birgün

23° PARÇALI AZ BULUTLU

BİRGÜN KİTAP 30.07.2020 09:55

İbrahim Ünal’ın aklında kalanlar

İbrahim Ünal’ın kaleme aldığı ‘Tarihe Not’, 1976-1980 arası Türkiye’de olup bitenleri aktarmakla kalmıyor, biraz daha özele inerek Türkiye Komünist Partisi/ Marksist-Leninist (TKP-ML) içinde yaşananları hatırlatıyor.

İbrahim Ünal’ın aklında kalanlar

Bülent AVCI

1970’leri yaşayanların önemli bir bölümü, onca yokluğa rağmen o dönemde dostluğun dostluk, kavganın kavga, politikanın politika ve emeğin emek olduğunu düşünüyor. O yılları “bir başkaydı” diye niteleyenlerin sayısı hiç de az değil. Sağa sola yalpalayan Türkiye’de kimin kim olduğu ve kimin neyi savunduğuna dair ilk ipuçları bu dönemde ortaya çıkmıştı. Günümüzde nostalji tüketiminin bir parçası hâline getirilmeye çalışılan 1970’leri yaşayanların hakikatleri anlatma kaygısı, bahsi geçen ipuçları üzerinde yükseliyor.

Özellikle 12 Mart muhtırası ve ardından sola yönelik bir şiddet dalgasıyla şekillenen 1970’lerdeki tartışmalar, hesaplaşmalar ve kazanımlar arı duru bir anlatım gerektiriyor. İbrahim Ünal’ın kaleme aldığı ‘Tarihe Not’, 1976-1980 arası Türkiye’de olup bitenleri aktarmakla kalmıyor, biraz daha özele inerek Türkiye Komünist Partisi/ Marksist-Leninist (TKP-ML) içinde yaşananları hatırlatıyor.

1976’DAN CUNTAYA

Ünal’ın kitabının alt başlığı ‘Aklımda Kalanlar’. Tarihi olayları ve yaşanmışlıkları anlatırken beliren risklerin başında doğruların, yorumlarla ya da yanlış hatırlamayla birbirine karıştırılması gelir. Bu durum, hakikati öteleyip yerine kanıları ve kanaatleri geçirir.

Ünal’ın “akılda kalanlar” diyerek hem bu olasılığı bertaraf etmeye çalıştığı hem de anılarıyla o dönem Türkiye’de yaşananları buluşturan bir metin kotardığı aşikâr.

Söz konusu anlatım içinde, 1970’lerin ikinci yarısından 12 Eylül darbesine kadar Türkiye’deki devrimci coşku yazarın yaşadıklarıyla birleşiyor: 1976’da bir ayrışma süreci geçiren, İbrahim Kaypakkaya tarafından kurulmuş TKP-ML’nin hikâyesi ile Ünal’ınki bütünleşiyor ‘Tarihe Not’ta. Başka bir deyişle devrimci pratik ile onun içinde yer alan yazarın paralel yürüyen öyküsü bu.

Kitabın bir başka önemli özelliği, yazarın aklında kalan ve bizzat yer aldığı 1976-1980 arasındaki sınıf mücadelesini siyasal tarihle yan yana aktarması. Ünal, bu siyasi tarihle yüzleşip hesaplaşırken dönemi, TKP-ML özelinde kâğıda dökerek bir tarih yazımına imza atıp o dönem beraber mücadele ettiği dostlarını ve yoldaşlarını da anıyor.

1975’ten beri siyasi mücadele ve sol içinde yer alan Ünal’ın tanıklığı, hem 1976-1980 arasının kavranması hem de TKP-ML’nin tarihsel öneminin anlaşılması bakımından önemli. ‘Tarihe Not’ da bu anlayışla o dönemin genel havasına uygun şekilde kolektif çalışmayla kotarılmış; İbrahim Ekinci’nin deyişiyle “giden yoldaşların anısına adanmış.”

İNANDIĞINI SÖYLEMEK

Kitap, 1976’da TKP-ML’nin bölünme süreciyle başlayıp cunta yönetiminin iş başına geldiği 1980’e kadar yaşanan hemen her olayı anlatıyor. Bununla birlikte, söz konusu tarih içinde TKP-ML’de politik mücadele yürütmüş isimler de anlatıma katkı sunuyor.

Solun kendi içindeki tartışmalarıyla birlikte hem Türkiye’de hem de dünyada yaşananlara ilişkin öne sürülen fikirler ve girişilen kavgalar da bulunuyor ‘Tarihe Not’ta.

Kitabın bir başka yönü, yarım asır sonra, 1970’lerin ikinci yarısındaki mücadeleyi hatırlatıp özeleştirilere yer vermesi. Ünal’ın çabası, bu bağlamda eksikleri giderme amacı taşırken eksik bırakılanların tamamlanması için bir çağrı niteliğinde.

Ünal, söz konusu çabasını şöyle özetlemiş: “1976-1980 arası bizim kuşağın zamanıdır. Dolayısıyla burada ‘eleştiri’ gibi algılanabilecek değerlendirmeler, en fazla kendimize eleştiridir. Ama olsun, zararı yok. Zira işte geçen kırk-elli yılın kazandırdığı en önemli şey belki de bu: Olup bitenin bize dokunup dokunmadığıyla ilgilenmemek! Başkalarının ne diyeceğiyle ilgili de aynı şeyi söylemek mümkün. Ömrüne dalya demiş İngiliz yazar Diana Athill’in ifadesiyle “Yaşlanmanın en büyük avantajlarından biri bu; başkalarının ne düşündüğünü umursamaktan vazgeçiyorsun.’ İlave edelim; inandığını söylemenin başkalarına çok daha büyük bir saygı olduğunu zamanla anlıyorsun.”

İşte ‘Tarihe Not’, bu saygıyı barındıran, geçmişi ve geçmişten bir kesiti cesaretle anlatan bir kitap.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız