birgün

26° KAPALI

SİYASET 06.07.2020 08:20

CHP neyi tartışacak?

CHP’de yaklaşan kurultay öncesi adaylar çizgilerini çok kalın hatlarla ortaya koymuş değil. Mücadele, Millet Cephesi’ni Davutoğlu ve Babacan’la genişleterek iktidara yürüme eğilimi ile henüz köşe taşları netleşmese de partinin dümenini sola döndürme eğilimi arasında yaşanacak gibi görünüyor

CHP neyi tartışacak?

Yaşar AYDIN

Sol-sosyal demokrat partilerin kongreleri aynı zamanda bir değerlendirme yeni yol haritasını çizme toplantıları olur. Liderlerden çok politikalar konuşulur. Hatta hararetli tartışmalar yaşanır.

Yaklaşık iki hafta sonra Türkiye’nin en kitlesel sosyal demokrat partisi (aynı zamanda ana muhalefet partisi) kurultay geçekleştirecek.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu son MYK toplantısında 25-26 Temmuz tarihinde gerçekleşecek kongreyi “iktidar kurultayı” olarak tanımlamıştı. Yani 37. Olağan Kurultay aynı zamanda partinin iktidara gelmeden gerçekleştireceği son kongre olması hedefleniyor. Hedef çok büyük. 18 yıldır iktidarda olan AKP gidecek ve yerine CHP geçecek. Hedef büyük olunca da hem iktidara gelme yöntemi hem de iktidarda yapılacaklara dair derli toplu tartışmaların olacağını varsaymak gerekiyor. Her ne kadar şu ana kadar buna dair bir işaret gelmemiş olsa da hâlâ vakit var.

KILIÇDAROĞLU NE SÖYLEDİ?

Yukarıdaki cümle her salı partinin grup toplantısı sırasında hashtag olarak partililer tarafından paylaşılır ve liderin konuşmasından alıntılar geçilir. Muhtemelen yarın da benzer bir durumla karşılaşacağız. Ama söylenen sözler daha çok günlük siyasetin polemikleri içinde kaybolduğu için ertesi güne çok fazla bir şey kalmıyor. Belki de bu nedenle medyada Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri değil söylemedikleri daha çok gündeme geliyor. Yandaş medya sürekli “CHP lideri şunu yapmalı bunu söylemeli” diyerek bir sonraki toplantıya dair sufle vermeye çalışıyor.

Kuşkusuz yandaş medyanın derdi çok ayrı ve Kılıçdaroğlu’nu elinden tutup Erdoğan’ın en güçlü olduğu yerde güreş tutması için uğraş veriyor. Onları bir kenara bıraksak bile parti kamuoyunun CHP yönetiminden ve liderinden bir yol haritası beklediğini söylemek gerekiyor.

CHP kurultayında başkanlık için en güçlü aday hiç kuşku yok ki Kemal Kılıçdaroğlu olacak. Neredeyse rakipsiz kabul edilebilir. Şu ana kadar Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve aralarında Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner’inde bulunduğu Gelecek İçin Biz platformunun çabalarından bahsetmek mümkün. Ama bu çabaların Kılıçdaroğlu’nu zorlayacak bir boyuta gelmesi neredeyse imkansız görünüyor. Geriye Parti Meclisi için verilecek mücadele kalıyor. CHP’nin son kongrelerinde PM için mutlaka bir genel merkez listesi olur ve yine her seferinde bu liste yaklaşık yüzde 30 oranında delinir. Genel merkez bu kez işi sıkı tutmaya çalışıyor. Engellenemez bir iki isim dışında PM’nin neredeyse tamamını belirleme çabası var. Yaptığımız görüşmelerde tüm bu çabalara rağmen yüzde 30’luk bir fire olasılığının çok yüksek olduğu ortaya çıkıyor.

ADAY OLMA BAŞARILIRSA

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi il kongrelerini büyük oranda istediği gibi şekillendirdi. Yine de az sayıda da olsa muhalif delege kurultayda boy gösterecek. Genel başkanlığa aday olacak ismin en az 64 delegenin imzasına ihtiyaç duyacağı kongrede 3 adaylı bir yarış lüks gibi görünüyor. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir önceki kongrede Muharrem İnce’ye yaptığı gibi en az bir adaya imza desteği vereceği konuşuluyor. Bunu söylerken İnce’nin seçimlerde aday olmak için gerekli imzanın 3 katı oy aldığını da hatırlatmakta fayda var. Tüm engeller aşılıp 3 adaylı bir yarış olursa politik olarak hepimiz için daha dolu bir kongre izleme olanağı doğabilir. Bu durum aynı zamanda PM seçimlerini de daha ilginç hale getirecektir.

Adaylar çizgilerini çok kalın hatlarla ortaya koymuş değil. Ama görünen iki temel farklılık var. Birincisi partinin merkezinde kendisini ifade eden Millet Cephesi’ni Davutoğlu ve Babacan’la genişleterek iktidara yürüme eğilimi ikincisi ise henüz köşe taşları daha netleşmese de partinin dümenini sola döndürme eğilimi olarak özetlenebilir. Bu kadarlık bir fark sosyal demokratların pandemi kanının biraz daha hızlı atmasını sağlar mı hep birlikte göreceğiz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız