Ekonomide sonbahar rüzgârları esiyor

05.09.2019 20:52 EKONOMİ
Eylülün ilk haftası açıklanan enflasyon oranları, büyüme ve dış ticaret rakamları, sonbaharın sert geçeceğini gösteriyor. Küçülen Türkiye ekonomisi, krizin etkilerinin çok daha şiddetli hissedilmesine yol açıyor, faturayı ise yine emekçiler ödüyor.

HAVVA GÜMÜŞKAYA

Türkiye ekonomisinde bu hafta üç makroekonomik gösterge açıklandı. Büyüme, enflasyon ve dış ticaret verileri, yılsonuna kadar ekonominin gidişatının nasıl olacağına ilişkin bir işaret niteliğinde.

TÜİK ve Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ekonomi ağustos ayında yüzde 1,5 küçüldü, Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 15,01 artış gösterdi. Dış ticaret açığı da 2 milyar 376 milyon dolar düzeyine geriledi. Kişi başına düşen gelir 8 bin dolar seviyesine, yani 2009 yılının gerisine düştü. Rakamları BirGün’e değerlendiren ekonomi yazarı Aslı Aydın, açıklanan verilerin ekonomideki küçülmenin boyutlarına işaret ettiğine ve satın alma gücünün eridiğine dikkat çekti.



KRİZ GİDEREK ŞİDDETLENECEK

Makroekonomik üç göstergeyi ele alan Aydın, kriz etkilerinin giderek şiddetleneceğinin altını çizdi. Aydın, “Hem küresel hem de iç dinamikler bakımından Türkiye zorlu bir sürece girdi ve bu süreç kriz dinamiklerini daha da şiddetlendiriyor. Ekonomi, dış ticaret ve enflasyon verilerini alt alta koyduğumuzda üretim, yatırım ve toplam iç talepte ciddi bir yavaşlamanın devam ettiği izleniyor. 2018’in son çeyreğinden itibaren Türkiye ekonomisi küçülüyor. Bu küçülmenin şiddetinin 2019’un ikinci çeyreğinde yavaşladığını görebiliriz, fakat bu ekonominin her çeyrek daha da küçüldüğü, toplum olarak daha yoksullaştığımız gerçeğini değiştirmiyor” dedi.

Özellikle 10 yıl önceki kriz seviyesine geri dönen yatırımlara, dibe doğru ilerleyen özel tüketime ve sanayideki gidişata dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Aydın, “Genel olarak iç talepteki düşüşü dış ticaret verilerinden izleyebiliyoruz. Bu ithalatta daralmaya, dolayısıyla üretimde daralmaya yansıyor. Diğer taraftan ise söz konusu dönemde dış dünyanın talebi arttı, yani ihracat arttı. İkisini birleştirdiğinizde, bu dış ticaret açığında daralmayı ortaya koyuyor. Enflasyonda da bu gerileyen talebin rolü ve ayrıca ağustos ayındaki baz etkisi etkili oldu. Zira yıllık olarak ifade ettiğimiz enflasyon, bir önceki yılın aynı ayına göre hesaplanıyor. 2018’in ağustos ayındaki fiyat seviyesi yüksek olduğu için burada 2019’da yaşanan artış da göreli olarak düşük kalıyor” ifadelerini kullandı.

DAMAT, HEDEFLERİ TUTMADIKÇA "REFORM" DİYOR

Öte yandan eylülde açıklanması beklenen üç yıllık Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) ayrıntıları merak konusu; zira Hazine ve Maliye Bakanı damat Berat Albayrak’ın göreve başladığı günden bugüne açıkladığı hiçbir ekonomi paketinde hedefler gerçekleşmedi. YEP’le 2020-2022 dönemine ilişkin enflasyon, istihdam, büyüme, ihracat, cari açık gibi temel makro göstergeler belirlenmiş olacak.

Ekonomik paketlerin yapısal bir değişim yaratmadığı sürece işe yaramayacağını ve bugüne kadar da etkili olmadığını ifade eden Aydın, “Kriz sürecine set çekilmek isteniyorsa ciddi yapısal değişimler gerekli. Yapısal reform gibi ifadeler kullanılıyor. Bu adımların bizi bir adım ileri götürmesini bekleyemeyiz; çünkü sistemin reforme edilecek hiçbir tarafının olmadığı oldukça net. Üzerinde bulunduğumuz zemin eğri, adaletsiz ve çarpık bir zemin olduğu için üzerine inşa edeceğiniz her bina da çökmeye mahkûm olacaktır. Bizim bu zemini yeniden inşa etmemiz gerekiyor” dedi.

PPK 12 EYLÜL’DE TOPLANIYOR

Aydın ayrıca, enflasyonun açıklanması ile dolarda yaşanan rahatlamanın kalıcı olmasının beklenemeyeceğini, 12 Eylül’deki Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ise piyasalarda kısıtlı bir etki yaratabileceğini belirtti. PPK, temmuz ayı toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 425 baz puan düşürerek yüzde 24’ten yüzde 19,75’e çekmişti.