birgün

13° AÇIK

ÇALIŞMA YAŞAMI 09.06.2020 07:28

Bizi gözden çıkardılar

Eskişehir’deki Hamitoğlu Köyü’nde 100’ün üzerinde mevsimlik tarım işçisi, salgın koşullarında hiçbir önlem alınmadan çalıştırılıyor. Çadır alanında su yok, tuvaletler pislik içinde. Maskeleri bile olmayan işçiler gözden çıkarıldıklarını düşünüyor

Bizi gözden çıkardılar

BURCU CANSU

Bütün dünya Covid-19 salgınına karşı kendini korumaya çalışırken maskesi olmayan ve sosyal mesafeye uyamayan mevsimlik tarım işçileri, hastalık tehdidi yokmuşcasına çalışıyor. Urfa-Eskişehir yolculuğu sırasında taşıttaki yolcu sayısı kontrolü ile ateş ölçümü dışında hiçbir önleme tanık olmayan tarım işçileri, yaşadıkları zorlu şartları anlattı.

Urfa’dan, Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Hamitoğlu Köyü’ne gelen, çoğunluğu çocuklardan oluşan 130 mevsimlik tarım işçisi, altı ay kalacakları çadırlarda salgından korunmalarını sağlayacak önlemler alınmadığı gibi, bir de kötü yaşam koşulları ile boğuşuyor. İşçiler çadırlarda elektriğin olmadığını, şebeke suyu bağlanmadığını, yemek pişirmek ve sıcak su için yakacak sorunlarının olduğunu söylüyor.

HASTALIK ÇADIRLARA BİR GİRERSE...

İşçiler, birlikte geldikleri diğer işçiler dışında dışarıyla çok fazla temaslarının olmadığını, ancak ihtiyaçlarını getirenler ve daha sonra gelecek işçiler nedeniyle hastalanmaktan korktuklarını dile getiriyor. Bu nedenle düzenli kontrol isteyen işçiler, tarlada ve çadırlarda sosyal mesafe kuralına uymalarının mümkün olmadığını da belirtiyor.

İşçiler, “Koşullarımız hep kötüydü, zaten hastalık her zaman ensemizdeydi. Ama şimdi salgın başladı, daha çok korkuyoruz. Çadırlara bir girerse hastalık herkes hasta olur. Ama hiç önlem, kontrol da yok. Bizi gözden çıkardılar” diyor.

303844-741568-1.

EĞİTİMİ YARIM KALAN ÇOCUKLAR

Soğan tarlasında çapa yapan işçilerin çoğunluğunu çocuklar oluşturuyor. Nisan ayının sonunda çalışmak için Hamitoğlu Köyü’ne gelen çocuklar, eğitimlerine devam edememekten yakınıyor.

Sabah 6’da kalkıp 7’de tarlada çalışmaya başladığını söyleyen çocuklar, “Okullar devam ederken biz okulu bırakıp geldik. Burada ders çalışamıyoruz. Çok zor olmasına rağmen güneşin altında çalışıyoruz. Soğan çapalamak çok zor. Biz de oyun oynamak istiyoruz; fakat top dışında oyuncak yok. Park istiyoruz” diye konuşuyor.

Çoğunluğu tarlalarda büyüyen ve “elleri iş tutmaya başladığında” da çalışmaya başlayan çocukların en küçüğü 11 yaşındaki Asiye… Asiye, işin çok yorucu olduğunu, tarlada çalışmanın yanı sıra annesine de günlük işlerde yardım ettiğini ve ders çalışmak için şartların hiç uygun olmadığını anlatıyor.

303844-741571-1.
Çadırda elektrik yok

SINAVA ÇADIRDA HAZIRLANIYOR

Lise son öğrencisi Berivan, akranları sınava hazırlanırken kendisinin ve ikiz kız kardeşinin bir yandan tarlada bir yandan çadırda çalıştığını ve bir yandan da üniversite sınavına hazırlandığını söylüyor.

Urfa’da hemşirelik okuduğunu söyleyen Zehra ise, “Final süreci başladı, arkadaşlarım ders çalışırken ben burada çalışmak zorundayım. Çocukluğum tarlalarda çalışarak geçti. Şimdi hemşire olmak için okuyorum; ama atama sorunu yüzünden korkarım ki okul bittiğinde de tarlalarda çalışmak zorunda kalacağım” diyor.

GEBE KADINLAR DA TARLADA ÇALIŞIYOR

Kadınların yükü ise sadece tarlada çalışarak bitmiyor. Akşamları yemek yapma, çadır temizliği, ateş yakma gibi işleri de yapan kadınların kendilerine ayırabilecekleri zaman neredeyse hiç yok.

Eşi işsiz kaldıktan sonra dört aylık gebe bir kadın tarlada çalışmaya başlamış. Onun dışında en az üç gebe kadının daha tarlalarda çalıştığını söyleyen kadın işçiler, günlerinin nasıl geçtiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Hepimizin birkaç tane çocuğu var. Çalışabilen çocuklar tarlada çalışıyor, küçük olan çocuklar ise çadırda bakacak birisi varsa onunla kalıyor. Elektrik olmadığı için ne buzdolabımız ne de çamaşır makinamız var. Jeneratör ile çadır akşam 10’a kadar aydınlatılıyor. Akşama kadar tarlada çalışıyoruz, beş gibi çadıra döndüğümüzde de öncelikle ocağı yakıp yemek yapıyoruz. Tarlada çalıştığımız için en büyük problem çamaşırın kirlenmesi oluyor. Her gün elimizde çamaşır yıkıyoruz. Hem çamaşırları yıkamak hem de banyo yapabilmek için kazanda su kaynatmamız gerekiyor.”

Çadırlarda torun bakan ya da bebeği küçük olduğu için tarlaya gidemeyen kadınlar ise yaşam koşullarını “Günümüz zehir gibi geçiyor” diyerek özetliyor.

303844-741569-1.
Banyo

MUSLUKLAR ÇALINDI SU BAĞLANMADI

İşçilerin çavuşlarından olan Murat Şidar, yaşam alanlarını gezdirirken lavabo ve banyo sorunundan bahsediyor. Şidar, seyyar lavabo ve tuvaletlerinin kapısının, musluklarının çadırların kışın boş kalması ile çalındığını ve karakola bildirmelerine rağmen bu durumla ilgilenilmediğini ifade ediyor. Şidar, abonelik olmasına karşın şebeke suyunun bağlanmadığını da belirtiyor.

Çadırlarda elektrik olmadığından yemek pişirmek, ısınmak ve su kaynatmak için en temel ihtiyaçlardan biri odun. Oduna erişim konusunda da ciddi sorunlar yaşandığını söyleyen Şidar, “Orman Müdürlüğü’nden fiş aldığımızda bizi yönlendirdikleri yer çok uzak oluyor. Herkesin de arabası olmadığı için odun almaya gitmek sıkıntı yaratıyor. Etraftan çalı çırpı topluyoruz ama yeterli olmuyor. Odun sorununun çözülmesi gerekiyor” diyor.

bizi-gozden-cikardilar-741575-1.
Tuvaletler

İLKEL KOŞULLARDA 6 AY

Tarım işçileri, temiz olmayan tuvaletleri kullanmak ve dört tarafını kumaşlarla kapattıkları yerlerde banyo yapmak zorunda kalıyor. İnsanların altı ay boyunca yaşamak zorunda kaldıkları çadırlarda halı, oturmak için minder ve yatmak için üst üste yığılmış yataklar ve çocukların ders kitapları dışında bir şey bulunmuyor. Çamaşırı, bulaşığı ellerinde yıkamak zorunda kalan kadınlar, buzdolabı olmadığı için yiyecekleri muhafaza etmekte de zorlanıyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız