birgün

24° AZ BULUTLU

Bir çatlak olmalı ya da su olup çatlatmalı! Bir çatlak olmalı, bizi yaşamla buluşturacak ya da su olup çatlatmalı duvarı. Yapabiliriz, çünkü bedenlerimizin üçte ikisi su... Yazının devamı... Bir ateş ver ateş böceği! Aydınlatacaksak biz aydınlatacağız yeryüzünü… Gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyorlar…Bir ateş verin ateş böcekleri,... Yazının devamı... 3. Tekil şahıstan öyküler: Özgür irade Özgürlük, birlikte şimdiyi ve burayı tasarlayabilmektir. İnsanların birbirlerine ve doğaya doğrudan dokunarak mekânı ve zamanı... Yazının devamı... Kendinizi ‘bir’ mi sanıyorsunuz? Sıfırsınız! Kendi üzerine kapanarak yaşamla bağlarını koparan “bir”in ne geçmişi ne de geleceği var. Dondurulmuş şimdinin içinde dikilip... Yazının devamı... Katırlar, perdeler, yaralar ve kanatlar Kanatlar, uçmaya yarayan yaralardır. Katırlar da uçabilir. Yeter ki kanatlansınlar. Özgürlük, yaraların kanat çırpışıyla... Yazının devamı... Buzlu cam bizi çağırıyor Nesnelere buzlu camın arkasından bakmışsınızdır mutlaka. Ne görmüştünüz? Sınırları bulanıklaşan ve uzamın içinde titreşerek... Yazının devamı... Tecavüz, müstehcen ve sanat Doğaya ve bedenlerine durmadan mega projelerle tecavüz edilen bir dünyada insan doğası ve bedeni bu tecavüzden kaçabilir mi?... Yazının devamı... Sessizliğe karşı sessizlik: Kontra sessizlik “Akdeniz’de Herhangi Bir Yerde” adlı sergi sessiz sedasız açıldı. Bu çalışmanın elimizde sadece bir videosu var. Mültecilerin... Yazının devamı... Soytarıca bir şey yapalım, kafa atalım Kralın soytarısı olmak yerine birbirimizin soytarısı olalım, ne dersiniz? Karınlarımıza kafa atarak doğurtalım sözümüzü;... Yazının devamı... Yüreklerin vuruşu ölçüye sığar mı? Şimdi yürek olup atmanın zamanı. Ne diyor Ezra Pound? “Köle, birinin gelip onu özgürleştirmesini bekleyendir.” Boşuna... Yazının devamı... İnadına değil, güle oynaya yaşamak! Bize ölüm dayatıldıkça, inadına yapan çocuklar gibi inadına değil, güle oynaya ve ciddiye alarak yaşasak, şairin dediği gibi,... Yazının devamı... Durmadan yazmak: Kağıtlara ve meydanlara Düşlerimizi kurutmak istiyorlar ve öfkeyle patlayan duyarlılığımızı. Çorak bir ülkede cılız çocuklar görüyorum; yüzlerinde,... Yazının devamı... İnsan: Anahtar mı maymuncuk mu? Yuvasını terk etmek zorunda kalmış bir beden ya da kilidini arkasında bırakmış bir anahtar, evine dönme umudunu yitirdiğinde,... Yazının devamı... Sanatı tartışmak: ‘Art’ mı yoksa ‘fart’ mı? Hiç risk almadan, yolculuğa çıkmadan ve bir süreç olarak serüvenin rastlantı ve zorunluluklarına maruz kalmadan üretilen sanat... Yazının devamı... Homurdanan erkekler sahası Erkeğe çok fazla yükleniyorlar, tanımadıklarından. Oysa o, her yerde kendini evinde hisseden ya da hissetmek isteyen evcimen... Yazının devamı... Lunatiğimiz yok ama lunaparkımız var Yine dolunay; denizin üzerinde ve şavkı sulara vurmuş, ayaklarımı şavkıyla yıkıyorum. Dolunay, bedeni bir kıskaç gibi yakalayan... Yazının devamı... Sahibinden satılık sahibinin sesi Mevcut olanı gerçek, henüz var olmamış olanı gerçek dışı sayarız. O halde umudu da gerçek dışı sayalım; çünkü mevcut olandan... Yazının devamı... Janus asla Klark çekmezdi Her dönem ilk anda zamanların en kötüsü gibi gelebilir size, ama en iyisi de olabilir. Charles Dickens bunun çok farkındaydı:... Yazının devamı... İnsana yeryüzünün nazarı değmeli Bir sabah uyanmış ve bir de bakmışsınız, size nazar değmiş; diyelim ki Gregor Samsa misali bir böceğe dönüşmüşsünüz. Bildiğiniz... Yazının devamı... Yaşam saf değil, kandıramazsınız! Formel ya da enformel; resmi ya da gayri resmi; melek ya da şeytan. Bazen çok formdadır, bazen formsuz. Bazen çok gündüz, bazen... Yazının devamı...