birgün

8° PARÇALI BULUTLU

YAŞAM 02.02.2020 07:21

Deprem psikolojik yıkım da yaratacak

Türkiye’nin öncelikli gündemlerinden olan deprem tüm yurdu tedirgin ediyor. Psikiyatri Uzmanı Tamer Aker, depremin halk sağlığını bozduğunu vurgulayarak yaratacak psikolojik yıkım hakkında önemli bilgiler verdi

Deprem psikolojik yıkım da yaratacak

Rıfat Kırcı

Ülkede art arda meydana gelen depremler nedeniyle toplum tedirgin. Elazığ’da yaşanan 6,8’lik sarsıntının ardından yaşanan can kayıpları depreme ne kadar hazırlıksız olunduğunun ispatı niteliğinde. Özellikle 16 milyon yurttaşın yaşadığı İstanbul, yakın bir tarihte 7 şiddetinin üzerinde olacağı tahmin edilen bir deprem bekliyor. On binlerce binanın yıkılacağı öngörülüyor. Depreme karşı hazırlıksız olunduğu düşüncesi de henüz deprem yaşanmadan yurttaşı strese sokuyor. İnsanlar deprem stresini sosyal medya hesaplarında ifade ediyor. Kimisi uykusundan deprem olduğunu sanarak uyanıyor kimisi ani seslerde ya da herhangi bir nedenle oluşan ufak titreşimlerle beklenen yıkımın geldiğini sanıyor.

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Tamer Aker ile depremin yarattığı ve yaratacağı psikolojik yıkımı, bunun toplumsal yaşama üretime nasıl etki edeceğini konuştuk.

deprem-psikolojik-yikim-da-yaratacak-682885-1.Travmaları olan bir toplumuz

Prof. Dr. Aker, 17 Ağustos Depremi’ni de görmüş bir toplum olarak travmalarımız olduğunu ve depreme psikolojik olarak hazırlıksız olduğumuzu belirtti. Deprem fikrinin insanda bir güvensizlik yarattığına da değinen Prof. Dr. Aker şu ifadeleri kullandı: “En temel güvendiğimiz noktalar, ev, toprak sarsılıyor, toprak yarılıyor. Dolayısıyla tam bir güvensizlik yaratır deprem. Ayrıca deprem sonrası oluşan artçı sarsıntılar da düzenli aralıklarla değil belirsiz aralıklarla geldiği için o güvensizlik duygusunu daha da perçinler. Deprem korku, dehşet, çaresizlik de yaratan bir durum. Böyle bir durumda kalan insanlarda da bu tür haberler, olumsuzluklar, tehlikeye yönelik algılar, depreme ilişkin haberler depreme ilişkin dikkatleri daha fazla çeker ve bu duyguları perçinler. Depremden çok korkuyorsak hayatımızı ona göre biçimlendirmeye başlarız. Oturduğu kalktığı yeri, her şeyi ona göre düzenlemeye başlar insan. Sürekli tetiktedir, bıçak sırtındadır. Bu da tabi ki korkuları artırır.”

Ülke hazır olmalı

Deprem coğrafyasında yaşayan her insanda stres tepkileri görülebildiğini ancak depreme hazırlıklı toplumlarda bunun daha az olduğuna değinen Prof. Dr. Aker şöyle konuştu: “Herhangi bir afete karşı hazırlıklı toplumların ruh sağlığı sorunları hazırlıksız yakalanan toplumlara göre daha az. Ancak hazırlığı da sadece bireysel değil toplumsal yaşama ilişkin çok daha geniş düşünmek gerekiyor. Deprem sırasında ve sonrasında ne yapılacağı, psikososyal alanda çalışan bir uzmanın öncesinde ve sonrasında ne yapacağını, insanlara nasıl destek olacağını bilmeli.”

Halk sağlığını da bozuyor

Aker, 17 Ağustos depreminin yarattığı travmanın yıllarca devam ettiğini belirtti: “17 Ağustos sonrası ilk yıllarda önemli oranda psikopatolojiler neredeyse yüzde 40’lara vardı. Depremi ağır ve yıkıcı yaşayan toplumlarda 3-5 yıl sonra bile depremin ortaya çıkardığı ruhsal sorunları bir halk sağlığı sorunları olarak kabul etmemiz gerekiyor.”

***

Üretim de etkilenir

Depremlerin ruhsal etkilerinin pek çok yansıması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aker “İnsanlar arası ilişkileri etkiler, kırgınlıklar, kırıklıklar, kopmalar ortaya çıkabilir. Üretim açısından ise dikkat eksikliği iş kazaları açığa çıkabilir. Keyifsiz, motivasyonsuz hissedilebilir. Korku çalışma motivasyonunu azaltabilir, dikkati dağıtabilir. O yüzden her alanda olumsuz etkileri görmek mümkün” dedi.

Aker, deprem stresiyle baş etme yollarını ise şu şekilde aktardı: “Bu stresle baş edebilmek için günlük hayat akışına devam etmek gerekiyor. Hayatın kontrolünün kendi ellerimizde olduğu anlayışının az çok geri kazanılması için günlük rutinler devam etmeli. Birbirimizle olabildiğince konuşabilmeliyiz; dertlerimizi, kaygılarımızı anlatabilmeliyiz, duyguları paylaşarak azaltabilmeliyiz. Birbirimize mutlaka model olmalıyız, baş edebilenlerin baş edebilenlere destek olması, elinden tutması gibi. Sosyal destek almaktan kaçınmayalım ve öyle sorunlarımız varsa uzman desteği almak konusunda da çekinmeyelim.”

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız