Çocuklar mitolojiden ne anlar…

01.11.2019 14:30 BİRGÜN KİTAP

FATİH DEBBAĞ

Bitmeyen Mitoloji ile kızım sayesinde tanışmıştım. Okulda, drama derslerine de giren öğretmeninin yeni bir kitabının çıktığını söylemişti. Kitabın adını sormuştum ona. 'Bitmeyen Biyoloji' demişti. Henüz birinci sınıftayken öğretmenin 'Aslanın Doğum Günü' ve 'Park Canavarı' kitaplarını keyifle okuduğunu hatırlıyordum. İkinci sınıfta okuyordu ve onun biyoloji hakkında neler öğrendiğini gerçekten merak ediyordum. Bunu sorduğumda bana, tanrıları, tanrıçaları, uzun bir süre önce unuttuğumu fark ettiğim Demeter’in ve sevgili kızı Kore’nin hikâyesini anlatmaya başlamıştı bile. Mitoloji bu, demiştim. “Ah evet, doğru! Bitmeyen Mitoloji” diye gülümseyerek düzeltmişti kendisini.

Mitolojiye merak salan çocuklar oldum olası ilgimi çekmiştir. Onların büyük bir uğraş içine girdiğini düşünmüşümdür hep. Ne de olsa çetrefilli bir konudur bu. Tanrıların, tanrıçaların, yarı tanrıların adlarını bilmek, onların rekabetlerini, ilgilerini ve entrikalarını anlamak ve anlatmak zordur. Bir yetişkin için de zordur bu üstelik. Ancak çoğu çocuk masallara bayılır, hikâyeleri sever. Eğer iyi bir anlatıcıysanız aynı hikâyeyi tekrar tekrar dinlemekten usanmazlar. Siz, bir yerde usanabilirsiniz yine de al şu kitabı sen oku diyebileceğiniz mitolojik bir hikâye de bulunmaz elinizin altında. Onların yaş seviyesine uygun bir anlatının eksikliğini o an fark edersiniz.

Oysa Hafize Çınar Güner, 'Bitmeyen Mitoloji' kitabında yedi-sekiz yaşındaki küçük okurlarını yakalamayı başarmış. Öyle büyük laflar etmeden, dili en sade haliyle kullanarak söylemiş anlatmak istediklerini. Bunu da kurguya kattığı 'Kaplumbağa Baklanbaus' aracılığıyla bir güzel yapmış. Yazar, anlatıdan kendini çıkarıp sözü Kaplumbağa Baklanbaus’a bırakmış.

Antik bir kentte yaşayan Baklanbaus, geveze, bilge bir kaplumbağa. Kitaptaki her iki hikâye de onun anlatımıyla başlıyor. Daha önce bir tanışıklık varmış gibi hiç garipsenmiyor söze girişi. Ara ara okurlarıyla sohbet ediyor. Bu esnada kendisi hakkında bilgiler de veriyor. Okur, onun bilgeliğini bu konuşmalarda seziyor. Aynı zamanda bu anlar anlatıya da bir dinamizm katıyor. Gevezeliği de öyle başa dert açmıyor. Özellikle gevezeliğinin hakkını vererek bazı şeyler kaçırıyor ağzından. 'Altı Nar Tanesi' hikâyesinde olduğu gibi: “…Hani, Apollon’un, onun kazanmasına itiraz eden Kral Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirdiği yarışma.

Ahh, olamaz! Yarışmanın sonunu söyledim ve tüm sürprizi kaçırdım, affet! ...” dediği anda aslında onun başka bir şey söylediği fark ediliyor. Anlatının kendi akışını etkilemeyen bu gevezelik, küçük okurlara daha başka mitolojik hikâyelerin kapılarını aralayarak onların merakını depreştiriyor. 'Senin Adın Pandora! Ateşin Öyküsü'nde tanrı ve tanrıça adlarının farklılaştığı, sayılarının arttığı göze çarpıyor. Resmi bir geçitteymişçesine önünüzden geçiveriyorlar. 'Zeus, Hera, Hermes, Ares, Poseidon, Apollon, Prometheus…' ile tanışıyorsunuz. Tanrıların yaşadığı Olympos Dağı gözünüzde canlanıyor.

Özellikle mitolojik hikâyelerde okurun gözünü korkutan uzayıp giden bu isimlerdir. “Kim, kimdi? Yaptıkları işler ve birbirleriyle ilişkileri neydi?” Hele ki küçük okurlar için yazıyorsanız tüm bu sorunları halletmeniz daha bir elzemdir. Hafize Çınar Güner’in, bu meseleyi atlamadığını ele alış biçimiyle anlıyorsunuz. “Demeter, tüm salonu rengârenk çiçeklerle süsledi… Ares, tüm yakışıklığı ve kibriyle herkese tepeden bakıyordu… Apollon elinde liriyle somurtmuş tahtında oturuyordu… Hera bir tavuskuşu kadar zarif, ortalıkta dolaşıp gelenleri selamlıyordu. Afrodit, en görkemli mücevherlerini takıp takıştırıp süslenmekten yine en sona kalmıştı.” Okurken anlaşılacağı üzere yazarın, küçük okurlarını detaylara boğmadığı görülüyor. Çünkü asıl amacı hikâyeyi anlatmak, bunu da başarıyor. Böylece tüm o isimler okur için karmaşık gelmiyor. Yalnızca meraklılar için yeni bir araştırma konusu olarak yerini alıyor.

Prometheus’un, ateşi çalmadaki haklılığı, Pandora’nın içini kemiren merakı, Demeter’in sonsuz sevgisi mitolojiyle tanışmak isteyen küçük okurların ilgisini çekecektir. Ayrıca, 'Bitmeyen Mitoloji', başarıyla kurgulanmış hikâyelerinin yanı sıra anlatımı, dilinin sadeliği ve mitolojiye gösterdiği sadakat ile de iyi örnekler arasında yerini alacaktır.

Son olarak; Baklanbaus’un anlattıklarına bakılırsa mitolojik hikâyelerin yeni kitaplarla süreceği anlaşılıyor. Bu konuda yazılacak bir seri kitap hiç de fena olmaz. Ancak Baklanbaus, bir yerde anlatmaya ara verirse kendi hikâyesini de yazmasını isterim. Zannımca küçük okurları da bunu merakla bekleyecektir.

cukurda-defineci-avi-540867-1.