birgün

22° AÇIK

Bozdağ: 'Adalet yok' diye bağıranların gündeme getirdiği dava sayısı 5

AİHM'in Osman Kavala davasında Türkiye hakkında verdiği 'ihlal' hükmünü değerlendiren Bekir Bozdağ, "Osman Kavala hakkında AİHM’in verdiği hak ihlali kararını Türk mahkemesi uygulamış ve uymuştur. Başka bir suç nedeniyle tutuklamış ve yargılaması devam etmiştir" ifadelerini kullandı. Dava kararlarına yapılan eleştirilere de tepki gösteren Bozdağ, "Adalet yok diye bağıranların gündeme getirdikleri dava sayısını say dediğinizde beşten fazlasını sayan çıkmıyor" dedi.

SİYASET 10.08.2022 11:22
Bozdağ: 'Adalet yok' diye bağıranların gündeme getirdiği dava sayısı 5
Abone Ol google-news

13’üncü Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) tutuklu iş insanı Osman Kavala hakkında verdiği 'hak ihlali' hükmünü değerlendirdi.

Hak ihlallerini reddeden Bozdağ, "Osman Kavala hakkında AİHM’in verdiği hak ihlali kararını Türk mahkemesi uygulamış ve uymuştur" iddiasında bulunarak, "Başka bir suç nedeniyle tutuklamış ve yargılaması devam etmiştir" dedi.

Yurt dışından gelen kişilerin kendisine iki kişiyi sorduğunu dile getiren Bozdağ, "Bir ülkede 8 milyondan fazla dava var, cezaevlerinde binlerce insan var. İki kişi ile ilgileniyorlar (Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala). Adil midir bu? Gel bana başkalarını da sor. Bunu yapmıyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin AİHM kararlarına uyma oranını yüzde 87,90 olarak açıklayan Bozdağ "Terör suçlarından AB üyesi ülkelerden 893 talebimiz olmuş. Bunlardan sadece 4’ünü kabul etmişler, 500’ünü reddetmişler. Türkiye AİHM kararlarına uymayı taahhüt eden ülkeler içerisinde oran itibarıyla en yüksek oranda uyan ülkedir. AİHM kararlarını uymayı ve uygulamayı taahhüt eden ülkelerin uyma oranı yüzde 80,14’tür. Türkiye’nin uyma oranı yüzde 87,90’dır" şeklinde konuştu.

'SAVCILARI MAHKUM EDEN YAKLAŞIMLARI ORTAYA KOYUYORLAR'

Dava kararlarına yapılan eleştirilere tepki gösteren Bozdağ, "Tam 9 milyon 856 bin 642 dosya veya kişiyle ilgili işlem yapılmış. Yani yaklaşık 10 milyon. Hukuk mahkemelerinde 4 milyon 331 bin 680. Ceza mahkemelerinde 3 milyon 290 bin 125 olmak üzere toplamda 2021 yılında 7 milyon 621 bin 783 dava görüldü. Hakimlerimiz, savcılarımız bu kadar iş yükü altında ne yapıyor? Bütün davaları 2021 yılında görüşmüşler, değerlendirmişler, karar süreçlerini işletmişler. Şimdi ben soruyorum; Türkiye’yi eleştirenler, 7 milyon 621 bin 783 davadan kaç tane davayı gündeme getiriyor? Adalet yok diye bağıranların gündeme getirdikleri dava sayısını say dediğinizde beşten fazlasını sayan çıkmıyor. O beş tanesini de biliyorlar mı? Bilmiyorlar. Dosyayı bilmiyorlar, delilleri bilmiyorlar. Sadece taraftarlıklarına göre dosyayı görmeden, delilleri görmeden, taraftarlarının yazdıklarına inanarak o dosyada görev yapan hakim ve savcıları mahkum eden yaklaşımları ortaya koyuyorlar" ifadelerini kullandı.

"Bir ülke düşünün, 8 milyona yakın her yıl mahkemelerinde davalar görüşülüyor, karara bağlanıyor. İdari yargı da bunun içinde yok. Onu koyduğumuzda bu rakam daha da büyüyor. Ama tartışılan dava sayısı üç" diyen Bozdağ şöyle devam etti:

"O davalar da terörle ilgili davalarla alakalı. Peki biz hüküm verirken 8 milyon dosyadan iki tane dosya tartışılıyor, eleştiriliyor diye 8 milyon dosyada verilmiş hakkaniyete uygun bütün bu kararları göz ardı mı edeceğiz? Bu ülkenin yargısını iki tane dosya üzerinden yargılayıp, bu ülkenin adalet anlayışını iki siyasal taraftarlığa göre yargılama yapan sosyal medya veya siyasetçilere göre değerlendirip dosyayı delili bilmeden Türkiye’nin adalet sistemini ve yargısını, yargı görevini yapanları mahkum etmek adil midir? Adil değildir. O yüzden ben hakim ve savcılarımızın üzerine haksız bir şekilde eleştiriler yönelten, siyasi taraftarlığa göre yargı kararlarını değerlendirip siyasi anlayışlarının terazisinde tartıp dosya ve delil bilmeksizin karalayanları buradan kınadığımı ifade etmek istiyorum.

'İKİ KİŞİ İLE İLGİLENİYORLAR'

Önce onlar kendi vicdanlarındaki adalete baksınlar. Bir ülkede 8 milyondan fazla dava var, cezaevlerinde binlerce insan var. İki kişi ile ilgileniyorlar. Adil midir bu? Gel bana başkalarını da sor. Bunu yapmıyorlar. Söz konusu adli yardımlaşmada teröristler ve terör suçları ile ilgili iade talepleri olduğu zaman Avrupa maalesef Türkiye’nin taleplerine kör ve sağır kalıyor. Terör suçlularını, terör örgütlerinin argümanları ile muhafaza ettiği gibi Türkiye’ye karşı da müdafaa ediyorlar. Burada büyük bir haksızlık var. Terörist başı Fethullah Gülen ile ilgili ABD’ye sunduğumuz dosya dünyanın yeterli delil bakımından en donanımlı dosyasıdır. ABD’nin yetkililerine Bakanımız (Mevlüt Çavuşoğlu) da defalarca söylemiştir. Ben de bizzat gittiğimde muhataplarına söyledim. Bu dosyadan iade yapılmazsa başka hiçbir dosyadan iade yapılmaz. Bu dosyadaki deliller yeterli görülmezse başka hiçbir dosyada deliller yeterli görülmez. Bize, 'Biz iade için adli makamlara göndermiyoruz, dosyayı reddederler. Biz Türkiye’yi koruyoruz’ dediler. ‘Yahu siz gönderin adli makamlara, korumayın Türkiye’yi. ABD adli makamlarına gönderin, bu delilleri görünce onlar ne karar verecek hep beraber görelim. Adli süreçleri biz takip ederiz’ dedik. Bizim istememize rağmen Türkiye’yi korumak için adli makamlara göndermediğini iddia eden bir anlayış var.

'AVRUPA BİRLİĞİ KURUMLARINDAN BEKLENTİMİZ TARAFSIZ OLMALARI'

Osman Kavala hakkında AİHM’in verdiği hak ihlali kararını da Türk mahkemesi uygulamış ve uymuştur. Başka bir suç nedeniyle yargılama nedeniyle tutuklamış, yargılaması devam etmiş ve yargılaması devam etmiştir. Şimdi hüküm özlüdür. Eğer AİHM, uyguladığı ve uyduğu sözleşmeye uymuş olsaydı bu şekli bir denetimdir. Çünkü karar var, uymuş mu uymuş. Bitti. Siz niyet okuyarak, başka bir kararı önceki kararı yok sayan bir karar olarak değerlendiremezsiniz. Başka bir ihlal iddiası başvurusuna konu olabilir. Önüne geldiğinde de mahkeme bunu değerlendirip karara bağlayabilir. Ama uygulanmış bir karara uygulanmamış diyemez. Bizim Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği kurumlarından beklediğimiz şey Türkiye’ye karşı adil ve tarafsız olmalarıdır.

Osman Kavala konusunda Türkiye kararı uyguladığı halde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine müracaat edildiğinde Bakanlar Komitesi yıllar yılı bekleyen bu dosyaların hepsini görmezden geldi. Nerede adaletleri? Hemen toplandılar, karar aldılar. AİHM’e görüş sordular. AİHM de buna maalesef jet hızı ile karar verdi. Bizim istediğimiz eğer bir ihlal varsa elbette Türkiye uyacaktır. Ama başkalarına yaptığınız muameleyi Türkiye’ye yapmamalarıdır. Maalesef bize karşı adil ve tarafsız bir yaklaşım ortaya koymadıklarını buradan açıklıkla ifade etmek isterim"

NE OLMUŞTU?

İş insanı Osman Kavala hakkındaki 'casusluk' suçlamasına eski CIA Danışmanı Henri Barkey ile yemek yediği yönündeki iddia gerekçe gösterilmiş, Barkey, geçtiğimiz günlerde, “Ben o gece tanınmış bir Türk gazeteciyle yemekteydim ama Türkiye’deki durum göz önüne alındığında bu kişinin kim olduğunu açıklamam doğru değil diye düşünüyorum.” açıklaması yapmıştı.

Barkey, yemek yediği gazetecinin Aslı Aydıntaşbaş olduğunu açıklamıştı.

Yazılı açıklama yapan Aslı Aydıntaşbaş ise, “Osman Kavala, iddia edildiği gibi bir ABD’li akademisyenle aynı anda lokantada olduğu iddiasıyla cezaevinde değildir. Osman Kavala ve arkadaşları Gezi davasından ceza almıştır. Osman Kavala’yı cezaevinde tutmak için ortaya atılan ikinci bir dava kurgusu, yani casusluk davası, bu kişiyle yemek yediği tezine dayalı değildir. Kaldı ki Osman Kavala, bu davadan beraat etmiştir. Bu zamana kadar Osman’la ilgili bir dizi mesnetsiz iddiayı çürütmek için avukatlardan gelen her türlü bilgi paylaşımı talebini reddeden bu şahsın, şimdi konuşması, manidardır.” ifadelerini kullanmıştı.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol