birgün

15° SİSLİ

KÜLTÜR SANAT 15.08.2020 06:00

Bugün her şey sussun Yavuz Çetin çalsın!

Türkiye’nin rock efsanelerinden Yavuz Çetin aramızdan ayrılalı 19 yıl oldu. Onu yakınlarından dinledik.

Bugün her şey sussun Yavuz Çetin çalsın!

IŞIL ÇALIŞKAN

“Yaşamak istemem artık aranızda” dedi ve gittiğinde henüz 31 yaşındaydı… Türkiye’nin en önemli gitar virtüözlerinden Yavuz Çetin bundan 19 yıl önce Boğaz Köprüsü’nden atlayarak sonsuzluğa karıştı. Geride ise şarkılarıyla beraber isyanını bıraktı.

1970 Samsun doğumlu Yavuz Çetin’in müzikle ilişkisi çocukluk yıllarına dayanıyor. Profesyonel müzik yaşamı ise 1990 yılında kurucusu olduğu Batu Mutlugil, Zafer Şanlı ve Kerim Çaplı’nın içinde bulunduğu Blue Blues Band ile başladı.

1996 yılının ortalarında MFÖ grubuyla çalışmaya başlayan Çetin, bir yandan da bar müzisyenliğine devam ediyordu. Erkeğin Olmak İstiyorum ve Erkan Oğur’un perdesiz gitar performansının da yer aldığı Dünya isimli enstrümantal şarkının da içinde olduğu ‘İlk’ albümünü 97’de çıkardı.

Bundan 2 yıl sonra ikinci albümü ‘Satılık’ için stüdyoya girdi. Yazık ki bu, sözü, müziği ve düzenlemeleri kendisine ait olan son albüm oldu. Çetin, Mart 99 tarihinde çıkmasını planladığı albümü için tüm çalışmaları bitirse de müzikseverlerle buluştuğunu göremeden hayata veda etti.

Yoğun depresyon teşhisi konduğu için bir hafta hastanede tedavi gören müzisyen, iyileştiği gerekçesiyle taburcu edildi. Ancak Çetin, 15 Ağustos 2001’de saat 19.00 sularında Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak yaşamına son verdi.
19 yılın ardında onu yakınlarından dinledik.

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768955-1.

BİR DÖNEME MÜHRÜNÜ VURDU VE GİTTİ

Akademisyen Hakan Özer:

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768948-1.Yavuz’u kaybedeli 19 yıl oldu. Neler neler oldu dünyada ve Türkiye’de. İktidarlar değişti, rejimler eskidi, esnedi. Coğrafyalar, haritalar değişti. Örneğin Trump’ı bilmedi, Ergenekon’u bilmedi, Balyoz’u bilmedi, toplum olarak neye dönüştüğümüzü görmedi. Son yirmi yıllık iktidarın hoyratlığını, Gezi’yi bilmedi, korkuyu, baskıyı bilmedi. Bir gazeteci çocuğu olarak medyanın bugününü bilmedi, bu sessizlik iklimini, eleştirisizliği... 15 Temmuz’u bilmedi, şike davalarını, kadın cinayetlerini... Daha neler neler bilmedi, görmedi, sanki kendine bir hediye gibi.

Yavuz’un hayatlarımızda yarattığı büyük kırılmadan henüz bir ay sonra 11 Eylül ikiz kuleler faciasını yaşadık, şok içinde şok, yas içinde yas. O 2001 yazı kâbus gibi hayatımıza çöktü. Her birimizin kişisel acılarının içinden yeni acılar üredi, tüm sorgulamalar birbirine karıştı, kollektif bir travmanın figürleriydik.

2001’in 17 Ağustos günü mezarlıkta hoca okurken servi ağaçlarının gökyüzüne tırmanan koridorunda uçup gitmiştim. Sanki gökyüzünden bir fısıltı gelerek yaralarımızı saracak, ilahi bir bağışlanma, kalıcı bir arınma yaşayacağız umuduyla... Öyle olmadı üzüldük, konuştuk, ağladık. Yıllar içinde hikâyeler birbirlerinin içinde kök saldı, hayâl kırıklıklarının, her türlü ayrılığın, kaybın kişisel hayatlarımızdaki tarif edilemez trajik bir zenginliği haline geldi ve zamanla kanıksandı. Kendimize ve hakikate yabancılaşarak kendimizi gerçekleştirdik. İyileşme buysa, evet, iyileştik bir sonraki çatlağa kadar.

Son yıllarda sahnede işini yaparkenki halini çok beğenirdim. Gülmez, çalım yemez bir ciddiyetin içinde nefis bir postür.

Yavuz’un elinde hiçbir şey transfer olmuş bir kültürün yetersizliğinde değildi. Otantik olanın içi çoktan boşalmıştı ama Yavuz o müziklere yıllar sonra ve bambaşka bir coğrafyada yeniden otantik kimliklerini kazandırıyor, hayat veriyordu, adeta mülk sahibi oydu. Onu sahnede gördüğümde yeniden ve yeniden âşık olurdum.

Bir döneme mührünü vurdu ve gitti. Ondan sonra hayat değişti mi? Hayır. Adaletsizlik, eşitsizlik, güç savaşları, çıkarlar üzerine kurulmuş oyunlar, stratejiler değişti mi? Elbette hayır... Hayır ama biz bir avuç insanın hayatında, Yavuz’a şöyle ya da böyle değen insanların hayatında bir şeylerin değişmediğini söylemek çok zor. Eğer değişimi arıyorsak onun gizlide, kuytuda, küçük bir duyarlıkta, bir bakışta, isimsiz kahramanlarda, yanı başımızda, bir jestte gizli olduğunu unutmamak lâzım. Artık hiçbir şey aynı değil dediğimiz hayatlarımızda ne çok kritik eşiği geçtiğimizi hatırlamak umuduyla...

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768956-1.

KENDİMİ SANA BEĞENDİRMEYE ÇALIŞIYORUM

Müzisyen Tanju Eksek:

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768949-1.Bir zaman önce birbirimizin hayatına girdik kardeş. Dostlarımız, ailelerimiz ortak oldu. Sahneyi birlikte paylaştık yıllarca. Aynı evi paylaştık, güldük çokça. Barlarda kızlar gülsün diye komik danslar ettik. Gerçekten de güldüler. Bence çok da iyi çaldık birlikte. İnsanlar bizi sevdi. Tabii birbirimizi kırdık da.

Sen beni abi gibi gördüğünden, kardeş gibi kavga ettin benimle. Sonra sen gittin kardeş! Senden sonra… Sahnede, evde, her nerede çalıyorsam, sana kendimi beğendirmeye çalışıyorum. Kime komiklik yapıyorsam galiba seni de güldürmeye çalışıyorum… Kimse gülmezse kızmıyorum. Biliyorum sen gülüyorsun. Sanırım sen kalbime yapıştın. Sen unutulacak insan değilsin. Sen kardeşsin.

BENİM MANEVİ OĞLUMDU

Müzisyen Batu Mutlugil:

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768950-1.Sevgili Yavuz’la kısa süren ‘jam session’lardan aldığımız keyif ile Blue Blues Band’i kurmaya karar verdik. Aramıza değerli bas gitarist, müzisyen Sunay Özgür’ü de katarak ilk yıllar çok değişik davulcularla çalıştık. Daha sonraları dahi müzisyen Kerim Çaplı’yı da davula emanet etmemizle efsanevi dedikleri Blue Blues Band meydana çıktı. Yavuz, müthiş bir solist, gitarist olmanın dışında benim manevi oğlumdu. Sevgi ve neşe dolu, dürüst ve tatlı bir çocuktu. Travmatik geçen çocukluğunun getirdiği sıkıntılar zaman içinde onu, etrafına göstermediği halde dayanılmaz psikolojik açmazlara sokuyordu. ‘Satılık’ albümündeki parçaları ile de aramızda kalmaya gücünün yetmediğini ve isteksizliğini belirtiyordu. Ve aramızdan ayrıldı... Müzik dünyası için büyük bir kayıptır. Işıklar içinde uyusun.

BİZİM KURT COBAIN’İMİZDİ

Müzik yazarı Murat Beşer:

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768951-1.Yavuz Çetin, 31 gibi erken yaşta gelen bir ölümle efsaneleşmiş biri değildi; bir yanda saflık derecesinde iyi bir insan olarak karakteri, öte tarafta nadir rastlanan yetenekte bir gitarcı oluşuyla hatırlanması gereken bir müzisyendi.

Yaptıklarından memnun olmayan, yapacaklarını ise tamamlayamadığı için huzursuz olan, nihayetinde “suyu arayan” bir genç adam olarak Yavuz Çetin, efsane olarak tarif edilmeyi herkesten çok hak etmişti. Kendine özgü bir tuşesi ve tınısı vardı, bastığı notanın hakkını verirdi. Solistliği de ondan aşağı değildi. Görüntüsü zaten yakışıklıydı.
Ölümünden sonra etrafı kalabalıklaşan gizli kahramandı...

Onu yaşarken, gazetelerine, dergilerine, televizyonlarına konuk etmeyenler, yaşarken kıymetini telaffuz etmeyenler tarafından muhiti zenginleştirilenlerden biriydi. İhtiyacı kalmadığı bir anda (aslında ikiyüzlü medyanın ihtiyaçlarını karşıladığı için) hak ettiği “değeri” gören blues-rock gitarcısıydı. Şehrin hatırlı bir mekânında, perşembe gecelerine şölen havasını bağışlayan kayıp ruhtu. Bizim Kurt Cobain’imiz idi; yaşarken farkına varılmayan cinsinden.

SADECE BENİM DEĞİL HEPİMİZİN MÜZİK BABASI

Müzisyen Yavuzcan Çetin:

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768953-1.Babamı 8 yaşında kaybettim. Zaman ilerledikçe unutuyorsun, yavaş yavaş sadece yüzünüze gelen bir hızlı flaş tanesi ile siması kalıyor hayalinizde.

Koskoca 19 sene geçti babam efsanelerin yanına seyahat edeli. Onu kaybetmenin hüznüyle bugün tekrar hatırlıyorum. Sizin ve bu sayfada yazan babamın yakın dostları sayesinde ona biraz daha yakın olabiliyorum.
Keşke hayatına devam etseydi ve sizin ona verdiğiniz değeri, saygıyı görebilseydi. Biz de onu canlı dinleyebilseydik. Lakin hayat adil değil maalesef, keşkelerle yaşıyoruz.
Onun 19 sene önce verdiği karara ne kadar saygı duysam da bunun bir hata olduğunu düşünüyorum. Sabredip bekleyebilseydi, onun müziği altında hepimiz bir araya gelecektik ve her şey daha güzel olacaktı.
Sadece benim babam değil hepimizin müzik babası olan Yavuz Çetin’i sizinle beraber anmak benim için büyük bir gurur ve onurdur. Müzik çalarlarınızın sesini sonuna kadar açın, Yavuz Çetin çalsın bugün! Onun ve Rock’n Roll ışığı üstünüzde olsun.

bugun-her-sey-sussun-yavuz-cetin-calsin-768954-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız