birgün

25° PARÇALI AZ BULUTLU

EĞİTİM 17.04.2020 07:32

Cumhuriyet’in sabah güneşi

Bugün Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 80’inci yılı. ‘Göl 1938-Bir Eğitmen Kursunun Kuruluş Destanı’ kitabı ile enstitülere ve eğitmen kurslarına dikkat çeken Mehmet Saydur, enstitülerin önemini “Cumhuriyet’imizin sabah güneşi” diye özetliyor

Cumhuriyet’in sabah güneşi

KADİR İNCESU

Eğitim ve aydınlanma tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir Köy Enstitüleri’nin kurulduğu 17 Nisan 1940. Köy Enstitüleri’nin, açık kaldığı süre içerisinde hayatın her alanına yaptığı olumlu etkileri anlatan yüzlerce kitap yazıldı. Köy Enstitüleri 80 yıldır panellerde, söyleşilerde, sempozyumlarda anlatılıyor. Mehmet Saydur, 2020 Yılı Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dili ve Çocuk Edebiyatını Geliştirme Ödülü’ne değer görülen Öğretmen Dünyası Yayınları tarafından yayımlanan ‘Göl 1938 Bir Eğitmen Kursunun Kuruluş Destanı’ adlı kitabı ile ülkemizin en önemli aydınlanma mücadelesine ışık tutuyor. Saydur ile Köy Enstitülerinin kuruluşunun önemli aşamalarından olan eğitmen kursları ve enstitüler üzerine konuştuk.

►5 Nisan 1938’de başlayan Kastamonu Göl Köy Eğitmen Kursu’nun, diğer emsallerinden farkı neydi?

Öğretmen konusunda sıkıntılarını ileten Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a, Mustafa Kemal’in “Askerde okuma yazma öğrenen onbaşı, çavuşlardan yararlanalım” direktifi doğrultusunda ilk açılan Eğitmen Kursu Çifteler, ikinci İzmir Kızılçullu olmuştu. Her ikisi de hazır mekânlarda açılmıştı. Üçüncü grup açılanlardan Göl Köy Eğitmen Kursu, Kızılay’dan sağlanan 100 çadırla eğitime başladı. Çadırlarının önünü süslemek için ormandan fidan getirmekte olan iki adaydan biri, tepeden çadırlara bakarken “Bu da bizim ordugâh!” deyiverdi. O günden sonra mekânın adı “Ordugâh”a çıktı. Dersler, bahçede ağaç altında... Bir yandan sebze yetiştirildi, bir yandan bina yapıldı. Tuğla bulunamadı, kendileri ürettiler. Ormandan ağaç getirdiler; tahta, kalas biçtiler. Bunlar aynı zamanda eğitim amaçlı birer etkinlik olarak veriliyordu. Her şeye sıfırdan başlanarak üretilen, yaratılan pek çok değer…

HER ÇOCUK DEĞERLİYDİ

►Eğitmen kursunun amacı neydi ve kimler katılabiliyordu?cumhuriyet-in-sabah-gunesi-718016-1.

Küçük köylere yakın zamanda öğretmen yetiştirip göndermek olası görünmüyordu. Oysa her çocuk değerliydi. Bu küçük köylerden birer aday alıp altı ay kursta eğittikten sonra ‘eğitmen’ olarak köylerine göndermek hedeflenmişti. Eğitmenler ilkokul 3’üncü sınıfa kadar öğrencileri okutacaklardı. Kurslara okuma yazma bilen, sahibi olduğu toprağını işlemekte olan, askerliğini yapmış köylü gençler başvurabiliyordu. Bazı sınavlardan sonra seçiliyorlardı.

►Göl Köy Eğitmen Kursu, sonraki süreçte açılan eğitmen kurslarını nasıl etkiledi?

Etkileme, dört açıdan ele alınmalıdır. Bir kez çadırla her yerde eğitim yapılabileceğini kanıtladı. İkincisi Cumhurbaşkanı İnönü’ye teftişi bu kurs verdi ve böylece Köy Enstitüsü’ne giden ufuklar açıldı. Üçüncü olarak tuğla üretme gibi yeni buluşlar ortaya çıktı. Dördüncüsü de burada yapılanlar Tonguç’un emriyle kitaplaştı. Anlatılanlar; sonraki tüm kurs, köy öğretmen okulu ve Köy Enstitüleri’ne örnek oluşturdu.

►Bu kurslara karşı olanlar da var mıydı?

Eğitmen kursları ilk başta birer denemeydi. Bu nedenle karşı olanlar olsa da henüz ortaya çıkmamışlardı. Karşı çıkış Köy Enstitüleri de açıldıktan sonra hortladı.

►Köy Enstitüleri'nin eğitime getirdiği farklılıklar, yenilikler nelerdir?

Eğitimimize kattığı çok şey var. İş yöntemi başta geleni. Bu yöntem Türkiye buluşu olarak dünya eğitim tarihine armağan edilmiştir. Kişilik eğitimi, çocukta var olan tüm yeteneklerin geliştirilmesi, demokratik yönetim, her cumhuriyet-in-sabah-gunesi-718015-1.alanda üretim, öğrenciye saygı ve değer verme, enstitünün bulunduğu çevre özelliklerine göre ders koyma ve programını geliştirme yetkisi, bitirenlerin okulla ilişiğinin kesilmemesi ve işbaşında izleme/destekleme, eğitmenler için geliştirilen ve dünyada ilk olan eğitmen/öğretmen kılavuz kitapları. Bunların her birini açarsak bir öğretmen meslek kitabı olur. O büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç Babamızı yaptıklarından, kattıklarından dolayı bir kez daha saygıyla analım.

GÖNLÜMÜZE AKTI

►Enstitülü yazarların edebiyatımıza etkisi üzerine neler söylemek istersiniz?

Toplumcu – gerçekçi yazınımıza değişik bir ivme kazandırdılar. O güne kadarki köyden roman, öykü, şiir çıkardı, çıkmazdı tartışmaları süpürüldü gitti. Öyle romanlar, şiirler, öyküler, anlatılar çıktı ki köyden, gümbür gümbür… Öyle kahramanlar çıktı ki geldi başköşeye oturdu: Irazca, Uluguş Nine, Kara Bayram, Kır Abbas… Başaran ile köylerden doğan şiir ırmakları gönlümüze aktı. Makal Bizim Köy’ü yazdığında yer yerinden oynadı.

►Köy Enstitüleri’nin eğitim tarihimizdeki yeri nedir?

Bırakalım Türk eğitim tarihindeki yerini, dünya eğitim tarihi içinde önemli bir yeri vardır Köy Enstitüleri’nin. İngiliz eğitimci A.S.Neill henüz okulunu kurmakta; Rus eğitimci A.S. Makarenko kitabını yazmamıştır henüz. Üstelik bizde Köy Enstitüleri’nin düşün olarak ortaya atıldığı 14 Temmuz 1914 tarihini değerlendirirsek bunlardan yirmi, yirmi beş yıl daha öne geçeriz. Özet cümleyle Köy Enstitüleri Cumhuriyet’imizin sabah güneşidir.

DENETİM BAŞARILIYSA DEVAM, İNÖNÜ BEĞENMEZSE TAMAMDI

►Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ziyareti neden önemliydi?

İnönü Cumhurbaşkanı olarak ilk gezisinde Kastamonu ve Göl’de denetlemelerde bulunacaktı. Tonguç’a göre denetim başarılı olursa devam, İnönü beğenmezse tamamdı. Tonguç, S.Edip Balkır’ı İstanbul’dan çağırdı. İnönü 8 Aralık 1938’de Kastamonu’ya geldi. Valilikte eğitmen kursu ile ilgili olarak Balkır’dan bilgiler aldı. Beğendiği anlaşılıyordu. İnönü ertesi günü de öğrencisiz kurs alanını gezdi. Bu işin teknik adamıymış gibi ustaca sorular sordu. Teşekkür ederek ayrıldı. Ertesi gün Balkır’ı polis buldu ve valinin halkevine istediğini söyledi. Vali, İnönü’nün tebrik ve takdirlerini iletmek üzere kendisini görevlendirdiğini belirterek sahneye çağırdığı Balkır’ı kutladı. Balkır durumu telgrafla Tonguç’a uçurdu. Sabah postacı uyandırdı Balkır’ı ve bir telgraf uzattı: “Başarılarınızı tebrik. Mesainize teşekkür. Ankara yolu ile dönmeniz rica. Sevgiler. Hakkı Tonguç.” Bakanlığa ulaştığında Tonguç, Balkır coştukça akan gözyaşları içinde onu dinledi ve şöyle dedi: “Bundan sonra içimiz ferah, uykularımız da rahat olacak.” Bu denetimle ufuklar açılmıştı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız