birgün

25° AZ BULUTLU

Modern, köklerine geri dönüyor: Ur-modernite Modernizmin meşhur sloganı “her yaratıcı hareket öncesinde bir yıkımla başlar”, şimdi sadece yıkımı yüceltiyor. Sistem yıkımla... Yazının devamı... Ölmeye değil, yaşamaya yatmak Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yürek atışlarıyla sarsılıyor şimdi donmuş zemin, hissetmiyor musunuz? Buzdan saraylarınızda... Yazının devamı... Herhangi biri: Kimliksizliğin imkânları Niteliklerle donattığı formunu diğer formlardan ayırmaya ve özellikle de farklılaştırmaya çabalayan birini düşünün. Yani... Yazının devamı... Duvardaki delikler: Boşluk yaratıcıdır Birbirimize dokundukça genişleyecek boşluklar doğurgandır, yeni ilişkilere, insani eylemlere gebe. Başka bir dünya bu... Yazının devamı... Hazır nesne olarak ceset Ölüm sever bir kültürde özneler yürüyen cesetlerdir. Egemenler de özneler değil, cesetler üzerine kurmuyorlar mı iktidarlarını?... Yazının devamı... Bu mekân kasten boş bırakılmıştır Boş sayfalar. Kâğıda basılı kitaplardaki boş sayfalar ile PDF formatlı metinlerdeki boş sayfalar farklı duygular yaratıyor... Yazının devamı... Origami yapalım mı? Katlayıp açalım Despot ya da rahip kederli varlıklar olmadan yapamazlar; keder, kudretin azalması. O halde hep ortada kalalım, her yöne... Yazının devamı... Bana öyle bakma ya da bak! Şimdi, en yabani bakışımızı takınmanın ve dimdik iktidara bakmanın zamanı. Aklıma Nietzsche’nin “hayır” diyen aslanı geliyor... Yazının devamı... Avangart değil badigart aranıyor Yıkım yerine, çatlaklardaki, boşluklardaki özgürleştirici momentlerin izini sürene hâlâ avangart denilebilir mi? Bizim artık... Yazının devamı... Rüzgâr, çalı ve çocuk: Hayır ve evet Umut, bu dünyadadır; suda, ateşte, toprakta ve rüzgârda. Rüzgâra sadık kalın! Yaşamı aşağılayanlara “hayır” deyin kardeşlerim…... Yazının devamı... Dünyayı satirler kurtaracak Satirleri tuzağa düşüremezsiniz. Harita nedir bilmezler çünkü. Ama (b)alıklar. Balıkların sürüler halinde geçtikleri yolların... Yazının devamı... Tekno ritim, anamorfoz ve Emma’nın dansı Konuşamıyoruz, konuşsak da birbirimizi duyamıyoruz. Dans mı etsek, bedenin evrensel diliyle mi anlaşsak? Bedenler bir kez... Yazının devamı... Popçular, rockçılar, cazcılar ve zımpara kâğıdı Toplumsal olan, aynı zamanda müzikaldir, sahnelenen müzikal de toplumsal… Mücadele, tek tonun aşındırıcı etkisine direnebilme... Yazının devamı... Umut, umulmadık olanın kudretidir Herakleitos “Umulmayanı ummazsan, onu bulamazsın. Çünkü onu arayıp bulması zor ve zahmetlidir” demişti. Zordur, çünkü hep... Yazının devamı... Hayal perdesindeki gölgeler gibiyiz Yılana sarılanlar yılanla anlaşma yapmak zorunda: Varlıklarını yılana satacak ve sadece gölgeleri kalacak yeryüzünde. Ve... Yazının devamı... Hayır diyen hayaletler korkunçtur “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor” diyorlardı Marx ve Engels, Komünist Manifesto’da. Şimdi de korkunç bir hayalet... Yazının devamı... Hayatın ayrıntılarını savunmak Köhne metinlerden kurtulup hafiflemeli ve hayatın içine doğru yolculuğa çıkmalı… Ayağa kalkıp “HAYIR!” demek, hayatta kalmak ve... Yazının devamı... Kesişmeyen yazgılar ülkesi Tüm yazgılar görünmez iplerle bağlıdır. Yeryüzünde ekosistemin ağına takılmadan yaşayamazsınız. Her yaşam başka yaşamlara uç... Yazının devamı... Fazladan bir olay gerçekleşir ve hayat… İktidar hayatı kendi imgesine göre topyekûn kurgulamaya kalkışır ama kurguladığını sandığı an, çoktan taşmıştır. Ve hayat... Yazının devamı... Sürükleniyoruz ama nereye? Karlar eridiğinde kıstırıldığımız hücreleri fark edeceğiz ama iş işten geçmiş olacak. Bir daha kar yağmayacak. Yağacaksak biz... Yazının devamı...