birgün

16° AÇIK

GÜNCEL 26.10.2021 07:05

‘Hocanızı kızdırırsanız nöbet 56 saate çıkıyor’

‘Hocanızı kızdırırsanız nöbet 56 saate çıkıyor’

Nisa Küçük

Dr. Rümeysa Berin Şen’in ölümü, asistan hekimlerin maruz bırakıldığı insanlık dışı çalışma koşullarını bir kez daha gündeme getirdi. Asistan hekimler, yaşadıklarını BirGün’e anlattı.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi mezunu M.B. iki yıldır çocuk polikliniğinde asistan hekim olarak çalışıyor. Koşulların çok ağır olduğunu vurgulayan M.B. “Asistan hekimler çok eziliyor. Sistem hiyerarşiyle ilerliyor. Asistan hekimler arasında bile kıdem var. Çalışma koşullarının en kötü olduğu birimler cerrahi ve kadın doğum. Benim bölümümde de koşullar çok kötü. Asistanlık süremin bitmesi için gün sayıyorum” diyor.


YASAĞI TAKAN YOK

Cerrahi bölümünde dört aydır asistan hekim olarak görev yapan E.A., asistanların birime ilk geldiğinde ‘çömez’ olarak adlandırıldığını anlatıyor. Bu niteleme, onlara bitmek bilmez mesailer olarak geri dönüyor: “Hastanenin, birimin bütün yükünü çömez olarak adlandırılan asistan hekimler kaldırıyor. Ayda bir doktorun 14 nöbet tutması yasak; ama bu tabii ki uygulanmıyor. Yasal olarak hafta içi 12 saat, hafta sonu 24 saat olacak şekilde nöbet tutuluyor. Özellikle ‘çömez’ denen asistan hekimler ayda 14 nöbet tutuyor. Bölüme başladım başlayalı aylık 14’ten az nöbet tutmadım.”

CEZA NÖBETLERİ

Bir diğer yakıcı sorun ise mobbing. Özellikle cerrahide mobbingin çok fazla olduğunu söylüyor E.A. Üstelik bu mobbing ‘ceza nöbetlerini’, dolayısıyla daha uzun çalışma saatlerini beraberinde getiriyor: “Bir gün bir pansumanı iyi yapmadınız diye ceza nöbeti alabiliyorsunuz. Bu ceza nöbeti denen kavram en çok benim çalıştığım cerrahi bölümünde kullanılıyor. Eğer hocanızı sinirlendirirseniz bu ceza nöbetine maruz bırakılıyorsunuz, bu da peş peşe iki nöbet demek. Böylelikle eve gitmeden 56 saat çalışmış oluyorsunuz.”

NEDENİ SAĞLIK SİSTEMİ

Dahiliye bölümünde bir yıldır asistan hekim olarak çalışan D.U, 30 saattir uykusuz çalıştığını belirtiyor. Rümeysa Berin Şen’in hayatını kaybetmesinin sebebinin sağlık sistemi olduğunu vurgulayan D.U, “Bölüme göre koşullar görece değişiyor ama her bölümde uzun mesai var. Yarın nöbetten çıktıktan sonra aynı şey benim de başıma gelebilir” diyor.

“Sabah hastaneye geliyoruz, sekiz saatlik mesai bitiyor, nöbet başlıyor, nöbet bitiyor, diğer günün mesaisi başlıyor...” D.U. çalışma düzenini böyle özetliyor. Nöbetlerin bu kadar fazla olmasının halk sağlığı için de riskli olduğuna dikkat çeken genç hekim, son olarak şunları söylüyor:

“Nöbet tutarken beş hekimin yaptığı işi tek başına yapman gerekiyor, bu da 36 saati 48 saat gibi hissettiriyor. Koşullar zorlaştıkça doktorlar istifa ediyor, doktor sayısı azalınca iş yükü artıyor. Bu yükün altında yine asistan doktorlar eziliyor.”