birgün

14° PARÇALI BULUTLU

YAŞAM 25.09.2021 07:25

Birileri hediye ederse heyecanla okuyacağım

Bir kitap yazma ihtiyacı duymanız beni memnun etti tabii. Her gün her konuda görüş bildiren biri olarak bunu da yapmalıydınız elbette. Bir zamanlar kitabı “bombadan daha tehlikeli” olarak değerlendirmiştiniz. Oradan kitap yazmaya gelmek, hayranlık uyandırıyor haliyle.

Birileri hediye ederse heyecanla okuyacağım

Mehmet ERDEM

Kitabınızı umarım bana da birileri hediye eder bayım. Okur muyum bilmiyorum ama kütüphanemde olması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda iyi bir toplayıcıyımdır, inanın. Cinsel konulardaki uzmanlığına hayran olduğum din adamı Ali Rıza Demircan’ın birkaç ciltlik İslam’da Cinsel Hayat adlı muhteşem eserini çıkar çıkmaz edinmiştim örneğin. Kütüphanemin en değerlilerindendir. Çünkü bir daha bu tür kitapları bulamayız, dolayısıyla tarihe kendimce katkıda bulunmak isterim. Unutulursa, ki asla unutulacak bir kitap değildir, “bende var” deyip meraklılarına, itinayla yarattığınız bu dönemi anlatmak yazmak isteyenlere kaynak olsun diye çıkarır veririm.

Her ne kadar bir zamanlar sizin için Mehmet Metiner “Cahildir, okumayla yazmayla işi yoktur”, Nagehan Alçı da yine bir zamanlar “Şahsen beni utandırıyor. Seçtiği bayağı kelimeler yüzümü kızartıyor. Ve bu ülkeye aidiyet hissimi zayıflatıyor. Başbakan'ın entelektüellik kırıntısı bulunmayan, kaba ve cahil üslubu 'delikanlılık' kavramı ile kurduğu sağlıksız ilişkinin ürünü” demiş olsa da ben kitabınızın alınıp saklanmasından yanayım.

Okuduğumda mümkün olduğunu söylediğiniz “yeni bir dünya” için İslami önerileriniz yoksa bakın ciddi hayal kırıklığı yaşarım. Tüm politikasını bu değerler üzerine kurmuş biri olarak “yeni bir dünya”nın bu değerlerle mümkün olduğunu eğer yazmamışsanız, bize anlattıklarınızla, başkalarına söylediklerinizin farklı olduğunu görür, üzülürüm. Neyi savunuyorsak, onu anlatmakta ısrarlı olacağız çünkü. Kitabı sizin yazmadığınızı söyleyenlere de itibar etmem. Öyle olsa bile imza sizin. Sizi bağlar sonuçta.

Cesaret isteyen bir iş sizin yaptığınız. Çünkü, genelde politikacıların yazdıkları kitaplar pek bir kötü olur. Florida’nın eski Cumhuriyetçi valisi Charlie Crist’in siyasi kariyerini, son derece berbat bulunan 2009’da yazdığı anı kitabı mahvetmiştir örneğin. The Party's Over: How the Extreme Right Hijacked the GOP adlı o kitap belki ilginizi çeker. Sanırım siz anılarınızı yazmadınız tabii; ama siyasi görüşlerini, çözüm önerilerini anılarının arasına sıkıştıran politikacılar da çok berbat kitaplar yazıyorlar. Bunlardan biri Hilary Clinton’dur. Bilmiyorum, yazmaya kalkığınızda size Clinton’un bu kitabından söz ettiler mi? Umarım etmişlerdir, yine umarım siz neyin nasıl yazılması gerektiği konuşunda o kitaptan yararlanmışınızdır. Yazılanların yalancısıyım; Clinton’un kitabı “kalpsiz düzyazı, beyinsiz politika önerileri içerikli, korkakça itiraf” olarak değerlendirilmişti. Eskiden, denir, siyasi biyografiler biyografi yazarları tarafından yazılırdı. Bunun tabii iyi tarafı profesyonelce yazılmış olmalarıdır. Yazara verilen direktif sonucu son derece aklı başında, anı sahibini olduğundan çok farklı gösteren içerikte olur bu kitaplar. Dedim ya, sizinki öyle mi bilmiyorum, kendimi hazır hissettiğim zaman okuduğumda göreceğim elbette. Mesela son derece kötü bir insan olan, bir Hatay yolculuğunda ben bu adamla aynı uçakta yolculuk etmiştim, o nedenle ilgimi çeker, kitabını edinip okuduğum John McCain, Faith of My Fathers adlı kitabında kendisini bir kahraman olarak anlatır. Ölümünden sonra, Vietnam’da askerken arkadaşlarını satışa getirdiği yazılmıştı sonradan. Pek bir ahlaksızdı yani. Bu tür kitaplarda vatanseverlik, iyi bir dünya için çaba gibi önemli konularda neler yaptıklarını anlatırlar bunlar. O kadar kötüler ki, bir süre sonra sadece bu yüzden seviyorsunuz bu kitapları. Bende öyle oldu örneğin.

Eski Minnesota valisi Tim Pawlenty’in, Courage to Stand: An American Story adlı bir kitabı vardır. Bu değerli eseri okuyamadım maalesef ama yazılanlardan öğrendim ki kitabında "Özgürüz, çünkü tarihimiz boyunca Amerikalılar bireysel sorumluluk, dürüstlük, cesaret ve Tanrı'ya inanç dolu erdemleri benimsediler" diyormuş. “Amerikalılar” yerine başkalarını da koyarak dileyen her politikacı böyle bir kitap yazabilir. Eski Teksas Valisi Rick Perry’nin Fed Up!: Our Fight to Save America from Washington adlı kitabı da böyledir. Yani politikacının dili değişmiyor; iki, üç kalıp var bildikleri, onunla idare ediyorlar. Umarım sizinki farklıdır. Herkesin kolayca söyleyebileceği kelamlar etmemişsinizdir.

Kaldı ki kitabınıza verdiğiniz ad da çok tanıdık aslında. Daha önce çok duyuldu. Sosyalistlerin “daha iyi bir dünya mümkün” dediğini bilirim. Bu biraz kitabınıza yaklaşımımı etkiledi doğrusunu isterseniz. Yine umarım özgün olmayan tek şey kitabınızın adıdır.

Ama iyi para ediyor tabii. Siz para, mal, mülk peşinde olmayan, “parmağında tek yüzüğü” olmuş birisiniz, öyle demiştiniz bir ara. Size teklif etmeye cesaret edemezler. Ama edilseydi siz de çok para kazanabilirdiniz, eski ABD Başkan adayı Sarah Palin gibi. Berbat kitabına yayıncılar basmak için 1,25 milyon dolar vermişlerdi. Verilen parayı hak eden politikacılar arasında, hakkını yemeyeyim, senatörken yazdığı kitapla Barack Obama farklıdır tabii. The Audacity of Hope için 425 bin dolarlık avans vermişlerdi. Tüm aldığı para nedir, bilmiyorum.

Bu arada özgün olmasa bile kitabınıza seçtiğiniz ad güzel doğrusu. New York Senatörü Alfonse D'Amato diye biri var; yayıncıların bir dünya para verdiği kitabının adı Power, Pasta and Politics’di (Güç, Makarna ve Politika).
Ben söylenenlere rağmen sizin kitabı tek başınıza yazdığınıza inanıyorum. Siz elbette George W. Bush gibi yapmazsınız. Yazdığı kitabının danışmanlarınca yazıldığı ortaya çıkmıştı ki pek bir kötü. Böyle yapmamak lazım.

Bir kitap yazma ihtiyacı duymanız beni memnun etti tabii. Her gün her saniye her konuda görüş bildiren biri olarak bunun da yapılması gerekirdi elbette. Bir zamanlar kitabı “bombadan daha tehlikeli” olarak değerlendirmiştiniz. Oradan kitap yazmaya gelmek, hayranlık uyandırıyor haliyle. Pek bir memnunum. Kitabınızı yazarken gereken dikkati gösterdiğinize de eminim. Zaman zaman okuduğunuz şiirlerin şairlerini karıştırdığınız olmuşsa da o kadar olur artık.

Hediye edilmesini bekliyorum kitabınızın. Bu inceliği gösteren olmazsa, para verip alacağım çaresiz.

Bir kez daha kutluyorum. İyi bir eser diyor medyanız. İnanıyorum.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol