birgün

24° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 17.01.2020 10:02

Cübbeli Ahmet’ten Diyanet'e: Anlatma özürleri var

'Cübbeli Ahmet Hoca' olarak bilinen din adamı Ahmet Mahmut Ünlü, Habertürk'te soruları yanıtladı. Diyanet'in faiz fetvasına tepki gösteren Cüppeli, "Şu andaki ölçüleri Diyanet anlatmaya kalkarken daha da beter ediyor. Enflasyon miktarına kadar faiz alınır diyor. Anlatma özürleri var" dedi

Cübbeli Ahmet’ten Diyanet'e: Anlatma özürleri var

Kamuoyunda 'Cübbeli Ahmet Hoca' olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun, TOKİ'nin faiz işletilen sosyal konut projelerinin caiz olduğunu duyurmasına ilişkin açıklama yaptı.

Cübbeli, "Enflasyonun altında diye faize fetva verilmez. Enflasyon oynayan bir şey. AK Parti benden evvel 60'dı diyor, şimdi tek haneli. İslamiyet akitte, satışta, alışta fiyat sabit ister" ifadelerini kullandı.

Cübbeli, Habertürk'te katıldığı programda 'CHP ile pazarlık yapıp oy veren cemaatler' olduğunu ileri sürdü.

Ünlü'nün ifadeleri şöyle:

- Tayyip Bey'in ziyaretine acayip anlamlar yüklediler. Cemaatte üçe bölünme var, parti reyi azalmış gibi aslı astarı olmayan iddialar. Ben Tayyip Bey'i tenzih ederim. Tayyip Bey çok vefalıdır. Gençliğinde, çocukluğunda, İmam Hatip yıllarında hukuku olanlara vefalıdır. Bu bağı hiç kopartmıyor. Biz de bunu gözlemliyoruz. Hasan Efendi 92 yaşında. Bu mubareklerin yüzü teeccüd kıldıkları için genç durur. Hasan Efendi'nin yaşlı olduğu o resimde anlaşılmamış. Kemal Efendi'yi Hasan Efendi zannetmişler. Hasan Efendi, Mahmut Efendi Hazretleri'nin vasisidir, dünürüdür. Birçok yönden Mahmut Efendi Hazretleri'nden sonra gelen isimdir. Tayyip Bey'in hatırını saydığı bir hacı amcamız telefon etmiş. O da demiş ki, 'Hasan efendi hasta'. Bu telefon iki gün olmuş. Burada bir planlama da yok. Bunlar planlı olsa onlar orada hazır olurlar. Tayyip Bey de önce Emin Saraç Hoca'ya ziyaret yapmış. Daha sonra ben geliyorum demiş. 1,5 saat kadar konuşulmuş.

'Tayyip Bey belki bazı konuşma şekillerini şey yapmış olabilir'

- Tayyip Bey, çevresindekilerin sağlık sorunlarıyla çok ilgilenir. İsmailağa Cemaati'nden milletvekili, bakanlık istenmez. Usulümüzde yoktur. İhale olmaz. Camiamız olarak bizde böyle bir şeyler olmadığına göre ailevi muhabbet. Hoca efendinin sağlığını sormuş. Tayyip Bey, imam hatip Çarşamba mezunu. Dolayısıyla çok tanıdıkları var. Özel ve siyasi bir şey asla konuşulmamış. Cemaat içi meseleler konuşulduğuna dair haber almadım. Cemaat içi meselemiz esasen yok. Tayyip Bey, belki insanların konuşma şekillerinin zarar verdiğini, sivri olduğu konularda bazı şeyler yapmış olabilir, tahmin ediyorum. Bu gibi şeyler olabilir, tahmin ediyorum, bilgim yok.

'Hepsinin ilgisi vardı ama Tayyip Bey'in durumu başka'

- Demirel'in ilgisi vardı. Erbakan hocanın çok daha fazla ilgisi vardı. Muhsin abinin yakın hukuku vardı. Rahmetli Türkeş'in vardı. Tayyip Bey'in farkı şu, Çarşamba imam hatibiden mezun olması. İsmail Ağa'nın Çarşamba'da olması. İmam hatipli çocukların cuma namazını bu camide kılması. Diğerleri hakkında oy için olmadığını söyleyemem ama Tayyip Bey'in durumu başka. Ahmet Ustaosmanoğlu ile Tayyip Bey gençlikten arkadaş. Onu başka bir cemaatteki şeyh efendinin oğluyla kıyas edilmesi burada boşa düşüyor.

- Her cemaati aynı kefeye koyamam. Bizim İsmail Ağa, doğduk büyüdük orada. 5 yaşından beri oradayım. 50 seneyi biliyorum. Her bayram Türkeş gelirdi. Ama rey almak için değil. Demirel'e rey verildiğini bilmiyorum. Halit Abi'nin evine gelirdi, Mahmut Efendi'yi çağırırlar orada görüşülürdü. Mahmut Efendi hiçbir zaman milletvekili, bakanlık istemezdi. Mahmut Efendi, Demirel'e 'Hanımını kapat, Nazmiye Hanımı kapat' der. Erbakan Hoca kızlarını Amerika'ya okumaya göndermiş. Haber göndermişti ona. O kişinin kendi iyiliği, namaz kılması, cemaatle kılması. Özal Mahmut Efendi'yi Çankaya Köşkü'ne çağırmıştı. Rahmetli Erbakan yemeğe çağırmıştı. Yanında da iki kişi kalkmış gitmiş. İyi niyetle çağırmış. Bir tek oraya gitti, bir de Özal vefatından 1 hafta evvel çağırmıştı.

'Mahmut Efendi Erbakan'ı kenara çekip 'yanlış' demişti'

- Diğer cemaatlerde tulum çıkar, torba. Bizim cemaat yine en fazla özgür olan cemaattir. Bizim farkımız bizde biraz daha herkes hoca. İlmi seviye fazladır. Mahmut Efendi bir şey dese sorun olmaz ama hiçbir zaman kürsüden, alttan bir şey söylediğini duymadım. Erbakan hocalar yasaklandı. Biz de o zaman Erbakan hocaya çok şey yaptık. Kürsülerden de yaptık. 2000'den evvel hakkımda 7 bin, 2000'den sonra 5 bin haber çıktı, çuvallara sığmıyor. Bunun çoğu 'Refah'ın oy deposu' diye. Zaten Çavuşbaşı'ndaki külliye bunun için elimden alındı. Ben hiç memur olmadım. Erbakan Hoca 'Özal'a atılmayacak, boşa atılacak' dedi. Millete 'boşa atın' dedi. Mahmut Efendi cenazede yakaladı bir kenara çekip, 'Bu fetvan yanlış, görüşün yanlış. Buradan bizi yönetecek insanlar seçilecek. Özal'ı sen de ben de beğenmeyebiliriz. Ali Haydar Efendi demiş ki, 'Boşa atan en kötüye atmış olur'. Bu bir fetva. Bunun üzerine millet baktık boşa atacak. Mahmut Efendi bana 'Özal'a atılması için duyuru yap' dediler. Benim adımı Özalcıya çıkardılar eski milli görüşçeler.

'Biz camide Özal'a oy istemedik, muhabbetlerde konuştuk'

- Biz Özal'a rey verdik. Yasakları kalktı. Bu sefer dediler ki, 'barajı aşamazlar'. Mahmut Efendi bu kez de Erbakan, Özal'a göre daha bizim çizgimizdedir. Mahmut Efendi'nin en yakınları baktık ki Özal'ın yanında kaldılar. Baktık ki, Mahmut Efendi fıkıh olarak doğru söylemiş, Erbakan da siyaset olarak doğru söylemiş. Partileri birleştirelim, adam verelim, belediyeye bizim adayımızı koy diye bir şeyimiz yoktur. Biz Özal'a rey isterken camilerde, sohbetlerde demedik. Karşıda bakıyorsunuz darbeciler var. Kendimiz özel oturumlarımızda, çay içiyoruz, muhabbet ortamlarımızda söylüyoruz. Kulaktan kulağa bir şekilde. Diyanet'in resmi camisinde yapılacak iş değil ki bu.

'Ebu Hanife Ehlibeyt'e hak verdiği için siyasete girdi'

- Hz. Hüseyin başımın tacı. Niye geldi Irak'a? Orada susuz bir şekilde şehit oldu. Onu çağıranlar niye şehit olmadı? Hz. Hüseyin de halifelik biatı almak için siyaseten geldi. Ehli Beyt hakdır, Hüseyin bizim imamızdır. Yezid haksızdı. Ebu Hanife de Ehlibeyte hak verdiği için siyasete girdi.

- Bir tarikat ve cemaat ben burada rey verip, pazarlık yapayım. Bazı cemaatler isimlerini vermeyelim, bunlar adamlar tarikat ehli, rabıta yapıyor vs. bunlar CHP'ye rey veriyor. Antalya'da konuşuyorlar, sen bana kaç yurt vereceksin diyor, bu pazarlığı yapıyor CHP'ye de oyunu veriyor.

'Siyaset sosyal bir şey değil mi?'

- Mahmut Efendi, 'Ben Erbakan'la görüşüp de Türkeş'le görüşmem' demez. Baykal'la bile görüşmüştür. Dini yapılar sosyal yapılar değil mi aynı zamanda. Siyaset de sosyal bir şey değil mi? Burada benim zemmettiğim pazarlıktır, kontenjan, bakan, ihale istemektir. Hangi cemaat bunların içindeyse ben bunlardan bizarım.

'O rapor Mehmet Görmez'in hazırlatmadığı rapordur'

- Devletin, derin devletin, dinle alakası olmayan kesimin hazırlayıp Diyanet'e sunduğu rapordur o. Mehmet Görmez bana 'Ben böyle bir şey hazırlatmadım' dedi bana. Ali Erbaş döneminde de piyasaya çıktı. O da gizli çıktı. Önce bunu bana biri getirdi. MİT raporu zannettim. Bir kendime baktım, bir İsmail Hoca var mı diye baktım. Geri kalanı zaten cılk.

'Diyanet'in o raporunu FETÖ hazırlatmıştır'

- Devleti FETÖ'den önce FETÖ'den sonra diye ayırmamız lazım. Biz içeri atıldık. Ergenekoncu paşalar içeri atıldığında sevinmedik, içimiz yandı. Diyanet FETÖ'nün egemen olduğu 15-20 sene, ondan evvel 40 sene. O Diyanet'in benim lehime bir rapor hazırlayacak değil. Raporda bir tek FETÖ yok. FETÖ'nün dışında herkes kötü.

'Hiçbir hocanın 'Şuraya rey verin' demesi doğru değil'

- Bir müslümanın rey verme hakkı var mı? Esasen hiçbir hocanın, şeyhin 'şuraya rey verin' dememesi lazım. Müslüman diyen herkesin feraseti, şuuru olması lazım. Bir insanın aklı yok mu?

'Şu andaki İmam Hatip ve İlahiyatla sorunluyuz'

- Cemaatin okul faaliyeti yok. Bir talebimiz yok. Hastane, yurt faaliyetimiz yok. Talebe ilahiyatta okuyor, ona yurt açalım da bizde yatsın, kalksın demiyoruz. Mektepçiliğe zıtız. Şu andaki imam hatiple, ilahiyatta sorunluyuz. Temel sorun benim yaptığım reddiyeler. Kader inkar ediliyor. Amentü FETÖ zamanında üçe indirilmiş. Biz de diyoruz ki, 'mühendisliğe, tıbba git' diyoruz. İlahiyatlar şu anda Mısır ekolünden, reformist ekolden etkilenmiş. Osmanlı'dan gelen Maturidi-Hanefi çizgi korunmuyor. İmam Hatip ve İlahiyatların yetersiz hatta şu anda deist ve ateis de olanlar çıktı.

- Ben FETÖ'yle, Diyalogla mücadele ederken, hocalar bana 'fitne çıkarıyorsun' dediler. Ben ehli sünnet olan bütün cemaatleri severim. Hepsinle görüşüyorum. Menzil cemaatiyle, Erenköy, İskenderpaşa ile görüşüyorum. Ama şu var, benim gibi çıkış yapmıyorlar. 2009'larda ben bu stüdyoda meydan okurken, ipimiz çekildi. Yiğit Bulut'un programında ipimiz çekildi. Bana dediler ki, 'sen neden böyle çıkış yapıyorsun'. Birkaç hoca biz kitap çıkardık. 'Yahudi, hristiyanlar cennete girecek diyenler cennete giremez' dedim. Herkes bize sürüye kurt getireceksin, başımıza iş açıyorsun şudur, budur dediler.

'6 ay nabız yokladılar ve 52 seneden yargıladılar'

- Adil Öksüz, Fetullah'ın kitaplarını getirdi. Orada 6 ay beklediler, beni millet reddetsin, dışlasın. Baktılar ki oluk oluk ziyaretçi geliyor. 6 ay nabız yokladılar. Bu sefer 52 seneden yargılanıyoruz.

'Ben o zamanlar Türkiye'nin işgale gideceğini anlıyorum'

- Ben Tayyip Bey'e, FETÖ'nün bilinçsizliklerini, din hainliklerini anlatmıştım. Tayyip Bey, 'şu anda böyle yapacaklara benzemiyor' demişti. Benim 2009 konuşmamı dinleyin. 2009'da dervişin bireyim, Türkiye'nin işgale gideceğini anlıyorum. 15 Temmuz'da millet kafasına bomba yiyor.

'Bana 'Flaş TV'deki programa son ver' dediler'

- Yalova'da bana dendi ki, Flaş TV'deki programların acayip tesirli oldu. Orada diyaloğa çatıyoruz vs. Bunun üzerine araştırma yapmışlar. Kılıçdaroğlu'nun eski danışmanı bana bir şey getirdi. Araştırma raporu getirdi. Fetullah ve Cübbeli Ahmet ismen var. Geri kalanlarda cemaat var. Bunlarda güven ayarı var. Dedi ki 'Bunlar gizli' dedi. Kimisi 2'de, kimisi 3'de kalmış. Bana en yakın Fetullah 42'de kalmış. Adamın biri Fetullah'a 'kardinal, papaz' diyor. Bu adama bir şey olmadı. Bana dediler ki, 'Flaş TV'deki programı bırak, bu işler düzelecek'. Ben son ana kadar program yaptım.

'Tayyip Bey ne yapacaktı ki, kendi de sorunları yaşadı'

- Celal Adan beyefendi geldi hapishanede ziyaretime, CHP'liler geldi. Kamalak Bey 'seni savunalım' dedi. Tayyip Bey 'Ben ilgileneceğim' dedi ama kendi o sorunları yaşadı. Tayyip Bey ne yapsın ki!

'Fenerbahçe'nin kazanması için hacet namazı kıldım'

- Ben maç bilmem. Tam da Trabzon'da 'bu maçlara tutulmuşsunuz' gibi bir laf etmişim. Bu da buna çok sinirlenmiş. Sonra hapise girer girmez gece vakti, o da revire çıkıp bağırdı, 'Hoca şike mike der misin, gelirsin görürsün gününü' dedi. Sert çıkış yaptı! Ben de 'ne bileyim hangi takım' dedim. Sonra çok muhabbetimiz oldu. 'Bu maçı kazanmamız lazım, biz şike yapmadık' diyor. Ben de diyorum ki 'Yar rabbi bizim huzurumuz için, o da mutlu olsun, biz de mutlu olsun'. Onun hatırı için hacet namazı kıldım. Bana ne Fenerbahçe'den. Sonuç aldık. Ben secdedeyim, bağırıyorlar. Orada izleyenlerin hepsi Fenerbahçeli olmak zorunda. Baktım iki kere ses geliyor. Gol atmışlar. Aziz Yıldırım 'Bu sefer tutturdun' dedi.

'Derin devletin dini imanı olmaz, sağcısı solcusu vardır'

- Derin devlet vardır, olmalıdır. Allah zeval vermesin. Derin devlet olmazsa sığ devlet çıkar. Derin devlette din iman aranmaz. Dini imanı olmaz, orada herkes vardır. Allah'a da inanmayabilir, diğeri inanamabilir. Vatan haini olmadıktan sonra. Solcusu da, sağcısı da vardır. Derin devlette vatan, millet aranır. Derin devlet cemaatlerin içine mutlaka adam sokmuşlardır. Bir tane boş yoktur. Simitçidir, camilerin önünde koku falan satarlar, bunlar ayak takımıdır. Derin devlet takip etsin tabii. Burada selefisi çıkıyor, cuma kılınmazı çıkıyor. Dar'ül Harpçisi çıkıyor.

'Türkiye'de selefi dernekler 2 bin civarında'

- Selefi derneklerinin önü alınması lazım. Adam aleni herkesi tekfir ediyor, cumhuriyetin değerlerine sövüyor. Bunları sararlar, ipini uzun bırakırlar. Olta gibi kullanırlar. Selefi Türkiye'de 5-10 kişi yoktu. Gençliğimizde Fatih'te bir adam vardı. Kitapçısı vardı. 'Buna gitmeyin zehirlenirsiniz' derdik, belliydi. Şu anda derneklerin sayısı 2 bin dendi. Adamlar Allah gökte diyor, rey verilmez derler, rey veren kafir derler. İmani açıdan da, devlet açısından da riskli görüyorum. Bunların bir kısmı İŞİD, El Kaide versiyonları var. Ben tehdit almıyorum bana Emniyet'ten geliyor. Adam yakalanıyor 'Drone patlatacaktık evinde' deniyor.

'Bu anlayış malesef ilahiyatlarda da var'

- Eyüp Sultan'ın türbesine gidiyorsun kafir oluyorsun, peygamberin yüzü suyu hürmetine diyorsun kafir oluyorsun. Bu anlayış maalesef ilahiyatta da var. 'Şefaat ya resullah'ı inkar eden, Maturidi'yi inkar edenler var. Selefi akımlardan etkilenmişler. Şu anda orada ders veren insanlar yeni yeni şeyler geliştirdiler, kaderi inkar, Mutezile vs. Şu anda Osmanlı'daki Maturidi, Ehli Sünnet ayarlarını bozuyorlar. Ben şahıslara karşıyım, müessese olarak İlahiyata karşı değilim.

'Adamı ateist üniversitesine rektör yapın diyorum'

- Adam Kur'anda 'şu ayetler çıkarılmalı' diyor. Adam programda konuşmuş. Konuştuğu programı sesini alıyorum. Facebook'ta veriyoruz sesini. Adam dinliyor. Adam 'Kuran'ın bu ayetleri değişmeli' diyor. Ben de ateist üniversitesi kurun, rektör yapın diyorum.

'28 Şubat benim üstüme çullandı, Külliyemiz kapandı'

- Diyanet İşleri Başkanı ile hiç görüşmedim. Ali Erbaş'la hiç görüşmedim. Eskiden camilerde konuşurduk. Mehmet Nuri Yılmaz'a gittik. Vesika istedik. İmtihana sokun dedik. Yazdığımız tefsiri götürdük. 'Ben müftülere telefon edeyim' dedi. Bütün müftüleri aradı, konuşturun hocayı dedi. Ben merkez camilerinde haftalık, mutad konuşmalarımı yapıyordum. 28 Şubat benim üstüme çullandı. Cübbeli Cumhuriyeti diye Cumhuriyet manşet yaptı. Bu yayınlarla beraber Erbakan Hoca'ya 9 saat bizi sordular. Kabak başımıza patladı, külliyemize el konuldu, vakıf kapatıldı.

'Meral Hanım Çevik Bir'e 'Üniformanı çıkart' demişti'

- Bana şöyle bir şey dendi, 'Biz sana külliyeni geri verelim, 3 bin de Afganistanlı talebe alalım, Taliban'a karşı vur kır yok şeklinde eğitim verirsin' dediler. Ben 'külliyem, vakfım kapatılmış, etkim yok' dedim. Sonra dediler ki para ayarlanabilir falan. Taliban'a karşı tasavvuf ehli yetiştirelim. Baktım sonra arkası başka bir yere gidecek. İngiltere'ye gidelim, Lordlar Kamerası'nda konuşma yap dediler. Yahu benim Lordlar Kamarası'nda ne işi var. Bu adam babasını tanıdığım hafız abinin oğluydu. Beni kurtaran sır tutmamamdır. Herşeyi konuşun, doğru bildiğinizi konuşun. Bana 'bu adamda sır yok' diye beni uygun görmediler. Çevik Bir yıkmaya kalktı külliyeyi. Meral Hanım 'Üniformanı çıkart beraber yıkalım' derdi, orada dik durdu.

'Madem cemaat oy deposuydu, Peki sonra ne oldu?'

- Madem bize kıyak yapıldı, Tayyip Bey yıktı. Bir hukuksuzluk yapıldıysa Tayyip Bey üzerine gitmiş. Eğer hükümet tarikatlara kıyak yapıyor diyenlerin savı doğru olsaydı, orada şimdi bir tek cami var. Ben orada yorum yapmıyorum. Bu cemaat oy deposuysa yaptığı böyle bir şeyde hukuksuzluk olduğunu gördüyse buna müdahale etti mi? O zaman İsmail Ağa farklı işte. Başka cemaat olsaydı.

'Bu okutulsun, ben de çocuğumu göndereyim'

- Maturidi-Hanefi ekolünde, 1100 yıllık gelenek. Maturidi hazretleri de Türk. Tam bir ehlisünnet işlenmiş. Radikallikten, tekfircilikten, Vehhabi, reformist kafasından uzak. Bu okutulsun. Ben de çocuğumu göndereyim. Herkes hakka uymalı.

'Şu anda temelle ilgileniyorum, teferruatla ilgilenmiyorum'

- Adam bana ehli sünnetim diyor. Ben de diyorum ki, sen Mutezileyim de. Memlekette demokrasi var. Bu arkadaş şu batıl mezheptir fetvasını veriyor ve sünniyim diye size yutturuyor. Mutezile, Şia bir kürsü kurar görüşlerini açıklar. İsteyen ona inanır. Adam kaderi inkar ettikten sonra, Amentü'yü üçe beşe indirdikten sonra. Aynı FETÖ'nün işleri gibi. Şu anda bana o kadar dua eden aileler var ki. Satranç diye bir olay oldu, savcıya gittik. Bir mezhepte mekruhsa, bir mezhepte caizse uzatmayalım diyorum. Şu anda ben temelle ilgileniyorum, teferruatla ilgilenmiyorum.

'Şu andaki ilahiyatçıları Atatürk'le susturuyorsun'

- Ben Oda TV ve Ulusal Kanal'a röportaj verdim. İleri geri konuşanlar oldu. Ben Atatürk'e hiçbir zaman dindar, namazlı abdestli adam demiyorum. Bu kişi vatanı kurtarılmasında çok büyük emek ve hizmetler sarfetmiş. Vatanın kurtarıcısı Cumhuriyetin kurucusu diyorum. Aleyhinde konuşmamak lazım diyorum. 10 sene evvel Teke Tek'te söylediklerim var. Şimdi söylemiyorum. Elmamılı Hamdi Yazır'a tefsir yazdırması, Buhari'yi tercüme ettirmesi. Bana karşı olanlar kötü niyette tercüme ettirdi dediler. Ben de şu anda kadınlarımız çarşaf giyiyorlar. Ben de gidiyorum Elmamılı Hamdi Yazır'ın tefsirine. Atatürk buna müdahale etmemiş. Şimdi bile Diyanet Buhari'yi tolere edemiyor. Atatürk tümünü tercüme edene dememiş, 'şu hadis ne biçim hadis' dememiş. Biz bunlardan din adına yararlanıyoruz. Şu andaki ilahiyatçıları Atatürk'ün yazdırdığı tefsirlerle susturuyorsunuz.

'Devlet hepimizin devleti, sahip çıkalım'

- Devleti kurucu olarak Selçuklu'nun, Osmanlı'nın devamı görüyorum. Rejimler, hükümetler değişebiliyor. Evvelce zina yasaktı bu hükümet zamanında serbest oldu. Faize karşıyım. Hükümetle devleti eş görmeyelim. Devlet hepimizin devleti, sahip çıkalım. İstediğimizi seçelim, seçtiğimiz adamlar da kanunları değiştirsin.

'Atatürk'ü yıpratmak İslamiyet'in razı geldiği bir şey değil'

- Türkçe Kuran'la namaz, ezan bizi rahatsız ediyor. Öyle laflar var o tarafa delil, öyle laflar var bize delil oluyor. Atatürk zaten kurucu başkan. Cumhuriyet rejiminin kurucusu. Kurucu başkanın aleyhine konuşmak, onu yıpratmak, uğraşmak ne İslamiyet'in razı geldiği bir şey olamaz. Bir tanesi kalktı 'Atatürk hafızdı' diyor. Şimdi hafız demeye de lüzum yok, içki içmiyordu demeye lüzum yok.

'Diyanet anlatamıyor, anlatma özürlü, hatipleri yok'

- Diyanet'in şöyle bir sorunu var. Hatipleri yok, güzel konuşmasını beceren adamları yok, meramını anlatamıyor. Bir yahudi kanalı Türkiye'deki acayip fıkıhçı oldu. Takvanın zirvesine çıktı. Şüpheli işler yapmayın diyor. Burada bizim hocalar da karıştı. İsmail Ağa bir fetva verdi. Diyanet anlatamıyor. Fetva paralel ama illiyetleri farklı. Faiz ve kredi lafını kullanmanın anlamı yok. Vadeli bir satış bu. Daha önceki icraatlarına fetva vermedik. TEFE, TÜFE uygulanıyor fiyat değişiyordu. Şu andaki ölçüleri Diyanet anlatmaya kalkarken daha da beter ediyor. Enflasyon miktarına kadar faiz alınır diyor. Anlatma özürleri var.

'Rakam oynuyorsa caiz değildir, oynamıyorsa caizdir'

- Diyanet 'enflasyonun altında' diyor. Enflasyonun altında diye faize fetva verilmez. Enflasyon oynayan bir şey. AK Parti benden evvel 60'dı diyor, şimdi tek haneli. İslamiyet akitte, satışta, alışta fiyat sabit ister. Burada İsmail Ağa ne yapmış? Gitmiş Ziraat'in, TOKİ'nin başkan yardımcılarını aramış. Diyanet bunu niye yapmıyor? Biz burada sorduk cevaplar budur demesi lazım gelmez mi? Ziraat Bankası'nda kredi bulunmuyor. Şimdi komisyon caizdir. Koyun etine domuz eti demekle haram olmaz, domuz etine koyun eti demekle helal olmaz. TOKİ sana 200'e veriyor 20 sene sonra 250 alıyor. Burada rakam sabit. Bu telefonu 100 liraya satıyorum. Peşin verirsen 100 lira. 10 tane seçenek sunuyorum. 10 farklı fiyat söyleyebilirim. Akit bağlanırken seç diyorum. Peşin alamıyor, iki senelik fiyatı tercih ediyor. Ben de diyorum ki, eğer iki sene sonra ödeyeceksen fiyatı 300 lira. Akit tektir, söz tekdir, vadeli satıştır. Rakam oynamaz.

'Diyanet 'Türkçe namaz' dese böyle bir fetva verir miyim?'

- Diyanet İşleri var ama bazen sorunlar var. Yanlış fetvalar verildiği oldu. Biz ihtiyatlıyız. Türkçe ezan Diyanet'in fetvasıyla olmamış mıdır? Şu anda Din İşleri Yüksek Kurulu 'Türkçe namaz kılacaksınız' derse ben de aynı fetvayı verebilir miyim? Şu anda bir darbe olsa, Diyanet İşleri'ne 'ezanlar Türkçe, namazlar Türkçe' deseler ben uymak zorunda mıyım? Evde yine Arapça kılacağım. FETÖ'nün eline geçtiğini düşünelim. Diyanet hep devletin müşterek aklının elinde miydi? Siz bana hepsine uy derseniz, yarın Ramazan da Şubat'a endekslenir. Diyanet'te genel manada fetvalar doğru son zamanlarda.

'Adam tarikatı kabul etmiyorum derse İslamiyet'ten çıkmaz'

- Benim söylediğim özel şeyler vardır, kimsenin inanma mecburiyeti yoktur. Rüyamı anlatırım, zuhuratı anlatırım, inanmayabilirsin. Sen tarikatı kabul etmezsen dinden mi çıkacaksın? Ehli sünnetten mi çıkacaksın? Tarikat İslam'ın mecburi inancı değildir. Adam Şah-ı Nakşibendi'yi kabul etmiyormuş, İskilipli Atıf Efendi, rabıtayı reddederlerdi. Ama şeriat alimiydiler, meşihat alimiydiler. Dinin zaruriyatında ittifak var. Alın yazısı yoktur diyorsa ben onun alnını karışlarım.

'Çocuğun rızkından kesip sigara alıyorsa haram diyelim'

- 4 mezhep içinde kalmak şartıyla ruhsatlardan istiade edebiliriz. Organ nakli Hanefi'de caiz değil, Hanbeli'de caiz. İki tane böbrek var. Adam bir böbrekle yaşayabiliyor. Hanbeli'de caiz. Ali Erbaş çıktı dedi ki 'Sigara haramdır'. Ben de dedim ki maksadı nedir? Diyanet diyor ki, 'sen sigaraya haram diyemezsin' diyor ilmihalde, mekruh dersin diyor. Hiçbir içtihatla haram, helal tespit edilemez. Helal ve haram apaçıktır. Aralarda şüpheliler vardır. Bunu şüpheli kategorisine sokarsın. Haram, helal Allah ve resulünün buyurduklarıyla sınırlıdır. Haram derken gerekçelerin ne; vücuda zarar vermek, israf, çoluk çocuğun nafakasını zayi etmek. Zarar genel bir kaidedir. İsraf deniliyor. Biz bunlardan dolayı mekruh diyoruz. Mesela ben şeker hastasıyım. Bana tatlı yasak, haram demiyoruz. Bir dilim baklava ikram ettin yiyorum. Sen bana diyebilir misin ki, 'Bunu yemek sana haram', diyemezsin. Belki insülünü fazla vuracağım yiyecem. Helal haram etkisi Allah'a aittir. Haram ancak bir adam sigaraya verdiği parayla çocuğun ekmeğinden kesiyor. 1 ekmeği sigaraya veriyor çoluk çocuğundan kesiyor. Buna haram diyelim hep birlikte. Kanser diyelim. Doktor diyor ki 'ciğerin gitmiş bir ümit var, sigarayı kesmen lazım'. Bu müşahhas olay. Bu özelde. Genel manada diyemezsiniz. Ali Haydar Efendi, oda dolusu altın verseniz bir tane ağzıma sürdüremezsiniz. Ama diyor oda dolusu altın verseniz haram dedirtemezsiniz. Kıyasla olacak iş değil, nas lazımdır deniliyor. Bu tahrimen mekruh diyoruz, harama yakın.

'Çoğu sarhoş ediyorsa azı da haramdır'

- Sen tütünü dolma gibi sarsan yesen var mı mekruhluk. Tütün tarlada biten bir ot. Ot zehirliyorsa zehirliliğinden dolayı. Zehirliyorsa, uyuşturuyorsa haram. Sarhoş ediyorsa, aklı alıyorsa haramdır. 'Çoğu sarhoş ediyorsa azı da haramdır' diyor hadis.

- Gavurun kumaşını giyiyoruz, arabasını kullanıyoruz. Teknolojiye karşı değiliz ama gavur gibi kullanmayacaksın, alemler şunlar vs. Biz duamızı okuyoruz, zikrimizi de yapıyoruz. Sakalla ilgili Buhari'de hadis var. 4 mezhepte fıkıh var. Erkeğin sakal traşı haramdır. Sen de dersin ki bana 'hani sigara haram değil de bu haram'. Çünkü nas var. Bu Atatürk'ün de tercüme ettirdiği kitapta. Adam diyor ki, 'Ben memurum, işe giremem' diyor. Biz o adama 'Sen işi bırak' demiyoruz. Askerde beni de kestiler, haram mı işledim? Ustura vurmayıp da makinayla alıyorsan biz buna haram demiyoruz.

Sözcü Gazetesi'ne beddua iddiası

- Bana bir telefon edilmeden, haberin var mı denilmeden, benim haberim olmayan bir konuda Cübbeli diye haber değeri oluyor diye olmaz. Beni malzeme yaptılar diye belki o saikle...

'Sigarayı tavsiye etmiyoruz, tabii bıraksınlar'

Geçen 70 yaşında Ali Septi hazretlerinin Palu'da torunu ziyarete gittim. Baktım Cuma'ya az var, bizim yanımızdaydı, baktım dayanamadı sigara içti. 90 yaşındaki melleler içiyorlar, orada bir örf gibi. Adıyaman'da şeyh efendinin içmediğini biliyorum ama müritler içiyor. Tavsiye etmiyoruz tabii bıraksınlar tabi... Sigara nefis işi, acayip bir alışkanlık. Fetvanın etkisi oluyordur. Diyanet'e sorsanız intihar haram mı? Haram. Diyanet haram dedi diye kaç kişi intihardan vazgeçmiştir. Ama Cübbeli örneklerle anlatınca kaç kişi intihar etmemiştir.

'DHKP-C'li kendini patlatacaktı, beni dinledi vazgeçti'

- Ben İŞİD dedim, Diyanet'te tık yok. 10-15 bin kişiyi ben döndürmüşüm. Adam DHKP/C'li kendini patlatacaktı, benim sohbetimi dinlemiş dönmüş. Diyanet varken ben kimim? Bu kadar bütçeyle. Bunlar benim elimde olsa ne selefisi ne İŞİD'i.

'Hutbe namaz rekatı gibidir, şahısların ismi geçmez'

- Rahmetli Ali Fethi Esener Paşa bir gün Mahmut Hocamıza geldi. Oturuyoruz. Paşa dedi ki, 'Atatürk'ün niye adı hutbelerde geçmiyor, biz bunu çok istiyoruz' dedi. Mahmut Efendi Diyanet İşleri Başkanı değil ki, bir imamdı. Hutbe iki rekat namaz yerine geçiyor. Normalde öğlen namazı 4, cuma namazı 2 rekat, ikisi hutbe. Hutbe iki rekat namazdır. Şimdi hutbede ilanlar, hac kuraları, Umre'nin başladığı, yardım vs. Kitap diyor ki, 'Cumanın iki rekatı farz, iki rekatı dört rekata tamamlayan hutbedir'. İmam işaret bile edemez. Bu nedenle şahıs isimlerin geçmesi uygun değil. Ama aşağı inersin, duada yapılsın. Mevlit'te yapılsın.

'Seferberlik ilanı lazım, Sanayiye yönelmemiz namazın farzı gibi'

- Yeniden seferberlik ilanı lazım. Lükslerin bırakılmasını, tasarrufa gidilmesi, Hazine'nin doldurulması lazım. Şu anda namazın farzı gibi silah sanayiye gidilmesi lazım. Askeriyenin yeniden güçlendirilmesi lazım. Donanmamız zayıfladı. Bir tane uçak gemimiz yokmuş. Şimdi hocalar mı geri bıraktı? Gelen gitti, ben ne yaptım yani!

- Ömer Nasuhi Efendi hatip vaiz değildi. Tefsir yazdım okuyun, hadis yazdım okuyun dedi. Ben Mehdi'nin kitabını yazdım. Delillerini yazdım. Adnan Oktar'ın Mehdi olmadığına dair yazdım. Yine beni yalnız bıraktılar. FETÖ'de, Adnan'da, İŞİD'de öyle oldu. İslami gazeteler bunun reklamlarını aldı, Harun Yahya diye. 'Bu adam sizi indirecek' diye. Bugün ben ibadetimi yapıp, vatanıma, milletime nasıl faydalı olabilirim diye düşünüyorum. Buhari Müslim'de Mehdi diye ismi geçmiyor, fakat İsa Aleyhisselam'ın arkasında namaz kılacağı zat diye geçiyor. Ebu Davud hadis kaynaklarında geçiyor. Lafzen mütevatir değil ama manen mütevatir. Kur'an-ı Kerim'de var mı sorusu ilmi bir soru değil. Kur'an-ı Kerim'de 5 vakit namaz da yok. Namaza çağırdığınız zaman var ama ezan kelimesi yok. Namaza çağırdığınız zaman deniyor. Herşeyi kelimesiyle ararsanız...

'Adnan kendine Mehdi'yi yakıştırmak istedi'

- Şu anda hadisleri kaldırdığımızda kimse Haccı yapamaz, zekatın kırkta birini veremez. Sünette de Mehdi geçiyor. FETÖ kendine Mehdi diyormuş. Mehdi hakkında hadislerde benim kitabımı okurlarsa öyle bir açıklama var ki, benim diyen kendini iddia edemez. Adnan'la ben Arnavutköy'de bir evdeydik, o zaman Mehdi konusunu açtı. Süleymaniye'de tercüme yaptırmış. Sahih hadiste Medine'de doğacak, babasının adı Abdullah olacak, kendi ismi Muhammet olacak, diyor. Tutuklu olacak diyokr. Sağ elini sol dizine vurunca açılacak diyor. Baktım bunu susturamıyorum. Diyor ki, 'Bir rivayet İstanbul'da da var'. Baktım ki kendisine getiriyor. Ben de kitapların yazdığına göre başında bulut peyda olacak dedim ve önüne sürdüm ve sustu. Sonradan güçlendi, tımarhaneye düştü. Babamla gittik, acıdık. Sonra çıktı bir zenginliğe kavuştu. Bu yakında gökte yapma bir bulut yapar diye düşündüm.

'8 sene İlahiyat okuyanları okuttum'

- Ben medreseliyim. İcazetliyim. Osmanlı medreselerinden gelen bütün eğitimi görmüşüm, icazet vermişim. Şu anda melle olacaklar icazetlerini benden alıyorlar. 8 sene ilahiyatı bitirenleri okuttum. İbareyi zor okuyor. İlahiyattakiler geriden medrese eğitimi almışlarsa başarılı oluyorlar. İlahiyattan direk girdiyse 'ayn' telaffuzunu bile düzgün yapamıyor. Yaşar Nuri medreseliydi. Bir şey yapabilmek için altyapı, ilim lazım. Bozmak da çok ilim ister. Ben ortaokul mezunuyum. İlahiyatlara kasıtlı gitmedim. Memur olmak istemedim, babam zengindi. Lüzumsuz yere diploma almanın bana artısı yok. Şu anda diplomalılar gelse kırmızı koltuk sermiyorsunuz.

'Şu anda bilgisayarın şarjı bitince ilim bitiyor'

- Bugün müçtehitlik kapısı kapalı değil fakat giren yok. Müstakil müstakil yok. Mezhep içi müçtehit var. Müçtehitlerden sonra tabirler artık fakih. Şu anda fakih bile yok. Osman Gazi oğluna vasiyetlerinde diyor ki, "Evladım ayetten hadisten hüküm çıkarabilecek müçtehitler yetiştirin". Bugün hangi imkan, hangi teşvik böyle birileri yetişsin diye var. Şu anda bilgisayarın şarjı bitenin ilmi bitiyor. Allah'tan çocukken bir şeyler yapmışız. 20 sene önce doğsaydım ben de bir şey yapamazdım.

'Hoca efendi benim mikrofonla konuşmama yol veriyordu'

- 10-15 sene evvel de canlı yayında bir kadın gazeteciyle program yapmıştım. Hoca efendi benim mikrofonla konuşmama yol veriyordu. Kasetlere konuşuyordum. Hoca Efendi her zaman için televizyonda batıl ehli çıkınca cevap vermemiz lazım dedi. Yol açmasa ben ona muhalefet işler yapmam. Bazıları onun müsamahalı davranışları bilmediği için kraldan fazla kralcılık yapmam.

'Mehdi'yi beklemek diye bir şey yok'

- Hadis-i şerifleri inkar edemem. Bir ilim üzerine dünya kadar mümeyyiz vasıf zikredilmiş. Bazılarında çelişkiler var. Bunları dışarı bırakırsan sahih kaynakları ele alırsan, sıfatların ortalamasını baz alırsan sende bir kültür oluşuyor. Bu kültür olmadığından adam iddia ortaya attığı zaman şeyhim diyene de tabi oluyorlar, hanımını getir bana kapıyı kapat çık diyenlere de tabi oluyorlar. Adam peygamberi de istismar ediyor. Sen doğruyu anlatırsın. Burada istismar var diye hadiste olan bir şeyi, kitapta yazan bir şeyi nasıl inkar edeyim? Ben onu ıslah ederim. Mehdi beklemek diye bir şey yok. Bir muhterem vardı, sorunluydu, Mehdi şu saatte çıkacak diyordu, evlerinizi satın diyordu. Çuvallarla unu depolayın, büyük savaşlar çıkacak dedi. İlimsizlik her bakımdan istismara müsaittir. Ben şimdi olan bir şeyi cehalet var diye reddedemem.

'Kıyamet var diye evlerimizi mi satıyoruz?'

- Birisi derse ki, 'Mehdi gelmek üzere, çalışma, çocuğunu okutma' bu sapıktır, batıldır. İslam'da Mehdi'yi bekleyin diye bir şey yoktur. Ama bilgi vermiş, böyle bir şey var diyor. Ben buna inanıyorum. Hiçbir hadiste bekleyin, alametleri görünce evinizi satın, çocuğunuzu okula göndermeyin diye söylemiyor. Kıyamet de var, şimdi kıyamet var diye evimizi mi satıyoruz? Bu kadar Kur'an'da kıyamet ayetleri varken oturup kıyameti mi bekleyelim. İslam bekleyin demiyor, hazırlanın diyor. Şimdi kıyamet kopsa kul hakkın olmasın diyor. Hazırlık derken bunu diyor.

'Nakşibendilik normal yemeyi, normal giyinmeyi söyler'

- Şeyh Şamil, Mevlana Halid'e bağlı. Orada kartal diye lakaplanmış büyük mücahit. Bizim tarikat anlayışımızda köşeye çekilin, zikir yapın, memleket işgal olmuş, savaşa katılmayın diye bir şey yok. Mevlana Halid, Buhara, Maturidi ekolü. Hatta Türkeş rahmetli Şah-ı Nakşibendi Türk derdi. Bizdeki karşılığı Ahmet Yesevi o kolun daha gerisi. Buraların müslüman olmasında, alperenleri buraya göndermiş. Hacı Bektaş'ların, Yunus Emre'lerin gerisinde. Yusuf Hemedani hazretlerinin talebeleri. Gücdüvani'den gelen silsilede Şah-ı Nakşibendi gelmiş. Nakşibendi sesli zikir yapmaz. Ayağa kalkmaz. Gizli zikir vardır. Kimseyi rahatsız etmemek, sır, kendi içinde kalmak. Çok az yiyip, evliya durumu yok. Normal ye, normal giyin, toplumda kendini farklılaştırma. İlimle uğraş. Ayet, hadis bilin, cahil sofu olmayın diye gelmiş. Nakşibendi'den Hanefi, Maturidi geliyor. İbam-ı Rabbani de Hanefi, Maturidi. Halidi Bağdadi doğuda çok etkili olmu. Hz. Osman'ın torunu, Osmani'dir.

'Halidiler Osmanlı'nın son döneminde itibar görmüş'

- Halidilerin vatana, millete bağımlılığı neticesinde tekkeler devredilmiş. Osmanlı'nın son döneminde bir itibar görmüş. Doğu ve Güneydoğu'da bütün Nakşiler, Şafidir. Tarikata Mevlana Halid'le giriş yapmış. Şu anda Süleymancılar dışında hepsi Halididir.

'Kasım Süleymani Sünnilere, Şiilere zulmetti'

- Bir adam bana zulmetse, müslüman da olsa ben ona 'Allah kabrini ateşle doldursun' deme hakkına sahibim. Zulme uğrayan bedduayı basabilir diyer Kur'an. Benim tanıdığım yüzlerce Suriyeli aile var. Şam'da bulundum, Menbiç'e, Haseke'ye, Rakka'ya gittim. O çevreyi bilen adamım. Bu adamlar geldiler ağlamalarını, sızlamalarını, karıların kızlarının, babasının gözü önünde kızlarına tecavüz edildiklerini bilfiil bunları yaşayan ailelerden dinledim. Sünnilik münnilik mühim değil, kendime yapılmış görüyorum. Saddam Halepçe'de katliam yaptı.

- İŞİD Ezidileri cariye diye pazarda sattığı zaman kim tepkiyi verdi? Ben verdim. Müslüman da olmayabilir, şeytana da tapabilir. Bir zulüm var burada. Bunları gördüm, dinledim. Adamlar Arapça konuşuyorlar. Bunlara kısmen yardım ettim, ettirdim. Kendi kızıma bu yapılsaydı. Müslüman da değil, sünni de değil. Şiiye de yaptı, zulmetti. Laiklere de zulmetti. Kendi düzenine uymayana zulüm yapıyor.

'Milli Görüş'çüler İran rejimine adapte olmuşlardı'

- Bu kadar insana zulüm yapan insana nasıl şehit dersiniz? Zulmü özendirirsiniz. Saddam da zalimdi. Beddualarla gitti. Ama Sünniydi, ne yapayım yani! Sen burada Kasım Süleymani gibi adamlara şehit dersen, bu zalimlere şehit dersen, daha da dini meselelere girmiyorum, sakalına kanma derim. Milli görüşün içinde hepsini tanırım. Bu adamların çoğu İran devriminden sonra İran rejimine adapte oldular, sevgi beslediler. Suriye olayında biraz utançlarından müdafaa edemediler. Milli görüş geleneği İrancı olmuş, malesef bizim cemaetlerden de rey almaya devam ediyor. Milli görüşün milli olması lazım. Ne Vehhabi'den ne Suud'dan ne İran rejiminden bir şey almamanız lazım.

'Bunlara inanan Şiiyse Müslüman, inanmayan Müslümansa kafir'

- Şu anda sorun İran rejimi sorunudur, mezhep sorunu değil. Şu anda bizim Iğdır'da Caferilerimiz var, MHP'ye oy veriyor. Caferiymiş, Aleviymiş bizim bir sorunumuz yok ki. Şiiler tarafından doğru anlaşılmadığımı düşünüyorum. Türk'ün Şiisi, Alevisi farklı. Vatanını, milletini seven ile öbürlerini bir tutmuyoruz. Burada milleti bölmemek lazım. İslamın zaruriyatı var, bunlara inanan Şiise müslüman, inanmayan Sünni ise kafir.

'Fetullahçıların tam temizlendiğini düşünmüyorum'

- Biz zaten 'limon sat' memur olma. Niye kul hakkı çok oluyor memuriyette. Buralara atlamayın, zıplamayın diyoruz. Karakolda başlıyor, Yargıtay'dan çıkıyor. Herkes topu kendi adamını attırabilene, sektire sektire gidiyor. Bu devlet için zararlıdır. Fetullahçıların tam temizlendiğini düşünmüyorum.

'Keşke beni ahlaklı ateist yargılasaydı diye düşündüm'

- Devlete sızmayı bizim cemaatimiz de olsa tehlikeli görüyorum. Fetullah kendine yakın olan Nurcu Kurdoğlu grubunu attırmış. Çünkü Kurdoğlu grubu kadınla dans etmediği için ortaya çıkmış. Tarikatlar devlete giriyor, sonra nefis giriyor, dönerin yağlı kısmını kendine kesmeye başlıyor. Bölündükçe bölündükçe devleti mahvediyorlar. Devlet ehliyet ve liyakat üzerine çalışmalı. Adam DGM'de beni yargılıyor, hepsi şakirt, namazlı, abdestli, teheccüd kılıyor. Ben diyorum ki ahlaklı bir ateist biri yargılasa daha iyi olurdu.

'Ali Kalkancı'ya hangi siyasetçilerin gittiğini biliyor musunuz?'

- Bunlar cehaletin, Kuran, hadis söylememinin ürünü. Ömrümüz kadına el öptürenler vs. 40 yıldır halvetin haram olduğunu, hocanın elini öpemezsin dedik. Mahmut efendi bunun çok üzerinde durur. İnsanlar cahil bırakıldı. Bursa'da olayın olduğu mahalle. İmamı yok mu, müftüsü yok mu, ayyuka çıkmış. Cübbeli hakkında raporu yazana kadar memlekette cinsi sapık dolu. Malını, ırzını milletin yağma ettiler. Mahalle imamı ne iş yapar? Adam dergah kurmuş, kadını kızı sıraya dizmiş. Müftülük bana dokunmayan bin yaşasın, ne iş bu? Ali Kalkancı benim adamım. Dedim ki buna gitmeyin. O Ali Kalkancı'ya hangi siyasetçilerin geldiğini biliyor musun? Şu anda bazıları lider.

'İbadethaneye belediye meclisi değil, devlet karar verir'

- Tekke zaviyelerde dedenin maaşını versin. Elektriğini, suyunu versin. Ama ibadet dediği zaman bunu deme hakkı belediye meclisinin değil, devletin.

'Tesettürün dışına çıkmasına 'caiz' diyemem, bunu yapana 'kafir' de diyemem'

- Kuran'da tesettür emri var. Avret yerleri belli. Bir insan bu tesettüre riayet etmiyorsa kafir değil. Başı da açık olsa, bikini de giyse müslüman. Helal de belli, haram da belli. Benim yorum yapacağım saha değil. Belediye başkanı neye göre değişiyor? Bir başarı varsa, helal dairesinde haramlara tevessül edilmeden her noktada milliyim. Bir başarı elde edilirken günah işleniyorsa fetva olarak meşrudur, caizdir diyemem. Kuran kadının tesettürünü emrediyor. Kadının bu tesettürün dışına çıkması caizdir diyemem ama bunu yapıyorsa kafirdir diyemem.

'Tashihlerimi yaparım, çıktılarını tatilde alırım'

- Takım tutmak milletin enerjisini boşaltıyor. Mileltin biraz dertlerini düşünmesi lazım. Ege'deki adalar ne olacak. Libya, Hafter, mavi vatan ne olacak? Gençlikte hiç böyle şuur yok. Kitap okumak, menkıbeler, evliyaları okuyorum. Dergiler, kitaplar, gelenler gidenler, hiç vakit yok. Tashihlerimi yaparım, tatilde çıktılarımı alırım.

'Genelkurmay Başkanı şeyhine sorarsa ben de diyorum ki o zaman sen memur olma'

- Meclisi Buhari hatmiyle açıyor. Olamaz dediği şu, devlet liyakatla yönetilir, bunlarla yönetilemez, meal budur. Ama bu memlekette bunların yolu yoktur, bunları öldürelim mi diyor. Bir adam bir şeyhe bağlanıyor. Adam Genelkurmay Başkanı veya büyük bürokrat. Adam devletin verdiği görev varken şeyhine sorarsa oradan istihare çıktı bunu yapma derse, ben de diyorum ki o zaman sen memur olma.

'Devlette ehliyet ve liyakatle adama görev verilmelidir'

- Devlette görev alan biri, ehliyet ve liyakat devletin işleyişinde olmalı. Yoksa o şeyh o müride, o mürit o şeyhe sorun çıkar. Devlette ehliyet ve liyakatla adam almalı. Bir rektörlüğün başındaki adam ateisse beni alakadar almaz. Liyakat ve ihtisası varsa o gelsin. Burada dinin kabahatı yok. Burada siyasi anlayış. Şu anda liderler adayları kendileri atıyorlar. Adam aşağıdan gelmedikten sonra yukarıda reyi olmuyor. Halkla ilişkisi yok.

'Bir grup 500 bin kişi toplayabiliyor'

- Devlet pompalılara izin vermiş, herkes alabiliyor. İnternetten sipariş verilebiliyor. Ben buna itiraz ettim. Kaç kişi kadınları öldürdü o silahlarla. Bu ileride özellikle Adıyaman ve Batman muvacehesinde bayağı bir gruplar var. Bir grup 500 bin kişiyi toplayabiliyor. Mevlit, tamam güzel. Öbür tarafta da Selefiler şu anda azdılar, dışarlardan da ithal edilebilir. Öyle bir kaşınma olabilir ki, neticede zaten bir de PKK zemini var. Ateş oradan beklerken buradan çıkar, oraya eklenir. 15 Temmuz gecesi bunlardan korkulmadı mı?

'Ahmet Yesevi Vakfı'nın bizim derneğimizle ilgisi yok'

- Bizim derneğin adıyla başka bir dernek karıştırıldı. Ahmet Yesevi Vakfı'nın kesilmiş, biz Ahmet Yesevi derneğiyiz. Biz şimdiye kadar bir şey almadık ki, kesilsin. Biz belediyede yokuz. Evvelce damadımız atletizm oluyor ya, köprü kapatılıyor, o işi yapıyorlarmış. Ben ne işini bilirim, ihalesi kesilmiş oturup da konuşmuyoruz.

'Benim sohbetimi dinleyen, kadına şiddet uygulamaz'

- Ben kadınlara sohbet çok eskiden ederdim. Şimdi televizyon ve radyolardan dinliyorlar. Bize yakın zamanlarda şiddet gördüklerine dair şikayetler gelmedi. Ama ben hanımı evden atan, babanın evine git diyenlere sayıyorum, sövüyorum. Sohbetlerimde çok içerik olduğu için beni dinleyen adam karısına eziyet yapamaz.

'Cemaatin karar verici heyetinde ben yokum'

- Ben cemaatte karar verici heyette değilim. Ulema ve tefsir heyetindeyim. Basın açıklamalarına kararı ben vermiyorum. Bir meselede bana telefon ediyorlar 'şunu açıkla' diyorlar. Bazı batıl, sapık işler olanlar için 'bunlar bizden değil' diye. Ben kendi adıma bu İsmail Ağa'nın görüşüdür diyemem.

'Sur içinde Vatikanvari bir şeyler oluyor'

- Hasan Kılıç hoca ve Mustafa Bilici hocamız var, ikisinin ismini Mahmut Hocamız vermiştir. Biz de ona bağlı oluruz. İnsanlara sur içinde ev satmayın diyoruz. Satarsanız bilindik müslümana satın diyoruz. Dünya Bankası orayı tamir ediyor. Şimdi orası Nişantaşı'na döndü. Sokağa kızlı erkekli oturmak için şeyler kondu. Patrikhanenin sokakları böyle oldu. Şimdi yoldan geçilmez hale geldi. Bu yapılan operasyonla bunlar zaten tecrid olur diye mücadele var. Adamlar gizli gizli Türklere de aldırıyorlar. Burada şu anda bilmiyorum. İnşallah devletimiz kim alıyor, kim satıyor belki bakıyorlardır. Ekümenik projesine karşı İsmail Ağa cemaatinin orada durması. Abdülhamit döneminde de bu olmuş. Vatikanvari sur içi olması projeleri var. Orada camide iki şehit verdik. Şehit ettikten sonra patrikhaneye sığındığı var. Cemaatin korkutulması, kaçırılması, herkesin evini satması bir hedeftir.

'Dernekten televizyona çıkış olmuyor'

- Televizyon kendi reklamıyla çalışıyor. Dernekten televizyona çıkış yok. Suriye'ye Bayırbucak Türkmenlerine devlet kontrolünde yardım gidiyor, battaniye gidiyor. Fakire ekmek verecekken televizyona vermek haramdır.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız