birgün

5° AZ BULUTLU

Büyük kitaplar belâdır

Herkesin bir büyük kitabı var mıdır? Olabilir. Ama bunlara büyük kitap denemez. Fikir ve sanat dünyasının yaygın alanında bir problematik oluşturmayan ancak kişisel beğenimizde yücelttiğimiz kitaplara büyük kitap denemeyeceği bellidir

BİRGÜN PAZAR 15.05.2016 10:17
Büyük kitaplar belâdır
Abone Ol google-news

AHMET TELLİ

“Büyük kitaplar her zaman büyük beladır” demiş Yunan şair Kallimakhos.*

Müslümanların büyük kitabı belli ki Kur’an’dır. Günümüzün kimi toplumlarında ise devletin Anayasa’sı böyledir. Şairin büyük kitabı hayat değilse nedir? Öyleyken, Kallimakhos’un dediğinden, itaat edilen, buyruklarına itirazsız uyulan kitapları değil; düşü, düşünceyi ilerleten, ufuk açan, her çağda, farklı yorumlarda üzerinde kafa yorulan bilim, sanat, felsefe kitaplarını anlıyoruz.

Okumayı hayat tarzının bir parçası kılan kişinin başucundan eksik etmediği, nasıl yorumlandığını merak ettiği kitaplar vardır. Bunlar önemli kitaplar olduğu kadar büyük kitaplardır. Sözgelimi 17. yüzyılın başlarında yazılmış olduğu halde 21. yüzyılda dahi fikir ve sanat alanındaki yorumlanmalarıyla gündemde kalan “Don Kişot” büyük bir kitaptır. Onun tek ve eksiksiz belirlenimi olmamıştır. Cervantes’in bu kitabını atlayan bir entelektüel olabilir mi? Kuşkusuz hayır.

Cem İleri’nin “Okurun Belleği” adlı kitabında Sebald’ın kitapları için altını çizdiği ve buna Walter Benjamin’i dahil etmesinden başka Nurdan Günbilek’in kimi denemelerinden çıkarabileceğimiz düşünceyle şöyle söyleyebiliriz: Büyük kitaplar bitmemiş ya da tamamlanmamış kitaplardır. Bu bitmemişlik ya da tamamlanmamışlık, düşünmeye kışkırtır bizi. Kışkırtır ve kitap hakkında kendi düşüncemizi ortaya koymaya başlarız. Bu düşünce fikir olduğu gibi resim, müzik gibi sanat pratikleriyle de gerçekleşir. Nitekim “Don Kişot Operası”nı izlemiştik geçen yıllarda. Bu yıl açılan Don Kişot resim sergisindeyse (“Don Kişot’un İzleri” Art Bukalemun) kimi ressamların 17. yüzyıldan buyana çizdikleri, boyadıkları onlarca Don Kişot yorumunu gördük. Bunlar arasında Dali’nin Don Kişot’u ile Picasso’nunki, Davit Bekker ile Dafiel Duinea’nın Don Kişot’ları yorum çeşitliliğiyle yer almıştı sergide. Bu arada Nâzım Hikmet’in Don Kişot şiiri Mahmut Temizyürek’te bu iki kahramanın macera koşutluluğuyla incelenir. (İm Bilse Er Ölmes- 2014)

Melville’nin “Moby Dick”ine sinema başta olmak üzere çeşitli sanat ve düşünce eserlerinin yorum penceresinden bakılmıştır. “Suç ve Ceza” ile “Karamazof Kardeşler” ise Dostoyevski’nin zihninde şekillendiğinden çok ötelerde algı- yoruma uğramıştır. Kafka da öyle: “Şato”nun içini görmek hiçbir yorumcunun kesinlemesine uğramamıştır.

Diyelim ki, Marquez’in “Kımızı Pazartesi” adlı romanı küçük oylumuna karşın, insan gerçekliğinin o karmaşık labirentinde dolaştırır okurunu. Okuma biçimlerine göre de tahliller yapılabilir. Adarno’nun “Minima Moralia”sı ile Cioran’ın “Çürümenin Kitabı” kendi adıma bilgi edinmekten öte birer yüzleşme kitabı olmuşlardır.

Yeni bir yoruma kapılarını kapatmış, kendi içinde mükemmelliğe ulaşmış kitaplar bitmiş, tamamlanmış kitaplardır. Sözgelimi Divan şiiri böyledir. Sadece mükemmeldir, o kadar. Şöyle de söylenebilir, yarattığı imgeyi rüzgârda savuran ve geleceği yayılışı sırasında yordamlayarak şimdi’nin belası olan kitaplardır bitmemiş, tamamlanmamış kitaplar.

Herkesin bir büyük kitabı var mıdır? Olabilir. Ama bunlara büyük kitap denemez. Fikir ve sanat dünyasının yaygın alanında bir problematik oluşturmayan ancak kişisel beğenimizde yücelttiğimiz kitaplara büyük kitap denemeyeceği bellidir. Zaman zaman reklam ve diğer ileti araçlarıyla göklere çıkarılan, büyüklüğü üzerinde kitlesel beğeniler üretilen kitaplar vardır. Dahası, bunlar yüz binlik baskılarıyla düşünen, fikir sahibi kişilerde umutsuzluk bile yaratabilir. Popüler kültürün ve tüketim ahlâkının yozlaştırdığı kitlelerde yaratılan uyduruk heyecanlar, tatminsizliklerin dışa vurumu olarak görülebilir. İşte asıl bu hengâme arasında Ulus Beker’i, Cioran’ı, Benjamin’i, Adorno’yu farketmek ve derin yalnızlıkları onlarla yaşamak gerekiyor. Şu günlerde “Yalnızlığa Övgü” kitabını yayımlayan Ali Murat İrat bu yalnızlığı deneyimleyerek şöyle diyor: “Yalnızlık sığamamaktır. Yatağınıza, odanıza, sokağınıza, kentinize ve bu dünyaya. Ansızın bir kitabın sayfalarından çıkıp yakanıza yapışan cümlelerin ve en sevdiğiniz şarkının notalarının bir araya gelip sizi fütursuzca boğmaya çalışmasıdır.” Büyük kitaplardandır yalnızlık, bu yüzden her zaman beladır.

• • •

“Büyük kitaplar her zaman beladır” diyor ya Yunan şairi; belâ,

kitaplar arasına koyacağınız eleştirel mesafenin gerginliğidir. Entelektüel hayata dahil olanların huzursuzluğu ve mutsuzluğu bundandır herhalde.

* Çiğdem Dürüşken’in Spinoza’nın Ethica çevirirsinin önsözünden

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol