birgün

20° AÇIK

GÜNCEL 24.07.2017 07:39

Cumhuriyet çalışanları 9 ay sonra hâkim karşısında: Hakikat yargılanamaz!

Cumhuriyet çalışanları 9 ay sonra hâkim karşısında: Hakikat yargılanamaz!

UĞUR ŞAHİN ugursahin@birgun.net @uugurs

“FETÖ, DHKP-C ve PKK propagandası yaptığı” iddiasıyla tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yazar, yönetici ve avukatları 267 günlük tutukluğun ardından bugün ilk kez hâkim karşısına çıkacak. 19 sanıklı dava, Çağlayan’da bulunan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Davanın ilk duruşması, tutuklamalardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından ise tam 3 ay sonra görülecek. 4 gün sürecek davayı, çok sayıda yerli ve yabancı katılımcı takip edecek. Duruşma öncesinde Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) saat 08.30’da Cumhuriyet gazetesi önünden Çağlayan’a yürüyecek. Saat 09.00’da ise bir grup gazeteci tarafından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nin önünde açıklama yapılacak.

Gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, gazetenin Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, gazetenin okur temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara, gazetenin çizeri Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik ve Bülent Utku ve Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu üyesi Avukat M. Kemal Güngör 267 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık 207, muhasebe biriminde çalışanı Yusuf Emre İper ise 109 gündür aynı cezaevinde tutuklu bulunuyor.

156 gün sonra hazırlanan iddianame
Gazete çalışanlarına yönelik iddianame, tutuklamalardan tam 156 gün sonra hazırlandı. İddianameyi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba imzaladı. İddianamede, 1924'te Atatürk'ün talimatıyla kurulan gazetenin son üç yıllık dönemde özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne uzanan süreç ve sonrasında yayın politikası, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu'nda yaşanan değişiklikler ile eşzamanlı olarak 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı ileri sürüldü. Gazeteye FETÖ tarafından el konulduğunun iddia edildiği iddianamede, “Şüpheli Can Dündar'ın gazetenin başına geçmesi ile birlikte gazetenin, amaç ve hedeflerinin dışına çıkarak farklı bir yörüngeye oturduğu belirlenmişti” denildi. İddianamede, “Basın özgürlüğü ve evrensel hukukun sağladığı ağır eleştiri içeren haber ve yorum yapma hakkının çok ötesinde geçmiş, kayıt dışı illegal siyasete zemin hazırlayarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı asimetrik savaş yöntemleriyle hedef tahtası haline getirmek üzere yoğun bir algı operasyonu başlatmıştır” ifadelerine yer verildi.

Onlarca yıl hapis cezası isteniyor
İddianamede, Can Dündar, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” suçundan ayrı ayrı 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianamede, Ahmet Şık'ın “PKK ve DHKP/C Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor. Gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Orhan Erinç ve Önder Çelik'in ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör ile Hikmet Çetinkaya'nın 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Güray Öz ile Turhan Günay için ise “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından 8,5 yıldan 22 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Twitter'daki “jeansbiri” hesabının sahibi Ahmet Kemal Aydoğdu'nun da “Silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak” suçundan 15 yıldan 22,5 yıla; İlhan Tanır'ın ise “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Soruşturma savcısı FETÖ sanığı çıkmıştı
Cumhuriyet gazetesine açılan soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savıcısı Murat İnam’ın FETÖ’ye üye olmaktan’ yargılandığı ortaya çıkmıştı. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ bu durumu ‘talihsizlik’ diye niteleyerek, “Olmaması daha doğrudur. Keşke böyle bir görevlendirme yapılmamış olsaydı daha iyi olurdu, daha da doğru olurdu” demişti.

‘Hâkimler ve savcılar var’ diyebilmek istiyorum
Dava öncesi Cumhuriyet gazetesinin tutuklu Yayın Danışmanı ve IPI (Uluslararası Basın Örgütü) Yönetim Kurulu Üyesi olan Kadri Gürsel’in eşi Nazire Gürsel ile gazetenin avukatlarından Abbas Yalçın BirGün’e konuştu. Nazire Gürsel şunları söyledi: “Ben artık dokuz aylık sürecin sonunda, ‘Türkiye’de hâkimler ve savcılar var’ diyebilmek istiyorum. Bu sadece Cumhuriyet davası ve içeride olan gazeteciler için, tüm Türkiye için önemli. Çünkü bu dokuz aylık bedeli, içeride olan gazeteciler ve aileleri olarak sadece biz ödemedik. Cumhuriyet tutuklamaları sonrasında Türkiye’nin sorunları her alanda katlanarak arttı. Çünkü bu bir sembol dava. Siz sorgusuz sualsiz insanları içeri atan bir ülke olmayı kabul ettiğiniz zaman, her alanda kalitesizleşme beraberinde geliyor. Gazetecilerin içeriye atılmadığı bir ortama ihtiyaç var. Cumhuriyet davasında verilecek kararının, Türkiye’nin kaderini belirleyeceğini düşünüyorum.”

Hukuksuzlukla dolu
Gazetenin avukatlarından Abbas Yalçın ise dosyanın hukuksuzluklarla dolu olduğunun altını çizerek, “Gizlilik ve kısıtlılık kararı adı altında, müvekkillerimizin neyle suçlandıklarını bilme hakkı elinden alındı. Biz avukatların da dosyaya erişme ve adil bir şekilde savunma hakkı elinden alındı. Bu çok sert ve zalimce bir uygulamaydı. Tamamı hukuksuz 9 aylık bir süreç yaşandı. İlk kez hâkim karşısına çıkacaklar, hepimiz hazırız” ifadelerini kullandı.

Tutuklama gözdağıydı
“Cumhuriyet çalışanlarının tutuklanması açık bir gözdağıydı” diyen Yalçın, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bu sadece Cumhuriyet’e verilen bir mesaj değildi; bu, ‘muhalefet ederseniz tutuklanırsınız’ mesajıydı. Müvekkillerimizin herhangi bir terör örgütüne yarım etmeleri söz konusu bile değil. Tamamı 25-30 yıldır gazetecilik yapan, Cumhuriyet’te olan insanlar. Umut ediyoruz bu davayla birlikte adalet ihtiyacımız bir nebze karşılanır.”

***

Jeremy Corbyn ve Ayala’dan dayanışma

İngiltere İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Türkiye’de tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi. Evrensel’e konuşan Corbyn, tutuklu gazeteci Ahmet Şık’ın fotoğrafının yer aldığı “Hakikate özgürlük” tişörtüyle fotoğraf çektirdi. Kendisi de eski bir gazeteci olan Corbyn, Türkiye’de tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılması için dayanışma çalışmaları yapmaya devam edeceğini söyledi.

Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala da, Cumhuriyet davası öncesinde bir açıklama yayımlayarak, tutuklu gazetecilere özgürlük istedi. Ayala, mesajıyla birlikte “Gazetecilere Özgürlük İstiyoruz” yazılı tişörtünü giydiği bir fotoğrafını da paylaştı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol