birgün

25° AÇIK

Avrupa’nın hali

NUPES Fransa’da ana muhalefet oldu, Sinn Fein Kuzey İrlanda’nın en güçlü partisine dönüştü ve SYRIZA Yunanistan’da iktidarı yeniden devralmaya hazırlanıyor. Böyle renkli bir atmosferde, Avrupa’da sol partilerin durumları hakkında hazırladığım analiz sizlerle.

BİRGÜN PAZAR 07.08.2022 10:40
Avrupa’nın hali IRA’nın siyasal kanadı olarak bilinen Sinn Féin, Kuzey İrlanda seçimlerinden birinci parti olarak çıktı
Abone Ol google-news

Barbara STEİNER

Fransız solu yılın ilk yarısında üzerinde durulması gereken bir başarı elde etti: Boyun Eğmeyen Fransa’nın adayı Jean-Luc Melenchon oyların yüzde 22’sini alarak solu yarışta temsil etti. Fakat, solun yedi aday arasında bölünmesinin de dahil olduğu birçok sebepten ötürü ikinci turda Macron ile yarışamadı. İkinci turun hemen ardından hazirandaki parlamento seçimleri için Nouvelle Union Populaire ecologiste (Yeni Halkçı Ekolojik ve Sosyalist Birlik - NUPES) ismi altında yeni bir sol ittifak kuruldu. Ortak bir program etrafında toplanan Boyun Eğmeyen Fransa, Yeşiller, Komünist Parti ve sosyalistler başbakan çıkarmak ve Macron’a karşı mecliste bir karşıt kutup yaratabilmek için tarihsel bir ittifakta güçlerini birleştirdi. Haziranda gerçekleşen seçimle birleşik sol ittifak NUPES, 131 sandalye kazanarak ana muhalefet oldu. (2017 seçimlerinde 50 civarındaydı).

Fransa tarihi için bu eşi benzeri görülmemiş başarıyla bu parlamento seçimleri yalnızca devlet başkanının çoğunluk kampını belirlemedi, “Cumhuriyetin yeni seçilen devlet başkanının farklı siyasi renklerden oluşan bir birliğin çoğunluk görüşüyle denetlenebileceği” ihtimalini ortaya çıkardı. Macron’un başkanlık koalisyonu Ensemble parlamentodaki çoğunluğunu kaybetti (245 koltuk), çoğunluğu sağlayabilmek için cumhuriyetçilerle (74) ittifak yapmak zorunda. Kötü haber: Aşırı sağ kazandığı 89 sandalye ile 1986’dan beri ilk defa mecliste grup kurabilecek.

Başkanlık seçiminden itibaren ortaya çıkmış olan gerçek ise Fransız siyasi sisteminin üçe bölünmüş hali: Sağ, aşırı sağ ve birleşik sol siyaset alanının temelini oluşturuyor.

Başkanlık yarışı sırasında Melenchon cesur şekilde ırkçılığa maruz kalanların, barışın ve silahsızlanmanın tarafını tuttu. Parlamento seçimlerinde ise sol radikal toplumsal ve ekolojik bir program sunarak başarılı oldu.

Seçmen tabanı yoksullar, güvencesiz çalışanlar, etnik ayrımcılığa uğrayanlar, genç işçiler ve üniversite mezunlarına yayılmakla birlikte “kaleler” deniz aşırı yoksul bölgeler ve Paris bölgesindeki büyük şehitler oldu.

Bu seçim Avrupa’nın tamamında solun birleşimi için önemli bir mesaj oldu.

Ocaktaki erken seçim kampanyasında Portekiz’in sosyalist devlet başkanı Antonio Costa, geçmişte azınlık hükümetine destek veren sol partileri (Sol Blok ve Komünist Parti) şeytanlaştırarak kazandı. İki parti de sırasıyla yüzde 9,5 ve 6,3 oy oranlarından 4 civarına düştü. Bu şekilde Costa tam çoğunluğu sağladı.

Bu noktada, anketlerin ve medyanın seçmenleri etkilemedeki rolü ayrıca eleştirilmelidir. Gerçeği yansıtmayan bir şekilde merkez partiler arasında başa baş bir seçim olacağı izlenimini verdiler. Buna ek olarak, sosyalistler kazanamazsa aşırı sağ koalisyonu iktidara gelir korkusu da vardı. Halbuki sağ ve sol arasında hiçbir şekilde ortak kümede kalan bir seçmen topluluğu bulunmuyor. Bu da Avrupa’daki çoğu ülkenin aksine Portekiz’de hâlâ sağın püskürtüldüğü bir sol çoğunluk hükümeti olduğunu gösteriyor.

SOL İSTİKRARLI ŞEKİLDE İSTİKRARSIZLIĞINI KORUYOR

Almanya’daki Sol Parti neredeyse Çek Komünist Partisi ile aynı kaderi yaşayacaktı. Üç doğrudan adayı sayesinde Bundestag’da kalabildi. Bunun sebepleri arasında strateji eksikliği, parti içi çelişkiler ve Yeşiller ile Sosyal Demokratlar arasında kalmaları gösteriliyor. Sosyal Demokrat Parti minimum 12 Euro asgari ücret talebi ile kampanya yaparken Sol Parti 1 euro daha fazlasını savunmasına rağmen kampanyalarını yürütemediler. Ek olarak, Afganistan’dan birliklerin çekilmesi gibi daha farklı meselelerde değişik stratejik manevraları oldu. Çok gerekli bir strateji tartışması ise başladığı gibi Covid-19 kriziyle batağa saplandı. Siyasi strateji bu yüzden çoğu seçmenin zihninde belirsiz kaldı. Güncel tartışmalar ise içe dönük, parti sarı-kırmızı-yeşil bir savaş çığırtkanı koalisyon hükümete karşı hâlâ hücuma geçmedi. Haziranda parti kongresi yeni bir liderlik seçti ve ayrılış sinyalleri verdi fakat bu ana kadar ne yeni bir isim ne de stratejik akıl ortaya çıkmadı.

AB’nin İskandinav ülkelerindeyse sol partiler sosyal demokrat hükümetleri destekliyor ya da -Finlandiya örneğindeki gibi – hükümette yer alsa da istikrarlarını koruyorlar. Fakat orada da bir ikilemle karşı karşıyalar: Sosyal demokrat hükümetleri desteklemek ya da içerisinde yer alarak başarısızlıklarını paylaşmak mı yoksa onlara karşı muhalefette kalarak hükümette olmanın tesirinden mahrum olmak mı? Özellikle militarizasyon ve NATO konusu bu partiler için ciddi bir çelişki haline dönüşüyor. İsveç’teki Sol Parti NATO’nun karşısında olsa da Fin Sol İttifakı’nın vekillerinin yarısı Finlandiya’nın NATO’ya katılmasını destekliyor. Danimarka’da Kızıl-Yeşil İttifak/Birlik Listesi yerel seçimlerde güç kazandı, hatta Kopenhag’ın en büyük siyasi aktörü haline geldi. Yine de belediyeyi kazanamadılar, bu da seçmen iradesinin etkisinin güçler dağılımında ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor.

SOL (YENİDEN) İKTİDARDA MI?

Kıbrıs Emekçi Halkının İlerici Partisi (AKEL) 2021 parlamento seçimlerinde oyların yüzde 22,3’ünü aldı. 2008’ten 2013’e kadar Kıbrıs’ı bu sol parti yönetmişti. İspanya’da Unidas Podemos (UP) -Birleşik Sol İttifakı (Komünist Parti ve diğer sol örgütler) ile Podemos Sosyalistlerin (PSOE) iktidarındaki Katalon Sosyalist Partisi’nin de koalisyonda olduğu hükümetin bir parçası. Hükümet birkaç seçim dönemi sonunda, PSOE’nin koalisyon için başka bir somut şansı kalmayınca 2020 Ocak ayında kuruldu. Ancak bu şartlar altında sosyalistler sol bir parti ile seçimlerin sonucunu karşılayabilecek bir hükümet kurabildi. Unidas Podemos için bu Podemos’un 2015’teki olağanüstü yükselişinin ardından görece zayıf şekilde hükümete katılmak demekti. Bu “ilerici hükümetin” en popüler bakanı da bağımsız komünist olan çalışma bakanı Yolanda Diaz oldu. Zayıf parlamento çoğunluğu sebebiyle heyecanın hiç düşmediği bir oylamanın ardından Diaz, toplu sözleşme hakkını emekçilerden yana güçlendiren bir çalışma yasasını meclisten geçirdi. Diaz, Pablo Iglesias bir gecede parti siyasetinden çekildikten sonra 2021’de Unidas Podemos’un lideri oldu.

