Müzik zor günlerde tutunacak bir dal

“Anadolu Rock müziğin 1960’lardan günümüze kültürel ve siyasi tarihi” üzerine çalışan akademisyen Şebnem Altunkaya, “Müzik, tutunacak bir dal, zorluklara karşı mücadele için bir motivasyon aracı” diyor.

Erkin Can SEYHAN

Bir toplumda müziğin gelişimi ve biçimlenişini, toplumun kültürel, ekonomik ve politik yönlerinden ayrı düşünmek mümkün değil. Türkiye’de 60’lardan günümüze kadar toplumsal meselelerden beslenen müzik; onar yıllık periyotlarda darbeleri, baskıları, kötü siyasi ve ekonomik koşulları eleştirme işlevi taşırken yaşanan süreçlerden etkilenerek kendine yeni kimlikler oluşturmaya devam ediyor. Türkiye’de kökleri protest halk müziğine ve Anadolu Rock’a dayanan saykodelik müzik grupları, bu anlamda önemli bir yeri dolduruyor. Ülke müziğindeki bu etkileşimi, doktora tezinde “Anadolu Rock müziğin 1960’lardan günümüze kültürel ve siyasi tarihi” üzerine çalışan akademisyen Şebnem Altunkaya ile konuştuk.

Neden bu konuyu seçtiniz öncelikle? Yurt dışında olmanız bunda bir etken oldu mu?

Tercihimin kişisel ve akademik sebepleri var. Bu müziği estetik anlamda sevmemin yanı sıra, multi-disipliner akademik araştırmalarım çoğunlukla alt ve karşıt kültürler, müzik ve sanat üzerinden kültürler ve toplumlar üzerine ilerledi. Yurt dışında yaşayan bir akademisyen olduğunuzda ise bazı şeyleri farklı perspektiflerden görmeye, deneyimlemeye başlıyorsunuz ve doğal olarak akademik çalışmalarınız da bu yönde şekilleniyor.

BESLEYİP GÜÇ VERİYOR

Geçen ay Türkiye’de yaptığınız kapsamlı saha araştırmasından geriye kalanlar neler?

Verimli bir çalışma oldu. Sahada ilk röportajım sevgili Gaye Su Akyol ile oldu. Kendisi de antropoloji mezunu olduğu için iki antropolog ve müzik aşığı insan olarak konuşmamız çok değerli boyutlar kazandırdı araştırmaya. Sonrasında ise Taner Öngür, Cahit Berkay, Ahmet Güvenç gibi Anadolu Rock müziğin temellerini atmış, onlar olmasa şu anda bu araştırmayı yapamıyor olurdum dediğim değerli insanlarla tanıştım. BaBa ZuLa’dan sevgili Murat Ertel, Levent Akman, Esma Ertel ile konuşma fırsatımın yanı sıra, iki konserlerini sahne arkasında gözlemleme şansım oldu. Her biri ayrı ayrı çok özel deneyimlerdi. Elde ettiklerimin bir çoğunu araştırma bitince yayımlanacak olan kitapta okuyacaksınız fakat kısaca şöyle söyleyebilirim ki bulunduğumuz sosyopolitik, ekonomik ve kültürel süreç içerisinde bu müzik ve sanat türü bir çoğumuza tutunacak bir dal, zorluklara karşı mücadele için bir motivasyon aracı olmuş. Seyirci ve sahnedeki müzisyen arasındaki bağ o kadar kuvvetli ki her iki tarafta birbirini çok yoğun bir şekilde besleyip, güç veriyor.

Günümüzde Türkiye’de müzik ve sosyopolitik durumun ilişkisi nasıl?

Müzik ve sanatın toplumların o anki gidişatından beslenip, bunu yaparken de toplumu sanat aracılığıyla değişip dönüştürmeye çalıştığı zorlu fakat kararlı bir süreçten geçiyoruz. Ana akımın dışında kalan müzik Türkiye’deki birçok soruna örtülü veya açıkça olmak üzere bir şekilde değinip, ışık tutmaya çalışıyor. Böyle bir şeyin sansürün ve baskının yoğun olduğu toplumlarda yapılıyor olması çok değerli çünkü problemlerin, baskıların, adaletsizliklerin ve zulmün üstünün kapatılmasından ziyade bir şekilde konuşulması gerekiyor. 60’larda Anadolu Rock ile başlayan bu protest müzik akımı şu anda da benzer sertlikte bu durumu göstermeye devam ediyor.

Türkiye’deki güncel durum, 60 ve 70’lerle müzik ve toplumsal meselelerin ilişkisi ile ne kadar benzeşiyor?

Her ne kadar farklı bir zamanda, farklı bir toplum yapısında yaşıyor olsak da benim gözlemlerim hâlâ en temel insan hakları sorunlarının devam ettiği üzerine. 70’lerdeki Selda Bağcan şarkı sözlerine baktığınızda aynı eşitsizlikleri, kapitalist sistemin sömürüsünü, adaletsizlikleri, ayrımcılığı benzer boyutlarda 2022 yılına gelindiğinde de bir Gaye Su Akyol, bir BaBa ZuLa şarkılarında gözlemlemek mümkün. Bazı şeylerin geliştiği, iyiye gittiği gibi, en temel sorunların sorun olarak kalmaya devam ettiği süreçte müzik ve sanat bu durumu yansıtmaya ve ondan da beslenmeye devam edecektir.

Günün Manşetleri için tıklayın
En Çok Okunan Haberler
Ressam Komet’in cenaze programı belli oldu Cinsiyet ataması artık demode Umutla devam 2022 Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün sahibi Mehmet Eroğlu oldu