birgün

15° AÇIK

GÜNCEL 18.02.2021 11:26

AKP'nin yanlış tarım politikaları çiftçiyi borç batağına sürükledi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı söz olarak bitkisel ve hayvansal üretimde yaşanan sorunlara dikkat çekti, iktidarı alınması gereken önlemler konusunda uyardı.

AKP'nin yanlış tarım politikaları çiftçiyi borç batağına sürükledi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sürekli artan yem fiyatları nedeniyle süt inekçiliği ve et inekçiliği yapanların para kazanamadığını ancak tüketicinin eti ve sütü olması gerekenin çok üstünde fiyata almak zorunda kaldığı bir sistemin oluşturulduğunu söyledi. Çiftçinin ve besicinin yaşadığı sorunlara eğilmesi konusunda iktidarı uyaran Gürer, aksi taktirde ülkemizin bu alandaki geleceğinin karanlık olabileceğini belirtti.

BESİCİ KAZANAMIYOR AMA ET FİYATLARI SÜREKLİ ARTIYOR

Türkiye'de hayvancılık yapan kesimin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Gürer, Genel Kurul’a hitaben yaptığı konuşmada, “İçinizde çiftliğe, ahıra giden oldu mu, bilmiyorum ama bir hafta o ahıra girip çıkarsanız kokusu üzerinize on beş gün siner ve çıkmaz. Yirmi dört saat hayvancılık yapan, o hayvanla birlikte yaşamın içindedir, gecesi yoktur, gündüzü yoktur. Ama et fiyatları artarken besicinin bundan fayda sağlamadığı bir düzene geldik” dedi.

BU NASIL MİLLİLİK?

Artan yem fiyatları nedeniyle ne et inekçiliği yapanın ne de süt inekçiliği yapanın para kazanamaz duruma geldiğini vurgulayan Gürer,” Aşısı, veterineri, bakımı, temizliği, işçiliği… Ne yazık ki hayvancılık yapanların diğer kalemleri yemin yanında küçük kalıyor. Hayvanı ithal, yemi ithal, çobanı ithal, sonra "yerli ve millî" tarım politikamız var. Anlaşılır bir durum değil” ifadelerini kullandı.

HAYVAN VARLIĞI AZALIYOR

Başta yem fiyatlarındaki artış olmak üzere hayvancılıkta yaşanan sorunların, hayvancılık yapanların bu alandan uzaklaşmasına neden olduğuna işaret eden Gürer, bunun sonucu olarak hayvan varlığındaki azalmanın da bariz olarak dikkat çektiğine vurgu yaptı.

Gürer, “Hayvancılıkta, 1980 yılında nüfusumuz 43 milyon, 83 milyon hayvanımız var, 2021 yılına gelmişiz, 17 milyon büyükbaş, 36 milyon küçükbaş hayvanımız var; Bakan, Avrupa'da büyükbüş hayvanda 1'inci olduğumuzu anlatıyor. Oysa ülkemiz ne yazık ki ithal hayvan bağlılığıyla var. Bugün Türkiye'de yerli ırk 1 milyon 700 binlere yuvarlanmış. Niye kendi ırkımızı geliştirmedik, niye kendi et hayvanlarımızı, süt veren hayvanlarımızı sahiplenmedik? Bunun sonucu da 34 çeşit GDO'lu yemi getirip bu hayvanlara yedirmek durumunda kalıyoruz” dedi.

DOLAR DÜŞÜYOR, YEM FİYATLARI ARTIYOR

Yurtdışından ithal edilen yem fiyatlarının dövize bağlı olarak arttığını ancak dolardaki düşüşe rağmen yem fiyatlarındaki artışın durmadığını kaybeden Gürer, “Yem yurt dışından ithal geliyor, karma yemde de kaba yemde de. Yurt dışından getirilen yemlerin içeriği mısır, soya, ayçiçeği tohumu küspesi, pamuk tohumu küspesi. Şimdi, bunların dördünde de yurt dışına bağlıyız" diyerek şu soruları yöneltti:

►Kendimiz üretemez miyiz?

►Neden üretmiyoruz?

Gürer sözlerini şöyle sürdürdü:

Kendi çiftçimiz mısırını, soyasını, ayçiçeğini ve pamuğunu üretse hem hayvancılıkta sorun ortadan kalkacak hem dışa bağımlılıktan kurtulacağız. Patatesi bugün 1 liraya üreten üretici ne yazık ki 60 kuruşa satamazken tüketici de 4-5 kat fiyatla ürün almak durumunda kalıyor yani ne üreteni koruyan bir anlayış var ne tüketeni koruyan bir anlayış var. Aracılık sistemi düzenlenmediği için üretici ürettiğinden para kazanmayınca üretimden uzaklaşıyor, tüketici de ne yazık ki pahalı ürün alıyor. Peki, iktidar bu konuda ne yapıyor? Gübre fiyatı artınca gidip bayiyi basıyor, gidip patates deposunu basıyor, yanlış yerde sorun arıyor. Esas sorun, Adalet ve Kalkınma Partisinin tarım politikalarında.

ÇİFTÇİ BORÇLARI ERTELENSİN

Çiftçilerimizi, esnaflarımızı, emeklilerimizi ziyaret ediyoruz; ben kırk yıldır bu kadar mağdur oldukları dönem görmedim. Çiftçilerin kredi borçlarını ödeme şansları yok, faizlerini ödemeleri ise hiç olası değil. 2026 yılına kadar kredi borçlarının ötelenmesi ve faizlerin silinmesi için kanun teklifi verdim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğum bu kanun teklifini görüşelim, çiftçilerimizi bu bağlamda rahatlatalım. Çünkü çiftçilerimiz, ilacı, gübresi, tohumu, mazotu, yer altından çıkan sulama suyunun sürekli zamlanması nedeniyle artık kendi kendilerine döndüremez duruma gelmişler, mağduriyetleri katlanmış.
Bakınız, üre gübresi dört ay önce 1.800 lirayken bugün 3.100 lira. Nasıl bu gübreyi alsın da tarlasına atsın? Bu durumda, önümüzdeki dönemde verimin düşmesi, rekolte kayıplarının yaşanması da olası. Bunun yansıması da ithalata bağımlı olan tarım politikamızın daha da ithalata yönelmesi. Yurt içinde çiftçimize vermediğimiz taban fiyatta ürün getirme desteğini yurt dışı çiftçisine veriyoruz yani ülkemiz ne yazık ki kendi çiftçisini kalkındırmıyor, yabancı çiftçiyi kalkındırıyor. Bu ileride daha büyük sorunlara, gıda güvencesi ve güvenilirliğinde ülkemiz adına sıkıntılara neden olabilir.
Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol