birgün

8° AÇIK

Türkiye Sineması’nın genel sorunları… Öncelikli olarak aslında verimli bir sezonun başlangıcındayız, çok sayıda sanat eseri olarak kabul edilmesi gereken film... Yazının devamı... Sinematekten festivale 1982 yılında başlamıştı, yani daha Kenan Evren Cumhurbaşkanı, Turgut Özal başbakan olmamıştı, hapishanelerde tam boy işkenceler... Yazının devamı... PreSS: Basın özgürlüğü tartışılırken Bir kere Adıyamanlı bir gazeteci ile tanışmıştım, yerel bir gazetenin editörüymüş, İngiltere’den basın özgürlüğü için aday... Yazının devamı... Türkiye Sineması ve siyasi iktidar Resmi Tarihin coğrafya ve tarih tanımaksızın toplumun kendisine kendi tarihi hakkında yalan söylediğini biliyoruz.... Yazının devamı... Gölgeler ve suretler Yıl 1963, Anayasalı devletin üçüncü yılında ortalık yeniden ısınıyor.... Yazının devamı... Bedr: Sinemada bir dolunay Tuncel Kurtiz’i düşününce bütün hayatını en yalın ifadesiyle mücadele ile eğlenceyi birleştiren, doğaya başkaldırmış... Yazının devamı... Türkiye Sineması’nın ‘ortak aklı’ meselesi Başlangıcından günümüze, Türkiye sinema tarihinin karakteristik en belirgin özelliği, sinemamızın hiçbir zaman anlamlı ve öne... Yazının devamı... Herkesin kendinden kaçacağı yerlerde/sen kaçmayasın diye… “Bugün 30’larında olan bu 68 Kuşağı ya yıkımlardan geçmiştir ya da henüz onun içindedir, ama hala evinden 2000 ışık yılı... Yazının devamı... Yeraltından Notlar meselesi… Türkiye’den okumak… Bilenler bilir, Yeraltından Notlar bir polemik kitabıdır.... Yazının devamı... Sabiha Sertel: Mazi Kalbimde Yaradır Sertelleri Türkiye Sosyalist Hareketinin tarihi üzerine okuduğumda öğrenmiştim ilk önce, daha öncesinde yani 24 yaşına kadar... Yazının devamı... Akıl Defteri: Ütopya ve melankoli Politik psikiyatri okumaları yapmak, psikodinamik kavramlarla toplumsal eğilimlerin kesiştiği yerden insanı ve toplumu... Yazının devamı... Riya, AKP, suç ve kefaret Açtığınız her gazete suçlamalarla dolu, önceleri farklı şeyler yazdıkları için birbirlerine iftira atan birçok insan... Yazının devamı... AKP ve sinema 2010 Avrupa Kültür Başkenti: İstanbul vesilesiyle görüşmeye gitmişim. Söz dönüp dolaşıp yeni Türkiye Sineması’na geliyor... Yazının devamı... Memleketin ar damarı Bir memleketin ar damarı çatlar mı? Ya da şöyle diyelim, ne zaman çatlar?... Yazının devamı... Profesyonel aşağı, profesyonel yukarı… Nereden başlamalı? Bence en iyisi 12 Eylül, yani toplumun ar damarının çatladığı yerden... Yazının devamı... Ceza verirken gösterilmek istemeyen yargıç İki hafta önce Kieslowski’nin sıkıyönetim döneminde mahkemelerde bir tür konuşan kafalardan oluşan bir film düşündüğünü... Yazının devamı... Mahkemeler ve görüntü yasakları hakkında 1981 yılında Polonya’da sıkıyönetim ilan edilir, bizim darbeden bir yıl sonra yani... Yazının devamı... Fikir hırsızlığına giriş… Sansür-otosansür… Bitmez dert İzin verirseniz gelecek hafta diyeceklerime zemin teşkil etmesi için bu hafta da sözü Albert Camus’ye vermek istiyorum... Yazının devamı... Yaratıcı eleştirmenlik ve fikir hırsızlığı Bir yerde sansür ve oto-sansür meselesini incelerken, öncelikle o yerin normal üretim koşullarını ve entelektüel geleneğini... Yazının devamı... Temiz bir hayat ister misiniz? Herkes gibi siz de, evet dersiniz Türkiye sinemasında sansür ve oto-sansür meselesini tartışırken, dünya edebiyatında gezinmeye ne dersiniz?... Yazının devamı...