Yunanistan’da sonbaharda yapılacak seçimler sol için olumlu gözüküyor. Muhafazakar hükümet genelde kötü yönetimle anıldı, pandemiden orman yangınlarına, ondan karın yarattığı kaosa kadar. Fakat bundan öncesinde de Yunanistan’da zamanında seçim tarihlerine nadiren uyulurdu. Bu yüzden tüm aktörler kendisini yeni seçime hazırlıyor. Neo Dimokratia ve medyanın muhafazakar üstünlüğü ile mücadele edebilmek için Alexis Çipras ve SYRIZA tüm sol, ilerici ve demokrat güçlerle bir ilerici ittifaka hazırlanıyor. 2015-2019 arasında iktidarda olan parti sağlık krizinden kendisine pay çıkaramadı ve anketlerde yüzde 27 civarında kaldı. Nisan’da üçüncü parti kongresini gerçekleştiren SYRIZA, kitle partisi olma yolunda ısrarcı. Partinin lideri Alexis Çipras, konuşmasında radikal sol reform politikaları programı sundu.

Kuzey İrlanda’daki seçim zaferinin ardından sosyalist ve ulusalcı Sinn Fein yüksek ihtimalle gelecek seçimleri kazanacak ve iktidara gelmeleri halinde İrlanda’yı birleştirmek için referanduma gidecek.

Slovenya’da seçimden yalnızca birkaç ay önce adını kitlelere duyuran yeşil-liberal girişimci Robert Golob, seçimi iktidardaki Janes Jansa’ya karşı kendi Özgürlük Hareketi ile kazandı. 2014’te kurulan Levica (Sol) Parti oylarının çoğunu Golob’a kaybetti, desteğinin yarısından çoğunu kaybederek mecliste ancak yüzde 4,4 ile temsil hakkına sahip oldu. Buna rağmen Golob’un sosyal demokratlar ile kurduğu koalisyonun parçası. Parti lideri Luka Mesec hükümet vekili ve Levica şu an üç bakanlığa sahip: Yeni kurulan “Birlikte Gelecek” Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Aile Bakanlığı.

MACARİSTAN VE SIRBİSTAN: SOL OY PUSULASINDA BİR VAR BİR YOK

Macaristan’da merkez soldan merkez sağa sıra dışı şekilde geniş fakat neoliberal muhalefet ittifakı nisan ayının başında Viktor Orban’a kaybetti. Ekstrem derecede finansal ve örgütsel sınırlamalar yüzünden herhangi bir radikal sol partinin pusulada yer almaması da bu mağlubiyetin küçümsenmemesi gereken sebeplerindendir.

Sırbistan’da hükümetteki Sırbistan İlerici Partisi iktidarda bedeli ağır bir zaferle kalmayı başardı ve sol ittifak Moramo 14 vekil ile ilk defa Belgrad’dan meclise girmeyi başardı.

SONUÇ

Sol ancak birleşerek büyür. Çek Cumhuriyeti, İtalya, Portekiz ve Fransa’daki komünist sol, Almanya ve Portekiz’deki yeni sol ve İspanya’daki sol proje seçimlerde ve anketlerde zayıfladı. Küçük partilerin sosyal demokratları desteklemesi bu hükümetlerin desteklenmesi anlamına gelmiyor. Avrupa’nın toplumsal ve ekolojik bir birlik olarak dönüşümü ancak ilerici güçlerin sağlam bir ittifakını içeren bir siyaset ile başarılabilir.

Okuma Önerileri:
Radical in Diversity: Europe’s Left 2010-2020, (ed.) Cornelia Hildebrandt, Danai Koltsida and Amieke Bouma
Meeting the Left. Transform Europe Youtube kanalının Webinar kayıtları
In the Aftermath of the European Elections: The European Left Facing New Challenges. Online Dosya, transform! Europe’de

Çeviren: Yusuf Tuna Koç

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun