CHP’de hasar tespiti

30.01.2019 08:09 SİYASET
Cumhuriyet Halk Partisi yerel seçimler sürecinin en sancılı hafta sonunu yaşadı. Kazanma şansının yüksek olduğu il ve ilçeler için aday isimlerinin belirlenmesi partide artçıları devam eden küçük çaplı depreme neden oldu. Yaşananlar sadece parti merkezi ile sınırlı kalmayıp örgüte sıçrarken, seçmende bir kez daha umutsuzluk yarattı. PROGRAM TARTIŞILACAKTI CHP genel merkezi ve büyükşehirlerin il örgütleri […]

Cumhuriyet Halk Partisi yerel seçimler sürecinin en sancılı hafta sonunu yaşadı. Kazanma şansının yüksek olduğu il ve ilçeler için aday isimlerinin belirlenmesi partide artçıları devam eden küçük çaplı depreme neden oldu. Yaşananlar sadece parti merkezi ile sınırlı kalmayıp örgüte sıçrarken, seçmende bir kez daha umutsuzluk yarattı.

PROGRAM TARTIŞILACAKTI

CHP genel merkezi ve büyükşehirlerin il örgütleri yaklaşık dört aydır yerel seçimlerde isimler değil programların tartışılacağına dair net ifadeler kullanmışlardı. Bu açıklamalarda daha önceki seçimlere atfen “bu sefer öyle olmayacak” cümlesi de çok duyulmuştu. Hafta sonu gerçekleşen MYK ve Parti Meclisi, CHP açısından değişen çok fazla bir şeyin olmadığını gösterdi. Son bir iki gündür kamuoyu önünde yaşanan tartışmalarda programdan çok fazla eser yok. Hatta adayın daha çok kimin desteğini aldığı, parti içi iktidar mücadelesinde nerede konumlandığı üzerinden tartışma yürüyor.

KRİTER NEDİR?

Belediye başkan adaylarının tespitinde somut, ölçülebilir bir kriterin ortaya konmaması tartışmanın hararetini artıran nedenlerden biri. Bazı yerlerde kamuoyu yoklamaları, bazılarında örgüt seçiciliği, bazılarında da genel merkez inisiyatifi gibi soyut ifadelerle adaylar MYK’de belirlenip PM’nin önüne geldi. Doğaldır ki zaman zaman kavgaya varan 13 saatlik tartışmalı PM toplantısı bu sıkıntılı süreci aşmaya yetmedi. Kadıköy, Şişli, Ataşehir, Maltepe Mersin-Yenişehir gibi adayı belli olan ya da olmayan seçim bölgeleri ile tartışma bu yüzden bitecek gibi görünmüyor.

KİMİN DEDİĞİ OLDU?

Aday belirleme süreçlerinin açığa çıkardığı ya da daha doğru bir tanımlama ile kristalize ettiği bir başka gerçek partiler içerisinde ekiplerin varlığı. CHP’nin kazanacağı ilçeler için verilen mücadelede genel merkezle ya da ayrı hareket eden ekipler var. Sosyal demokrat ya da sol partiler içinde ekiplerin ya da farklı düşüncelerin varlığı kuşkusuz anlaşılır bir durum. Ama dünyada bu ayrılıklar esas olarak fikri temelde gerçekleşir. CHP içinde mevcut olan pozisyon alışların fikri bir farklılığa dayadığı söylenemez. Farklı illerde, ilçelerde birbirinden ayrı yaşam görüşüne, siyasal duruşa sahip adaylar aynı ekip tarafından gösterilebiliyor. Aynı ekibin desteklediği bir aday HDP’ye fazla yakın bulunurken, başka bir ilçede desteklediği isim milliyetçi olarak tanımlanıyor.

BÖYLE DEVAM EDEBİLİR Mİ?

31 Mart yerel seçimlerin söylendiği gibi Türkiye için çok kritik bir aşamayı ifade ettiği görüşüne çok fazla itibar etmek mümkün değil. Bu daha çok Cumhur İttifakı’nın “beka meselesi” propagandasına su taşıyan bir görüş olmaktan öteye gidemez. Bununla birlikte Millet İttifakı için özellikle de CHP için kritik bir aşama olduğu kesin. Olası bir başarısızlık 1 Nisan itibari ile önü alınamaz bir tartılmayı beraberinde getirecektir. Başarı (Ankara ya da İstanbul’dan en az birinin kazanılması) kuşkusuz tartışmaları öteleyecektir. Ama bu hava ile böyle bir sonuca ulaşmakta çok kola değil.

YIKIM GÖRÜNENDEN FAZLA

Hem CHP’de aktif siyaset yapanlarla hem de hepimizin ailesinde bulunan CHP’ye oy veren seçmenle konuşulduğunda yaşananların görünenden çok daha fazla zara verdiğini söylemek mümkün. Parti içinde yaşananlar bizzat partili militan ve seçmenler tarafından çok kaba tabirle “koltuk kavgası” olarak kodlandı. Üstelik AKP’ye karşı verilen mücadele parti içinde yaşananlara karşı şal vazifesi görmeye de yetmemiş gibi. Yaklaşık 25 yıldır CHP’nin farklı kademelerinde yöneticilik yapmış bir ismin “AKP ile verilecek mücadelenin olmazsa olmazı onun gibi parti olmamakla başlar” sözü partinin ruh halini göstermeye yetiyor. İki ayda bu ruh halinden çıkılır mı şimdiden kestirmek mümkün değil. Ama görünen şu ki geçen hafta sonu yaşananlar kalıcı hasar bırakmış. En azından seçmen nezrinde.