birgün

21° AÇIK

EKONOMİ 12.01.2020 10:29

AKP’nin 3 çocuk politikasının farkında olmadığı bir gerçek var: Artık köyde yaşamıyoruz

50 yıl önce nüfusun yüzde 70’ini oluşturan köyler bugün yüzde 10’unu bile oluşturmuyor. Kent yaşamına uyum sağlayan genç kuşaklar AKP’den giderek kopuyor. İktidarın nüfus artışı için önerdikleri akıldışı ama nedenleri öngörülebilir: Çözülüyorlar

AKP’nin 3 çocuk politikasının farkında olmadığı bir gerçek var: Artık köyde yaşamıyoruz

Ozan GÜNDOĞDU

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın perşembe günü evlilik yaşının yükselmesine ilişkin konuşması ertesi gün Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın en az 3 çocuk fetvasıyla devam etti. Erdoğan son 10 yıldır sık sık nüfusun artması gerektiğinden bahsetse de Türkiye’nin değişen toplumsal yapısı bu isteğin önündeki en büyük engel. AKP büyüyen kent nüfusunun rızasını alamadığı için giderek köylere ve kasabalara hapsolmuş durumda. Kentte yaşayanların oranı arttıkça nüfus artış hızı gündelik hayatın zorunlulukları nedeniyle yavaşlıyor. Bu yavaşlamaya rağmen Türkiye’nin nüfus artışı hala Avrupa’daki artışın çok üzerinde.

1969’da nüfusumuz 34 milyondu

Bundan 50 yıl önce Türkiye nüfusu bugünkünün yüzde 41’i kadardı. 1968’de hazırlanan ikinci 5 yıllık kalkınma planına göre 34 milyon olan nüfusun yüzde 70’i köylerde yaşıyordu. Bugün ise köylerde yaşayan nüfusumuzun oranı yüzde 8,7’dir. Köyden kente göçün 1950’lerde başladığı bilinse de son 20 yılda göç, hız kazanmış durumda. Kentteki olanakların da sınırlı kalmasıyla kentler yoksulluk ve işsizliğin giderek arttığı bölgelere dönüştü. Yaşanacak olan sorunları planlaması gereken Devlet Planlama Teşkilatı 1982 anayasası ile yetkisiz hale getirildi. 2011’de ise tamamen kapatıldı. Artan nüfusa ilişkin bir hazırlık yapılmazken, akşamdan sabaha Kanal İstanbul gibi demografik yapıyı tümden değiştirecek projelere karar verilebiliyor.

50 yıl önce 23,5 milyon köyde yaşıyordu

Bu haliyle 50 yıl önce yaklaşık 23,5 milyon köyde yaşayan yurttaşa ev sahipliği yapan ülkenin nüfus artış hızı da böylece bugünkünden daha hızlıydı. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre 1964-1968 yılları arasında nüfus artış hızı yıllık yüzde 2,4 iken son 5 yılın ortalaması yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Yani nüfus artmaya devam etse de artış hızı yavaşladı. Uzmanlar nüfus artış hızındaki bu yavaşlamanın başlıca sebebinin artık nüfusun köylerde değil, daha yoğun olarak kentlerde yaşamasını gösteriyorlar. Bu durum aynı zamanda dünya ölçeğinde de kanıtlanabilir durumda. Zira nüfus artışı en hızlı olan ülkeler sanayileşmemiş tarım ülkeleri. TÜİK’in “Türkiye’nin demografik yapısı” adlı çalışmasına göre 2010 ve 2015 arasında nüfusu en hızlı artan 5 ülke sırasıyla, Nijer, Malavi, Batı Sahra, Uganda ve Afganistan. Türkiye ise aynı dönemde 187 ülke içinde nüfusu en hızlı artan 92’nci ülke konumunda.


Köyden kente göç devam ediyor

Nüfusunun büyük çoğunluğu köylerde yaşayan sanayileşmemiş toplumlarda nüfus artış hızı daha yüksek oluyor. Zira emek yoğun üretim yapısı, artan nüfusu işsiz bırakmıyor. Ancak Türkiye’nin demografik yapısı son 20 yılda özgün biçimde bozuldu. Sanayileşme yerine rant ekonomisine yönelen Türkiye, bir yandan tarımda uyguladığı neoliberal politikalarıyla köyleri boşalttı, diğer yandan ise kentlerde istihdam yaratacak yatırımlar yerine inşaat ekonomisine yöneldi. Sonuç her yıl artan işsizlik ve istihdam yaratma yeteneğini kaybetmiş ekonomi oldu.

Almanya’nın nüfusuna denk hale geldik

Sanayileşmiş denince akla gelen ilk ülke Almanya oluyor. Bundan 50 yıl önce 1969’da Almanya’nın nüfusu 60,5 milyondu. Bu sayı aynı yıl 34 milyon nüfusu olan Türkiye’den yüzde 78 daha fazla. Ancak aradan geçen 50 yılda iki ülkenin nüfusu eşitlenmiş durumda. Fakat bu durum iki ülkenin ekonomik gücünün de aynı olduğu anlamına gelmiyor. Almanya’da istihdam oranı yüzde 78 iken Türkiye’nin yüzde 46. 2019’un Ekim ayı itibariyle Almanya’daki işsizlik oranı yüzde 3,1 iken, Türkiye’nin yüzde 13,4. Aynı nüfusa sahip iki ülkeden Almanya’da kişi başına düşen gelir yaklaşık 45 bin dolar iken Türkiye’de 9 bin dolar seviyesinde. Rakamlar bu nedenle nüfus artışının refah artışı demek olmadığının en açık göstergesi.

Artan nüfusu doyuracak altyapı hazırlanmadı

Tüm otoriter rejimlerde olduğu gibi Türkiye’de de iktidar nüfusun daha hızlı artmasını bekliyor. Ancak özellikle Türkiye’de bunun zemini hazırlanmış değil. Devletin sanayi yatırımlarından tümüyle el etek çekmesi sonucu bugün her bin şirketin 998’ini çalışan sayısı 250’yi geçmeyen küçük ve orta ölçekli işletmeler oluşturuyor. Ülkede yerli sermayeli olup binden fazla çalışanı bulunan sanayi kuruluşu sayısı sadece 3. Türkiye’nin en çok çalışanı olan şirketi Arçelik’in 19 bin 136 çalışanı varken Alman Volkswagen’in 303 bin, Audi’nin 91 bin, Bayer’in 110 bin çalışanı bulunuyor. Böylece Türkiye’de köyden kente göç edenlerin birçoğu iş bulamazken, iş bulanlar ise merdivenaltı atölyelerde güvencesiz ve ucuz işgücünü oluşturuyor. AKP ise bu sınıfın kültürel kodlarına yaslanarak, kente göç eden yoksulları hâlihazırda kentli olanlara düşmanlaştırarak iktidarını koruma gayretinde. Ancak bu politika kente göç edenlerin çocuklarını razı edemiyor. Çünkü her ne kadar yavaş da olsa ülke nüfusu giderek kente uyum sağlıyor.

Son 20 yılda köyleri boşaltan AKP idi

Türkiye 2007 yılından itibaren Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne geçti. Böylece nüfus sayımları artık eskiden olduğu gibi evden yapılmıyor. 2007’den önceki son nüfus sayımı ise 2000 yılına ait. O yıl için ülkenin toplam nüfusu 67 milyon 803 bindi. Bu sayının yüzde 35,1’i ise köylerde yaşıyordu. Aradan geçen 19 yılın sonunda toplam nüfus yüzde 21 artmasına rağmen köyde yaşayan kişi sayısı azaldı. 2000’deki nüfus sayımı sonuçlarına göre 23 milyon 797 bin yurttaş köylerde yaşarken nüfus artmasına rağmen bugün 7 milyon 134 bin köylerde yaşıyor. Ancak sayının bu şekilde azalmasında 2013’te çıkarılan büyükşehir yasasının da etkisi var. Fakat velev ki bu yasa çıkmasaydı köy ve kasabalarda yaşayan yurttaş sayısı yaklaşık 15 milyon olacaktı.

akp-nin-3-cocuk-politikasinin-farkinda-olmadigi-bir-gercek-var-artik-koyde-yasamiyoruz-673992-1.

***

Nüfus artışı matah bir şey olsaydı…

Dünyada nüfus artışı en hızlı olan ülkeler sanayileşmemiş, ilkel tarım yapan ve nüfusu kentlerde yaşamayan ülkeler. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Türkiye’nin demografik yapısı çalışmasına göre 2010-2015 arasında dünyada nüfus artış hızı en yüksek olan ülkeler şu şekilde sıralandı;

akp-nin-3-cocuk-politikasinin-farkinda-olmadigi-bir-gercek-var-artik-koyde-yasamiyoruz-673990-1.

***

Türkiye 187 ülke içinde nüfusu en hızlı artan 92’nci ülke. İlk 5’te ise Nijer, Malavi, Batı Sahra, Uganda, Afganistan gibi nüfusun çoğu köylerde yaşayan ülkeler bulunuyor. Zira üretim yapısı teknolojiye değil emeğe dayanınca artan nüfus bir şekilde istihdam edilebiliyor.

***

Son 50 yılda Türkiye ve Almanya

Nüfus artışıyla beraber artan nüfusun geçimi de bir sorun haline geliyor. Türkiye'nin nüfusu artıyor ancak bu artışı planlayan bir ekonomik modeli yok. Gıda güvenliği tehdit altında, işsizlik, suç oranları, kültürel yozlaşma sorunları da giderek artıyor. Son 50 yılda Türkiye ve Almanya'nın nüfus artışları şu şekilde;

akp-nin-3-cocuk-politikasinin-farkinda-olmadigi-bir-gercek-var-artik-koyde-yasamiyoruz-673991-1.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız