birgün

21° AÇIK

ÇEVRE 09.10.2017 09:34

Değişen ve hiçbir zaman değişmeyenleriyle Küba

Herkesin görebilmek için hayaller kurduğu Küba’nın, değişen tarafları da değişime direnen yönleri de hayrete düşürüyor

Değişen ve hiçbir zaman değişmeyenleriyle Küba

Cüneyt Göksu cuneyt.goksu@gmail.com

Ada’ya beraber geldiğim, ilk defa adayı ziyaret eden dostlarım, Küba Sosyalizmi’nin nasıl işlediğinden, romla yapılan kokteyl çeşitlerini, Küba’yı yıllardır yaşadığımız Türkiye coğrafyasının değerleriyle anlamlandırmaya, kafalarda bir yerlere yerleştirmeye çalışırken, ben Küba’daki değişimleri, 2003’den beri tanışık olduğum sokakları, evleri, insanların ve yaşamlarının nasıl değiştiğini veya yer yer de hiç değişmediğini gözlemeye gayret ettim.

Bazı şeyler değişirken, bazı şeylerin de çelik gibi nasıl kalabildiğini anlamlandırmaya çalıştım.

İstanbul – Moskova – Havana hattından geldik adaya. Yaklaşık 13 saatlik uzun bir Moskova - Havana uçuşundan sonar Jose Marti Uluslararası Havalimanı’na konduk. “İnen Uçaklar” panelindeki sayının her yıl arttığını söyleyebilirim. Demek ki, turizmde işler yolunda gidiyor. Fiyatlar her yıl CUC/avro bazında artıp, Türkiye’den gidenler için pek de ekonomik bir tatil olmaktan uzaklaşsa da, Amerika kıtasından adaya gelen çok. Pasaport kontrolü ve bagajların çıkışı da tamamlandıktan hemen sonra, çıkıştaki döviz gişelerinin önünde buluştuk. Havalimanının içindeki döviz gişeleri dışarı taşınmış, bu da içerideki trafiği oldukça rahatlatmış. Olumlu bir gelişme. Havalimanının dışında taksi için turistleri yönlendiren görevliler, bizim gibi kalabalık gruplar için minibüs-taksi ayarlarlar. Bu konuda da oldukça profesyonel bir hizmet aldık ve Vedado merkezdeki küçük otelimize doğru yola çıktık.
degisen-ve-hicbir-zaman-degismeyenleriyle-kuba-363104-1.
Havana’da, 3-yıldızlı küçük bir otelde kalıyoruz. Eksikleri hiç bitmiyor. Bu defa da suyu kontrollü olarak veriyorlardı.
Sabah otelden çıkıp Malekon boyunca yürürken, sahildeki küçük stadyumda spor yapanlar göze çarpıyor. Boks antremanı yapanlar, koşanlar, duvar tenisi yapanlar, beyzbol oynayanlar... Spor, Küba insanının günlük hayatında var, toplum sağlığı açısından özendiriliyor.

Değişmeyen güzel şeylerin başlarında Meliha Cohiba otelinin karşısındaki Jazz Cafe geliyor. 10 CUC (yaklaşık 10 avro) giriş ücreti olan bu mekânda, Havana’daki iyi jazz grupları ve solistlerini dinleyebilirsiniz, üstelik 10 CUC tutarı kadar yiyecek veya içecek alarak.

Kübalılar özgüvenli insanlar
Değişmeyen bir diğer konu Kübalı kadınların ve erkeklerin kendine olan özgüvenleri. Güzellik olgusu kültüre, coğrafyaya, alışkanlıklar ve yaşam biçimine göre değişiyor galiba. Küba insanının kendine özgü güzellik anlayışı ve özgüveni birleşince, yıllardır değişmeyen hızlı sosyalleşme ve çevrelerine karşı hızlı uyum gösterme davranışlarının hiç değişmeden aynı kaldığını söyleyebilirim. Kadınlar yine beğendikleri bir erkek olduğunda bunu çekinmeden gösteriyorlar. Erkeklerin de özellikle genç olanları kadınlardan bile daha çok bakımlı.

Eski Havana’nın durmak bilmeyen değişimi ve tamiratı da devam ediyor. Restore edilen evlerle, hala tamir edilmeyi bekleyen evler yanyana. Yavaş ama kararlı bir değişim süreci var bu bölgede. UNESCO’nun da desteği ile Malecon bölgesindeki tamirat sonucunda değişen evlerin bir kısmı, otel, restoran, kültür sanat merkezi veya sosyal alanlara çevriliyor.

İnsanlar toplu konutlara yeni taşınıyor. Devrim’den sonra herkes oturduğu yerde kalmaya devam etmiş, ama uzun yıllar bakım görmeyen evlerin yenilenebilmesi için de kaynak olmadığından zor şartlarda yaşanmış.
degisen-ve-hicbir-zaman-degismeyenleriyle-kuba-363105-1.
Hediye almak çok kolay
Havana’nın bir diğer değişmezi, Eski Havana’da bulunan “Almacenes San José”. Burası eskiden antrepo olarak kullanılan kocaman bir alanken, Kübalı sanatçı ve hediyelik eşya üreticilerinin eserlerini satabilmeleri için yeniden düzenlenmiş ve ortaya Havana’nın önemli resim ve hediyelik eşya pazarlarından biri çıkmış. Bence Küba seyahati boyunca hediyelik eşya olarak ne alsam diye düşünmeye gerek yok. Son gün Havana’dan ayrılmadan önce 2-3 saatinizi buraya ayırmak yeterli. Çeşit çeşit mıknatıslar, ahşap işleri, puro aksesuarı, müzik aleti, biblo ve takının yanında, resim, puro ve rom alabileceğiniz, gerektiğinde para bozdurabileceğiniz yerler mevcut. Yalnız unutulmaması gereken çok önemli birşey var, satın alınan resimler için, sanatçı ile beraber giderek kayıt bürosuna resim kayıtlarının yaptırılması gerekiyor.

Yıllar içinde sayıları daha da artan sokak pizzacılarını da her yerde görmek mümkün. Havana’da neredeyse her evin, Kırsalda ise caddeye bakan evlerin verandalarında saçtan yapılmış, iki katlı, derme çatma küçük fırınların içinde, alt sırada közlenmiş kömür, üst sırada ise tek porsiyonluk pişen peynirli pizzalar, Küba’nın en güzel atıştırmalık öğle yemekleri, üstelik sadece 0,5 CUC.

Trinidad’daki Ancon Plajı da değişmeyenler arasında. Bence burası Küba’nın en özel yerlerinden biri. Öncelikle Varadero gibi turistlerin yoğun olduğu bir kumsal değil, çok tesis yok, upuzun plajda herkese yer var. Herkesin özgürce dinlendiği, eğlendiği ama kimsenin kimseyi rahatsız etmediği Ancon’da kumsalın hemen yanındaki küçük işletmelerden içecek almak, bir şeyler yemek mümkün. Fakat deniz’e serinlemek için değil, ıslanmak için girilebilir ancak, o kadar da sıcak!

Neşeli insanlar, temiz, sağlıklı, pırıl pırıl giyinmiş okul çocukları, çalışan veya dilenen hiçbir çocuğun olmaması, “Bir Dolar” isteyen ya da “Amigo Taxi” diyerek el sallayan insanların sayısının kırsala doğru gittikçe azalıyor olması da yine Küba’nın değişmeyenlerinden.
degisen-ve-hicbir-zaman-degismeyenleriyle-kuba-363106-1.
Irma kasırgasıyla geçen birkaç gün
Güzel başlayan, heyecanlı devam eden gezinin sonunda bizi bir süpriz bekliyordu; Irma Kasırgası!
Küba’ya vardığımızdan beri güneyden kuzeye bizi takip eden bu kasırganın, Havana’ya ulaştığımızda Havana’ya ulaşması kesinleşmiş, Jose Marti Havalimanı’nın kapanmasına sebep olmuştu. Diğer Havayolları gibi Rus havayolları da 3 günlük uçuşlarını iptal edince en az 3 gece daha Havana’da kalacağımız kesinleşti ve B planına geçtik; önce denizden uzakta bir eve taşındık ki denizden gelecek su baskını bir tehdit oluşturmasın. Arkasında, Irma’nın Havana’ya cumartesi gecesi ulaşacağı bilgisi gelince de 2-3 günlük gıda alışverişi için marketlere gittik. Kübalılar fırtına koşullarına alışkın olduklarından, daha sakin ve dikkatlice hazırlıklarını yapıyorlardı.

Fırtına gecesi en zoruydu! 150-200 km/saat ile denizden esen rüzgâr yüzünden evin denizin ters tarafında kalan avlusunda toplanıp, mum ışığında, az uykulu bir gece geçti. Eski koloniyel taş binalardan olan, oldukça sağlam ve bakımlı evimizin bahçesine bakarken, ev sahibi sürekli kesinlikle dışarı çıkmamamız gerektiğini hatırlatıyordu. Yağmur yoktu ama sert rüzgâr, denizin yükselmesiyle de, sahilden itibaren 2-3 bloğu sular altında bırakmıştı.

Pazartesi sabahı ilk işimiz Havana’daki Rus havayolları ofisine gidip biletleri değiştirmek oldu ve uzun uğraşlardan sonra alabildiğimiz bilet Perşembe uçağı idi. Pek de iyi olmayan bu durum dönüşte uğradığımız Türkiye Büyükelçiliği’nde yaşadıklarımızla biraz da zor duruma soktu bizi. Elçilik de, Irma’dan nasibini almış, temizlikle uğraşıyordu, elektrik jeneratör ile sağlanıyordu. Telefonlarımızı doldurduk, birer bardak çay/su içtik. Evde içme suyunun azaldığını, bize biraz su ve yiyecek takviyesi yapabilirler mi diye sorduğumuzda olumsuz yanıt aldık.

Yol boyu Havana’daki tahribata şahit olduk. Deniz, kıyıdan 2-3 blok içeri gelmiş, bazı evlerin ikinci katlarına kadar ulaşmıştı. Kurtarma ekipleri çalışıyor, polis ve asker binalarda güvenliği sağlıyordu. Genel bir panik havası olmamakla birlikte, sakin bir şekilde insanlar temizlik yaparak normal hayata dönme gayreti içindeydi. Olağanüstü koşullar içinde, fırsatçılık yapanları da gördük, otostop yaparken bizi arabasına alıp istediğimiz yere bırakanları da.

Küba, özlediğimiz ve özendiğimiz “başka bir dünyanın ve insanın var olabileceği” mücadelesine, hayatta kalma direncine saygıyla, sevgiyle destek verdiğimiz bir ülke. Birçok gidenin, “biz başaramadık ama onlar inatla ve inançla direniyorlar, başarsınlar” dediği, kafa yorduğu bir ülke. Küba’yı ve mücadelesini anlamak kolay değil. Küba’daki yaşamı sosyalizme, sosyalizmi de Küba’yla özdeşleştirmek bence doğru değil. Kendi koşullarımız içinde onları anlamamız zor.
Değişerek, değişmemesi gerekenlerin koruma mücadelesini veren Küba’ya bin selam olsun!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız