birgün

28° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 21.06.2021 09:12

Her yeni albüm yeni bir sınav

Bize Özel isimli yeni albümüyle dinleyiciyle buluşan Flört grubundan Ata Akdağ, “Flört için her yeni albüm, yeni bir sınavdır. Bizi ilk kez duyanların yanında, dinleyicimizle de yeni bir tanışma gibidir” diyor.

Her yeni albüm yeni bir sınav

Fotoğraf: Hakan Çokgezen

Soldan sağa: Çağatay Kehribar, Ata Akdağ, Bülent Ay, Ozan Kotra

Işıl Çalışkan

Türkçe rock müziğin nevi şahsına münhasır gruplarından Flört, 4 yıl aradan sonra yeni bir albümle dinleyici karşısında: Bize Özel.

Evet, tıpkı adı gibi “Bize Özel” bir albüm bu. Gerek politik göndermeleriyle gerek aşka ve dostluğa dair hikâyeleriyle notalar aracılığıyla içsel bir yolculuğa çıkaran Flört, bu albümde de geleneği bozmuyor. Albümde yer alan şarkıların söz ve müzikleri, enstrüman çalımları ve düzenlemeleri gruba ait. Geçmişle bugünü ustalıkla harmanlayan grup, “Bize Özel”i analog teknolojiyle kaydederken, 2 inç analog bant kullandı. Analog kayıt teknolojisini Flört soundunu tam anlamıyla yaratabilmek için kullandıklarını belirten grup üyeleri, “Yazdığımız şarkılar analog bant sıcaklığını ve duyumda o genişliği istiyor” diyor.

Grup üyeleriyle yeni albümünü ve müzik serüvenini konuştuk.

Flört için 4 yıl ara uzun bir süre denebilir sanırım. 4 yıl aradan sonra yeni bir albümle dinleyiciyle buluşmak nasıl? Üstelik dünyada da ülkemizde de pek çok şey değişmişken…
Ata Akdağ:
Önceki albümden sonra kendi aramızda “2020’de bir albüm yayınlarız” diye konuşuyorduk, ancak elimizde olmayan bazı nedenlerden ötürü biraz geciktik. Bugünden bakınca “Her işte bir hayır vardır” sözünün doğruluğuna inanır oldum. Çünkü albüm 2020’de çıksaydı bazı şarkılar henüz bestelenmemiş olacaktı, kayıtlar 2019’da bitmiş olurdu. Albümün adı Bize Özel olmayacaktı, hatta bu dörtlü de olmayacaktı. Değerli davulcu Bülent Ay aramıza 2020’de katıldı ve son 1 yılımız tamamen ‘Bize Özel’i mükemmele ulaştırma çabasıyla geçti. Bu çabaların sonucunu dinleyicimizle paylaşmayı dört gözle bekliyorduk, albümün yayınlanması üzerimizden büyük bir yük aldı. Müziğin dünyayı güzelleştirmesine büyük ihtiyaç duyulduğu şu dönemde, sanırım bu albüm hepimize ilaç gibi geldi.

Ozan Kotra: İyi bir işle dönmek yeterli değildi. Harika bir iş yapmalıydık. Dinleyicimiz bizden bunu istiyordu. Umut Kuzey'in de zorlamasıyla, yaşadığımız grup içi karanlık dönemi geride bırakıp, elimizden gelenin en iyisini yapmak için kolları sıvadık. Daha önce "Cemiyette Pişiyoruz" albümünde çalıştığımız ve yıllarca hayalini kurduğumuz davulcu Bülent Ay'ın katılımı da, Flört'ün olgunluk çağı dönemine büyük bir katkı yaptı. Dinleyicimiz de tam tahmin ettiğimiz gibi Bize Özel'i beğeni ve ilgiyle karşıladı.

Çağatay Kehribar: Zamanla yaşadıklarımız ve hissettiklerimiz bizi bir sürece sokar. Üzerimizde bir gelişim tabakası oluşur. Tıpkı bir tohumun çatlaması gibi çatlar, büyür ve meyve verir. İşte bu meyveyi paylaşıp, yükümüzü boşaltıp, daha hafif ve huzurlu bir şekilde yola devam ederiz. Benim inancım; dünyaya yapmak üzere geldiğimiz iş bu. Dünyada ne değişirse değişsin, bu bir şekilde devam edecek.

Bize Özel’in Flört kariyerindeki önemini nasıl anlatırsınız?
Ata Akdağ:
Flört dinleyicisi yaklaşık 5-6 yıldır “Sizden ‘Demli’ gibi bir albüm bekliyoruz” diyor. ‘Bize Özel’ yayına girdiği 24 saat içinde “Demli’den sonraki en iyi albüm” olarak nitelendirilmeye başlandı. Henüz çok erken elbette, ancak zaman içinde Flört’ün en iyi albümü olarak diskografimizde yerini almaya aday görünüyor. Her grubun kariyerinde iniş çıkışlar olur, ancak en iyi albümünden 11 yıl sonra yine o seviyede bir albüm yapabilen grup sayısı çok azdır. Dünyada 40-50 yılı deviren, hâlâ devam eden efsaneleşmiş gruplar var. Onların diskografilerine göz atarsanız ne demek istediğim daha net anlaşılabilir. Umarım bu nadir görülen durumu gerçekleştirebilmişizdir.

Analog teknoloji kayıt ile Flört şarkıları bir bütün haline geldi. Nostaljik kıyafet tarzlarınızla da birleşince tüm bunlar bir imajı oluşturuyor aslında. Bir müzik grubu için imaj ne ifade eder?
Ata Akdağ:
Müzik sektöründe imaj çok kapsayıcı bir terim. Albüm kapağınızdaki görselden kıyafetinize, şarkı sözlerinizle yaşamınız arasındaki uyumdan güncel olaylar karşısındaki duruşunuza dek hepsi bir bütündür. Burada aranan başlıca özellik tutarlı olmanız ve müziğinizle görüntünüz arasındaki uyumdur. Flört müziği çok çeşitli tarzları içinde barındırdığı için, bu çeşitliliği yansıtmak adına zaman zaman değişik görsel unsurlar deniyoruz. Nostaljik görünmek gibi bir motivasyonumuz yok, video kliplerimizde şarkının hikâyesi neyi gerektiriyorsa ona uygun bir kıyafet seçiyoruz. Burada asıl amaç, yaptığımız müziğe uygun bir görsellik sunmak ve müzikten yayılan atmosferi dinleyiciye daha yoğun bir şekilde yaşatmak. Analog kayıt teknolojisini de Flört soundunu tam anlamıyla yaratabilmek için kullanıyoruz. Yazdığımız şarkılar analog bant sıcaklığını ve duyumda o genişliği istiyor. En önemlisi de dijital kayıtta sıkça rastlanan birbirine eklenmiş, kesik kesik kaydedilmiş duygusunu değil, canlı bir performans icrası hissini istiyor. Bant döner ve olabildiğince kesintiye uğratmadan çalar, söyleriz. Analog kaydın ruhu budur.

AMAÇ DÜNYAYA HOŞ BİR SEDA BIRAKMAK

21 yaşındaki Flört’ün karakterini nasıl anlatırsınız?
Çağatay Kehribar:
Şakacı ama bir o kadar da ciddi.

Ata Akdağ: Flört, kelime anlamının da çağrıştırdığı gibi, yeni başlangıçlara açık olmak ve daima ilk günkü heyecanı korumakla ilintili bence. Kendimizi tekrar etmekten pek hoşlanmayız. Zor dönemlerde düştüğümüz yerden kalkmaya çalışırız. Kimseyi sonsuza dek kazandığımızı düşünmeyiz, “Ne yaparsak dinlemek zorundalar” gibi bir felsefemiz asla olmadı. Flört için her yeni albüm, yeni bir sınavdır. Bizi ilk kez duyanların yanında, dinleyicimizle de yeni bir tanışma gibidir. Çünkü değişime ve gelişime inanıyoruz. Hayatın bize kattığı her yeniliği, o günkü yaşımızın tüm birikimini albümlerimize de yansıtmak istiyoruz.

Ozan Kotra: Flört, yaşadığı dünyaya hoş bir seda bırakmak istiyor.

Bir müzik grubunun 21 yıl sürdürülebilirliğini sağlamak kolay olmasa gerek. 21 yılda neler değişti? Geriye dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?
Ata Akdağ:
Hayatı bir yolculuk olarak ele alan görüşler var, buna ben de katılıyorum. Uzun bir yolculukta sürprizler olur, hızlı geçtiğiniz ya da yavaşladığınız yerler, sizde iz bırakan ya da sizin iz bıraktığınız insanlar olur. Molalar vardır. Bazen yol arkadaşlarınızdan bazılarını kaybedersiniz, geçtiğiniz bir yerde kalmaya karar verir ya da evlerine dönerler. Flört’ün yolculuğu da aşağı yukarı böyle. Yaşamımıza eşlik etti, onla beraber büyüdük. Başlarken çok gençtik, sanırım artık olgunlaştık. Bunu da şuradan anlıyorum, ‘Bize Özel’ albümünü yaparken hemen hiç kavga etmedik. Tartışmaların tamamı müziğin daha iyi tınlaması içindi. Genç arkadaşlara bir tavsiye vermemiz gerekse, yeni farkına vardığım şu gerçeği paylaşırdım: Hiçbir konuyu kişiselleştirmeyin, sadece müziğinizin nasıl daha iyi tınlayacağına kafa yorun. Tek derdiniz bu olsun.

SÖYLEYECEK SÖZ YOKSA BU İŞİ NEDEN YAPIYORUZ!

Şarkılarınızda politik göndermelere de yer veriyorsunuz…
Ozan Kotra:
Biz fikirlerimizi kimi zaman ince bir nükteyle, kimi zaman da "Kutup Ayısı" gibi kahkaha atarak ifade ederiz. Söyleyecek sözümüz, anlatacak fikrimiz yoksa ne diye bu işi yapıyoruz ki?

Çağatay Kehribar: Amaç politik olmak değil ama bir şey söylediğinizde otomatikman politik bir durum yaratmış oluyorsunuz.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol