birgün

25° AÇIK

DÜNYA 17.05.2021 06:29

Gazze kan gölü

Gazze’de binalar yıkılıyor, enkaz altından insanlar çıkarılıyor, sokakta yürüyenler düşen bombalarla can veriyor. Biden’ın “İsrail’in kendini savunma hakkı var” sözleri dünya kamuoyunda tepkiye neden oldu.

Gazze kan gölü

DIŞ HABERLER SERVİSİ

İsrail’in bir haftadır Gazze’ye ve işgal altındaki Filistin topraklarına dönük saldırıları sonucu 52’si çocuk 181 kişi hayatını kaybetti. İsrail savaş uçakları dün sabah Gazze’de Çalışma ile Sosyal Kalkınma Bakanlıklarına ev sahipliği yapan El Vehda caddesine saldırdı. Saldırıda bakanlık binaları bombalanırken 26 Filistinli yaşamını yitirdi. Yaşanan katliam bir haftadır süren bombardımanlar arasında en çok can alan saldırı oldu. Filistinli yayın Maan Haber Ajansı yaşamını yitirenler arasında 1’i bebek 8 çocuk olduğunu aktarırken Çalışma Bakanlığı’nın yer aldığı binanın tamamen yıkıldığını açıkladı. Binaların enkazları altında kalan 50 kişiye yaralı olarak ulaşılabildi. Yaralılara yardım etmeye çalışan sağlık görevlileri ve sivil savunma ekipleri savaş uçaklarının taciz uçuşları nedeniyle büyük zorluklar yaşadıklarını aktardı.

Gazze’deki BBC muhabiri Rushdi Abualouf, El Vehda caddesine yapılan saldırıya ilişkin “Şimdiye kadar bu kadar yoğun bir hava saldırısı görmemiştim. Gazze’nin her yerinde patlama oluyor. Saldırıların konumuna dair yetkililerle iletişim kurmak zorlaştı” dedi. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra ise İsrail’in son saldırılarında 10 ailenin tamamen yok edildiğini ifade ederek yıkılan binaların enkazındaki arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Gazze’deki hava saldırılarında Hamas lideri Yahya Sinvar’ın evinin hedef alındığı söylendi. Bombalanan evde Hamas lideri Yahya Sinvar ile kardeşi Muhammed Sinvar’ın yaşadığı ileri sürülürken, yerel kaynaklar Hamas liderinin evinin bombalandığını doğruladı. Ancak Sinvar kardeşlerin akıbetine ilişkin henüz bir bilgi paylaşılmadı.

MÜCADELEMİZ SÜRECEK

Gazze’de aktif olan Hamas Hareketi ise saldırılara karşılık İsrail’in başkenti Tel Aviv’e roket saldırısı düzenlediğini duyurdu. Gazze’den atılan roketler sonucu Tel Aviv ve çevresinde sirenler çalarken, İsrail’e ait “demir kubbe” hava savunma sistemi, roketlerin büyük bölümünü imha etti. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de yaptığı açıklamada, İsrail’i Mescid-i Aksa’ya “el sürmemesi” konusunda defalarca uyardıklarını belirtti. Heniyye, “Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürleşene kadar durmayacağız. Bu nesil bunu başarabilir. Netanyahu’ya ateşle oynamamasını söyledik” diye konuştu.

İsrail ordusundaki kimi üst düzey yetkililerin ise, herhangi bir müzakere sürecini başlatmadan önce hükümete Gazze’deki yeni saldırıları onaylamasını tavsiye etti. İsrailli yayın Haaretz’in aktardığı üzere ordu, saldırıların birkaç gün daha sürerek “üst düzey Hamas yetkililerine suikast girişimlerinin” tamamlanmasını istiyor. Ancak İsrail ordusundaki bazı üst düzey askeri yetkililerin ise askeri operasyonun durdurulmasını ve ateşkes yapılmasını istediği belirtiliyor. İsrail’in Walla News gazetesinde yer alan habere göre, savunma kuruluşu ve ordudaki üst düzey bazı yetkililer kapalı kapılar ardında “şu anda doğru olanın, operasyonun sona erdirilmesi ve ateşkes için çalışılması” olduğunu söylüyor.

ABBAS’LA İLK GÖRÜŞME

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ise bu kan gölünün ortasında İsrail’in saldırılarını “meşru müdafaa hakkı” olarak niteleyerek Tel Aviv’i kınamaktan kaçınıyor. Biden önceki gün Filistin Devlet Başkanı ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yla peş peşe görüşmeler gerçekleştirdi. Başkanlığından bu yana ilk kez Abbas’la görüşen Biden, görüşmede Hamas’ın gerilimi düşürmesini istedi. Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Biden, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde ise bir kez daha İsrail’e destek vererek Hamas’ı suçladı. Açıklamada, “Biden, şu andaki çatışmaların, aralarında çocukların da bulunduğu İsrailli ve Filistinli sivillerin yaşamına mal olduğunu not etti” bilgisi de verildi. Netanyahu ise ABD Başkanı Joe Biden’a destekleri için teşekkür etti. İsrail’in siviller arasında can kaybını önlemek için “her şeyi yaptığını” öne süren Netanyahu, İsrail ordusunun Filistinlilere hava saldırılarında hedef aldıkları binaları boşaltmaları için yeterli zaman verdiğini iddia etti.

GAZETECİLER HEDEFTE

Ancak Netanyahu’nun iddia ettiği gibi bombalanan binaların boşaltılması için “yeterli” denilen bir sürenin verilmediği ortaya çıktı. Gazze’de cumartesi günü Associated Press (AP) ve Katar merkezli televizyon kanalı El Cezire’nin ofislerinin de bulunduğu 13 katlı bina İsrail savaş uçaklarından atılan birkaç füzeyle yerle bir edilmişti. AP Başkanı ve CEO’su Gary Pruitt, “İsrail büromuzun yerini ve gazetecilerin orada olduğunu biliyordu. Hava saldırısından yaklaşık bir saat önce binayı boşaltma uyarısı gelse de korkunç bir can kaybını kıl payı bir şekilde önledik” açıklaması yaparken El Cezire Kudüs Büro Şefi Velid el Ömeri de “İsrail’in yaptığı, gazetecilerimizin hayatını hedef alan ve Gazze’de yaşananları aktarmasını engellemeyi amaçlayan barbarca bir eylemdir. Bu, İsrail ordusu tarafından Gazze’de işlenen bir dizi suç arasında bir suçtur” tepkisi verdi. İsrail ordusu ise Hamas’ın binayı “istihbarat toplama” amacıyla kullandığını iddia ederek basın kurumlarının ofislerinin “meşru bir askeri hedef” haline geldiğini öne sürmüştü.

İKİ KRİTİK TOPLANTI

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ise dün İsrail-Gazze saldırıları üzerine toplandı. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, BMGK’yi bölgede gerginliğin azaltılması gündemiyle göreve çağırırken konseyin şimdiye kadarki eylemsizliğinden ABD’yi sorumlu tuttu. Vang Yi, BMGK’nın iki devletli çözümü yeniden onaylaması ve Filistinlileri, İsraillileri bu temelde görüşmeleri mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatmaya çağırması gerektiğini söyledi. Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları da İsrail-Gazze gündemiyle dün acil koduyla bir araya geldi. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, toplantıda saldırıların durması için seçeneklerin tartışıldığını aktardı.

Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis de İsrail saldırılarının sona ermesi için çağrıda bulundu. Açıklamada “Pek çok masum insan öldü, aralarında çocuklar da vardı. Bu, korkunç. Kabul edilemez. Kendime soruyorum, nefret, kan davası ve intikam nereye varacak? Diğerini yok ederek barış inşa edebileceğini düşünen gerçekten var mı? Tüm insanları eşit haklarla, görevlerle ve onurla yaratan ve kardeşçe yaşamasını isteyen tanrı adına, sükunet sağlanması ve şiddetin sona ermesi çağrısı yapıyorum” ifadelerine yer verildi.

BIDEN’A PARTİ İÇİNDEN TEPKİLER ARTARKEN WASHINGTON’DA KRİZ

ABD Başkanı Joe Biden’ın partisi Demokrat Parti’de yönetimin İsrail saldırılarına verdiği destek parlamenterlerin tepkisine neden oldu. Demokrat Kongre üyesi Ilhan Omar, “ABD’nin bu şiddetli katliamı desteklemesi mide bulandırıcı ve ahlak dışı. Filistinlilerin maruz kaldıkları adil değil. Onu korumaya değer görmeyen ABD politikasının gaddarlığı adil değil. Bu insanları susturmak ve şeytanlaştırmak adil değil” tepkisi verdi. ABD’li Demokrat Kongre üyesi Rashida Tlaib de “İsrail, ırkçı yöneticisi Netanyahu’nun liderliğindeki savaş suçlarının görünmesini engellemek istiyor. Öyle ki dünya bebeklerin, çocukların ve ebeveynlerinin öldürülmesini görmesin” açıklaması yaptı. Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, “Filistinlilerin hayatta kalma hakkı var mı?” diye sorarken Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi olan Demokrat Senatör Chris Van Hollen da “Eğer Biden yönetimi insan haklarını dış politikasının merkezine yerleştiriyorsa şu an çekingen açıklamaların zamanı değil” ifadelerini kullandı. Vermont Senatörü Bernie Sanders da “İsrail’e her yıl yaklaşık 4 milyar dolar yardım gönderdiğimiz Ortadoğu’da artık Netanyahu’nun ırkçı davranışlarını savunamayız” tepkisi vermişti.

İŞÇİLER İŞGALE ORTAK OLMAYI REDDEDİYOR

İtalya’da Unione Sindacale di Base sendikasında örgütlü liman işçileri, İsrail’e silah sevkiyatı için Livorno Limanı’na gelen “Asiatic Island” adlı gemiyi yüklemeyi reddetti. Cenova Otonom Liman İşletmeleri Kolektifi’nin ve WeaponWatch kuruluşunun hazırladığı rapor sayesinde geminin İsrail’e silah taşıyacağını öğrendiklerini aktaran sendika, “Livorno Limanı, Filistin halkına yönelik katliamın suç ortağı değil” dedi. Sendikalı işçilerin yüklemeyi reddettiği gemi, diğer işçiler tarafından yüklemesi yaptırılarak Napoli’ye doğru yola çıktı. İsrail’e silah taşıyan geminin 2007 yılında İstanbul’da, şu an Turkon Holding’e ait olan Sedef Gemi İnşaatı A.Ş. tarafından yapıldığı ve geminin şu anda Singapur bandıralı olarak faaliyet yürüttüğü aktarıldı. İsrail’in önde gelen insan hakları kuruluşu B’Tselem de dün Haaretz’in birinci sayfasında bir ilan yayınlattı. “İsrail/Filistin’deki mevcut şiddet, tüm bölgeyi kontrol eden apartheid rejiminin bir sonucudur” denilen ilanda, “İsrail egemenlik sürdüğü tüm bölgelerde bir halkın başka bir halka üstünlüğü esasına göre hareket ediyor” ifadeleri yer aldı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol