birgün

18° AZ BULUTLU

DÜNYA 29.09.2020 07:52

Bu çatışmanın zamanlaması tesadüf değil

Doç.Dr. İkbal Dürre: Dağlık Karabağ bugün olmasa bile başka bir zaman da yeniden gündeme gelecekti. Öyle görülüyor ki taraflar uzun süredir bu çatışmalara hazırlanıyordu. Azerbaycan ekonomik, politik ve jeopolitik nedenlerde elinin güçlü olduğunun farkında.

Bu çatışmanın zamanlaması tesadüf değil

Özde Çelikbilek

Azerbaycan ve Ermenistan sınırındaki Dağlık Karabağ bölgesinde, iki ülkenin askeri güçleri arasında çıkan şiddetli çatışmalar dün de devam etti. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İran ve Avrupa Birliği ​​ülkeleri de dahil olmak üzere birçok ülke çatışmaların sona ermesi ve müzakerelerin başlaması için çağrıda bulundu. Türkiye’den ise Azerbaycan’a her türlü desteğin verileceğine yönelik açıklamalar geldi.

Yaşanan son çatışmaların arka planını ve tarafların tutumunu, Moskova Devlet Üniversitesi’nden Doç. Dr. İkbal Dürre ile konuştuk. İkbal Dürre, “Ben tüm bu uluslararası çabalara rağmen çatışmaların biraz daha büyüyebileceği kanaatindeyim. Öyle görünüyor ki, taraflar uzun süredir bu çatışmalara hazırlanıyordu” dedi.

► 33 yıldır çözüme kavuşturulamayan Dağlık Karabağ bölgesinde başlayan çatışmalar ve iki ülkenin seferberlik ilan etmesi, yeniden aynı endişeleri doğurdu. Bu dönemde tansiyonun yükselmesinin nedenleri nelerdir?
Şu noktaya dikkat çekmek isterim; Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışma yeni bir olay değil. Bu çatışmalar dönem dönem küçük çaplı, dönem dönem büyük çaplı olarak sürekli kendisini gösterir. Hepsi basına tam yansımasa bile devam ediyordu. En son Temmuz’un 17’sinde Tovuz bölgesinde, ondan evvel de yine büyük bir çatışma 2016 yılında gerçekleşmişti. Şu an yaşanan çatışmalar o dönemden, özellikle temmuz ayından çok daha farklı, çok daha geniş bir hatta yayılıyor. Ön hazırlığı olan bir çatışma olduğunu görüyoruz. Fikrimi soracak olursanız, bir süre daha bölgede devam eden bir çatışma hali olacaktır. Bu çatışmaların da değişik nedenleri var.

► Nedir bu nedenler?
Bazı uzmanlar haklı olarak Sovyetler Birliği coğrafyasındaki ülkelerde yaşanan olayların bir devamı olarak görüyor. Örnek olarak son dönemde hükümet karşıtı gösterilerin yoğun olduğu Belarus’u işaret ediyorlar. Tabii ki bunda bir gerçeklik payı var çünkü bütün bu olayları birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Fakat bunu yorumlarken, olayın kendisinin içinde barındırdığı durumun ciddiyetini gözden kaçırmamak gerekiyor. Dağlık Karabağ bugün olmasa bile, gelecekte de bir sorun olarak yeniden gündeme gelecekti. Çünkü biliyorsunuz, Sovyetler Birliği döneminde, 90’lı yıllara kadar burası Azerbaycan toprağıydı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si Ermenistan yönetiminin kontrolü altına girdi. Bu toprakların kaybedildiği günden bu yana Azerbaycan hükümetinin üzerinde halk tarafından “toprakların geri getirilmesi” amacıyla yoğun bir baskı var.

Azerbaycan’ın bölgede önünde duran en büyük engel Rusya faktörüydü. Biliyorsunuz Rusya, Ermenistan’ın askeri ortağıdır ve aralarındaki güvenlik anlaşmalarıyla da bu ortaklık sağlamlaştırılmış durumda. Tüm bunlardan dolayı Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik bu kadar kapsamlı bir operasyona girişmemesinin nedeni Rusya’nın Ermenistan ile var olan birliğidir.

Rus muhalif lideri Navalny’nin zehirlenme olayının ardından Batılı ülkelerin Rusya’ya karşı kapsamlı yeni ek yaptırımları tartışmasının ve Belarus’taki hükümet karşıtı eylemlerde Rusya karşıtlığının ön plana çıkmasının, Azerbaycan’ın gözünden kaçmadığını söyleyebiliriz.

bu-catismanin-zamanlamasi-tesaduf-degil-786378-1.► Bölgede en son büyük çatışmalar 2016 yılında çıkmıştı ve 4 gün sürmüştü. Dağlık Karabağ’da pazar günü başlayan çatışmalar zaman olarak rastlantısal mıdır?
Tezlere göre pazar günü başlayan bu çatışmalar, dönemsel olarak tesadüfi değil. Fakat tüm bunlarla birlikte bu olayın iç dinamiğini de unutmamak gerekiyor. Tüm bu gelişmeler olmasaydı bile bu sorun er ya da geç mutlaka çıkacaktı. Peki şu anda bunun çıkması Rusya’nın işine geliyor mu?

Rusya’nın yaptığı açıklamalara bakacak olursak, bu olayın bir an önce büyümeden kapanmasını istediği yönünde yorumlanabilir. Hem Avrupa’dan hem ABD’den de gelen açıklamalar, bu olayın büyümesini istemediği yönünde. Ben tüm bu çabalara rağmen çatışmaların biraz daha büyüyebileceği kanaatindeyim. Öyle görünüyor ki son verilerdeki izlenimim, taraflar uzun süredir bu çatışmalara hazırlanıyordu. Deyim yerindeyse, Azerbaycan Dağlık Karabağ’ı alacaksam gün bu gündür diyor. Rusya’nın her taraftan sıkışmış olduğunu gören Azerbaycan, Türkiye’nin de tam anlamıyla desteğini arkasında görüyor. Ekonomik boyutuna bakacak olursak Azerbaycan, Ermenistan kadar derinleşmiş bir krizin içinde olmadığını da biliyor. Bu nedenle atacağı herhangi bir adımı, daha önceden olduğu gibi bölgedeki önemli güç Rusya’dan ve desteklediği Ermenistan’dan çekinmeden atabileceğinin özgüvenine sahip. Azerbaycan’ın zamanlama olarak bu dönemi seçmesi ekonomik, politik ve jeopolitik nedenlerde elinin güçlü olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyor.

► Çatışma haberlerinin yayılmasının ardından uluslararası açıklamalar hızlıca gelmeye başladı. Bunlardan biri de kasım ayındaki seçimlere hazırlanan ABD’den geldi. Sizce ABD, Kafkasya'da bir çatışmanın doğmasını isteyecek ve taraf olacak mıdır?
Seçim öncesi Amerika’nın böyle bir çatışmanın doğmasını istediğini düşünmüyorum. Amerika’da çok ciddi bir Ermeni lobisi var; seçimler öncesi bu lobilerin olduğu bölgeler, seçimler için çok önemli olan konumlara sahipler. Eğer ABD bir seçim yapmak zorunda olursa, çok açık olmasa bile Ermenistan tarafını seçecektir. Seçimden sonra böyle bir durum yaşanırsa durum farklı olabilir ama seçim öncesi Ermenistan tarafında olacaktır.

***

İki tarafın da dışarıdan asker getirdiğini düşünmüyorum

► Özellikle son bir haftadır medyada, Türkiye’nin desteklediği Suriye’deki cihatçı grupların Ermenistan-Azerbaycan sınırına transfer edildiği yönünde haberler çıkıyor. Bu haberlerde kaynak olarak Rus medyasını gösterdiler. Bu iddialar Rus medyasına yansıdı mı?
Benzer haberler Türkiye’nin Libya’ya Suriye’den asker gönderdiğine dair söylentiler varken, bunlar birtakım fotoğraflarla desteklenerek medyaya yansımıştı. Ben Rusya’da buna dair bir kanıt görmedim. Ona bakarsanız bir diğer görüş de Ermenistan’da silahlı Kürt gruplarının faaliyet gösterdiği. Burada bir bilgi dezenformasyonun olduğu çok açık. Ben bu zamana kadar Rusya tarafından resmi bir kanıt, açıklama duymadım. Rusya için Türkiye’nin Azerbaycan’a olan desteği anlaşılabilir bir durumdur. Oraya Suriye’den askerlerin gelmesi durumunda Rusya’nın reaksiyonu da daha farklı olacaktır. Ben bu yüzden iki tarafın da dışardan asker getireceğini düşünmüyorum. Aynı zamanda Suriye’den gelecek olanlar Sünni, Azeriler Şii. Evet, bunlar paralı askerler ama bunun diğer yanıyla dini bir boyutu var. Bu haberlerin doğruluğuna dair bir teminat veremem.

***

Türkiye elini güçlendirmek istiyor

► Türkiye bu gelişmelerde nasıl bir yerde duruyor?
Birçok uzman, yaşananları Azerbaycan’ın Türkiye’nin desteğiyle böyle bir karara vardığı, bunun verdiği güvenle bölgede geniş bir çatışmayı göze aldığı şeklinde yorumluyor. Ortadoğu’da Türkiye’nin hem Suriye’de hem Libya gibi geniş bir coğrafyada, özellikle Akdeniz’deki faaliyetlerinde bir çıkmaz yaşadığını ve bu çıkmazda Rusya’yla olan ilişkisinde elini güçlendirmek istediği görülüyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız