birgün

3° PARÇALI AZ BULUTLU

EĞİTİM 05.12.2021 09:14

Din eğitimi çocuklara uygun değil

Milli Eğitim Şûrası'nda 4-6 yaş çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesinin kabul edilmesine tepkiler sürüyor. Temur, “Kaygı bozukluğuna yol açar” derken Gezici, “Yeni rejimde eğitim tamamen ideolojik bir araç haline getirildi” diyor.

Din eğitimi çocuklara uygun değil

Yaren ÇOLAK

Eğitim sistemi için tavsiye kararları almak üzere 7 yıl aradan sonra toplanan 20’nci Milli Eğitim Şûrası'nda alınan 128 tavsiye kararından biri okulöncesi eğitimdeki çocuklara din eğitimi verilmesi oldu. Şûra’da oy çokluğuyla 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kabul edildi. 5 yaş okullaşma oranının yüzde 100’e ulaşması için okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması önerisi ise kabul edilmedi. Eğitim Bir Sen'den 2 genel başkan yardımcısı ile genel sekreterin, Şûra Başkanlık Divanı'na yazılı olarak sunduğu "Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır" önerisine ilişkin uzmanların tepkisi ise sürüyor.


ÇOCUKLARDA KAYGI BOZUKLUĞU YAŞATIR

Çocuk Psikoloğu Belgin Temur, din eğitiminin erken dönemde okullarda verilmesi çocuklar için doğru ve uygun olmadığını belirtti. Temur, “Dinde bahsedilen temalar, 4-6 yaş arası çocukların anlayabilecekleri, değerlendirebilecekleri bir dönem değil. Çocuklar orada sadece dinin cezalandırıcı zarar veren yönünü öğreniyor. Zaten yaşın doğal korkuları var. Üstüne bir de dinin yasakları ve sonunda cezalandırma vurgusu çocuklar için korkutucu oluyor” ifadelerini kullandı.
Okulöncesi dönemde verilen bu eğitimin çocuklarda ciddi kaygı bozukluklarına yol açabileceğinin altını çizen Temur, “Çok yüce bir güçten bahsediliyor. Zaten tam güçlülük dediğimiz bir dönemden geçen çocuklar için durum daha da zor oluyor. Bu yaştaki çocuklar olup biten şeylerden kendisini sorumlu hissediyor. Bizler onlara hata da yapabilirsini öğretmeye çalışırken din de affedilme yok. Hatalar ve cezalar önemli” ifadelerini kulandı.

Din eğitiminin okulda verilmemesi gerektiğini kaydeden Temur sözlerini şöyle sürdürdü: “Din eğitimi aile içinde verilmeli. Okulda öğretilecek bir şey değil. Ahlak ve etik bambaşka tabii. O da 8-9 yaşından itibaren düşünülebilir. Onun dışında da doğrular yanlışlar, iyi insan olmak, doğaya, çevreye duyarlı olmak öğretilir. Ve bunları bir şeye borçlu olduğu için değil de insan olduğu için yapması öğretilir. Allah korkusu diye bir şey var. Oysa korkudan önce sevmeyi öğrenmeli. Bunu öğrenmenin yolu da aile.”

‘Çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak’ ifadesini değerlendiren Temur, “Çocuğun gelişim düzeyi dendiğinde pedagojik mantık var. Gelişim düzeyinin bizim eğitim sistemimizde saptanması mümkün değil. Okulöncesi dönemde hiçbir çocuk uygun gelişim düzeyinde değil. Diyelim ki bir kısmı öyle nasıl ayıracaklar bunu?” diye konuştu.

Şûra’da demokratik katılım sağlanmadığının altını çizen Eğitim Sen Bolu Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici ise “Öncelikle şûranın toplanması açısından yeterli takvim çalışmadı oldubittiye getirilen bir şûra oldu. Eğitim bileşenlerinin fikren ve fiilen katılımın sağlanamadığı meşru olmayan bir şûraydı” dedi.

Gezici, “Bununla birlikte 20 yıllık AKP iktidarının pratikleriyle birlikte eğitimde eşitsizliklerin derinleştiği, güvencesizliğin temel çalışma rejimi haline geldiğini yaşayıp gördük. Gericiliğin, piyasacılığın kıskacında eğitim artık hak olmaktan çıkarak nitelikli, bilimsel, laik eğitim satın alınan bir metaya dönüştü. En çok bakanın değiştiği alan da maalesef MEB oldu. Tüm toplumun ekonomiden hemen sonra en çok sorun olarak gördüğü alan eğitim olmaya devam ediyor. Tüm bu tablonun sorumlusu iktidarın artık bir şûra toplama meşruiyeti de kalmadı. Bu şûradan eğitim emekçileri ve öğrencilerin nitelikli eğitim hakkından yana bir karar alınmasını beklemek ve şaşırmak açıkçası 20 yıllık AKP iktidarının ekonomi politiğini anlamamak demektir” diye konuştu.

AMAÇ İDEOLOJİK VE POLİTİK

Okulöncesi eğitimde dinselleşmenin yeni olmadığını vurgulayan Gezici, “Okulöncesinde din eğitimi uzunca yıllardır il müftülüğü ve il milli eğitim müdürlüğünün ortaklaşa yaptığı "değerler eğitimi "adı altında protokoller maharetiyle yapılıyordu. 30 saatlik okulöncesi ders programı bu protokollerle 24 saate indirilmiş ve 4-6 yaş arası çocuklarımıza fiilen haftada 6 saatlik din eğitimi yapılmaktaydı. Bu resmiyete kavuşturuldu. Bunu pedagojik olarak kabul etmemiz mümkün değil. Ancak, iktidar da zaten bunu pedagojik bir dayanakla, çocuğunun üstün yararından yana olarak değil ideolojik ve politik bir araç olarak dayatıyor. Yeni rejimin inşasında eğitim tamamen ideolojik politik bir araç haline getirildi” ifadelerini kullandı.

Gezici sözlerini şöyle noktaladı: “Eğitim Bir Sen mart ayında okulöncesinde din eğitimi adlı rapor hazırlamıştı, Diyanet’in kesintisiz gündemiydi. Bunu toplumsal bir talepmiş gibi Şûra’nın gündemine getirdiler. Daha önce 4+4+4 uygulamasında pratikten bu kararın şûranın örtük bile değil açık gündemi olduğunu ifade edebilirim. Burada önemli bir nokta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4-6 yaş Kuran kursu eğitiminin zorunlu eğitim kapsamında değerlendirilmesi talebi. Laik eğitim, eğitim birliğinin ortadan kalkmasında yeni ve tehlikeli bir aşama olarak değerlendirmeli.”