birgün

8° PARÇALI AZ BULUTLU

MEDYA 20.07.2020 13:08

AKP'den Netflix açıklaması: Türkiye'den gitmeyi neden düşünsünler?

AKP Sözcüsü Mahir Ünal, Netflix tartışmaları hakkında, "Türkiye’den gitmeyi neden düşünsünler? Netflix'in daha derin işbirliği ile Türk kültürüne, sanatına dönük daha yüksek hassasiyet göstereceğine inanıyorum" açıklamasını yaptı.

AKP'den Netflix açıklaması: Türkiye'den gitmeyi neden düşünsünler?

AKP Sözcüsü Mahir Ünal, Netflix tartışmaları hakkında sosyal medya hesabı Twitter'dan açıklama yaptı.

"Netflix Turkey ne siyasi düzeyde AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı ile ne de resmî düzeyde İletişim Başkanlığı ile görüştü" diyen Ünal açıklamında şunları söyledi:

"Türkiye’den gitmeyi neden düşünsünler? Netflix'in daha derin işbirliği ile Türk kültürüne, sanatına dönük daha yüksek hassasiyet göstereceğine inanıyorum."

akp-den-netflix-aciklamsi-turkiye-den-gitmeyi-neden-dusunsunler-758907-1.

NETFLİX TARTIŞMASI

Cüneyt Özdemir, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Netflix ve AKP arasındaki pazarlığın restleşmeyle sonuçlandığını ve Netflix’in Türkiye’deki dizi çekimlerini durdurduğunu iddia etmişti.

Özdemir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Netflix ve Ak Parti arasındaki pazarlık restleşmeyle bitti. Ak Partinin eşcinsellik sansürüne Netflix rest çekti. Türkiye'de dizi çekimlerini durdurdu. Sansürü kabul etmedi. Dünyada Netflix'i yasaklayan ilk ve tek ülke Türkiye mi olacak?" ifadelerini kullanmıştı.

akp-den-netflix-aciklamsi-turkiye-den-gitmeyi-neden-dusunsunler-758906-1.

Öte yandan Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Netflix’in bir Türk yapım şirketine ısmarladığı bir işin, RTÜK’ün müdahalesi sonucu iptal edildiğini söylemişti.

Altaylı, Habertük'te yayımlanan "Türk dizilerine engel" başlıklı yazısında şunları söylemişti:

"Son olarak Netflix’in bir Türk yapım şirketine ısmarladığı bir iş, RTÜK’ün müdahalesi sonucu çekimlerin başlayacağı gün, tüm ekip toplanmış, oyuncuların makyajları yapılmış, ışıklar açılmış kameralar motor emrini beklerken iptal edildi.

Bununla ilgili türlü tevatür en ciddisinden, en trolüne kadar tüm mecralarda dile getiriliyor ama işin gerçeğini buradan okuyun en iyisi. Netflix’in çok ünlü ve en başarılı Türk dizilerinde imzası olan bir Türk senaristin yazdığı bir öyküyü beğenip, bunu çekmeye karar vermesiyle başlıyor her şey. Netflix, diziyi çekmek üzere bir Türk yapım şirketi ile taşeron olarak anlaşıyor. Türk oyunculardan oluşan bir cast hazırlanıyor.

Ancak yasa gereği, Türkiye’de gerçekleştirilecek yabancı prodüksiyonlar için Kültür Bakanlığı’ndan izin alınması gerektiği için ilk bölüm senaryo bakanlığa yollanıyor.
Gerekli izin veriliyor ancak araya pandemi süreci girdiği için çekimlere başlanamıyor. Ardından hayat yeni normale dönünce çekim için yeniden Bakanlıktan izin isteniyor. Bakanlık bir bölümün daha senaryosunu istiyor. İkinci bölümde diziye dahil olan bir gay karakter var ama bazılarının iddia ettiği gibi bir gay sevişme sahnesi falan yok dizide.

Ardından Bakanlık görüşmek için Netflix yöneticilerini davet ediyor. Netflix başkan yardımcıları özel uçakla gelip Bakanlığa gidiyorlar. Bakanlıkta fazla bir sorun çıkmıyor.
Ancak RTÜK “Bizimle de görüşmeniz gerek” diyor.

Oysa RTÜK, kuruluş yasası itibarıyla bir ön denetim kuruluşu değil, böyle bir yetkisi yok. Sansür Kurulu değil. Buna rağmen Netflix yetkilileri RTÜK’le de görüşüyorlar. RTÜK çok net konuşuyor. “Gay karakteri diziden çıkarın.”

Yasaya ya da yasanın verdiği bir yetkiye dayanmayan ama yaptırım gücüne dayanan bir talep. Netflix oyuncularla ve senaristlerle görüşerek RTÜK’ün “emrini” iletiyor ve “çıkarıp çıkarmama” üzerine fikirlerini alıyor. Uzun tartışmalar sonunda “Çıkaralım” fikri oluşuyor. Çünkü ayların emeği, onlarca kişinin umudu, geliri buna bağlı.
Ve çekimlere başlanması kararı alınıyor. Ancak çekimlerin başlayacağı gün, herkes sabahın köründe sette toplanmış, makyajlar yapılmış, replikler ezberlenmiş, set kurulmuşken Netflix’ten talimat geliyor. “Diziyi iptal ettik.”

Yine de oyuncuların ve ekip çalışanlarının birkaç bölümlük ücretlerini ödeyeceğini de duyuruyor Netflix."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız