birgün

9° PARÇALI BULUTLU

GÜNCEL 26.12.2019 20:50

Çevre Mühendisleri Odası'ndan Kanal İstanbul uyarısı

Çevre Mühendisleri Odası'ndan Kanal İstanbul uyarısı

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ömür Yaşayan, Kanal İstanbul projesinin kentte yaratacağı tahribata ilişkin verileri paylaştı.

Yaşayan'ın paylaştığı, proje sonucunda kentte oluşacak ekolojik tahribatın ortaya konduğu verilere göre, Su varlığının kısıtlı oluşu İstanbul'un kentleşmesini ve nüfusunu sınırlamış olsa da özellikle 1950'ler ile başlayan kentleşme süreci, İstanbul nüfusunu da oldukça hızlı bir şekilde artırdı. İstanbul resmi verilere göre 15 milyonun üzerinde olan nüfusuyla büyük bir su gereksinimine sahiptir. Tekirdağ’dan Düzce’ye kadar uzanan bir rotada birçok su kaynağı İstanbul’u beslemek için kullanılılıyor.

"Yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip ülkemizin 5’te 1 nüfusunu barındıran İstanbul’un su durumu; barajlardaki su kıtlığı, su yollarını hiçe sayan yapılaşmalar ve kirlilikle birlikte son olarak da İstanbul’u besleyen içme suyu kaynaklarını yerle bir edecek Kanal İstanbul Projesi ile karşımıza çıkıyorlar" diyen Yaşayan, "Mevcut su kaynaklarımız tehlikedeyken Kanal İstanbul Projesi ile birlikte su havzaları yapılaşmaya açılarak devre dışı bırakacaklar ifadelerini kullandı.

Yaşayan'ın paylaştığı veriler şöyle:

ÇMO İstanbul Şube Su ve Atıksu Komisyonu'nun çıkardığı verilere göre;cevre-muhendisleri-odasi-ndan-kanal-istanbul-uyarisi-667253-1.

İstanbul’da su barajlarının kapasite olarak yüzde 40’ı Ömerli, Darlık ve Elmalı olmak üzere Anadolu yakasında; yüzde 60’ı ise Pabuçdere, Sazlıdere, Büyükçekmece, Alibey, Terkos, Istırancalar olmak üzere Avrupa yakasında bulunuyor.

Günlük su ihtiyacı 3 milyon metreküp olan İstanbul’un bu ihtiyacının yaklaşık yüzde 23’ü Melen’den, yüzde 77’lik kısmı ise kentteki su kaynaklarından karşılanıyor. İstanbul’un toplam su kaynaklarının kentin su ihtiyacının 290 gün karşıladığını, Melen’den temin edilen su ile bu sürenin 1 yıla çıktığını belirtiyor. İstanbul su kaynaklarının doluluk oranlarına bakıldığına kentte 135 günlük su ihtiyacını karşılayacak kapasitede su bulunduğuna, bu hacmin tamamını kullanmanın da mümkün olmadığını yaklaşık yüzde 15-20 oranındaki taban çamuru miktarı düşüldüğünde Melen’den gelen su ilavesiyle birlikte kentin 110 günlük ihtiyacını karşılayacak su kapasitesi bulunduğunu belirtmişti.

Susuzluk tehlikesi güncel ve bunun üzerine kanal İstanbul projesi ile 5 milyonluk nüfusu susuz bırakacaklar;

Kısıtlı su varlıklarıyla tarih boyunca su sorunu yaşayan İstanbul için koruma altına alınması öncelikli olması gereken su havzaları aksine yapılaşmaya açılmaktadır. Havzalarda her türlü yapılaşmanın engellenmesi, su havzalarının korunmasına yönelik projeler geliştirmesi gerekirken Kanal İstanbul ile Sazlıdere ve Terkos gibi İstanbul’un su kaynakları yok edecek projeler geliştirilmesinin bir izahı yoktur. DSİ Raporda Sazlıdere Barajı ve havzasının devre dışı kalacağı , Terkos Baraj ve havzasının’ da olumsuz etkileneceği belirtilmektedir.

Kentin önemli Su planlanmasının “Sazlıdere-İkitelli Sistemi “ şeklinde olduğu ,420.000 m3/gün kapasiteli 2 adet Su arıtma sisteminin bulunduğu ilave 1 adet 420.000 m3/gün kapasiteli Su arıtma sistemi planlandığı belirtilmektedir. Kentin 7.5 Milyon Nüfusunun su ihtiyacını karşılayan bu sistem “Kanal İstanbul “ sisteminin büyük kısmı devre dışı kalacağı belirtilmektedir.

Kanal Hattında , Tuzlu su girişimi ile Terkos ve Sazlıdere havzalarında toplam 427 Milyon m3 içme suyunun elden çıkması, İstanbul'un bir anda susuzlukla karşı karşıya kalmasının muhtemel bir sonuç olacağı anlaşılmaktadır.

Kanal İstanbul ve rezerv alanları projesi Sazlıdere, Terkos su havzalarının ve barajlarının yok olmasına, kentin ve havzada yaşayan canlıların susuz kalmasına neden olacaktır

Sazlıdere barajının yok olması ile Taşkın risklerinin ortaya çıkacağı, bu derelerden taşınan çökelebilen maddelerin Kanala taşınarak kirlenme etkisi yaratacaktır.

Karadeniz’den(tatlı su) Marmara Denizi’ne (tuzlu su) doğru gerçekleşecek akım, suların tuzluluk oranlarının farklı olması dolayısıyla;

Karadeniz’de suların alçalmasıyla birlikte denizsel ekosistemin işleyişini olumsuz etkileyecek

Marmara Denizi’nden gelen akımının Karadeniz’de tuzluluk oranını arttırmasıyla karasal ekosistemin tuzlanmasana neden olacak

Sadece İstanbul ve çevresi değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları geri dönülemez yıkıma uğrayacaktır.

Bölgenin nüfus artışı ile birlikte doğal yaşam alanlarının betonlaştırılması, su ihtiyacı açığa çıkacaktır. %70 su ihtiyacının dışardan karşılayan İstanbul ve kanal İstanbul projesi ile birlikte yukarıda belirtiğim gibi susuzluk ile karşı karşıya kalacaktır. Bölgede atık su açığa çıkacak olup alt yapı tesislerine gereksinim duyacaktır. Nüfus artışı ile birlikte trafik sorununu da beraberinde getirecektir.

Kanal İstanbul Projesi Hava kirliliği yaratacak orman ve tarım alanlarını yok edecek;

ÇED raporuna göre Kanal İstanbul, kara kazısı ve deniz göl – taramasıyla birlikte sırasında toplam 1.155.668.000 m3 hafriyat oluşacaktır. Yaptığımız hesaplar ve uzman kişilerden alınan görüşler sonucunda ÇED raporunda belirtilen hafriyat miktarının, gerçekte oluşabilecek hafriyat miktarına göre daha az belirtildiği düşünülmektedir. ÇED raporunda belirtilen verilerin doğru olduğunu varsayıldığında, bu miktar günde en az 10.000 hafriyat kamyonun 4 yıl boyunca çalışması anlamına gelmektedir. Devasa bir hafriyat ve inşaat çalışması olacağından mekanik ve nakliyat işlemlerinden kaynaklı emisyonların da ciddi boyutlarda olacağı aşikârdır. Çok ciddi bir partikül madde (toz) kirliliği yaşanacak, ancak kirlilik partikül madde ile sınırlı kalmayacaktır. Kazı yapılan bölgelerde, hafriyatın taşındığı hat üzerinde hakim rüzgarların taşıdığı partikül maddenin toksisite etkileri sonucu tüm doğal sistem ve canlılar en az 4 yıl (tahmini kazı ve hafriyat taşıma süresi) etkilenecektir.

III. Köprü Projesi, Kuzey Marmara Otoyolu ve Bağlantı Yolları projesi ve III. Havalimanı inşaatıyla İstanbul’da yaklaşık 12.000 ha tarım alanı, 2.000 ha çayır – mera alanı tarımsal vasfını yitirmiştir. Kanal İstanbul ile birlikte 23 milyon m2 orman alanı, 136 milyon m2 tarım alanı daha yok olacaktır.

Habitatların parçalanarak ekolojik bütünlüğünü yitirmesi kaçınılmazdır;

Kanal İstanbul Çevre Etki alanında gerçekleştirilen kuş gözlem çalışmalarında alanda toplamda 21 takım, 44 familyaya ait 124 kuş türü tespit edilmiştir. Tespit edilen kuş türlerinden bazıları proje alanının belli kesimlerini kışlama alanı, belli kesimlerini üreme alanı ve konaklama alanı olarak kullanmaktadır. Proje faaliyetinin kuşlar üzerine olacak en büyük etkisinin habitat kaybı olacaktır.

Kanal Projesinde çalışacak işçilerin durumu ne olacak?

Soma madencilerinin iş cinayetine kurban gitmesi karşısında Erdoğan 1800’lü yıllarda İngilterede ölen maden işçilerinden örnekler vermişti. Yine benzer şekilde geçmiş tarihi örnekleri veri alacaksak yapımları süresince Süveyş Kanalı’nda 125.000, Panama Kanalı’nda ise 33.000 işçi iş cinayetlerine kurban gitmişti. Umarız kanal istanbul da binlerce işçinin canı pahasına gerçekleştirilen ve yüz iki yüz yıl öncesinin örnekleri ile aklanmaya çalışılan bir proje olarak hayata geçirilmez.

Gündeme getirilen Kanal İstanbul Projesinin ülke çıkarları veya halkın refahı açısından somut olarak ne anlam taşıdığının yanıtı yoktur.
Ama büyük bir rant alanının yağmaya açılması, sermayedarların yeni bir yapılaşma projesi üzerinden hem devlet eli ile beslenmesi hem de yeni bir pazara kavuşturulması anlamında ortada sağlam bir yağma projesi bulunmaktadır.

İstanbul’da inşaat sektörünün elinde patlamış konutlar nedeniyle emlâk piyasası çökmüşken, Kanal İstanbul çevresinde yeni bir şehir yaratılmaya çalışılması ancak sermaye düzenin aç gözlülüğü ile açıklanabilecek hastalıklı bir durumdur. İnşaata dayalı ekonomik gelişme modeli, konut sektörü çökünce devlet eliyle yaratılmış altyapı projeleri üzerinden yol almaya ve bu şekilde uluslararası sermayeyi çekme denemelerine yöneliyor. Katar sermayesinin ilgisine dair soL olarak sizde ve basında bir dizi haber çıktı. Kapitalist sistem içinde olduğu krizi işçileri katlederek, memleketi yağmalayarak ve emekçi halkın yaşam alanlarını gasp ederek aşmaya çalışıyor.

Memleketimizin doğası, tarımı, kent dokusu ve emekçilerin hayatı, adına çılgın proje denilen bu arsızlığa teslim edilmemelidir.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol