birgün

13° SİSLİ

YAŞAM 13.07.2019 07:15

Her çeviri evrensel renge yaklaştırır

Kadir İncesu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erdal Şalikoğlu, 1991 yılında Macaristan Budapeşte’ye eğitim amaçlı gitti. 64 yaşındaki Şalikoğlu, Macar müzisyen Kobzos Tamas Kiss ile tanışmasıyla müziği ve edebiyatı hayatının bir parçası haline getirdi. Kobzos Tamas Kiss ile olan müzik yoldaşlığı, Âşık Veysel, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Bálint Balassi eserlerinden oluşan iki […]

Her çeviri evrensel renge yaklaştırır
Kadir İncesu

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erdal Şalikoğlu, 1991 yılında Macaristan Budapeşte’ye eğitim amaçlı gitti. 64 yaşındaki Şalikoğlu, Macar müzisyen Kobzos Tamas Kiss ile tanışmasıyla müziği ve edebiyatı hayatının bir parçası haline getirdi.

Kobzos Tamas Kiss ile olan müzik yoldaşlığı, Âşık Veysel, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Bálint Balassi eserlerinden oluşan iki dilde 3 müzik albümü ve Macarca’dan Türkçe’ye çevrilen 12 kitap kazandırdı.

Hâlen uzman doktor olarak mesleğini sürdüren ve İstanbul Macar Kültür ve Dostluk Derneği Başkanı olan Şalikoğlu, 2013 yılından bu yana Macarcadan çeviriler yapıyor.

Şalikoğlu ile son yayımlanan çevirisi Çağdaş Macar Öyküleri Seçkisi üzerine konuştuk.

Macarcaya ilginiz nereden geliyor?

2015 yılında kaybettiğimiz Kobzos Tamas Kiss ile tanışmam benim için büyük şans oldu. Onun halk müziğimize olan ilgisi sayesinde yoğun türkü çevirileri yaptık, bu süreçte dil bilgim genişledi ve derinleşti. Bunun yanında yine o yıllarda tanıdığım diplomat dostum Miklós Emri’nin ‘Birbirimizi daha iyi tanıyalım’ sözü de dili hızlı ve iyi öğrenmem için önemli bir itici oldu.

Anadilden çeviri üzerine neler söylemek istersiniz? Çeviri yaparken nelere dikkat ettiniz?

Herkesin ortak görüşü olduğunu sanıyorum; çevirinin iyisi anadilden olanıdır. Her çeviri, metni evrensel ortak renge biraz daha yaklaştırır ve incelikleri törpüler, bir nevi kolaylaştırır. Anadilden yapılan çeviri ise bütün tuzakları içinde barındırır, ama renkli ve hoş olur. Macarcanın özelliğini koruyabilmesi için elimden geleni yaptım diyebilirim.

Seçkide yer alan isimlerin sizdeki etkisi nedir? Hangi ölçütlere göre belirlediniz bu isimleri?

Bu seçki İstanbul Macar Kültür Merkezi’nin bir projesi. Projeyi kültür merkezinin bir önceki müdür yardımcısı Áron Sipos ve şimdiki müdür yardımcısı Balázs Szőllőssy hazırladı. Bana aktarıldığı kadarıyla seçki kriterleri, Türkçe’ye çevrilmemiş öykücülerden olması ve de günümüz Macar edebiyatını farklı bir yönüyle de temsil etmesiydi. Bu nedir diye sorarsanız; Macar edebiyatı dendiğinde, aslında farklı coğrafyalarda birden fazla edebiyat söz konusu. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Macaristan’ın çok parçaya bölünmesi sonucu, günümüzde Romanya, Slovakya, Hırvatistan, Sırbistan gibi ülkelerde kayda değer yoğunlukta Macar azınlıkları oluşmuştu. İşte seçkide bu farklı coğrafyaların bulunmasına özen gösterildi diyebilirim.

Edebiyatın yanında Türkçe-Macarca olarak türküler söylüyorsunuz. Bu çalışmalarınızdan da söz eder misiniz?

Macar kültürüne bu kadar yakınlaşmam aslında müzik üzerinden gerçekleşti.
Aşık Veysel, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Bálint Balassi eserlerinden oluşan, iki dilde 3 müzik albümünün dışında da karşılıklı iki dile çeviri çalışmalarımız oldu ve sayısız konserde seslendirildi. Halen de, Tamás’ın öğrencileri ile bu çalışmalarımız sürüyor. Bu tür çalışmaları en değerli biçimde sürdürdüklerini bildiğim iki kardeşimin adını burada da anmak isterim. Majda Mária Guessous ve Balázs Sudár. Çok sayıda Anadolu türküsünü bu dostlarımın ağzından Budapeşte’de dinleyebilirsiniz. Çalışmaların ortak özelliği, Macar ve Türk kültürünü olası en özgün biçimde yansıtıyor olmaları. Zaten amaç da bu: “Birbirimizi daha iyi tanıyalım.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız