birgün

0° HAFİF KAR YAĞIŞLI

KÜLTÜR SANAT 30.11.2021 09:59

Afgan kadınların mücadelesine ışık

Afgan yönetmen Karimi, 11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde Afgan kadınlar ve film yapımcıları adına Onur Ödülü’ne layık görüldü. Karimi, filmine ilişkin, “Bu hikâyeyi yazmak benim için bir tür iyileşme süreci” dedi.

Afgan kadınların mücadelesine ışık

Yağmur Milena SARPKAYA

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından, 2011 yılında “Herkes İçin Adalet” düşüncesi ile hayata geçirilen, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin 11’incisi düzenleniyor. Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür Evi’nde gerçekleştirilen açılış töreniyle 26 Kasım’da başlayan festival 2 Aralık’ta son bulacak. Turizm Bakanlığı ve Şişli Belediyesi’nin katkıları ile düzenlenecek festivalde filmler, Beyoğlu Atlas 1948 ve Kadıköy sinemalarında seyircisiyle buluşuyor. Öte yandan Türk ve dünya sinemasından seçilmiş, ana temaları adalet olan pek çok film de festival kapsamında ödüllerine kavuştu. Tüm direnen Afgan kadınları ve sinemacıları adına Afgan yönetmen Sahraa Karimi’ye de Onur Ödülü verildi. Karimi, filmini ve hikâyesini anlattı.

Ödülü Afgan kadınlar ve film yapımcıları adına aldığınızı söylediniz. Yeni projenizin de Afganistan’dan kaçışınızla ilgili olduğunu öğrendik. Bize yaşadıklarınızı ve Afgan kadınlarla ilgili film yapma sürecinizi anlatabilir misiniz?
Bu ödülü almak benim için bir onur. Ben Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldım. Gün ortasıydı ve Taliban’ın Kabil’e girdiğini öğrenmiştim. 15 Ağustos’tu ve o gün hayatımın en zor kararlarından birini vermek zorunda kaldım, gitmek ya da kalmak. Ayrılmaya ve adaletsizliğe, Taliban’a karşı savaşmaya devam etmeye karar verdim. Tahliye uçuşlarına ulaşmak çok zordu. Ukrayna hükümeti bana yardım etmeyi çok istedi ama Ukrayna’ya tahliye uçuşu için olan ilk uçağı kaçırdım. Ben, yeğenlerim ve ailem neredeyse on bir kişiyle, havaalanındaki yüzlerce insan arasında bir mucize, bize yardım edecek bir şey olmasını bekliyorduk. Orada bulunduğum bu 40-42 saat boyunca çok şey gördüm. Çocuklar, küçük bebekler, yaşlılar, kimisi bavullu, kimisi bavulsuz, kimisi pasaportunu, kimlik belgesini bile almadan gelmişlerdi. Uçağa binmek için 5 gün, bir hafta bekleyenler oldu. Bir film yapımcısı olarak bu hikâyeyi anlatmanın benim sorumluluğum olduğunu düşünüyorum.

Filmin adı “Flight From Kabul” (Kabil’den Kaçış). Ve bu film aracılığıyla dünyaya şunu söylemek istiyorum: Kabil havaalanındaki o çaresiz insanları gördünüz ama her birinin geride bıraktıkları bir hayatı vardı. Her birinin bıraktığı bir mesleği, anıları, hayatları vardı. Ve bu insanların birçoğu bu son 20 yılda bir değişiklik yaratmak için çok çaba sarf ettiler. İronik çünkü hem kaçışı, hem kurtulmayı, hem geride bırakmayı anlatıyor. Böylece bu hikâyeyi ve aynı zamanda 15 Ağustos öncesi yaşamı da yazmaya karar verdim. Ayrıca bu hikâyeyi yazmak benim için bir tür iyileşme süreci. Senaryoyu bitirme sürecindeyiz, seneye her şeyi çekimler için hazırlayacağız ve sanırım 2023 baharında da çekime başlayacağız.

SANAT YASAK!

Gerçekten dokunaklı bir hikâye. Afganistan’da Taliban’la birlikte kadınların hayatları nasıl değişti?

Bence dramatik bir şekilde sonsuza kadar karanlıklaştı. Çünkü biliyoruz ki, şimdi Taliban, yeni kısıtlamalar başlattı. Kız çocukları ilkokula gidemiyor. Kadınlar işlerine dönemiyorlar. Devlet üniversiteleri hâlâ kapalı ve birçok insan işini kaybetti. Hükümetin kendisi işlevsel değil. Devletin ve sistemin yönetimi konusunda birçok zorluk ve problem var. Ekonomik sistem çöktü. İnsanlar fakir, insanlar muhtaç. Su, yemek gibi temel ihtiyaçlara bile ulaşamıyorlar. Binlerce eğitimli insan ülkeyi terk etti, bu yüzden ülke bir şey bilen ve bir şeyler yapabilen insanlardan yoksun. İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü tamamen yok edildi. Birkaç gün önce kadınların sinema yapım süreçlerine katılamayacaklarını, sinema ve tiyatroda oynayamayacaklarını duyurdular; müzik, sanat, sinema yasak yani neredeyse her şey yasak. Afganistan halkı acı çekiyor.

Filmlerinizde kadın sorunlarının önemli bir yeri var. Sizce sinemada kadınlar seslerini daha çok duyurmak için neler yapabilir?
Afganistan’la ilgili anlatıyı değiştirmek, kadınlara güç veren ve onları kuvvetlendiren yeni hikâyeler anlatmak ve bu hikâyelerle dünyaya bizim, Afganistan’ın kadınlarının değiştiğini, özgürlük ve eşitlik talebimizi giderek daha da çok yükselttiğimizi göstermek için çok çalıştık. Ama devam etmemize izin vermediler. Şimdi çok zor. Elbette Afganistan’da gösteri yapan kadın aktivistler var ya da hâlâ yazmaya devam eden yazarlar var ama şimdi bu kolay değil. Mücadelemizi ülke dışında sürdürmeye çalışıyoruz ama bu da oldukça zor.

BİZDEN KORKUYORLAR

Festivallerin ve sinema sektörünün kadın sinemacılara yönelik yaptığı yeni düzenlemeleri kadınların sesini daha fazla duyurmak için yeterli buluyor musunuz?
Taliban’ın yeni düzenlemelerinin utanç verici olduğunu düşünüyorum. Çünkü kadınların kültür ve sanat yaşamına katılımını öylece silemez veya kısıtlayamazsınız. Bence Taliban, kadınlardan korkuyor. Kadınlar güçlenirse yerlerinin ve konumlarının tehlikede olacağını düşünüyorlar. Bunun için kadınların görünür olmasına izin vermiyorlar. Kadınları köşeye sıkıştırmak, görünmez kılmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz ise mücadelemize devam ediyoruz.

Peki, sizce dünya çapında film endüstrisinde ve festivallerde cinsiyet eşitliği sağlamak adına yapılan yönetmelik değişiklikleri yeterli mi?
Sinema tarihine bakarsanız sinema her zaman erkek egemen bir platformdu. Ama son yıllarda kadın hikâyeciler, kadın yönetmenler, kadın yapımcılar gerçekten iyi iş çıkarıyorlar. Kadınlar tarafından yapılan, kadınlar tarafından yönetilen, kadınlar tarafından yazılan birçok güzel filmi görebilirsiniz. Kadınlar artık sadece aktris veya kamera önü elemanları değil. Artık kamera arkasında kameramanlık, senaristlik, yapımcılık, yönetmenlik ve diğer meslekleri yapan daha fazla kadın var. Ama bu yeterli değil. Özellikle Afganistan, İran, Türkiye gibi ülkelerimiz, Ortadoğu, Güney Asya için. Mümkün olduğunca çok kadın, hikâye anlatımının ana parçası olmalıdır. Daha çok kadın yazar, senarist, yönetmen oldukça, kadın hikâye anlatıcıları arttıkça mücadelemiz daha başarılı olacak.

Röportajın tamamı BirGünTV YouTube kanalından izlenebilir.