‘Ankara’nın griliği müziğimizde’
Birgün Birgün Birgün Birgün
Ankaralı müzisyenlerin sesini duyurmak ve onları daha yakından tanıtmak amacıyla başladığımız “Ankaralı müzisyenler” serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Her cumartesi sizlerle buluşturduğumuz genç müzisyenlerden bugün sırada Par’ya grubu var. Öncelikle grup üyelerini kısaca tanıtırsak; Batu İman, vokal ve gitarda, Canberk Bulut, bas gitarda ve Faik Demirdilek davulda görev alıyor. >> Nasıl kuruldu bu grup? Par’ya […]

Ankaralı müzisyenlerin sesini duyurmak ve onları daha yakından tanıtmak amacıyla başladığımız “Ankaralı müzisyenler” serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Her cumartesi sizlerle buluşturduğumuz genç müzisyenlerden bugün sırada Par’ya grubu var. Öncelikle grup üyelerini kısaca tanıtırsak; Batu İman, vokal ve gitarda, Canberk Bulut, bas gitarda ve Faik Demirdilek davulda görev alıyor.

>> Nasıl kuruldu bu grup? Par’ya ismi nereden geliyor?

Batu: Hindistan’da kast sistemine dahil bile edilmeyen bir sınıf paryalar. Statüsü köleden bile düşük bir sınıf bu. Ailenin istenmeyen çocuğu bir nevi. Parya aslında bir bakıma tepki niteliğinde bir isim bizim için. Dünya genelinde artık saf ve temiz olan her şeyin yavaş yavaş toplumdan dışlandığını görmekteyiz. Buna tepki çekmek istedik biraz.

Canberk: Batu ile ben Hacettepe Üniversitesi’nde sınıf arkadaşıyız. Beraber müzik yapmaya başlamıştık, Faik ile de bir seçme için davulcu lazımdı ve kendisi gönüllü oldu öyle tanıştık. Ancak sonrasında kafaların çok uyduğunu ve yapmak istediğimiz müziğin de örtüştüğünü gördük. Beraber devam ettik.

>> Yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz? Deneysel diyebilir miyiz?

Canberk: Diyebiliriz çünkü genellikle şarkılarımızı deneme yanılma yoluyla oluşturuyoruz. Birden fazla duyguyu tek bir tema etrafında yaşatmaya çalışıyoruz. Müziğimizin mutfak kısmında eldeki malzemeyi değerlendirmekten daha çok sonucu verecek malzemeyi üretmeye çalışıyoruz. Üç kişilik bir grup için yorucu süreçler olsa da inşa ettiğimiz şeyden ana hatlarıyla memnun kalabiliyoruz.

Faik: Dinlediğimiz grupların müziğimizi şekillendirdiği de oluyor bazen ama bu durumdan sıyrılıp kendi soundumuzu ve ifade biçimimizi arayışa başlıyoruz. Sürekli kendimizi yenilemeye ve aşmaya çalışıyoruz. Yeni projeler eskisinden daha fazla tatmin etmiyorsa genelde çöpe atıyoruz.

>> Önce Olduğum gibi, ardından Kayboluş ve en son da Girdap’ı yayınladınız. Beste süreci nasıl işledi biraz bahseder misiniz?

Batu: Beste süreci çok sistemli bir şekilde işlemiyor açıkçası, daha çok tesadüfi oluyor diyebiliriz. Gruptan birinin aklına bir fikir geliyor veya yanlışlıkla biri güzel bir partisyon çalıyor, bu partisyonu beğendiğimiz zaman üzerine yazmaya devam ediyoruz. Bir yerden sonra da bir his yakalayıp bu deneme yanılma sürecini o hisse göre şekillendiriyoruz. Genelde daha sonrasında da beste bitmiş oluyor ve sözler dökülmeye başlıyor.

>> Şarkılara karanlık bir hava hâkim. Bu neyin yansıması?

Batu: Biz birlikte müzik yapmak için bir araya gelmiş üç yakın arkadaşız, hadi karanlık besteler yapalım diye toplanmadık aslında, ama ne oluyorsa stüdyoya girip odanın kapısını kapattığımızda böyle gergin ve karanlık besteler çıkıyor. Çok eğlenceli diye başladığımız şarkılar bile bir noktayı geçince depresif bir hale bürünüyor. Yaşadığımız şehrin boğukluğu, okuyor olmamız, üzerimizdeki baskılar ve genel ruh halimiz enstrümanların başına oturduğumuzda birbirimizle olan bağımıza yansıyor olmalı.

>> Öğrenci grubu olmanın zorlukları var mı sizce? Varsa neler?

Batu: Öğrenci grubu olmanın pek çok güzel yanı var aslında, ama zorluklarından bahsedeceksek, maddi kaygıların yanında pek çok sorumluluğun etkisiyle vakit bulamamak geliyor galiba en başta. Özellikle üç kişinin ortak vakit bulması iyice zor oluyor, bazen müziğe devam etmek için geceleri uyumamamız gerekebiliyor. İki kere konserden çıkıp Batu ile uyumadan ertesi sabah olan sınava hazırlandığımızı ve gittiğimizi hatırlıyorum, bir keresinde de Faik soundcheck’e iki sınav arasında girmişti ve sonrasında konsere yetişmeye çalışmıştı.

Faik: Bu durumun avantajları da yok değil. Sonuçta öğrenci olduğumuz için çevremizdeki insanlar da genelde öğrenci. Bu da sosyal, aktif ve müziğe aç bir çevre demek bizim için. Böylece potansiyel kitlemizle birebir etkileşimimiz artıyor.

Ankara’nın sizin müziğinize etkisi nedir? Çok grup olması ve ünlenenlerin sayısından dolayı Ankaralı müzisyenler gibi özel bir kavramdan bahsediliyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Canberk: Ben Türkiye’de müzik piyasasını çok takip edemiyorum fakat Ankara’nın bizim müziğe olan etkisinden şehrin atmosferiyle ilgili olarak bahsedebilirim. Yoğun ve biraz da ruhsuz olmanın yanında karamsar ve boğucu bir havası da var bu şehrin, gri şehir olarak bahsediliyor zaten. Bu da bizim ruh halimize ve müziğimize fazlasıyla yansıyor bence.

Faik: Ben de Canberk’e katılıyorum. Sonuçta yaşadığımız yere bir nevi kök salmış durumdayız. Kök topraktan ne alırsa ağaç öyle büyüyor.

>> Diğer şehirlerdeki potansiyel dinleyicilerinize ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? Genç müzisyenlerin nelere ihtiyacı var sizce?

Batu: Tam olarak potansiyel dinleyicilerimize ulaşabildiğimizi düşünmüyoruz tabii ki, hatta Spotify ve itunes dinleyici istatistiklerimize baktığımızda Ankaralı bir grup olmamıza rağmen diğer şehirlerdeki dinlenmelerimizin daha fazla olduğunu görüyoruz, bunun yanında beğenilme kaygımız olmasına rağmen kendimizi beğenme kaygımız daha fazla diyebiliriz. Genç müzisyenlere tavsiyemi de bunun üzerinden vermek isterim, başkalarının sevdiği müziği yapmaktansa kendi sevdiklerini yapıp bunu insanlara beğendirebilirlerse bu yolda daha çok şey başarmış olacaklarına inanıyorum.

Canberk: Genç müzisyenlerin bence her şeyden önce kendi tarzlarını bulmaya yoğunlaşmaya ihtiyacı var. Bu da kendi iç dünyanızı dinlemekten geçiyor. Müzik her şeyden öte bir ifade biçimi. Bu ifade biçimine duygular kadar hayaller, kaygılar hatta paranoyalar bile dahil olabilmeli. Tabi ki artık her şey gibi müziği de finanse etmek çok zorlaştı. Bizim müzik için ek gelir kaynakları oluşturmamız gerekti. Fakat ona rağmen belli bir noktada maddi olarak yetersiz kalabiliyoruz.

>> Önümüzdeki dönemde planları nedir grubun?

2019 eylülüne yeni albümümüzü yayınlamayı, önden de 2 şarkıyı single olarak yayınlamayı düşünüyoruz ve tamamen buna yoğunlaşmış durumdayız. Önceki projelerden daha farklı, daha derin ve daha komplike bir plan içindeyiz. Sınırlarımızı zorlamak istiyoruz ve bunun için olabildiğince çabalıyoruz. Yeni albüm, yeni sound, yeni ufuklar diyelim şimdilik.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız