birgün

4° AÇIK

GÜNCEL 27.12.2019 10:56

CHP'den Kanal İstanbul'un ÇED raporunu hazırlayanlar için suç duyurusu

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Kanal İstanbul projesinin ÇED raporunu hazırlayanlar hakkında “görevini kötüye kullanmaktan” suç duyurusunda bulundu. Tanal, savcılıktan rapordaki eksikliklerin tespiti için bilirkişi ve keşif talep etti

CHP'den Kanal İstanbul'un ÇED raporunu hazırlayanlar için suç duyurusu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca yeterli bulunup kabul edilen ve halkın görüş ve önerileri için 3 Ocak 2020 tarihine kadar askıda kalacak olan Kanal İstanbul projesinin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporunu düzenleyenler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Tanal, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, “Görevlerini kötüye kullandıkları” iddiasıyla Kanal İstanbul ÇED raporunu hazırlayanların kimlik tespitlerinin yapılarak cezalandırılmaları için kamu davası açılmasını talep etti.

BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ VE KEŞİF YAPILSIN

CHP’li Tanal ayrıca, savcılıktan raporda yer alan eksikliklerin ve yanlışların tespiti için bilirkişi incelemesi ve proje alanında keşif yaptırılması talep etti.

ÇED RAPORU KENDİ İÇİNDE ÇELİŞİYOR

Tanal dilekçesinde, Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin hazırlanan ÇED raporunun, olumsuz çevresel etkileri bertaraf edecek düzenlemeler içermediğini, bilimsel yeterlilikten uzak olduğunu belirtti. Ayrıca Kanal İstanbul’un olumsuz etki yaratacak birçok noktasına raporda yer verilmediğini dile getirdi.

Dilekçesinde anılan ÇED raporunda proje güzergahı için “…güzergahında; tarım alanları, su kütleleri ve iskan alanları ilk üç sırayı paylaşmaktadır” ifadesinin yer aldığına dikkat çeken Tanal, “Buna rağmen değerlendirme yapılırken projenin tarım alanına zarar vermeyeceğinden bahsedilmiştir. Böylesi bir yıkımı içeren projenin tarım alanlarına zarar vermemesi mümkün değildir. Rapor adeta kendi içerisinde dahi çelişmektedir. İstanbul Çevre Mühendisleri Odası verilene göre, proje alanında işlenen tarım arazileri, İstanbul ilinde işlenen toplam alanların yüzde 13’ünü oluşturmaktadır. Bu oran proje bölgesinin, İstanbul’un en önemli tarım alanı olduğunu göstermektedir. Nitekim ÇED raporunda da bölgenin genel itibariyle tarım alanı ve su kütlesi olduğu kabul edilmişken, yine de düzenlenen ÇED raporunda tarım alanlarına ve su kütlelerine zarar gelmeyeceğinin belirtilerek uygunluk raporu verilmesi kabul edilemez” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, dilekçede, Kanal İstanbul projesinin etki alanı içinde bulunan ve İstanbul’a içme suyu sağlayan tesislerin su toplama havzalarının, İstanbul’un yüz ölçümünün yüzde 46’sı kadar bir alanı kapladığını anlatarak, şunları kaydetti: “Kanal İstanbul ve rezerv alanlarının yapılaşmaya açılması ile bu su alanlarının neredeyse tamamı yok olacaktır. Sazlıdere ve Terkos havzası İstanbul’un en önemli su kaynağıyken bu proje ile Sazlıdere tamamen kuruyacak, Terkos Barajı ise yüzde 20 verime inecektir. Kanal hattında, tuzlu su girişimi ile Terkos ve Sazlıdere havzalarında toplam 427 Milyon metreküp içme suyunun elden çıkması, İstanbul'un bir anda susuzlukla karşı karşıya kalmasının muhtemel bir sonuç olacağı anlaşılmaktadır.”

ÇIKACAK HARFİYATIN MİKTARI DÜŞÜK GÖSTERİLDİ

Suç duyurusu dilekçesinde, hazırlanan ÇED raporunda kanaldan çıkacak harfiyat miktarının düşük gösterildiğini belirten Tanal, şöyle devam etti: “ÇED raporuna göre Kanal İstanbul, kara kazısı ve deniz göl taramasıyla birlikte toplam 1.155.668.000 metreküp hafriyat oluşacaktır. Uzman kişilerden alınan görüşlerde ve TMMOB raporlarında, ÇED raporunda belirtilen hafriyat miktarının, gerçekte oluşabilecek hafriyat miktarına göre daha az olduğu belirtilmiştir. ÇED raporunda belirtilen verilerin doğru olduğunu varsayıldığında dahi, bu miktar günde en az 10 bin hafriyat kamyonunun 4 yıl boyunca aralıksız çalışması anlamına gelmektedir. Devasa bir hafriyat ve inşaat çalışması olacağından mekanik ve nakliyat işlemlerinden kaynaklı emisyonların da ciddi boyutlarda olacağı aşikârdır. Buna rağmen ÇED raporunda bu hususa ilişkin yeterli değerlendirme yapılmamıştır. Emisyondan kaynaklı çevre kirliliği ile nasıl mücadele edileceği belirtilmemiştir.”

BÜYÜK RİSKE RAPORDA YER VERİLMEMİŞ

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin raporunda, Kanal İstanbul projesi nedeniyle kuşların doğal yaşam alanlarının ortadan kalkacağının ifade edildiğini, kuşların göç yollarında konaklama, üreme ya da kışlama için kullanabileceği tek açık alanın İstanbul Havaalanı çevresinin kaldığını aktaran Tanal, “Havaalanı çevresinde binlerce kuşun konaklaması ve göç yolu olarak kullanılması gerek havacılık sektörü gerekse de kuş familyaları için çok büyük riskler barındırmaktadır. ÇED Raporunda bu hususa hiç değinilmemiştir” ifadelerini kullandı.

RAPOR BİLİMSEL VE TEKNİK AÇIDAN KUSURLU

Suç duyurusu dilekçesinde, günlerdir kamuoyunda tartışılan, konunun uzmanlarının, bilim insanlarının, yetkili kurumların dile getirdiği risk ve tespitlerin hiçbirine Kanal İstanbul projesinin ÇED raporunda yer verilmediğine işaret eden Tanal, şunları ifade etti: “ÇED raporu hazırlanırken yetkili kişiler görevlerini gereği gibi yerine getirmemiştir. Bir çok husus raporda değerlendirilmemiş ya da eksik olarak ele alınmıştır. Rapor, bilimsel ve teknik açıdan eksik ve kusurludur. ÇED raporu hazırlayan personel tarafından görevin sorumlulukları tam anlamı ile yerine getirilmemiştir. Kamu ve çevre sağlığı açısından önemli birçok konu eksik olarak değerlendirilmiştir. Rapor hazırlanırken gerekli dikkat ve özen gösterilmemiştir. Kanal İstanbul Projesi ÇED Raporu’nu hazırlayan kişi ya da kişilerin Türk Ceza Kanunu 257. madde kapsamında ‘Görevi Kötüye Kullanma’ suçunu işledikleri aşikardır. Ayrıca Sayın Savcılığınızdan raporda yer alan eksikliklerin ve yanlışların tespiti için bilirkişi incelemesi ve proje alanında keşif yaptırılması talep etmekteyiz.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız