birgün

11° PARÇALI BULUTLU

EKONOMİ 31.08.2020 06:30

Eğitime yatırım sermayenin işi oldu

Türkiye’de geçen yıl bin 115 özel okula karşılık sadece 166 devlet okulu açıldı. Son 6 yılda özel okullarda okuyan öğrenci sayısı yüzde 134 arttı. Eğitim artık bir hak olmaktan çıktı, sektöre dönüştürüldü. Ancak Bakan Ziya Selçuk’a bu bile yetmiyor.

Eğitime yatırım sermayenin işi oldu

Ozan GÜNDOĞDU

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un önceki gün İstanbul’da katıldığı bir konferansta yaptığı konuşma tepkilere neden oldu. Kendisi de özel okul sahibi olan Bakan Selçuk, özel okulların sayısının artması gerektiğini, böylece MEB’in yükünün hafifleyeceğini iddia ederek sözü öğretmen maaşlarına getirdi. Selçuk’un konuya ilişkin sözleri şu şekildeydi:

"Eğitimde asıl yük öğretmenin maaşıyla ilgilidir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçesine bakarsanız, yatırım bütçesinin çok çok küçük olduğunu görürsünüz. Neye göre; personel maaşına göre... Bu tüm okullar için böyledir. Yani asıl yük, kira varsa kirada ve öğretmen maaşındadır. Geri kalan yük vergi yüküdür ve elektrik su parasıdır. Eğer vergi yükü devam ederse, eğer maaş devam ederse büyük ihtimal bizim masraflarımızda büyük bir azalma olmaz.”

Yatırımın payı azalıyor

Bir yandan MEB’in yatırım bütçesinin azlığından yakınan Selçuk, diğer yandan da hem özel okullar için hem de MEB için personel giderlerinin yüksek olmasını eleştirdi. Eğitim Sen’in MEB bütçesi analizine göre, 2002’de yüzde 17,18 olan eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2020’de yüzde 4,65’e düştü. Bu oran 5 milyar 830 milyon TL’ye denk geliyor.

MEB’in yatırım bütçesi azalıyor; çünkü eğitim yatırımlarını büyük ölçüde özel okullar yapıyor. Böylece en temel hak olan eğitim kamuda niteliksizleşirken, özel okullar giderek yaygınlık kazanıyor. Eğitim artık bir hak olmaktan çıkarak bir sektöre dönüşüyor.

Devletten 6 kat hızlı büyüyor

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine örgün eğitim veren toplam özel okul sayısı 2017-2018 eğitim yılında 11 bin 694’tü. 2018-2019 döneminde ise bu sayı 12 bin 809’a yükseldi. Sadece 1 yılda açılan özel okul sayısı bin 115. Başka bir ifadeyle ülkede günde ortalama 3 adet özel okul açılıyor.

Üstelik aynı dönemde açılan devlet okulu sayısı özel okul sayısından daha az. Aynı verilere göre örgün eğitim veren devlet okulu sayısı 53 bin 870’ten 54 bin 36’ya yükseldi. Yani 1 yılda bin 115 özel okul açılırken, aynı dönemde açılan devlet okulu sayısı 166. Geçen yıl açılan özel okul sayısı devlet okulu sayısının 7 katı.

Öğrenci sayıları milyonu geçti

Okul sayısındaki artışla beraber özel okullarda okuyan öğrenci sayısı da hızla artıyor. MEB’in verilerine göre 2013’ten 2019’a dek özel okullardaki öğrenci sayısı 613 bin 64’ten 1 milyon 440 bine çıkmış durumda. Bu 6 yılda özel okullarda okuyan öğrenci sayısındaki artış oranı yüzde 134.
Ancak bu gelişme dahi Bakan Ziya Selçuk’a yetmiyor. Özel okulların daha az vergi vermesini sağlayarak özel okul sayısını daha hızlı artırmayı hedefliyor. Nitekim dün Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, özel okulların sattığı hizmetlerden alınan KDV oranı yüzde 8’den yüzde 1’e indirildi.

Üstelik bu karar vakıf üniversiteleri için de geçerli olacak.

Eğitim sektörü ise doğrudan bakanlığın yönlendirmesi ve teşvikiyle büyüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun “Hanehalkı Tüketim Harcamaları” verilerine göre sektör için 2019’da halkın harcadığı para 2 milyar 988 milyon liraya ulaşmış durumda. Üstelik pasta giderek büyüyor. Bu tutar 2013 yılında 1 milyar 238 milyar liraydı. 6 yıllık artış oranı yüzde 141.

TÜİK verilerine göre hanehalkının toplam harcamaları içinde eğitime ayrılan pay da AKP döneminde artış gösteriyor. 2002’de toplam harcamaların yüzde 1,3’ü eğitime ayrılırken bu oran 2019’da yüzde 2,5’e yükselmiş durumda.

***

Özel okullarda okuyan toplam öğrenci sayısı
2012-2013: 613 bin 64
2013-2014: 698 bin 912
2014-2015: 823 bin 515
2015-2016: 1 milyon 174 bin
2016-2017: 1 milyon 214 bin
2017-2018: 1 milyon 351 bin
2018-2019: 1 milyon 440 bin

2018-2019’da yeni açılan özel okul sayıları
Anaokulu: 134
İlkokul: 190
Ortaokul: 191
Lise: 600
Toplam: 1115

***

Öğretmenler tepkili: İstifa edin!

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un öğretmen maaşlarının ‘yük’ olduğu iddiasına öğretmenler sert tepki gösterdi. Sosyal medyada yüzlerce öğretmen, #ziyaselçukistifa etiketiyle paylaşım yaparak Bakan Selçuk’u istifaya davet etti. Tepkilerden bazıları şu şekilde:

♦ “Ziya Selçuk ‘Bakanlık bütçesinin çoğu öğretmen maaşına (yüzde 83) gidiyor’ diyerek milyonlarca öğretmen ve yakınını karşısına alıyor. ‘Bakanlık bütçesi yatırım için yetersiz’ deyip 1 kişiyi karşısına almamak için. Ne de olsa koltuğu veren milyonlar değil, 1 kişi.”

♦ “Öğretmen maaşını yük görüyorsunuz, peki imam maaşları yük değil mi?”

♦ “Öğretmen maaşları yük oluyorsa eğer, Diyanet’in bütçesinin yarısı Milli Eğitim Bakanlığı'na aktarılsın.”

♦ “Öğretmen maaşları yük değildir. Alın terimizin, emeğimizin karşılığıdır.”

♦ “Vekil maaşları öğretmenlerin maaşlarından fazla olmasın, dedin. İlkokul mezunu bekçilerden bile az olan maaşımızın adı YÜK oldu. İnşallah görmüyorsundur, duymuyorsundur... Biz Atamın ilim ordusu diye överek bahsettiği ‘ÖĞRETMEN’İZ!”

♦ “Milli Eğitim Bakanı’nın ‘öğretmen maaşları bütçeye yüktür’ açıklaması utanç vericidir. Alın teriyle, emekle elde edilen her kazanç kutsaldır. Verdiğiniz zaten üç kuruş para, onu da yük olarak değerlendiriyorsanız yazıklar olsun.”

***

Türkiye sondan 7’nci sırada

Bakan Selçuk “asıl yük” olarak nitelese de, Türkiye’de öğretmen maaşları diğer ülkelere oranla çok düşük. Ülke, öğretmen maaşlarıyla ilgili OECD sıralamasında 33 ülke arasında 27’nci sırada bulunuyor.

OECD verilerine göre, 2018 yılında 15 yıllık deneyime sahip bir ilkokul öğretmeninin yıllık brüt maaşı 28 bin 545 dolar seviyesindeydi. Listede birinci sırada yer alan Lüksemburg’da ise bu tutar 108 bin 624 dolar. Üstelik OECD’nin bu sıralaması, kadrolu öğretmen maaşları üzerinden yapılıyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız