birgün

20° AÇIK

SAĞLIK 15.09.2020 12:53

Bilim Kurulu Üyesi: 125 bin kişi, toplum sağlığını tehlikeye attı

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, 125 bin karantina kaçağı tespit edilmesine ilişkin, "İzolasyonda olması gereken bir kişi toplum hayatına karışıyorsa, toplu taşıma araçlarını kullanmaya kalkıyorsa veya markete gidiyorsa sağlıklı insanların hayatını tehlikeye atmış demektir" dedi.

Bilim Kurulu Üyesi: 125 bin kişi, toplum sağlığını tehlikeye attı

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Kayıpmaz, koronavirüs hastalığıyla mücadelede 6 ayın geride bırakıldığını ve halen aktif vaka sayısının artış eğiliminde olduğunu, ağır hasta sayısının da gün geçtikçe arttığını belirtti.

DHA'nın haberine göre; Doç. Dr. Kayıpmaz, "Salgının başlangıcından bu yana 7 binden fazla insanımızı bu salgın hastalık nedeniyle kaybettik. Çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Dünya Sağlık Örgütü de (DSÖ) yaptığı açıklamasında kış aylarının salgın hastalık açısından daha sert ve sıkıntılı geçebileceğini bildirdi" diye konuştu.

"125 BİN KİŞİ SEYAHAT ETMEK ÜZEREYKEN YAKALANDI"

Doç. Dr. Kayıpmaz, izolasyonda olması gereken 125 bin kişinin HES kodu sayesinde seyahat etmek üzereyken yakalandığını Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıklamasından öğrendiklerini hatırlatarak, "İzole olmak ne demek? Ya Covid-19 hastasısınızdır ve testiniz pozitiftir ya da bu hastayla yakın temasınız olmuştur. Üzülerek ifade etmek istiyorum ki izolasyonda olması gereken bir kişi toplum hayatına karışıyorsa, toplu taşıma araçlarını kullanmaya kalkıyorsa veya markete gidiyorsa sağlıklı insanların hayatını tehlikeye atmış demektir. Özellikle hasta kişilerden ve hasta kişilerin temaslılarından ricamız sağlıklı insanlara da bu hastalığın bulaşmasını önlemek için ikamet adreslerinden ayrılmasınlar" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Kayıpmaz, karantina kaçaklarına ilişkin kendi yaşadığı olaylardan da örnekler vererek, "Hamile olan bir tanıdığıma yüksek riskli teması olduğu için 10 gün istirahat raporu verdim. Aradan bir hafta geçmeden kendisinin Instagram´da Kapadokya´dan fotoğraf paylaştığını gördüm. Aslında Ankara´daki ikametinde izolasyonda olması gereken bir kişiydi. Başka bir örnek filyasyon ekiplerinden. Filyasyon ekiplerimiz hasta kişilerin evlerine kadar ilaçlarını götürüyor. Bir ekip bir hastamıza ilacını teslim ediyor, sonrasında o bölgedeki diğer hastalarla ilgilenmeye başlıyorlar. O sırada bir bakıyorlar ki biraz önce ilaç teslim ettikleri kişi maskesiz bir biçimde markete gidiyor. Örnekleri bu şekilde çoğaltabiliriz. Hal böyleyken vaka sayılarındaki artış kaçınılmaz oluyor. Bir de 'temas' denilince sanki hasta kişiye dokunmak gibi anlaşılıyor. Aslında siz hasta bir kişiyle maskesiz, yüz yüze 1 metreden kısa mesafede 15 dakikadan fazla temas etmişseniz bu da yakın temastır. Veya otobüs, tren gibi bir toplu taşıma aracında maskesiz biçimde 1 metreden daha kısa bir mesafede 15 dakikadan fazla seyahat etmişseniz bu da bir yakın temastır" diye konuştu.

'OLMAZSA OLMAZLARIMIZ, TEDBİR, İZOLASYON'

Doç. Dr. Kayıpmaz, salgınla mücadelede olmazsa olmazların olduğunu bildirerek, "Birincisi tedbirdir. Tedbir dediğimiz düzgün maske kullanımı, fiziksel mesafeye uyma ve temizlik kurallarına uymadır. İkincisi izolasyondur, filyasyondur. Hastayı tespit edip, onların izole olmasını sağlamaktır. Tedavi aşamasına geldiğinizde erken tanıdır, erken tedavidir. Ve bu tedbirlere uyulup uyulmadığının denetlenmesidir. Erken tedavide de elimiz güçlü. Ülkemizde üretilen ilaçlarımız var. Favipiravir isimli virüse karşı geliştirilmiş ilacı önceden Çin´den ve Japonya´dan ithal ediyorduk. Artık bu ilacın hammaddesi ülkemizde sentezlenip ülkemizde üretilebiliyor. Ve böylece hastalarımıza ilacı kolaylıkla ulaştırma şansımız oluyor. Bu ilaç aynı zamanda virüslere karşı etkili bir ilaç olduğu için kış aylarında sıklığı artabilecek grip virüslerine karşı da etkin bir ilaç olduğu için bunun bir avantajını daha önümüzdeki aylarda göreceğiz" dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız