birgün

26° AÇIK

BİRGÜN EGE 05.08.2020 10:28

Ege'de gençliğin temel sorunu işsizlik ve gelecek kaygısı

Bölgemizde yaşayan gençler taleplerini, kentlerine bakışlarını, geleceğe dair beklentilerini gazetemize anlattı. İzmir'de, Uşak'ta, Manisa'da yaşayan gençlerin ortak kaygısı gelecekte istedikleri bir işte çalışamamak.

Ege'de gençliğin temel sorunu işsizlik ve gelecek kaygısı

BERKAY SAĞOL

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite sınavına girecek gençlerle dijital ortamda gerçekleştirdiği buluşmaya, üniversiteli adayı gençlerin ‘OyMoyYok’ biçimindeki tepki mesajları damga vurdu. Bunun ardından yeni seçmen kuşağı Türkiye’nin gündemine geldi. Bölgemizde gençlerin bazıları çok küçük yaşından itibaren ekonomik nedenlerden dolayı hem çalışıp hem okuyor, bazıları da kıt kanaat yaşadığı halde gelecek kaygısı sebebiyle tüm enerjisini okumaya harcıyor. Bazıları da mezun olup çalışmaya başladığı halde gelecekten umutsuz. İç Ege'de yaşayan gençler sosyal faaliyetlerin eksikliğinden şikayet ederken İzmir'de yaşayanlar genellikle kentlerinden memnun. Ancak onlar da ülkenin genelindeki işsizlik ve eğitim sistemine yönelik kaygılarından ötürü yurtdışına gitmeyi düşünüyor.

"UŞAK'TA İŞYERLERİ KAPANIYOR"

Mehmet Can Aktaş 2003 doğumlu ve Uşak'ta yaşıyor. Ticaret Meslek Lisesi mezunu olan ve daha önceki yıllarda mevsimlik işçi olarak çeşitli işlerde çalıştığını dile getiren Aktaş, şu anda üniversite sınavına hazırlanıyor. Genel olarak Uşak'tan yaşamaktan memnun olduğunu söyleyen Aktaş, "Öğrenciler için vakit geçirebilecek yerler kısıtlı da olsa var. Kitap kafeler burada ilgi görüyor. Kültürel etkinlikler açısından ise maalesef belediyenin düzenlediği tiyatro ve konserlerin dışında fazla bir şey gerçekleşmiyor" dedi.

Uşak'ta iş olanağının çok fazla olmadığından yakınan Aktaş, "Genelde dükkanlar kısa sürelerle açık kalıyor ekonomik sıkıntılardan dolayı kapanıyorlar. O yüzden gençler için iş imkanı çok yok diyebilirim. İlerleyen yıllarda başka şehre göç etmeyi düşünüyorum. Çünkü Uşak'ta iş imkanları kısıtlı o yüzden diğer alanlar ve yaşam şartları da maalesef biraz sınırlı kalıyor" dedi.

"Seni en çok düşündüren şey ne" sorumuza ise Mehmet Can Aktaş şu şekilde cevap verdi: "Gelecekte kafamı en çok kurcalayan sorun işsiz kalmak. Mesela biz gençler üniversiteyi kazanıyoruz, iyi veya kötü bir şekilde de bitiriyoruz. Bitirdikten sonra kafamızdaki hayallerimiz devam ediyor. Belki güzel bir işe sahip olurum ve iyi bir hayatım olur diyoruz. Ama tam tersi böyle olmuyor. Elimizde bir diplomayla oradan oraya iş kovalıyoruz. Bazı kişiler bu duruma dayanamayıp maalesef hayatına son veriyor. Kimisi de her geçen gün umudunu kaybetse de yaşamına devam ediyor. Ama şunu biliyorum ki ben de üniversiteye girip mezun olup diplomalı genç işsizlerin arasına katılacağım veya bir iş bulup hayatımın güzelleşmesini bekleyeceğim."

Eğitimdeki eşitsizliği çok fazla hissettiğini söyleyen Aktaş, "Daha adaletli ve eşit bir ülkede yaşamak isterdim. Kendi ülkeme baktığımda 17 yaşında biri olarak maalesef bunu göremiyorum. Örneğin ülkemizdeki ekonomik ege-de-gencligin-temel-sorunu-issizlik-ve-gelecek-kaygisi-764804-1.eşitsizliğe bakmak gerekiyor. Bunu derinden hissediyorum. Belli bir parayla 10 yıl önce ne alabiliyorduk, şimdi ne alabiliyoruz. İnsanların kazandığı parayla alım gücü her geçen gün daha da azalıyor. Ben mesela eğitim alanındaki eşitsizliği çok fazla hissediyorum. Ben meslek lisesinde okuyorum ve meslek liselerinin durumu diğer liselere göre çok kötü. Bundaki temel sebep eğitim sisteminde kalite ve öğretmenlerin durumu. Biz sürekli başka liselerle ve o liselerdeki öğrencilerle kıyaslanıyoruz. Bu kıyaslama da biz öğrencilerde çok farklı duygulara yol açabiliyor. Biz başka kişilerle, öğrencilerle kıyaslanmak istemiyoruz. Biz öğrencilere bakış açısının değişmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

GÜVENDE HİSSETMEK İSTERDİM

1997 yılında doğan ve İzmir'de medya sektöründe çalışan Büşra Uygun ise kendini güvencesiz hissettiğini söyleyerek şunları anlattı: "Geleceğimle ilgili en çok kafamı kurcalayan şey çalıştığım sektördeki maaşların çok yüksek olmaması. 5 yıl daha aynı işi yapsam aldığım paranın kayda değer bir artış göstermeyeceğini biliyorum ve bu benim güvencesiz hissetmeme sebep oluyor. Ekonomik açıdan daha iyi koşullarda yaşadığımız, geleceğe kaygıyla bakmadığımız, kendimizi güvende hissettiğimiz bir ülkede yaşamak isterdim."

Miraç Elif Tunçok 1995 doğumlu. İzmir'de Makine mühendisi olarak çalışan Tunçok, kadınların öldürülmediği bir ülkede yaşamak istediğini dile getirerek, "Geleceğimle ilgili kafamı kurcalayan en büyük şey hep çok çalışıp hayallerimi gerçekleştirebilecek miyim? Bu kadar yoğun çalışmama rağmen hala kendimi çok uzak hissediyorum. Özgür bir ülkede yaşamak isterdim. Kadınların öldürülmediği. Kimsenin kimseyi yargılamadığı, o ne giymiş bu ne düşünür diye dertlerin olmadığı bir ülkede yaşamak isterdim" dedi.

İzmir'de reklam filmlerinde freelance olarak kostüm asistanlığı yapan 1995 doğumlu Şebnem Gülduman ise, çabalarının karşılığını alıp alamayacağından emin olmadığını söyleyerek, "Geleceğimle ilgili kafamı kurcalayan en ege-de-gencligin-temel-sorunu-issizlik-ve-gelecek-kaygisi-764805-1.büyük şey, şimdi bile yaşadığım maddi sıkıntıların beni daha ne kadar zorlayabileceği. Kendimi, inançlarımı, canımı güvende hissetmediğim şu günlerde bile emniyetimize dair durumumuzun daha ne kadar kötüleşebileceği. Hayatın hiçbir yönünden, yaşadığım hiçbir andan endişe duymayacağım, gelecek endişesi yüzünden durmadan, hayatı kaçırmak pahasına koşuşturmadığım, kimliğimden, güvenliğimden, sağlığımdan, eğitim hakkımdan endişe duymadığım, sokaklarında insanlarından korkmadığım bir ülke hiç fena olmazdı" diye konuştu.

"İLERİDE MANİSA'DA YAŞAMAK İSTEMİYORUM"

2001 doğumlu olan ve üniversite sınavına yeni girdiğini söyleyen Aylin Demir, Manisa'da yaşıyor. Manisa'nın İzmir'e yakın olmasının hem avantajlarının hem de dezavantajlarının olduğunu söyleyen Demir, "Ben maalesef daha çok dezavantajlarını yaşıyorum. Çünkü çeşitli durumlardan dolayı sürekli İzmir'e gitmek mümkün olmuyor. Bu sebeple çok fazla kültürel etkinliklere gidemiyorum. Manisa'da da çok fazla bir etkinlik gerçekleşmiyor. Örneğin burada bir kitap fuarı oluyor ama doğru düzgün yayınevi bile gelmiyor. Gençlerin vakit geçirebileceği yerler çok az. Bazı mağazalar bile şubelerini Manisa'ya yeni açmaya başladı. Yani sosyal hayat olarak çok kısıtlı bir şehir. Bir şey dediğimiz zamanda da hemen İzmir yakın diyorlar. Başka şehre göç etmek istiyorum. Hatta üniversite sınavına yeni girdim ve üniversiteyi de burada okumak istemiyorum. Üniversiteden mezun olduktan sonra iş imkanı var evet ama burada çalışanların büyük bir çoğu İzmir'de yaşıyor zaten. O yüzden ilerleyen yıllarda burada yaşamak istemiyorum."

Anadolu lisesinden mezun olduğunu belirten Demir, "Üniversiteye girsem bile kendimi çok iyi yerlerde göremiyorum. Aklıma hep üniversiteye girip mezun olacağım sonrada bir yerde kasiyer olarak veya garson olarak çalışacağım geliyor. Bu düşünceleri kafamdan bir türlü atamıyorum. Ne olursa olsun Türkiye'de iyi bir hayatımın olacağını hayal edemiyorum. Daha eşit bir ülkede yaşamak isterdim. Örneğin ben yeni mezun ve üniversite sınavına girmiş biri olarak dershaneye gidemedim veya ekstra ders alamadım. Çünkü ailemin ekonomik durumu buna elverişli değil ve ekstra ders almak istediğiniz zaman eğitim kurumları çok pahalı. Okuldaki eğitimde sınavdan iyi bir puan almak için yeterli değil. Bu ülkede eşitsizliği en çok eğitim alanında hissettim ve kendimi bazı yaşıtlarıma göre geri planda hissettim. Bu da beni biraz yıprattı" ifadelerini kullandı.

"HAYAL ETTİĞİM BÖLÜMÜ OKUYAMADIM"

2001 doğumlu olan ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği bölümünde okuyan Orkun Sağlam, İzmir'de yaşamaktan ve üniversiteyi burada okumaktan memnun. Sağlam, "Vakit geçirebileceğim, aradığım kitabı, izlemek istediğim filmi izleyebileceğim imkanlarım var. Türkiye'nin birçok yerinde bu imkanlara sahip olmayan çok fazla yaşıtım insan var biliyorum. Türkiye'de bana bu imkanları sağlayacak şehir sayısı oldukça az. Bölümüm gereği iş İzmir'de iş imkanım da var. Ancak asıl olarak başka bir bölümü okuyup bilimle ilgilenmek isteyip, bunu yapamadığım için biraz mutsuzum. O yüzden ilerleyen yıllarda bir imkanım olursa bilime daha fazla önem verilen sevdiğim işi yapabileceğim bir ülkeye göç etmek isterim."

Kendi hayali olan mesleği üniversitede seçemediğini söyleyen Sağlam, "Kendimi geliştirebileceğim bir mesleği, yani kendi hayalim olan bir mesleği sırf işe girme kaygısı yüzünden okuyamadım" diyor.

2004 doğumlu lise öğrencisi Gökçen Çakır da İzmir'de yaşamaktan memnun olduğunu ifade ediyor. Çakır, "İzmir Türkiye'nin pek çok şehrine göre imkanları daha fazla olan bir yer. Sosyal yaşam, kültürel etkinlik burada özellikle gençlere hitap eden çok fazla organizasyonlar oluyor. İş olanağı olarak da bence iyi bir de ben avukat olmak istediğim için zaten memnunum. Türkiye'de başka bir şehre değil ama yurtdışına göç etmek isterim" dedi. Eğitim sisteminden şikayet eden Çakır, "Üniversitede hukuk okumak istiyorum. Ancak eğitim sisteminin çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Ayrıca avukatlara karşı çok büyük bir ön yargı var son yıllarda o da beni biraz tedirgin ediyor. Ben sınav sistemiyle ilgili güven problemi yaşıyorum ve bu da benim kafamı kurcalayan en büyük şey. Çünkü gelecek kaygım tamamen sınav sistemi üzerinden. Sürekli verdiğim emeklerin boşa gideceği ve hakkımın yeneceği endişesi beni çok tedirgin ediyor. Dediğim gibi avukatlara karşı da bir ön yargı olduğu için yapmak istediğim mesleğe daha fazla saygı duyulan ve değer verilen bir ülkede yaşamak istiyorum" diye belirtti..

"ÖSYM'YE GÜVENEMİYORUM"

Tıp okumak istediğini söyleyen 2004 doğumlu Nazlıcan Öztürk İzmir'de yaşıyor. Öztürk ise şunları dile getirdi: "Önümüzdeki yıllarda üniversite sınavına girecek biri olarak ÖSYM'ye güvenemiyorum. Hak ettiğim şekilde bir üniversiteye ve bölüme yerleşeceğimi düşünmüyorum. Herhangi birisinin hak ettiği bir bölüme ve üniversiteye gideceğini düşünmüyorum. Benim yaşıtım olan çoğu kişi zaten ÖSYM'ye güven problemini yaşıyor. Ben ÖSYM'ye ve sınav sistemine güven duysaydım çalışmalarım ve çabalarım daha farklı olurdu. Sonuç olarak ben çalışıyorum ama zaten hakkım yenecek neden çalışıyorum ki düşünüyorum ve o yüzden çok verimli bir şekilde de çalışamıyorum aslında."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız