birgün

5° AÇIK

Duvarlarımız yok

Oyuncu Şevket Çoruh, tüm zorluklara rağmen tiyatrosu Baba Sahne’yi ayakta tutmaya devam ediyor. Çoruh, “Ortak dertlerimiz var. Biz ortak sorunlarımızı seyirciyle aramıza duvar örmeden paylaşıyoruz” diyor.

KÜLTÜR SANAT 08.12.2022 06:30
Duvarlarımız yok Şevket Çoruh, Baba Sahne’de BirGün TV’nin sorularını yanıtladı. (Fotoğraf: BirGün)
Abone Ol google-news

Sercan MERİÇ

Bugüne kadar sayısız filmde yer alan, televizyon dizilerinde iz bırakan rolleri canlandıran, tiyatroya olan sevgisini Baba Sahne ile taçlandıran Şevket Çoruh, birçok yapımla yeniden izleyicilerin karşısında… Beyaz perdede izleyicilerle buluşan Çakallarla Dans 6’da, Netflix’te yayımlanan Sıcak Kafa’da yer alıyor usta oyuncu. Öte yandan Baba Sahne’de de Bir Baba Hamlet ve Taxim oyunları ile izleyicilerin karşısına çıkıyor. Hem yeni filmi ve dizisini konuşmak hem de tiyatro çalışmalarının nasıl gittiğini öğrenmek için BirGün TV olarak Çoruh’un kapısını çaldık. Ortaya sözünü sakınmayan, memleket dertlerini dillendirmekten kaçınmayan bir Şevket Çoruh söyleşisi çıktı…

Çakallarla Dans 6, Sıcak Kafa ve devam eden tiyatro oyunları… Nasıl geçiyor bu dönem?

İyiyiz. Biraz yorucu bir hafta oldu gerçekten. Daha önce de böyle yoğunluk olmuştu tabii ama bu biraz ekstra oldu. Turnelerimiz devam ediyor.

Baba Sahne’yi büyük emeklerle kurdunuz ve pandemi sürecinde 19 ay kapalı kaldı. Yeniden izleyicilerle buluştunuz. Tiyatro nasıl gidiyor?

Zaten Türkiye’de meşakkatli bir iş tiyatro yapmak. Aslında sanatla uğraşmak biraz meşakkatli. Biz de bunun acısını çok çektik. 19 ay kapatıldı tiyatrolar. Bu 19 ay boyunca birçok tiyatro ömrünü devam ettiremedi ve kapandı. Birçok arkadaşımız yaptıkları işi bırakıp memleketlerine döndü. Zor bir süreçti. Birçok sektör bunun ıstırabını çekti ama sanat ekstra çekti diyebilirim. "Bu süreçte ne yapabiliriz?" diye sorular sorduk. Tabii ki o soruların cevaplarını alamadık. Dünyada çok güzel örnekleri olmasına rağmen, işte Almanya Başbakanı Merkel “7 milyar avro parayı sanatçılarımıza ayırdık" derken, başka ülkelerdeki sanatçılar birçok destek görürken bizim ülkemizde böyle bir şeyin olamayacağını gördük. Pandemi olmadan da zaten yalnızdık biz. Kendi haline bırakılmış, desteklenmeyen bir halimiz vardı. En azından seyircimiz vardı. Seyircimiz de elimizden gidince ne kadar yalnız kaldığımızı öğrendik. Birçok talep de karşılanmadı. Buna rağmen pandemi sonrasında perdelerimizi açtık. Seyirciyle hiç olmazsa arayı kapatmaya çalışıyoruz.

Çakallara Dans serisi ile ilgili “Şevket Çoruh’un oynadığı bütün yapımlar çok uzun sürüyor” şeklinde bir yorum var...

Benden dolayı olduğunu düşünmüyorum, yani şans diyebilirim ama öyle oldu. 6’ncı filmi çektik. Arka Sokaklar da 16 yıl sürdü. Bir Baba Hamlet 400’üncü oyunu oynayacak. Yaptığımız işe verdiğimiz emeğin karşılığı oluyor diyeyim. 12 sene önce Çakallarla Dans için bir araya geldik. Murat Şeker böyle bir film yapalım dedi. Arkadaştık zaten. Ne kadar daha devam eder diye düşünüyorum. Geçen cuma vizyona girdi. Şu anda çok parlak gitmeyen sinema sektöründe bir kıvılcım yarattığını düşünüyorum. İyi bir başlangıç. Dijital platformlar varken sinemalara çıkmak bence çok önemli. Sinema severlerin de desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü birçok film ya birçok seri bundan vazgeçti. Bu da sinemacıları üzdü açıkçası. Biz doğru karar verdiğimizi, sinemada başlayan bir hikâyenin sinemada bitmesi gerektiğini düşündük. Murat Şeker de sağ olsun bu konuda doğru karar verdi.

Yakın zamanda Netflix’te yayımlanan Sıcak Kafa’da Anton Kadir Tarakçı karakterini canlandırıyorsunuz. O da bir polis…

Evet, o da polis. Salgınla Mücadele Kurumu (SMK) bünyesinde çalışan bir ajan, amir.

ACAYİP BİR MEMLEKETİZ

Geçen gün bir makalede popüler kültür alanında distopik yapımların sayısının bir hayli arttığına, artık dünyanın geleceğine dair karamsar yapımların revaçta olduğuna dair bir tespit okudum. Öte yandan Çakallarla Dans gibi şenlikli, dostluğu odağına alan yapımlar da var elbette… Bu distopik bakış açısının revaçta olduğuna siz katılır mısınız?

Aslında Çakallarla Dans’ta da bir umutsuzluk vardır. Ana komedisinde hayatlarını daha iyi yaşamaya çalışan dört tane arkadaşın hikâyesi var. Kolay yoldan para kazanıp hayatlarını daha iyi sürdürmek istiyorlar ama bu hiçbir zaman olmuyor. İlk filmde tekel bayii olan, son filmde o tekel bayiinin kuryesi haline geliyor. Aslında Fikirtepe bağrı diye başlayan hikâye… Şimdi kentsel dönüşüm sürecinde koca bir mahallenin başka bir şeye dönüşmesi gibi Çakallarla Dans da değişti. Türkiye’de bu çakallığı çok yapamayacaklarını anlayıp uluslararası çakallık peşine girdiler. Yine başarısız bir hikâye oluyor ama tabii ki mutlu sonla biten bir komedi hikâyesi. Tam tersi de Sıcak Kafa. Bambaşka bir dünya. Distopik de denilebilir. Türkiye’de neye distopik diyeceğimizi de çok şaşırdık çünkü. Sıcak Kafa’nın anlattığı meselede karar da veremiyorsun; bu distopik bir hikâye mi, yoksa yaşadığımız sürecin içi mi? Büyük bir salgını atlattıktan sonra bu tip bir hikâyenin içinde olmak da bizi çok etkilemişti. Neyin distopik, neyin olmadığı konusu Türkiye’de çok tartışılır bence. Çünkü çok acayip bir memleketiz.

Geleceğe dair sizde ağır basan unsur hangisi? Karanlık mı, umut mu?

Tabii ki umut tarafında. Böyle bir tiyatro varsa umudun tarafındayız.

Bir Baba Hamlet de izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Memlekette yaşadığımız birçok derdi güldürü yoluyla anlatan bir oyunun bu kadar teveccüh görmesi etkileyici…

Baba Sahne’nin hemen hemen tüm oyunlarında aynı bakış açısı var. Ortak dertlerimiz, ortak sorunlarımız var. Biz ortak sorunlarımızı seyirciyle aramıza duvar örmeden paylaşıyoruz. Çünkü biz de aynı koşullarda yaşıyoruz. Onlar için de ekmek fiyatı aynı bizim için de... Bir Baba Hamlet gibi daha interaktif bir oyun bile olsa o bağı çok sağlam korumalıyız. Ortak dertlerimizi çözmek için yapıyoruz aslında bu işi. O yüzden seçtiğimiz oyunların hepsinde aynı duygu var. Orada da aslında problemlerin tarihsel bir mesele olduğunu, sömürü düzeninin yıllardır devam ettiğini, çok şeyin değişmediğini gösteren bir tarafı var. Geçen Taxim oyununu oynuyorduk. Birinci perdenin sonuna doğru seyircide bir panik oldu. İstiklal Caddesi’ndeki patlama yaşanmış. Taxim oyununun içinde de bir bomba telaşı var. Demin dediğim gibi şimdi hangisi distopik? O yüzden biz tiyatro yaparken gerçekten günümüze tanıklık eden eserleri tercih ediyoruz.

İNATLA ÇALIŞACAĞIZ

Bundan sonrası için yeni dizi, film projesi var mı masada?

İnatla çalışmaya devam edeceğiz. Yaşamamız için üretmemiz gerekiyor. Yine elektrik faturalarını düşünerek, vergileri düşünerek, “aman bilet fiyatına zam yapmayalım kimseyi sanattan mahrum bırakmayalım” diyerek çalışacağız.

Bu endişeyi kamu kurumları da paylaşsa keşke…

Hâlâ bir tiyatro biletinden KDV alan bir vergi anlayışı, kamusal alan yaratıp insanlara ulaşmaya çalışan bir tiyatroya verilmeyen destekler gibi sorunlar var… Ama biz işimizi yapalım, seyirciyle buluşalım, bizim için en önemli, en keyif, en heyecan verici tarafı bu...

Sona gelirken Arka Sokaklar’ı da sormak istiyorum. 16 sene Mesut karakterine can verdiniz ve bu sene diziden ayrılmanız bir hayli konuşuldu.

Emekli oldum. Vallahi konuştum kendisiyle. "Ya dön" falan dedim. Hiç oralı değil. "Ben emekliliğin tadını çıkartacağım" diyor Mesut… Döndürmek zor. Ayrıca çok güzel geçmiş 16 yıl var.

Bu kodu telefonunuza okutarak BirGün TV’nin yayınını izleyebilirsiniz.Bu kodu telefonunuza okutarak BirGün TV’nin yayınını izleyebilirsiniz.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun