birgün

5° KAPALI

Güvenlik için özgürlük şart

Kadın olduğumuz için her alanda güvensizliği yaşarken özgür müydük! Hayır, aksine özgür olmadığımız, eşit olmadığımız için güvende değiliz.

KADIN 26.11.2022 06:30
Güvenlik için özgürlük şart
Abone Ol google-news

Özge Yücel*

Güvenlik ve özgürlük ilişkisini toplum sözleşmesi kuramından iyi biliriz. Bireyler olarak kendi güvenliğimizi kendi gücümüzle sağladığımız takdirde kaos ve savaş hali süreceği için devlet erkine bireylerin güç kullanma yetkisini toplum sözleşmesiyle devrettiği kabul edilir. Böylece devlet toplumun güvenliğini sağlayacaktır. Hakkını kendi gücüyle korumak bu nedenle çağdaş hukuk düzeninde ancak istisnai bir yol olarak kabul edilir. Bugün de devletin en önemli varlık sebebi güvenliğin sağlanmasına duyulan ihtiyaçtır. Güvende değilsek ve hiçbir zaman olamayacaksak devlete neden ihtiyaç var ki. Çünkü bu halde güç kullanma tekelinin devlette toplanması varlık amacını, toplum sözleşmesi de dayandığı işlem temelini yitirir.

Devletin güvenliği sağlamanın bedelini toplum nasıl öder veya ödemeli, halen bu sorunun yanıtında uzlaşma sağlanabilmiş değil. Belki de bunun sebebi güvenlik ile özgürlükler arasında zıtlık ilişkisi kurulmasıdır. Toplumun güvenliğini sağlaması beklenen devletin bireylerin özgürlüğüne müdahalesi bu kurama göre bireylerin kendi iradesi dahilinde ve bununla sınırlı biçimde gerçekleşir. Ancak toplum sözleşmesiyle sınırlandırılan özgürlük güç kullanma ve hakkını kendi gücüyle koruma özgürlüğüdür. Ya bunun dışındaki özgürlükler… Haber alma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, kamusal alanda var olabilme özgürlüğü gibi evlenme ya da boşanma özgürlüğü, kürtaj olma veya üremeyi önleme özgürlüğü.

***

Özgürlüklerimiz bizim mi gerçekten, özgür müydük de güvenliği kaybettik? Güvenliği kaybetme pahasına özgür bir toplumsal yaşam mı sürmüştük? Veya güvende miydik sahiden, bir gün bomba patlayınca güvensiz hale mi geldik… Çok açık ve şüphesiz bir yanıtı var. Uzun zamandır güvende olmadığımız gibi özgür de değildik, özgür değiliz.

Kadın olduğumuz için sokaklarda, toplu taşıma araçlarında, hatta evimiz sandığımız dört duvar arasında güvensizliği yaşarken özgür müydük… Hayır aksine özgür olmadığımız, eşit olmadığımız için güvende değiliz. Korku içinde gece vakti yolda yürüyen bir kız çocuğunun güvensizliği özgür olmayışındandır. Toplumun, toplumsal normların en başta kız çocuklarına ve kadınlara var olma özgürlüğünü tanımayışındandır dünyayı dar etmesi. Güvensizlik, korku özgürlüğü yok etmenin iradi bir aracı olarak kullanılır. Biz zaten özgür değildik. Elbette sadece kadınlar da değil. Doğru, gerçek, çarpıtılmamış haberlere erişimimiz sadece gece yarıları yapılan bant daraltmasıyla mı kısıtlandı gerçekten… Hayır elbette, uzun zamandır paylaşılan haberler, veriler, yapılan resmi açıklamalar bizi ikna etmiyor. Biliyoruz ki eksik, çarpıtılmış, başka bir gerçek var. Doğru bilgiye erişemeyen toplumun kamuoyu oluşturması ve toplumsal kararlara katılımı da mümkün olmaz. Zaten amaçlanan tam olarak bu değil midir?

***

Parklarda, sokaklarda yürüyebilmek bombaların patlamasının sebebiymiş gibi banklar sökülüyor yerinden. Kamusal mekanlar, yaşam alanları hayatımızdan birer birer eksiltiliyor. Kamusal yaşam alanları eksildikçe özgürlüğümüz eksilirken buna bağlı olarak güvenliğimiz de eksiliyor, güvende hissetmek zorlaşıyor. Özgürlüklerimiz türlü türlü yollardan etkisiz hale getirileli, gasp edileli çok zaman oldu aslında. Şimdi tıpkı salgınla mücadele adı altında içki satışının yasaklanması gibi, canlı müzik yayınının kısıtlanması gibi patlayan bombaların ardından internete erişim kısıtlanıyor ya da ağaçlar, banklar sökülüyor. Öylesine anlamsız, ama aynı zamanda anlamlı ve politik. Toplum seyrediyor, bekliyor, belki de hiçbir şey beklemiyor, boşluğa bıraktı kendini. Şartların bizi değiştirmesini mi bekleyerek özgürlüklerimizi de güvenliğimizi de elde edemediğimiz açık değil mi. Özgürleşmek gerek, eşitlik gerek, özgürlük için harekete geçmek gerek güvende hissetmek için.

*Akademisyen

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol