birgün

23° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 27.01.2020 09:39

Ayşe’nin mücadelesi gençlere umut olacak

Yazar ve şair Gülsüm Cengiz’in İlk Adımlar kitabının devam romanı Bir Bulutun Ardında yayımlandı. Cengiz, “Genç okurlarıma güç koşullara karşın direnmenin yanı sıra düşlerini gerçekleştirmek için umut etmenin ve emek vermenin gerekliliğini, kitapların bu yolculuktaki önemini duyumsatmak istedim” diyor

Ayşe’nin mücadelesi gençlere umut olacak

Kadir İNCESU

Gülsüm Cengiz şairliğinin yanı sıra çocuklar ve gençler için yazdığı kitaplarla da tanınıyor. Cengiz’in pek çok dile çevrilen İlk Adımlar (Ayşe’nin Günleri I) adlı kitabı ve devam romanı Bir Bulutun Ardında (Ayşe’nin Günleri II) geçtiğimiz günlerde Ginko Kitap tarafından dizi olarak yayımlandı.

Reşadiye, İstanbul ve Almanya üçgeninde kahramanımız Ayşe ile ailesinin yaşadıkları yalnızca bir ailenin değil binlerce ailenin de yaşamının bir fotoğrafı… Hayat şartları 4 kişilik aileyi önce İstanbul’a göçe zorlar. Büyükşehre alışmaya çalışırken, anne Almanya’ya işçi olarak gider. Baba iki kızıyla devam eder yaşam mücadelesine. Anne de Almanya’dan gönderdiği paralarla destek olur ailesine. Ayşe’den 2 yaş büyük ablası okutulamaz. Babanın düzenli bir işi ve geçerli bir mesleği olmaması da zorlaştırır yaşamlarını. Ayşe yaşadığı onca sıkıntıya ve baskıya karşın hayalini gerçekleştirmek için çok çalışır. Zaman zaman çocukluğunu yaşamakla hayalini gerçekleştirmek arasında kalır. Umutsuzluğa düşse de, yaşadığı her olaydan biraz daha güçlenerek çıkmayı başarır. Yaşayarak öğrenilen bilinçlenme, gelecek için umudu da diri tutuyor. Ayşe düşünüyor, soru soruyor, yanıtı da yaşadıklarında buluyor.

Bu durum da hayata bakışını etkiliyor. Hem İstanbul’da hem de Almanya’da topluma uyum konusunda başarılı. Yanlış anlaşılmasın, baş eğen bir yapısı yok. Çevrenin kendisine dayattığı ‘görünmez çember’in içinde yaşamamak için direniyor.

Bir Bulutun Ardında, çember içinde yaşamaya devam edenler, yaşamak zorunda bırakılanlar ile çemberin dışına çıkmak için mücadele edenlerin romanı…

Şair olarak yazın dünyasına giren bir isimsiniz. Ancak çocuklar ve gençler için yazdığınız kitaplarla bilinirliğiniz daha çok. Bir ikilemde kaldığınız oluyor mu?

Şiir benim ilk göz ağrım. İlk kitabım Eylül Deyişleri bir şiir kitabı. Şiir, tiyatro, deneme, araştırma-antoloji, çocuklar ve gençler için öykü, roman, oyun, biyografi olmak üzere edebiyatın farklı alanlarında ürün veriyorum. Farklı alanlarda yapıt üretmek ikilem yerine zenginlik sunuyor bana. Çünkü yazın dallarının hiçbiri ötekinden uzak değil. Yapıtlarımın türünü, anlatmak istediğim konu belirliyor. Beni etkileyen ve insanlarla paylaşmak istediğim bir konuyu yazmak istediğimde, “Bu konuyu şiirle, oyunla, çocuk öyküsüyle ya da romanla anlatabilirim,” diye düşünüyorum.

Yaşamınızı bilenler Ayşe’nin Günleri ile Gülsüm Cengiz arasında bir bağ kuruyor mu?

Evet, yazar için kendi yaşamı önemli bir çıkış noktasıdır, ama yalnız kendi yaşamını anlatırsa bir süre sonra tekrara düşer. Ancak yaşadığı toplumda ve çağda insanları, insanların yaşadıklarını gözlemleyerek, araştırarak, duyumsayarak daha zengin bir yaşam deneyimine ve anlatım çeşitliliğine ulaşabilir. Ayşe'ye gelince... İç göç ve dış göçün çocuklar üzerindeki etkisini anlatan bir roman yazmayı düşündüğüm günlerde, yaşadığım bir olay çıkış noktamı oluşturdu. Fatih’teki Vasıf Çınar İlkokulunda 2. sınıfları okutuyordum. Derse saçı taranmamış, üstü başı dağınık biçimde ve hep geç gelen Ayşe adlı bir öğrencim vardı. Onunla konuşunca annesinin Almanya’da çalıştığını, ona ve kardeşine anneannesinin baktığını öğrendim. Babaları onları terk etmişti. Ayşe, çıkış noktamı oluşturdu, ama benim kitabımdaki Ayşe yalnız bu küçük kız değil. Gözlemlediğim ya da deneyimlediğim birçok olguyu kitabımda kullandım. İkinci kitabı yazarken, o yaşta Almanya'ya giden bir arkadaşımın yaşadıklarından yararlandım. Özetle söylemek gerekirse, yaşantımdan izler taşımakla birlikte Ayşe karakteri bir sentezdir.

Almanya’ya neden anneyi gönderdiniz? Babanın gitmesi beklenir…

Evet, pek çok kişi böyle düşünüyor zaten, Almanlar da... Ayşe'nin Günleri'nin 1. kitabı, 1997 yılında Almancaya çevrilmiş İsviçre ve Avusturya'da yayınlanmıştı. Almanya'nın 6 kentini kapsayan etkinlik için gittiğim Kassel'daki etkinliğe Türkiyelilerin yansıra pek çok Alman katılmıştı. Etkinlik sırasında bir Alman kadın izleyici şöyle bir soru sordu: “Türkiye Müslüman bir ülke. Nasıl olur da baba eşinin Almanya'da çalışmasına izin verir?”

Bunun üzerine dinleyicilerden bir genç söz isteyip şu sözleri söyledi: “Benim annem de babamdan önce geldi Almanya'ya çalışmak için, çünkü tekstil alanında kadın işçiye ihtiyaç olduğu için babamdan önce iş bulmuştu. Türkiye Müslüman bir ülke, ancak ekonomik toplumsal koşullar insanları göçe zorluyor.”

Aslında her iki kitapta da kadınlar öne çıkıyor. Baskılara boyun eğen kadınlarla kendi güçleriyle ayakta durmaya çalışan kadınlar…

Çocukluğumdan bu yana yakın çevremden başlayarak, yaşadığımız coğrafyadaki kadınlara yaşatılanlar ilgimi ve tepkimi çekmiştir. Çok okuyan, düşünen, sorgulayan bir çocuktum. Ayşe'nin Günleri dizisindeki kadın karakterler, yaşamın doğal akışı içinde kendilerine yer buldular. Baskılara boyun eğen kadınların yanı sıra, boyun eğmeyip kendi güçleriyle ayakta kalmaya, birey olmaya çalışan kadınların varlığı da bir gerçek çünkü. Bu, durum romanlarımda ele aldığım ana temayla da örtüşüyor. İlk Adımlar'ın ana teması yaşama tutunmaktır; dirençle, umutla ve yaşama sevinciyle... Bir Bulutun Ardında romanının ana teması ise, toplumsal cinsiyet rollerinin sorgulanmasıdır; büyürken cinsiyetinin ayrımına vararak, cins ayrımcılığına karşı çıkarak...

Yalnızca bu durum bile yaşanan çelişkileri tam anlamıyla yansıtıyor. Değişimin ve gelişimin temelini bilinçlenme olarak ortaya koymanız da dikkat çekiyor…

Değişip dönüşmenin, gelişmenin ve bilinçlenmenin koşullarından biri de okumak. Okumak düşünen, sorgulayan, eleştiren ve kendi düşüncelerini oluşturan bireylerin oluşmasına katkı sunar. Toplumdaki yaygın inanış, düşünce ve davranışlara karşı beynin özgürleşmesini sağlar. Bunda, okunan kitapların niteliğinin de etkisi var. Bir Bulutun Ardında romanında Ayşe'nin okuduğu kitapların seçimi rastlantısal değil. Ayşe, okuduklarıyla kendisi arasında özdeşim kuruyor, düşünüp sorguluyor. Düşünce ve davranışlarını belirlerken kitaplardan yararlanıyor. Ayşe'nin yaşama tutunma, düşlerinin ardından gidiş serüveninin yanı sıra, onun kendini tanıma ve gerçekleştirme sürecinde düşünüp duyumsadıklarının da ilk gençlik çağındaki okurlarımın yaşamlarına dokunacağını düşünüyorum. Ayşe'nin serüveninden yola çıkarak genç okurlarıma, güç koşullara karşın direnmenin yanı sıra, düşlerini gerçekleştirmek için umut etmenin ve emek vermenin gerekliliğini, kitapların bu yolculuktaki önemini duyumsatmak istedim.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız