birgün

24° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 08.07.2020 10:11

Çoklu baro teklifine muhalefet şerhi: 'İktidarın yargıda kadrolaşma harekatı'

İktidarın baroları bölmeyi amaçlayan kanun teklifine CHP, HDP ve İYİ Parti muhalefet şerhi düşerek TBMM Başkanlığı'na sundu. HDP, kanun teklifini 'iktidarın yargıda kadrolaşma harekatı' diye nitelendirdi, İYİ Parti kanun teklifinin temsilde adaleti getirmediğini belirtti. CHP ise muhalefet şerhinde "Yargı sistemi, hukuk devleti ilkesi ve demokraside açılacak telafisi güç gedikler, ‘kandırıldık’ sözüyle telafi edilemeyecek kadar büyüklük olacaktır" dedi

Çoklu baro teklifine muhalefet şerhi: 'İktidarın yargıda kadrolaşma harekatı'

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nda, 28 maddelik “Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi” görüşmeleri 296 milletvekilinin konuştuğu, 52 saat süren tartışmalar sonucu tamamlandı. Teklif tüm tepki ve eleştirilere rağmen AKP ile MHP oylarıyla kabul edildi.

ANKA'dan Şeyma Paşayiğit'in haberine göre CHP, HDP ve İYİ Parti muhalefet şerhi düşerek Meclis Başkanlığı’na sundu.

CHP: İKTİDARIN BASİRETSİZLİĞİNİN SONUCU

CHP muhalefet şerhinde, teklif için “tepki yasası” nitelemesi yapıldı. Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı yaptığı açıklama üzerine AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Herkes yerini haddini bilecek” ifadeleri anımsatılarak, “Erdoğan’ın açıklamalarıyla siyasetin öncelikli konuları arasına giren barolara ilişkin kanun değişikliği teklifi, iktidarın basiretsizliğinin toplumu kutuplaştırma politikasıyla birleşmesi sonucu, demokratik tepkilerin engellendiği antidemokratik içerikli bir metne dönüştü” denildi.

Teklif sunulmadan önce baroların kamuoyuna paylaştığı görüşler üzerine iktidar kanadından olumlu karşılık gelmemesi üzerine 80 baro başkanının başlattığı yürüyüşün engellenmesi ve komisyon müzakereleri sürerken baro başkanların TBMM kapısından alınmaması, “AKP iktidarı ile ortağı MHP’nin, savunma hakkını bile tanımayan, tek adamın vesayetindeki despotik tutumları” olarak yorumlandı.

"ÇELİŞKİ VE TUTARSIZLIKLARLA DOLU"

Kanun teklifinde baroların demokratik ve çoğulcu yapıya kavuşturulacağı vurgusu yapılması hakkında “Kanun teklifini hazırlayanlar ve altında imzası bulunanlar bakımından tam anlamıyla hukukun katledilmesi, siyaseten çelişki ve tutarsızlıklarla doludur. Sözde meşruluk zemini kurma çabasına giren iktidar partisi mensupları, tek adamın hırsı uğruna ülkemizin geleceğini, geçmişteki gibi tehlikeye atmaktadır. 2013 yılında FETÖ’nün baroları etkisiz kılma amaçlı projesinin esas alındığı teklifle, adeta FETÖ’nün yarım kalan işi tamamlanmaktadır. Zihniyet olarak aynı kökten gelenler, istedikleri kadar fotoğrafta kavgalı görüntüsü versin, bu ve benzeri düzenlemelerle birlikteliklerini tüm kamuoyu görmekte” denildi.

coklu-baro-teklifine-muhalefet-serhi-iktidarin-yargida-kadrolasma-harekati-754167-1.

"TOPLUMSAL BİRLİKTELİĞİ EROZYONA UĞRATACAK"

Çoklu baronun, avukatlar arasında siyasi bölünmelere yol açacağı ve bununla da kalmayıp adaletin tesisini yok edeceği, toplumsal birlikteliği erozyona uğratacağı vurgusu yapıldı. Baro yönetimlerinin temsil oranlarının düşük olması iddialarına karşı da Ankara Barosu mevcut yönetiminin oyların yüzde 70’ini alarak işbaşı yaptığı ancak AKP’in katıldığı ilk seçim olan 3 Kasım 2002’de, yüzde 34.28 oyla Meclis’te yüzde 67.1 temsil hakkı kazandığı anımsatıldı. “AKP, yüzde 34 oyla normalde 188 milletvekili alması gerekirken, 363 milletvekili elde etmişti. Yani, 175 milletvekili hak edilmeden AKP hanesine yazılmıştı. Kendilerine gelince o yıllarda haksız sandalye elde edenler, bugün aslen baroların kontrolünü amaçlayan tekliflerine ‘temsilde adalet’, ‘demokrasi’ kılıfı girdirmeye çalışmaktadır” ifadeleri yer aldı.

CHP'nin sunduğu muhalefet şerhinde, teklif ile Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na 99 üyeli bir baro ile 9 bin 999 üyeli bir baronun aynı sayıda delege gönderecek olmasına, “Bu çarpık ve çarpılmış anlayışa göre; 84 bin 600 kişilik Tunceli ile 15 milyon 519 bin 267 kişilik İstanbul’un milletvekili sayısını eşitlemek gerekecektir. İktidarın totaliter yönetim anlayışı, hangi haksızlığa, mağduriyete yol açarsa açsın, rakamları da kavramları da işine geldiği gibi kullanma düzeyine erişmiş durumdadır” ifadeleri kaydedildi.

Şerhte, “İktidarın, bu düzenleme nedeniyle gelecek yıllarda ezberindeki ‘kandırıldık’ ifadesini kullanması kesindir ancak yargı sistemi, hukuk devleti ilkesi ve demokraside açılacak telafisi güç gedikler, ‘kandırıldık’ sözüyle telafi edilemeyecek kadar büyüklük olacaktır” denildi.

HDP: KANUNUN MEŞRULUĞU YOK

HDP şerhinde savunma hakkı ve baroların tarihi anlatıldı. Teklif için “iktidarın yargıda kadrolaşma harekatı” nitelendirilmesi yapıldı. Yasa teklifinin tartışılarak değişiklik önerilerinin değerlendirilmesinin hukuk devletinin gereği olduğuna vurgulanarak, “İktidar ve ortağı bu yasa teklifini hiçbir siyasi partinin taleplerini değerlendirmeksizin, ilgili kurumlardan görüş almaksızın sunmuş ve komisyon çalışmaları da bu antidemokratik yöntem çerçevesinde işletilmiştir. Demokratik yöntemlere dayalı olmayan bir kanunun meşruluğu da yoktur. Bu itibarla, işbu teklif metni değerlendirme dışı bırakılmalı, olağan şartlar oluştuğunda demokratik yöntemlerle avukatların temel sorunlarının çözümüne odaklı yeni bir yasa teklifi çalışmaları yürütülmelidir” değerlendirilmesi yapıldı.

HDP'nin şerhinde, teklifin Anayasa’ya aykırılık durumuna sıkça vurgu yapıldı. Asrın Hukuk Bürosu, Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği avukatlarının cezaevinde olduğu anımsatılarak, “Avukatlar üzerinden halkın tehdit edildiği de açıktır. Eleştiri yahut muhalif duruşun karşılığı, kolluk gücü tarafından kaba güç ile verilmekte, devlet erki ise bu haksız müdahalelerin meşruluğunu savunmaktadır. Halihazırda adil yargılanma hakları ellerinden alınan ve bu nedenle ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal; bedenlerini açlığa yatırarak hukuksuzluğu deşifre etme çabasındadırlar. Ancak adil yargılanma talepleri karşılanmadığı gibi mevcut hukuksuzlukların meşrulaştırılması çabaları da son derece tehlikelidir. Adil yargılanma hakkının uygulanması, korunması, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi; bağımsız mahkemelerin olduğu kadar bağımsız avukatların da varlığına bağlıdır” denildi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL döneminden beri stajını tamamlayıp ruhsat başvurusunda bulunan avukat adaylarına kovuşturma ve soruşturma gerekçesiyle ruhsatlarının verilmemesi de şerhe not olarak düşüldü.

coklu-baro-teklifine-muhalefet-serhi-iktidarin-yargida-kadrolasma-harekati-754168-1.

"AZINLIĞIN ÇOĞUNLUĞA TAHAKKÜM ETMESİ"

10 Mayıs 2014’te Danıştay’ın 146. Yıldönümü Töreni’nde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tepki olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’ın salonu terk etmesi “yargıya ayar verme eğilimi” ve “barolara yönelik tutumunun işaret fişeği” olarak yorumlandı. Yargıtay’ın, 2015’teki Adli Yıl Açılış Töreni’nde Feyzioğlu’nun çağrılmadığı, 2016’daki Adli Yıl Açılış Töreni’nin de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na taşındığı, geçtiğimiz yıl baroların protesto ederek törene katılmaması üzerine Erdoğan’ın “İlk çözmemiz gereken meselelerden biri, tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin temsili demokrasiye uygun hale getirilmesidir” demesi anımsatıldı ve şunlar kaydedildi:

“Önerilen delege sisteminin eşitliğe değil, eşitsizliğe yol açacağı, azınlığın çoğunluğa tahakküm edeceği, çoğunluk kararlarının hiçe sayılacağı, demokratik ilkelerden açık tavizler verileceği açıktır. Nitekim yasanın gündeme geliş biçimi ve zamanlaması yasa teklifinin hizmet edeceği gayeyi de su yüzüne çıkarmaktadır.”

İYİ PARTİ: KANUN TEKLİFİ DEMOKRATİK DEĞİL

İYİ Parti muhalefet şerhinde ise 130 bin civarında avukatın geleceğini iktidar kanadında yer alan ve 10-15 milletvekilinin belirlemek istediğine dikkat çekilerek “Komisyonda yer alan ve seçilmiş bir vekil avukat olmak, hukukçu olmak, asla böylesi bir düzenleme yetkisini kimseye vermeyeceği kanaatindeyiz. Bu kanun teklifi, demokratik değildir, temsilde adalet getirmemektedir. Kanunun genel gerekçesine bakıldığında, iktidar mensubu milletvekillerinin ileri sürdükleri gibi barolarda siyaset yapılıyor, demokratik değil, temsilde adalet yoktur cümlelerinin hiçbirine genel gerekçede rastlanmamaktadır” denildi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız