birgün

-3° AÇIK

ARŞİV 09.03.2008 22:51

İnatçı sosyalist: Sadun Aren

Prof. Sadun Aren, Ankara’da yaşama veda etti. Türkiye sosyalist tarihinin önemli kişiliklerden biri olan Sadun Aren, yaşamı boyunca sosyalizmi savundu. 86 yıllık yaşamına Meclis’te girdi, hapishaneler de…

İktisat profesörü olan Sadun Aren, 1922"de Erzurum"da doğdu. 1940"ta Eskişehir Lisesi"ni, 1944"te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. 1945 yılında aynı okulda asistan olan Aren, 1950 yılında doçent oldu. 1951 yılında İngiltere gönderilen Sadun Aren, 1956 yılında Türkiye’ye geldiğinde tutuklandı. TKP’lilerin yargılandığı davada beraat etti.

1957 yılında profesör olan Aren, 27 Mayıs’tan sonra, Eylül 1960’da Devlet Planlama Teşkilatı danışmanlığa getirildi. Bu görevini 1962 yılına dek sürdürdü. 1960’lı yıllarda yükselmeye başlayan toplumsal hareketin öncü isimlerinden olan Aren, Sosyalist Kültür Derneği"nin kurucuları arasında yer aldı. 1963 yılında Türkiye İşçi Partisi (TİP)’e üye oldu ve yönetimde yer aldı. 1965 Seçimleri’nde TİP İstanbul milletvekili olarak Meclis’e girdi.

Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanan Sadun Aren, 12 Mart darbesinde TİP yöneticileriyle birlikte tutuklandı. 12 yıla hüküm giyen Aren, 1974 affı ile serbest kaldı. 1976 yılında DİSK’te danışman olarak çalışmaya başladı.

12 Eylül darbesinde önce ders notları “Marksist içerikli” bulunduğundan, ardından da DİSK’te çalıştığından tutuklandı. 1984 yılında tahliye olan Aren, Türkiye solunun 12 Eylül sonrası yeniden toparlanma çalışmalarında yer aldı. 1991 yılında kurulan Sosyalist Birlik Partisi (SBP)’nin kurucu genel başkanı oldu. 1994 yılında kurulan Birleşik Sosyalist Parti (BSP)’nin de kurucu genel başkanı olan Sadun Aren, 1996 yılında kurulan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)’nin onursal genel başkanı oldu.
Bir Marksist olarak yaşamayı beceren, inançlı ve inatçı bir sosyalist olarak yaşamını sürdüren Sadun Aren, ardında çok sayıda kitap ve makale bıraktı. Türkiye sol hareketinin öncü isimlerinden Sadun Aren, düşünceleriyle yaşayacak…

* * *

SADUN AREN’İN ANILARINDAN
12 Mart darbesi ve tutuklanışım

12 Mart darbesi olduğu zaman hemen partiyi kapatmadılar. Zaten 12 Mart’ta emirle hiçbir parti kapatılmadı. (…) Düzce’den Ankara’ya döndük. Gece üç civarında geldiler. Doğrusu ben hiç beklemiyordum. Kapı çalındı, açtım, baktım iki tane albay. Bütün merdivenlerde asker dizilmiş, çıkarken gördüm, dışarıda iki tane askeri araba vardı. İçeri girdiler, bir kısım kitapları aldılar, çoğu da benim ismime yazılmış kitaplardı, doğrusu onlara çok üzüldüm. Çünkü muhafaza edemediler, bir daha geri alamadım. (…) Beni Yıldırım Bölge’ye getirdiler, hangar gibi bir yere soktular ve kapıyı üzerime şırank diye kapadılar.

Ertesi gün kalkınca bizi başka bir koğuşa naklettiler. Orada bir sürü tanıdık insan vardı. Şimdi hatırlayabildiklerim: Cahit Talas, Halit Çelenk, Bahri Savcı, Uğur Mumcu, Adil Özkol, Mümtaz Soysal, Fen Fakültesi’nden birkaç arkadaş vs. Fen Fakültesi’nden birkaç profesör ve doçent alınmıştı, onları o fakülteden bir bayan profesör ihbar etmiş.

Puslu Camın Arkasından, Sadun Aren, İmge Yay., 2006.


* * *

ÖDP’den açıklama
Prof. Sadun Aren"in kaybının ardından Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Merkezi’nden aşağıdaki açıklama yapıldı: "Partimizin kurucusu ve Onursal Genel Başkanımız, sosyalist hareketin ve mücadelenin çınarı Sadun Aren Hocamız’ı kaybettik. Son nefesine kadar sosyalizme dair inanç ve değerlerini koruyan Hocamız’ın mücadelesini ve değerlerini yaşatacağız. Tüm sosyalistlerin başı sağolsun. Şanına yaraşır bir uğurlama için tüm sosyalistleri ve halkımızı cenaze törenine davet ediyoruz. Cenaze töreninin programı aşağıdaki gibidir: 10 Mart 2008 Pazartesi. 11:00 TBMM önü. 13:30 Siyasal Bilgiler Fakültesi önü. 14:30 Kocatepe Camii’ndeki ikindi namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’nda defin. ÖDP Genel Merkezi."


* * *

Hoca’nın ardından
Oğuzhan Müftüoğlu: Türkiye"deki sosyalizm mücadelesinin önemli isimlerinden Sadun Aren Hocamız"ı kaybettiğimizi derin bir üzüntüyle öğrendim. Uzun yıllar sosyalizm mücadelesinin farklı kulvarlarında yer aldık. Yaşamının son yıllarında ÖDP içinde yan yana mücadele ettik. Bütün mücadele arkadaşlarının ve sevenlerinin başı sağolsun.

Süleyman Çelebi : Sadun Hoca"nın vefatı bizim açımızdan büyük kayıptır. Emekçi sınıfın çıkarları için çabalayan, yaşamını buna adayan önemli bir siyasetçiydi. Hapishanede beraber yattık, beraber yargılandık. Moral hocamızdı. Darbelerin nedenini, sınıfsal mücadeleleri anlayan, yorumlayan çok önemli bir insandı. Benim bireysel olarak kendisine danışmışlığım ve kendisinin bana katkıları çoktur.

Atila Aytemur: Sadun Hoca özellikle 12 Eylül sonrası solun toparlanmasında çok önemli rol oynayan bir insandı. Nitekim kendisini 80 sonrası 90 başında çabalarının ürünü olan Sosyalist Birlik Partisi"nin başında buluyoruz. Onu takiben Kürt sorunu nedeniyle SBP"nin kapatılma ihtimali çıktığında diğer siyasi alanlardan arkadaşlarla yeni bir girişime önayak oldu ve BSP"nin kurulmasında daha sonra ise, 1996 Ocağında ÖDP "nin kuruluşunda önemli rol oynadı ve solu ezen 12 Eylül darbesine verilebilecek en örgütlü yanıtın ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. Bireysel hırsları yoktu. Koltuğu ikbal mevzuu görmezdi. Hepimizin hatıralarında müstesna bir yere sahip bir kişiydi, kaybı üzüntü verici.

Nihat Sargın: Çok eski bir arkadaşımı, yoldaşımı kaybettim. Ne diyebilir ki insan. Fena halde sarsılmış durumdayım.

Masis Kürkçügil: Herşeyden önce özellikle 12 Eylül sonrası sosyalist hareketin canlanması için çaba sarf etti. SBP"nin oluşumunda daha sonra BSP ve ÖDP"nin oluşumunda çok önemli roller oynadı. Aktif siyaset yaptığı yıllarda sakinliği, çelebiliğiyle solun derlenip toparlanmasında belirleyici rol oynadı.

Atilla Aşut: Sadun Aren bu ülkenin ve Türkiye İşçi Partisi’nin efsane adlarından biriydi.Hepimizin Sadun Hoca’sıydı. Sosyalist mücadeleye bütün bir ömrünü adamış bir dönem TİP çatısında parlementoda emekçileri temsil etmişti. Adı bir kuşağın anılarında hep canlı ve diri kalacak. Mücadele arkadaşlarına ve ailesine başsağlığı diliyorum.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız