyorsunuz? Geleneksel toplumlar onlarda tinsellik görüyor, kutsal olanı... Yazının devamı... Kral Çıplak mı? “Ahlak yasası bir ödevdir; itaatten başka bir sonucu yoktur. Bu itaat kaçınılmaz olabilir, emirler fazlasıyla akla yatkın... Yazının devamı... Parsel parsel eylemişler dünyayı Bir kenti satranç tahtası gibi örgütlemek, yeryüzünü parsellere ayırmak, insanı da parsellerin içine kapatmak demektir.... Yazının devamı... Nereden çıktı bu zombiler? Yaratmayı yıkımla eşleştiren avangard sanatın mottosunu hatırlayalım: “Her yaratıcı hareket bir yıkımla başlar”; Picasso... Yazının devamı... Bir ile çok arasında Thales’le başlayan doğa filozoflarının gündeminde yine “bir ile çok” ilişkisi vardır. Evrenin yapıtaşı, “arke”si olarak... Yazının devamı... Kadın doğruyu söyleyebilir mi? Foucault “parrhesia”nın, doğruyu söylemenin Yunan edebiyatındaki ilk örneklerine Euripides’in tragedyalarında rastlar ve... Yazının devamı... İktidarın içini boşaltmak “Siyasi iktidar mekâna hâkim olur ya da hâkim olmayı amaçlar; anıtların ve meydanların önemi buradan gelir… ama şehirli... Yazının devamı... Geçmişe dalmak tehlikelidir Sular yükseliyor ve yaşadığımız yüzey sular altında kaldıkça hep daha yükseğe çıkmak zorunda kalıyoruz. Küresel ısınma... Yazının devamı...