birgün

17° AÇIK

KADIN 12.09.2020 08:15

Ermenek Cenne direnişçisi Emel Tunçdemir: Haklarımızı alana kadar buradayım

Ermenek’teki madenci direnişinde tek kadın direnişçi olan maden mühendisi Emel Tunçdemir, “Kadın olduğum için iş yaşamında karşılaştığım zorlukların her zaman üstesinden geldim ama en zoru açlık, parasızlık oldu. Haklarımızı alana kadar buradayım” diyor.

Ermenek Cenne direnişçisi Emel Tunçdemir: Haklarımızı alana kadar buradayım

SEDA BALMUMCU

Yaşam alanlarını savunan kadınların maden şirketlerine karşı direnişlerine defalarca şahit olduk, olmaya da devam ediyoruz. Ama bu kez pek de alışık olmadığımız bir direnişçiyi sayfamızda okuyacaksınız: Emel Tunçdemir. Madenci direnişinde bir kadın...

Kendisi Karaman Ermenek’teki madenci direnişinde karşımıza çıktı. Ermenek’teki Özbey ailesinin işlettiği Cenne 1 No’lu Maden Ocağı’nda 13 aydır maaş almayan işçilerin direnişi 13 gündür sürüyor. Emel Tunçdemir de aynı maden ocağında mühendis olarak çalışıyor ve maaşını alamadığı için direniş başlatan emekçilerden biri.

1990 doğumlu olan Tunçdemir, 2008 yılında Niğde Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümünde okumaya başlıyor. Ailesinin yönlendirmesiyle istemeden de olsa girdiği bölümden 2012 yılında mezun oluyor ve “Dünyaya tekrar gelsem yine bu mesleği tercih ederim, maden mühendisi olmaktan vazgeçmem” diyor.

KENDİMİ İŞE KABUL ETTİRMEM 1 AY SÜRDÜ

Maden mühendisliğinin görev tanımı çok geniş bir meslek olduğunu belirten Tunçdemir, “Bu alanda kadınları görmeye alışık değiller ama istedikten sonra yapamayacağımız hiçbir şey yok” diyor ve Ermenek’teki maden sahasında çalışmaya başlamasını şöyle anlatıyor:

“Ermenek’te bir sınıf arkadaşım mühendis aradıklarını söyledi. Ben de iş arıyordum. 1 ay işe girmek için uğraştım. Çünkü burası kırsal bir bölge, sosyal olanakları az, kadın olduğum için istenmedim. İşçi arkadaşları bahane ettiler ama vazgeçmedim ve 2013 Mart ayında buraya giriş yaptım.”

İlk zamanlar zorluklar yaşadığını, kadın olduğu için önyargı ile karşılaştığını belirtiyor Tunçdemir ve ekliyor: “Kadın olduğum için ‘yapamazsın, 2-3 hafta sonra gidersin’ dediler ama bu sözler beni daha çok hırslandırdı. Kendi kendime bu işi istiyorum ve yaparım dedim, 7 yıldır da yapıyorum. Başlarda bir kadından talimat almayı garipsediler ama sonra alıştılar, bakış açıları değişti. Artık, ‘abamız (ablamız) da bizden’ diyorlar.”

ermenek-cenne-direniscisi-emel-tuncdemir-haklarimizi-alana-kadar-buradayim-779894-1.

KAZADAN SONRA HAK GASPLARI ARTTI

Tunçdemir, 2014 yılında Cenne mevkiindeki linyit ocağında 18 işçinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından hak gasplarının arttığını belirtiyor. Türkiye’de tahlisiye ekibinde bulunan 2’nci kadın olduğunu söyleyen Tunçdemir, o günleri şöyle anlatıyor:

“Komşu ocağımızda vardiyadan çıktıktan sonra haber geldi, hemen gittim. 38 günlük arama kurtarma çalışmaları sonunda arkadaşlarımızın cansız bedenine ulaştık. Hem içerde hem de dışarıda organizasyonda çalıştım. O zaman burada 13-14 tane ocak vardı, hepsi Özbeylere ve Uyarlara aitti. Kazadan önce de hakkımızı alamıyorduk ama kazadan sonra sıkıntılar daha da arttı.”

Kazadan sonra yapılan denetimlerle bölgede 10 ocağın kapatıldığını, sadece 3 ocağın faaliyette kaldığını, işçilere verilen yemeğin ve servislerin kaldırıldığını belirtiyor Tunçdemir. Adım adım greve giden süreci şöyle anlatıyor:

“Patron ‘Kendi başınızın çaresine bakın’ dedi. Şirket para kazanıyor ama ödemeye geldiği zaman para olmuyor. 7 senedir ara ara hak gaspları nedeniyle eylem yapıyorduk. Madencilikte erken emeklilik söz konusu. Biraz daha sabredelim, primi az kalan arkadaşlarımız var, emekli olsunlar diye bekledik ama buradaki insanların hiçbiri emekli olsa da çıkış verilse de tazminatlarını alamıyor.”

Ermenek’te çarkın kömür ocağında dönmeye başladığını, buradaki insanlar para alırsa esnafın da kazanacağını söyleyen Tunçdemir, hukuki mücadele de verdiklerini, davaları kazanmalarına rağmen sonuç alamadıklarını dile getiriyor.

YERİ GELDİ BALYOZ, YERİ GELDİ KAZMA KULLANDIM

Greve başlanacağı zaman işçilerin kendisini tereddüt ederek aradığını söyleyen Tunçdemir, şöyle devam ediyor:

“Onlarla yerin metrelerce altında, ben mühendisim demeden kazma kürek çalıştım. Kadındır, yapamaz sözlerine aldırış etmeden gücümün yettiği kadar onlarla aynı işi yaptım. Yeri geldi elime balyoz aldım, yeri geldi kazma kürek. Yer altından sağ çıkabilmek için onlarla omuz omuza mücadele ettiysem bu direnişte de onlarla olacağım dedim.”

“Burada sefalet içindeyiz, tuvalet yok, yatak yok. Bizim amacımız sadece maaş değil, bu sahanın Özbeylerden alınması” diyen Tunçdemir, “Burada işçiyi ezmek üzerine bir sistem kurulmuş ve yetkililer müdahale etmedikçe bu böyle sürecek” ifadelerini kullanıyor.

KARŞILAŞTIĞIM EN BÜYÜK ZORLUK AÇLIK OLDU

Kadın olduğu için iş yaşamında maruz kaldığı fiziki ve toplumsal zorlukların her zaman üstesinden geldiğini belirten Tunçdemir, “İş kazası da geçirdim, başka sorunlar da yaşadım ama karşılaştığım en büyük zorluk açlık oldu. 13 aydır maaş alamıyorum. Aylarca cebimde 1 lira ile gezdim. Dört duvar arasında bir konu komşu yemek getirsin diye ağladım, dua ettim” diyor ve sözlerini şöyle sonlandırıyor:

“Ben boşuna okumadım. Öyle ya da böyle mücadele edeceğim. Para hiçbir zaman kolay kazanılmaz ama biz burada canlı canlı mezara giriyoruz. Peygamber efendimiz ‘Alın teri kurumadan hak verilmeli’ demiş, bizim alnımızın teri kuruyalı çok oldu. Bizim amacımız ilk etapta alın terimizin hakkını almak. Haklarımızı alana kadar buradayım. Bu işin ucunda ölüm de olsa devam edeceğim. Kadınlar, her zaman dik dursunlar, yapamayacakları şey yoktur.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız