Dijital psikopolitaka çağında özgürlük

11.10.2019 09:58 BİRGÜN KİTAP
Güney Koreli yazar, kültür kuramcısı ve filozof Byung-Chul Han ‘Psikopolitika Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri’ kitabında içinde bulunduğumuz dijital dünyada ‘disiplin toplumu’ ve ‘biyopolitika’ gibi kavramların nasıl dönüştüğünü ele alıyor

İLKE KAMAR

Geride bıraktığımız otuz yılda bilgisayar alanında yaşanan ve 'sayısal devrim' olarak nitelendirilen teknolojik gelişmeler, toplumsal iletişimde yeni bir ‘özne’ olarak interneti gündeme getirdi. Çok geçmeden yaygınlaşan internet, kısa sürede akademik, entelektüel ve popüler ilgiyi üzerine çekti. Bu tartışmalar içinde interneti modern toplumların karşı karşıya kaldığı siyasal, toplumsal ve ekonomik her türlü soruna bir çare olarak konumlandıran liberal/neoliberal yaklaşımların bugün de ağırlıkta olduğu gözlemleniyor.

Eleştirel düşünce ise bu sorunları, daha da derinleştirdiğine vurgu yapıyor. Birbirine karşıt bu iki yaklaşıma dayanan tartışmalar iletişim teknolojilerinde özellikle de kitle iletişimi ile ilgili olarak ortaya çıkan her yenilikle birlikte canlanarak devam ediyor. Radyoda, televizyonda ve sinemada da bu tartışmalar fazlasıyla yapıldı.

Günümüzde liberal kuramı benimsemiş akademik çalışmalar ticarileşme kontrol altına alınırsa internet teknolojisinin insanlar arası iletişimde aracıları ortadan kaldırarak iletişimi özgürleştireceğini, bilgiye erişimi kolaylaştıracağını ve nihayetinde demokratik kültürü ve bireyin gelişimine katkı sağlayacağını varsaymakta. Bu yüzden de internet onlar için adeta yeni yüzyılın kurtarıcısı! Bu fazlasıyla iyimser yaklaşıma karşı çok geçmeden güçlü sesler yükselmeye başladı. Kısa bir geçmişi olmasına rağmen dijital dünyanın getirdiği ‘ağa bağlanmanın’ egemen güçleri, siyasal, toplumsal ve ekonomik alanda daha da hâkim’ pozisyona getirdiğini gösteren birçok çalışma yapıldı. İşte onlardan biri de Byung-Chul Han tarafından yazıldı!

DİJİTAL DEREBEYLER BOŞ ROLDE

Güney Koreli yazar, kültür kuramcısı ve filozof Byung-Chul Han 'Psikopolitika Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri' kitabında içinde bulunduğumuz dijital dünyada 'disiplin toplumu' ve 'biyopolitika' gibi kavramların nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Bedeni esas alarak uygulanan politikaların insanı nasıl şekillendirdiği üzerine de durarak disiplin altına alınmış toplumu örnekler üzerinden değerlendiriyor. ‘Dijital Psikopolitika ’olarak adlandırdığı yeni dönemde kendini özgür hisseden ama köle olmaktan kurtulamayan insanı çalışmasının merkezine konumlandırıyor. Ona göre bu yeni sistem ‘şeffaflığın diktatörlüğünden’ başka bir şey değil. Peki nasıl oluyor da kendimizi bu kadar özgür hissettiğimiz bir ortamda köle olmamız kaçınılmaz oluyor? Byung-Chul Han tartışmaya önce özgürlük kavramını anlamaya-anlatmaya çalışarak başlıyor. Han’a göre özgürlük zorlamanın zıttıdır ve zorlamalardan arınmış olması gerekir. Ama günümüzde özgürlüğün kendisi dayatmada bulunmaktadır. Çünkü neoliberalizm, özgürlüğü sömürmeye yarayan sistemdir ve böylece bu yolla kazancını en üst seviyeye çıkarır. Tüm bu sürecin en kötü tarafı ise karşıdaki düşmanın silikliği, yokluğu! Han’a göre, bir sistem özgürlüğe saldırıyorsa karşı koymak gerekir. Ama şimdiki sistemin ‘sinsiliği’ özgürlüğe saldırmayıp onu araç haline getirmesinde. İşte bu araçsallaştırma sürecinde ise dijital ağlar ve dijital derebeyler başrolde!

Byung-Chul Han, dijital ortamın sunduğu ‘özgür dünyayı’ başlı başına bir yanılsama ve ‘gönüllü kölelik’ olarak görüyor. Örneğin sosyal medyanın ifade özgürlüğünü genişlettiği konusu! Yazara göre asıl gerçek hiç de öyle değil. Dünyadaki büyük güçler sosyal medyayı halkı izlemek, eğilimlerini takip etmek ve yönlendirmek için kullanıyor: “Bugün her tıklamamız, arama amacıyla girdiğimiz her kavram kayda geçirilir. İnternetteki her adımımız gözlenir ve kaydedilir. Hayatımız tümüyle dijital ağa yansır. Dijital genel görünümümüz kişiliğimiz, ruhumuz hakkında son derece doğru bir iz bırakır, belki de olduğumuzu sandığımız kendimizden daha doğru ya da daha eksik bir iz.”

Bu noktada, Han’ın en çok üzerinde durduğu konu ise ‘gönüllülük’ meselesi. İnsanların özel hayatlarını göstermek için neredeyse pornografik bir arzuya itildiklerini söyleyen Han, sosyal medya aracılığıyla her şeyi gözler önüne serdiğimizi ve bunların hepsini özgür bir hisle 'gönüllü olarak' yaptığımızı, sırlarımızı ifşa ettiğimizi söylüyor. “Neoliberal rejimin iktidar tekniği incelikli, kaygan, akıllı bir biçime bürünmüş olup hiçbir şekilde görünür değildir. Bu rejimde tabii durumdaki özne tabiiyetinin farkında bile değildir. Egemenlik ilişkileri tümüyle görüş alanının dışındadır. Bu yüzden de kendini özgür sanır.”
Han, böyle bir ortamı ise ancak akıllı iktidarlar yaratır der! Çünkü akıllı iktidarlar, güç kullanarak insanlara emir ve yasaklar getirmek yerine bağımlılık yaratmayı amaçlar. Akıllı iktidar ruhu zorlama ve yasaklardan kurtarırmış gibi davranır. Özgür seçim alanı sunarak aslında özgürlüğümüzü elimizden alır bilinçli ve bilinçdışı hükmederek: “Bizi teşvik eden ve ayartan özgürlükçü, dost çehreli iktidar, talimat ve emir veren iktidardan daha etkilidir. Mührü 'Like Beğendim' simgesidir ona göre. Neoliberalizm 'beğendim' kapitalizmidir. “

GÜNÜMÜZ İLETİŞİMİ BİR SÖMÜRÜ!

Kitabın en önemli bölümlerinden biri de Han’ın Big Data üzerinden giden değerlendirmeleri. Ama oraya gelmeden önce bugünün iletişiminin bir sömürüden farksız olduğunun defalarca altını çiziyor. Büyük dijital iletişim şirketlerinin bize sunduğu alanlar üzerinden birbirimizle iletişim kurduğumuzu ve kendimizi özgür hissettiğimizi belirten yazar günün sonunda ise iletişim şirketlerinin bu alandan para kazandığına dikkat çekiyor. Dahası gizli servislerin ise bu iletişimİ kontrol ettiğine! Burada gerçek özgürlüğümüz için ise en büyük tehlikenin Big Data! Han, Big Data sadece bilgileri görüntülemek değil özellikle insan davranışlarını kontrol etmek için kullanıldığından hareketle aslında özgür olarak verdiğimiz kararların tamamının manipüle edilmiş olduğunu, yani Big Data nedeniyle özgür irademizin tehlike altında olduğunu anlatıyor: “Bugün dijital psikopolitika çağına doğru gidiyoruz. Bu siyaset, pasif gözetlemeden, aktif yönlendirmeye doğru ilerliyor. Bu da bize özgürlüğün yeni bir krizine itiyor. Artık bizzat özgür iradedir bundan etkilenen. Big Data, toplumsal iletişimin dinamiklerine ilişkin kapsamlı bilgi edinmeye olanak sağlayan çok etkili bir psikolojiktik bir araçtır. Bu bilgi insan ruhuna nüfus etme ve onu düşünce öncesi düzeyde etkilemeyi mümkün kılan bir iktidar bilgisidir.”

BUDALAYI OYNAMAK

Byung-Chul Han göre günümüzde insan duyguları, heyecanı tepkileri kontrol altında tutulsa da bundan habersiz bir şekilde kendini özgür hissederek yaşamaya devam ediyor. İnsan sermayeye dönüşmüş bir durumda ve anlamdan yoksun hem efendi hem de köle pozisyonunda. Peki yazara göre psikopolitikaya direnebilir miyiz? Han, iletişim ve uyum baskısı karşısında ‘budalalığın’ bir özgürlük pratiğini temsil edebileceğini söylüyor. Çünkü budala olanlar bağlantısız, ağ dışı enformasyonsuz olandır. 'Psikopolitika ‘Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri' birçok açıdan yeni soruları beraberinde getirmekle birlikte kısa zamanda karşıt görüşlerini de oluşturacak bir metin.